Sitede Sorcerer oynatanlar
Yukarıdaki teknik farklılıklara bir tane daha eklemek isterim...sorcererlar büyü hazırlamazlar...büyü içlerinde bulunan bir güç olduğunda güçlerini farketmeye başladıkça bu güçleri istedikleri gibi açığa çıkarmayıda öğrenirler,evet bu oyun dinamiğine level atladıkça büyü kazanmak olarak yansıtılmış,sorcererlarda biraz daha geçte olsa wizardlarla aynı büyüleri kazanıyorlar ama bu seçtikleri büyüler dışında büyü öğrenme şansları yok vs. ama kazandıkları bu büyüleride güçleri elverdiği ölçüde istedikleri gibi açığa çıkartabiliyorlar...rp olarak sürekli bir arayışta olmalarıda uygun olabilir bence...gerisini dareth'in gayet güzel açıkladığına inanıyorum
İsim:Erethan Aereos
Irk:insan
Sınıf:Wizard/Evoker
Irk:insan
Sınıf:Wizard/Evoker
Kanımca sorcererların bu kadar tartışmaya açık kalmasının başlıca sebeplerinden biri de temel statlarının karizma olmasıdır.
Daha önce de pek çok kişinin değindiği gibi sorcererlerın büyü gücü daha çok iç disipline dayanır , insanları ne kadar etkilediklerine değil. Ama buna rağmen çoğunlukla karizma tabanlı karakterler olarak oynanırlar.
Bunun sorcererı oynatmakla ne alakası var dememek lazım. Karakterin statları sadece sınıf yeterliliklerinde veya benzeri teknik noktalarda değil , karakterin oynanış şeklinde , yani canlandırılmasında da çok etkilidir. Ve benim kanımca sorcerer için karizma uygun bir taban değil. Peki hangi taban uygun olurdu derseniz , her ne kadar pek çok itirazın geleceğini bilsem de , ben sorcerer için wisdom'ın daha mantıklı bir taban olacağını düşünüyorum.
Nedenine gelince ;
İlk olarak üç büyü türünü gözden geçirelim.
Bunların temelleri zeka , karizma ve akıl (wisdom , her ne kadar çoğu zaman bilgelik olarak çevirilse de RP için uygun karşılığı akıl olmalıdır , çünkü akıl ile bilgelik aynı şey değildir , akıl ile zekanın aynı olmadığı gibi.)
Büyücüler büyü yeteneklerini yüksek zekalarını kullanarak öğrenme yoluyla edinir ve bu çoğunlukla arcane magic (gizemli büyü) olarak isimlendirilen büyü sınıfına girer.
Ã?oğu sistemde divine magic (ilahi büyü) olarak isimlendirilen büyü domaini ise daha çok akıl (wisdom) temelli karakterlere atfedilir.
Bence sorcerer her ikisine de tam uymadığı için eğreti bir şekilde karizma üzerine temellendirilmiştir.
Her ne kadar sorcerer büyülerini çeşitli eylemlere bağlamak zorunda olsa da , bunlar barddaki gibi şiir , şarkı ,türkü olacak diye bir koşul yoktur. En önemlisi , sorcerer büyüsünün niteliğinin veya niceliğinin bu tetikleyicilere bağımlı olmamasıdır. Karizmanın tetikleyiciler üzerinde etkisi (bunları ne kadar etkileyici şekilde yapabileceği) olsa da , bunların tetiklediği büyünün gücü karakterin iç gücüne , yani iç dünyasına hakimiyetine , yani akıl gücüne bağlıdır.
Sorcererın bir türlü sağlam bir temele oturtulamamasının bir diğer nedeni de tip olarak arcane domaine uyması , fakat yukarıda anlattığım gibi mantıkta akıl puanının temel alınması gibi bir durumda da divine domaine girecek olmasıdır. Bu ikilem de sorcererın diğer karakterler gibi sağlam bir temele oturmasını engellemektedir.
Sonuç olarak , sorcerer henüz üzerinde genel uyuşma sağlanmamış bir karakterdir , standartlaşmamıştır , ve bu yüzden de oynaması da oynatılması da son derece zordur. Ã?ünkü daha "sor-" diye başladınız anda herkesin aklında başka bir tip şekillenecektir.
(şekil 1-A , bir türlü denge noktasına varamayan mevzubahis tartışmamız
)
Daha önce de pek çok kişinin değindiği gibi sorcererlerın büyü gücü daha çok iç disipline dayanır , insanları ne kadar etkilediklerine değil. Ama buna rağmen çoğunlukla karizma tabanlı karakterler olarak oynanırlar.
Bunun sorcererı oynatmakla ne alakası var dememek lazım. Karakterin statları sadece sınıf yeterliliklerinde veya benzeri teknik noktalarda değil , karakterin oynanış şeklinde , yani canlandırılmasında da çok etkilidir. Ve benim kanımca sorcerer için karizma uygun bir taban değil. Peki hangi taban uygun olurdu derseniz , her ne kadar pek çok itirazın geleceğini bilsem de , ben sorcerer için wisdom'ın daha mantıklı bir taban olacağını düşünüyorum.
Nedenine gelince ;
İlk olarak üç büyü türünü gözden geçirelim.
Bunların temelleri zeka , karizma ve akıl (wisdom , her ne kadar çoğu zaman bilgelik olarak çevirilse de RP için uygun karşılığı akıl olmalıdır , çünkü akıl ile bilgelik aynı şey değildir , akıl ile zekanın aynı olmadığı gibi.)
Büyücüler büyü yeteneklerini yüksek zekalarını kullanarak öğrenme yoluyla edinir ve bu çoğunlukla arcane magic (gizemli büyü) olarak isimlendirilen büyü sınıfına girer.
Ã?oğu sistemde divine magic (ilahi büyü) olarak isimlendirilen büyü domaini ise daha çok akıl (wisdom) temelli karakterlere atfedilir.
Bence sorcerer her ikisine de tam uymadığı için eğreti bir şekilde karizma üzerine temellendirilmiştir.
Her ne kadar sorcerer büyülerini çeşitli eylemlere bağlamak zorunda olsa da , bunlar barddaki gibi şiir , şarkı ,türkü olacak diye bir koşul yoktur. En önemlisi , sorcerer büyüsünün niteliğinin veya niceliğinin bu tetikleyicilere bağımlı olmamasıdır. Karizmanın tetikleyiciler üzerinde etkisi (bunları ne kadar etkileyici şekilde yapabileceği) olsa da , bunların tetiklediği büyünün gücü karakterin iç gücüne , yani iç dünyasına hakimiyetine , yani akıl gücüne bağlıdır.
Sorcererın bir türlü sağlam bir temele oturtulamamasının bir diğer nedeni de tip olarak arcane domaine uyması , fakat yukarıda anlattığım gibi mantıkta akıl puanının temel alınması gibi bir durumda da divine domaine girecek olmasıdır. Bu ikilem de sorcererın diğer karakterler gibi sağlam bir temele oturmasını engellemektedir.
Sonuç olarak , sorcerer henüz üzerinde genel uyuşma sağlanmamış bir karakterdir , standartlaşmamıştır , ve bu yüzden de oynaması da oynatılması da son derece zordur. Ã?ünkü daha "sor-" diye başladınız anda herkesin aklında başka bir tip şekillenecektir.
(şekil 1-A , bir türlü denge noktasına varamayan mevzubahis tartışmamız
lil'grin'brin'