Buyday Tanesi Hanı
Hmm çok kolay sordum galiba. İki kişi bildi, şimdi ne olacak? İki yemeği siz alın o zaman. Ben bir daha deneyim, bu sefer üç yemeği alırız belki ha?
Deriden bir yılan,
Sokan bir ışırışa sahip,
Sarılmış halde kalacağım,
Dövüşmem gerekene kadar
Bu daha iyi oldu galiba. Evet evet üç yemek eder. Hmmph kim bilebilir ki bunu? Peh!
Deriden bir yılan,
Sokan bir ışırışa sahip,
Sarılmış halde kalacağım,
Dövüşmem gerekene kadar
Bu daha iyi oldu galiba. Evet evet üç yemek eder. Hmmph kim bilebilir ki bunu? Peh!
Taşlar unutana dek...
Firble içeri girer ana yahuu ne kadar insan gelmiş yaa ne güzel yaa sevindim şimdi. Neyse naapalım size yemek yapayım bakalım hadi. Gnom telaşla girer içeri sonra çıkıp elma ve şarabı Ghost a verir umarım bunu seversiniz bayan ama sizle fazla ilgilenemeycem yaa üzgünüm naaplım der ve tekrar içeri girer. Kaşarlı mantarlı soslu bir kaz eti ile içeri girer. Masaya koyar sonra da yanında bir testi şarap ve bira getirir. Belki isteyen olur die gnom içeği şalgam suyu ve şırayı da getirir. Sonra yine içeri girer mısırla patates karışımı olan sarı görünümlü bir gnom yemeği getirir. ve yanında da üzerinde üzüm ve ezilmiş fındık bulunandondurma gibi bir sosla kaplı bir kek getirir kekteki üzüm ve fındıklardan bir gnom suratı gözükmektedir. şey bunu bir buçukluk göstermişti de der aslında bizim tatlılarımız biraz farklıdır ama burada tüm ufak ırk yemekleri var sonuçta di mi ama?? Ama ben de bir şey kattım. Tatlıyı yiyenler her dilimde gnom suratının tüm ayrıntıları ile yeniden şekillendiğini göreceklerdi. Evet herkes bi şey bildi herkes yiyebilir öle. Bugün için öle. Eee madem istiyorsun Pug iyi sana da bi şeler yapayım der baltayı tekrar alır döndüğünde baltanın flt bölümünü gelertiğinde kapatan bir çeşit düğme yapmıştır. İyi işte istersen bununla baltanın flütlüğünü yok edebilirsin istediinde de tekrar flüt yaparsın tamam mı şimdi her halde artık öle şikayetin yoktur öle ise yiyin istediiniz kadar... : )
HARBE GİDEN
Harbe giden sarı saçlı çocuk! <br>Gene böyle güzel dön; <br>Dudaklarında deniz kokusu, <br>Kirpiklerinde tuz; <br>Harbe giden sarı saçlı çocuk! <br>
Harbe giden sarı saçlı çocuk! <br>Gene böyle güzel dön; <br>Dudaklarında deniz kokusu, <br>Kirpiklerinde tuz; <br>Harbe giden sarı saçlı çocuk! <br>
Cüce Gorath yeniden elindeki baltaya bakar ve bir şarkı daha söylemeye karar verir.
KAYBEDİLENLER
Elleri ile yüzünü kapattı,
Bu destanı unutmak için,
Kendini unutmak için,
Yaşadıklarını unutmak için,
Keşke yaksaydı belgeleri,
Atsaydı hafif meltemli gökyüzüne.
Acısı onunla kalsaydı,Gönlü kalbinle,
Kalbi gönlünle kopsaydı.
Yazılı olanları hiç okumasa ve geçmişini unutsaydı.
Ã?ğrenmişti öldüğünü,
Ã?ğrenmişti öldüğünü ve yitip gittiğini,
O tatlı gözlerin,
O tatlı dillerin,
O tatlı sözcüklerle bağlı gülücüklerin.
Kalbi acısına bağlıydı.
