Gates of Shadow, 0.1 The Gathering (game screen)
Gecenin bu geç saatinde Ardeth'in alev alan tepkisi tam hedeflediği gibi karşılık bulmuştu. Gemiciler güvensiz bir kaç bakışla mırıldanmaya devam ederken geminin kaptanı tantananın sebebini anlamak için güverteye inmişti. Baykuşu gördüğünde hiç bir şey söylemedi ve kızgın bir bakışı ile tüm denizciler isteksizce dağıldılar. kaptan yobaz denizcilerine nazaran daha kültürü bir insan gibi gözüküyordu.
"Kusura bakma büyücü. Denizciler kara hayvanlarına pek alışık değil ve bir dolu batıl inançları var. Gerçi sizin dünyanız ve bilgileriniz bizi aşıyor, sizi gücendirmek istemem ama en azından kıyıya inene kadar denizcilerin baykuşu olabildiğince az görmesi mümkün olur mu? En azından tantana çıkartmazlar."
"Kusura bakma büyücü. Denizciler kara hayvanlarına pek alışık değil ve bir dolu batıl inançları var. Gerçi sizin dünyanız ve bilgileriniz bizi aşıyor, sizi gücendirmek istemem ama en azından kıyıya inene kadar denizcilerin baykuşu olabildiğince az görmesi mümkün olur mu? En azından tantana çıkartmazlar."

Arap gülmeye başladı.
"Biz de aslında ovadan geliyoruz. Ticaret yapabilirmiyiz dedik.O kadar da kötü değiller ama para kavramı olmadığı için takas yöntemi var bu da pek verimli değil. Yine de şeflerine geyik eti karşılığı bir kaç hançer satmayı başarabildik..."
Bir süre düşündü.
"Evet aslında kulenin doğusundan geçeceğiz. Eğer yeterli ücretiniz var sa kervana katılmanızda sorun yok. Kişi başı dört altın. Konaklama ve yemek dahil. Sonra sizi kulenin yanından bir günlük mesafeden bırakacağız. Uygun mudur?"
Saat gerçekten geçti ve ücret yüksek olsa da kalabalık ile konaklamak daha güvenliydi.
Dwax homurdandı ama bunu sadece Huor duyabildi.
"Soyguncular. Peeehh."
"Biz de aslında ovadan geliyoruz. Ticaret yapabilirmiyiz dedik.O kadar da kötü değiller ama para kavramı olmadığı için takas yöntemi var bu da pek verimli değil. Yine de şeflerine geyik eti karşılığı bir kaç hançer satmayı başarabildik..."
Bir süre düşündü.
"Evet aslında kulenin doğusundan geçeceğiz. Eğer yeterli ücretiniz var sa kervana katılmanızda sorun yok. Kişi başı dört altın. Konaklama ve yemek dahil. Sonra sizi kulenin yanından bir günlük mesafeden bırakacağız. Uygun mudur?"
Saat gerçekten geçti ve ücret yüksek olsa da kalabalık ile konaklamak daha güvenliydi.
Dwax homurdandı ama bunu sadece Huor duyabildi.
"Soyguncular. Peeehh."

Huor hafif yüzünü buruşturarak.
*Peki, buyrun 4 altın.*
Dedi cebindeki altın parçalarının son 4 tanesini çıkararak.
*Peki, buyrun 4 altın.*
Dedi cebindeki altın parçalarının son 4 tanesini çıkararak.
I always knew I was a star And now, the rest of the world seems to agree with me.
The reason we're successful, darling? My overall charisma, of course.
I never thought of myself as the leader. The most important person, perhaps.
-Freddie Mercury
The reason we're successful, darling? My overall charisma, of course.
I never thought of myself as the leader. The most important person, perhaps.
-Freddie Mercury
Küçük bel çantasını açabildiği kadar açmış, sandığı ağzına doğru sürüklüyordu.
" Bunu alıcağından emin misin? "
Micah: " Neler yaptığını bilsen içine ben bile gireiblirim? " Sırıtı. " Ihh." İtip, sandığı çantadan geçirdi. Ã?antayı hafifçe, omzundan geçirip taktı. Eskisi gibi hiç bir ağırlık değişimi yoktu.
---------------------------------------------------------------
" Kimsenin gelmediğinden eminsin dimi?" Micah, telepatiyle koridorun sonunda duran dravenle haberleşiyordu.
