ZÖMRÖT GÖZYAşI (RP EKRANI)

Farklı sistemler ve dünyalar üzerine hazırlanan aktif oyunlarımızın bulunduğu bölümdür.
Locked
Darkgnome
Kullanıcı
Kullanıcı
Posts: 3918
Joined: Sat Jan 31, 2004 10:00 am
Location: Ankara

Post by Darkgnome »

Oldukça kötü bir gezi oluğu kesindi. şehirin her kesiminde aslında olması gerektiği ama Casper'ın olmamasını istediği gibi kurugürültü kalabalık vardı. Buradan anladığı kadarıyla rahat edebileceği tek yer Arutha'nın sarayı olarak kalıyordu.

Gezi boyunca sürekli kendisine avantaj sağlayacak saklanabileceği tipte yerler aradı gözleri ama ormanda saklanmaya eğitimli gözler şehirin binalarla kaplı yalancı ormanında sadece üstünkörü bir inceleme yapabiliyordu. Gece vakti ise buaların nasıl olacağını henüz kestirememişti.

Cleo'nun sürekli olarak devam eden memnuyetsizliğini fark etmişti. Bilgiye aç olduğu belliydi ama asıl bulmak istediği şeyin başka olduğu belliydi. "Bilmemenenin büyülü bilmemne" dükkanının adını gördüğünde yüzündeki sürekli gülümsemedeki büyüme dükkanın dışına çıktıklarında yine küçülmüştü.

*Herhalde onun içinde verimli bir gezi olmadı*

diye geçirmişti Casper içinden.

Bütün bu tanıtma boyunca aslnda aklında bir soru daha vardı. Acaba James onların görevlerini biliyormuydu. İnsanlarla kaynaşamadığından onlara güvenmekte de her zaman zorluk çeken Casper için bunu bilmeden James'e sorular sormak çok zordu. Kafasındaki sruları dolambaçlı yollarddan sormak için yollar ararken çoğunlukla sorunun asıl sorulacağı yeri geçmiş oluyorlardı. Soruyu sorduğunda ise James'in ona sanki biraz geri zekalıymış gibi bakması sinirine dokunuyordu.

En son, ayrılıktan önce, uzun zamandan beri sormayı düşündüğü ancak bir türlü kafasında toparlayamadığı soru bir anda kafasında belirdi. Bunun daha önceden aklına gelmemesine gerçekten çok sinirlenmişti.

"Güzel bir geziydi James. Seninlen daha sonra tekrar sık sık görüşecek miyiz yoksa sen bize şehiri gezdirdiğine göre artık bizimle olan ilişkin bittimi?"

Sözleri aklında tarttığından biraz değişik söylemişti sanki. Oysaki ağzından çıkana kadar o kadar güzel bir konuşma hazırladığını düşünüyorduki.
Göz alıcı tepenin yerinde artık binalar yükseliyor. Büyük, ulu; ama büyüleyici mi? Sislerin ardından ışığı daha net görürdüm, şimdi, kalabalığın içinde, koca bir boşluktayım.
Eskisi ka
Andero
Seçilmiş Savaşçı
Posts: 758
Joined: Thu Jun 24, 2004 10:00 am
Location: İstanbul

Post by Andero »

Casper'ın sorusu üzerine James'in sol kaşı hafifçe kalktı. Düşünür gibi bir görüntüsü vardı. Sonra gülümsedi ve,

- Bilmem ki babalık. Arutha nasıl öngörürse. dedi ve hafifçe göz kırptı.

- E beyler saray mı lağım mı napıyoruz? diye sordu.
Sadness is my reward because I hate, because I am alone, because I exist. It is the thing which reveals my rage, my envy. I neither live nor die. I will always pursue her. I am sad, I am angry and, I am waiting my time, because I am it, revenge itself.
BrokenBlade
Süresiz Banlanmıştır
Posts: 441
Joined: Mon Aug 01, 2005 10:00 am
Location: GraveYard
Contact:

Post by BrokenBlade »

Darkgnome wrote: "Güzel bir geziydi James. Seninlen daha sonra tekrar sık sık görüşecek miyiz yoksa sen bize şehiri gezdirdiğine göre artık bizimle olan ilişkin bittimi?"

