KIYAMETİN AYAK SESLERİ(RP EKRANI)

FRPWorld Diyarı ile ilgili aktif RP başlıklarının bulunduğu bölümdür.
Locked
Firble
Forum Yöneticisi
Posts: 6496
Joined: Fri Mar 12, 2004 10:00 am

Post by Firble »

Sessizlik ve günler gibi gelen o uzun dakikaları Rivro istemiyordu. Burada beklemek ve kasabalara saldıran sürüler hakkında konuşmak dışında da bir şeyler yapmak daha iyi olur gibi geliyordu. On on beş saniye geçtikten sonra Rivro bunları düşünerek Hayır bayım dedi. Yok şimdi gideceğimiz yere gidebiliriz sanırım.
HARBE GİDEN
Harbe giden sarı saçlı çocuk! <br>Gene böyle güzel dön; <br>Dudaklarında deniz kokusu, <br>Kirpiklerinde tuz; <br>Harbe giden sarı saçlı çocuk! <br>
Eldarin_
Kullanıcı
Kullanıcı
Posts: 2636
Joined: Wed Dec 20, 2006 10:00 am
Location: Yolcu

Post by Eldarin_ »

Drekkar, Rivro'nun tepkisine olumlu anlamda baş sallayarak yetindi. Etrafı saran kar yağışı etkisini gitgide arttırıyordu, Kıyametle yüzyüze olmasalarda iklimsel değişiklikler kendisini belli ediyordu. Drekkar değişen havayı gördükçe üst dudağını emiyor dişlerini üzerine geçiriyordu. Dimdik kalkmış kaşları bir etrafı, bir grubu izliyordu.

"Sessizlik, sözlerime mutabık olduğunuzu mu gösteriyor olsagerek efendiler. Yoksa daha fazla bekleyecek miyiz?"

Cümlesi biterken Drekkar yüzünü iyice kırıştırmıştı. Giysisi sağa sola uçuşurken Drekkar tek eliyle keçi sakalını çekiştirmekteydi. Onun gözünde harekete geçmelilerdi. Grubun şu haline baktığında, her halükarda yapılacaklar Drekkar'ın istedikleri yönünde olacaktı. Belki Apocalypse inananından bir tepki gelebilirdi ama o da suskunluğunu koruyordu.

*****

Tam bu esnada Maelthrachath bir anda sırtçantasında bir hareketlenme farkettti.
"Olath Wharch"
dedi drow kendi kendisine tükürürcesine. Matronundan kaçırdığı ruhtaşının içindki gücü tetikleyen birşeyler olmuş olmalıydı. Bu neydi bilmiyordu ama Tepelik alanda bir değişim olduğu kesindi. Görünen, görülmeyen ya da henüz harekete geçmiş ve görülecek olan. Bunu kestirmesi güçtü...

Underdark'ın mirası Maelthrachath'ı uyarıyordu. Drowun esas benliği ile düşünecek sadece birkaç saniyesi vardı, nitekim taşın gücü muazzamdı ve birazdan drowu etkisi altında bırakacaktı.
Drowun beyni zonklamaya, gözkapakları ısınmaya başladı. Başından aşağıya kaynar sular dökülüyor, drowu yakıp kavuruyordu. Her yanından buz gibi iğneler vücuduna giriyor, sadece batmakla kalmıyor, delip geçiyordu. Kafası zemine yatırılmıştıta sanki balyoz üstüste başını eziyordu!!!

-------------------------

Image


Eliptik taşın ardına açılan yeraltı girişinden yarı yarıya dışarı uzanmış olan drow, tepelik sırtları ve ormanlık alanı incelemekteydi. Eli belindeki kılıçlara uzanmış ve tetikteydi. Bir süre etrafı incelemeye devam ettikten sonra önünde devam eden ormanlık alana dalmak üzere harekete geçti. Ondan önce gerisinden gelenlere fısıldadı.

"doer pholor! Ur'acen elendar ghil! Olath Wharch kluthak ulu uns'aa tlu Maelthrachath zhah au ulu udossa. tlu queelas! tlu pholor l' kyone!"
Bu kullanıcı siteden ayrılan fakat forum düzeni açısından mesajlarının durması gereken kullanıcılar için ayrılmıÅ?tır. Kullanıcı kesinlikle yoktur. Sorumluluk ve yükümlül&uuml
Firble
Forum Yöneticisi
Posts: 6496
Joined: Fri Mar 12, 2004 10:00 am

Post by Firble »

Hobbit beklemekten iyice sıkılmıştı. Uzunlardan çekiniyor olsa da artık herkesin burada bekleme oyunu yapması hoş değildi. Kel adam bu grubun lideri olacak gibiydi.

