Darkgnome wrote:JAMES: Herkes yatıpta Leia ve james ayakta kaldığı zaman James Leianın yanına gidecek ve diğerlerini uyandırmayacağı bir ses ile konuşmaya başlayacak.
"Artık biraz konuşsan iyi olur. Diğerleri gibi boş konuşmanı değil, bu davranışların ve sana olan bu ilgi ile ilgili. Kahin seninle neden bu kadar ilgilendi? Neden yaratıklar sana saldırma gerek duydular? Bu göreve gelmeyi neden bu kadar çok istiyordun?" "Adam gibi konuşsan iyi edersin, çünkü ben Xan gibi değilim!"
Leia cevap veriyor: (sesi aniden yükseldiği için çevredeki herkes duydu)
"Sen ne kadar kaba konuşuyorsun ve saçmalıyorsun! Beni tehdit mi ediyorsun yoksa! Ben Psionic Kardeşlik Ã?rgütünün başkanı Azur'un KIZIYIM! Yardım etmek istemiştim ama böyle hakaretlerle karşılaşıyorum; Kahin iyi bir insana benziyor, benimle ilgilenmesi de o yüzdendir, senin gibi kaba değil herkes! O yaratıklar da keşke sana saldırsaymış!" Kız hışımla kalkıp dışarı koştu ve gecenin karanlığında gözden kaybolur.
"ıııııııhh." Yastığımdan kafamı kaldırdım.
"Sessiz olun! Terbiyesiz gençler." Yastığa gömüldüm.
"Ben iki saat uyurum. Diğeri der, yemek yemem. İnsanları düşünen yok. Sonra da, gece yarısı..."
Uyudum.
Kendi doğanı öğren, bütün yanlarını kabul et, egemenlik ancak o zaman başlayabilir. Kendini reddetmek herşeyi reddetmektir.
Xan'da gürültüye uyandı. Olanları farkedince Leia'nın peşinden dışarı çıktı.
"Ne oldu ki şimdi?" diye geçirdi içinden.
"Leia kaçarak hiç bir şeyi çözemezsin. Gel konuşalım ne oluyor?"
"Bu kız bir şeyler sakllıyor! Avare gezen bir kızsa bize sadece ayak bağı olur. Eğer başka bir sebebi var ise bize söylesin."
"Xan. Azur bu kız için dışarısının tehlikeli olacağıını söylemişti. şimdi kız bize karşı tehlikeli. Azur'un kızıyım diyor. Peki başına bir şey gelirse Azur'a ne diyeceksin? Kızınızı kıramadım mı? Ona zarar gelmesin diye biz kendimizi tehlikeye atarsak ne olacak peki?"
"Xan..."
dedi bir sürelik susukunluktan sonra. Biraz sakinleşmişti sesi.
"Kararı sen ver. Ama kız kalırsa bundan hoşnut olmayacağımı bilmelisin?"
Kalas
Seslere uyandı. Meditasyonunu bozmuşlardı. Ama o kadar da büyük bir sorun değildi. James'in dediklerine yetişti. Onunla aynı fikirde değildi ama konuşası da yoktu.
"Bu adama kendini ispat etmek zorununda değilsin, kimse bunu yapmak zorununda değil. Ama sen Azur'un kızısın!"
Last edited by Darkgnome on Tue Aug 25, 2009 1:40 am, edited 1 time in total.
Göz alıcı tepenin yerinde artık binalar yükseliyor. Büyük, ulu; ama büyüleyici mi? Sislerin ardından ışığı daha net görürdüm, şimdi, kalabalığın içinde, koca bir boşluktayım.
Eskisi ka
.
Sabaha karşı tız bir vınlama sesi ile uyandınız. Kahin sizin kaldığınız büyük odanın ortasına doğru adım atmadan adeta yerden 1 santim yüksekten kayıyormuş gibi yavaşça geldi kollarını iki yana açmıştır. Gözleri bembeyaz olmuş ışık saçmaktadır. Boğuk, ürkütücü bir sesle, sanki uzak boyutlardan gelircesine derinden bir sesle konuşur: "Onu görüyorum, hırsızı şu anda görebiliyorum. Başka bir kutsal emanetin peşinde. Kadim zamanlardan kalma bir harabeye giriyor, o... Ateş Adası’nda!.. Ellerimi tutun, bir halka oluşturun; sizi oraya göndereceğim... çabuk enerjim azalıyor, bağlantıyı kaybediyorum, çabuk bir çember oluşturun, elele tutuşun!”
Kalas ve James herhangi bir şeyi unutmadıklarından emin olmak için hızla etraflarına baktılar ve kahinin ellerini tuttular.
Göz alıcı tepenin yerinde artık binalar yükseliyor. Büyük, ulu; ama büyüleyici mi? Sislerin ardından ışığı daha net görürdüm, şimdi, kalabalığın içinde, koca bir boşluktayım.
