ZÖMRÖT GÖZYAşI (RP EKRANI)

Farklı sistemler ve dünyalar üzerine hazırlanan aktif oyunlarımızın bulunduğu bölümdür.
Locked
Efla
Site Admin
Site Admin
Posts: 3913
Joined: Sat Apr 10, 2004 10:00 am
Location: Ankara
Contact:

Post by Efla »

*Andaras*
Beklemediği birşey olmuştu fakat ork ona yine de vuramamıştı. İstediği şeyi gerçekleştirmek için hala fırsatı vardı. Orku yine gafil avlamış sayılırdı. Kılıcını orkun boynuna doğru salladı. Her zamanki gibi savaşacaktı. Saldır ve karşıla...
Chaos is the law of nature,
Order is the dream of man.
Oren_Dautry
Kullanıcı
Kullanıcı
Posts: 2577
Joined: Tue Sep 23, 2003 10:00 am

Post by Oren_Dautry »

Adun bu askerlere yardım etmek için tek bir fırsatı bile kaçırmak istemiyordu... Hadatiler asla kendilerine yapılan iyiliği karşılıksız bırakmazlardı, barbar ya da vahşi olabilirlerdi ama onurları görülmeye değerdi..

Koca barbar kılıcını sıkıca kavradı ve Orc un üzerine doğru koşmaya başladı. Kılıcı havaya kaldırdı ve Orc un arkasından savurdu. Nereye isabet edeceği önemli değildi..
Bugün için yaşa , yarın için hayatta kal..
BrokenBlade
Süresiz Banlanmıştır
Posts: 441
Joined: Mon Aug 01, 2005 10:00 am
Location: GraveYard
Contact:

Post by BrokenBlade »

Cleo savaşçının kapıyı açamadığını görünce düşünmeye başladı...

Büyülü mü yoksa kilitli bir kapımı?

Parmaklarını hareket ettirerek bir kaç söz söyledi.Kapıda bir büyü sezebliecek miydi acaba?(Detect Magic)

Savaşçıya bakarak:
- Bir fikrin var mı? diye sordu.

Sihirbaz çevreyi dikkatlice incelemeye başladı.Belki herhangi bir ipucu,veya kapıyı açabilmesi için işine yarayabilecek bir şey bulabilirdi.
Andero
Seçilmiş Savaşçı
Posts: 758
Joined: Thu Jun 24, 2004 10:00 am
Location: İstanbul

Post by Andero »

Andaras'ın önünde dengesini kaybetmiş ork kendisine doğru dönmeye çalışırken Andaras ork doğru kılıcını sallayabilmek için harekete geçti. Andaras karşısındaki orka doğru hareket ederken Adun'un önündeki ork ise önündeki askere doğru arkadan yaklaşıyordu. Adun bütün hızıyla koştu ve ork önündeki askere vurmak üzereyken devasa kılıcını yukarıdan aşağı doğru savurdu. Kılıç, orkun sağ omzundan içeri girdi ve ork devasa bir kükreme saldı. Vücudunda açılmış yaradan kan dökülüyordu. Orkun sesi öfkeden kudurduğunun açık bir göstergesiydi. Ork aldığı yaraya rağmen clubını önündeki askere doğru indirdi ama yediği darbenin etkisiyle askeri ıskalamıştı.

Aynı anda Andaras tam kılıcını savururken arkasından gelen devasa kükremeyi ve yanından sallanan clubın çıkarttığı ufak hisi duydu. Bir an için dengesi bozuldu ve kılıç önündeki orku sadece çizebildi.

Adun'un önündeki ork ağır yaralı olmasına rağmen ayaktaydı ve resmen delirmiş gibiydi. Andaras'sa hemen arkasından gelen delice kükremeleri duyuyor ve önündeki artık kendisine dönmüş orku gözlüyordu.

----------------------------------------------------------------------

Adun'un önündeki ork: -13 hp
Andaras'ın önündeki ork: -1 hp

Yeni turn insiyatifleri:

Andaras'ın önündeki ork 12
Andaras 0
Adun'un önündeki ork 2
Adun 3

Adun için: Ã?nündeki ork öfkeyle dönerek dönme ivmesiyle clubı kafana savuracak ve ardından çevirip vücuduna bir hamle daha yapacak.

