Alevdişi'ni Avlarken - Oyun Ekranı

Farklı sistemler ve dünyalar üzerine hazırlanan aktif oyunlarımızın bulunduğu bölümdür.
Alenthas
Forum Yöneticisi
Posts: 2670
Joined: Thu Oct 04, 2007 10:00 am
Location: Innsmouth

Post by Alenthas »

"Seçici görünmek istemem fakat bu zırhlar bize uyacak mı? Uymazsa bir demirciden özel olarak yaptırma şansımız var mı? Ã?ünkü şahsen ben üzerime tam oturmayan bir zırhla ejder avına çıkmayı pek istemem."

"Bu biraz rahatsız olacak..."

Kafasına bir kep geçirdi ve zincirden zırhı üzerine giydi. Sonra zincir zırhın başlığını kafasına geçirdi ve yüzünü neredeyse tamamen kapatan bir miğfer giyindi. Kollarını sağa sola oynatıp üzerine uyup uymadığını kontrol etti. "Hımm. Yeterli."

Sonra bacakları için olan zırhları denedi. İlk önce sol bacağına giydi. Tek başına zırh kuşanmak gerçekten zordu. İlk denediği uzun gelmişti, çiftli oldukları için sağ teki için ayrı ayrı denemesine gerek kalmamıştı. Bir tane daha denedi, bu sefer tam oturmuştu. Sonra botlarını çıkarttı, giyeceği botun bileklerini kesmemesi için özel çoraplardan giydi. Ardından tamamen zırhtan oluşan botlar giydi. Bir kaç denemenin ardından tam ayağına göre bir bot bulmuştu.

Bunları takiben, sırasıyla göğüs zırhı ve eldiven giydi. Bir uzunkılıç alıp ağırlığını tarttı. Sonra sırtına bir sadak ve uzun bir yay yerleştirdi. Belki dışarıdan metal yığını gibi görünüyordu ama kendisini iyi hissetmeden alamıyordu. Heyecanlanmıştı.

"Hım?"
Image
Androner
Kullanıcı
Kullanıcı
Posts: 808
Joined: Wed Jan 07, 2004 10:00 am
Location: istanbul

Post by Androner »

Hermann grubun arkasında kalmıştı,

içeriye şöyle bir göz attı. Sonunda Kendi inancı haricinde başka bir güce ihtiyacı olmadığını tekrar anımsadıktan sonra bir kaç adım geriye doğru uzaklaştı.
Image
Illyra
Forum Yöneticisi
Posts: 2113
Joined: Tue Jan 25, 2005 10:00 am
Location: Duskwood

Post by Illyra »

Yüzünde yarım bir gülümsemeyle herkesin giyinip kuşanmasını bekliyordu Tel. Sonunda Calin’in sorusuna sakince cevap verdi.

“Sizin için birkaç ıvır-zıvır daha.”

Cebinden çıkarttığı ağır bir anahtarla sandığı açtı. Birçok iyi yapılmış eşya sandığa özenle yerleştirilmişti. Tel bunların hepsini tek tek dışarı çıkarttı. Kenarları altın ipliklerle işlenmiş vişneçürüğü bir pelerini Silmärwen’e uzattı. Hiç konuşmadan elleri hızlıca hareket ediyordu. Ardından altın işlemeli büyük çift ağızlı bir baltayı Aegron’un ellerine bıraktı. Hermann için mavimsi parlaklıkta zincir bir zırh seçmişti. Elf Aramil’in avucuna nazik bir zincirin ucunda parlayan incili bir kolye bıraktı. Laeros için kabzası tanımadığı rünlerle kaplı, müthiş dengeli ve keskin bir uzunkılıç vardı. Safiel’e üzeri küçük safirlerle işlenmiş gümüş bir taç verdi, tacın işlemesi pek bir zarifti. Calin’e ise siyah tahtadan güzelce gerilmiş, birkaç renkli okla süslenmiş bir yay vermişti.

“Bunlar büyülü şeyler”

Diye açıklama yaptı sakince, belli ki ukalalık etmek istemiyordu.

