ZÖMRÖT GÖZYAşI (RP EKRANI)

Farklı sistemler ve dünyalar üzerine hazırlanan aktif oyunlarımızın bulunduğu bölümdür.
Locked
Andero
Seçilmiş Savaşçı
Posts: 758
Joined: Thu Jun 24, 2004 10:00 am
Location: İstanbul

Post by Andero »

Casper ilk seferin ardından bir kaç kez daha tırmanmayı denemişti. Başlardaki denemelerinde ilk sefer kadar şanslı olamadıkları olmuştu ama avcı yılmamış ve bir süre ağaca tırmanmayı denemişti.

Bir saat süresince sürekli tırmanışın başlangıç adımı üzerine çalışmıştı ve artık, arada sırada beceriksizlikleri olsa da, tatmin edebilecek bir başarısı olduğu söylenebilirdi. Artık hava iyice kararmış ve uraşısının üzerine de bedeni yorulmuştu. Odasındaki yumuşak yatak gecenin kalan kısmı için gerçekten güzel bir ödül olacaktı.
Sadness is my reward because I hate, because I am alone, because I exist. It is the thing which reveals my rage, my envy. I neither live nor die. I will always pursue her. I am sad, I am angry and, I am waiting my time, because I am it, revenge itself.
Efla
Site Admin
Site Admin
Posts: 3913
Joined: Sat Apr 10, 2004 10:00 am
Location: Ankara
Contact:

Post by Efla »

*Andaras*
Andaras askeri içeri davet ettiği. Fakat yapacak daha önemli işleri olduğu belliydi. Mesajı tamamen alınca "Saol dostum" dedi ve göz kırparak ekledi:i "Kolay gelsin..." Ardından sokak kapısını kapadı ve arkadan sürgüyü çekti.

Meşgul olmanın mı olmamanın mı daha iyi olduğunu hiçbir zaman bilmemiyordu. Ã?ünkü hangi durumda olursa olsun diğerini arıyordu. Yapılacak en iyi şey belki de hemen yatmaktı. ZAten üzerine bir ağırlık çökmeye başlamıştı.Sıkıcı bir akşamı atlatmanın en kolay yolu uyumaktı...Duyduklarına bakılırsa zorlu bir gün olacaktı.

Andaras yatağa uzandı. Bu saatte uyumak pek alışkanlığı değildi. Yine de uyumak pek de zor bir iş değildi. Artık gözlerini kapatığında savaştan sahneler de canlanmıyordu eskisi kadar. Ya da belki eskisi kadar etkilemiyordu. Neticede orklar ölmeyi fazlasıyla haketmişti. Belki çok daha fazlasını. Bunları düşünürken yatağın rahatlığında uykuya daldı...

Sabah kalkmak çok zor olmamıştı zira yeterince uyumuştu. Gidip yüzüne bir parça su vurdu ayılmak için. Aynaya baktı ve kendine biraz çeki düzen verdi. İyi görünmek önemliydi. Bugün olacakları merak etti bir an için. Ã?ğrenmenin en kolay yolu bir an önce gitmekti. tam donanımlı gitmesi gerektiği söylenmişti bu onu biraz düşündürüyordu. Ciddi bir iş olmalıydı. Ya da o öyle umuyordu. şu sıkıcı antremanlardan kurtulup gerçek birşeyler yapmak istiyordu. SAvaşta da fena değildi. Kendini ispatlamıştı.

Zırhını ve üniformasını kuşandığında aynanın karşısına tekrar geçti. Çok fiyakalı görünüyordu. Ã?niformanın insanları(özellikle karşı cinsi) etkilediğini kanıtlamıştı. Bundan da gurur duyuyordu. Merakı baskın çıoktı ve aynanın karşısından uzaklaştı. Kılını ve kalkanını da astı. Sürgüyü ve kilidi açtı. Ardından kapıyı kilitledi ve yola koyuldu.

şehirde sıradan bir sabah gibiydi. Akşamdan kalma sarhoşlar, işlerine koşuşturanlar... Tanıdık birkaç simayla selamlaşarak gitti. Kampra Ellisi bulmalıydı. merakı hızlı adımlar atmasına neden oluyordu...
Chaos is the law of nature,
Order is the dream of man.
Darkgnome
Kullanıcı
Kullanıcı
Posts: 3918
Joined: Sat Jan 31, 2004 10:00 am
Location: Ankara

Post by Darkgnome »

Artık b,ir yatak sefası çekebilecek kadar tatmin olmuştu. Ne olursa olsun böylesi işlerin düşündüğü kadar kolay olmadığını biliyordu ve onun için sabırlı olacaktı. Asıl sorun acaba Arutha onun kadar sabırlı olacakmıydı.

