Masquerade Redemption
Posted: Fri Sep 28, 2007 10:53 am
Benim adım Christof Romuald Tanrı'nın ve O'nun Cennet'inin bir askeriyim. Bu da benim hikayem, Haçlı Seferleri'ne katılmış, gerçek bir şövalyenin hikayesi.
Yıl: İ.S. 1141
Yer: Moravya (Ã?ek Cumhuriyeti Doğusu)
Savaş oldukça çetindi. Her yerde kan ve kanların içinde yatan cesetler vardı, kimisinin kolu, bacağı, kimisinin ise kafası yoktu. Barbarlara karşı yapılan savaş bütün ovaya yayılmıştı ve güneş batmak üzereydi...
Kıran kırana çarpışıyorduk. Arkamdan gelen narayı duymamla dönmem ve kılıcımı savurmam bir oldu. Adam göğsünden aldığı darbeyle yıkıldı. Birisi "Arkanda" diye bağırdı, döndüm; ama çok geçti. Karnımın sağ tarafından giren ok, yere düşmem ve karanlık, sonrasını hatırlamıyorum.
- Meryem Ana?
- Hayır efendim. Ben Rahibe Anezka. Kızılhaç tarafından Prag'a, Aziz Thomas Katedralinin rahibe kilisesine getirildiniz. Yaranız iyi durumda, kısa süre sonra ayağa kalkabilirsiniz.
- Hayır! Kendime geldiğime göre görevime dönebilirim.
Ayağa kalkmayı denedim. Ama yataktan kalkarken, sarılı olan yaramın acısı beni adeta yattığım yere çivilemişti.
- Efendim! Bu mektup size.
Rulo halinde sarılmış ve üzerinde Kızılhaç mührü olan mektubu uzattı. Açtım ve okumaya başladım.
Saygıdeğer Christof;
Moravya'da barbarlara karşı sürdürdüğümüz savaştan galip ayrılmak üzereyiz. Ã?ekilmeye başladılar. Onları tamamen kuzeye sürdükten sonra Prag'a döneceğiz, sen de bize orada katılabilirsin.
Prag'da olduğun süre boyunca sanırım kılıcın ve sadakatin Baş Rahip Geza'nın hizmetinde bulunabilir. Eminim onun isteyeceği birkaç vazife vardır.
Tekrar buluşmak ümidiyle; Sör Cuthbert
- Mektup için çok müteşekkirim leydim.
- Ã?höm Ã?höm! Günaydın şövalye Christof. Sağlıklı olduğunu görmek çok güzel. Sör Cuthbert'in emriyle burada kalmana izin verildi, benim de senden bir iki ufak isteğim olacak. Ne olduğunu bilmediğimiz garip yaratıklar gümüş madenlerimizi ele geçirdi, pek çok çalışanı öldürdüler. Geri dönebilenler içeride ölümsüz bir iblis olduğunu söyledi. Madenlere gidip orada ne olduğunu öğrenmeni istiyorum. Bu kasabamıza tekrar huzuru getirecektir.
- Yarın sabah ilk iş gümüş madenlerine gidip orayı temizleyeceğim efendim.
Aynı gece içeriden Anezka'nın çığlığıyla uyandım. Garip bir yaratığın sesi geliyordu, ulama ya da konuşma sesi değildi, daha çok bir hayvan sesine benziyordu. Yerimden fırladım, üzerimdeki sargılara aldırış etmeden, yatağımın yanında duran kılıcıma sarıldım ve içeri koştum. Gördüklerim daha önce gördüğüm hiçbir hayvana benzemeyen yaratıklardı ve Anezka'ya, hayatımı kurtaran kadına saldırıyorlardı. Birisi benim odaya elimde kılıçla girdiğimi fark edince üzerime saldırdı, Kılıcımı kaldırdım ve yaratığa savurdum, aldığı yara onu etkilememiş gibi bana saldırmaya devam etti. Gelen pençe darbesini savurup kılıcımla yaratığın vücuduna tekrar saldırdım, bu sefer onu devirmeyi başarmıştım. Anezka'ya saldıran yaratığı öldürmek için hamle yaptım, kollarından birisini kopardım ve onu da ikinci bir hamleyle yere serdim.
- Christof yaralanmışsın.
Aldığım darbenin farkında bile değildim, belki de eski yaram açılmıştı.
- Önemli bir şey değil, ufak bir darbe.
O anda yere düştüm bayılmışım, uyandığımda çoktan öğlen olmuştu. Bugün kasabanın gümüş madenlerine gidip, oradaki ölümsüz dedikleri yaratıkla ilgilenecektim. Zırhımı giydim, kılıcımı aldım ve Anezka'yla konuştuktan sonra yola koyuldum.
