Darkgnome wrote:Bir DM çok güzel bir hikaye yakalamış, hikayesini belli bir yere ilerletmiş, alternatif yönler ve kasabalarına kadar her şeyi düşünmüş, bu hikayeye göre bir ortam hazırlamış ve istekli oyuncular bulmuş olabilir; ancak bu oyun yinede hüsranla bitebilir. Ã?ünkü eser sahnede sergileniyorsa oyunda sahnede oynanır. Her şeyin pratiğe dönüştüğü o beklenen anda DM’nin yapacağı bir hata oyuncuların oyundan kopmalarına sebep olabilir. Hele şarlatan tabirli oyunculardan, grup içinde varsa ve arkadaşları ona eşlik etmeye meyilliyse.
Ortam hazırlıkları bir ön hazırlıktır, ancak bir DM’nin asıl kozu tasvirlerindedir. Oyuncunun bilmek istediğini bilmek ve buna göre tasvirleri yapmak ve bunları renklendirmek için duyularına ve duygularına da seslenmek. İşte en çok bu alanda başarı için DM’nin tecrübeli olması gerekir denir. Oyuncu psikolojisini bilmek ve ona istediğini verebilmek.
1.Etrafı tanıtmak?
İnsanların, tüm diğer duyulardan daha fazla kullandıkları duyuları görmektir. Bir oyuncu yeni bir ortama girdiğinde hemen şu soruyu sorar; “Ne görüyorum?”. Bu soruyu sormadan önce sizin ona belli bir doygunlukta cevap vermeniz lazım. Peki bu cevapları nasıl verisiniz?
Soru 1: Etrafta alabileceğim bir nesne var mı? (Acaba beni ne bekliyor?)
D&D tarzı oyunlarda, oyuncuların aklına ilk bu soru gelir çünkü, D&D ne kadar bitirme olmasa da başarma oyunudur ve başarı köylüleri kurtarmanın huzuru değil, karakterinin güçlenmesidir. Heyecanla sizin bu soruya cevap vermenizi beklerken, tasvirlerinizi yapmanın zevkini çıkartın. Sonunda ise, sizin tasvirinizi dinlemenin büyük ödülünü verebilirsiniz. Vermeyebilirsinizde.
Soru 2: Etrafta bir tehlike var mı?
Hep bilinçaltlarında bu soru vardır. Hana girse de, mahzene girse de, yatağa girse de bu soru sorulur. Ancak ilerisini göstermek onların oyunlarını hızlandıracaktır. Ã?nce bir ortamı bilsinler, çünkü tehlike olsa da olmasa da soracakları sonraki soru;
Soru 3: Neredeyim?
İşte asıl soru budur. Etrafımı görüyor muyum? Bir şeyler duyuyor muyum? Ne ile çevrelenmişim? Nasıl bir zemin üstündeyim? Aldığım herhangi bir koku var mı? Bir şeyler hissediyor muyum?
Sorunun sırası budur ve istediğiniz cevapları yapıştırınız. Tabii, bu “cevap yapıştırma nasıl yapılır” da, DM’nin ilk sorusu oluyor. Aşağıya doğru ilerleyelim.
2. Hareketler ve sesler!
Asla tek duyuya seslenmeyin. Oyuncu tek duyuyla yetinmek istemez. Alternatif çözümler üretip DM’nin beklemediği çözümleri üretmek ister. Damlayan bir suyun sesini yapın demiyorum bu komik olur ama damlama uzaklarında kalıyorsa, ellerinizle uzak olduğunu gösterin. En iyi konuşmacının da, en kötü konuşmacının da en sevmediği durum etrafta hareket ederek konuşmayı bölen biridir. Ã?ünkü insanlar hareket edene dikkat etme eğilimindedirler ve sizden bir anlık gözlerini kaydırmaları oyundan kopmalarına sebep olur. O zaman hareketinde kaynağı siz olun. Sizin istediğiniz hareketlere takılsın bakışları ve hareketleriniz dediklerinizi destekleyici şekilde olsun.
Sesler: Sesler hareketli sahneler için çok önemlidir. Bir kılıç zavallı gobline vurduğunda “flap!” gibi bir ses çıkartsın ve goblinde buna karşı bağırmak yada gözlerini sonuna kadar açmak gibi bir tepki versin. Iskaladığında kılıç havayı sıyırsın “fşıı!” gibi bir ses versin. Dikkat ettiyseniz her sesi yazmak imkansızdır ama siz bu sesleri çıkartabilirsiniz. Sesleri çıkartırken de sakın çekinme, kısa kesme yada benzeri şeyleri yapmayın. Hesaplarınızı yapın, gözünüzde canlandırın, sonra orka kritik vurmuş arkadaşın vuruşunun nasıl olduğunu, oturduğunuz yerden hareketlerinizle gösterirken, “Vbaaaaam!” gibi bir yüksek ve vuruşu abartan bir sesle eşlik edin. Başarı duygusu demiştim hatırlarsanız. İşte size başarı duygusu!