Biraz terli birazda yorgun olarak yatağının yolunu tuttu. Odasına girer girmez belki de giysileri ile uyuyacaktı.
Göz alıcı tepenin yerinde artık binalar yükseliyor. Büyük, ulu; ama büyüleyici mi? Sislerin ardından ışığı daha net görürdüm, şimdi, kalabalığın içinde, koca bir boşluktayım.
Eskisi ka
BrokenBlade
Süresiz Banlanmıştır
Posts: 441
Joined: Mon Aug 01, 2005 10:00 am
Location: GraveYard
Contact:

Post by BrokenBlade »

Sabahın ilk ışıklarıyla beraber yatağından kalktı Cleo.Güzel bir uyku çektiği söylenebilirdi.Biraz suratını ovaladıktan sonra mavi renkteki cüppesini giyindi.Saçlarını özenle taradıktan sonra kendini tam olarak uyanmış hissediyordu.

şimdi kahvaltı yapmanın zamanıydı.Oturduğu yerden kapıya doğru baktı,biraz eğlenmenin zararı yoktu...Bu büyü için fazla konsantre olması gerekmiyordu,gerekli büyü sözcüklerini hafiften fısıldarken parmaklarını oynatıyordu bir yandan gerektiği şekilde.....

Imen Dor Elinnis...

Kapalı olan kapısı bir anda açıldı.Yüzündeki sırıtışla beraber kahvaltı yapıcağı yere doğru yöneldi.Kendi kendine mırıldanmaya başladı usulca bir melodiyi.

Diduuduuu... Tell me how you seek your man
And tell me all your secret spells
Tell me how you learn
To tell by his voice that he fell...UuuuUUuu


Pencerelerden gelen kuşların melodisi eşlik ediyordu.Güzel bir gün?
BrokenBlade
Süresiz Banlanmıştır
Posts: 441
Joined: Mon Aug 01, 2005 10:00 am
Location: GraveYard
Contact:

Post by BrokenBlade »

Andero wrote:Cleo için yatağın gerçekten rahat olduğu söylenebilirdi. Hayal kırıklığı ve yorgunlukla dolu bir günden sonra yumuşacık yatak iyi bir ödüldü. Zira genç büyücünün uykuya dalması fazla zaman almadı.

.......................................

Cleo üzerinde bir rahatsızlık hissederek gözlerini açtı. Etraf korkunç karanlıktı. Ellerini yatakta gezdirdi. Çok sert ve soğuktu. Üstelik üzerinde yarıklar vardı!

Bir anda Cleo'yu bir çember içinde bırakacak şekilde ışıklar yanmaya başladı. Cleo'nun etrafında çember şeklinde yanan ışıklar Cleo'nun içinde bulunduğu çember hariç hiçbir yeri aydınlatmıyordu.

Cleo etrafına bakındığında taş bir zemin üzerinde yattığını hissetti. Nasıl gelmişti buraya?

Bir anda Cleo'nun kulaklarına tanıdık bir ses geldi.

- Selamlar büyücüm!...

Ses, Cleo'nun sınavında karşılaştığı ölü büyücünün sesiydi.

- Seni bunun kurtarabileceğini mi zannettin? dedi aynı ses ve ışık çemberinin içine bir aslan kafası düştü. Yerde biraz yuvarlanan kafa tam Cleo'nun başının önünde durdu.

- Benden kimse kurtulamaz... HAHAHAHAHAHAHAHA.....

Cleo korkudan titremekteydi.Neler oluyordu?Kolunu acıtarak cimcikledi.Rüya değildi bu,rüya DEğİLDİ!

Hızla etrafında döndü,ne yapacağını bilemiyordu sonra sakinleşmeye çalıştı...

Ama nasıl?!!

Depderin bir nefes aldı,sakinleşmeliydi...Aslan kafası ona bakıyordu ama.ona BAKIYORDU!


Pe-Peki ne ne istiyorsun ki ? Sana öldürmeyeceğimi söyledim.

