Bardlara ve dinlemeyi bilenlere
-
wicked_one
- Kullanıcı

- Posts: 595
- Joined: Sat Jun 19, 2004 10:00 am
- Location: istanbul
-
wicked_one
- Kullanıcı

- Posts: 595
- Joined: Sat Jun 19, 2004 10:00 am
- Location: istanbul
Su perisi ozanın durumunu anlamıştı. YAnına yaklaşıp ozanın yanağına edalı bir öpücük kondurdu.
Senin için ağlayacağım.
Mümkünse ayla güneşle konuşacağım.
Bulutlara tembih eder gibi
kim istemezki bir yağmuru
Yüreğinin çorak topraklarında...
Senin için ağlayacağım.
Mümkünse ayla güneşle konuşacağım.
Bulutlara tembih eder gibi
kim istemezki bir yağmuru
Yüreğinin çorak topraklarında...
Ozan FEryat gelecek masalı dediği, elindeki sarımdan bir nefes daha aldı...
-
wicked_one
- Kullanıcı

- Posts: 595
- Joined: Sat Jun 19, 2004 10:00 am
- Location: istanbul
Sözlerinden daha da korkmaya başladı su perisinin..en kötüsü de onu anlıyordu peri...tek kalesini,nefretine sarılabileceği tek şeyi elinden almaya çalışıyordu...Sinirlendi...Ama onun hakkında kötü birşey düşünmedi...Düşünmemeliydi...Arkasını döndü..koşmaya başladı...hiç arkasına bakmadan koşamaya başladı..ama istediği zaman perinin ona yetişebileceğini biliyordu...-ve kendine kabul ettiremese bile içten içe ona yetişmesini diliyordu...-
Peri arkasından gitmedi ozanın. dudaklarından bir veda toprağa karıştı.
Sonra arkasını dönüp kendi nefreetine gömüldü.
BAşka kimsede olmaması gereken bu gücü bedenine nefes gibi çekti.
Su perileri kurnaz, duygusal,ve şirindir.
Sonra arkasını dönüp kendi nefreetine gömüldü.
BAşka kimsede olmaması gereken bu gücü bedenine nefes gibi çekti.
Su perileri kurnaz, duygusal,ve şirindir.
Ozan FEryat gelecek masalı dediği, elindeki sarımdan bir nefes daha aldı...
-
wicked_one
- Kullanıcı

- Posts: 595
- Joined: Sat Jun 19, 2004 10:00 am
- Location: istanbul
-
wicked_one
- Kullanıcı

- Posts: 595
- Joined: Sat Jun 19, 2004 10:00 am
- Location: istanbul
Uzun zamandır yollardaydı...Yorgundu...Özgündü...Yeni birşey değildi bu...Ã?adırını kurdu...Ateşi yaktı...Lavtasının akorunu kontrol etti...Sonra çalmaya başladı...Her bir nota,havaya bir parça daha mutluluk katıyordu...Her bir söz çevresindekilerin onla daha fazla ilgilenmelerini sağlıyordu...Ã?evresi irili ufaklı bir sürü hayvanla doldu...Gülümsedi...Ve şiirini okumaya başladı...
Mutluyum olmamam gerektiği halde...
Gülümsüyorum ağlamam gerektiği halde...
Seviyorum nefret etmem gerektiği halde...
Anlıyorum kendimi artık...
Sevdiğim şeylerden uzaktaydım bugüne kadar...
Eskisi gibi mutlu olmayacağım...
Ama eğer biri bana onu vermeye çalışırsa...
Onu tümüyle kabul edeceğim...
Mutluyum olmamam gerektiği halde...
Gülümsüyorum ağlamam gerektiği halde...
Seviyorum nefret etmem gerektiği halde...
Anlıyorum kendimi artık...
Sevdiğim şeylerden uzaktaydım bugüne kadar...
Eskisi gibi mutlu olmayacağım...
Ama eğer biri bana onu vermeye çalışırsa...
Onu tümüyle kabul edeceğim...
-
wicked_one
- Kullanıcı

- Posts: 595
- Joined: Sat Jun 19, 2004 10:00 am
- Location: istanbul
Uyudu,uyandı...Tanrısına,yolların tanrısına dua etti...Duası sevgisiydi...Hüznü duası...