Bütün yorucu günün ardından Cleo bu lafı duyduğunda hissettiğ öfkeyi göstermemek için yüz kaslarına inanılmaz bir biçimde germek zorunda kaldı.Tam bir morona benziyor olmalıydı şimdi.Fahişeler görmüştü,hırsızlar görmüştü, o sahtekar acaip malzemeler satan-örneğin üstünde yavru kırmızı ejderha dişi yazan şeyin aslında bir Köpek azı dişi olması gibi- adamı görmüştü,kendini beğenmiş tüccarları seyretmişti....Tamamen boş bir gündü kendisi için.

Bu lonca ne yapacak ki bu şehirde diye düşünmeden de edemedi.Normal bir şehirdi herşeyiyle...Ne bir fazlası ne bir eksiği...İlginç birşeyler olduğunu seziyordu Cleo.En azından içindeki bir ses "sonra çıkacak bunun kokusu" diyordu.

Ehm..Ehrm...Evet süperdi.Özelliklkhle lağım sistemiyle ilgili konuşmana evet KONUşMANA bayıldım.Gerçekten güzel bir işçilik örneği. Sakinliğini kaybetmeli uzun zaman olmuştu.Sonra öfkenin yorgun ayaklarına hiçbir katkısı olmayacağını sezdi.SakinleşerekSarayda yatmak isterim dedi ve ekledi içinden Sarayda benimle olacaksan lağımda yatmak daha cazip geliyor....
Darkgnome
Kullanıcı
Kullanıcı
Posts: 3918
Joined: Sat Jan 31, 2004 10:00 am
Location: Ankara

Post by Darkgnome »

Cleonun yorulduğunu anlayabiliyordu ama bulunduğun yeri tanımak her zaman için daha önemliydi. James'in onları hala gezdirmek istemesi onu aslında biraz rahatlatmıştı gece gezisinede ihtiyacı vardı. Uykusuzluk yada yorgunluğa alışkındı ama yabancılığa...

"Peki hala o zaman... İstersen şöyle yapalım James saraya dönelim ve biraz dinlenme bilgilerimizi bir harita üstünde tazelemeye zaman ayıralım. Sonrasında bir de gace vaktinde bu şehirirn nasıl olduğunu araştırmaya çıkalım. (*Kahretsin göründüğünü demeliydim!) şehirinizi tanımayı gerçektende çok istiyorum."

Yalan söylerken hep zorlanan Avcı en azından doğruları biraz eksik söyleyerek daha rahat edebileceğini düşünmüştü. Ama nedense içinden James'in onun söylediği her sözün altındaki manayı çıkaracak bir deha olduğu gibi bir ses bağırıp duruyordu. Bu seste doğruları eksik olarak söylemek bile gerçekten çok zordu.
Göz alıcı tepenin yerinde artık binalar yükseliyor. Büyük, ulu; ama büyüleyici mi? Sislerin ardından ışığı daha net görürdüm, şimdi, kalabalığın içinde, koca bir boşluktayım.
Eskisi ka
Andero
Seçilmiş Savaşçı
Posts: 758
Joined: Thu Jun 24, 2004 10:00 am
Location: İstanbul

Post by Andero »

James adamlara baktı ve düşünceli bir tavır takındı. Ardından,

- Hmmm. Pekala hadi saraya gidelim o zaman. Dinlenin güzelce ama akşam gezme fikriniz yanlış sevgili ormancı. Nedenini daha sonra söylerim.