Hayır ne yaparsa yapsın titriyordu,sakinleşemiyordu.Bunun bir kabus olmasını diledi,en kötüsünden.Tüm gücüyle konsantre olmaya başladı,belki sadece kendi beyninin küçük bir oyunuydu bu....Bir yand artık sıkıldığını hissediyordu ve bu büyücünün ona gerçek gücü gösterip gösteremeyeceğini merak ediyordu.Biraz daha sakinleştiğini hissetti.


Evet,ne istiyorsun benden?

Ölü büyücünün sinirlenmesinide istemiyordu bir yandan...
Andero
Seçilmiş Savaşçı
Posts: 758
Joined: Thu Jun 24, 2004 10:00 am
Location: İstanbul

Post by Andero »

Cleo'nun etrafındaki karanlık içinde bulunduğu ışıktan çember hariç her yeri kaplıyor ve çemberin dışını görülemez hale getiriyordu. Hissettiği korku takdire şayandı. Soğuk ses tekrar havayı doldurdu.

- Daha değil sevgili büyücüm... Daha değil... Zamanı geldiğinde... Zamanı geldiğinde.... Ses gittikçe derinden gelmeye başlıyordu.

Bir anda Cleo'nun bedeni korkunç bir acıyla kasıldı. Adeta bütün hücreleri aynı anda ölüyor, Cleo'nun yaşam diye tabir ettiği o yegane varlığı alıp götürüyordu.

Cleo'nun çığlığı karanlığı doldurdu.

Derken büyücü sağ omzunda bir el hissetti ve gözlerini açtı. Başında bir hizmetkar durmuş endişeli gözlerle kendisini izliyordu. Yeni kaldırdığı elinden Cleo'yu az önce sarsmış olduğu belliydi. Cleo nefes nefeseydi. Vücudunda herhangi bir ağrı veya sızı yoktu. Hizmetkar,

- Sanırım bir kabus gördünüz efendim. Ã?ığlık çığlığa bağırıyordunuz. İyisiniz umarım dedi hafif çekinerek.

Hizmetkar perdeleri açmış ve güneşin odaya girmesine izin vermişti. Konuşmaya devam etti.

- Prens Arutha sizi odasında bekliyor efendim. Ben kapının önünde olacağım. Hazırlandığınızda lütfen bana haber verin. Sizi majestelerinin odasına götüreceğim. dedi ve hafifçe selam vererek geri doğru ilerledi ve odadan çıktı.
Sadness is my reward because I hate, because I am alone, because I exist. It is the thing which reveals my rage, my envy. I neither live nor die. I will always pursue her. I am sad, I am angry and, I am waiting my time, because I am it, revenge itself.
Andero
Seçilmiş Savaşçı
Posts: 758
Joined: Thu Jun 24, 2004 10:00 am
Location: İstanbul

Post by Andero »

Casper yorucu gecenin ardından mükemmel yatakta gerçekten çok güzel bir uyku çekmişti. Avcının doğa disiplinine alışkın vücudu üzerindeki yorgunluğu çabuk atmış ve yine sabahın erken saatlerinde ( aslında normalde kalkacağından biraz daha geç bir saatte ) kalkmış ve hazırlanmıştı. Odanın perdelerini açmış ve güneşin tadını çıkartmıştı.

Bir süre sonra kapı çaldı ve içeri bir hizmetkar girdi. Adam Casper'ın ayakta olduğunu görünce bir an durdu ve ardından kapıdan selam vererek,

- Günaydın efendim. Prens Arutha sizi odasında bekliyor. Eğer hazırsanız gidelim. diyerek Casper'ın cevabını beklemeye başladı.
Sadness is my reward because I hate, because I am alone, because I exist. It is the thing which reveals my rage, my envy. I neither live nor die. I will always pursue her. I am sad, I am angry and, I am waiting my time, because I am it, revenge itself.
Andero
Seçilmiş Savaşçı
Posts: 758
Joined: Thu Jun 24, 2004 10:00 am
Location: İstanbul

Post by Andero »

Andaras evinden çıkmış kamp alanına doğru ilerliyordu. Daha tatillerinin bitmesine iki gün vardı ama komutan çağırmıştı. Hem o da sıkılmaya başlamıştı zaten. Tatilde parlattığı üniformasını giymiş ve gerçekten etkileyici bir şekilde sokağa çıkmıştı.

