Lepfter Macerası (oyun ekranı)
"Hmpf!" dedi Argu-zyrus; konuşmaları dinlemiyor görünmeye dikkat ediyordu, ama dinliyordu sonuçta. "şimdi kesin bu madenlerdeki tutsakları kurtarmak zorunda kalırız... Ayakbağları..!" dedi sessizce. Hafif korkmuş gibi görünmeye çalışarak: "Bu madenleri atlatmanın bir yolu var mı? Çok tehlikeli bir yer olsa gerek..." Tam olarak yalan söylediği söylenemezdi; bir görevi vardı, Argu-Zyrus da o göreve odaklanmak istiyordu, tutsaklar ve benzerleri ancak dikkat dağıtan şeylerdi!
Argu-Zyrus hafif sinirli bir şekilde güldü; rahatça duyulabilir bir sesle; "Tabii... Ayakbağı derken aklımdan ne geçiyordu kim bilir!" diye iğneleme yaptı. "Ama anlamıyorsun sanırım, öncelik vermemiz gereken bazı işler var. Eğer o madende başımıza bir şey gelirse şu divan üyelerini hiç bulamayabiliriz. Bize bu görevi elflerin hayatını kurtarmak için vermediler, değil mi? Amacımız divan üyelerine yardım etmek; ve öyle yapmalıyız. Eğer koşullar el verirse şu tutsakların da durumuna bakarız..." dedi, tam olarak birine hitap etmeden. Evet, elflere yardım edilmesi gerekliydi; ama burada bu kadar elf varken eninde sonunda o tutsaklar kurtulurdu Dragonbornların elinden. Kendi işlerine bakmaları gerekiyordu onların şimdi, elflerinkine değil...
"Gördüğünüz gibi, Aramil'in heyecanı Argu-zyrus'un bilgeliğiyle dengeleniyor. Merak etmeyin eğer kölecilerle karşılaşırsak başlarını yılan gibi ezeriz. Ã?te yandan dikkatli olmakta fayda var. Argu-zyrus ve Aramil biraz önden gizlenere ilerlerse önümüze çıkacak ani tehlikelere ya da tuzaklara karşı güvencemiz olur."
Tebessüm ederek silah arkadaşlarına döndü.
"Ne dersiniz bu fikre?"
Tebessüm ederek silah arkadaşlarına döndü.
"Ne dersiniz bu fikre?"
Argu-Zyrus tekrar "hmpf"ladı; iğneleme gördüğünde anlayabiliyordu. Omuz silkti: "Kendi başıma da önden gidebilirim, bu gelmek zorunda değil. Eğer çok meraklıysa gelsin." dedi parmağıyla Aramil'i göstererek. Madenlere girmeyi istemiyordu; ama bu işi uzatıp üzerine nefret çekmeyi hiç istemiyordu; önden gitmeye bu yüzden bir itirazı yoktu.
uzun zamandır sessizliğini bozmayan cüce
"Yardıma ihtiyacı olan kişilere destek çıkmalıyız." dedi.
"her ne kadar başka başka görevlerimiz olsa da, doğanın ruhları kimsenin esir olarak tutulmasına izin vermeyecektir."
"Özellikle Madenler gibi ırkdaşlarımın ana vatanı saydıkları bölgelerde böylesi bir köleciliğe kesinlikle izin vermemeliyiz."
"Varsın elfler bize ayak bağı olsun. Onları esaretin de ötesinde, kendilerine uygunsuz ortamda yaşamaya mahkum edemeyiz. Madenler cücelerindir."
Hafif, buruk bir tebessüm yaptı. Her ne kadar elfleri sevmese de, dragonbornlardan da hoşlandığı söylenemezdi. Fakat şu anda yardıma ihtiyacı olan bir grup insansı (humanoid) vardı. Inancı ve desturu onları kurtarmasını emrediyordu. Doğa ananın kalbinde köleliğe yer yoktur. Elf ve maden kelimelerinin aynı konu içerisinde geçmesi bile içini gıcıklatıyordu.
"Yardıma ihtiyacı olan kişilere destek çıkmalıyız." dedi.
"her ne kadar başka başka görevlerimiz olsa da, doğanın ruhları kimsenin esir olarak tutulmasına izin vermeyecektir."
"Özellikle Madenler gibi ırkdaşlarımın ana vatanı saydıkları bölgelerde böylesi bir köleciliğe kesinlikle izin vermemeliyiz."
"Varsın elfler bize ayak bağı olsun. Onları esaretin de ötesinde, kendilerine uygunsuz ortamda yaşamaya mahkum edemeyiz. Madenler cücelerindir."
Hafif, buruk bir tebessüm yaptı. Her ne kadar elfleri sevmese de, dragonbornlardan da hoşlandığı söylenemezdi. Fakat şu anda yardıma ihtiyacı olan bir grup insansı (humanoid) vardı. Inancı ve desturu onları kurtarmasını emrediyordu. Doğa ananın kalbinde köleliğe yer yoktur. Elf ve maden kelimelerinin aynı konu içerisinde geçmesi bile içini gıcıklatıyordu.

