''Seçeneklerimizi iyice ölçüp biçelim bence. Henüz kimin haklı olduğuna emin olamayız, iki tarafta farklı şeyler söylüyor. Yaptığımız konuşmaları ve görüşmeleri sağlıklı bir şekilde irdeleyip kimin haklı olduğuna ya da ne yapmamız gerektiğine karar vermek için bize sakin bir ortam lazım. Hem bunları böyle ulu orta konuşmamız güvenli olmaz.'' dedi Lugi gerçekçi olarak.
''Hadi şehre gidip kendimize ucuz ve tenha bir han bulalım. şimdiden söyleyeyim, benim yalnızca 10 tp'm var... Eğer 10 tp'ye bir gece konaklanabilen bir han bulamazsak birinizden borç almak zorunda kalacağım.'' diyerek konuşmasını tamamladı.
Böcükozmos .......... OYUN
Ralf konusmaya basladı."Burada asıl konu kimin yanında olacagımız değil grupları nasıl tekrardan barıs yapmaya zorlayacagımızdır.Kethuda gidin istediginiz bir tarafta savasın demedi.Barısı saglayın dedi..." dedi Ralf ve "Evet bir han bulup konaklasak iyi olucak." diyerek yürümeye basladı.
Just because you were born a noble, you can act like God? - Griffith (the White Hawk)
''Tamam işte! Bizim yapmaya çalıştığımızda barışı sağlamak zaten Ralf. Anladık ki bu inatçı iki topluluğu diplomasi yoluyla barıştıramayacağız, o halde bize, ikisinden birinin yapmamızı istediği şeyi yaparak savaşı durdurmaktan başka seçenek kalmıyor.'' dedi Lugi Ralf'e. Bunları, arkadaşının kulağına yaklaşıp fısıltı sayılabilecek derecede sessizce söylemişti ve bir yandan da yürümeye başlamışlardı şehir meydanında doğru...
Ve sonbahar gelmeden toprağa düştü yeşil renkli yaprak, geceyi beklemeden ortaya çıkan ayla birlikte.
.
Grup konuşa konuşa ilerlerken şehrin girişine kadar gelirler. Burada beş bir yana dağılan koridorları işaret eden tabelalar vardır:
Ana kapı: Ağacın dibindeki ana girişe giden yol.
Termit şehri: Zaten kısmen gözlerinin önündeydi; oyularak yapılmış kat kat düzlemler üst üste sıralanmış balkon katları gibiydi. En altta ise şehir meydanı gözüküyordu.
Tüneller: Termitlerin ağacı tırtıklayarak kazdığı tüneller, üstlerdeki yapraklı dallara kadar gidiyordu.
Yönetim: Kraliçenin sarayının bulunduğu yere gider.
Askeriye: Zaten biraz önce orada General Kelt ile görüşmüşlerdi. Askeriyeye ait bütün binaların bulunduğu bölge; kışla, akademi, cephanelik, vs.
Grup şehre girer ve ilk iş olarak çarşı meydanına gelir. Meydanda şöyle bir dolaşıp göz gezdirirler.
Meydanda göze çarpan binalar:
Akkarıncük Hanı, Termit Market, Albino Savaş Dükkanı, Aksakal İksir&Vs, Helükop Havayolları.
Ekibimiz hana girer. İçerdekilerden çoğu termittir. Yalnız barın fedaisi Buk böcüğü Arnuld ile başka birkaç müşteri beyaz termitlerin arasında değişik renkleriyle dikkat çeker. Köşedeki bir masada iki sivrisinek muhabbet etmektedir, bir diğer masada ise iki helügopter böcüğü içkilerini yudumlamaktadır. Bunun dışında 4-5 masada 2şer 3çer termitler yiyip içmekte, eğlenmektedirler. Barın arkasında yeni gelenlere şüpheyle bakan Hancı Betermit vardır. Bu arada genç garson çocuk İtermit, gruba “hoş geldiniz,” diyerek bir masaya oturtur. “Ne arzu edersiniz?” diye sorar.
.
Grup konuşa konuşa ilerlerken şehrin girişine kadar gelirler. Burada beş bir yana dağılan koridorları işaret eden tabelalar vardır:
Ana kapı: Ağacın dibindeki ana girişe giden yol.
Termit şehri: Zaten kısmen gözlerinin önündeydi; oyularak yapılmış kat kat düzlemler üst üste sıralanmış balkon katları gibiydi. En altta ise şehir meydanı gözüküyordu.
Tüneller: Termitlerin ağacı tırtıklayarak kazdığı tüneller, üstlerdeki yapraklı dallara kadar gidiyordu.