Düşürdü elinden kâğıtlarını.
Baktı düşen kâğıtlara
Hatırladı sevdasını
O onun sevdası,
O onun mısrası,
Ölüp giden hayatı,
Unutulmaz olanı,unutmak için yaşamı.
Hızla koştu oradan,
Yalnızlığın kollarına,Sessizliğin dağlarına,
Sonsuzluğun kollarına.
Rüzgâr alsa kollarına,
Daha mutlu olurmuydu?
Yaşamı son bulsa,
Daha huzurlu olurmuydu?
Atlasa sessizliğe
Bulsa aradağını,
Kaybettiğini,
Daha huzur dolu olurmuydu?
Tepede esiyordu şimdi rüzgâr,
Atfedercesine eskinin şerefine,
Hatırlatıyordu geçmişi,
Geçip gidenleri.
Kaybetmişti onu,
Yaşamın kendisini.
Rüzgâra bıraktı kendisini,
Sonsuzluğun kollarına attı yüreğini.
Bulacaktı sevdiğini,
Acınası yüreğini.
Tepeden düşerken biliyordu,
Aradığına kavuşacağını,
Sevgisini bularak,
Göğsüne yaslanacağını...
şarkı bittiğinde hancıdan içecek sert bir şeyler ister.
KAYBEDİLENLER
Elleri ile yüzünü kapattı,
Bu destanı unutmak için,
Kendini unutmak için,
Yaşadıklarını unutmak için,
Keşke yaksaydı belgeleri,
Atsaydı hafif meltemli gökyüzüne.
Acısı onunla kalsaydı,Gönlü kalbinle,
Kalbi gönlünle kopsaydı.
Yazılı olanları hiç okumasa ve geçmişini unutsaydı.
Ã?ğrenmişti öldüğünü,
Ã?ğrenmişti öldüğünü ve yitip gittiğini,
O tatlı gözlerin,
O tatlı dillerin,
O tatlı sözcüklerle bağlı gülücüklerin.
Kalbi acısına bağlıydı.
Düşürdü elinden kâğıtlarını.
Baktı düşen kâğıtlara
Hatırladı sevdasını
O onun sevdası,
O onun mısrası,
Ölüp giden hayatı,
Unutulmaz olanı,unutmak için yaşamı.
Hızla koştu oradan,
Yalnızlığın kollarına,Sessizliğin dağlarına,
Sonsuzluğun kollarına.
Rüzgâr alsa kollarına,
Daha mutlu olurmuydu?
Yaşamı son bulsa,
Daha huzurlu olurmuydu?
Atlasa sessizliğe
Bulsa aradağını,
Kaybettiğini,
Daha huzur dolu olurmuydu?
Tepede esiyordu şimdi rüzgâr,
Atfedercesine eskinin şerefine,
Hatırlatıyordu geçmişi,
Geçip gidenleri.
Kaybetmişti onu,
Yaşamın kendisini.
Rüzgâra bıraktı kendisini,
Sonsuzluğun kollarına attı yüreğini.
Bulacaktı sevdiğini,
Acınası yüreğini.
Tepeden düşerken biliyordu,
Aradığına kavuşacağını,
Sevgisini bularak,
Göğsüne yaslanacağını...
şarkı bittiğinde hancıdan içecek sert bir şeyler ister.
Gnom çılgınca cüceyi alkışlar çok güzel çok güzel. Bak sana ne getirecem. Eyrelti otlarının içine sarılmış roth etin ve mantardan oluşan dolam benzeri bir içecekti bu.. Üzeri mısır ve şeker kırıntıları ile süslenmişti. Yanında da şalgam suyu vardı. Bu gnom spesyalidir yaa bi dene bak seversin her halde... Bu arada cüceler de ufak ırklardan sayılır mı sence evet diosan cüce yemeklerini de menüzye dail edelim bakalım.