James ikiliyi yanına alarak yakın bir yerden bir at arabası tuttu ve arabacıya saraya gitmesini söyledi. At arabasının yavaş hareketleri ve ufak sarsıntıları içindekileri yavaş yavaş saraya doğru götürürkenüçlü oturmuş ve biraz daha sohbet etmişlerdi. Açıkca konuşmak gerekirse, Cleo ve Casper'ın zihninde Krondor için kaba taslak bir anlayış oluşmuştu.

Araba yaklaşık bir saat içinde saraya vardı ve saray bekçilerinin James'i görüşü üzerine araba içeri alındı. Sarayın bahçesinde de bir süre ilerledikten sonra sarayın ana iç kapısı önünde durdular ve arabadan indiler.

Odalarına dağılmadan önce James,

- şimdi ormancı. Krondor'a Arutha sizi neden çağırdı? Etrafta problem yaratan tipler var. Bu tipler ne zaman çalışır? Geceleri. Ben neyim? Prensin özel toprak beyi. Bunu bilmeyen var m? Yok. E o halde başımıza bela almak istemeyiz öyle değil mi? Zaten Arutha'nın dediğine göre yanınızda şehri bilen birisi de olacakmış. O yüzden bu kadar dert etmeyin. dedi ve iç çekerek devam etti,

- Evet gençlik. Ben kaçıyorum. İyi bakın kendinize. Umarım daha sonra görüşürüz dedi ve mutfağa doğru hareketlenmeden önce,

- Tek parça kalın. diyerek gözden kayboldu.
Sadness is my reward because I hate, because I am alone, because I exist. It is the thing which reveals my rage, my envy. I neither live nor die. I will always pursue her. I am sad, I am angry and, I am waiting my time, because I am it, revenge itself.
Andero
Seçilmiş Savaşçı
Posts: 758
Joined: Thu Jun 24, 2004 10:00 am
Location: İstanbul

Post by Andero »

Andaras için tatil sıkıcı geçmeye başlamıştı. İlk başta tatil, sırf kelime olarak bile, güzeldi ama daha sonra sıradanlık onu sıkmaya başlamıştı. Kendince eğlenmiş, hanlara ve barlara takılmış. Yaklaşık 1,5 süren seferinin bütün yorgunluğunu atmıştı üzerinden.

Evinde oturuyordu akşamda. Sıcak ev onun için artık görülmesinden sıkılınası bir yer olmuştu. Ne yapsaydı? Yatmak cazip geliyordu.

Yatmaya hazırlanacakken kapının çalındığını duydu.
Sadness is my reward because I hate, because I am alone, because I exist. It is the thing which reveals my rage, my envy. I neither live nor die. I will always pursue her. I am sad, I am angry and, I am waiting my time, because I am it, revenge itself.
Efla
Site Admin
Site Admin
Posts: 3913
Joined: Sat Apr 10, 2004 10:00 am
Location: Ankara
Contact:

Post by Efla »

Handa takılmak bile sıkıcı gelmeye başlamıştı. Özellikle dünkü şu sarhoşlar canını iyice sıkmıştı. Onlara derslerini vermek istemişti ama hancının ricası üzerine vazgeçmişti. FAturası ona patlayacaktı... En iyisi bugün hiç gitmemekti.

Kapını çalınmasıyla bir anda irkilmişti. Pek fazla gelen gideni olduğu söylenemezdi. Yoksa... Hayır olamazdı. Neden aptal aptal bekliyordu ki. Açmadan göremezdi. Gözleri kapının yanındaki askılıkta asılıduran kılıcına kaydı. Kötü şeylere de hazırlıklı olmak gerekirdi.

"Kim o?" Diye seslenerek. Kapıya yöneldi.

(RPde içeriye buyur ettiğini yazabilirsin Andero. Beklememiş oluruz. tabii sıradışı bi durum olmadıkça :D)
Chaos is the law of nature,
Order is the dream of man.
Darkgnome
Kullanıcı
Kullanıcı
Posts: 3918
Joined: Sat Jan 31, 2004 10:00 am
Location: Ankara

Post by Darkgnome »

"Ehe. evet."