Mutabık ne demek bilmiyordu. Garip uzun kelimelerinden biri daha. Ama sonraki cümlede adam bekleyip beklemeyeceklerini soruyordu. Hayır dedi hobbit. Beklememize gerek yok sanırım. Sonra çekinerek gruba baktı. İtiraz yok gibi geldi ona. Yine de sesi biraz daha alçak çıkarak ekledi. Sanırım bayım artık gidebiliriz.
HARBE GİDEN
Harbe giden sarı saçlı çocuk! <br>Gene böyle güzel dön; <br>Dudaklarında deniz kokusu, <br>Kirpiklerinde tuz; <br>Harbe giden sarı saçlı çocuk! <br>
Shevarash
Seçilmiş Savaşçı
Posts: 1310
Joined: Sat Jan 15, 2005 10:00 am
Location: İzmir

Post by Shevarash »

Cüce düşünüyor, düşünüyordu. Etrafındakiler farklı diyarları gezmiş bir cüce için bile gerçekten garipti. Yinede bir şekilde bir çekim hissediyordu. Doğru yolda olabilirim
Buçukluğun telaşına bakınca sıradan kişilerin anında olsalar bulaşıcı olabilecek bir korkunun izlerini görüyordu. Yinede etrafındakilerin fazla etkilenmemiş olması cücenin hoşuna gitmişti. Cesaret bir erdemdi, efendilerinin kabul ettikleri bir erdem... Bu bir işaret mi? Bilmiyordu. Ancak Drekkarın söyledikleri doğru ise...

Konuşmaya başladığında sözleri buz gibi havada ateş korları gibiydi.
"Daha fazla beklemeye gerek yok Drekkar, yolu göster !"

İşte başlıyordu...
Andero
Seçilmiş Savaşçı
Posts: 758
Joined: Thu Jun 24, 2004 10:00 am
Location: İstanbul

Post by Andero »

Yarı iblis sessizce Drekkar'ın anlattıklarını dinlemiş ve kendi bildikleri ile bu, tahmini yol göstericinin, söylediklerini harmanlamıştı. Adamın her şeyden haberi varmış gibi bir görüntüsü vardı. Gelişinden beri yaptığı hareketlerse Andero'ya adamın bir ilahi bağlantısı olduğunu yeteri kadar göstermişti. Anlaşılan Leydi Glasya'nın ona verdiği görev bu görevin bir koluydu. Ya da bu görev, kendi amacının... Anlaşılan bir grup olacaklardı. Yan gözle diğerlerini süzdü. Karakterinin etrafındakiler için kapalı olan çok yönü vardı ve elbetteki kısa sürede onu çözebilmeleri imkansızdı. Andero grup için şüpheleri ve bilinmezlikleri sevmezdi. Yine de Drekkar'ın kendi sorusuna karşı yokmuş gibi davranması canını sıkmıştı ama değişen bir şey yoktu. Bu sebeple,

- Pekala Drekkar. dedi. ve yerden yaklaşık 2m yükseklikteki boynunu eğerek devam etti.

- Bakın. Anlattıklarımın ne kadarını hanginizin beyninin ne kadarının anlayacağını kestirebilmek benim için zor. Ama madem bizler toplanmışız, sizlerinde benim bildiklerimi bilmeniz yararımıza olabilir.

- Ben Katliam'ın Eli, yada bazılarınız için Andero. dedi bariton sesiyle.

- Diyarın Katliam, Kaos ve Cinayet Tanrısı Apocalypse'in katliam domaininin seçilmiş savaşçısıyım. Bilmiyorum eğer aranızda Dragonfire inananı varsa belki beni bilir. Pandemonium isimli bir boyuttan boyutunuza geldim ve bu boyutta tanrım için savaşıyorum.

- *O*nun için rezil tanrı Azalin'in Kalesi'ne grubumla beraber bir sefer yaptık. Seferin sonunda karşılaştığımız şey, eski tanrı Azalin'in dirilişi olmuştu. Azalin tekrar diyarda kol geziyordu. Ben bile gücümün sınırlarını defalarca zorlamama rağmen iradesine karşı koyamadım. Bizi kendi saflarına çekmeye çalıştı ama başaramadı. Efendimiz Apocalypse geldi ve bizi Azalin'in burnunun dibinden alarak tapınağımızın yakınlarına geri taşıdı. Burada derin bir nefes aldı. Ardından devam etti.