HARBE GİDEN
Harbe giden sarı saçlı çocuk! <br>Gene böyle güzel dön; <br>Dudaklarında deniz kokusu, <br>Kirpiklerinde tuz; <br>Harbe giden sarı saçlı çocuk! <br>
Harbe giden sarı saçlı çocuk! <br>Gene böyle güzel dön; <br>Dudaklarında deniz kokusu, <br>Kirpiklerinde tuz; <br>Harbe giden sarı saçlı çocuk! <br>
şey evet Bingdenstone saolsun bize yardımcı oluyoo ama o daa çok buçukluk yemekleri için. İsterseniz size güzel bir gnom spesyali hazırlayım. Sadece büyük ziyafetlerde ikram edilen türden bi yemek bu..
HARBE GİDEN
Harbe giden sarı saçlı çocuk! <br>Gene böyle güzel dön; <br>Dudaklarında deniz kokusu, <br>Kirpiklerinde tuz; <br>Harbe giden sarı saçlı çocuk! <br>
Harbe giden sarı saçlı çocuk! <br>Gene böyle güzel dön; <br>Dudaklarında deniz kokusu, <br>Kirpiklerinde tuz; <br>Harbe giden sarı saçlı çocuk! <br>
Evet ben o bahsettiğin gnom spesyalinden alayım, nasıl olsa bir yemeğim garanti. Daha bilen çıkamadığına göre diğer yemeklerime de geldi gözüyle bakmaya başlıyorum hafiften.
Neyse bir bilmece daha sorayım yemeği beklerken:
"
Güneşin önünden geçer ve gölge yapmaz.
"
Bu da birazdan yiyeceğim yemek için olur artık. Handa gecelik kalma için ne kadar ücret gerekiyor üstad?
Neyse bir bilmece daha sorayım yemeği beklerken:
"
Güneşin önünden geçer ve gölge yapmaz.
"
Bu da birazdan yiyeceğim yemek için olur artık. Handa gecelik kalma için ne kadar ücret gerekiyor üstad?
Taşlar unutana dek...
Vallahi istersen üç öğün dışındakileri birleştir ve bi yemek yap ne dersin olmaz mı sence??? Bu arada oda olarak da seçeneklerimiz var sana gösteririm.
Gnom İçi oyulmuş domatesin içinde yarı pişmiş buyday mısır tanelerinin üzerine şeker serpilmiş. Ve üzerinde de hafif ekşi bir sos bulunan bir yemek getirir. Sonra tyemeğin üstüne soya fasülyeleri serper. Yanında karabiber ile şalgam suyunun karışımı bi içki. Bunu biz gnomlar çok severiz biliyon mu güzel yemektir bence bi bak tadına Çok farklı bi tadı var hakkaten de..
Gnom İçi oyulmuş domatesin içinde yarı pişmiş buyday mısır tanelerinin üzerine şeker serpilmiş. Ve üzerinde de hafif ekşi bir sos bulunan bir yemek getirir. Sonra tyemeğin üstüne soya fasülyeleri serper. Yanında karabiber ile şalgam suyunun karışımı bi içki. Bunu biz gnomlar çok severiz biliyon mu güzel yemektir bence bi bak tadına Çok farklı bi tadı var hakkaten de..
HARBE GİDEN
Harbe giden sarı saçlı çocuk! <br>Gene böyle güzel dön; <br>Dudaklarında deniz kokusu, <br>Kirpiklerinde tuz; <br>Harbe giden sarı saçlı çocuk! <br>
Harbe giden sarı saçlı çocuk! <br>Gene böyle güzel dön; <br>Dudaklarında deniz kokusu, <br>Kirpiklerinde tuz; <br>Harbe giden sarı saçlı çocuk! <br>
Yeterli krediyi topladın bi ara hatırlat odaları gezdireyim.
Yeni şarkım..
Gnom topraın sesini eline alır.
Göktaşı
Gökyüzünden süzülüp iner aşaı doru
Ã?ou ufak bir iz bırakır ateşten parlak..
