DnD Temelli Hikayeler ( Bikmadik hala tartisiyoruz. ; ) )
-
Aegron Linwelin
- Kullanıcı

- Posts: 2614
- Joined: Wed Jul 18, 2007 10:00 am
- Location: Bursa
- Contact:
Bu arada araştırma yaptım ve hak veriyorum. Tolkien'in yarattığı elfleri peri masallarında geçen genelde de kafalarında mantar olan küçük periciklerden etkilenmiş ve onlara elf deniyormuş. Köken olarak hristiyanlıkta da noel babanın cinleri olarak geçiyor, ama ondan öncede elf tabiri peri masallarında kullanılıyormuş.
Yani Tolkien sadece lfleri almış ve insani bir boyutta yer almalarını uygun bulmuş ve ondan sonra diğer tüm fantastik kitaplarda elfler (dnd başta olmak üzere) Tolkien'e benzetilerek yani "humanoid" diye tabir edilen insani bir bedenleri olmuş.
Kökenleri peri masallarında yer alan Tolkein ve bilindik elfler ile Noel babanın elfleri ise ayrıymış ama. Bunu şu şekilde söylüyorlar. Noel babanın elfleri elfs ve elvish kalıplarını kullanırken, peri diyarının elfleri ise elves ve elven diye kullanılıyormuş. Bu durumda ikisi tamamen farklı olmasa da böyle işte.
Yani Tolkien sadece lfleri almış ve insani bir boyutta yer almalarını uygun bulmuş ve ondan sonra diğer tüm fantastik kitaplarda elfler (dnd başta olmak üzere) Tolkien'e benzetilerek yani "humanoid" diye tabir edilen insani bir bedenleri olmuş.
Kökenleri peri masallarında yer alan Tolkein ve bilindik elfler ile Noel babanın elfleri ise ayrıymış ama. Bunu şu şekilde söylüyorlar. Noel babanın elfleri elfs ve elvish kalıplarını kullanırken, peri diyarının elfleri ise elves ve elven diye kullanılıyormuş. Bu durumda ikisi tamamen farklı olmasa da böyle işte.
-
Aegron Linwelin
- Kullanıcı

- Posts: 2614
- Joined: Wed Jul 18, 2007 10:00 am
- Location: Bursa
- Contact:
Arkadaşlar yanlış bilgilenmeyelim elflerin hıristiyanlıkla noel babayla cartla curtla alakası yok temelinde, evet noel pederinde uyduruk elfleri var ama onlarda özünde esinlenmedir. Elfler iskandinav mitolojisinden gelmedir. Ki kaldıki Tolkien de direkt iskandinav mitolojisinden etkilenerek yazmıştır yüzüklerin efendisi eserini, bu konu hakkında bu sitede olsun başka sitelerde olsun defalarca tartışılmıştır bu mevzu, ama eksik araştırma yüzünden yanlış biliniyor bu konu.
Bu arada frp deki fantastik öğesinin sorgulanmasınıda hep garipsemişimdir, bir kere daha garipsiyorum ve bu öğeyi abartılı bulan saçma bulan arkadaşlarada şunu demekten kendimi alamıyorum "o zaman oynamayın-ilgilenmeyin". Yada kendi yarattığınız cenerik dünyalarda takılın yada GURPS, wod falan gibi settinglere yönelin.
Bu arada frp deki fantastik öğesinin sorgulanmasınıda hep garipsemişimdir, bir kere daha garipsiyorum ve bu öğeyi abartılı bulan saçma bulan arkadaşlarada şunu demekten kendimi alamıyorum "o zaman oynamayın-ilgilenmeyin". Yada kendi yarattığınız cenerik dünyalarda takılın yada GURPS, wod falan gibi settinglere yönelin.
[b:bc27a75495]Ignorance is not bliss, merely uninformed misery.[/b:bc27a75495]
Fantastik ögesini abartılı bulmuyorum yener kardeş... Fantastik öyküleri severim... Peter Pan çocukluğumdan beri hiç dinleyip izlemekten vaz geçmediğim bir hikayedir mesela... Ama kilit nokta da burada hikaye...
FR romanlarını ki en çok onları okudum... bir süre sonra çok az hikaye içerdiklerini ve en azından beklediğim kadar fantastik olmadıklarını düşündüğüm için artık okumuyorum... Hee bu hiç okumayacağım anlamına gelmez bir takım yasak kitaplar değiller yani benim için... Ama daha önce de yazdığım gibi onlar tarz olarak kıyasıya eleştirdiğim hikayelerdir.
