Dipsiz kuyunun tanrısı (Oyun)
Hamza direksiyona geçer arabayı hoplata zıplata kullanmaya başlar fakat bir süre sonra alışır ve rahatlar.
şehir dışına çıktıklarında yağmur oldukça hızlanır neredeyse göz gözü görmemektedir. Catalköy'den bir önceki köyün levhasını görürler, tam kazasız belasız geldik diyeceklerken arabanın lastiği birden patlar, araba hızla yoldan çıkarak şarampole yuvarlanır.
Arabadan çıktıklarında kendilerini kontrol edip yara bere almadıklarından emin olurlar. Bardaktan boşalırcasına yağmur yağmaktadır ve arabanın gidecek hali kalmamıştır.
şehir dışına çıktıklarında yağmur oldukça hızlanır neredeyse göz gözü görmemektedir. Catalköy'den bir önceki köyün levhasını görürler, tam kazasız belasız geldik diyeceklerken arabanın lastiği birden patlar, araba hızla yoldan çıkarak şarampole yuvarlanır.
Arabadan çıktıklarında kendilerini kontrol edip yara bere almadıklarından emin olurlar. Bardaktan boşalırcasına yağmur yağmaktadır ve arabanın gidecek hali kalmamıştır.
.
"Tam da alışmıştım otomofile," der Hamza zoraki bir sırıtışla. "Neyse ki size bir şey olmadı Gökmen Bey; gerçi lastiğin patlaması, yağmurdan göz gözü görmemesi ve çamur yüzünden yolun dışına kaymamız benim hatam değilse de gene de kendimi affetmezdim doğrusu size bir şey olsaydı."
Kel kafasına çarpan yağmura doğru bakışlarını kaldırarak, "şimdi tepemize bir de yıldırım düşerse, heç şaşırmaya niyetim yok. Ne yapıyoruz Gökmen Bey, siz daha iyi bilirsiniz, eşrafı meşrafı?"
.
"Tam da alışmıştım otomofile," der Hamza zoraki bir sırıtışla. "Neyse ki size bir şey olmadı Gökmen Bey; gerçi lastiğin patlaması, yağmurdan göz gözü görmemesi ve çamur yüzünden yolun dışına kaymamız benim hatam değilse de gene de kendimi affetmezdim doğrusu size bir şey olsaydı."
Kel kafasına çarpan yağmura doğru bakışlarını kaldırarak, "şimdi tepemize bir de yıldırım düşerse, heç şaşırmaya niyetim yok. Ne yapıyoruz Gökmen Bey, siz daha iyi bilirsiniz, eşrafı meşrafı?"
.
-
Artemis Entreri
- Kullanıcı

- Posts: 1521
- Joined: Tue Jun 14, 2005 10:00 am
- Location: İstanbul
- Contact:
"Yakınlarda bir köy var Hamza, tabelasını gördüm.
Zaten Ã?atalköyden önce oraya uğramak lazımdı.
Bu geceyi geçirmek için sığınacak bir yer buluruz elbet."
Arabayı bırakıp köye doğru yollandılar. Bu sırada Gökmen'in gözüne uçuşan bir kağıt takıldı.
Peşinden koşarak yakaladı kağıt parçasını. T'nin görev notuydu bu. İmha etmeyi unutmuşlardı. Belli ki kaza esnasında arabadan fırlamıştı. Gökmen bir yandan bu kadar dikkatsiz olduğu için kendine küfrederken bir yandan kağıdı küçük parçalara ayırıp rüzgarda savurdu.
Kendine çeki düzen vermesi zaman alacak gibi gözüküyordu.
Zaten Ã?atalköyden önce oraya uğramak lazımdı.
Bu geceyi geçirmek için sığınacak bir yer buluruz elbet."
Arabayı bırakıp köye doğru yollandılar. Bu sırada Gökmen'in gözüne uçuşan bir kağıt takıldı.
Peşinden koşarak yakaladı kağıt parçasını. T'nin görev notuydu bu. İmha etmeyi unutmuşlardı. Belli ki kaza esnasında arabadan fırlamıştı. Gökmen bir yandan bu kadar dikkatsiz olduğu için kendine küfrederken bir yandan kağıdı küçük parçalara ayırıp rüzgarda savurdu.
Kendine çeki düzen vermesi zaman alacak gibi gözüküyordu.
Been there. Seen that. Got the scars.
-
Artemis Entreri
- Kullanıcı