Kimileri izler bunu dilek tutarak
Dierleri der birileri öldü
Ama bilgiç biri çıkar her seferinde
Der hayır göktaşı düştü
Merakla bakar herkes ne ola k gök taşı
Bakarlar yerdeki taşlara sonra kafalarını kaldırıp göğe
Ve derler uçmaz ki taş nassı çıkmış o yüksee
Yok bu adam bizimle dalga geçiyo
Taa tepede taş mı olurmuş çocuk mu kandırıyor
Adam kızar hatırlatır o meşhur felaketi
Hani o efsanevi Kryn de geçen felaketi
Ulan derler adama o kryn zaten efsane
Hadi gerçek sayalım o düşen nerde taş nerde
Bi oku tekrar hikayeyi bak orda ne düşmüş gökten
Bak da gör düşenin boyutunu ve ayırt et dağı tepeden
O düşen koskoca dağı nassı taşla bir tutarsın
Tanrılar ufak çocuk gibi taş mı atar sanarsın.
Bilmez misin o dağ gömdü koskoca kıtayı denize
Onca felaket ve hüzün yoksa sence bir taştan mı gelme
Güldü adam bu cahil adamların gafletine
Ve hayal etti taşı atınca denize
Ne düşünür onca ufak canlı diye
Ve bilir ki dağ zannedilenin farkı yok küçük taştan
Eğer o toprak parçasını koca evrenle kıyaslarsan
Onca gezegen yıldız içinde o parça nedir ki
Resmi boyansa evrenin orda bile yoktur parçanın yeri
Ancak budur bütnü deil parçayı görenin sonu.
Algılayamaz o büyük dağın uzaydaki boyutunu
Ve bölece bakar adam gökyüzüne gine her gece..
Dinler yanındaki onca kişinin hayallerini uzanırken yerde
Duyar kiminin tanrıları kiminin gelecei gördüünü gökyüzünde
Ve gülümser bu defa sessizce mırıldanarak kendince
Orda ne tanrılar var ne gelecek ne kader
Orası tüm bunları ufacık kılan sınırsız yer
Oraya baktıkça insan sadece bir şeyi anlıyor
Kimse güçlü deil yaşamı kontrol edecek kadar
Tanrıların bile onca güçlü birçok sınırları var
Sadece evren sınırsız ve her şeyi sınırlıyo
Ve bölece en küçük varlıı bile özgür bırakıyoo..
Gnom ozan Firble sunar... Gnom flüdü bırakır tam bir oğaçlama şarkı olmuştur bir yerde başlayıp hiç umulmayan yerde biten.. Dinleyenlerin nassı bulduunu merak eder.
Yeni şarkım..
Gnom topraın sesini eline alır.
Göktaşı
Gökyüzünden süzülüp iner aşaı doru
Ã?ou ufak bir iz bırakır ateşten parlak..
Kimileri izler bunu dilek tutarak
Dierleri der birileri öldü
Ama bilgiç biri çıkar her seferinde
Der hayır göktaşı düştü
Merakla bakar herkes ne ola k gök taşı
Bakarlar yerdeki taşlara sonra kafalarını kaldırıp göğe
Ve derler uçmaz ki taş nassı çıkmış o yüksee
Yok bu adam bizimle dalga geçiyo
Taa tepede taş mı olurmuş çocuk mu kandırıyor
Adam kızar hatırlatır o meşhur felaketi
Hani o efsanevi Kryn de geçen felaketi
Ulan derler adama o kryn zaten efsane
Hadi gerçek sayalım o düşen nerde taş nerde
Bi oku tekrar hikayeyi bak orda ne düşmüş gökten
Bak da gör düşenin boyutunu ve ayırt et dağı tepeden
O düşen koskoca dağı nassı taşla bir tutarsın
Tanrılar ufak çocuk gibi taş mı atar sanarsın.
Bilmez misin o dağ gömdü koskoca kıtayı denize
Onca felaket ve hüzün yoksa sence bir taştan mı gelme
Güldü adam bu cahil adamların gafletine
Ve hayal etti taşı atınca denize
Ne düşünür onca ufak canlı diye
Ve bilir ki dağ zannedilenin farkı yok küçük taştan
Eğer o toprak parçasını koca evrenle kıyaslarsan
Onca gezegen yıldız içinde o parça nedir ki
Resmi boyansa evrenin orda bile yoktur parçanın yeri
Ancak budur bütnü deil parçayı görenin sonu.
