Dragonlance - Kayıp Kule (OYUN)

Farklı sistemler ve dünyalar üzerine hazırlanan aktif oyunlarımızın bulunduğu bölümdür.
Androner
Kullanıcı
Kullanıcı
Posts: 808
Joined: Wed Jan 07, 2004 10:00 am
Location: istanbul

Dragonlance - Kayıp Kule (OYUN)

Post by Androner »

sabahın ilk ışıklarıyla beraber Haven şehrinde hareketlilik başlamıştı. Abanasinia bölgesinin en büyük liman kenti için alışılmış bir durumdu bu. şehrin pazarı kurulmaktaydı, çevre ovalardan gelen barbar insanlar deri, boynuz gibi hayvan ürünlerini, şehire gelmiş olan tüccarlardan aldıkları silah ve içki gibi ürünlerle değiş tokuş yapıyorlardı.

Ova barbarları pek konuşkan insanlar değillerdi, sessizce gelir ve sessizce giderlerdi. Fakat etrafta koşuşturmakta olan kenderlar için aynı şeyi söylemek mümkün olamazdı, kendilerinin bağırmaları yetmezmiş gibi eşyalarını arakladıkları insanların bağırmalarına sebep olurlardı.

Koşuşturan kenderlar insanlar, dün geceki yağmurun getirdiği çamur ve o çamura saplanan insanlar ve taşıma araçları...

gemileri şehirden uzaklaşırken kahramanlarımız Haven'ı en son böyle görmüşlerdi. geminin iskele tarafında ise xak tsaroth'un bulunduğu büyük bataklık görülebilmekteydi.

Geminin Kaptanı Martiın Meridic ergoth asıllı bir denizciydi. yaklaşık 30'lu yaşlarındaydı yuvarlak yüzlü ve keçi sakallıydı. Hogan Bight'ın verdiği talimatları başarıyla yerine getirmekten övünür gibi bir hali vardı. Konuklarını içtenlikle karşılamış ve onlara gereken ilginin gösterilmesini sağlamıştı.

Kaptanın yardımcısı Kranis adında genç bir yarım-elf çocuktu, Kaptanın emirlerinin tayfalara eksiksik iletilmesini sağlamaktaydı. Sarı saçlı ve yeşil gözlüydü, diğer yarım elflerle kıyaslandığında biraz daha yapılı olduğu söylenebilirdi.

Gemi yaklaşık 30 metre boyundaydı. 2 kısa bir uzun yelkeni vardı.
Yolculuğun 20 gün sürmesini bekliyorlardı.
Image
Illyra
Forum Yöneticisi
Posts: 2113
Joined: Tue Jan 25, 2005 10:00 am
Location: Duskwood

Re: Dragonlance - Kayıp Kule (OYUN)

Post by Illyra »

Dirseklerini güvertenin parmaklıklarına yaslamış hala Haven'e bakıyordu gözleri. Hafif rüzgar ya da denizin tuzlu kokusu kendisini rahatsız ediyormuş gibi gözükmüyordu. Ama üzerine giydiği mor seyahat pelerinine iyice sarındı, üşümüş olmalıydı. Sonunda gözlerini Haven'in üzerinden çekti ve arkasına dönerek sırtını parmaklıklara yasladı. Kapattığı başlığının yanlarından taşan uzun kahverengi bukleleri ve açık tenli yüz kibar hatlarıyla nereli olduğunu anlamak pek zor değildi. Solamina'nın havasını yanında taşıyor gibiydi, sürekli. Kahverengi gözler yüzündeki en dikkat çekici noktaydı, bakıyor ve düşünüyor gibi...Yine de gözleri bu çok uzakları arar gibiydi, bakışlarında öyle bir şey vardı ki, çoktan bu dünyadan kopmuş ve kendi içinde kaybolmuş, hafif bir çaresizlik ifadesi ile binlerce sorunun cevabını arar gibi... Yine de yüzündeki ifade bunlarla çelişkili bir şekilde, uzun zaman önce uzak diyarlara göç etmiş huzurun ve anıların yansımasıyla sanki ışıldıyordu...

Son bir kez pelerinine sarındı ve güvertede bir kaç adım ilerledi. Gece boyunca üşüyeceğini anlamıştı...
Image
dwaxer
Kullanıcı
Kullanıcı
Posts: 6687
Joined: Mon May 21, 2007 10:00 am

Post by dwaxer »

.

Piki Pingel
Image


Bir yanda bataklık, bir yanda Haven
Puslu kokular limanı evin
Aç yelkenlerini "Lady's Grace"in
Sanction'a götür bizi kaptan Martin
Lay lay lay lom, lay lay laay!..