- Daha sonra tanrımızın bu boyuttaki yer yüzü temsilcisi olan bir leydi gelerek bana yakında bu diyarın yok olacağını ve tapınağın kurtarılması gerektiğini, ama benim görevimin savaşçıların tepesinde başlayacağını söyledi. Bu sebeple ben buradayım, ve şu dakikalar itibariyle artık bu diyar üzerinde Kaos Tapınağı adında bir oluşum yok zira tapınağı kurtardık.

- Leydim bana burada bazı savaşçılar ile buluşacağımı ve bu savaşçılar ile birleşerek bir göreve çıkacağımı söylemişti. Gördüğüm kadarıyla anlatılanlar açığa çıkıyor ve sende yolu gösterecek olansın Drekkar. Burada harcadığımız her saniye aleyhimize gibi bir görüntü çizildi benim zihnimde. Eğer birini daha bekliyorsak umarım gecikmeye değer biridir. Yok beklemiyorsak, buradaki hiç kimse şu anda harekete bir şey demeyecektir. Ne için bekliyoruz Drekkar?
Sadness is my reward because I hate, because I am alone, because I exist. It is the thing which reveals my rage, my envy. I neither live nor die. I will always pursue her. I am sad, I am angry and, I am waiting my time, because I am it, revenge itself.
Firble
Forum Yöneticisi
Posts: 6496
Joined: Fri Mar 12, 2004 10:00 am

Post by Firble »

Rivro boynuzlu adamın sözlerini dinledi. Bir sürü garip anlaşılmaz sözcük kullanmıştı adam. Anladığı kadarı ile bille adam sanki kendisine bir masal anlatmış gibiydi. Katli bişeyin eli ya da her neyse onun adı olmalıydı. Ama Andreo da galiba adıydı. Eğer yanlış anlamadıysa ikisini de kullanabilirdi. Andreo daha akılda kalır bir isimdi. Bir insan ismine benziyordu.

İsmini anlayamadığı bir sürü şeyden bahsetmişti. A ile başlayan Asoka her neyse bi şey ondan çok bahsetmişti. Adam onun tanrı olduğunu söylüyordu. O tanrının savaşçısı olduğunu. Ricro tanrıları sadece masallarda duymuştu. Daha çok insanların anlattıkları masallar da.. Gerçi hobbitler de onlardan zaman zaman bahsederlerdi. Onların ne olduğunu anlamamıştı. Ama galiba güçlülerdi. İnsanlar onlardan bir şeyler istiyordu. Hobbitler ise onlardan genelde korkar ama bazen de severlerdi.

Ancak onlar masallarda yaşardı. Gerçekte onlar yoktu. Bir an masalda mıyım diye düşündü. Yanındaki ırkı cüce olan biri boynuzlu uzunlardan da uzun biri uzun kulaklı insan kel kafalı insan hiçbiri zaten gerçek dünyaya ait gibi değildi. Bakalım bu bir masalsa ne olacağını görecekti.

Andreo hikayesinde Dagonbişey ve bişeylinden bahsetmişti. Onlar da her halde tanrıydı. Bir an acaba Andreo da mı tanrı diye düşündü. Hikayesinde bahsettiği herkes tanrıydı. Hikayede başka anladığı tek şey de bir kaleye gittiği idi. Kale insanların yaptığı taştan evdi. Birbirleri ile savaşırken insanlar bu evlere daha çok saldırıyorlardı. Hikayenin kalanı ise...

Ne olursa olsun diye düşündü Rivro. Yalnız Andreo kendini tanıttığı için hobbit nezaketi gereği kendini tanıtıp tanıtmama konusunda kararsız kaldı. Ã?etede de bunu yapmışlardı. Gerçi galiba insanlar bunu ondan görmüştü.

Ama Andreo kel adamla konuşuyor gibiydi. Bakalım kel cevap verinceye kadar ne kadar bekleyeceklerdi. Rivro burada ayakta durmaktan çok sıkılmıştı.