D: " Ã?abuk ol. Kokularını alabiliyorum. "
Micah, karanlık pek rabet edilmeyen sınıfa girdi. Zuhur sınıfı olsa herkesin, toplanıp çalışıyor olacağı masaların yanından geçti. Etrafı dinliyordu. Neyse ki, büyük bire çoğunluk dramatik etkileri olan büyü okullarında ustalaşmayı seçiyordu. Uzakta bir kızın sırtını gördü. Yavaşça kapıdan içeri sokulup, dersi dinlemeye başladı.
Telepatii : " Asanın sırrını çözemedik belki bu sefer bir ipucu bulabilriz, Draven. "
" Bunu alıcağından emin misin? "
Micah: " Neler yaptığını bilsen içine ben bile gireiblirim? " Sırıtı. " Ihh." İtip, sandığı çantadan geçirdi. Ã?antayı hafifçe, omzundan geçirip taktı. Eskisi gibi hiç bir ağırlık değişimi yoktu.
---------------------------------------------------------------
" Kimsenin gelmediğinden eminsin dimi?" Micah, telepatiyle koridorun sonunda duran dravenle haberleşiyordu.
D: " Ã?abuk ol. Kokularını alabiliyorum. "
Micah, karanlık pek rabet edilmeyen sınıfa girdi. Zuhur sınıfı olsa herkesin, toplanıp çalışıyor olacağı masaların yanından geçti. Etrafı dinliyordu. Neyse ki, büyük bire çoğunluk dramatik etkileri olan büyü okullarında ustalaşmayı seçiyordu. Uzakta bir kızın sırtını gördü. Yavaşça kapıdan içeri sokulup, dersi dinlemeye başladı.
Telepatii : " Asanın sırrını çözemedik belki bu sefer bir ipucu bulabilriz, Draven. "
Kendi doğanı öğren, bütün yanlarını kabul et, egemenlik ancak o zaman başlayabilir. Kendini reddetmek herşeyi reddetmektir.
.
Dwax Huor'a yanaştı "yahu konuşmayı sana bıraktım, adımızı kaybolmuşa çıkardığın gibi üstelik bir de 4 altın masrafa soktun bizi, senin pazarlıktan haberin yok mu be adam?" dedi. Huor'un cevap vermesine fırsat vermeden bu sefer kervan başı olanın yanına yanaştı. "Bana Dwax derler, o 4 altın ikimiz içindi, arkadaşım pazarlık etmeyi unutmuş! Kervancı başı beyefendi, aslında senin bana ücret ödemen gerekir çünkü bu kervana haydutlar saldırırsa şu gördüğün balyozumla kafalarını kırarım onların! Yani bir nevi fedailik yapıyorum sana, anladın mı şimdi? Evet ne diyorsun, anlaşma tamamsa yemek yiyelim biz de."
.
Dwax Huor'a yanaştı "yahu konuşmayı sana bıraktım, adımızı kaybolmuşa çıkardığın gibi üstelik bir de 4 altın masrafa soktun bizi, senin pazarlıktan haberin yok mu be adam?" dedi. Huor'un cevap vermesine fırsat vermeden bu sefer kervan başı olanın yanına yanaştı. "Bana Dwax derler, o 4 altın ikimiz içindi, arkadaşım pazarlık etmeyi unutmuş! Kervancı başı beyefendi, aslında senin bana ücret ödemen gerekir çünkü bu kervana haydutlar saldırırsa şu gördüğün balyozumla kafalarını kırarım onların! Yani bir nevi fedailik yapıyorum sana, anladın mı şimdi? Evet ne diyorsun, anlaşma tamamsa yemek yiyelim biz de."
.
Huor gülmemek için kendisini tutarken:
*Kusura bakma Dwax, benim balyozum olmadığı için öyle bir şey düşünemedim.*
Ardından düşünceli bir şekilde adama yöneldi:
*Baksana, ben büyücüyüm ve kanımda ejder kanı dolaşıyor, aslında biz ikimizi kolay kolay yenemezler, ben diyorum ki sen bize maaş da ver?Ama yol masrafını kes?*
*Kusura bakma Dwax, benim balyozum olmadığı için öyle bir şey düşünemedim.*
Ardından düşünceli bir şekilde adama yöneldi:
*Baksana, ben büyücüyüm ve kanımda ejder kanı dolaşıyor, aslında biz ikimizi kolay kolay yenemezler, ben diyorum ki sen bize maaş da ver?Ama yol masrafını kes?*
I always knew I was a star And now, the rest of the world seems to agree with me.