Yüzünde yapmacık gülüşüyle sadece toprak beyini dinledi ve sonra ayrılırlerken onlara "tek parça" kalmalarını söyleyen James'in arkasından iyi geceler diledi.

Odasına kadar gayet sakin bir şekilde yürüdü ve kapısını kapatana kadar sakinliğini korudu. Sonrasında ise Casper'ın ona yakıştığını söylediği şapkasını hiddetle başından çekip yatağın üstüne fırlattı. Sıkılı dişleri arasından yüzünde kendini beğenmiş ve birazda ekşi bir ifade ile

"şimdi ormancı. Krondor'a Arutha sizi neden çağırdı... Ben toprak beyiyim..."

Yüzündeki ekşi ifadeyi daha da artırarak ve kendini beğenmiş rolünü olabildiğince artırmak için abartılı el ve kol hareketlerini de rolüne katarak

"Beeen toprak beyiyim!"

Yatağın üstündeki şapkasını bir tokatla yataktan aşağı attıktan sonra giysileri ile yatağın üstüne yattı ve tavana bakmaya başladı. Aslında şu anda kafasını d,nlemek için yıldızlara bakıyor olması gerekirdi ama bu taş binada ancak çatısına çıkılarak yada bahçesinden görülebilirdi. Doğru dahi olsa birisinin onu düzeltmesi onun çok sinirine dokunmuştu. şehirde işler farklıydu ve burada ne iş yarayabileceğini bir kere daha düşündü.

Yorgunluk hissetmiyordu. Hissetsede yatmayacaktı. Eğer işleri gece yapacaklarsa uyku düzeninde bazı değişikliklere gitmesi iyi olurdu. sabah geç kalkması sorun yaratmazdı ama erken uykunsunun gelmesi ölümünün sebebi olabilirdi.

Ayrıca yatmamasının bir sebei daha vardı. Ormanda arkasına saklanılacak çalılar, kayalar ve ağaçlar çok fazlaydı. Ancak şehirde her taraf binalar ile çevriliydi. Bazı ara sokaklar hariç saklanılabilecek nitelikte gölgeleri bulmak bile çok zordu. Ama evlerin üstleri bir okçu için ideal mekan olabilirdi ve ayrıca binaların sadece zemin kısmında saklanılacak yerler bulamdığında daha üstleride denemesi gerekecekti. Avcılık zamanında pek fazla kullanma gereği duymadığı bir beceriyi yani tırmanma becerisini geliştirmeliydi. Bunun içinde en iyi çalışma alanı bu karanlıkta bu taş bina ve yakındaki koruluktaki ağaçlar olacaktı.

İlk başta kolay yüzeyler üstünde çalışmasının iyi olabileceğini düşündü ve koruluktaki ağaçlara gitmek için giyinmeye başladı. Bu gece en azından 1 saatini ağaçlar ve belkide duvarlarada geçirecekti.
Göz alıcı tepenin yerinde artık binalar yükseliyor. Büyük, ulu; ama büyüleyici mi? Sislerin ardından ışığı daha net görürdüm, şimdi, kalabalığın içinde, koca bir boşluktayım.
Eskisi ka
BrokenBlade
Süresiz Banlanmıştır
Posts: 441
Joined: Mon Aug 01, 2005 10:00 am
Location: GraveYard
Contact:

Post by BrokenBlade »

Uzun ve yorucu günün ardından,odasına gitmekten memmuniyet duydu Cleo.Sinirlenmeye gerek duymuyordu artık,zaten hissettiği öfke de kasabanın sıradanlığı karşısında duyduğu hayal kırıklığından başka bir şey değildi...

Odasında bulunan aynanın karşısına geçti ve yüzünü izlemeye başladı.Soluk mavi gözler ona bakıyordu,biraz daha mı zayıflamıştı ne? Bir süre büyü sözlerini içinden söyledi.Büyünün o gizemli gücünü de kullanmamıştı uzun zamandır.Evet bir büyü kullanıcısı olmak hoşuna gidiyordu onun,diğerlerinden farklı hissettiriyordu kendine.
Ne yapıyorum ben,aynanın karşısına geçmiş kendimi beğeniyorum...