Bir de Yener kardeş... Eleştireceğiz, fikirlerimizi yazmaktan korkmayacağız. Eleştireceğiz ki daha iyi olalım... Hem bireysel olarak farklı hikayelere bakıp onlardan neleri alıp neleri alamayacağımızı bilelim. Hem de genel olarak fantastik edebiyatın ( RP ye girmiyorum çünkü tamam o camianın dışındayım diye sayabilirsin istersen... ) daha iyi hale gelebilmesi için...
Fantastik edebiyata ilgili birisi olarak "kötü" olduğunu düşündüğüm fantastik edebiyat tarzlarını doğrusu eleştirmeye hakkımın olduğunu düşünüyorum...
Eh RP tartışmasına kısaca girdim ve çıktım... Evet o konuda doluyum ve bunun farklı nedenleri var. Yüzyüze tartıştığım arkadaşlar bunu biliyor.... Eh RP oynayan her hangi bir insanın da DnD yi eleştirmesinin yanlış olmadığını düşünüyorum doğrusu .... Neden yanlış olsun ki ister sevsin ister sevmesin eğer bir oyun böylesine bir tek şirketin kontrolüne girerse elbette o oyunu oynayanlar o şirketin tarzını eleştirecek bu da daha iyisini yaratmak için yapılan bir eleştiri gibi..
Bunu biraz belki bir bilgisayar mühendisinin microsoft programını eleştirmesi gibi düşünebilirsin...
FR romanlarını ki en çok onları okudum... bir süre sonra çok az hikaye içerdiklerini ve en azından beklediğim kadar fantastik olmadıklarını düşündüğüm için artık okumuyorum... Hee bu hiç okumayacağım anlamına gelmez bir takım yasak kitaplar değiller yani benim için... Ama daha önce de yazdığım gibi onlar tarz olarak kıyasıya eleştirdiğim hikayelerdir.
Bir de Yener kardeş... Eleştireceğiz, fikirlerimizi yazmaktan korkmayacağız. Eleştireceğiz ki daha iyi olalım... Hem bireysel olarak farklı hikayelere bakıp onlardan neleri alıp neleri alamayacağımızı bilelim. Hem de genel olarak fantastik edebiyatın ( RP ye girmiyorum çünkü tamam o camianın dışındayım diye sayabilirsin istersen... ) daha iyi hale gelebilmesi için...
Fantastik edebiyata ilgili birisi olarak "kötü" olduğunu düşündüğüm fantastik edebiyat tarzlarını doğrusu eleştirmeye hakkımın olduğunu düşünüyorum...
Eh RP tartışmasına kısaca girdim ve çıktım... Evet o konuda doluyum ve bunun farklı nedenleri var. Yüzyüze tartıştığım arkadaşlar bunu biliyor.... Eh RP oynayan her hangi bir insanın da DnD yi eleştirmesinin yanlış olmadığını düşünüyorum doğrusu .... Neden yanlış olsun ki ister sevsin ister sevmesin eğer bir oyun böylesine bir tek şirketin kontrolüne girerse elbette o oyunu oynayanlar o şirketin tarzını eleştirecek bu da daha iyisini yaratmak için yapılan bir eleştiri gibi..
Bunu biraz belki bir bilgisayar mühendisinin microsoft programını eleştirmesi gibi düşünebilirsin...
HARBE GİDEN
Harbe giden sarı saçlı çocuk! <br>Gene böyle güzel dön; <br>Dudaklarında deniz kokusu, <br>Kirpiklerinde tuz; <br>Harbe giden sarı saçlı çocuk! <br>
Harbe giden sarı saçlı çocuk! <br>Gene böyle güzel dön; <br>Dudaklarında deniz kokusu, <br>Kirpiklerinde tuz; <br>Harbe giden sarı saçlı çocuk! <br>
Tabiki eleştireceksin eleştirmelisinde bende zamanında çok eleştirdim. Ama belli bir noktadan sonrada adama "daha iyisini yapabiliyorsan yap kardeş" derler. Özellikle romanlar için konuşuyorum bu kitapları yazan adamlar bu işe yıllarını vermiş çok deli birikimi olan insanlar her ne kadar maddi kaygılar taşıyarak çıkartılan kitaplar olsalarda çoğu (yanlış anlaşılmasın bu insanların savunuculuğunu yapmıyorum). Onlardan daha iyisini yapabilmek için (onların kulvarında) onlardan daha iyi olmak lazım sanırım, yoksa 3-5 insan dışında hiç kimse tarafından ciddiye alınmama gibi durumlarla karşılaşılması kuvvetle muhtemeldir.