Andaras hareketin bekleniyor.
Sadness is my reward because I hate, because I am alone, because I exist. It is the thing which reveals my rage, my envy. I neither live nor die. I will always pursue her. I am sad, I am angry and, I am waiting my time, because I am it, revenge itself.
Andero
Seçilmiş Savaşçı
Posts: 758
Joined: Thu Jun 24, 2004 10:00 am
Location: İstanbul

Post by Andero »

Cleo elini kapıya doğru uzattı ve ağzından büyünün kadim kelimeleri döküldü. Yaptığı büyü sonucu kapıda herhangi bir değişiklik görememişti. Biliyordu ki eğer kapı büyülü olsaydı şu an bunu görebiliyor olurdu.

Askerse Cleo'nun kapıya büyü yapışını ve kapının açılmayışını gözlemleyince küçümseyici bir "pfff" sesi koyuverdi.

- Açıkcası bir fikrim yok. dur bir daha deneyeyim şunu. dedi ve kapıyı tekrar omuzladı.

Bu sırada etrafı gözlemleyen Cleo askerin kapıyı omuzlayışı sırasında esneyen aralıktan kapının arkasına yanlamasına yatırılmış bir kalas farketti. Kalas kapının kilitli kalmasını sağlıyordu. Asker bunu farketmemiş olmalıydı ki, kapıyı omuzlamayı sürdürüyordu.
Sadness is my reward because I hate, because I am alone, because I exist. It is the thing which reveals my rage, my envy. I neither live nor die. I will always pursue her. I am sad, I am angry and, I am waiting my time, because I am it, revenge itself.
Oren_Dautry
Kullanıcı
Kullanıcı
Posts: 2577
Joined: Tue Sep 23, 2003 10:00 am

Post by Oren_Dautry »

Adun un kılıcı oldukça büyük bir silahtı ve bunun birçok avantajı vardı.. Adun kendine savrulan club a karşı bir savunma pozisyonuna geçti. clubun nereye isabet edeceğini kestiremiyordu ama kılıç onu birçok hamleden koruyabilecekti..kılıcın sapını iki eliyle kavradı ve club ın geldiği yöne çevirdi. Kılıç Adun un kafasının biraz üstünden dizine kadar düz bir yayda sadece yandan gelecek darbeleri karşılayacak sekilde duruyordu. ucu yeri gösteren devasa kılıcın keskin ağızları yanlara bakıyordu düz kısmı ise Adun'un omuzuna yaslanmıştı.. Olması gereken şey club ın kılıca çarpmasından kaynaklanan bir sarsıntı.. Adun un beklediği buydu.. sarsıntıyı hissettiği anda kılıç arkadan öne doğru hızlı ve keskin bir hamleyle arkadan öne doğru bir daire çizerek tam tepedenrakibinin üzerine inecekti..
Bugün için yaşa , yarın için hayatta kal..
Efla
Site Admin
Site Admin
Posts: 3913
Joined: Sat Apr 10, 2004 10:00 am
Location: Ankara
Contact:

Post by Efla »

*Andaras*
Andaras kılıcıyla sadece bir çizik atabilmişti. Ork ise o eni bir hamle yapmadan ona dönüp vuracaktı. Bu kez avantaj ona geçmişti. Andaras kendini savunmak amacıyla kalkanın orka doğruı kaldırdı ve orkun darbesini engellemeyi umuyordu. Bu sırada kendini toparlayacaktı. Daha sonrakılıcı orka doğru tekrar sağdan sola tüm kuvvetiyle savuracaktı.

Beyni artık tek bir şeye odaklanmıştı. GEçmişi yoktu geleceği de. Sadece kalkanı ve kılıcı. Onlarla bütünleşmiş ve savaşıyordu. Krondor için... Yaşamak için...
Chaos is the law of nature,
Order is the dream of man.
Andero
Seçilmiş Savaşçı
Posts: 758
Joined: Thu Jun 24, 2004 10:00 am
Location: İstanbul

Post by Andero »

Savaş yavaş yavaş dinmeye başlamıştı. Birkaç saniye içinde her şeyin biteceği belliydi, kazananlarda öyle... Krondor muhafızları, şehirlerine bu kadar uzak bir yerde, Yüksekşato sınırında, bir ork mob grubunu yerle bir etmişti. Kamp alanında artık sadece bir kaç çarpışma vardı ve diğer askerler de bu çarpışmalardaki arkadaşlarına yardıma koşuyordu.