Bi anda aklına torbasındakiler aklına gelince. Söylemeden duramadı. Gruprakilere dönerek. Baylarım eğer çok bekleyeceksek hiç olmazsa oturup yemek yiyebiliriz. İsterseniz... Bilmiyorum getirdiğim yemekleri sever misiniz diye çekinerek de ekledi.
HARBE GİDEN
Harbe giden sarı saçlı çocuk! <br>Gene böyle güzel dön; <br>Dudaklarında deniz kokusu, <br>Kirpiklerinde tuz; <br>Harbe giden sarı saçlı çocuk! <br>
Eldarin_
Kullanıcı
Kullanıcı
Posts: 2636
Joined: Wed Dec 20, 2006 10:00 am
Location: Yolcu

Post by Eldarin_ »

Drekkar önce cüceyi, sonra da Andero'yu dinledi. Sözlerden anladığı kadarıyla; hakikatli bir cüce ve gözükara bir yarıiblis vardı karşısında. Daha farklılarını beklemezdi elbette ama beklediği gibi olması da en iyisiydi. Buçukluğun ise farklı bir arayış içersinde olduğu kesindi. Drekkar henüz bunu çözememişti ya kontrolü dışında birşeyin gelişme olasılığına da pek ihtimal vermiyordu.

Andero bariton sesiyle Drekkar'a neden hala bekliyor olduklarını sorarken o, Kami Lantern'e bakmaktaydı. Ondan da bir cevap bekliyordu, ki bu cevapta ona baktıktan bir süre sonra gelmişti.

Ã?nce Drekkar eliyle bazı işaretler yaptı. Grupta diğerlerinin anlamadığı bir işaretti bu. Ama Kami anlamıştı. Ã?nce şaşkınlıkla gözlerini açmış, sonra kısarak Drekkar ın gösterdiklerini izleyip yorumlamaya koyulmuştu.

Kami Lantern ile Drekkar arasında işaret dili yoluyla geçen diyalog;

-"Siz ne diyorsunuz Avlanan Ak şahin'in Taşıyıcısı?
-"Siz, Manastırımızın işaret dilini biliyorsunuz. Element manastırında bulundunuz mu?
-"20 yıl boyunca manastırımızda eğitmenlik yaptım, onun öncesinde 40 yıl kadar da eğitim almıştım. Ölçülerini bilirim, hayat felsefeni de az çok tahmin edebiliyorum. Bu yolculuk; doğayı ve tüm evreni aynı çemberin içinde saran elementlerin bozulmaya uğramaması, yaratılmış olan tüm bu güzelliklerin bir tufanla yıkılıp yokolmaması içindir.
Ve sana daha önce buraya gelmen söylendi ama elle tutulur bilgi verilmedi.
Buraya Thuh Saka dan geldim ve sana Manastırın Seçtiği Kişi olarak bu yolculukta yer alacağını ikinci kez iletiyorum. Doğanın ve elementlerin içine düştüğü bozunmadan kurtuluşun yollarını arayacağız Kami."
-"Pekala efendim, sizin yolunuzdayım. Sizin yanınızda olacağım."
-"Elementler seni kutsasın genç monk Kami"
-"Elementler sizi de kutsasın Efendi Drekkar"


Drekkar tüm gruba birden döndü. Hepsi birden onu bekliyorlardı, sıkılmış gibi bir halleri vardı bu da gözden kaçmamış birşey değildi.
"Harekete geçelim o halde. İsimsiz Olan ile irtibata geçmeyi ondan bir işaret almayı deneyeceğim. Bir büyü yardımı ile onunla irtibata geçeceğim..." deyiverdi Drekkar tek solukta.
Sonra Drekkar tekrar diz çöktü parşömen kutusunu karıştırdı. Sanki önceden hazırlamış gibi elini attığı anda birkaç parşömenin üzerinde elini gezdirdi ve hemen aradığı yığınları buluverdi, haznenin içinden çekip çıkarttı. şimdi elinde 3 parça parşömen duruyordu. Ã?nlü arkalı rünlerle doldurulmuş 3 parça.

"Sizden büyüye karşı ters bir tepki vermemenizi istiyorum. Bu elimdeki tek parça ve başarısız olunması halinde başımız büyük derde girer..."
Gerekli uyarıyı yaptıktan sonra parşömenleri eline aldı, okumak üzre uygun pozisyona geçti, tek elini açıkta bıraktı.
Drekkar sessizlikle beraber tam olarak konsantrasyonunu sağladığı vakit tam büyü sözcüklerine başlayacaktı ki bedeni ayrı bir tetiklenme ile irkildi. Onu dikkatle izleyenler bu irkilmeyi an be an görmüşlerdi.
Drekkar'ın gözü önce sonuna kadar açıldı, sonra sıkı sıkıya kapandı, tam önünde tuttuğu parşömenleri tutan eli beline indi.