Duygusuzluk ölümdür,
Ve ölümdür...
Hissetmemek...
Halen hissedebiliyorum.
Acıyı,sıcağı,soğuğu...
Ve yaşıyorum...
Gerekmediği halde...
Olmaması gerkirken bu beden...
YAşıyorum...
Nefret etmiyorum yaşamdan...
Hüzün düymuyorum yaşadığımdan...
Sadece,
Kendime acıyorum...
Nefretim...
Kendime...
Gözyaşlarım...
Yaptıklarıma...
Duygusuzluk ölümdür,
Ve ölümdür...
Hissetmemek...
Halen hissedebiliyorum.
Acıyı,sıcağı,soğuğu...
Ve yaşıyorum...
Gerekmediği halde...
Olmaması gerkirken bu beden...
YAşıyorum...
Nefret etmiyorum yaşamdan...
Hüzün düymuyorum yaşadığımdan...
Sadece,
Kendime acıyorum...
Nefretim...
Kendime...
Gözyaşlarım...
Yaptıklarıma...
(RP DIşI: umarım okuyacağım şiir bozmaz ahenginizi dostlarım... lakin çok hoş şeyler yazmışsınız...)
yıldızların altında oturmaktaydı... onlara bakarken birkaç mısra döküldü dudaklarından... yorgun ve kederli sesi çınlarken karanlık ormanda, cırcır böcekleri ve baykuşlar bu hüzünlü adamı dinlemekteydi... fon müziği olarak ise, sadece çıtırdayan kamp ateşi eşlik etmekteydi...
yine parlayın yıldızlar...
yine parlayın...
her gece umut verin bana...
yaşama dair iyi ne varsa...
hatırlatın bana...
hüznüm beni yıksa da,
siz yüceltin bu köhnemiş ruhu...
yalnızca siz yapabilirsiniz bunu...
ancak sizin ışığınız,
yıpranmışlığımı gizler,
kurtarır kararan ruhumu...
yine parlayın yıldızlar...
yine parlayın...
kaybolan geçmişimi unutturun bana...
yitirdiğim umutlarımı...
unutturun bana...
hatırlanmaz böyle keder...
hatırlanırsa eğer,
yaşamı zindan eder karanlıklar...
ruha dar gelir kara dehlizler...
siz ışık olun ruhuma...
karanlıktaki delikten kurtarıp,
mehtapla yıkayın onu...
ve daima parlayın...
sonsuz karanlığın kalbine doğru...
yıldızların altında oturmaktaydı... onlara bakarken birkaç mısra döküldü dudaklarından... yorgun ve kederli sesi çınlarken karanlık ormanda, cırcır böcekleri ve baykuşlar bu hüzünlü adamı dinlemekteydi... fon müziği olarak ise, sadece çıtırdayan kamp ateşi eşlik etmekteydi...
yine parlayın yıldızlar...
yine parlayın...
her gece umut verin bana...
yaşama dair iyi ne varsa...
hatırlatın bana...
hüznüm beni yıksa da,
siz yüceltin bu köhnemiş ruhu...
yalnızca siz yapabilirsiniz bunu...
ancak sizin ışığınız,
yıpranmışlığımı gizler,
kurtarır kararan ruhumu...
yine parlayın yıldızlar...
yine parlayın...
kaybolan geçmişimi unutturun bana...
yitirdiğim umutlarımı...
unutturun bana...
hatırlanmaz böyle keder...
hatırlanırsa eğer,
yaşamı zindan eder karanlıklar...
ruha dar gelir kara dehlizler...
siz ışık olun ruhuma...
karanlıktaki delikten kurtarıp,
mehtapla yıkayın onu...
ve daima parlayın...
sonsuz karanlığın kalbine doğru...
Aurë entuluva...!!
-
wicked_one
- Kullanıcı

- Posts: 595
- Joined: Sat Jun 19, 2004 10:00 am
- Location: istanbul
(Rp dışı-Buranın ahengini böyle bir şiir bozmaz...Sadece daha mükemmelleştirir...Emin ol)
Gözleri gökyüzüne kenetlenmişken,hissettiği şeyler dudaklarından dökülüyordu,aynı başka biri gibi,uzakta biri ama bir o kadar ona yakın olan biri gibi...