Gnom ozan Piki Pingel, yavaş yavaş küçülen limanı seyrederken çalgısını tıngırdatarak minik bir veda şarkısı söylemeyi ihmal etmemişti. Pelerinine iyice sarındı, içindeki ürpertiyi saklarmış gibi. Her yeni yolculuk, özellikle deniz üzerindekiler ve yelken açıyorsan tehlikeli serüvenlere, bu tarifi zor, tuhaf ürpertiyle selamlıyordu benliğini.

.
Last edited by dwaxer on Mon Jan 05, 2009 11:59 pm, edited 1 time in total.
Edmond
Kullanıcı
Kullanıcı
Posts: 5509
Joined: Mon Jul 03, 2006 10:00 am
Location: Çanakkale
Contact:

Post by Edmond »

Genç savaşçı, usta işi Halberd'inin kabzasını tuttu tek eliyle.Diğer eliyleyse alnının terini yavaşça silerken, gözleri ufaktan ufaktan bulutlanmaya başlamıştı.Uykusu vardı fena hâlde.Hava soğuk olmasına rağmen, esen rüzgar ve gemideki -kendisinin olmasa da- koşuşturmaca, terletmişti onu.

Edmond Dantes 30 yaşlarında, orta boylu, hatta fazla kalıbı olmayan bir savaşçıydı.Onu diğer savaşçılardan ayıran ve elindeki Halberd'ini ustaca kullanmasını sağlayan, gücün yanında; hızlıydı ve zırh da giymezdi fazla.Aslında yakışıklı da denebilirdi.Siyah ve yaklaşık olarak kaburgalarını biraz geçen uzun saçları, dümdüzdü ve gecenin bir yarısı bile karanlığın ışığının olduğunu ispatlarmışçasına parlardı.Ama şimdi gündüz vaktiydi ve bu kez, sanki hâlâ gezegende bir tarafın gece olduğunu gösterirmiş gibi, karanlıktı saçları, gözleri ise saçlarından farksızdı.Siyah.

Üzerindeki deri giysiyi eliyle temizledikten sonra kafasını iki yana hızlıca sallayarak kütletti, ardından sol elini kabzasından (solaktı) ayırarak tam tür döndürerek uykusunu çıkardı hafiften.Göz kapakları hâlâ ağrıyordu.Gece boyunca pek uyumuş sayılmazdı.şehirdeki hareketlere bakarak, gülümsedi.İlk kez bir savaşa katılan gençlerin parıltısı vardı gülümsemesinde.Heyecanlı ve mutlu.Korku yok.şimdi yola çıkacaklardı.

Geminin kıçından, denize bakan kısmına doğru ilerlerken, attığı her adımda sanki gemi hareket etmiyormuş gibi bir his ile, yalnız kendisi gidiyormuş gibi bir his ile şehirden ayrılmanın mutluluğuna sahipti.

Meltem rüzgarlarına kucak açarcasına ellerini iki yana açıp, geminin burnuna doğru gitti.Uyanmıştı artık, yol başlıyordu.
I always knew I was a star And now, the rest of the world seems to agree with me.

The reason we're successful, darling? My overall charisma, of course.

I never thought of myself as the leader. The most important person, perhaps.

-Freddie Mercury
liero
Kullanıcı
Kullanıcı
Posts: 622
Joined: Fri Aug 29, 2003 10:00 am

Post by liero »

Liero geminin arkasında parmaklıklara dayanmış halde giderek küçülen Haven'a doğru bakıyordu. Ama asıl görmek istediği Qualinesti'ydi. Ama bu mesafeden keskin elf gözleri bile o kadar uzağı göremezdi.
Yurduna geri dönmeyi ne kadar da istiyordu. Ama elflerin olan özgür Qualinesti'ye. İnsanların, ejderanların ve o koca yeşil Beryl'in işgalindeki Qualinesti'den nefret ediyordu. Tek suçlu onlar değildi ama. Bir yarım insanın oğlunu güneşlerin sözcüsü yapan elflerin suçu yok muydu sanki. Halkını işgalden kurtarması gerekirken bütün gün şiirler yazan kukla bir kraldı o. Yurdunu bu yüzden terk etmişti. Sanction'da Hogan Bight'a yardımcı olursa, en azından kötülüğün başka bir ordusuna karşı koyduğu için kendini daha iyi hissedecekti.
Androner
Kullanıcı
Kullanıcı
Posts: 808
Joined: Wed Jan 07, 2004 10:00 am
Location: istanbul

