Yıkımdan Sonra (Fallout oyun)
"Tabii buyrun evladım." der rahip eliyle yol göstererek.
"Günah çıkartma odalarını sol taraftan geçince görebilirsiniz."
Dean içeri girer, günah çıkartma odalarını bulur. Cabal'ın ona verdiği Jeti öncelikle Bozo'ya koklatır. Sonrasında Bozo'nun yapacaklarını izlemeye başlar. Akıllı hayvan günah çıkartma odalarının orada biraz dolandıktan sonra birinin önünde durur, Dean bunun dört numaralı kabin olduğunu görür. Köpek bir süre daha izi takip etmeye çalışır ama başarılı olamaz. Başarısızlığı yüzünden üzgün bir şekilde sahibine bakmaktadır suçlu suçlu.
"Günah çıkartma odalarını sol taraftan geçince görebilirsiniz."
Dean içeri girer, günah çıkartma odalarını bulur. Cabal'ın ona verdiği Jeti öncelikle Bozo'ya koklatır. Sonrasında Bozo'nun yapacaklarını izlemeye başlar. Akıllı hayvan günah çıkartma odalarının orada biraz dolandıktan sonra birinin önünde durur, Dean bunun dört numaralı kabin olduğunu görür. Köpek bir süre daha izi takip etmeye çalışır ama başarılı olamaz. Başarısızlığı yüzünden üzgün bir şekilde sahibine bakmaktadır suçlu suçlu.
.
Dean:
Dean köpeğiyle birlikte günah çıkarma odalarından 4 numaraya girerek odanın içinde bitişik odalarla başlantı kuran bir bölme filan var mı diye kontrol eder; varsa o bağlantını9n açıldığı odacığa geçecekti. Elini çabuk tutar, eğer rahip filan konuşmaya başlarsa Bozo'nun yaptığı günahları anlatacaktı rahibe; uyuşturucu koklaması ve mutant yaratıklara sarkması gibi; Bozo çok günah işlemişti.
.
Dean:
Dean köpeğiyle birlikte günah çıkarma odalarından 4 numaraya girerek odanın içinde bitişik odalarla başlantı kuran bir bölme filan var mı diye kontrol eder; varsa o bağlantını9n açıldığı odacığa geçecekti. Elini çabuk tutar, eğer rahip filan konuşmaya başlarsa Bozo'nun yaptığı günahları anlatacaktı rahibe; uyuşturucu koklaması ve mutant yaratıklara sarkması gibi; Bozo çok günah işlemişti.
.
Billy kilise gördüğü şeyi Albert ve Cabal'a söyledi. "Sanırım içeride benden biri var. Cüppeli biriydi. Göremedim ama cüssesi benim kadardı. Onun rahip olabileceğini sanmıyorum. Benim gibi bir mutanttan rahip olmaz en azından." dedi. "şunu da söylemek isterim. Eğer Dean tehlikeye girerse ne halt edicez?".
Ben gelecek için hiç endişe duymadım.O yeterince hızlı geliyor zaten.
Albert Einstein
Albert Einstein
"Dean oraya girdikten sonra onun için değil ama rahipler için endişelenmek gerek."
Dürbün ile içeriye tekrar baktı.
"Köpeğe bir sandalyeyi koklatmak ne kadar zaman alabilir ki? Nerede bu?"
Dürbün ile içeriye tekrar baktı.
"Köpeğe bir sandalyeyi koklatmak ne kadar zaman alabilir ki? Nerede bu?"
Göz alıcı tepenin yerinde artık binalar yükseliyor. Büyük, ulu; ama büyüleyici mi? Sislerin ardından ışığı daha net görürdüm, şimdi, kalabalığın içinde, koca bir boşluktayım.
Eskisi ka
Eskisi ka
Dean:devrimk wrote:Dean oturulan yerin alt kısmında sürgülü bir kapak bulur. Rahip kabininde oturan kişiyle günah çıkaran kişinin arasında olan alışveriş büyük ihtimalle bu sayede yapılıyordu.
Köpeğe bu kapağı koklatarak diğer taraftaki kabine geçmeye çalışır, mümkünse orayı da koklatacak ve dışarı çıkacak, arkadaşlarının yanına dönecekti.
.
.