Andaras kampa ilerlerken sabahın ilk ışıkları şehri süpürüyordu ve şehir yavaş yavaş temposuna kavuşuyordu. Andaras sokaklarda ilerlerken kendisine çevrilen ilgi dolu bakışları rahatlıkla seçebiliyordu. Asker üniforması her zaman bir ayrıcalıktı.

Kamp alanı askerin bildiği gibiydi. Klaisk koşuşturmaca, tatili olmayanların antremanları ve sağa sola yağan emirler her zamanki gibi devam ediyordu. Andaras kampa girdi ve hemen Ellis'in fisine doğru ilerledi. Ofis, kutu gibi bir yerdi. Ahşaptan inşa edilmiş ufak barakanın bir tarafın hafif bir yükseltinin üzerine yerleştirilmiş bir yatak ve yatağın arkalığının iki tarafında da birer kılıç kabzası göze çarpıyordu. Barakanın diğer yanında bir masa ve bir kaç sandalye, Andaras şu an bulunduğu kapının hemen karşısında ise çalışma masası ve bir dolap vardı. Ellis Andaras'ı eliyle içeri davet etti ve,

- Selam asker. dedi

- SAğOL. diye Andaras'ın cevabını duyduktan sonra Andaras karşısında bir sandalye gösterdi ve oturmasını rica etti. Andaras oturduktan sonra Ellis konuşmaya başladı.

- Bak genç. Biliyorum daha tatilin bitmeden seni çağırmak zorunda kaldım ama biliyorsun devlet işleri tatil dinlemez. Saraydan bana gelen bir mesaj var. Saraya bir asker göndermem gerekiyor ve ben de seni seçtim. Görevinin ne olduğu konusunda bana bir bilgi verilmedi bu sebeple sana bunun ne olduğunu söyleyemeyeceğim ama eminim bu konuda sana yardım olacak birileri olacaktır. Orada istendiğin saat yaklaşıyor. Bir an önce çıksan iyi olur. Onun dışında herhangi bir sorun var mı? diye sordu.

Komutan gerçekten aceleyle konuşuyordu ve bu kadar kelimeyi neredeyse tek nefeste söylemişti.
Sadness is my reward because I hate, because I am alone, because I exist. It is the thing which reveals my rage, my envy. I neither live nor die. I will always pursue her. I am sad, I am angry and, I am waiting my time, because I am it, revenge itself.
Darkgnome
Kullanıcı
Kullanıcı
Posts: 3918
Joined: Sat Jan 31, 2004 10:00 am
Location: Ankara

Post by Darkgnome »

Gece geç saate kadar tırmanma çalışması yaptığından üstündeki yorgunluğu atmakta zorlanıyordu. Yatak rahattı ve kalkmayı pek istemiyordu. Birde güneş yüzüne gelip de onu uyandırmasa daha iyi olacaktı.

Perdeleri kapatmak için ayağa kakıp da pencerenin yanına gittiğinde demir parmaklıkların arasından koruluğun manzarasıyla karşılaştı. Ne kadarda özlemişti ormanını. Hiç bu kadar yukarıdan bakmamıştı ve gerçekten bu kadar güzel olabileceğini düşünmemişti. Ormanına döndüğünde en yüksek ağacın en tepesine çıkacak kadar iyi bir tırmanıcı olmak için daha fazla şevk geldi içine. Sonra manzaraya bakarken hüzünlendi,

*Ormanım*

"Acaba seni bir kere daha görebilecek miyim?"

Fısıltı halinde dudakları arasında dökülen cümleler, söylediğinin hayal meyal farkındaydı. Her ne kadar rahat gibi görünse de ormanına bir daha dönememe korkusunu içinde barındırıyordu.

Kapı çalındı ve tamda pencereden dışarıya bakarken içeriye hizmetkarın girdiğini gördü. Üstünde dün dün geceki yorgunluğundan çıkartamadığı giysileri vardı.
- Günaydın efendim. Prens Arutha sizi odasında bekliyor. Eğer hazırsanız gidelim. diyerek Casper'ın cevabını beklemeye başladı.
"Günaydın. Ben..."

Ã?nce üstüne baktı ağaç kabuklarında kalmış tozlar ve çamurlar, bir kaç tane yırtık. Giysileri gibi saçları da iyi durumda değildi ve bir prensin karşısına çıkamayacak kadar kötü durumda olduğunu biliyordu. şehirde olacaksa şehirli gibi olması gerekecekti.