Sonra yatağna oturdu.Yavaş yavaş hayaller belirmeye başladı,aslan başlı bir adam,zombiler,Üstad Pug,Sahtekar büyü malzemesi satıcısı....

Bir süre geçtiğinde çoktan uyumuştu Cleo....
Andero
Seçilmiş Savaşçı
Posts: 758
Joined: Thu Jun 24, 2004 10:00 am
Location: İstanbul

Post by Andero »

Andaras kağıyı açtığında karşısında tanıdık bir simayla karşılaştı. Kendi öncü grubunda Mahlar karşısındaydı.

- Selamlar dostum. dedi asker ve devam etti.

- İçeri girmeyeceğim Andaras. Komutan Ellis haber yolladı. Seni yarın kamptaki odasında görmek istiyormuş. Tamtakım giyinip gidecekmiş yanına. Nedenini söylemedi. Yarın anlarsın heralde. dedi ve gitmek üzere döndü.

- İşlerim var dostum. dedi ve göz kırptı.

- Anlarsın ya... diyerek hafifçe gülümsedi ve merdivenlere yönelerek aşağı inmek üzere hareketlendi.
Sadness is my reward because I hate, because I am alone, because I exist. It is the thing which reveals my rage, my envy. I neither live nor die. I will always pursue her. I am sad, I am angry and, I am waiting my time, because I am it, revenge itself.
Andero
Seçilmiş Savaşçı
Posts: 758
Joined: Thu Jun 24, 2004 10:00 am
Location: İstanbul

Post by Andero »

Askerler sarayın bahçesinde nöbet tutuyorlardı. Casper odasından çıkmış ve deri giysilerini kuşanmış olarak sarayın ağaçlığına doğru ilerliyordu. Nöbetçiler Casper ile ilgili emirler kendilerine verilmiş ve eşgaller dağıtılmış olduğundan onu durdurmadılar.

Casper sarayın koruluğuna girdi. Burada gerçekten yüksek ağaçlar olduğu söylenebilirdi. Hele bazıları o kadar yüksek ve yaşlıydı ki Casper için onlara tırmanmak kesinlikle korkunç bir deneyim olabilirdi.

Avcı bir süre ağaçların arasında gezindi ve doğanın nefesini tattı. Burası ona şehrin gürültüsünden sonra cennet gibi gelmişti.

Bir süre sonra tırmanılabilecek bir ağaç kestirdi gözüne. Daha önce tırmanmayı pek denememişti. Üzerinde biraz çalışması gerekecekti.
Sadness is my reward because I hate, because I am alone, because I exist. It is the thing which reveals my rage, my envy. I neither live nor die. I will always pursue her. I am sad, I am angry and, I am waiting my time, because I am it, revenge itself.
Darkgnome
Kullanıcı
Kullanıcı
Posts: 3918
Joined: Sat Jan 31, 2004 10:00 am
Location: Ankara

Post by Darkgnome »

Ağacın iriliğine baktı ve yaptığı kararı bir kere daha düşündü. Belkide çıkmamalıydı. Cesaret almakiçin etrafına, daha alışık olduğu orman havasına baktı. Buraya kadar bunun için gelmemişti.

*Bir dahaki sefer belkide bir battaniye getiririm. Burada uyumak benim körelmemi engeller*

Sonra sadece kendisine güldü. Sanki ormana ihanet ediyormuş gibi hissediyordu ama o da bir insandı ve yatağı asla bir ağacın yanında yanında uyumaya tercih etmezdi. Belki yaz vakti olabilirdi.