Herşey birkaç saniye içersinde olup bitiyordu sanki, Drekkar gözlerini kapattığı vakit Maelthrachath tiz bir çığlık koyuverdi. Beyni dev gnom makinalarının altına yerleştirilmiş pistonların arasında eziliyordu sanki. Drowun yaşadıklarının herhangi bir saplantı ile alakası yoktu. Müthiş bir beyin zelzelesi almış drowu götürüyordu.

*****

Drekkar gözlerini açtı, diğerlerine baktı.
"Birileri, bizi takip etmekte! Oldukça yakınımızdalar...
Maelthrachath'ın ismini fısıldıyorlar!"
bunları söylerken başını hafifçe Mael'e döndürmüştü, drowun derin bir konsantre evresine girmiş olduğunu gördü.
"Maelthrachath..." dedi savaşçıya bakarken.
"Onlar bir grup drow. Seni aramaktalar..."

Drow söylenenleri duymuştu, ama o artık Maelthrachath değildi.
şimdi grubun karşısı apayrı bir kişilik durmaktaydı. Belki bedeni aynıydı ama onu herkes usta hırsız Gulthrae ual Do'ana diye bilirdi...


RP DIşI NOT: Mael'in yaşadığı depresif ruh hali sonucunda diğer kişiliği devreye girmiştir...
Bu kullanıcı siteden ayrılan fakat forum düzeni açısından mesajlarının durması gereken kullanıcılar için ayrılmıÅ?tır. Kullanıcı kesinlikle yoktur. Sorumluluk ve yükümlül&uuml
Andero
Seçilmiş Savaşçı
Posts: 758
Joined: Thu Jun 24, 2004 10:00 am
Location: İstanbul

Post by Andero »

Katliam'ın Eli Drekkar'ın söylediklerini dinledi ve hareketsizleşti. Büyüsel bir varlık olduğundan büyünün doğasını anlayabiliyordu ve bu doğanın rahatsız edilmemesi gerektiğinden haberdardı zira Efla'yla beraber de bunu yeteri kadar tecrübe etmişti. Bu sebeple büyü tamamlanana kadar sessiz kalacaktı.

Rehber büyüsünü yapmaya başlayacakken, yarı iblisin gözleri Drekkar'da gördüğü sarsılmayla kısıldı ama Andero hareketsizliğini korumuştu. Bu tereddütün nedeni neydi?

Kısa süre sonra bir anda yan tarafından patlayan çığlıkla irkildi yarı iblis. Başını o yana çevirdiğinde gürültünün sahibinin drow olduğunu farketti. Andero yana doğru geni bir adım atarak drowdan uzaklaştı zira birisi boş yere çığlık atmazdı. Tapınaklarındaki drowlar genelde vahşi ve korkusuzdu. En azından böyle, göründüğü kadarıyla sebepsiz, çığlık atmazlardı. Ya bu drow çocuğun tekiydi ya da bir problemleri vardı.

Drekkar'ın cevabı kısa süre sonra cevabı getirmişti. Andero gözleriyle etrafı tararken yavaşça katana ve wakizashisini çekti.

- Eğer peşimizde birileri varsa ayrılalım Drekkar. Gereksiz savaşlarla vakit kaybetmemizin bir nedeni yok.

Andero bir an önce Apocalypse'e ulaşmak isttiyordu ve önüne çıkan böyle amaçsızca savaşlar gerçekten zaman kaybıydı. Hem gücünü ve enerjisini daha gerekli olacak bir zamana saklamayı tercih ederdi.
Sadness is my reward because I hate, because I am alone, because I exist. It is the thing which reveals my rage, my envy. I neither live nor die. I will always pursue her. I am sad, I am angry and, I am waiting my time, because I am it, revenge itself.
fingolfin
Seçilmiş Savaşçı
Posts: 1636
Joined: Thu Jan 08, 2004 10:00 am
Location: İstanbul
Contact:

Post by fingolfin »

Drekkar... Bu bilinmezliklerle dolu, zorlu görevde böyle bir rehberin bulunması Kami'nin içini rahatlatmıştı. Drekkar gerekli büyüyü yaparken Kami grubun diğer üyelerini süzüyor, onların karakterlerini analiz etmeye çalışıyordu; ki drow'un çığlığıyla kısa süreli bir şaşkınlık yaşadı. Bunu Drekkar'ın ve Andero'nun yorumları izledi. Kami olası tehlikelere karşı etrafa göz gezdirdikten sonra Andero'ya döndü ve gözlerini ona kilitledi.