Sonra üstünün durumunu düşününce birde yatağına bakma gereği duydu. Düşündüğü gibi, oldukça kirlenmiş çarşaflar ve ayaklarının altında kalmış çamur. Odasına kadar bu çamurların takip edilebildiğine emindi ve herhalde hizmetkarda bu gibi bir manzaraya hazırlıklıydı. Yinede adamın yüzündeki buruşmayı saklamak için çaba sarf ettiğini fark edebiliyordu.

Adamın yüzüne zoraki bir gülümseme ile baktı. İnsanlara zorluk çıkartmayı ve insanların onun arkasından dağınıklığını toplaması onu hep rahatsız etmişti.

"...Ben ilk önce bir duş almalı ve şehirli kıyafetlerimi giymeliyim."

Hizmetkar, onun yüzüne bakarak başını sallayınca ve bir ara gözlerini yatağa kaydırınca, asıl düşündüğünün odanın dağınıklığının nasıl toparlanacağı olduğunu anladı.

Utanmak ormanda hiç karşılaşmadığı bir duyguydu ve kontrol etmesini bilmiyordu, utancın kontrolsüz olanı ise paniğe kadar gidebilirdi.

Ani bir hareketle kızarmış yüzünü de saklayarak yatağa yöneldi. Hizmetkar daha ne olduğunu anlamadan yatağın yanında çarşafı tutar durumdaydı.

"Ben isterseniz ilk önce şu çarşafı bir çekeyim de..."

Derken Hizmetkarın "Lütfen, hayır..." sözlerinin anlamını düşünmeden çarşafı tüm gücüyle çekmesi ile çarşafın o korkunç "cırt" sesini çıkartarak orta yerinden yırtılması bir oldu. şu anda yarı yarıya yırtılmış bir çarşaf vardı elinde ve daha da sinir bozucu olanı çarşafın asıl çıkması gereken kenarları yatağın altından çıkmamıştı bile.

Elinde çarşafın bir kısmı hizmetkarla göz göze gelen Casper'ın gözlerinde panik seziliyordu.

*Bir kraliyet çarşafı yırttım!"

Diye bağırıyordu onun paniklemiş aklı. Hizmetkar bu durumu sezecek ki, çocuğuna şefkatle yaklaşan bir anne gibi Casper'ın bakışlarına karşılık verdi

"Kenar kısımları dışarı çıkmasın diye alt kısmından yatağa iliştiririz. Onları çıkartmadan çarşafları da çekemeyiz. Aslında çoğunlukla 3 kereden fazla kullanılmaz çarşaflar. Yenileri koyulur. Buda 3 defa kullanılmış ki, bir çekişte yırtıldı"

Diye söylediği yalanı Casper'ın biraz olsun rahatlamasını sağladı. Gözleri yere yöneldi ve boynu devrildi. Sağ avuç içini terlemiş ensesinin üstünde gezdirirken,

"O zaman ben bir yıkansam iyi olacak sanırım."

Gözleri tekrar Hizmetkarın gözlerine bakabildiğinde yüzünde o çocuklara özgü gülüş vardı. Sanki bir cezadan affedilmiş bir çocuk gibiydi.

Su hazırlanmadığı için mecburen ıslak bir bez ve sabun ile hızla temizlendikten sonra üstünü değiştirdi. Atık Arutha"ya gitmeye hazırdı.
Göz alıcı tepenin yerinde artık binalar yükseliyor. Büyük, ulu; ama büyüleyici mi? Sislerin ardından ışığı daha net görürdüm, şimdi, kalabalığın içinde, koca bir boşluktayım.
Eskisi ka
Andero
Seçilmiş Savaşçı
Posts: 758
Joined: Thu Jun 24, 2004 10:00 am
Location: İstanbul

Post by Andero »

Krondor sokakları Jax için klasik sokaklardı. Gezgin paralı asker bu şehirde ne mal olduğunu anlayabilecek kadar bulunmuştu ve burayı severdi. Arkasından sarkan kızıl pelerin, sokaktaki gözlerin üzerine dönmesine sebep oluyordu ama o bu bakışları önemsemiyordu. Sırtında asılı olan koca kılıç zaten dönen gözlerin kısa sürede yere bakmalarına yetiyordu.

Jax ödemesini almak için sabırsızlanıyordu. İşini yaparken soru sormazdı. Önemli olan aldığı paraydı. Gene de şimdiye kadar Jax'in katillik yaptığı görülmemişti. Duygusuzdu, ama onu yakından tanıyanlar iyi biri olduğunu bilirlerdi. Sadece yakından tanıyanlar...

