mor ile beyaz sevişirken
gölgeler ardında pekişirken
kıpraşan yaprakların fısıltısı
yağmurun ilk şıpırtısı
ardından yola koyuldum
sıcak bir yuva arıyordum
Ferahta galip gelenlerden bir bıkmışlık var omuzlarımda, ondan mağlup oluyorum bu aralar hayata!
hiç görülmedi güldüğü
yüzündeki kasların gerildiği
tipik bir ruhsuz idi
bir soğuk metali sevdi
ve o metal ona ..
istediği yada istemediği herşeyi verdi...
bela arıyordu, buldu
para istiyordu, kesesi altın doldu
sessizliği seviyordu, etrafı dilsiz doldu...
ve ardından birgün aniden
herkesten ama herkesten yalnız oldu...
tek dayanağıdı o bu dünyada
yüzüne anlam katan bazı zamanlarda
tarifsiz derdi kendi aklında
ve üzebilen onu her anında....
20 kürek toprak attı üzerine
ve ardından kurtlar doldu bedenine
ızdırap çekmeyen ruhu ömründe
yağdı yanaklarının üzerine....
Ferahta galip gelenlerden bir bıkmışlık var omuzlarımda, ondan mağlup oluyorum bu aralar hayata!
Derken şöyle bir silkindi,
Yaşlı dünyanın gözlerinde...
Küllerini dökti bedeninden;
kinini, nefretini...
Ã?ıplak adımları ile bir ışık buğusuna yürüdü...
Sarıldığını, kabul olunduğunu hissetmek için,
HEr adımda dudakları dualarla büründü...
Işıktan bir entariye büründüğünde ise,
inancın düş yasağı nefesine doldu...
O gece yalnızlık kaydı , bir tane daha, gökyüzünden...
elini uzatıp tutmak istedi o kayan hayatı...
Oysaki elinden kayıp giden,
KEndi kaderi...
Ozan FEryat gelecek masalı dediği, elindeki sarımdan bir nefes daha aldı...