Dean:
"Beyler sevgili köpeğim bu işi beceremedi, galiba jet koklamaktan burnu hassasiyetyini kaybetti... Bence bugünlük bu kadar yeter. Tilki gidip bay Montana'ya henüz üreticiyi yakalayamadığımızı ama ip uçlarından çok yaklaştığımızı, yakalamamızın an meselesi olduğunu filan söylesin... Albert baksana, sen de Tilki'yle gidip şu Montana'ya üreticiyi yakaladığımızda madem bu herif güzel mal yapıyormuş, öldürmek yerine ürettiği malları Montana sülalesi aracılığıyla elden çıkarsa fena mı olur? gibisinden bir akıl versen ya!"
.
Dean:
"Beyler sevgili köpeğim bu işi beceremedi, galiba jet koklamaktan burnu hassasiyetyini kaybetti... Bence bugünlük bu kadar yeter. Tilki gidip bay Montana'ya henüz üreticiyi yakalayamadığımızı ama ip uçlarından çok yaklaştığımızı, yakalamamızın an meselesi olduğunu filan söylesin... Albert baksana, sen de Tilki'yle gidip şu Montana'ya üreticiyi yakaladığımızda madem bu herif güzel mal yapıyormuş, öldürmek yerine ürettiği malları Montana sülalesi aracılığıyla elden çıkarsa fena mı olur? gibisinden bir akıl versen ya!"
.
"Ayrıca bay Montana ile sürekli görüşmek gibi bir fetişim yok. Eheheheh ıııh! Canıma susamadım."
"Eğer bütün alışverişler tek bir kabinde yapılıyorsa belki oraya bir telsizden bozma dinleme cihazı koyabilirim. Ancak pilleri ne kadar gider bilemem. Yani bir dahaki takas'ın ne zaman yapılacağını öğrensek daha iyi olacak. Bu sefer içerisini gözleyelim."
"Ben de yarın tekrar buraya geleceğim ve şu hoca ile görüşeceğim. Karşılıklı kimya bilgimizi paylaşırken belki bazı biligiler de alabilirim. Sınıfları gezeceğim bahanesiyle de belki daha iyi bilgiye ulaşabilirim."
"Eğer bütün alışverişler tek bir kabinde yapılıyorsa belki oraya bir telsizden bozma dinleme cihazı koyabilirim. Ancak pilleri ne kadar gider bilemem. Yani bir dahaki takas'ın ne zaman yapılacağını öğrensek daha iyi olacak. Bu sefer içerisini gözleyelim."
"Ben de yarın tekrar buraya geleceğim ve şu hoca ile görüşeceğim. Karşılıklı kimya bilgimizi paylaşırken belki bazı biligiler de alabilirim. Sınıfları gezeceğim bahanesiyle de belki daha iyi bilgiye ulaşabilirim."
Göz alıcı tepenin yerinde artık binalar yükseliyor. Büyük, ulu; ama büyüleyici mi? Sislerin ardından ışığı daha net görürdüm, şimdi, kalabalığın içinde, koca bir boşluktayım.
Eskisi ka
Eskisi ka
"Ah evet bazıalrımız görülmeyecek kadar değil. Ama kilisenin içinde de bir 'mutant' gördüm. Ve o da görülmeyecek kadar değildi. Ki biz mutantlar insanlıktan bu hale geldiğimiz için kiliseye gitmeye pek meyilli değiliz. Hani tanrıya karşı herhangi bir güvenimiz yoktur. Bu da bana o heisenbergle alakalı olduğunu düşündürüyor bu mutantın."
Ben gelecek için hiç endişe duymadım.O yeterince hızlı geliyor zaten.
Albert Einstein
Albert Einstein
"Evinden çıkıp atom bombasının mantarını görünce ne insana ne tanrıya güveni kalmıyor kimsenin. Yine de belli olmaz, bir keresinde senin ırkından bir yobazla karşılaşmıştım. Bizim gibi gulları ateşte yakarak ruhlarını kurtaracağını söylüyordu bayağı da adam toplamıştı etrafına. Kafasına iki şarjör 7.62'lik döşeyip düşüncesinin yanlış olduğunu kabul ettirdim sonrasında."Hani tanrıya karşı herhangi bir güvenimiz yoktur.
Arkadaşlar ayrılır ve ertesi gün buluşmak için sözleşirler.
Ertesi gün saat on sularında Albert kiliseye tekrar gider.
Elbisesinin içine bir çöl kartalı saklamıştır, girişteki rahibin ricasını kırmaz ve tüfeğini dışarıda bırakır.
Walter White içerideki küçük dersliklerden birinde çocuklara matematik öğretmeye çalışmaktadır. Albert sınıfa bir göz atar arada beş yaşından onbeş yaşına kadar olan aşağı yukarı yirmi çocuk vardır. Genellikle ilgiyle dersi izlemekte, bazıları haylazlık yapmaktadır.