Yönetim: Kraliçenin sarayının bulunduğu yere gider.
Askeriye: Zaten biraz önce orada General Kelt ile görüşmüşlerdi. Askeriyeye ait bütün binaların bulunduğu bölge; kışla, akademi, cephanelik, vs.
Grup şehre girer ve ilk iş olarak çarşı meydanına gelir. Meydanda şöyle bir dolaşıp göz gezdirirler.
Meydanda göze çarpan binalar:
Akkarıncük Hanı, Termit Market, Albino Savaş Dükkanı, Aksakal İksir&Vs, Helükop Havayolları.
Ekibimiz hana girer. İçerdekilerden çoğu termittir. Yalnız barın fedaisi Buk böcüğü Arnuld ile başka birkaç müşteri beyaz termitlerin arasında değişik renkleriyle dikkat çeker. Köşedeki bir masada iki sivrisinek muhabbet etmektedir, bir diğer masada ise iki helügopter böcüğü içkilerini yudumlamaktadır. Bunun dışında 4-5 masada 2şer 3çer termitler yiyip içmekte, eğlenmektedirler. Barın arkasında yeni gelenlere şüpheyle bakan Hancı Betermit vardır. Bu arada genç garson çocuk İtermit, gruba “hoş geldiniz,” diyerek bir masaya oturtur. “Ne arzu edersiniz?” diye sorar.
.
Dronk, artık işin bir resmiyeti kalmadığına göre normal konuşmasına dönmeye karar verdi: "Bence adamım kelle başı 5tpden fazla ödemeyilm, ha, ne dersiniz? Adama iyi birine benziyor ahbap,eminim zor durumumuzu anlayacaktır, değil mi ha?" diye geveledi saatlerce, aynı şeyleri farklı kalıplarda tekrarlarken. Sonunda bitirmeye karar verdi: "Hayır adamım, hayır! Böyle olmaz! Bence ben konuşmayı bırakmlıyım, tamam mı ha? Ve sakin olmayılıyım, kise bir şey anlamıyor, değil mi dostum? Bence de!"
Yediş ellerine bakarak:
*Obaaa, şimdi benim hangi elimle yemem kırkayak adetlerine uyar.Sağ ile başlayayım diyeceğim, ama hangi sağ?3. mü, 4. cü mü?Arka ayaklardan 30'u zaten yürümeye gidiyor.Obaa kala kala 10 kalma mı, 5 sağ 5 sol olduğuna göre, en üsttekileri kullansam, yok kafaya bitişik gibi, ağzıma sokamam kaşığı o ellerle.
En alttaki de yetişmiyor be birader.Ã?ff.3.'yü kullanayım ben en iyisi.*
Ardından bir şeyi unuttuğunu farketti.
*Yahu kırkayaklar ne yer ise, ondan donat masayı be ede!*
(ede kardeş demektir halk dilinde)
*Obaaa, şimdi benim hangi elimle yemem kırkayak adetlerine uyar.Sağ ile başlayayım diyeceğim, ama hangi sağ?3. mü, 4. cü mü?Arka ayaklardan 30'u zaten yürümeye gidiyor.Obaa kala kala 10 kalma mı, 5 sağ 5 sol olduğuna göre, en üsttekileri kullansam, yok kafaya bitişik gibi, ağzıma sokamam kaşığı o ellerle.
En alttaki de yetişmiyor be birader.Ã?ff.3.'yü kullanayım ben en iyisi.*
Ardından bir şeyi unuttuğunu farketti.
*Yahu kırkayaklar ne yer ise, ondan donat masayı be ede!*
(ede kardeş demektir halk dilinde)
I always knew I was a star And now, the rest of the world seems to agree with me.
The reason we're successful, darling? My overall charisma, of course.
I never thought of myself as the leader. The most important person, perhaps.
-Freddie Mercury
The reason we're successful, darling? My overall charisma, of course.
I never thought of myself as the leader. The most important person, perhaps.
-Freddie Mercury
Dronk iç çekip gözlerini yuvarladı: "Ah adamım, neden kırkayak oldun ki ha? Kırkel olsaydın daha rahat olurdun! Hem belki hep amuda kalkıp yürüyor sayardık, ha, ne dersin? Ya da yirmiayakyirmiel mi olsaydın acaba?"
Sonra garsona döndü: "Hey ahbap bana bir çeyrek kıymalı yaprak getir, tamam mı? Eğer çok pahalıysa alamam tamam mı, ha, haberin olsun!"
Sonra garsona döndü: "Hey ahbap bana bir çeyrek kıymalı yaprak getir, tamam mı? Eğer çok pahalıysa alamam tamam mı, ha, haberin olsun!"