Kalbim sertleşti bir elmas misali...
Halen birşeyler hissedebileceğimi biliyorum ama...
Biliyorum ki bunlar iyi duygular olmayacak...
Nefret içimdeki duyguların en güçlüsü olacak...
Eğer ben izin verirsem...
Biliyorum ki nefret yanında acıyı da getirecek...
Acı...
Her an hisettiğim,
Hiç hissetmek istemediğim...
Hep hissetmek zorunda olduğum...
Ve ben...
Eğer bu duygular çevremde olurlarsa...
Onlara izin vereceğim...
Bileceğim ki onlar benim yanımda olmazsa,
Yolum...
Ölümün yoludur...
Hayatım...
Yoktur...
Gözleri gökyüzüne kenetlenmişken,hissettiği şeyler dudaklarından dökülüyordu,aynı başka biri gibi,uzakta biri ama bir o kadar ona yakın olan biri gibi...
Kalbim sertleşti bir elmas misali...
Halen birşeyler hissedebileceğimi biliyorum ama...
Biliyorum ki bunlar iyi duygular olmayacak...
Nefret içimdeki duyguların en güçlüsü olacak...
Eğer ben izin verirsem...
Biliyorum ki nefret yanında acıyı da getirecek...
Acı...
Her an hisettiğim,
Hiç hissetmek istemediğim...
Hep hissetmek zorunda olduğum...
Ve ben...
Eğer bu duygular çevremde olurlarsa...
Onlara izin vereceğim...
Bileceğim ki onlar benim yanımda olmazsa,
Yolum...
Ölümün yoludur...
Hayatım...
Yoktur...
şiiri okuyup sessizleşti yine... bir müddet daha yıldızları izledikten sonra yavaşça kıvrıldı ateşin yanına... hemen daldı derin bir uykuya... rüyasında olanları hatırlamadı uyandığında... yalnız bir şey vardı hatırında kalan: sessiz ormanda dövüşürken çıkan çelik seslerinin yanında, su gibi duru bir kızın sesinden okunan şiir... şiirden çok bir ilahi gibiydi... rüyasında saçları ter ve kandan yapış yapış olmuş kim olduğunu hatırlamadığı bir şeyle dövüşüyordu... duyabildiği tek ses kılıcın tok çınlaması ve şiirdi... savaşı kazanıp kazanmadığını hatırlamıyordu... hatırladığı, kızın insanın içini burkan sesi idi... hemen silkinip defterini çıkardı ve hatırladığı kadarıyla yazmaya başladı...
duymuyorsun sesimi...
haykırıyorum oysa,
seni kurtarabilmek için...
yıllar yılı izledim seni...
şimdi yine savaşıyorsun,
fakat farkında değilsin,
her zaferde kendini öldürdüğünün...
duymuyorsun sesimi...
özleminle geçti ömrüm...
seni bekliyorum,
ruhunun dinginliğine ulaştığında göreceksin beni...
savaştan bıkıp huzura erince duyacaksın sesimi...
kan yerine sevinci tadınca tutacaksın elimi...
her düşmanda aradığın,
fakat hiçbirinde bulamadığın,
çocukluğunu ve ömrünü mahveden,
o kızıl gözleri unutunca soluyacaksın nefesimi...
duymuyorsun sesimi...
ama biliyorum kaderin, kaderimdir...
aradığın intikam seni bitirmeden,
bana ulaşacaksın...
gözündeki kin sevgiye dönüşecek,
kan ve gözyaşından umut filizlenecek,
yüreğindeki intikam ateşi küllenip,
bana aşkını verecek...
duymuyorsun sesimi...
haykırıyorum oysa,
seni kurtarabilmek için...
yıllar yılı izledim seni...
şimdi yine savaşıyorsun,
fakat farkında değilsin,
her zaferde kendini öldürdüğünün...
duymuyorsun sesimi...