Aklıma geldi bi zamanlar bu sitede de takılan bi arkadaşımız bir roman dizisi yapmıştı fantastik. Kendi yarattığı dünyada geçen ve bunu yayınlatmıştı, kitabın ismini hatırlamıyorum şuan onuda bi alıp incelemek lazım esasında bakalım bu arkadaş nasıl yazmış diye.
Aklıma geldi bi zamanlar bu sitede de takılan bi arkadaşımız bir roman dizisi yapmıştı fantastik. Kendi yarattığı dünyada geçen ve bunu yayınlatmıştı, kitabın ismini hatırlamıyorum şuan onuda bi alıp incelemek lazım esasında bakalım bu arkadaş nasıl yazmış diye.
[b:bc27a75495]Ignorance is not bliss, merely uninformed misery.[/b:bc27a75495]
Abartıların D&D tabanlılarla başladığını düşünerek yazıma başlıyorum. Aslında daha eski filimlere de dayandırılabilir (Golden Axe tarzı bilgisayar oyunları) ama şimdilik daha yüzeysel ilerleme de yarar var.
D&D (Dungeons and Dragons) (Zindanlar ve ejderhalar) daha isminden dahi anlaşılacağı gibi çoğulluklar üstüne kurulu. Ejderhalar ve zindanlarla dolu bir hikayeler bütününün bahsi geçmekte.
Bende "Halka" ("Ringu") tarzı bir filimdeki gibi wraith yada banshee tarzı karşı konulmaz ruhlar ile ilgili, Lowercraft da olduğu gibi karşı konulması inanılmaz zor ve her biri için özel ritüeller gerektiren özel yaratıkların kılıç, sopa yada alev topu büyüleri ile darmadağın edilmesinin, bu yaratıkların havasından çok fazla götürdüğüne inananlardanım. Ancak tersinin olması durumunda da bazı dez avantajların göz önünde bulundrulması gerek.
Sadece tek olan destansı ve masalsı yaratıkların D&D içinde bu kadar çoğaltılmaması bir yerden sonra, yaratık kıtlığına yol açardı. D&D zaten fazla yaratıkla kapışma üstüne kurulu bir sistem. Zorlu ve çok düşünmeli tarzda olsa idi bu kadar düşük yaşta çocuklar oynayamazdı.
Hepinizin dikkatini çekmiştirki D&D çıkan her yeni uyarlaması ile daha da küçüklere hitap etme yoluna doğru gidiyor. İkinci çıkan hali AD&D (Advanced Dungeons and Dragons) zindanlardan daha büyük bir dünyaya açılma sayesinde pek çok yaratığı daha da ayrılantırsa da, daha sonra çıkanlar bu yaratıkları sadece savaşılmak için oluşturulmuş haline getirdiler. Sayıları arttı ve inanılmaz güçteki yaratıklar ortaya çıktı. İlginçtir ne kadar güçlenirlerse güölensinler artık oyunların isimlerini duydukları zaman eskisi kadar titremediğini farkediyorum. Sebebi karakterlerinde artık büyülü yartatık olma yoluna girmeleri.
Bunca oyundan bahsetme sebebim ise şudur. D&D tabanlı oyunlar eskiden kitapların üstünden çıkartılırdı. Kitaplarda karşılaştığınız bazı güzellikler ve beceriler aynı şekilde kurallara (özellikle büyüler) ve şehirlerin hikayelerine etkirdi.
3E'nin çıkması sonrasında artık kitaplar oyunların kuralları üstüne çıkmaya başladı. Oyunun kurallarında ne var ise onun dışına çıkmak artık daha da zorlaşıyordu. Bu durumda hikayeler karakterlerinden kaybetmeye başladılar. Eskiden korkulan yaratıklar artık, aynı bir D&D oyunundaki gibi, gittikçe güçsüzleşmeye başladılar.
Yani D&D tabanlı kitapların bu kadar yavanlaşmaya başlamasının sebebi bu olabilir. Ben yeni kitapları okumadığım için bilemem.
Eskilerinde dahi o muazzam yaratıkların güçsüzleşme sebebi ise onca maceracının doyurulması için daha da çok büyülü yaratığa gerek duyulması. Dünya üstünde tek bir banshee, tek bir cymera, tek bir vampir olsa maceracılar iş bulmazdı oyunlarda.