The reason we're successful, darling? My overall charisma, of course.
I never thought of myself as the leader. The most important person, perhaps.
-Freddie Mercury
The reason we're successful, darling? My overall charisma, of course.
I never thought of myself as the leader. The most important person, perhaps.
-Freddie Mercury
"Sakin bir yolculuk etmek benimde tek dileğim. Sizin ricanıza uyacağım elimden geldiğince." Kolunu baykuşa doğru uzattı. "Gel bakalım sana kamara hapsi gözüküyor bir süreliğine."
Wulfgar Snowtiger, Shifter, Barbarian 2/ Ranger 2 /Warshaper 2
Str: 31
Dex:14
Con:26
Pençe:
Saldırı, +16/+16
Hasar, 1d6+12
Str: 31
Dex:14
Con:26
Pençe:
Saldırı, +16/+16
Hasar, 1d6+12
Donaef aldıgı bira, tütün ve yatacagı odanın parasını nasıl verecegini bilmiyordu.Cebinde bunlara yetecek parası oldugunu sanıyordu.Hala da öyle umuyordu.Bu lanet olası hana hic mi paralı birisi gelmez diye düsündü.Vakit gec oluyordu dinlenmeliydi.Biraz uyuduktan sonra basını hic belaya sokmadan kimse görmeden ve hic para vermeden sabah erkenden pencereden cıkmayı planlamıstı.
Sonrasında nehri bir sekilde gecip bir at bulmalıydı.Belki nehirden sonra ciftlikler de at olabilir düsüncesiyle rahatladı.Simdi ilk is olarak sabah erkenden kimseye görünmeden buradan cıkmaktı.Yavasca ve dikkat cekmeden odasına cıktı.İceri girince cantasından bir asma kilit cıkararak kapıya tutturdu.Sabah erkenden uyanması gerekiyordu ve bunun icinde uyumalıydı.Kendisini yataga attı ve uyumak icin kıvrandı.
Sonrasında nehri bir sekilde gecip bir at bulmalıydı.Belki nehirden sonra ciftlikler de at olabilir düsüncesiyle rahatladı.Simdi ilk is olarak sabah erkenden kimseye görünmeden buradan cıkmaktı.Yavasca ve dikkat cekmeden odasına cıktı.İceri girince cantasından bir asma kilit cıkararak kapıya tutturdu.Sabah erkenden uyanması gerekiyordu ve bunun icinde uyumalıydı.Kendisini yataga attı ve uyumak icin kıvrandı.
Just because you were born a noble, you can act like God? - Griffith (the White Hawk)
Kervanbaşı korkmuşçasına gözlerini açarak konuşan ikiliye bakakalmıştı. Hele maaş kelimesini duyunca içgüdüsel olarak belindeki keselere sıkıca sarıldı.
“Hayır, dört altın ikiniz içinde yeterli. Tek istediğim kervan içinde bir tatsızlık çıkmaması. Lütfen silahlarınızı ortadan kaldırın.”
Çok zaman geçmeden akşam yemeği yenilmişti…
Ve yolculuk günleri çabucak geçmiş kervan kendilerini akşam karanlığında büyü kulesinin çevresindeki korunun tam kuzey ucunda bırakıp uzaklaşmıştı. Koru şimdilik zararsız gözüküyordu ve kamp yapmak için güzel bir geceydi.
Nihayet sonraki gün kuleye varabileceklerdi…
“Hayır, dört altın ikiniz içinde yeterli. Tek istediğim kervan içinde bir tatsızlık çıkmaması. Lütfen silahlarınızı ortadan kaldırın.”
Çok zaman geçmeden akşam yemeği yenilmişti…
Ve yolculuk günleri çabucak geçmiş kervan kendilerini akşam karanlığında büyü kulesinin çevresindeki korunun tam kuzey ucunda bırakıp uzaklaşmıştı. Koru şimdilik zararsız gözüküyordu ve kamp yapmak için güzel bir geceydi.