özleminle geçti ömrüm...
seni bekliyorum,
ruhunun dinginliğine ulaştığında göreceksin beni...
savaştan bıkıp huzura erince duyacaksın sesimi...
kan yerine sevinci tadınca tutacaksın elimi...
her düşmanda aradığın,
fakat hiçbirinde bulamadığın,
çocukluğunu ve ömrünü mahveden,
o kızıl gözleri unutunca soluyacaksın nefesimi...
duymuyorsun sesimi...
ama biliyorum kaderin, kaderimdir...
aradığın intikam seni bitirmeden,
bana ulaşacaksın...
gözündeki kin sevgiye dönüşecek,
kan ve gözyaşından umut filizlenecek,
yüreğindeki intikam ateşi küllenip,
bana aşkını verecek...
Aurë entuluva...!!
Uzaklardan duyuyordu nağmeleri... herbiri yüreğine derin yaralar açıyor, bu tuzlu havada yaraları daha derinlere iniyordu...
Ã?aresiz ruhunu damla damla kontrol altına almaya çalışırken fuısıldadı....
Sanırım gülüyorlar tanrılar...
Umarım gülüyorlardır...
Kederin yoğrulmuş duyguları,
bir bulut gbi havaya yükselirken,
Yükselirken hayata isyan sözcükleri...
Özüntü damarlarda kan gibi,
Yaşamın her bir hücresine acı sırıtışını,
Adi gülümsemesini çarparken,
Umarım gülüyordur bir yerlerde,
Gerçeğin emeli insanlık...
Gözlerin arkasından hayaller yaşar.
Ve her bir hayalin koruyucusu yürek...
Uzaklardan duyuyorum kırgın kalp atışlarını...
Gerçeğin kaçışının acı geldiği insanlar...
Ve hayatın son tecrübesi,
Ölürken gökyüzüne bakışlar,
Daha yükseğe herzaman daha yükseğe,
Umarım tekrar buluşuruz ozan...
Ve bu sefer neşe kalkanımız,
Güller silahımız Olur...
Nur dan bir haleyle çevrilir etrafımız...
Artık ölüm bize yabancı olur...
Rp dışı: Bu rp ye tekrar döndüğüm için sevinçliyim...
Ã?aresiz ruhunu damla damla kontrol altına almaya çalışırken fuısıldadı....
Sanırım gülüyorlar tanrılar...
Umarım gülüyorlardır...
Kederin yoğrulmuş duyguları,
bir bulut gbi havaya yükselirken,
Yükselirken hayata isyan sözcükleri...
Özüntü damarlarda kan gibi,
Yaşamın her bir hücresine acı sırıtışını,
Adi gülümsemesini çarparken,
Umarım gülüyordur bir yerlerde,
Gerçeğin emeli insanlık...
Gözlerin arkasından hayaller yaşar.
Ve her bir hayalin koruyucusu yürek...
Uzaklardan duyuyorum kırgın kalp atışlarını...
Gerçeğin kaçışının acı geldiği insanlar...
Ve hayatın son tecrübesi,
Ölürken gökyüzüne bakışlar,
Daha yükseğe herzaman daha yükseğe,
Umarım tekrar buluşuruz ozan...
Ve bu sefer neşe kalkanımız,
Güller silahımız Olur...
Nur dan bir haleyle çevrilir etrafımız...
Artık ölüm bize yabancı olur...
Rp dışı: Bu rp ye tekrar döndüğüm için sevinçliyim...
Ozan FEryat gelecek masalı dediği, elindeki sarımdan bir nefes daha aldı...
-
wicked_one
- Kullanıcı

- Posts: 595
- Joined: Sat Jun 19, 2004 10:00 am
- Location: istanbul
Rp dışı-bu rp ye tekrar döndüğün için sevinçliyim...
Birilerinin onun sesini duyduğunu biliyordu...Ama kim olduğunu bilmiyordu...Önemli de değildi....
Kaybolmayan ruhlarla...
Ölüler diyarında...
Yaşaması gereken...
Yaşanması gereken...
Duygular...
Hisler...
Geçmiş...
Arkamda...
Ya gelecek?
Bilinmeyene karşı...
Gize karşı duyulan his...
Ã?evremde...
Her an,
Her saniye...
Her bakışta...
Her harekette...
Karşımda...
Rp dışı-bu arada bu şiirlerin çoğu benim özel şiir defterimden çıkmadır...Ve çok az kişinin okumasına izin veririm-tabi buraya yazarak neredeyse 2500 kişinin önüne sunuyorum ya...neyse...Ama bu feryat a yapılmış bir ayrıcalıktır...