Bir de şu yönden bakmak lazım ki FR tarzı dünyalar büyü ile kaynayan dünyalardır. Bizim dünyamızdakinden daha değişik bir durumun olması hiç de garip gelmiyor bana. şu dünyamızda orta çağ zamanında büyü yapabilen birinin tanrı olarak adlandırılması ne kadar normalse ve bu kişinin yarattıkları da tek ve çok güçlü ise, pek çok büyücünün ve pek çok tanrının bulunduğu bir dünya da birden fazla minator'un bulunması garip gelmemeli. Bunlara farklı isimler takmak ise bence asıl alındıkları fikre hakaret olarak da sayılabilir di ve burada "Aslında bu yaratığın adı 'elf'tir. Adamlar zaten var olan bir yaratığı almış ve kendileri düşünmüşler gibi göstermek için adını değiştirmişler!" tarzı bir tartışma da yapıyor olabilirdik.
Firble, ne kadar kızıyor olsan da, bazı kişiler belki de Minator ismini ilk olarak burada duymuş olabilir. Belide aslında hiç bilmeyeceği bir mitolojik hikakyeye merakını buradaki bir yaratık sayesinde edinmiş olabilir. Belkide aslında destanlar ile ilgilenmeyecek kişilerin merakını cezbettiği için D&D ye bir teşekkürür borçluyuzdur
D&D (Dungeons and Dragons) (Zindanlar ve ejderhalar) daha isminden dahi anlaşılacağı gibi çoğulluklar üstüne kurulu. Ejderhalar ve zindanlarla dolu bir hikayeler bütününün bahsi geçmekte.
Bende "Halka" ("Ringu") tarzı bir filimdeki gibi wraith yada banshee tarzı karşı konulmaz ruhlar ile ilgili, Lowercraft da olduğu gibi karşı konulması inanılmaz zor ve her biri için özel ritüeller gerektiren özel yaratıkların kılıç, sopa yada alev topu büyüleri ile darmadağın edilmesinin, bu yaratıkların havasından çok fazla götürdüğüne inananlardanım. Ancak tersinin olması durumunda da bazı dez avantajların göz önünde bulundrulması gerek.
Sadece tek olan destansı ve masalsı yaratıkların D&D içinde bu kadar çoğaltılmaması bir yerden sonra, yaratık kıtlığına yol açardı. D&D zaten fazla yaratıkla kapışma üstüne kurulu bir sistem. Zorlu ve çok düşünmeli tarzda olsa idi bu kadar düşük yaşta çocuklar oynayamazdı.
Hepinizin dikkatini çekmiştirki D&D çıkan her yeni uyarlaması ile daha da küçüklere hitap etme yoluna doğru gidiyor. İkinci çıkan hali AD&D (Advanced Dungeons and Dragons) zindanlardan daha büyük bir dünyaya açılma sayesinde pek çok yaratığı daha da ayrılantırsa da, daha sonra çıkanlar bu yaratıkları sadece savaşılmak için oluşturulmuş haline getirdiler. Sayıları arttı ve inanılmaz güçteki yaratıklar ortaya çıktı. İlginçtir ne kadar güçlenirlerse güölensinler artık oyunların isimlerini duydukları zaman eskisi kadar titremediğini farkediyorum. Sebebi karakterlerinde artık büyülü yartatık olma yoluna girmeleri.
Bunca oyundan bahsetme sebebim ise şudur. D&D tabanlı oyunlar eskiden kitapların üstünden çıkartılırdı. Kitaplarda karşılaştığınız bazı güzellikler ve beceriler aynı şekilde kurallara (özellikle büyüler) ve şehirlerin hikayelerine etkirdi.
3E'nin çıkması sonrasında artık kitaplar oyunların kuralları üstüne çıkmaya başladı. Oyunun kurallarında ne var ise onun dışına çıkmak artık daha da zorlaşıyordu. Bu durumda hikayeler karakterlerinden kaybetmeye başladılar. Eskiden korkulan yaratıklar artık, aynı bir D&D oyunundaki gibi, gittikçe güçsüzleşmeye başladılar.
Yani D&D tabanlı kitapların bu kadar yavanlaşmaya başlamasının sebebi bu olabilir. Ben yeni kitapları okumadığım için bilemem.
Eskilerinde dahi o muazzam yaratıkların güçsüzleşme sebebi ise onca maceracının doyurulması için daha da çok büyülü yaratığa gerek duyulması. Dünya üstünde tek bir banshee, tek bir cymera, tek bir vampir olsa maceracılar iş bulmazdı oyunlarda.