Eskisi ka
Kendinizi birden başka bir yerde buldunuz. Burası genişçe bir mağaranın içi ama mağaranın ağzı 20 metre kadar gerinizde ve dışardaki gün ışığı içeri vurarak mağaranın içini kısmen aydınlatıyor. İklim birden çok sıcaklaştı. Hafif sülfürümsü kokan pis bir hava var buralarda ama nefes alınabiliyor yine de. Arada bir hafif yer sarsıntıları duyacaksınız çünkü hepinizin de bildiği gibi Ateş Adası volkanik oluşumlarla kaplı, üzerinde kocaman sönmüş, daha doğrusu bir daha ne zaman patlayacağı belli olmayan bir yanardağın bulunduğu bir ada. Volkanik bir ada demek doğru olur. Burada yerleşim yeri yoktur; arada bir dağda oluşan patlamalar ve uçuşan sıcak kayalar ve lanetli yaratıklarla dolu olduğu söylentileri ve toprağın ana kıtadaki verimli arazilerle boy ölçüşebilecek kadar kaliteli olmayışı, en önemlisi de tatlı su bulunmayışı bu adayı uzak durulacak yerler listesinde başa geçiriyor.
Teleportun uyuşukluğu rehaveti henüz üzerinizdeyken bazılarınız Leia’nın yanınızda olmadığını farkediyor, bazılarınız da mağaranın iç bölümleri tarafında bir maskeli adam farkediyor. Adam da sizi görünce birden şaşırdı ama hepinizden atik davaranarak mağaranın karanlık kısmına doğru hızlıca kaçtı. (oldukça hızlıydı doğrusu)
şu anda mağaranın içinde ama girişe yakın duruyorsunuz. İki yöne gidebilirsiniz çıkışa yani mağaranın girişine ağzına ya da karanlığı kaçan adamın peşinden derinliklere doğru gidebilirsiniz.
Adamın peşinde gidemeyeceği kesindi. Göreceklerinin bu kadar kişi olmayacağı da kesindi. Biraz daha iyi korumanın bir kusuru polmazdı herhalde.
Kalas (Kalas) Vigor:
5PP: +25 Temp. HP Kalas (Kalas)İnertial armor: Ovechannel: 3d8 damage Kalas'a
7pp: +7 AC (Armor)
Ardından diğerlerinin işlerini bitirmelerini bekledi ve bu sırada etrafı kolaçan etti. Kalas(Spot, Listen)
James
Ellerini kaldırsa dahi adama odaklanamıyordu bile. Sonra sinirle ellerini indirdi.
"Kötü oldu. Bu tek başına dönmez."
Etraftaki sülfür kokusunu fark etti sonra. Sallantılar ile daha da heyecanlandı.
"Ne biçim bir yerdeyiz biz böyle."
James (James) Vigor:
10PP: +50 Temp. HP (10 minutes) James (James)İnertial armor:
9pp: +8 AC (Armor) (10 hour)
Kemerini beline geçirdi (Belt of Dwarven kind) ve kendisiyle psişik kristallerini psişik olarak odaklamaya başladı. İçinden ise sürekli bir ses etraflarında neler olduğuna bakması gerektiğini söylüyordu. Bakalım buna zaman olacakmıydı.
Göz alıcı tepenin yerinde artık binalar yükseliyor. Büyük, ulu; ama büyüleyici mi? Sislerin ardından ışığı daha net görürdüm, şimdi, kalabalığın içinde, koca bir boşluktayım.
Eskisi ka
James: "Kötü oldu. Bu tek başına dönmez."
J: "Ne biçim bir yerdeyiz biz böyle."
Xan: "Takip edelim ama çok acele edip tuzağa düşmeyelim. Nasılsa kaçtı şu an için elimizden."
.
15-20 dakika kadar ilerledikten sonra mağara iki kola ayrılıyor. Sola giden yolda yerdeki kumluk zeminde ayak izlerivar. Zaten bu ayak izlerini yol boyunca arada sırada görmüştünüz; tahminen kaçan maskelinin ayak izleri. İzler sola gidiyor, sağ taraftaki dehlize ise giden bir iz yok.
(Bu arada kim darkvisionla görüyor, kim meşale yaktı, ışık kaynaklarınız ne ve kim tutuyor ve hangi sıralamada yürüyorsunuz lütfen yazınız)
Xan görememeye başlayında çantasındaki sunrod'u çıkarıp yaktı.
"Ne kadar derinmiş burası."
Etrafta zeki varlıklar olup olmadığını kontrol ediyordu.
Read Thoughts 3pp, 60 ft, Duration: Concentration, up to 1 min./level (D) http://www.d20srd.org/srd/psionic/power ... oughts.htm