Post by Androner »

yolculuk gayet sessiz ve problemsiz bir şekilde geçmekteydi,

öğle yemeği vakti gelmişti, bir süredir gemide bulunan kişilerce hissedilen balık kokusu gitgide artmaktaydı.

sonra geminin kıç tarafından kamaralara giriş kapısı bölgesinde bir kırmızı bantlı zenci bir tayfa belirdi. güvertede bulunan yolculara yan yan bakarak,
"yolcuların yemeği hazır, çabuk yemeğiniz soğumadan hemen yiyin" dedi tükürür gibi.

her ne kadar sert konuşmuş olsa da denizciler arasında bu konuşma kibar bile sayılabilirdi.
Image
Edmond
Kullanıcı
Kullanıcı
Posts: 5509
Joined: Mon Jul 03, 2006 10:00 am
Location: Çanakkale
Contact:

Post by Edmond »

Genç savaşçı yemeğe doğru ağır adımlarla ilerlerken, ne kadar süre daha tahtadan bir adada daha sakin bir yolculukta mahsur kalacaklarını düşünüyordu.Bir yandan da Halberd'ini kullanmayı özlemişti.Gemide sağı solu kırmaktan korktuğu için pek kullanmayacaktı belki, ama yine de yatmadan önce iki kere sallardı.

Yemek sofrasına gitti.Acıkmamıştı pek, ama yine denizde aç durmak da iyi değildi.Üstelik soğuk yemek hiç iyi olmazdı.Gemicilerde oluşan, ve soğuk yemekten kaynaklanan bir hastalık biliyordu üstelik.Adı neydi unutmuştu.Sofraya gitti.
I always knew I was a star And now, the rest of the world seems to agree with me.

The reason we're successful, darling? My overall charisma, of course.

I never thought of myself as the leader. The most important person, perhaps.

-Freddie Mercury
liero
Kullanıcı
Kullanıcı
Posts: 622
Joined: Fri Aug 29, 2003 10:00 am

Post by liero »

Liero, aç olduğu için değil sadece düşüncelerinden kurtulmak için yemek yemeye gitti.
dwaxer
Kullanıcı
Kullanıcı
Posts: 6687
Joined: Mon May 21, 2007 10:00 am

Post by dwaxer »

.
Piki de yemek masasına oturur. (tabure gnom boyuna alçak geldiyse, altına çantasını koyar)
"O-ho, gemi yolculuklarında, benim gösterilerimden sonra en keyifli zaman yemek zamanıdır. Ã?yle değil mi arkadaşlar!.."

.
Illyra
Forum Yöneticisi
Posts: 2113
Joined: Tue Jan 25, 2005 10:00 am
Location: Duskwood

Post by Illyra »

Yavaş adımlarla yemek yiyeceği yere girmişti. Hala sessizdi, sandalyelerden birisine oturup çevresinden tamamen soyutlanmış bir şekilde bakışlarını önüne kilitlemişti. Kısa ve iyi bir yolculuk olmasını diliyordu... Bakışları olduğu yerde sabit kaldı.
Image
Edmond
Kullanıcı
Kullanıcı
Posts: 5509
Joined: Mon Jul 03, 2006 10:00 am
Location: Çanakkale
Contact:

Post by Edmond »

Savaşçı sırtını kaşıyarak ve bir yandan da esneyerek (tamamen uyuşukluktan, savaş istiyordu) yemeğe birilerinin başlamasını bekledi.Ã?ünkü ilk başlamak her zaman kötüydü.

Piki'ye baktı.

"Eh, yemeğin geminin en eğlenceli vakti olup olmadığını bilemem ama, en çok beklediğim anı olduğu kesin.Fakat bu kadar uyuşukluk ile fazla yersem kilo bile alabilirim.Bir savaşta bir tarafımı kaldıramazsam ölebilirim."

Güldü.Aslında iğrenç bir espriydi, ama ortamın neşelenmesi gerekiyordu ve kimseyle konuşmuş sayılmazdı.
I always knew I was a star And now, the rest of the world seems to agree with me.

The reason we're successful, darling? My overall charisma, of course.

I never thought of myself as the leader. The most important person, perhaps.

-Freddie Mercury
dwaxer
Kullanıcı
Kullanıcı
Posts: 6687
Joined: Mon May 21, 2007 10:00 am

Post by dwaxer »

Edmond wrote:Piki'ye baktı.
"Eh, yemeğin geminin en eğlenceli vakti olup olmadığını bilemem ama, en çok beklediğim anı olduğu kesin.Fakat bu kadar uyuşukluk ile fazla yersem kilo bile alabilirim.Bir savaşta bir tarafımı kaldıramazsam ölebilirim."
Güldü.Aslında iğrenç bir espriydi, ama ortamın neşelenmesi gerekiyordu ve kimseyle konuşmuş sayılmazdı.
Piki çabuk çabuk yemeğe başlar. "Arkadaşım sen bu esprilerinle yemekleri buz gibi yapmadan önce, ne yesek kârdır; hehehehe..."