Seslerin bir diğer kullanım alanı da, oyuncuların sürekli olarak dikkatli olmalarını sağlamaktır. Mesela, oyuncuların kendi aralarında hangi yöntemi izleyeceklerini tartışırken seyretmek, DM için bir tatile çıkmak gibidir. Ancak fazla uzarsa da olmaz. Elinizi masaya sesizce vurun. Sonra devam ettirin, ettirin, kimse neden hafif hafif vurduğunuzu merak edipte bakmadı mı? Biraz daha yükselsin ses. Kimse bakmazsa birden kapıyı kırıp içeri giren bir yarı-ork la karşılaşınca sürpriz zarı attırın. Evet o masaya hafif hafif vurmalar aslında yarı orkumuzun yere vuran sert adımlarıydı. Adamlara acı çektirin. Bundan sonra ne yaparlarsa yapsınlar gözleri ve kulakları hep sizin üstünüzde olacaktır.
3. Oyunun havası
Warcraft çok sevilir, çünkü çizimleri çizgi filimi andıran bir yapıdadır. Animeler çok sevilir çünkü abartılı sahneleri, mükemmeliyetçi anları ve basitlikleri vardı. Basitlik dedim, ama basitlik nerede. Anime çizgi filmlerinde, kaba kötüler hep şişman olur ve yüksek sele gülerler. Zeki kötü adamlar, hep iyi giyinir ve ince yapılı olurlar; çoğunluklada uzun saçları olur. Askerler ve benzerleri, daha ezik olur ve bazen harcanabilir karakter olduklarını yüzlerinden anlarsınız. Yardım isteyen köylüler ezik sesler çıkartır ve sesleri hep titrer. Yaşlıların, bir elleri yada kolları titrer yada artık hayatın ağırlığını taşımaktan kamburları çıkmıştır. Bu tanımlamaların dışına çıkanlar da, özel kötüler yada kahramanlardır. Bunları neden yazdım. Ã?ünkü sizinde böyle davrandırmanız gerek NPClere.
Zeki kötümüze sinsi konuşma verin, eğer fark edilsin istiyorsanız. Ã?küz gladyatöre, bağıran ve abartılı hareketler verin. Hiçbir oyuncu, şu köylüye yardım etmek istemez.
- Köylü kıyafetli bir adam, karşına masana geldi ve oturdu. Ã?nüne iki altını itti ve vakur bir edayla konuşmaya başladı. “Gece yarısı 3 adam kızımı kaçırdı. Onu bul bana getir.”-
Oyuncudan bir “hade len!” sesi duyarsanız şaşırmayın. Oysa bu köylümüz, adamın karşısına titreyen, içe dokunan sesiyle konuşsa, hatta paladin gibi bazı oyuncuların yakınında konuşsalar da oyuncu onların yanına gitse sizin istediğiniz görevi yada bilgiyi alması çok daha kolay olacaktır.
Kendinize bazı belirleyici klişeler seçin ve oyuncular artık bu hareketleri gördüklerinde, hayallerinde canlandığından, yapmanız gereken tasvirler azalsın. Tabii bu sadece sürekli oynadığınız sizi tanıyanlar için geçerli. Bunun bir diğer avantajı, hep bu klişeleri oynadığınızdan sürekli antrenmanlı olacaksınız ve performansınızda daha iyi olacak..
4.Rol Yapma:
Performansınıza ek olması için goblinlerin komik konuşmalarını çalışın. Goblin dili öğrenin demiyorum, ama oyunda goblinleri insan gibide konuşturmayın. “Eğugulakelaretakeee” tarzı komik sesli konuşmalarla oyuncuları havasına sokup aynı anda güldürebilirsiniz. Goblinler ortak lisanı kullanırken de kesik kesik konuşturun örneğin. Bir iblisin kibrini ve kızgınlığını belli edin yada bir züppenin umursamazlığını. Asla kendinizi geri çekmeyin. Oyuncular sizin yaptığınızın en doğrusu olduğunu düşüneceklerdir ve sizin istediğiniz gibi oynayacaklardır. Siz onların düşüncelerini umursayarak çekingen rol yaparsanız, rolünüzün daha kötü olacağı kesindir.