Yıl: İ.S. 1141
Yer: Moravya (Ã?ek Cumhuriyeti Doğusu)
Savaş oldukça çetindi. Her yerde kan ve kanların içinde yatan cesetler vardı, kimisinin kolu, bacağı, kimisinin ise kafası yoktu. Barbarlara karşı yapılan savaş bütün ovaya yayılmıştı ve güneş batmak üzereydi...
Kıran kırana çarpışıyorduk. Arkamdan gelen narayı duymamla dönmem ve kılıcımı savurmam bir oldu. Adam göğsünden aldığı darbeyle yıkıldı. Birisi "Arkanda" diye bağırdı, döndüm; ama çok geçti. Karnımın sağ tarafından giren ok, yere düşmem ve karanlık, sonrasını hatırlamıyorum.
- Meryem Ana?
- Hayır efendim. Ben Rahibe Anezka. Kızılhaç tarafından Prag'a, Aziz Thomas Katedralinin rahibe kilisesine getirildiniz. Yaranız iyi durumda, kısa süre sonra ayağa kalkabilirsiniz.
- Hayır! Kendime geldiğime göre görevime dönebilirim.
Ayağa kalkmayı denedim. Ama yataktan kalkarken, sarılı olan yaramın acısı beni adeta yattığım yere çivilemişti.
- Efendim! Bu mektup size.
Rulo halinde sarılmış ve üzerinde Kızılhaç mührü olan mektubu uzattı. Açtım ve okumaya başladım.
Saygıdeğer Christof;
Moravya'da barbarlara karşı sürdürdüğümüz savaştan galip ayrılmak üzereyiz. Ã?ekilmeye başladılar. Onları tamamen kuzeye sürdükten sonra Prag'a döneceğiz, sen de bize orada katılabilirsin.
Prag'da olduğun süre boyunca sanırım kılıcın ve sadakatin Baş Rahip Geza'nın hizmetinde bulunabilir. Eminim onun isteyeceği birkaç vazife vardır.
Tekrar buluşmak ümidiyle; Sör Cuthbert
- Mektup için çok müteşekkirim leydim.
- Ã?höm Ã?höm! Günaydın şövalye Christof. Sağlıklı olduğunu görmek çok güzel. Sör Cuthbert'in emriyle burada kalmana izin verildi, benim de senden bir iki ufak isteğim olacak. Ne olduğunu bilmediğimiz garip yaratıklar gümüş madenlerimizi ele geçirdi, pek çok çalışanı öldürdüler. Geri dönebilenler içeride ölümsüz bir iblis olduğunu söyledi. Madenlere gidip orada ne olduğunu öğrenmeni istiyorum. Bu kasabamıza tekrar huzuru getirecektir.
- Yarın sabah ilk iş gümüş madenlerine gidip orayı temizleyeceğim efendim.
Aynı gece içeriden Anezka'nın çığlığıyla uyandım. Garip bir yaratığın sesi geliyordu, ulama ya da konuşma sesi değildi, daha çok bir hayvan sesine benziyordu. Yerimden fırladım, üzerimdeki sargılara aldırış etmeden, yatağımın yanında duran kılıcıma sarıldım ve içeri koştum. Gördüklerim daha önce gördüğüm hiçbir hayvana benzemeyen yaratıklardı ve Anezka'ya, hayatımı kurtaran kadına saldırıyorlardı. Birisi benim odaya elimde kılıçla girdiğimi fark edince üzerime saldırdı, Kılıcımı kaldırdım ve yaratığa savurdum, aldığı yara onu etkilememiş gibi bana saldırmaya devam etti. Gelen pençe darbesini savurup kılıcımla yaratığın vücuduna tekrar saldırdım, bu sefer onu devirmeyi başarmıştım. Anezka'ya saldıran yaratığı öldürmek için hamle yaptım, kollarından birisini kopardım ve onu da ikinci bir hamleyle yere serdim.
- Christof yaralanmışsın.
Aldığım darbenin farkında bile değildim, belki de eski yaram açılmıştı.
- Önemli bir şey değil, ufak bir darbe.
O anda yere düştüm bayılmışım, uyandığımda çoktan öğlen olmuştu. Bugün kasabanın gümüş madenlerine gidip, oradaki ölümsüz dedikleri yaratıkla ilgilenecektim. Zırhımı giydim, kılıcımı aldım ve Anezka'yla konuştuktan sonra yola koyuldum.