Algılayamaz o büyük dağın uzaydaki boyutunu
Ve bölece bakar adam gökyüzüne gine her gece..
Dinler yanındaki onca kişinin hayallerini uzanırken yerde
Duyar kiminin tanrıları kiminin gelecei gördüünü gökyüzünde
Ve gülümser bu defa sessizce mırıldanarak kendince
Orda ne tanrılar var ne gelecek ne kader
Orası tüm bunları ufacık kılan sınırsız yer
Oraya baktıkça insan sadece bir şeyi anlıyor
Kimse güçlü deil yaşamı kontrol edecek kadar
Tanrıların bile onca güçlü birçok sınırları var
Sadece evren sınırsız ve her şeyi sınırlıyo
Ve bölece en küçük varlıı bile özgür bırakıyoo..
Gnom ozan Firble sunar... Gnom flüdü bırakır tam bir oğaçlama şarkı olmuştur bir yerde başlayıp hiç umulmayan yerde biten.. Dinleyenlerin nassı bulduunu merak eder.
HARBE GİDEN
Harbe giden sarı saçlı çocuk! <br>Gene böyle güzel dön; <br>Dudaklarında deniz kokusu, <br>Kirpiklerinde tuz; <br>Harbe giden sarı saçlı çocuk! <br>
Harbe giden sarı saçlı çocuk! <br>Gene böyle güzel dön; <br>Dudaklarında deniz kokusu, <br>Kirpiklerinde tuz; <br>Harbe giden sarı saçlı çocuk! <br>
Güzel şarkı üstat. Güzel şarkı, değişik olmuş.
Yalnız yeni yemek tarifleri ücretlemeye tabi mi diye soracağım. Mutfağı açarsan sana yeni bir tatlı tarifi veririm ve hatta ilk sefer için göstererek tarif ederim ama yiyebileceğim kadarını ben yerim, benim yaptığımdan handakiler de yiyecek hiç acımam.
Sonra handakiler ne zaman isterse yaparsın.
Sonra Palisdan bu dost canlısı gnomun zaten izin vereceğini düşünür ve mutfağa gider.
Ã?nce bir tencere patatesin kabuklarını soyar ve içlerini oyar. Hepsini bir güzel kızartırken bir yandan da tatlı için şerbet hazırlar. Patatesler kızardıktan sonra içlerine kaymak doldurur. "Üstadım aslında bunların üstünde bal da konuluyor ama raflarında bir tek çilek reçelini bulabildim ondan koyuyorum. Sonra sen istediğin gibi yaparsın." der ve kaymağın üstüne çilek reçelinden döker ve kaymakları ve reçelleri dökülmeyecek hem kaymakla şerbet temas etmeyecek şekilde patatesleri tepsiye dizer ve hanın ortasına getirir.