şimdi bir ağaca çıkmak çin ne gerekir diye aklından geçirdi. Bir ip aslında işini her zaman kolaylaştırırdı ama onun ipsiz larak çalışması gerekecekti. Kendi ellerini kullanarak ve üstünde her türlü eşyası varken. şu an için her türlü eşya konusunu bir kenara atmıştı.

Tekrar etrafına bakarak koruğluğun ağaçlarından cesaret aldı. Soğuktan kanı hafifçe çekilmiş parmaklarını avucunun içine soktu ve ısınan parmaklarını birbirine sürtmeye başladı.

Elelri yeterince ısınmış avcı ağacın en altında duran o kalın dala gözünü dikti. Orası pekte sorun çıkartmayacak gibiydi. Tam koşupta atlamya hazırlanacaktıki birden durudu. Dalın yanına kadar gitti ve sıçrayarak dalı şöyle bir tarttı. Onun ağırlığını kolaylıkla taşıyacaktı sanki.

Tekrar eski yerine geçti ve planını tekrar kafasından geçirdi. Koşacak ilk adımını ağacın gövdesine atacak ve sonra dala tutunacaktı.

"Peki hala!"

Tekrar ağaca gözlerini dikti ve basacağı yere konsantre oldu. Bir ayağını geriye atarak bacaklarındaki kasları gerdi ve sonra tekrar dik konumda olduğu yerde durdu.

Ağacın yanına tekrar gitti ve bu sefer ayakkabılarının tabanını ağacın gövdesine sürerek kaygan olup olmadığına baktı. Hayor kaygan değildi.

Tekrar yerine geri döndü ve tam arkasına döneceği sırada

*Acaba ağacın dalına atladığımda kafama bir şey düşebilirmi!*

Diye bir düşünce uyandı aklında. Buradan bakıldığında herhangi bir tehilike yoktu ama yine de ağacın dalına bir kaç kere vurarak olabilecek bir kazayı en aza indirebilirdi. Tam ağaca doğru gidecektiki, birden adımları hızlandı ve koşuya dönüştü. Sürekli kontrolle bir yere varamazdı ve bu gidişinde artık ağaca çıkmaya başlayacaktı.
Göz alıcı tepenin yerinde artık binalar yükseliyor. Büyük, ulu; ama büyüleyici mi? Sislerin ardından ışığı daha net görürdüm, şimdi, kalabalığın içinde, koca bir boşluktayım.
Eskisi ka
Andero
Seçilmiş Savaşçı
Posts: 758
Joined: Thu Jun 24, 2004 10:00 am
Location: İstanbul

Post by Andero »

Casper ay ışığıyla yıkanan korulukta ağaca doğru koşuyordu. Her adımında karşısındaki ağaç büyüyor e onda biraz daha korku bırakıyordu. Ama neden başarmasındı ki? Ã?oğu kişi ağaçlara tırmanırdı. Onun ne eksiği vardı?

Casper ağaca doğru koştu ve zıpladı. Ama zıplayışı acemiliğiyle birlikte gerçekten çok kötüydü ve dalı ıska geçmişti. Son anda refleksif olarak ayağını ağaca vurarak ağaçtan destek aldı ve sırt üstü yere düşmek yerine biraz daha ince bir dala tutunabildi. Dal Casper'ın ağırlığıyla birkaç heyecanlı saniye boyunca sarsıldı ama dayanabilmişti. Bu birkaç saniye boyunca Casper'ın gözlerinin önünden prensin koruluğundaki ağaçların tahribatına verebileceği cezalardan bazıları geçti. Ama evet, dala tutnabilmişti. Dala tutunarak kendisini yukarı çekmeye çalıştı. Başardı da. Artık dalın üzerindeydi. Yukarıya doğru baktı. Ağacın dalları bir süre kalınlaşıyordu ama Casper tecrübelerine dayanarak dalların bir süre sonra incelmeye başlayacağını da biliyordu. Belki biraz yukarı çıkmayı deneyebilirdi.
Sadness is my reward because I hate, because I am alone, because I exist. It is the thing which reveals my rage, my envy. I neither live nor die. I will always pursue her. I am sad, I am angry and, I am waiting my time, because I am it, revenge itself.
Andero
Seçilmiş Savaşçı
Posts: 758
Joined: Thu Jun 24, 2004 10:00 am
Location: İstanbul