Nihayet sonraki gün kuleye varabileceklerdi…

Micah bütün hafta hazırlıklara devam etmişti. Ayrıca asanın gücünü araştırmıştı. Tam olarak keşfedemese de gücünün buz büyüleri üzerine olduğunu anlamıştı. Draven asanın gücünün kendisine alıştıkça zamanla ortaya çıkacağını söyleyip duruyordu. Micah merak ediyordu. Acaba kendisi rüyasındaki silahı bu düzlemde alabildiyse diğerleri de alabilmiş miydi? Peki, onların silahları da büyülümüydü? Gelince hepsini gözden geçirecekti.
Sonunda dolunayın çıktığı gece kulenin en yüksek penceresinden kulenin ve şehrin çevresindeki koruluğa baktı. Bu gece dolunay gökyüzünü yıkıyordu.
Draven’in sesi zihninde cıvıldadı.
“Az bir yolları kaldı. Yarın burada olurlar. Yarın burada olacaklar. Sonunda her şey bir açıklığa kavuşacak!”
Azcık daha sabretmesi gerekiyordu…
Sonunda dolunayın çıktığı gece kulenin en yüksek penceresinden kulenin ve şehrin çevresindeki koruluğa baktı. Bu gece dolunay gökyüzünü yıkıyordu.
Draven’in sesi zihninde cıvıldadı.
“Az bir yolları kaldı. Yarın burada olurlar. Yarın burada olacaklar. Sonunda her şey bir açıklığa kavuşacak!”
Azcık daha sabretmesi gerekiyordu…
Last edited by Illyra on Mon May 19, 2008 4:16 pm, edited 1 time in total.

Ardeth yolculuğunun geri kalanını evcil baykuşla beraber kamarada geçirmişti. Hiçbir sorun yaşanmamıştı. Sonunda ormanın aşağı kıyında onu atı ile bırakmışlardı. Korunun güney batı tarafındaydı. Artık gece olmuştu. Yarın ise sonunda kuleye varmış olacaktı…
Baykuş yolculuğu boyunca kendisine çok yardımcı olmuştu. Gündüz saatlerini çoğunlukta uyuyarak geçirse de güneş battıktan sonra öncü uçuş yaparak kestirme patikaların yolunu gösteriyor, kamp için ideal bir alan bulduğunda üzerinde halkalar çiziyor, bütün gece boyunca kampın üzerinde uçuyordu. Sadece tek bir kurdu tehdit sayıp inanılmaz bir sesle huulayarak Ardeth’i uyandırması dışında kara yolculukları olaysız geçmişti
Ta ki bu geceye kadar. Baykuş bu gece huzursuz gözüküyordu. Ve Ardeth yemeği ile uğraşırken gökyüzüne çıkıp büyük dairelerle kampı gözetmeye başladı…
Baykuş yolculuğu boyunca kendisine çok yardımcı olmuştu. Gündüz saatlerini çoğunlukta uyuyarak geçirse de güneş battıktan sonra öncü uçuş yaparak kestirme patikaların yolunu gösteriyor, kamp için ideal bir alan bulduğunda üzerinde halkalar çiziyor, bütün gece boyunca kampın üzerinde uçuyordu. Sadece tek bir kurdu tehdit sayıp inanılmaz bir sesle huulayarak Ardeth’i uyandırması dışında kara yolculukları olaysız geçmişti
Ta ki bu geceye kadar. Baykuş bu gece huzursuz gözüküyordu. Ve Ardeth yemeği ile uğraşırken gökyüzüne çıkıp büyük dairelerle kampı gözetmeye başladı…

Donaef sabah erkenden handan kaçmış, yarım gün mesafe ilerideki köyden bir sütçü beygiri çalmıştı. Bundan sonra yolcuğu daha hızlı devam etmeye başladı. Ve günlerin sonunda gecenin ilerleyen saatlerinde korunun ortasında uzanan kuleyi ve ağaçların sakladığı şehri görebilmişti. Artık korunun güney batısındaydı.
Yarın kuleye varabilirdi…
Tam bu sırada yakınlarındaki bir kampı fark etti. Neler olduğunu anlamak için gizlice yakınlaşıyordu ki kafasının üzerinde öten baykuşun sesi gecenin ortasında patladı…
Ardeth’te baykuşun uyarısını duymuştu…
Yarın kuleye varabilirdi…
Tam bu sırada yakınlarındaki bir kampı fark etti. Neler olduğunu anlamak için gizlice yakınlaşıyordu ki kafasının üzerinde öten baykuşun sesi gecenin ortasında patladı…
Ardeth’te baykuşun uyarısını duymuştu…

Jarenek neler konuşulduğunu duymak için sivri kulağını duvara yaslamıştı. İlk seferinde konuşmaları tam olarak anlayamamıştı. Ama bir daha denedi ve duvarın daha ince olduğu bir yeri buldu. Birkaç saniye geçtikten sonra konuşmaları anlıyordu. Ã?nce Sir Randillan’ın sesini duydu…
“… Yaparak kendini ne kadar tehlikeye attığının farkında mısın? Buradan hoşlanmadığını biliyorum ama yapabileceğim başka bir şey yok, güvende olmanı garantilemek için seni gözümün önünde tutmalıyım.”