- Posts: 1521
- Joined: Tue Jun 14, 2005 10:00 am
- Location: İstanbul
- Contact:
"Birkaç gün müü?" diye düşündü Hamza ama şaşkınlığını belli etmedi. "Bu Gökhmen Bey de maşallah çok gözü açıkmış, gördü afilli arabayı, bedava konak fırsatını kaçırmıyor. Ee isteyenin bir yüzü kara, vermeyen... neydi yahu, öyle bir söz vardı?.." şeklinde düşünceler geçmekteydi aklından. Bir yandan da yağmur donuna kadar ıslatmıştı, şurdan kurtulsalar fena olmayacaktı hakkattende.Artemis Entreri wrote:"...Yağmurdan kaçıp bir kaç gün konaklayabileceğimiz bir yer arıyoruz."
.
-
Artemis Entreri
- Kullanıcı

- Posts: 1521
- Joined: Tue Jun 14, 2005 10:00 am
- Location: İstanbul
- Contact:
Gökmen manzara karşısında yaşadığı tüm şaşkınlığına rağmen sakinliğini korumaya çalıştı. "Tanıştığımıza memnun oldum efendim. Ben Cihan Terzi, bu da yol arkadaşım Süleyman." Sağanak yağmurun altında sesini duyurmak için yüksek sesle konuşuyordu. "Çok ıslandık, belli ki kalabalıksınız, size rahatsızlık vermek istemeyiz. Yol üstünde Ã?atalköy tabelası görmüştük, bize yol tarif edebilirseniz orada başımızı sokacak bir yer bulacağımızı tahmin ediyorum."
Been there. Seen that. Got the scars.
-
Artemis Entreri
- Kullanıcı

- Posts: 1521
- Joined: Tue Jun 14, 2005 10:00 am
- Location: İstanbul
- Contact:
Ã?nce halisünasyon görüyorum diye düşündü. Duraklaması da ondandı. Geçmesini bekledi.
Yoksa burnunun önüne silah dayandığı için korkacak birisi değildi Gökmen. O silah oraya
kadar gelmişse ve tetik çekilmemişse, zaten ölmeyeceğini bilirdi.
"Hop dedik koca oğlan. Ayağını denk al. Burası er meydanına benzemez. Nezaketimizden
söyledik, yer mi var içeride girelim? Yanaş bakayım şöyle yana." Tehlike ne kadar büyük
olursa olsun mertliğine laf ettirecek birisi değildi Gökmen. Çok silahlar çekilmişti vaktiyle.
Çok kolları uçurmuştu havalara. Yine de burnunun ucuna her geldiğinde şu alet, içindeki
korku bir mermi gibi fırlıyordu dışarıya. Fırlıyor ve geçiyordu bir anda.
Yoksa burnunun önüne silah dayandığı için korkacak birisi değildi Gökmen. O silah oraya
kadar gelmişse ve tetik çekilmemişse, zaten ölmeyeceğini bilirdi.
"Hop dedik koca oğlan. Ayağını denk al. Burası er meydanına benzemez. Nezaketimizden
söyledik, yer mi var içeride girelim? Yanaş bakayım şöyle yana." Tehlike ne kadar büyük
olursa olsun mertliğine laf ettirecek birisi değildi Gökmen. Çok silahlar çekilmişti vaktiyle.
Çok kolları uçurmuştu havalara. Yine de burnunun ucuna her geldiğinde şu alet, içindeki
korku bir mermi gibi fırlıyordu dışarıya. Fırlıyor ve geçiyordu bir anda.
Been there. Seen that. Got the scars.