Rol yaparken dikkat edilecekler:
- Gözler: Kızgınken kızgın bakışı yapın, sadece kızdı demeyin. Hatta bilen oyunculara kızdı bile demenize gerek kalmasın, sadece kızgın bakışını yapın.
- Eller: Yaşlı amcanın ellerini titretin, sesini titretin. Ezik köylünün, ellerini kollarını sallayarak değil ellerini yüzüne her an kapatacakmış gibi korkak oynayın.
- Vücut: Dev cüsseli gladyatörü, göğsünüzü gererek oynayın. Buçukluğu oynarken, yukarı doğru bakarmış gibi yapın. Cilveli kızı oynarken kıvırtın, işve yapın. Merak etmeyin, yanlış anlaşılmayacaksınız. Utanarak sıkılarak yaparsanız etrafınızdakiler sizinle alay eder. Ancak cilveleşen hayat kadınını dahi iyi yaparsanız, insanlar size saygı duyar. Ã?ekinmeyin. Ã?ekinmeyin. Ã?ekinmeyin.
- Konuşma: Sesinizi değiştirin. Klişeleriniz en çok burada işinize yarayacak. Ã?ocuk gibi konuşmak yanında çocuk gibi seste çıkartın. Oyunun içinde eğer çocuk geçecekse öncesinde çocuk sesi üstüne çalışmış olun. Sonra çocuğu canlandırırken “Ya kötü yaparsam!” çekincesiyle başlarsınız ve rolünüz berbat olur. Konuşma ve sesleri oyundan önce kesinlikle çalışmış olmalısınız yada zaten çok fazla oynamış olduğunuzdan kendinizden emin olmalısınız.
5.Oyuncuya istediğini vermek, oyuncuya göre oynamak:
Bazı oyuncular vardır sizin onlara dayatmanıza gerek kalmadan rollerinin hakkını verirler. Ã?rneğin fobisi olan karakter karanlığa girmekten çekinmesini ve panik atak yaşamasını siz söylemeden yapar. Yada kumar oynayan adamların masa üstündeki kağıtlarına bakan bir kumarbaz “Girmesek şu adam kazanacakmış, yazık elide iyiymiş!” diye bir çıkarımda bulunurken, dağdan indim şehre bir barbar kartların sadece kötü resimli kağıtlar olduğunu düşünecektir. Ancak bu tecrübeye her zaman sahip olmayan kişiler biraz yönlendirilmek ister. Ã?rneğin ilk kez oynayan bir kişi barbar oynarken, ona ayrıca “Sen bu kartların ne olduğunun anlamadın.” denmesini bekler. Aksi taktirde kart oyunlarında royal flöşünden bile bahsedebilir yada ikilemde kalır kafası takılır oyundan kopar.
Bir yaratık tasvir ederken, güçlü duyguları oyunculara daima dayatın. Ã?rneğin arkasından gelen bir sesle dönen büyücü ilk kez bir zihin emici ile karşılaştığında, görüntüsünden iğrendiği belirtilmelidir. Yada ne zaman olursa olsun bir ejderha görüldüğünde, onun heybetinden bahsedilmelidir. Herkes bir goblinin resmini görmüştür ve çirkin olduğunu bilir, ancak siz o gobilinin ağzının kenarında az önce yediği tezekten kalmış lekeyi anlatırsanız yada gobilinin ne kadar pis koktuğunu ve oyuncuların midelerinin kalktığını söylerseniz, bu ona yaşayan bir canlı kişiliği kazandırır.
Tasvirlere örnek:
“Tamam. Sen kapıya bir tekme attın ve kapıyı kırmayı başardın. İçeride bir masanın etrafında dizilmiş 3 kişi görüyorsunuz. Ne yapıyorsunuz?”
Nasıl yani? Kapıyı kırdım ve içeride 3 adam var! Ne yapayım yeni dost mu düşman mı? Nasıl adamlar bunlar? Saldırsam neden, saldırmazsam onlar bana saldıracak. Neden masanın etrafına toplanmışlar? Neredeyim ben nasıl bir oda hatta odamı?
“Tüm kaslarını sıkarak onlara direnç verdin ve yarı-orkluğundan gelen muazzam gücü bacaklarına vererek kapıya doğru hızla koşmaya başladın. Her adımında sanki yerler sarsılıyor, gök gürlüyor. Burnundan soluduğun havanın sıcağı…”
Yeter artık! Kırdım mı kapıyı, kırmadım mı? Hani bir hareket için bu kadar tasvir yapıyorsun da yaptığım en nihayet kırabileceğim kapıya doğru koşmak. Sen kapının arkasındakileri anlatırken bir kalkıp çay koyayım kendime yoksa tasvir bitene kadar uyuya kalacağım.