Kısa bir sessizlik oldu. Arından Raven’in yumuşak sesi duyuldu.
“Benim tek istediğim dışarıdaki dünyayı tanımak, dünyanın sadece bu duvarlardan ibaret olmadığını biliyorum. Sadece kendim olmak istiyorum. Siz benim vasimsiniz elbette sizi üzmek istemem ama benimde kendi yaşamım olmalı…”
“Zamanı gelince. şimdi benim korumam altında kalmalısın. Ama mutlu olmalısın Gilanhsar bir yolculuğa çıkıyoruz. Kara elfle beraber… Hala sana hiçbir zarar gelmediği için şükrediyorum. Koca bir geceni bir kara elfe bitlikte geçirdin…”
Konuşmanın bu kısmında Jarenek dinlemekten vazgeçti.
Sir Liero ne kadar tetikte olsa da gece boyunca kara elfin odasından gelen tek bir çıt bile duymadı.
Sonraki sabah erkenden yola koyuldular ve kuleye doğru yol almaya başladılar. Jarenek yanlarında olduğu için şehirlerden sakınıyor ve açık alanda kamp yapıyorlardı. Güzel ve sorunsuz bir yolculuk olmuştu. Sir Liero daima gözleri kara elfin üzerine odaklanmış, tetikte bekliyordu ama Jarenek hiçbir ters harekette bulunmadı. En rahatsız edici olanı Raven’in kendisine attığı yalvaran bakışlardı.
Günler sonra gecenin bir vakti korunun güney doğu kısmına varmışlardı. Kule gururla parlak gökyüzüne uzanıyor, dolunayın ışığı ile yıkanıyordu… Sir Randillan kamp hazırlıklarına başlamıştı, Raven yakılan minnacık ateşte lapa pişiyordu….
“… Yaparak kendini ne kadar tehlikeye attığının farkında mısın? Buradan hoşlanmadığını biliyorum ama yapabileceğim başka bir şey yok, güvende olmanı garantilemek için seni gözümün önünde tutmalıyım.”
Kısa bir sessizlik oldu. Arından Raven’in yumuşak sesi duyuldu.
“Benim tek istediğim dışarıdaki dünyayı tanımak, dünyanın sadece bu duvarlardan ibaret olmadığını biliyorum. Sadece kendim olmak istiyorum. Siz benim vasimsiniz elbette sizi üzmek istemem ama benimde kendi yaşamım olmalı…”
“Zamanı gelince. şimdi benim korumam altında kalmalısın. Ama mutlu olmalısın Gilanhsar bir yolculuğa çıkıyoruz. Kara elfle beraber… Hala sana hiçbir zarar gelmediği için şükrediyorum. Koca bir geceni bir kara elfe bitlikte geçirdin…”
Konuşmanın bu kısmında Jarenek dinlemekten vazgeçti.
Sir Liero ne kadar tetikte olsa da gece boyunca kara elfin odasından gelen tek bir çıt bile duymadı.
Sonraki sabah erkenden yola koyuldular ve kuleye doğru yol almaya başladılar. Jarenek yanlarında olduğu için şehirlerden sakınıyor ve açık alanda kamp yapıyorlardı. Güzel ve sorunsuz bir yolculuk olmuştu. Sir Liero daima gözleri kara elfin üzerine odaklanmış, tetikte bekliyordu ama Jarenek hiçbir ters harekette bulunmadı. En rahatsız edici olanı Raven’in kendisine attığı yalvaran bakışlardı.
Günler sonra gecenin bir vakti korunun güney doğu kısmına varmışlardı. Kule gururla parlak gökyüzüne uzanıyor, dolunayın ışığı ile yıkanıyordu… Sir Randillan kamp hazırlıklarına başlamıştı, Raven yakılan minnacık ateşte lapa pişiyordu….