“Ejderhanın karşısında size yardımı olacağını düşündük… Maldobar’ın hazinelerinden….”

Silahlar tamam olduğunda güzelce dinlenmek için evlerine ve odalarına çekildiler.

Ertesi sabah, henüz güneş doğarken hepsi kasabanın çıkışında hazır bekliyordu. Kasaba halkı uykuda olduğu için kendilerini uğurlamaya Meldrod ve Tel gelmişti. Eşyalarının ve erzaklarının bulunduğu çantalar sırtlarında, silahları omuzlarında yola çıkmaya hazırdılar. Vedalaşmalar tamamlandıktan sonra tam neden yola çıkmadıklarını merak ediyorlardı ki, yanan binanın köşesinden koşan birisi yanlarına yetişti. Belli ki Jenn’de yolculuğa hazırlanmıştı. Meldord sakince açıklama yaptı.

“Yolu bildiğini idda ediyor, bu yüzden size yol göstermesi için ona izin verdim.”

Jenn bir süre elindeki haritayla boğuştuktan sonra onları büyük dağa gidiyormuş gibi gözüken bir patikaya sokmuştu. Saatlerce yürüdükten sonra, ancak kendisi yorulduğunda mola yapmalarına izin vermiş, herkesi çabuk yemek yemesi için sıkıştırıp durmuştu. O gece kamp kurduklarında ilk gecelik nöbeti kendisi alacağını söylemişti. Hepsi düz yoldan gitmek yerine tepenin yanından kavisle dolaşan bir yol takip ettiklerini fark ettiler. Ana yol yerine bir çoban patikasından ilerliyorlardı.

Ertesi gün pek farklı geçmemişti. Yalnızca büyük görünüşlü dağa daha fazla yaklaşmışlardı. Gece çöküp kamp kurulduğunda Jenn mutlaka nöbetçi koymaları gerektiğini söyleyip uyuyuvermişti.

Hızla geçen iki gün üzerlerinde sersemletici bir etki bırakmıştı. Bir ejderha ile karşılaşmak için onun yuvasına giderken, diğer yandan kendilerini zamana karşı yarıştıran bir kız…
Image
Edmond
Kullanıcı
Kullanıcı
Posts: 5509
Joined: Mon Jul 03, 2006 10:00 am
Location: Çanakkale
Contact:

Post by Edmond »

"Böylesine bir şekilde hızlı gittiğimize göre kızın acelesi var, bu da onun ejderha tarafından zarara uğratıldığını gösteriyor. Yolu bilmiyor gibi görünüyor, demek ki maceraya kendi de katılmak için gelmiş, yolu bilmemesine rağmen, gelmesinin tek yolu buydu herhâlde."

diye düşündü Silmärwen, fakat bunu açık açık kimseye söylemedi.

"Daha ne kadar var?"

Diye sordu kıza ardından.
I always knew I was a star And now, the rest of the world seems to agree with me.

The reason we're successful, darling? My overall charisma, of course.

I never thought of myself as the leader. The most important person, perhaps.

-Freddie Mercury
Alenthas
Forum Yöneticisi
Posts: 2670
Joined: Thu Oct 04, 2007 10:00 am
Location: Innsmouth

Post by Alenthas »

Laeros pek konuşmamıştı. Gruptaki kimseye fazla bağlanmak istemiyordu. Yolculuk boyunca hemen hemen tek yaptığı şey kendisi ve arkadaşları için dua etmek oldu. Bunun dışında pek nadiren konuşulanları dinliyor ve daha da nadir zamanlarda kendi düşüncelerini dile getiriyordu. Ama genellikle hep genele konuşuyor, özel diyaloglardan sakınıyordu.
Image
Androner
Kullanıcı
Kullanıcı
Posts: 808
Joined: Wed Jan 07, 2004 10:00 am
Location: istanbul

Post by Androner »

hermann yolculuk boyunca dağı, etraftaki ormanları ve hayvanları izledi.