'Sanırım Drekkar'ı yeterince iyi dinlemedin. Söylediğine göre görevimiz için üzerinde bulunduğumuz alanın bir önemi var. Asıl zaman kaybı buradan ayrılmak olacaktır. Onun söylediği gibi kainatın ve dengenin kaderi buradaki seçilmişlerin elindeyse, Maelthrachath'ı ya da gruptaki bir diğer kişiyi tehlikelerden korumak da diğerlerinin öncelikli görevlerinden biri olmalıdır.' (mind complusion)
Kral cesurdu ve öfkesiyle kudretli,
Gümüştendi parıldayan miğferi.
Ringil'di kadim kılıcının adı,
Kristallerle donanmıştı mavi kalkanı.
Eldarin_
Kullanıcı
Kullanıcı
Posts: 2636
Joined: Wed Dec 20, 2006 10:00 am
Location: Yolcu

Post by Eldarin_ »

DREKKAR'IN BÃ?YÃ?SÃ?, DROW Ã?NCÃ? GRUBUNUN BASKINI

Drekkar Andero'ya baktı ve tek bir sefer başını salladı.

"Ben büyüme başlıyorum, tehlikeyi benden uzak tutun, gerekirse birebir çarpışın onlarla. Ritüel bittiğinde onlardan tamamiyle kurtulmuş olacağız..."
Sonra Drekkar parşömenleri beline yerleştirerek çantasından başka bir parşömen çıkardı ve eline alarak uygun ritüeli gerçekleştirmeye başladı.

"...Friel Schir ech Nharrm ghund all fiss crisst,
Del aghruben xozi klaerm jhn fhrall chras ast...


Drekkar büyüsünü bitirdiğinde parşömen ellerinin arasından uçuşup tozlar halinde yokolmuştu. Tozlar havaya dağılırken Drekkar ellerini iki yana doğru hızla açmış ve üç boyutlu küresel bir şekil çıkarmak istercesine kendi etrafında gezdirmişti. Kendisini çevreleyen ağsı ince dokuyu görürcesine gözlerini kısmıştı.

Ardından tekrar yere doğru eğilerek demin başlarken yarım kalan parşömenlerine uzandı. Hemen önüne aldığı parşömenlere baktı önce, sonra bir kez daha irkildi. Başını hemen gerisine çevirerek boştaki tek eliyle ileriyi gösterdi.

"Oradalar! Dikkatli olun!"

Drekkar'ın sözleri biter bitmez drowlardan biri kayalıkların arasına gizlemiş olduğu başını kaldırdı. İnce bir surat ve keskin hatlara sahip olan erkek drow gerisine bakarak doğruca ileri seslendi. Artık gizlenmelerinin bir anlamı kalmamıştı çünkü, Drekkar tarfından deşifre edilmişlerdi.

UK ZHAH GAER! THRITYH!!!

Drekkar müthiş ritüele başlamadan hemen önce drow grubu kayalıkların ardından bir bir ortaya çıkmışlardı. Sözlerin hemen ardından 4 drow öncüsü kayalıklardan zıplayarak ileri atılmış savaşacak uygun bir nokta belirlemek üzere arazide hızla Seçilmiş grubuna doğru harekete geçmişti...
Seçilmiş grubu ile drow öncü grubu arasında tepeliğin aşağısına doğru önce yükselen ardından çukur halinde inen bir bölge bulunmaktaydı. 4 drow bu çukurluk alanın içine girmeksizin kenardan hızla ileri doğru hareketlenmişti. Grup ile aralarında 30 35 metre kadar bir mesafe bulunmaktaydı. Arazinin düzlük olmaması ilerleyişi zorlayabilirdi. Drowlara emir veren diğer öncü ise geride kalmıştı. Ne yaptığı henüz belli olmamıştı...

Drekkar konsantre oldu ve ritüele başladı...

Image


RP DIşI NOT: Drekkar ın ilk büyüsü--->Protection from Arrows
--->Yaptıklarınızı burdan itibaren round by round yazın arkadaşlar...
Bu kullanıcı siteden ayrılan fakat forum düzeni açısından mesajlarının durması gereken kullanıcılar için ayrılmıÅ?tır. Kullanıcı kesinlikle yoktur. Sorumluluk ve yükümlül&uuml
Firble
Forum Yöneticisi
Posts: 6496
Joined: Fri Mar 12, 2004 10:00 am

Post by Firble »

Tek anladığı yaklaşan insanların birini yakalamak için gelmiş oldukları idi. Yaklaşanlar da uzun kulaklı ve siyahtılar. Muhtemelen bir kavga olacaktı. Uzunlar kavga etmeyi severlerdi. Umarım çok fazla zarar görmez kimse diye umdu hobbit.