"Bunların şerbetini emmesi için biraz beklemesi gerekir. Beklerken ben bir şarkı söyleyim, bu arada sen de isteyenlerin üstüne serpmesi için pudra şekeri getirir misin üstat?" der ve liri Ankateleği'yle şarkısına başlar:
Ã?ırağın Posası
Palisdan görmüştü vaktiyle güçlü bir büyücü ile onun çırağı,
Ã?ırak da maharetli, büyücü özeniyor ona gelmesin deyi kırağı,
Yıllar geçip de eğitim bitiyor sırasıdır toplamanın tası tarağı,
Hayata atılma vaktidir ya büyücüden geliyor ona son bir çağrı
Artık vaktin geldi demiş mezunsun yap kendine şöyle bir güç asası,
Bu porsukağacı sopa ile şu mücevherli taş olacak büyünün kasası,
Sana söylediğim büyü ritüelini ben dur diyene dek yapmaktır yasası,
Ritüeli erken sonlandırırsan en acılısından bir ölüm tatmaktır tasası
Ã?ırak başlamış demiş pratik lazım olmaz hep kitap okumakla,
Hummalı şekilde çalışmış güç asası için atmış binbir takla,
Büyücü, arkadaşının kulesine gitmiş bırakmış çırağı o yasakla,
Ritüel olurken ne bekleyim demiş geçiririm vaktimi laklakla
Arkadaşı ile sohbet koyuymuş anıyorlarmış delikanlılık günlerini,
İblis çağırıp ejderha kovaladıkları heyecanlandıkları o dünlerini,
Laf dolaşmış birbirlerine göstermişler yaptıkları en son rünlerini,
Yetmemiş moral yükseltmek için övmüşler birbirlerinin ünlerini
Derken nasılsa aklına gelivermiş açık unuttuğu çırağın altını,
Merak etmiş ritüele devam ededuran zavallı çırağın bahtını,
Kuleye hemen ışınlanmış bulmuş çırağın yüz rengini gümüş,
İçinde ne büyü var yoksa akıtan hünerli çırak çoktan pörsümüş
Palisdan demiş a büyücü bırakacaksın ne atarsın acılı öleceğine dair yemi,
Ã?ırağını kaybedip çıldırmış büyücü, Palisdan kaçmaya anca bulmuş gemi,
Yolculuk iyi oldu onarmaya büyücünün saldırısından olan yaramı beremi,
"Büyücülerin işine karışılmaz" ben unuttum bunu aman siz unutmayın e mi?
şarkısı bittikten sonra kokusu burnunda tüten kaymaklı patates tatlısına doğru gözünde aç bir ifadeyle yönelir. Bu aynı zamanda handaki diğerlerine de tatlının hazır olduğuna dair bir işarettir.
Yalnız yeni yemek tarifleri ücretlemeye tabi mi diye soracağım. Mutfağı açarsan sana yeni bir tatlı tarifi veririm ve hatta ilk sefer için göstererek tarif ederim ama yiyebileceğim kadarını ben yerim, benim yaptığımdan handakiler de yiyecek hiç acımam.
Sonra Palisdan bu dost canlısı gnomun zaten izin vereceğini düşünür ve mutfağa gider.
Ã?nce bir tencere patatesin kabuklarını soyar ve içlerini oyar. Hepsini bir güzel kızartırken bir yandan da tatlı için şerbet hazırlar. Patatesler kızardıktan sonra içlerine kaymak doldurur. "Üstadım aslında bunların üstünde bal da konuluyor ama raflarında bir tek çilek reçelini bulabildim ondan koyuyorum. Sonra sen istediğin gibi yaparsın." der ve kaymağın üstüne çilek reçelinden döker ve kaymakları ve reçelleri dökülmeyecek hem kaymakla şerbet temas etmeyecek şekilde patatesleri tepsiye dizer ve hanın ortasına getirir.