Jax şehre girdiğinden beri birkaç kişiye sarayın yerini sormuştu ve sonunda koca kale karşısında yükseliyordu. Güneş arkasından doğarken Jax sarayın koca dış kapısına doğru ilerlemeye başladı.

Kapıya vardığında kapıdaki iki nöbetçi dikkatini çekti. İstifini bozmadan ilerledi. Ne de olsa o Jax'di!

- Hey sen yabancı. Nereye gittiğini sanıyorsun? diye sordu nöbetçilerden biri.
Sadness is my reward because I hate, because I am alone, because I exist. It is the thing which reveals my rage, my envy. I neither live nor die. I will always pursue her. I am sad, I am angry and, I am waiting my time, because I am it, revenge itself.
BrokenBlade
Süresiz Banlanmıştır
Posts: 441
Joined: Mon Aug 01, 2005 10:00 am
Location: GraveYard
Contact:

Post by BrokenBlade »

Cleo eliyle alnındaki ter damlarının silerken diğer eliyle gözlerini ovuşturdu.şaşırmış ve korkmuştu ama bir yandan içtem içe merak ediyordu bu işin sonunu...


Neler oluyor?Birilerine anlatmalımıyım? Diye düşündü sesizce.Hizmetkarın gözlerine baktı sonra,şaşkın ve masum bir şekilde bakıyordu ona,acaba kendisinin yaşadıklarını o yaşasa?Duyduğu korkuyu duysa?



Evet sadece bir kabus,Teşekkür ederim,hemen geliyorum. Hizmetçi dışarı çıktıktan sonra yatağın kenarında pturdu bir süre ve gökyüzünü izledi.Sayısız düşüncelerle beraber mavi cüppesini giyindi.Hiç iştahı olmamasına karşın kapısını açtı.

Ben hazırım,gidelim. Sesi cansız çıkmıştı ama umrumda değildi.Sonra biraz düşünerek Karamsar olmamaya karar verdi.Kötü görünmemeliydi.Kimseye birşey belli etmemeliydi...
Efla
Site Admin
Site Admin
Posts: 3913
Joined: Sat Apr 10, 2004 10:00 am
Location: Ankara
Contact:

Post by Efla »

*Andaras*
Andaras konuşulanları dikkatle dinledi. Saraya mı gidecekti? Görev için seçilmişti. Dinlerken gurunu okşamakla beraber tüylerini diken diken etmişti. Fakat mümkün olduğunca bunu belli etmedi. Aklında sorular vardı. Ama komutanın cevaplayacağı türden sorular değil... Bir an önce gitmek istiyordu.

-Sorum yok efendim. dedi Sağlam bir selam vererek ofisten dışarı çıktı. Bu onun için önemliydi. Seçilmek ve saray adına birşeyler yapıcak olmak... Ofisin kapısını kapattığında dirseğini gövdesine doğru çekerek bir sevinme hareketi yaptı.

Andaras'ı asıl düşündüren konu komutanın bile bundan haberdar olmamasıydı. Gizli işlere karşı bir sempatisi vardı. Fiyakalı bir işti bu. Fakat görünüşe göre kimseye anlatmasına izin vermeyeceklerdi. Bu da kötü yanıydı ama kesinlikle katlanılabilirdi.

Hızlı adımlarla saraya doğru ilerledi. Krondor Sarayı'na pek sık girdiği söylenemezdi. Ã?oğu kez sadece avluda bulunmuştu. şimdiye kadar görmediği yerleri göreceğine dair bir his vardı içinde.

Ve işte saraya epeyce yaklaşmıştı. En hoşuna giden kısım ise görevliler sorduğunda ismini söylemekti. Belki normalde yasak olan şeylerin çekiciliği belki de ona sağlanan imtiyazın verdiği hazdı hoşuna giden. Kararlı adımlarla ilerledi.
Chaos is the law of nature,
Order is the dream of man.
Beckett
Seçilmiş Savaşçı
Posts: 523
Joined: Wed Oct 19, 2005 10:00 am
Location: underworld

Post by Beckett »

Karşısındaki iki nöbetçiyi dikkatle süzdü.Yüzünde sanki yeni tezek görmüş gibi bir ifade ile onlara bakıyordu.İkiside ondan en az 30cm kısaydı.Vücüdunu daha da dikleştirdi ve o insanın içine işleyen sesini yankılattı kapının önünde

"Ben Jax,Krondor'un en iyi savaşçısı ve en güçlüsüyüm.Buraya gelmek için bir görev aldım.şimdi sen,önümden çekil küçük asker.Yoksa senle daha yakından tanışırız"dedi.