Post by Andero »

Cleo için yatağın gerçekten rahat olduğu söylenebilirdi. Hayal kırıklığı ve yorgunlukla dolu bir günden sonra yumuşacık yatak iyi bir ödüldü. Zira genç büyücünün uykuya dalması fazla zaman almadı.

.......................................

Cleo üzerinde bir rahatsızlık hissederek gözlerini açtı. Etraf korkunç karanlıktı. Ellerini yatakta gezdirdi. Çok sert ve soğuktu. Üstelik üzerinde yarıklar vardı!

Bir anda Cleo'yu bir çember içinde bırakacak şekilde ışıklar yanmaya başladı. Cleo'nun etrafında çember şeklinde yanan ışıklar Cleo'nun içinde bulunduğu çember hariç hiçbir yeri aydınlatmıyordu.

Cleo etrafına bakındığında taş bir zemin üzerinde yattığını hissetti. Nasıl gelmişti buraya?

Bir anda Cleo'nun kulaklarına tanıdık bir ses geldi.

- Selamlar büyücüm!...

Ses, Cleo'nun sınavında karşılaştığı ölü büyücünün sesiydi.

- Seni bunun kurtarabileceğini mi zannettin? dedi aynı ses ve ışık çemberinin içine bir aslan kafası düştü. Yerde biraz yuvarlanan kafa tam Cleo'nun başının önünde durdu.

- Benden kimse kurtulamaz... HAHAHAHAHAHAHAHA.....
Sadness is my reward because I hate, because I am alone, because I exist. It is the thing which reveals my rage, my envy. I neither live nor die. I will always pursue her. I am sad, I am angry and, I am waiting my time, because I am it, revenge itself.
Darkgnome
Kullanıcı
Kullanıcı
Posts: 3918
Joined: Sat Jan 31, 2004 10:00 am
Location: Ankara

Post by Darkgnome »

RP dışı: Bundan sonraki çalışmaları anlatmasam daha iyi olacak. İLerlemez yoksa RP :D
........................................

Tam düşündüğü gibi olmasa da ağacın üstünde dengesini sağlamış ilk dalına tutunmuştu. Ancak aslında bu başarısızlığı ona daha önemli bir şeyi göstermişti, ağaçların dalları düşündüğü kadar güçsüz değil ve kendiside düşündüğü kadar ağır değil. Bu bilgi ileride onun çok işine yarayacaktı.

Dalın üstünde bir süre durdu ve etrafındaki sesleri dinledi. Bir traftan koşaraka gelen kimse yoktu. Ya onun olduğunu anlamışlardı yada duyulmamıştı. İki türlüde fark etmezdi. İlk hareketindeki başarısızlık ile daha ileri gitmeyecekti. İlk adımını mükemmelleştirmezse tehlike anında asla çıkmayı başaramazdı.

İnce dalından indi ve ortaya çıkmış yepyeni güveni ile ağaca şöyle bir baktı. Tekrar uzaklaştı ve tekrar geniş dala gözünü dikti. Bu sefer istediği olacaktı.

*Kazanamayacaksın ağaç*

diye geçirdi içinden ve tekrar ağaca doğru koşmaya başladı. Bu sefer doğru başlangıcı yapmakla kalmayacak daha da yükseğe tırmanacaktı. Ağaçların arasında ve insanlardan uzakta olmayı seviyordu.
Göz alıcı tepenin yerinde artık binalar yükseliyor. Büyük, ulu; ama büyüleyici mi? Sislerin ardından ışığı daha net görürdüm, şimdi, kalabalığın içinde, koca bir boşluktayım.
Eskisi ka
Locked