Birilerinin onun sesini duyduğunu biliyordu...Ama kim olduğunu bilmiyordu...Önemli de değildi....
Kaybolmayan ruhlarla...
Ölüler diyarında...
Yaşaması gereken...
Yaşanması gereken...
Duygular...
Hisler...
Geçmiş...
Arkamda...
Ya gelecek?
Bilinmeyene karşı...
Gize karşı duyulan his...
Ã?evremde...
Her an,
Her saniye...
Her bakışta...
Her harekette...
Karşımda...
Rp dışı-bu arada bu şiirlerin çoğu benim özel şiir defterimden çıkmadır...Ve çok az kişinin okumasına izin veririm-tabi buraya yazarak neredeyse 2500 kişinin önüne sunuyorum ya...neyse...Ama bu feryat a yapılmış bir ayrıcalıktır...
defterini kapatıp düşüncelere daldı... tanyeri kızıl kızıl parlamaktaydı... aklına uzun süre önce yazdığı bir şiir geldi... yine hüzünlü bir gecede, yine sabaha karşı, çoban yıldızını seyrederken...
"bekle" dedi güneş...
bekledim...
neyi ve neden beklediğimi sormadan,
merak bile etmeden...
yalnızca bekledim...
"git" dedi sonra...
baktım yüzüne, git diyordu gözleri...
yürüdüm...
arkama bile bakmadan...
"geri dön" der diye umdum...
fakat yalnızca sessizliği duydum...
yürüdüm yollarca, yıllarca...
güneşimi arayıp durdum...
fakat gölge ve karanlığı buldum...
yakardım tanrılara, güneşim için...
yitip gitti tüm umudum...
gölgelerin arasında kaybolmuşken,
"gel" dedi bir ses...
"güneşim" dedim sevinçle...
fakat zifir karaydı gök kafes...
"kimsin" dedim buruklukla...
"göğe bak" dedi ses...
baktım göğe ama göremedim...
gözümü güneş aldığından,
o parlak yıldızı farkedemedim...
"bekle" dedi yıldız...
"alışacaksın"
"gözünü alan,
gerçeği saklayan güneşten sıyrılıp,
karanlık sandığın dünyayı
görmeye başlayacaksın"
bazen her parlak şey gösteremez gerçeği...
bunu anlattı yıldız bana...
anladım...
güneşin ışığı almıştı gözümü,
ondan başka gerçeklik yokmuş gibi...
şimdi yıldızımın koynunda uyumaktayım...
gece parlayan dolunayın,
gümüş ışığıyla yıkanmaktayım...
hayatımda ilk kez,
gerçek huzuru tatmaktayım...
"bekle" dedi güneş...
bekledim...
neyi ve neden beklediğimi sormadan,
merak bile etmeden...
yalnızca bekledim...
"git" dedi sonra...
baktım yüzüne, git diyordu gözleri...
yürüdüm...
arkama bile bakmadan...
"geri dön" der diye umdum...
fakat yalnızca sessizliği duydum...
yürüdüm yollarca, yıllarca...
güneşimi arayıp durdum...
fakat gölge ve karanlığı buldum...
yakardım tanrılara, güneşim için...
yitip gitti tüm umudum...
gölgelerin arasında kaybolmuşken,
"gel" dedi bir ses...
"güneşim" dedim sevinçle...
fakat zifir karaydı gök kafes...
"kimsin" dedim buruklukla...
"göğe bak" dedi ses...
baktım göğe ama göremedim...
gözümü güneş aldığından,
o parlak yıldızı farkedemedim...
"bekle" dedi yıldız...
"alışacaksın"
"gözünü alan,
gerçeği saklayan güneşten sıyrılıp,
karanlık sandığın dünyayı
görmeye başlayacaksın"
bazen her parlak şey gösteremez gerçeği...
bunu anlattı yıldız bana...
anladım...
güneşin ışığı almıştı gözümü,
ondan başka gerçeklik yokmuş gibi...
şimdi yıldızımın koynunda uyumaktayım...
gece parlayan dolunayın,
gümüş ışığıyla yıkanmaktayım...
hayatımda ilk kez,
gerçek huzuru tatmaktayım...
Aurë entuluva...!!