Andaras önündeki orku seyrediyordu. Ork dengesini toparladıktan sonra hzla kalmış ve Andaras'a dönmüştü. Andaras sol kolundaki kalkanı dengeledikten sonra kılıcını sağdan savurmaya çalıştı ama ork daha hızlıydı. Clubını Andaras'ın kafasına doğru hızla savurdu. Andaras hızla inen clubı başarılı bir hamleyle savuşturdu ama clubın kalkanda yarattığı sarsıntı Andaras'ın gergin vücudunun dengesini bozmuştu. Andaras tam hamlesini yaparken biraz sağa yatmak zorunda kaldı ve bu sebeple orka savurduğu kılıç orku sol yanından ıska geçerek sadece havayı yarmış oldu.

Aynı anda Andaras'ın arkasında başka bir ikili mücadele ediyordu. Kamp ateşlerinin vahşi kırmızılığının kan yemininin bir göstergesi olan beyaz yüzünden yansıdığı Adun karşısındaki orkun hareketini bekliyordu. Adun orkun clubının yavaşça havaya yükseldiğini gördü ve hedefin kafası olduğunu anladı. Adun'un gerilmiş şişkin kasları inanılmaz bir hızla sivri ucu aşağı bakan kılıcı havaya kaldırdı. İnanılmaz bir hızla inen cluba karşı korkunç bir hızla hareket eden greatsword ucundan da olsa başarıyla clubı karşılayabildi. Adun'un korkunç bir hızla yükselen kılıcıcluba o kadar sert vurmuştu ki clubtan gelen yarılma sesini duymak zor olmadı. Ork altından inanılmaz bir darbe alan clubı elinde tutmaya çalıştı ama bunda başarılı olamadı. Clubı elinde fırladı. Bu fırsatı gören Adun kılıcını arkadan öne doğru sert bir hamleyle orka doğru savurdu ve devasa kılıç orkta daha önce açtığı devasa yarayla hemen hemen aynı yerle, sağ omuzla birleşti. Orkun zaten yarılmış sağ omzunu iyice parçalayan ve orkun ciğerlerine kadar inen darbe, yaratığın bir an kasılmasına neden oldu. Adun ayağıyla orku itti ve kılıcını çekerek bedenden çıkarttı. Ork, sessizce yere yığıldı.

--------------------------------------------------------------------

Adun'un önündeki ork : -13 HP = dead

Yeni turn insiyatifleri:

Andaras'ın önündeki ork 3
Andaras 8

Ork kafana doğru bir hamlede bulunduktan sonra clubını çevirip göğsüne saplayacak. Orkun arkasından size doğru iki Krondor Muhafızının koşmaya başladığını farkettin.

Adun, önünde savaşan bir Krondor Muhafızı ve bir ork var. Etrafa baktığında yandaşlarının bazılarının öfkeli ve hafif yaralı ama hepsinin sağ olduğunu görüyorsun. Meydanda bir kaç ork var ve hepsi üçe veya dörde tek savaşıyor. Savaşın bir kaç saniye içinde biteceğini anlayabiliyorsun.
Sadness is my reward because I hate, because I am alone, because I exist. It is the thing which reveals my rage, my envy. I neither live nor die. I will always pursue her. I am sad, I am angry and, I am waiting my time, because I am it, revenge itself.
BrokenBlade
Süresiz Banlanmıştır
Posts: 441
Joined: Mon Aug 01, 2005 10:00 am
Location: GraveYard
Contact:

Post by BrokenBlade »

O kapıyı sanırım öyle açamayacaksın,savaşçı. dedi Cleo.

Kapı arkadan desteklenmiş,görebildiğim kadarıyla.Bu şekilde kapıyı açamayız.