Kavga sırasında ortada bulunmasının kimseye yararı olmazdı muhtemelen. Hatta olmamasının olabilirdi. Kaavga sırasında insanların arkadaşlarına değil kendisine bakmasını sağlayabilirdi. O günü kadar hiç bir kavgaya karışması gerekmemişti. Gerçi bir defa yaklaşmıştı. Sonuç olarak mantıklı olanı yapmayı denedi. Geriye doğru koşup Andreonun arkasında gelen uzun kulaklılar onu göremeden çalılara saklanmayı sonra görünmemeye çalışarak Kaminin arkasına ilerlemeyi deneyecekti.

RP Dışı: Bir akrabamızın yanında İzmirdeyim. İnternete giremezsem ve Rp ilerlerse hala saklandığımı varsayabilirsiniz. Tabii saklanmayı v görünmeden ilerlemeyi başarmışsam.
HARBE GİDEN
Harbe giden sarı saçlı çocuk! <br>Gene böyle güzel dön; <br>Dudaklarında deniz kokusu, <br>Kirpiklerinde tuz; <br>Harbe giden sarı saçlı çocuk! <br>
Shevarash
Seçilmiş Savaşçı
Posts: 1310
Joined: Sat Jan 15, 2005 10:00 am
Location: İzmir

Post by Shevarash »

Cüce drowları gördüğü anda bunun Drekkarın kendilerine seçtiği yol arkadaşlarından olduğunu sanmıştı ancak adamın şu anki tepkisi biraz telaşlı gibiydi. Dahası bazı büyü sözleri söylemeye başlamıştı ve daha ana karnına düştüğünden beri tanrıların seslerini duymuş olan Ransar her nasılsa büyüsünün önemli olduğunu ve bazen büyüler bozulduğunda neler olduğunu biliyordu.

Lanet drowlar diye söylendi. Lanet olsun onlara ! Ã?nce yarı iblis, sonra bir drow ve boşboğaz bir buçukluk, şimdi de daha fazla drow. Bir an için bunun Yüce Haela`nın ironilerindne biri olduğunu düşündü ve yüzüne geniş bir gülümseme yerleşti. Her ne kadar gür kızıl sakallar arasından görünmese de gözlerine dikkatle bakan birinin tebessümünü kaçırması düşünülemezdi.

Son bir kez daha gülümseyerek pis drowlar diye söylendikten sonra kendi kalbinin derinliklerine döndü. Biliyordu ki Savaş Babası Clangeddin, kendisi ölümlü ahmaklığı gösterip O`na sırt dönmedikçe hep orada olacaktı. İyice kendi içsel büyüsüne konsantre olan cücenin duaları göklere uzanıyordu. Savaş Babası her zaman olduğu gibi bana yardım et. Bu şeytani drowlara karşı lütfunu üstümde tut !

Belli belirsiz bir parıltı hatlarının üzerinde oynaştıktan sonra, cüce zırhlı başını kaldırdı ve geniş vücudunun tek bir hareketiyle Drekkar`ın önüne geçti.
"Gelin bakalım !"
Dragonfire
Seçilmiş Savaşçı
Posts: 2005
Joined: Sun Sep 21, 2003 10:00 am
Location: Abyss

Post by Dragonfire »

Gulthrae ual Do'ana sessiz karnlığın ardından yine gözlerini açmıştı. Farklı bir yerde çok farklı bir ortamdaydı. Henüz sesler ve olaylar netlik kazanmamıştı. Etrafında bir bulanıklık ve ses karmaşası tekarür ediyordu.
Olayları çözümlemek ve durumunun ne olduğunu çözmek için kendisini zorladı ancak sis perdesi bir türlü kalkmadı. Ne olduğunu anlayamıyordu.
"What is locked can be opened; What is hidden can be found; What is yours will be mine."
Andero
Seçilmiş Savaşçı
Posts: 758
Joined: Thu Jun 24, 2004 10:00 am
Location: İstanbul

Post by Andero »

Andero Drekkar'ın korunma isteğini duyduktan sonra büyünün şu zaman alacak ritüellerden olduğunu anlamıştı. Kendi sahip olduğu büyüler tamamiyle varlığının bir sonucu olduğundan bu tarz ritüelleri pek anlamıyordu ama bildiği şey, bu ritüellerdeki ufak konsantrasyon bozukluklarının büyük problemlere neden olduğuydu. şu an olması gereken şey Drekkar'ın büyüsünü yapması gibi görünüyordu.