Saat oniki civarında bir tinercinin geldiğini görür Albert günah çıkartma odalarına gittiğini görünce takip eder.Tıpkı Jamie'nin dediği gibi dört numaralı günah çıkartma odasına gider.
Albert arkasında Rahip Miguel'in sesini duyar.
"Sizinle tanışmak isteyen bey işte burada, kimya konusunda ders verebileceğini söylüyor sizin de yükünüz biraz azalmış olur."
Albert'i Walter'la tanıştırır. Beraber yemekhanede yemek yerken biraz konuşurlar. Bu arada tinercinin çıktığını görür Albert, küfürler savurmakta, söylene söylene gitmektedir, anlaşılan bir şeye fena halde kızmıştır.
Albert Walter'ın sık sık öksürdüğünü farkeder, ayrıca çok üst derecede kimya bilgisinin olduğunu. Tabii çocuklara öğretilmesi gereken temel kimyadır ve Albert bunu rahatlıkla başarabilecek pozisyondadır.
Dışarı çıktığında arkadaşlarına tinerciyi sorar, tinerciyi dışarıdakiler de farketmiş, çıktığında yakalamışlardır. Tinerci parayı getirmiş ama malı alamadığını söylemiş satış yapamayacağından yakınıp durmuştur bunlara.
Kara böcekler yeni bir görüşme ayarlayıp bu Heizenberg'in konuşma şekli, sesindeki baı özellkler ve eğer gördüyse tipini soruyorum. Yanımda biri gelse de iyi olur.
Bay White gibi öksüren biri ise... White'dır. Değil ise baştan başlamam gerekecek gibi.
Bay White ise oun dışarıya yansıttığı kişiliğine ters olduğundan, bu işi neden yaptığını, onu birisinin zorlayıp zorlamadığını anlamak için onunla başka bir buluşma daha ayarlayacağım. Büyük ihtimalle tehdit ediliyordur ve bunun arkasındaki adamlar yok edilmediği sürece de üretmeye devam etmek zorunundadır.
Eğer öyle ise mecburen gidip o adamları öldürüp, eşyaarını yağmalak zorununda kalacağız. (
)
NOT: Bu sırada bana yardım edebileceğini düşünen birisi var ise lütfen çekinmesin.
Bay White gibi öksüren biri ise... White'dır. Değil ise baştan başlamam gerekecek gibi.
Bay White ise oun dışarıya yansıttığı kişiliğine ters olduğundan, bu işi neden yaptığını, onu birisinin zorlayıp zorlamadığını anlamak için onunla başka bir buluşma daha ayarlayacağım. Büyük ihtimalle tehdit ediliyordur ve bunun arkasındaki adamlar yok edilmediği sürece de üretmeye devam etmek zorunundadır.
Eğer öyle ise mecburen gidip o adamları öldürüp, eşyaarını yağmalak zorununda kalacağız. (
NOT: Bu sırada bana yardım edebileceğini düşünen birisi var ise lütfen çekinmesin.
Göz alıcı tepenin yerinde artık binalar yükseliyor. Büyük, ulu; ama büyüleyici mi? Sislerin ardından ışığı daha net görürdüm, şimdi, kalabalığın içinde, koca bir boşluktayım.
Eskisi ka
Eskisi ka
Karaböcek Jamie adeta yer yarılmış içine girmiştir. Billy Joe onu öyle bir korkutmuştur ki arkadaşları onun şehri terk ettiğini söylemektedir.
Albert ertesi gün tekrar kiliseye gider, içeride bir an bahsedilen dev figürü o da görür fakat figür cüssesine göre oldukça hızlıdır. Albert peşinden gitmesine rağmen onu kaybeder.
Ã?ğlen yemekhanede Albert bay Walt'ın karşısına oturur.
"Sizinle konuşmak istediğim önemli bir konu var bay White." der Albert.
"Tabii sizin gibi bilimden anlayan biriyle konuşmak benim için zevktir." der Walt.
Albert ertesi gün tekrar kiliseye gider, içeride bir an bahsedilen dev figürü o da görür fakat figür cüssesine göre oldukça hızlıdır. Albert peşinden gitmesine rağmen onu kaybeder.
Ã?ğlen yemekhanede Albert bay Walt'ın karşısına oturur.
"Sizinle konuşmak istediğim önemli bir konu var bay White." der Albert.
"Tabii sizin gibi bilimden anlayan biriyle konuşmak benim için zevktir." der Walt.