"Bunların şerbetini emmesi için biraz beklemesi gerekir. Beklerken ben bir şarkı söyleyim, bu arada sen de isteyenlerin üstüne serpmesi için pudra şekeri getirir misin üstat?" der ve liri Ankateleği'yle şarkısına başlar:
Ã?ırağın Posası
Palisdan görmüştü vaktiyle güçlü bir büyücü ile onun çırağı,
Ã?ırak da maharetli, büyücü özeniyor ona gelmesin deyi kırağı,
Yıllar geçip de eğitim bitiyor sırasıdır toplamanın tası tarağı,
Hayata atılma vaktidir ya büyücüden geliyor ona son bir çağrı
Artık vaktin geldi demiş mezunsun yap kendine şöyle bir güç asası,
Bu porsukağacı sopa ile şu mücevherli taş olacak büyünün kasası,
Sana söylediğim büyü ritüelini ben dur diyene dek yapmaktır yasası,
Ritüeli erken sonlandırırsan en acılısından bir ölüm tatmaktır tasası
Ã?ırak başlamış demiş pratik lazım olmaz hep kitap okumakla,
Hummalı şekilde çalışmış güç asası için atmış binbir takla,
Büyücü, arkadaşının kulesine gitmiş bırakmış çırağı o yasakla,
Ritüel olurken ne bekleyim demiş geçiririm vaktimi laklakla
Arkadaşı ile sohbet koyuymuş anıyorlarmış delikanlılık günlerini,
İblis çağırıp ejderha kovaladıkları heyecanlandıkları o dünlerini,
Laf dolaşmış birbirlerine göstermişler yaptıkları en son rünlerini,
Yetmemiş moral yükseltmek için övmüşler birbirlerinin ünlerini
Derken nasılsa aklına gelivermiş açık unuttuğu çırağın altını,
Merak etmiş ritüele devam ededuran zavallı çırağın bahtını,
Kuleye hemen ışınlanmış bulmuş çırağın yüz rengini gümüş,
İçinde ne büyü var yoksa akıtan hünerli çırak çoktan pörsümüş
Palisdan demiş a büyücü bırakacaksın ne atarsın acılı öleceğine dair yemi,
Ã?ırağını kaybedip çıldırmış büyücü, Palisdan kaçmaya anca bulmuş gemi,
Yolculuk iyi oldu onarmaya büyücünün saldırısından olan yaramı beremi,
"Büyücülerin işine karışılmaz" ben unuttum bunu aman siz unutmayın e mi?
şarkısı bittikten sonra kokusu burnunda tüten kaymaklı patates tatlısına doğru gözünde aç bir ifadeyle yönelir. Bu aynı zamanda handaki diğerlerine de tatlının hazır olduğuna dair bir işarettir.
Taşlar unutana dek...
-
galadlirim
- Seçilmiş Savaşçı
- Posts: 975
- Joined: Tue Mar 23, 2004 10:00 am
- Location: istanbul
içeriye drow galadlirim girer "şarkılar diğer hanlardan duyuluyor ayrıca burasının tatlısını tatmak isterim!" dedi ve beklentiyle etrafa bakındı
Gözlerimi kapadım ve geçmişi hatırladım
Bizi biz yapan yıldızların ve denizlerin parıltısını içimde buldum
Söylediğimde şarkımı unutulmadı sözlerim
şarkılara konu olmuş zaferlerim,hatÄ
Bizi biz yapan yıldızların ve denizlerin parıltısını içimde buldum
Söylediğimde şarkımı unutulmadı sözlerim
şarkılara konu olmuş zaferlerim,hatÄ
Palisdan mutfaktan kucak dolusu tabak getirir, tatlıların bulunduğu masanın kenarına koyar. Bir tabağa tatlının şerbetini dökmemeye çalışarak kaymaklı patates tatlısından koyar ve galadlirim'in masasına koyar. "Yeni bir tarif umarım beğenirsiniz." der gülümseyerek.
Sonra cüceye döner: "İltifat için sağol dostum, tatlı daha yeni pişti sen de ister misin? Gel sen de bitmeden kap!
"
Sonra cüceye döner: "İltifat için sağol dostum, tatlı daha yeni pişti sen de ister misin? Gel sen de bitmeden kap!
Taşlar unutana dek...
[quote="Palisdan"]Hmm çok kolay sordum galiba. İki kişi bildi, şimdi ne olacak? İki yemeği siz alın o zaman. Ben bir daha deneyim, bu sefer üç yemeği alırız belki ha?
Deriden bir yılan,
Sokan bir ışırışa sahip,
Sarılmış halde kalacağım,
Dövüşmem gerekene kadar
Bu daha iyi oldu galiba. Evet evet üç yemek eder. Hmmph kim bilebilir ki bunu? Peh!
[/quote]
KIRBAÃ? olabilir mi?
Deriden bir yılan,
Sokan bir ışırışa sahip,
Sarılmış halde kalacağım,
Dövüşmem gerekene kadar
Bu daha iyi oldu galiba. Evet evet üç yemek eder. Hmmph kim bilebilir ki bunu? Peh!
KIRBAÃ? olabilir mi?
çok zaman geçti çok şey değişti...