Bir de şu yönden bakmak lazım ki FR tarzı dünyalar büyü ile kaynayan dünyalardır. Bizim dünyamızdakinden daha değişik bir durumun olması hiç de garip gelmiyor bana. şu dünyamızda orta çağ zamanında büyü yapabilen birinin tanrı olarak adlandırılması ne kadar normalse ve bu kişinin yarattıkları da tek ve çok güçlü ise, pek çok büyücünün ve pek çok tanrının bulunduğu bir dünya da birden fazla minator'un bulunması garip gelmemeli. Bunlara farklı isimler takmak ise bence asıl alındıkları fikre hakaret olarak da sayılabilir di ve burada "Aslında bu yaratığın adı 'elf'tir. Adamlar zaten var olan bir yaratığı almış ve kendileri düşünmüşler gibi göstermek için adını değiştirmişler!" tarzı bir tartışma da yapıyor olabilirdik.
Firble, ne kadar kızıyor olsan da, bazı kişiler belki de Minator ismini ilk olarak burada duymuş olabilir. Belide aslında hiç bilmeyeceği bir mitolojik hikakyeye merakını buradaki bir yaratık sayesinde edinmiş olabilir. Belkide aslında destanlar ile ilgilenmeyecek kişilerin merakını cezbettiği için D&D ye bir teşekkürür borçluyuzdur
Göz alıcı tepenin yerinde artık binalar yükseliyor. Büyük, ulu; ama büyüleyici mi? Sislerin ardından ışığı daha net görürdüm, şimdi, kalabalığın içinde, koca bir boşluktayım.
Eskisi ka
Eskisi ka
Darkgnome kardeş her zamanki gibi güzel söylemişsin... Eklenecek pek fazla bir şey göremiyorum... Sadece belki şunu söylemek doğru olur... Aslında bahsettiğim mesele sadece yaratıkların fazlalığı değil.
Sokaklarda minatorların Firblelerin Darkgnomeların cirit attığı insanların her gün iki üç ejderha öldürmesinin bir çeşit sportif faliyet sayıldığı bir Dünya olabilir elbette....
Ancak bunu yazan bir insanın en azından bizim bu kitapları okuyanların böyle bir Dünyada yaşamadığımızı göz önünde bulundurmasını ve hikayeye öyle bir Dünyanın nasıl bir şey olduğu ile ilgili daha fazla ögeler katmasını beklerim...
Yener kardeş.... İkinci meseleye gelince... Ben her konuda insanların söyleyebilecekleri sözleri, getirecekleri eleştirileri sonuna kadar dile getirmesi gerektiğine inanlardanım. Bu benim için de geçerli beş yaşındaki bir çocuk da eğer benim her hangi bir davranışımı eleştiriyorsa onu dinlemek bence insan olmanın gereğidir. Bunun dışında beş yaşındaki çocuğun eleştirileri de bazen inanılmaz derecede faydalı da olabiliyor...
İkincisi, yıllarını bu işe verip büyük bir şeyler yaratmış insanlar en çok eleştiriyi hak edenlerdir... Hak edenlerdir diyorum... Ã?ünkü en azından benim bakış açıma göre büyük bir eserin eleştirilmiyor olması o eserin sahibini mutlu eden bir durum değildir. Olmamalıdır. O işe yıllarını verip büyük bir eser çıkarmış bir insan, bu eser bir sivil toplum kuruluşu, büyük bir mimari eser, bir roman ya da bir felsefe akımı olabilir, eğer o işi bir para kaynağı olarak görmeyip de gerçekten sevdiği için yapıyorsa muhtemelen ya eserini ileriki yıllarda mükemmelleştirmek ya da daha iyisini yapmak isteyecektir. İşte tam da bu nokta da eleştiriler ona yardımcı olur... Ayrıca şu anda yüksek lisans yaptığım ekonomi alanında bunu daha iyi görüyorum bazen bir eserin mükemmelliği onun hatasızlığında değil tam tersine içerdiği hatalardadır. Bazen büyük bir ekonomistin büyük bir eserinde yaptığı hata, yıllardır doğru sayılan ekonomik görüşün ne kadar yanlış olduğunu çok net bir şekilde insanlara gösterir. Ve bu yanlışı farkında olmadan bile olsa bu kadar net ifade etmek elbette o insanın dehasının bir ürünüdür.
Son olarak Yener kardeş... Eleştirinin onu yapan insana da çok yarar sağlayacağını düşünüyorum... Bir insanın sadece kendi mesleki alanında rahatlıkla insanları eleştirmesi, diğer alanlarda o işe yıllarını vermiş insanları sadece bir noktaya kadar eleştirmeye dikkat etmesi bence o insanın yaşamını kısıtlar. Sonuçta her hangi bir insanın ürünü bizim ya da içinde yaşadığımız toplumun içine giriyorsa bu bizi o ürünü sonuna kadar eleştirme hakkı verir diye düşünüyorum. O ürünü üretmeyi hiç düşünmesek bile o ürünü tüketen insanlar olarak hangi ürünün daha iyi olduğunu ürünün nasıl daha iyi olabileceğini tartışmak bizim hakkımızdır. FRP konusundaki sınırlı eleştirilerimi böyle değerlendirebilirsin...