Cleo çevresini araştırmaya başlamıştı halde bir şey dikkatini çekmemişti.Savaşçıya


sen başka bir yol bulmayı dene,örneğin duvarlarda bir gizli geçit arayabilirsin

Sonrada Cleo dönerek kapıya hızla vurmaya başladı.

Heyyy,Kimse Yok mu?
Oren_Dautry
Kullanıcı
Kullanıcı
Posts: 2577
Joined: Tue Sep 23, 2003 10:00 am

Post by Oren_Dautry »

Adunun gözleri gerek yaşayan gerekse ölmüş olan orclar arasında Ebube nin katilini aradı. Bulup yaşıyorsa önce öldürüp sonra da suratına tükürecekti.

Ebube onları korurken ölmüştü ve Adun onun ruhunu huzura kavuşturmayı kendine br görev bellemişti..
Bugün için yaşa , yarın için hayatta kal..
Efla
Site Admin
Site Admin
Posts: 3913
Joined: Sat Apr 10, 2004 10:00 am
Location: Ankara
Contact:

Post by Efla »

*Andaras*
Andaras yine ıskalamıştı. Hrnüz bir darbe almamış olması iyi birşeydi. Fakat vuramamak sinirini bozuyordu. Kendine hakim olmaya çalıştı. Uygun bir anda kılıcını orka önce soldan sağa sonra sağdan sola sallayacaktı. Bu vakte kadar ork hamle yapacak fırsatını yakalayacaktı. Kalkanını önce kafasına doğru kaldırarark darbeden korunmayı sonra tekrar biraz aşşağı indirerek göğsüne gelen darbeden kurtulmayı deneyecekti.

İçinde yanan savaş aleviyle henüz farkedebilmişti ki orkların sayısı hayli azalmıştı ve onlarla sadece Krondor muhafızları savaşmıyordu...
Chaos is the law of nature,
Order is the dream of man.
Andero
Seçilmiş Savaşçı
Posts: 758
Joined: Thu Jun 24, 2004 10:00 am
Location: İstanbul

Post by Andero »

Doğudan esen rüzgar, her ne kadar geminin ilerlemesini güçleştirse de Casper'ın yüzünde hoş bir his bırakıyordu. Yaklaşık üç haftadır denizdeydiler ve Sonu Olmayan Deniz'de Uzak Sahil kıyıları boyunca ilerlemişlerdi. Kışın geçilmesi neredeyse imkansız Karanlık Boğazını bu sakin bahar sonu döneminde geçmişlerdi ve şu an Acı Deniz'de ilerliyorlardı.

Casper, genellikle yemek yemek için, odasından çıktığı zaman son bir kaç gündür kaptanın sıkıntılı olduğunu sezebiliyordu. Nedeni o sıralar için muğlaktı. Casper yanına almış olduğu krallık haritasına göz gezdirdiğinde şu sıralar Queg Krallığı sınırları civarında olduklarını öngörebiliyordu. Acaba dillere destan Queg Korsanları, kaptanın çekingesi olabilir miydi? Queg Korsanlarının isimleri Crydee'de oldukça iyi bilinirdi zira Crydee'den çıkan ve Krondor'a yol alan çoğu ticaret gemisi onlarla boğuşmak zorunda kalırdı. Kaptan da bundan mı korkuyordu?

Casper'ın düşüncelerinin doğruluğunun kanıtlanması fazla zaman almadı. Birkaç gün sonra odasındaki bez şiltede yatarken güverteden gelen bağırış sesleriyle dikleşti. Yukarı çıkıp baktığında kaptanın komutlar yağdırdığını gördü.

- İNDİRİN O LANET OLASICA SANCAğI DENİZ SIÃ?ANLARI! KRALLIK GEMİSİ OLDUğUMUZU ANLAYACAKLAR.