Andero karşıdaki çukurluğun arkasından drowları görünce yüzü biraz asıldı. Savaşmayı severdi ve genelde savaşırken kendini kaybederdi ama işini geciktiren savaşları zaman kaybı olarak görürdü. Ayrıca bu drowların burada ne işi vardı? Nasıl oluyorda karanlıkaltında yaşamaya alışkın bu şeylerin bu kadar çoğunda birden ışıkta rahatça görebilme yetisi vardı? Son zamanlarda en sık gördüğü ırk onlardı sonuçta. Ne olursa olsun büyüyü Drekkar yapacağına göre korunması ve konsantrasyonunu kaybetmesinin engellenmesi gerekiyordu. Eğer elçinin dedikleri doğruysa ve ellerinde sahip oldukları tek parşömen bu ise büyü hatasız gerçekleşmeliydi. Aksi halde Apocalypse'e ulaşma umudunu kaybedebilirdi ve bu da görevinin başarısızlıkla sonuçlanmasına neden olurdu.

Elindeki stratejik öğeleri değerlendirmeye başladı. İlerideki çukurluğun etrafından dolanmaya çalışan drowların silahlarını seçmeye çalıştı. Bire bir bir çarpışma gereksiz bir vakit kaybıydı. Drekkar'ı büyüyü bitirene kadar korumak temel görevdi. Andero bu zayıf varlıkların kendisini oklarıyla vurabileceklerine inanmıyordu. Katana ve wakizashisini ellerinde dengeledi. Eğer drowlar yaylarla dolanmışsa Drekkar'ın bir miktar önünde ve yan tarafında konumlanarak yarı iblis formunun ona verdiği o kalın gırtlağı kullanarak böğürecek ve kendisini hedef göstermeye çalışacaktı (initimidate olarak da sayılabilir). 2.40'lık boyuyla bu da zor olmasa gerekti. Eğer drowlar kılıçlarla donanmışsa Drekkar'ın yine biraz önünde konumlanacak ama yaklaşan ilk drowa charge edecekti. Her ihtimale karşı savaş disiplinini üzerine giydi. Üstün tecrübesine güveniyordu. Drekkar ona Apocalypse'e gidiş kapısını açacak gibi bir görüntü vardı. Eğer Andero herhangi bir okun Drekkar'a yöneldiğini hisseder yada gözlemlerse kendisini Drekkar'ın önüne atarak oku durdurmaya çalışacaktı ama bunu elçinin konsantrasyonunu bozmamak için çok yakın olmayan bir mesafeden yapacaktı. Okun vurmadan alçalacağı hesaba katılırsa boyu bu amacında da ona bir artı sağlıyordu.

--------------------------------------------------------------

Turn planı:

Eğer yaylılarsa,

Improved Combat Expertise +13 (AC : 36, all attack dices -13)

Initimidate to group

Eğer kılıçlılarsa,

Improved Combat Expertise +6 (AC : 29, all attack dices -6)

Charge

1 attack with katana
Sadness is my reward because I hate, because I am alone, because I exist. It is the thing which reveals my rage, my envy. I neither live nor die. I will always pursue her. I am sad, I am angry and, I am waiting my time, because I am it, revenge itself.
fingolfin
Seçilmiş Savaşçı
Posts: 1636
Joined: Thu Jan 08, 2004 10:00 am
Location: İstanbul
Contact:

Post by fingolfin »

Kami, ihtiyatla Drekkar'a doğru bir adım geriledikten sonra çantasını yavaşça yere bıraktı. Tüm kasları gerilmiş ve koşmaya hazır bir şekilde bekliyordu. Drekkar'ın korunması gerekiyordu; ve ilk drow yeterince yaklaştığında Kami onu etkisiz hale getirecekti. Hızının ona yeterli avantajı sağlayacağını düşünüyordu. (Flurry of Blows + spring attack)
Kral cesurdu ve öfkesiyle kudretli,
Gümüştendi parıldayan miğferi.
Ringil'di kadim kılıcının adı,
Kristallerle donanmıştı mavi kalkanı.
Locked