Edebiyat konusundaki eleştirilerime gelince... Daha önce çok yazmışımdır. Kendimi şu an için bir Orhan Velinin, bir Tolkien in ve daha pek çok ozan ve şairin gerisinde görüyorum... Ancak daha geride olmak benim kendimi ozan olarak adlandırmam için engel değil...
Ve bir ozan olarak bu yolda daha önce ilerlemiş olanların saptıkları patikaları incelemek, hangi patikanın beni ya da benim gibi ozanları nereye götüreceğini tartışmak benim için ayrıca anlamlıdır...
Bir örnek vermek gerekirse eğer ben bir kulübe yapacaksam, büyük mimari eserlere mesela Eyfel Kulesine, Atina Tapınaklarına, Mısır Piramitlerine bakmak onların eksiklerini nasıl daha iyi yapılabileceklerini tartışmak, benim o ufak kulubeyi daha iyi yapmama yardımcı olur...
Umarım anlatabilmişimdir.
şunu söylersen sonuna kadar sana katılırım ama eleştiri her zaman usluba dikkat edilerek yapılmalıdır... Hiç bir eserin arkasında yatan emek küçümsenmemelidir. İster eseri yapan kişi o işe yıllarını vermiş biri olsun ister yeni başlamış birisi olsun... Bu noktaya dikkat ettikten sonra bence yapılan eleştiride dikkat edilmesi gereken ikinci bir nokta yok....
Sokaklarda minatorların Firblelerin Darkgnomeların cirit attığı insanların her gün iki üç ejderha öldürmesinin bir çeşit sportif faliyet sayıldığı bir Dünya olabilir elbette....
Ancak bunu yazan bir insanın en azından bizim bu kitapları okuyanların böyle bir Dünyada yaşamadığımızı göz önünde bulundurmasını ve hikayeye öyle bir Dünyanın nasıl bir şey olduğu ile ilgili daha fazla ögeler katmasını beklerim...
Yener kardeş.... İkinci meseleye gelince... Ben her konuda insanların söyleyebilecekleri sözleri, getirecekleri eleştirileri sonuna kadar dile getirmesi gerektiğine inanlardanım. Bu benim için de geçerli beş yaşındaki bir çocuk da eğer benim her hangi bir davranışımı eleştiriyorsa onu dinlemek bence insan olmanın gereğidir. Bunun dışında beş yaşındaki çocuğun eleştirileri de bazen inanılmaz derecede faydalı da olabiliyor...
İkincisi, yıllarını bu işe verip büyük bir şeyler yaratmış insanlar en çok eleştiriyi hak edenlerdir... Hak edenlerdir diyorum... Ã?ünkü en azından benim bakış açıma göre büyük bir eserin eleştirilmiyor olması o eserin sahibini mutlu eden bir durum değildir. Olmamalıdır. O işe yıllarını verip büyük bir eser çıkarmış bir insan, bu eser bir sivil toplum kuruluşu, büyük bir mimari eser, bir roman ya da bir felsefe akımı olabilir, eğer o işi bir para kaynağı olarak görmeyip de gerçekten sevdiği için yapıyorsa muhtemelen ya eserini ileriki yıllarda mükemmelleştirmek ya da daha iyisini yapmak isteyecektir. İşte tam da bu nokta da eleştiriler ona yardımcı olur... Ayrıca şu anda yüksek lisans yaptığım ekonomi alanında bunu daha iyi görüyorum bazen bir eserin mükemmelliği onun hatasızlığında değil tam tersine içerdiği hatalardadır. Bazen büyük bir ekonomistin büyük bir eserinde yaptığı hata, yıllardır doğru sayılan ekonomik görüşün ne kadar yanlış olduğunu çok net bir şekilde insanlara gösterir. Ve bu yanlışı farkında olmadan bile olsa bu kadar net ifade etmek elbette o insanın dehasının bir ürünüdür.