Casper geminin kıç tarafından arkaya baktığında gemiyi takipte olan devasa bir Queg Savaş Kadırgası farkedebildi. Ana direğine çekilmiş Queg korsan bayrağı, kara bulutlarla hafifçe kapanmaya başlayan gökyüzünde sertçe dalgalanıyordu. Casper kaptanın çabasının boşa olduğunu farketti. Queg'liler çoktan bayrağı görmüş olmalı ve şu an da bir kraliyet gemisinde nasıl bir ganimetle karşılaşacaklarını düşünüyor olmalıydılar. Casper odadan çıkarken malzemelerini odasında bırakmıştı. Kaptansa biraz arkasında emirler yağdırmaya devam ediyor, gemiyi daha hızlı hareket ettirebilecek ne varsa tecrübeli denizcilerine yapmalarını söylüyordu. Casper bütün çabalara rağmen Queg Kadırgasının arkalarında ufak ufak büyüdüğünü fark etti. Queg kadırgası yine de onlara yaklaşıyordu.
Sadness is my reward because I hate, because I am alone, because I exist. It is the thing which reveals my rage, my envy. I neither live nor die. I will always pursue her. I am sad, I am angry and, I am waiting my time, because I am it, revenge itself.
Andero
Seçilmiş Savaşçı
Posts: 758
Joined: Thu Jun 24, 2004 10:00 am
Location: İstanbul

Post by Andero »

Asker Cleo'nun kendisine söylediklerini dinledi ve ardından biraz geriye doğru esnemiş kapının ufacık aralığından arkadaki kalası gördü. Büyücüler zeki olurdu. Açılmayacağını söylediyse bir bildiği olmalıydı. Asker döndü ve duvarları incelemeye başladı.

Cleo ise arkada birilerinin olup olmadığını soruşturuyordu kafasında. Kapının kapalı olması ve arkadan yatay bir kalasla desteklenmiş olması canını sıkmıştı. Kağıya yumruğuyla sertçe vurdu. GÃ?M... GÃ?M.... GÃ?M.... Cevap yoktu...

Cleo döndü ve askerin duvarları incelemesine yardım etti. şu an yapabilecekleri bir şey yok gibiydi.

Asker birden Cleo'dan uzağa doğru sıçradı ve korkuyla Cleo'ya baktı. Cleo ilk başta askerin bu hareketine bir anlam veremedi ama ellerine ve vücudunun diğer taraflarına baktığında mavi alevlerle kaplanmış oldunmu gördü. Alevler etrafa herhangi bir ısı yaymıyordu ve sadece görüntüden ibaretlerdi.

Cleo birden inanılmaz bir baş ağrısı hissetti. Nasıl bir büyünün kurbanıydı böyle? Ellerini başına götürdü ve ağrı yüzünden büküldü. Gözleri kararıyordu.

Birden ağrısı geçti. Cleo bir süre öylece kalakaldı. Ağrının gelişi ve gidişi o kadar aniydi ki... Cleo ellerini gözlerinin önünden çekti ve başını kaldırdı.

Bir futbol sahası kadar geniş bir odadaydı. Karanlık odanın uzak duvarlarında belirli aralıklarla yerleştirilmiş sütunlar odanın tavanını destekliyordu. Cleo odanın görülebilir ( ışık çok azdı ) alanında herhangi bir şey fark edemedi.

Cleo'nun birden üşümeye başladığını hissetti. Odanın soğuk olmadığını fark edebiliyordu ama üşüyordu. Bu üşümenin, daha çok, içsel bir üşüme olduğunu fark etti. İçine bir korku düşmüştü nereden geldiği belirsiz...

- Hoşgeldin Cleo. diye bir ses duydu ardında karşısındaki karanlığın içerisinden. Ses sanki içerisinde milyonlarca yılın ağırlığını taşıyordu. Genizden gelirmiş gibi çıkan boğuk ses odada yankılandın.

- Hoşgeldin Cleoooo.... Hoşgeldin Cleoooo.... Hoşgeldin Cleooooo....

Cleo karanlıkların içerisinden kendisine doğru ilerleyen çürümüş bir şekil gördü. Kara cüppesi yer yer parçalanmıştı. Cleo içindeki korkunun işte şimdi tüm saflığıyla ortaya çıktığını hissedebiliyordu. Karşısındaki ondan kat be kat güçlü bir varlıktı. Bunu iliklerinde hissedebiliyordu.

- Düşündüğüm kadar zeki değil misin Cleo? diye sordu varlık. Cleo valığın bedeninde gezen böcekleri görebiliyordu. Beyaz çürümüş tenin üzerindeki siyahlıklar...