.
Androner
Kullanıcı
Kullanıcı
Posts: 808
Joined: Wed Jan 07, 2004 10:00 am
Location: istanbul

Post by Androner »

ıhı ıhı ıhı evet bence ufak dostumuz doğru söylüyor ıhı ıhı ıhı (gülme sesi) sıcak yemek bulmak zor ıhı ıhı ıhı

boğuk bir sesti duydukları, geminin kargo bölümüne yakın kapalı bir odanın içerisindeki duvara dayalı masalarda yemek yemeğe çalışıyorlardı.

gelen kişiyi mum ışığının izin verdiği kadarıyla (liero rahat bir şekilde görebiliyordu) görebiliyordu kahramanlarımız

üzerinde yırtık bir bayaz t-shirt, uçuk mavi bir şort vardı, kafasındaki kırmızı bandana olmasa mesleği olmayan zavallı bir insan olarak düşünülebilirdi. kirli sakalları ve kambur sırtı, yüzündeki çarpık görüntüyle birleşiyordu. aslında kendisi için "sevimli" sözcüğü kullanılabilirdi, fakat yüzündeki büyük bir çıban sevimliliği engelliyordu. elindeki süpürgenin üzerine yaslanmış sırıtmaktaydı.

tam o sırada aşçı yardımcısı olduğu düşünülen bir kişi içeri hızla girdi, süpürge tutan adama hafifçe çarptı.

- Mal (adamın takma ismi) ayak altında dolaşmaman gerektiği söylenmedi mi sana?
Image
Illyra
Forum Yöneticisi
Posts: 2113
Joined: Tue Jan 25, 2005 10:00 am
Location: Duskwood

Post by Illyra »

Gözlerini sabitlediği tahtanın çatlağından yavaşça ayırmıştı. Sonra ağır hareketlerle oturduğu sandalyeden kalkarak ahçı yamağı zanettiği adamla Mal dediği adamın yanına gitti. Ahçı yamağına dönerek yumuşak ve sakin bir sesle konuştu.

"Neden böyle söylüyorsunuz beyefendi? Mal'ın içimizden hiç kimseyi rahatsız ettiği yok..."

Sonra sustu. Kısa bir süre bakışlarını Mal'ın yüzüne kilitledi, sonra ellerini kaldırarak yumuşak bir şekilde yüzüne dokundu. Ellerini Mal'ın yüzünde gezdiriyor, onun için ne yapabileceğini düşünüyordu. Sonunda gözlerini kapattı ve iradesini kendi içine döndürdü. İçinde bir yerlerde bu insana yardım edebilecek gücün ve enerjinin olduğunu biliyordu. Tüm düşüncelerinden arındı, tek odaklandığı şey, Mal'a yardım edebilmekti, tek düşündüğü... Tek istediği... *remove diasese

Ardından gözlerini açtı ve ellerini geri çekti. Hafifçe gülümsüyordu.

"Sanırım böyle daha çok rahat edeceksiniz."

Sonra yemeğini yemek için sandalyesine geri döndü.
Image
Edmond
Kullanıcı
Kullanıcı
Posts: 5509
Joined: Mon Jul 03, 2006 10:00 am
Location: Çanakkale
Contact:

Post by Edmond »

Edmond sırıtarak dişini karıştırdı.Mal'a baktı.

"Dostum, kimsenin seği (hafif tokluğun verdiği tatla söylemişti bunu) ezmesine izin verme! Ezileceksen, bu bir kez olmalı.İkinciye kimse seni ezmemeli, ezememeli."

Elini kaşımak için sırtına götürdü, silahına çarpınca eli, yüzü hafifçe ekşidi, sonra silahı biraz sağa ittirerek (solak olduğu için kolay olmuştu bu) sırtını iyice kaşıdı.Sonra Mal'a laf atan adama baktı.

"Bilader, Mal ayak altında olabilir, ama bu onu ezmeni gerektirmez."

Aslında bela istiyordu ama bunu demesinin sebebi bu değildi.
I always knew I was a star And now, the rest of the world seems to agree with me.

The reason we're successful, darling? My overall charisma, of course.

I never thought of myself as the leader. The most important person, perhaps.

-Freddie Mercury
Post Reply