Son olarak Yener kardeş... Eleştirinin onu yapan insana da çok yarar sağlayacağını düşünüyorum... Bir insanın sadece kendi mesleki alanında rahatlıkla insanları eleştirmesi, diğer alanlarda o işe yıllarını vermiş insanları sadece bir noktaya kadar eleştirmeye dikkat etmesi bence o insanın yaşamını kısıtlar. Sonuçta her hangi bir insanın ürünü bizim ya da içinde yaşadığımız toplumun içine giriyorsa bu bizi o ürünü sonuna kadar eleştirme hakkı verir diye düşünüyorum. O ürünü üretmeyi hiç düşünmesek bile o ürünü tüketen insanlar olarak hangi ürünün daha iyi olduğunu ürünün nasıl daha iyi olabileceğini tartışmak bizim hakkımızdır. FRP konusundaki sınırlı eleştirilerimi böyle değerlendirebilirsin...
Edebiyat konusundaki eleştirilerime gelince... Daha önce çok yazmışımdır. Kendimi şu an için bir Orhan Velinin, bir Tolkien in ve daha pek çok ozan ve şairin gerisinde görüyorum... Ancak daha geride olmak benim kendimi ozan olarak adlandırmam için engel değil...
Ve bir ozan olarak bu yolda daha önce ilerlemiş olanların saptıkları patikaları incelemek, hangi patikanın beni ya da benim gibi ozanları nereye götüreceğini tartışmak benim için ayrıca anlamlıdır...
Bir örnek vermek gerekirse eğer ben bir kulübe yapacaksam, büyük mimari eserlere mesela Eyfel Kulesine, Atina Tapınaklarına, Mısır Piramitlerine bakmak onların eksiklerini nasıl daha iyi yapılabileceklerini tartışmak, benim o ufak kulubeyi daha iyi yapmama yardımcı olur...
Umarım anlatabilmişimdir.
şunu söylersen sonuna kadar sana katılırım ama eleştiri her zaman usluba dikkat edilerek yapılmalıdır... Hiç bir eserin arkasında yatan emek küçümsenmemelidir. İster eseri yapan kişi o işe yıllarını vermiş biri olsun ister yeni başlamış birisi olsun... Bu noktaya dikkat ettikten sonra bence yapılan eleştiride dikkat edilmesi gereken ikinci bir nokta yok....
HARBE GİDEN
Harbe giden sarı saçlı çocuk! <br>Gene böyle güzel dön; <br>Dudaklarında deniz kokusu, <br>Kirpiklerinde tuz; <br>Harbe giden sarı saçlı çocuk! <br>
Harbe giden sarı saçlı çocuk! <br>Gene böyle güzel dön; <br>Dudaklarında deniz kokusu, <br>Kirpiklerinde tuz; <br>Harbe giden sarı saçlı çocuk! <br>
-
lightflarer
- Kullanıcı

- Posts: 639
- Joined: Tue Feb 05, 2008 10:00 am
abi şu abartı lafını ağzımızdan çıkartabilirmiyiz artık lütfen? peter pan uçuyor, herkül tonlarca ağırlığı tek başına kaldırıyor bunlarda abartı ona bakarsanız, fantastik edebiyat üzerinden abartı lafını kullanmanın yalnış olduğunu savunuyorum hala. D&D'nin dünyası kendi dünyası, isterse tüm dünya minatorlar tarafından yönetilsin, okuyalım ya da okumayalım, "abartı" ya da "saçma" kelimelerini kullanamayız. Adamlar zaten abartılardan ve saçmalamalardan para kazanıyor. Bu arada kimse alınmasın ama, her lafta bir şey arayan arkadaşlarda çıkacaktır elbet, "sen fantastik edebiyata tümden saçmalık mı diyorsun şimdi sen?" diyen, onlara bu dediğim saçmalama lafının onunla hiç bir alakası olmadığını söyleyeyim, ben görmedim diyenin okumasından şüphe ederim yani.
Kelimeler sadece hislerin ve düşüncelerin anlatılması için aracıdır Lightflarer... Bazen aynı kelime iki farklı kelime farklı anlamlarda da kullanılabilir.... Önemli olan düşüncenin anlaşılması...
Sanırım benim neyi eleştirdiğimi anlamışsındır... Diğer arkadaşlar da anlamışlardır.
Eğer abartmayı, bugünkü Dünyada olmayan bir şeyi hayal etme olarak görürsek buna karşı değilim tabii...
Yanlış bulduğum nokta şu sadece... Evet Herkül binlerce tonu kaldırıyor. Ancak Herkül hikayesinin inceliği sadece buradan kaynaklanmıyor bence...