- Arkadan kalasla kapatılmış bir kapının esnemiş arasından bir kılıçla kalası kaldırmayı belki bir asker akıl edemez ama sen... Bilemiyorum hayal kırıklığına uğradım. O kadar boşuna mı uğraştım acaba ha?

- Her neyse, genç. Evet, genç... Bana oranla o kadar gençsin ki... Ben yaratıcıyım. Ben var edenim. Ben hayatı sonsuz olanım. dedi ve tiz bir kahkaha attı.

- İçindeki gücü hissedebiliyorum Cleo... dedi. Ve o gücü istiyorum... Büyüyü ne için kullanırsın Cleo? Hayat vermek..... yada onu almak.... Gücü ne için istersin ha Cleo....
Sadness is my reward because I hate, because I am alone, because I exist. It is the thing which reveals my rage, my envy. I neither live nor die. I will always pursue her. I am sad, I am angry and, I am waiting my time, because I am it, revenge itself.
Darkgnome
Kullanıcı
Kullanıcı
Posts: 3918
Joined: Sat Jan 31, 2004 10:00 am
Location: Ankara

Post by Darkgnome »

Her yere emir yağdıran kaptanın bağırış ve çağırışlarına ve bütün o küfürlü sözlerine rağmen adamlar hiç bir şey demeden çalışıyorlardı. Aslında bu hiçte şaşırtıcı değildi zaten bu adamlarla bir kaç gün geçirdikten sonra anlamını dahi bilmediği küfürlerin normal konuşmalarına tat katsın diye koyulmuş baharatlar olduğunu anladı. Bu denizciler baharatı çok seven insanlardı.

Asıl şaşırılacak şey bütün tayfanın çalışmasıydı. Kaptanında sayesinde tam bir uyum içinde hareketli zemin üstünde hiç aksamadan çalışıyorlardı. Hiç kimse boş durmuyor hiç kimseye ne yapması gerektiğini soramıyordu. Kendini gemiye bindiğinden beri ilk kez olmasa da en çok gereksiz hissettiği durumdaydı. Kendi başına bir işe yaramasa da yayı ile birlikte bir işe yarardı belki de.

Ancak kaptana sormadan aşağıya koşması saçmalama olurdu. Kaptanın yanına bir süre bekledi ve geminin ne kadarda yavaş arayı kapattığını gördü. Denizde sürpriz bir saldırı yapmak ne kadarda zordu.

İçini kavuran heyecan dalgasına rağmen zorda olsa sustu ve kaptanın yanında sessizce bekledi. Kaptanın susup arkadaki Queg gemisine baktığı sırada şansını kullandı.

"Yayıma ihtiyacın var mı kaptan?"

Queg gemisine dalmış kaptan yandan gelen soru karşısında bir anlığına boş gözlerle Casper"a doğru baktı. Fakat sanki Casper"a değil de hala gemiye bakarmış gibi gözleri Casper'ın arkasını tarıyordu sanki. Sonra tayfalara bağırdığı tok sesiyle

"Tabii ki seninde yayına ihtiyacımız olacak orman adamı. Ã?abuk aşağıya git ve savaş için hazırlan!"

Yakındaki denizciler kaptana bakmak için kafalarını kaldırdıklarında kaptan bu tepkiyi beklediğinden olacak adamlara bakmadan dahi

"Çalışmaya devam edin! Burada deniz kızları şarkı söylemiyor, trol suratlı Queg korsanları saldırıyor!"

Emir almaktan nefret eden Casper dahi bu emre uydu ve olabildiğince hızlı aşağıya indi ve altında dans eden gemiye rağmen üstüne deri zırhını giymeye başladı. Denizde geçirdiği göreceli olarak kısa zaman dilimi içinde denize iyi uyum sağlamıştı.

Sadaklarından birini sağ omzundan sol beline çaprazlama astı, diğerinin yeri ise yanı olacaktı. Yayını eline alırken bir an duraksadı ve içinde bulunduğu durumu düşündü, biraz sonra bir insanı öldürmesi gerekecekti ve belki de ölecekti. Doğanın içinde yaşamak için öldürme dersini almıştı ancak ormandaki hayvanları öldürme hayat döngüsünün bir parçasıyken burada döngüye dahil olmayan ölümler olacaktı. Savaş kesinlikle doğanın döngüsü dışında bir olaydı. Öldürdüklerinin yüzünü görmemeyi diledi ve avucunda sıktığı yayı ile birlikte dışarıya çıktı.