Her geçen günün bir nimet olduğunu biliyordu ve anın tadını çıkarıyordu.
Image
Illyra
Forum Yöneticisi
Posts: 2113
Joined: Tue Jan 25, 2005 10:00 am
Location: Duskwood

Post by Illyra »

Jenn başını battaniyesiden kaldırıp Silmärwen'e saygılı bir bakış attı.

"Bir gün daha yolumuz kaldı o kadar. Bu dolambaçlı yoldan gidiyoruz ki, ana yolda kış gelmeden yolcuları soyup kar etmeye çalışan haydutlardan kaçınalım. Yarın akşam dağın eteğine varmış oluruz. Sonraki gün öğlende Alevdişi'nin inine girmiş oluruz."

Eliyle ağzını kapatarak esnedi.

"Özür dilerim ama ben çok yorgunum."

Ardından başını yeniden battaniyesine koydu. Kısa bir süre sonra nefes alışı düzenli bir şekile girmişti.
Image
Androner
Kullanıcı
Kullanıcı
Posts: 808
Joined: Wed Jan 07, 2004 10:00 am
Location: istanbul

Post by Androner »

Hermann'ın yaşlı da uzun süren yolculuğu sonunda yorulmuştu. Üzerindeki yırtık pırtık ve koyu yeşil elbisesini karıştırdı, cebinden bir kaç yaprak parçası çıkardı. Bulduğu bir taşın üzerine bu yaprak parçalarını koydu, yerden aldığı başka bir taşla yaprakları iyice ezdi. Sonra bu yaprak parçalarını ağzına attı ve matarasından bir miktar suyu içti.

- hepinize iyi geceler evlatlarım.
dedikten sonra yere serdiği örtünün üzerine yattı battaniyeyle de üzerini örttü. Uykuya dalmıştı.
Image
Edmond
Kullanıcı
Kullanıcı
Posts: 5509
Joined: Mon Jul 03, 2006 10:00 am
Location: Çanakkale
Contact:

Post by Edmond »

"Hmm, nöbetçi kim olmayı düşünüyor? Herkes uyuyor?"

Görünüşe göre tek çare kendisiydi fakat onun büyü yapabilmek için gücüne ve ayıklığına ihtiyacı vardı.
I always knew I was a star And now, the rest of the world seems to agree with me.

The reason we're successful, darling? My overall charisma, of course.

I never thought of myself as the leader. The most important person, perhaps.

-Freddie Mercury
CLiCKs
Kullanıcı
Kullanıcı
Posts: 1392
Joined: Mon Dec 03, 2007 10:00 am
Location: Bursa
Contact:

Post by CLiCKs »

"Ben olurum. Uyuyabilirsin." dedi Silmarwen'e. Başını çevirdi gözleri göğü taradı. Aralıklarla gözünü açıp kapıyordu. Belli bir süre sonra göz açıp kapamaları gitti. Dikkatle etrafı seyrediyordu. Bakan biri göz kırpmadığını düşünebilirdi, ama aslında buna hiç zaman ayırmıyormuş gibi hızlı yapıyordu.
Ben gelecek için hiç endişe duymadım.O yeterince hızlı geliyor zaten.
Albert Einstein
Mark
Kullanıcı
Kullanıcı
Posts: 2004
Joined: Thu Aug 31, 2006 10:00 am
Location: Midkemia, portal/istanbul

Post by Mark »

Deriden oluşmuş yarı çıplak kıyafetli Aramil, kampın yakınındaki ağaçlarını kontrol ediyordu. İncir ya da meşe ağacının altında durup bir yudum su içti ve ağaca ikram etti. Ağacının üzerinde herhalgi bir dost yaşıyormu diye kontrol ettikten sonra, onlarla kısa bir sohbet ediyorum sorunları var mı diye soruyorum.. Ã?obanpüskülü ve ökseotu arıyorum. Yakın bir yere dal diktikten sonra yanıma biraz alıp tedarik ediyorum.