Tam da bu nokta da bazı insanların Herkül binlerce tonu kaldırıp da böylesine ünlü bir hikayenin yaratıldığını düşünüp sadece başka bir karaktere milyonlarca ton kaldırmasını sağlayarak Herkül den yeni ve güzel bir öykünün yaratılacağını düşünmesi... Yani bir bakıma fantastik özelliğin tek başına hikayeyi götürmesinin beklenmesi... O fantastik özelliğin tam olarak nasıl bir şey olduğunu bile çok da düşünmeden....
Lightflarer yanlış anlaşılmasını istemediğim bir konu da şu elbette bu tür kitapları da severek okuyan arkadaşlar olabilir. Bu da beni mutlu eder ancak... Dediğim gibi bu tür kitapları bir tür yasak kitaplar olarak da görmüyorum... Ancak ben burada sadece kendi edebiyat tercihimi ve bunun nedenlerini yazıyorum. Sitenin biraz da samimi ortamını dikkate alıp kelimelerime de aşırı dikkat etmemiş olabilirim. Daha az samimi ortamlarda bundan çok çok çok daha dikkatli olurum. Rastlayanlar görmüştür...
O nedenle kimsenin alınmaması gerektiğini düşünüyorum... Burada DnD karşıtı bir hareket falan da başlatmıyoruz. Zaten bir şeye karşı olmanın gereği o şeyin yerine daha farklı bir şeyin nasıl yapılabileceğini de düşünmektir. Eğer gücün yetiyorsa da o daha farklı olanı yapmak... Eh çok çok amatör de olsa DnD temelli hikaye ve edebiyat tarzının daha farklısının örnekleri de var sanırım bu sitede... Ancak DnD tarzı hikayelerin de örnekleri de var...
Eee o zaman burası böyle tartışmaların tam da yeri.... Tabii birbirimize saygımızı ve samimiyetimizi yitirmeden...
Sanırım benim neyi eleştirdiğimi anlamışsındır... Diğer arkadaşlar da anlamışlardır.
Eğer abartmayı, bugünkü Dünyada olmayan bir şeyi hayal etme olarak görürsek buna karşı değilim tabii...
Yanlış bulduğum nokta şu sadece... Evet Herkül binlerce tonu kaldırıyor. Ancak Herkül hikayesinin inceliği sadece buradan kaynaklanmıyor bence...
Tam da bu nokta da bazı insanların Herkül binlerce tonu kaldırıp da böylesine ünlü bir hikayenin yaratıldığını düşünüp sadece başka bir karaktere milyonlarca ton kaldırmasını sağlayarak Herkül den yeni ve güzel bir öykünün yaratılacağını düşünmesi... Yani bir bakıma fantastik özelliğin tek başına hikayeyi götürmesinin beklenmesi... O fantastik özelliğin tam olarak nasıl bir şey olduğunu bile çok da düşünmeden....
Lightflarer yanlış anlaşılmasını istemediğim bir konu da şu elbette bu tür kitapları da severek okuyan arkadaşlar olabilir. Bu da beni mutlu eder ancak... Dediğim gibi bu tür kitapları bir tür yasak kitaplar olarak da görmüyorum... Ancak ben burada sadece kendi edebiyat tercihimi ve bunun nedenlerini yazıyorum. Sitenin biraz da samimi ortamını dikkate alıp kelimelerime de aşırı dikkat etmemiş olabilirim. Daha az samimi ortamlarda bundan çok çok çok daha dikkatli olurum. Rastlayanlar görmüştür...
O nedenle kimsenin alınmaması gerektiğini düşünüyorum... Burada DnD karşıtı bir hareket falan da başlatmıyoruz. Zaten bir şeye karşı olmanın gereği o şeyin yerine daha farklı bir şeyin nasıl yapılabileceğini de düşünmektir. Eğer gücün yetiyorsa da o daha farklı olanı yapmak... Eh çok çok amatör de olsa DnD temelli hikaye ve edebiyat tarzının daha farklısının örnekleri de var sanırım bu sitede... Ancak DnD tarzı hikayelerin de örnekleri de var...
Eee o zaman burası böyle tartışmaların tam da yeri.... Tabii birbirimize saygımızı ve samimiyetimizi yitirmeden...
HARBE GİDEN
Harbe giden sarı saçlı çocuk! <br>Gene böyle güzel dön; <br>Dudaklarında deniz kokusu, <br>Kirpiklerinde tuz; <br>Harbe giden sarı saçlı çocuk! <br>
Harbe giden sarı saçlı çocuk! <br>Gene böyle güzel dön; <br>Dudaklarında deniz kokusu, <br>Kirpiklerinde tuz; <br>Harbe giden sarı saçlı çocuk! <br>