Biliyorduki o etkiliyici birisiydi.Amacı bu nöbetçilerle dövüşmek değildi nede olsa görevlerini yapıyorlardı.Ama hesap vermeye tahammül edemezdi.Sonra askere dönerek;

"Haa unutmadan eğer amacım kötü olsaydı,bana ilk kelimeni söylemene bile izin vermezdim,şimdi yol ver nöbetçi,yol ver ki savaşçıların en güçlüsü saraya girsin ve aldığı paranın hakkını versin"diye seslendi.

Sonra önünde çapraz yapılmış mızrakları iki eliyle kenara iterek adımlarını bir bir atmaya başladı.Muazzam bedeni aslerlerin yanından yavaşça geçmeye devam etti...
Bu İsaret Kaos Tanrısının
Bu,Kılıcların Tanrısının
Bu,hayatın
Bu da olumun
..... Bilmen gereken bunlar.....
Geliyor zamanı Tanrıların;
Hayatın ve Olumun...
Andero
Seçilmiş Savaşçı
Posts: 758
Joined: Thu Jun 24, 2004 10:00 am
Location: İstanbul

Post by Andero »

1.90'lara varan boyuyla Jax gerçektende gçlü bir fiziğe sahipti ama yaptığı hareketin saraya girmek amacıyla yapıldığı düşünülünce problem çıkacağı kesindi.

Askerler savaşçının konuşmasını sessizce dinlemiş ve arada sırada birbirlerine bakmışlardı. Aslında Jax kendini beğenme krizlerinden birinde olmasa askerlerin bıyık altından gülümsediğini farkedebilirdi.

Jax'in elleri mızrakları ayırmak üzere hareketlendiğinde nöbetçilerin kaşları çatıldı bir an. Jax ilerlemeye çalışırken birden ayağının arkasından bir vuruş hissetti. Vuruşun gücüne karşı koymaya çalıştı ama dayanamadı ve sırtüstü yere düştü. Bir an sonra göğsüne dayanmış bir düz ve boynuna dayanmış bir mızrakla yerde yatıyordu. Askerleden biri bağırarak,

- SEN KİM OLUYORSUN DA KRONDOR SARAYINA BÃ?YLE GİRMEYE Ã?ALIşIYORSUN HA P.. HERİF. dedi.

Mızrağı tutan adam içeri doğru,

- KELEPÃ?E GETİRİN. diye bağırdı.

Andaras bu olayı saray kapısına yaklaşırken biraz uzaktan farkedebilmişti.
Sadness is my reward because I hate, because I am alone, because I exist. It is the thing which reveals my rage, my envy. I neither live nor die. I will always pursue her. I am sad, I am angry and, I am waiting my time, because I am it, revenge itself.
Beckett
Seçilmiş Savaşçı
Posts: 523
Joined: Wed Oct 19, 2005 10:00 am
Location: underworld

Post by Beckett »

Jax yere düştükten sonra kafasını taşa çarpmıştı,bir an gözleri karardı ama kendini çok çabuk topladı.Üzerine mızraklar geldiği anda kendine bağıran adama baktı ve hırladı;

"Bir gün gelecek ve beni karşında adil bir şekilde dövüşürken bulacaksın.İşte o zaman tanrına iyi dua et.Ã?ünkü o aşağıya yanına gelse bile seni elimden alamayacak."

"Haa unurtmadan gözlerin çok güzelmiş...Tam kolyelik"dedi ve sanki havlıyormuş gibi tek bir kahkaha attı.

Sonra planının tıkır tıkır işlediği için memnundu savaşçı.İlk basamağı geçmişti,sıra ikincisindeydi.Yavaş yavaş oluyordu istekleri.Pis bir sırıtış attı ve ellerini öne doğru uzattı.
Bu İsaret Kaos Tanrısının
Bu,Kılıcların Tanrısının
Bu,hayatın
Bu da olumun
..... Bilmen gereken bunlar.....
Geliyor zamanı Tanrıların;
Hayatın ve Olumun...
Locked