Nöbet tutan Calin'in yanına gitti, elf druid. Gülümseyerek, teşekkür etti. Elini kaldırıp havadaki uçan bir kuşu gösterdi.
" Arkadaşım yatmadan önce sana biraz yardım edicek. Kısa bir keşif yapıyor karnı açtı. "
Yemek çıkarıp kampın yanına onun yemeğini hazırlamaya başlıyorum.
Hermann'ın yediği şeyi inceliyorum.
İyi mehtaplar diledikten sonra, ağacımın altında yatıyorum.
Kendi doğanı öğren, bütün yanlarını kabul et, egemenlik ancak o zaman başlayabilir. Kendini reddetmek herşeyi reddetmektir.
CLiCKs
Kullanıcı
Kullanıcı
Posts: 1392
Joined: Mon Dec 03, 2007 10:00 am
Location: Bursa
Contact:

Post by CLiCKs »

Aramil'in gülümsemesine karşılık verdi. "Sana da iyi mehtaplar. " dedi. Bu arada elf druidin ne kadar şanslı olduğunu düşünüyordu. Hiç yalnız değildi. Her köşede bir dostu vardı.
Ben gelecek için hiç endişe duymadım.O yeterince hızlı geliyor zaten.
Albert Einstein
Illyra
Forum Yöneticisi
Posts: 2113
Joined: Tue Jan 25, 2005 10:00 am
Location: Duskwood

Post by Illyra »

Gece ilerlemeye devam ederken herkes küçük dağınık kampt
a uyumaya başlamıştı. Calin hepsinin yavaş nefes alış-verişini birbirinden ayırt edebiliyordu. Uykunun getirdiği huzur kendisine de yansımıştı ama, kendisinin uykusu yoktu.
Gökyüzündeki yıldızları izleyip, çevreye bakıp, bunun ne kadar sakin bir gece olduğunu düşünmeden edemiyordu.
Gecenin daha da ilerleyen saatlerinde -belki sabaha üç ya da dört saat kala- otururken bir çıtırdı duydu.

(Calin Listen Check; Base 12 + Dice 20 = 32; Kritik Başarılı)

Duyduğu sadece küçük bir çıtırtıydı ama bunun rüzgarın, küçük bir hayvanın ya da uykusunda dönen arkadaşlarından birisinden gelmediğini anlamıştı. Birisi ya da bir şey kampın çevresinde gizlice dolaşmaya çalışıyordu. Elfin keskin kulakları bunu yakalamıştı.
Image
CLiCKs
Kullanıcı
Kullanıcı
Posts: 1392
Joined: Mon Dec 03, 2007 10:00 am
Location: Bursa
Contact:

Post by CLiCKs »

Sesi duyunca 1 saniye daha bekledi. Sonra Jenn'in battaniyesinin üstünden hafifçe sarstı ve ona doğru döndüğü an işaret parmağını dudaklarına götürdü. Bunu yaparken sırtı sesi duyduğu yöne dönüktü. Yere çömelmiş bir haldeydi ileri bakıyordu. Sanki biriyle konuşuyor gibi gözükmemeye çalışıyordu. "Biri bizi seyrediyor. Diğerlerini uyandırmalısın." dedi ve en başından beri kendisinin açıkta olduğunu bilidğinden esner gibi yapıp gerindi. Sonrasında duyduğu sese ters olan yönde ağaçların içine karıştı. Ağaçları 5 metre kadar geçti. Bir ağacın arkasına saklandı. (Hide:12) Bir kaç saniye bekleyip kampın etrafında daire çizmeye başladı. Sessizce ilerliyordu ve yavaş. (Move Silently:12) Bu arada etrafına bakınıyordu iyice. Herhangi bir iz ya da birini görmeye çalışıyordu.(Search:11) Jenn'in ona verdiği silahı da elindeydi. Bir insan görürse önce uyaracaktı. Eğer goblin, orc ya da kesin düşman bir canlı görürse oklarını fırlatacaktı. (Rapid Shot)

Not: Tabii bunlardan önce herhangi bir şey olmazsa uzun rolumu yapıyorum.
Ben gelecek için hiç endişe duymadım.O yeterince hızlı geliyor zaten.
Albert Einstein
Post Reply