Tayfaların telaşlı çalışmaları bitmiş ve rutin çalışmalarına dönmüşlerdi. Kaptan Abraham da bağırma işini başka bir tayfasına bırakmış emirlerin ikinci ağızdan verilmesini umursamıyordu. Gerilimli bir bekleyiş başlamıştı. Ancak tayfalara göre daha tecrübesiz olan Casper bunu saklamakta zorluk çekiyordu.

Geçen sefer yediği fırçaya rağmen tekrar kaptanın yanına gitti ve durdu artık kaptanın emirlerini bekliyordu. Her ne kadar emir almayı sevmese de! Sadağını açtı ve oklarından birini çıkarttı. Birazdan atış menziline gireceklerdi ve her ne kadar bu uzaklıktan vurması güç olsa da okunu attıklarının yüzlerini görme düşüncesi hala onu rahatsız ediyordu. istemiyordu.
Göz alıcı tepenin yerinde artık binalar yükseliyor. Büyük, ulu; ama büyüleyici mi? Sislerin ardından ışığı daha net görürdüm, şimdi, kalabalığın içinde, koca bir boşluktayım.
Eskisi ka
Andero
Seçilmiş Savaşçı
Posts: 758
Joined: Thu Jun 24, 2004 10:00 am
Location: İstanbul

Post by Andero »

Andaras orkun kafasına doğru yaptıüı hamleyi fark edebilmişti. Bu ork diğerlerinden daha fazla zorlamıştı onu. Nedenini merak ederdi belki düşünmek için zamanı olsa...

Andaras kalkanını korkunç bir hızla yukarı doğru kaldırdı savrulan darbeden korunma amacıyla ve aynı anda kılıcını karşısındaki orka savurdu. Orkun sinirle savurduğu club ne kalkana ne de Andaras'a çarparak havayı yardı ama asker eğitiminin faydalarını şimdi gören Andaras'ın kılıcı orku yan tarafından biçmişti. Yan taraftan orkun karnına giren kılıç bir miktar ilerledi ve bu sırada Andaras orkun kasıldığını fark etti. Kılıcı bedenden çıkarttığında orkun havadaki kolu aşağı düşmüştü ve sadece olduğu yerde durabiliyordu. Gözleri kaymış gibiydi. Yan tarafındaki yaradan kan boşalıyordu. Andaras kılıcını kaldırdı ve son bir darbeyle orkun kafasını koparttı. Başsız beden sertçe yere düştü.

Andaras etrafına bakındığında savaşın bitmiş olduğunu gördü. Savaşın bilançosu Krondor Muhafızlarına ağır patlamıştı. 10-11 tane Krondor'un kızıl-mor renklerine bürünmüş muhafız yerdeydi. Kaybedilen 11 kişiye karşılık 24 ork öldürülmüştü.

Adun'un başını kaldırıp Ebube'yi öldüren orku özellikle aramaya başlamasıyla onu bulması bir oldu. Ork hemen önündeydi ve onları kurtaran insanlardan biriyle savaşıyordu (Andaras). Adun tam hareket edecekken askerin orka vurduğu darbeyi ve ardından da kafasını kopartışını seyretti. Ebube'nin katili ölmüştü.

Ellis savaş alanını üzerinde kısa bir değerlendirme yaptıktan sonra kendisine en yakın Hadati'ye doğru ilerledi (Adun). Diğer hadatiler de yavaş yavaş Adun'un yanına geliyorlardı.

Ellis kısa bir süre Hadatileri inceledi. Hangi milletten olduklarını anlamak zor değildi zira Arutha sayesinde Hadatiler Krondor Muhafızları arasında bilinirdi.

- Siz hadatilerin Yüksekşato sınırında ne işleri var genç? diye sordu Adun'a.
Sadness is my reward because I hate, because I am alone, because I exist. It is the thing which reveals my rage, my envy. I neither live nor die. I will always pursue her. I am sad, I am angry and, I am waiting my time, because I am it, revenge itself.
Locked