Hala kedi formuna geçmemiş olan kız, Argu-Zyrus'a ters bir bakış attı.
"Aramil ve Dradin'e tamamıyla katılıyorum. İnsanımsı varlıkları köle yapmak doğru bir şey değil. Eğer bu yüzden yolumuz üzerinde böyle bir şeylerle karşılaşırsak, kesinlikle durup ilgilenmek isterim...."
Kedi formuna dönerek Dradin'in tam yanına oturdu. Yolculuğa çıkmak için sabırsızlanıyor, kuyruğu hızlı hızlı yere çarpıyordu.
"Aramil ve Dradin'e tamamıyla katılıyorum. İnsanımsı varlıkları köle yapmak doğru bir şey değil. Eğer bu yüzden yolumuz üzerinde böyle bir şeylerle karşılaşırsak, kesinlikle durup ilgilenmek isterim...."
Kedi formuna dönerek Dradin'in tam yanına oturdu. Yolculuğa çıkmak için sabırsızlanıyor, kuyruğu hızlı hızlı yere çarpıyordu.

"Anladık, tamam..." diye homurdandı Argu-Zyrus. Tepki çekmesi çok da iyi olmamıştı. O ya da bu şekilde bunu telafi etmesi gerekecekti. Gerçi doğaseverlerle dolu bir grupta 'elfleri boşverin, biz işimize bakalım' demek de onun aptallığıydı. "Haklısınız, benim hatam. Neden öyle şeyler söylediğimi gerçekten anlayamıyorum" dedi içten olduğunu umduğu bir ses tonuyla. Sonra acelesizce Aramil'in yanına sürüklendi; sessizce "Keskin duyularına güveniyorum. Bir şey farkedince o farkettiğin şey, dragonborn mu artık neyse, onun dikkatini çekmeyecek şekilde uyar beni." dedi elfe. "Gerisini sonra düşünürüz..." diye de ekledi. Elfin "böyle böyle yap" denmesinden hoşlanacağını sanmıyordu; ama bu detaylar önemli şeylerdi.
-
Aegron Linwelin
- Kullanıcı

- Posts: 2614
- Joined: Wed Jul 18, 2007 10:00 am
- Location: Bursa
- Contact:
Grubun kendi aralarında atışmaları devam ederken yolculuk başlamış ve akşam saatlerine kadar süren bir yolculuktan sonra elflerin kendi aralarında konuşmalarından ve tedirginliklerinden mağaraya yaklaştığınız anlaşılıyordu. Sık ormanların arasından ilerlerken ormanın tam bittiği yerden sonra mağara girişi vardı. Elfler duraksadılar ve gruba dönerek;
"Geceyi burada geçirelim. Oraya gündüz girelim diyorum. Eğer başka bir önerisi olan varsa.." demişti ki mağaranın içinden çıkan bir meşaleli biri ormana bakıp arkasından sonra gelen kişiye birşeyler söyledi.Elf birden toparlandı ve sessizce susmalarını işaret etti ve herkes eğildi.
Sonra ses tonunu düşürerek:
"Evet ne diyorsunuz??"
"Geceyi burada geçirelim. Oraya gündüz girelim diyorum. Eğer başka bir önerisi olan varsa.." demişti ki mağaranın içinden çıkan bir meşaleli biri ormana bakıp arkasından sonra gelen kişiye birşeyler söyledi.Elf birden toparlandı ve sessizce susmalarını işaret etti ve herkes eğildi.
Sonra ses tonunu düşürerek:
"Evet ne diyorsunuz??"
Thanks Mario but The princess is in another castle!!

Bence de bu geceyi burada geçirmek daha iyi, mağarada olabildiğince az dinlenmeliyiz. Ã?ünkü saldırı ihtimalleri daha fazla.
Dedi genç elemental.
Dedi genç elemental.
I always knew I was a star And now, the rest of the world seems to agree with me.
The reason we're successful, darling? My overall charisma, of course.
I never thought of myself as the leader. The most important person, perhaps.
-Freddie Mercury
The reason we're successful, darling? My overall charisma, of course.
I never thought of myself as the leader. The most important person, perhaps.
-Freddie Mercury
Elf formuna dönmek yerine, zıplayan adımlarla cüce şamanın yanına gitti ve ıslak burnuyla avucunu dürtükledi. Sonra niyetini anlatmak istercesine ön patilerini yere uzatarak esnedi.
Patileri bütün gün koşmaktan yorulmuştu, ayrıca arka kuyruğunda bir düğüm peydahlanmıştı. Yatar pozisyona geçerek kuyruğunu ağzıyla yakaladı ve düğümü çözmek için harıl harıl çiğnemeye başladı. Sonunda tüyleri düzeldiğinde, memnuniyet ifadesiyle gurlamaya başladı.
Cücenin ayaklarının dibine uzanarak bu memnun gurlamayla, dinlenmeye başladı. Çok geçmeden uykuya dalardı. Herkes uyuduktan sonra kesinlikle dinlenmiş olur, gece kampın etrafında sesszice nöbetçilik yapardı. Belki sabaha karşı bir daha kestirirdi...
Patileri bütün gün koşmaktan yorulmuştu, ayrıca arka kuyruğunda bir düğüm peydahlanmıştı. Yatar pozisyona geçerek kuyruğunu ağzıyla yakaladı ve düğümü çözmek için harıl harıl çiğnemeye başladı. Sonunda tüyleri düzeldiğinde, memnuniyet ifadesiyle gurlamaya başladı.
Cücenin ayaklarının dibine uzanarak bu memnun gurlamayla, dinlenmeye başladı. Çok geçmeden uykuya dalardı. Herkes uyuduktan sonra kesinlikle dinlenmiş olur, gece kampın etrafında sesszice nöbetçilik yapardı. Belki sabaha karşı bir daha kestirirdi...