İlki çok boştu ve oyuncuyu boşlukta bırakıyordu, ikincisi ise ancak forum RYlerinde yapılabilecek bir yazıydı, hatta onun için bile fazla kaçabilirdi. Ama ikincinin havasını vermek için bir şans var ve buda seslendirme ve hareketler. Siz karşınızdaki birisiyle oynuyorsunuz ve ona düz yazı değil hareketler ve seslerle hitap edebilirsiniz.
“Baam!” Kapı gözünüzün önünde parçalandı ve hepinizi gaza getirdi.* Girdiğiniz koridordaki işlemeler burada bitiyor ve bir depoya giriyorsunuz.** Sağ ve solunuzda bir insan boyu ve 3 insan genişliğinde 2 koli duvardan 2 adım ötede duruyor.*** Bir masanın etrafında kağıt oynadığı belli 3 kişi kapının kırılmasıyla bir an için heyecanlandılar. Üstlerinde daha önceden size saldıran adamların giydiği amblemli yeşil giysilerden var.**** şimdi bakalım adamlar bu girişin etkisinden kurtulup toparlanabilecekler mi.***** Evet arkadaşlar ne yapıyorsunuz.******
*Ellerinizle parçalanmayı gösterin. Gaza gelmiş insan gözlerini yapın.
**Bunu söylerken kağıtlarınızı karıştırıp bir önceden çizdiğiniz bir resmi çıkartabilir, yada bir kağıda odanın tasvirini yazabilirsiniz. Ancak
***Ellerinizi kullanın. Yönleri gösterin
****Adamlardan birinin surat ifadesini yapın. Bu yarı-ork arkadaşınızın başarı duygusunu tatmin edecektir ve diğerlerinin olayı daha iyi hayal etmelerini sağlayacaktır.
*****Bunu söylerken oyuncuların Oynatıcı panonuz arkasında zarlarınızı atın ve adamaların heyecanlanmadan ne kadar zaman kaybettiklerini hesaplayın. Eğer yarı-ork muazzam bir giriş yaptıysa bunun getirisi de öncelik zarlarında bazı penaltılar olabilir.
******Burada çiziminiz varsa ortalarına koyun ve onların süt kabına koşturan kediler gibi kağıdın etrafını sarışlarını zevkle izleyin.
Savaş oldu kazanan bizimkiler. Dikkat ettiyseniz odanın ne kadar büyük olduğu, nasıl koktuğu gibi bilgileri vermedim çünkü bunlar çok ön plana çıkmadığı sürece anlık bir olayda aktarılmaz. Hele bir savaş bitsin sonra küf kokan bir depoda olduklarını, 2 meşalenin odayı aydınlattığını yada masanın altında eskimiş küçük bir halının olduğunu belirtin. Ancak örneğin odanın içinden keskin bir gazyağı kokusu geliyorsa ve bunu kullanabilecek biri varsa öncesinde de belirtin, çünkü bu önemlidir..
İki meşale ile aydınlatılmış bir depo. Etrafa yayılmış hafif bir küf kokusu var. Masanın hemen altında eskimiş bir kilim var. Kavga sırasında masa devrildiğinden oyun kağıtları etrafa saçılmış. (Yarı-ork barbarı oynayan karakteri işaret ederek.) sana bunlar sadece kötü çizilmiş resimler gibi geldi.
Küfün nemden olduğunu ve neden burada nem olduğunu açıklamayın bırakında oyuncular akıl edebilirlerse size sorsun. Yada neden bir depoda 2 tane meşaleye ihtiyaç duyulduğunu düşünüp bu odanın bir depodan fazlası olabileceğini oyuncular düşünsün. Ancak yüksek zekalı (İnt.) yada hissiyatlı(wis.) adamlara veya hırsız karakterlere bazı yardımlarda bulunabilirsiniz. Bu tip yardımları yaparken hırsızımıza avantaj sağlayacaksa ve grupta yeterli olgunluk yoksa haberleşmeyi kağıtla yapın ve bu ayrı bir gizem sağlasın ancak yeterli olgunluğa sahip gruplarda bir sorun olmayacaktır.
Ben burada yazdıklarımı D&D tabanlı olarak yazdım. Ã?ünkü her oyunun havası başkadır ve beklentiler başkadır, hepsini ise burada yazmak imkansızdır. Zaten D&D dışı bir oyunda DM’lik yapan biri artık o oyuna göre stilini belirlemiştir çünkü D&D tarzı oyunlar yeni başlayanlara yönelikken diğerleri daha ileri düzeydekiler için hazırlanmıştır. Ancak bu yazının o kişilere, birazda olsa, yardımı olabileceğini düşünüyorum.