Efla wrote:Enteresan bir noktaya gelmiş tartışma güzel şeyler konuşuluyor. Adım bile geçmiş de haberim yok

O yüzden biraz Sinan'ın ağzından değil Efla'nın ağzından birşeyler dinlemeniz muhtemeldir. Hem de nostalji olur eskiden böyle yapardık.
şimdi önce şu "köle" olayını açıklığa kavuşturmak gerek. Birisi için mücadele etmek ya da birinin safında yer almak "köleleik" olarak ele alındığında muhafızlar kralların köleleri, rahipler tanrıların köleleri, savaşçılar komutanların köleleri, paladinler de iyilik diye tabir ettikleri şeylerin köleleri sayılabilirler. Zaten iyi kötü tartışması başlı başına bir konudur. Köti yakıştırmasından ziyade "bencil" sözünü kabul edebilirim ki bütün insanlarda doğuştan bencillik olduğunu da burda belirtmeliyim. Vijdanının rahatetmesi için birşeyi yapmak literatürde "iyi" davranış olarak geçsede kendini bir tür duygusal ızdırapdan kurtarmak için yapıldığı için "bencil" bir hareket olduğunu savunabilirim. Neyse konunun dışına fazla çıkmaya gerek yok. Kölelik meselesini de sadece karşılıklı fayda sağlamak olarak adlandırdığımda zeki beyinler ne anlama geldiğini kavrayacaktır.
şimdi... konuya geri dönelim. Savaşçılık bir amaç ve yöntem meselesidir. Amaç kısmı kişiden kişiye çok değişebilen fir faktör olduğundan yöntem tarafı ağır baıyor bana göre. Bazen kendi seçimleri olur savaşçılık bazen ellerinden başka birşey gelmediği için yaparlar.Fiziksel çatışma gibi durumlarda kendi bedenini kullanmakta ustalaşmış kişi olarak tanımlamak mantıksız olmaz sanırım savaşçıyı. Fakat kendi bedenini sunduğu olanaklar dan fazlasını isteyenler için farklı yollar var ben bu yollardan birini seçtim. Zaten objektif olmamı da bekleyemezsiniz. Kimse objektif değildir. Tanrılar bile En fazla birkaç bakış açısına sahip olabilir. Evrensel bir bakış açısına kimsenin sahip olamayacağı gibi evrensel bir bakış açısı YOKTUR. Bu durumda savaşçıların kendilerini bu konuda savunmasına yadırgamamalı.
Zayıf demek mantıksız olabilir. Genellemeleri pek sevmiyorum zaten. Zayıf diyen gırtlakların bir savaşçının kılıcıyla kesilmesinin de muhtemel olduğunu unutmamak gerek. hahah... kuvvetle muhtemel olmasa da...
Savaşçı kelimesinin bir diğer tanımı da kelimenin kendisinden yapılabilir. Savaşçıların savaş dışında normal bir insandan daha yetenekli olacağını düşünmüyoruz sanırım. İyilik uğruna savaşanlar bile sağlamaya çalıştıkları barış uğruna savaşmalıdır. Burada işe yarıyorlar değilmi. Biraz düşünseler kendileri barışı istediklerinden şüpheye düşebilirler. Kendinden şüphe etmeyenler alınmayabilir tabii ama savaşçıların bedenlerindeki kasları kullandığı kadar beyinlerini kullandıklarından şüphe ediyorum. Bu durumda bunu düşünmelerini de beklememeliyim sanırım.
Karakterimin ağzından birşey söylemeyeceğim abi eheh..Ama iyi konuşmuşsun güzel anlatmışsın ancak sözlerinde çelişkiyi sezdim..İyilik uğruna savaşanlar barışı istediklerinden şüphe duyarlar demişsin..Tamam dostum ama sencede garip bir yaklaşım değilmi..Biraz çarpıtma sezdim sanırım

.. İyilik uğruna savaşan kimse kaslarını kullanarak savaşmak zorunda değildir..İyiliğin açılımı budur..Herkez birbirinin haklarına saygı göstererek uyum içersinde mutlu ve huzurlu yaşaması..İyilik uğruna savaşmak bazen sokaktaki bir dilenciye para vermektir..Bazen açları doyurmak..Bazen diplomasiyle zorba tiranları yola getirmektir..Yola getirmek mi nedir..Herkeze huzuru ve barışı getirmek..Kimsenin zarar görmemesini sağlamak..Adaleti ve düzeni korumak..Açıkçası ben dediğine hiç mi hiç katılmıyorum dostum çünkü bir paladinin en büyük arzusu daimi barışı sağlayabilmektir..Aksi taktirde o şahsiyetin paladin levelinda bir şüphe sezerim

.. (Cervantes e gönderme oldu galiba

) Ã?ünkü paladin öncelikle iyiliğe tapar..Ve paladin iyiliğin kölesimidir..Bu tartışılır..Yani sonuçta bir insan nasıl iyiliğin kölesi olabilirki

..İyilik diye tartışılan bu pozitif kavramın içinde negatif bir kavram olan köleliği nasıl koyabilirizki..Bunu bence ben değil sizler düşünün arkadaşlarım

..İyilik açıklanmaya,tartışılmaya çalışıldığı her yerde insanın içine huzuru ve iç güzelliği getiren bir kavram olarak anlatılır..Yani..İyilik öyle birşeydirki..Rahatlatır insanı..Kendisini iyi hissetmesini sağlar..Dünyaya farklı açıdan bakmamızı sağlar..Ve karanlıkla arasındaki belkide tek fark şudur..İyilik fedakarlığı ve çevrendekileri düşünmeyi getirirken karanlık bencildir ve hep çevresinin fedakarlıklarından beslenir..Yani kölelik..Çok garip geliyor..Ã?ylesine soruyorum..Huzurun ve iç güzelliğin..İç huzurun kölesi olmak nasıl mümkündür

..Sonuçta kölelik zorla..İstenmeden yaptırılan birşeydir..Bir insan kendisiyle barışıksa bu onu köle mi yapar?..Ama yine de ilginç bir teori sinan tebrik ediyorum

..Sakın bunu teorine saygısızlık olarak anlama elbette buna inananlar da vardır..Benimkisinede..
Dipnot : Bu sırada köle kavramını seçen kişi firble idi

(Firble aman abi bozulma bana

)Sonuçta Apocalypsenin sizlere ne yaptığını tam bilmiyorum ben ona isteyerek mi gittiniz..Onun emirlerine girmek ve onunla olmak sizin tercihinizmiydi yoksa buna zorlandınızmı.. Sanırım bunun cevabı köle olup olmadığınızı açıklayacak :whatsthis: