Acilen çağrıldığınız Psionic Kardeşlik Ã?rgütü toplantısı ateşli tartışmalara sahne olmaktadır. Bazı üyeler Akabat Kalesini basıp bütün tutuklu psionicleri kurtarmaları gerektiğini söylerken, bazıları da bunun bile bile intihar olacağını, her ne kadar özel yeteneklere sahip olsalar da 300-500 askerle, üstelik başlarında yetenekli subaylar da bulunuyorsa, baş etmenin imkansız olacağını söylüyorlardı.
“PEKİ SONRA NE OLACAK!!!” diye bağırdı Azur.
Kardeşlik örgütünün seçimle gelmiş başkanıydı. Beyin gücü en yüksek 10 kadar psionic’in arasından seçilirdi başkan. Bu yüksek zihin sahibi üst kademe üyeler, aynı zamanda Psionic Kardeşlik Ã?rgütünün dağlardaki bir mağarada olduğu düşünülen, “Kaynak” adı verilen gizli ana merkezini bilen ve orayı ziyaret edebilen sayılı kişilerdi. Tahmin edilebileceği gibi kimse kolay kolay bu üyelerin zihnine giremezdi.
“Peki sonra ne olacak!” diye bağırdı tekrar. Odadaki bütün üyeler susmuştu. “Hadi diyelim ki kaleyi bastık, hadi diyelim ki bütün askerlerin icabına baktık ve kardeşlerimizi hapisten kurtardık!.. Sonra ne olacak peki? Koskoca ülkeyle, yaşadığımız ülkeyle savaşa mı tutuşacağız?.. Böyle bir şey olursa, birkaç hırsız yüzünden yaşadığımız bu ayrımcı zulüm, bir katliama dönüşür ve bu topraklardaki son psionic öldürülmeden durmazlar!”
Herkes suspus olmuş başkanın sözlerini tartıyordu. Derken yine mırıltılar başladığında Azur toplantıya yarım saat ara verir. Sizleri tek tek çağırarak ayrı bir odaya götürür. Ciddi bir tavırla konuşur: “Görüyorsunuz; sonumuzu getirecek bir savaşın başlaması an meselesi. Elimden geleni yapıp kardeşlerimizin isyanını geciktirsem bile bu sonsuza kadar sürmeyecek. Hapiste işkence görenlerin hâli de ayrı bir acı bizim için. Sizden bir isteğim var: şu sözkonusu hırsızı, -psionic olsun olmasın- yakalayıp, çalınan eşyayı da geri getirmeniz; böylece elimizde kozumuz olur ve Kral ile anlaşarak, psioniclere yapılan zulüme bir son verebiliriz. Ne dersiniz bu görevi kabul eder misiniz?” diye sorar.
Xan toplantıda konuşulanları dikkatle dinlemişti. Bir çok kişinin hararetle saldırıyı savunması onu ziyadesiyle şaşırtmıştı.
Azur'un çağrısına Yolverin ile birlikte gitmişlerdi. Bir süredir Yolverin bu Telepatın yanından ayrılmıyordu. Bir çokları Xan'ın Yolverin'i güçleriyle cezbedip kendine bağladığından şüpheleniyordu.
"Bizim için böyle bir görevde bulunmak onurdur. Bütün saygımla sayın Azur kafamı kurcalayan bir şey var. Bu olay her ne kadar çalınan eşyalara paha biçilemese de hırsızlıktan öte bir şey gibi geliyor bana. Olayın sonuçlarına bakınca belki de siyoniklerin ülkeden tamamen temizlenmesiyle sonuçlanabilir. Bizden bu kadar nefret eden kim olabilir bi fikriniz var mı?"
"Aklıma ikinci gelen korkunç düşünce ise bunu içimizden birinin yapmış olması, belki de sizin ılımlı politikalarınızı beğenmeyen bir şahin."
Azur:
Azur Xan'a anlamlı bir şekilde başını sallar. "Çok güzel tespitlerin var Xan. Bu olaylar korkunç bir komplo da olabilir. Başta kralın 1.Yardımcısı Theodor gibi psioniclerden nefret eden -özellikle okullu büyücüler olmak üzere- bir sürü kişi var. Bu nefret sadece farklı oluşumuzdan, doğal yeteneklerimizin kıskanılmasından kaynaklanıyor. İnsanoğlu neden kendisinden farklı olanlardan bu kadar nefret edebiliyor anlamak mümkün değil! Ã?te yandan gerçekten hırsızlar psionic de olabilir ama tabii ki bu bütün psioniklerin tutuklanmaları deliliğini haklı gösteremez... Her neyse, her durumda hırsızları bulursak aradığımız cevaplara da ulaşırız."
Hepinizin gözlerine bakar tek tek. Bu görevi kabul edeceğinizden emin gibidir sanki. "Başlangıç olarak 'Kahin'e gitmelisiniz! Kahin her şeyi görebilir! Geleceği, geçmişi, kişilerin ve eşyaların yerlerini en iyi görendir o! Bazılarınız Kahin’i duymuştur, bazılarınız da efsaneden ibaret olduğunu zannediyorsunuzdur ama Kahin yaşıyor. 10 seneden beri onunla görüşmedim, yüksek üyeler arasında olduğu halde yıllardır ‘Kaynak’a da hiç gelmedi ama yaşam enerjisinin emarelerini zaman zaman sezebiliyoruz; pek uzakta değil. Bazıları onun delirdiğini düşünüyor; ama hepimiz biraz deli değil miyiz doğamız gereği! Size bu haritada Kahin’in yaşadığını sandığım yeri işaretledim; tam yerini tespit edemedim ama kırmızı ile çizdiğim dairenin içinde bir yerlerde olmalı. Gidin ve onu bulun; size yardım edecektir muhakkak!” der Azur. “Bana sormak istediğiniz başka bir şey var mı?” diye ekler.
Size yörenin bir haritasını verdi; kırmızı daire Kahin’in yerini gösteriyor. Yoldan yeterince ilerledikten sonra ormana girmeniz gerekiyor. Yol yürüyerek 12-16 saat kadar sürer, atla giderseniz yarı zamanda, hatta daha da kısa sürebilir. Ancak ormana girince süratiniz biraz düşecek. Hava şartları güzel; iklim yumuşak.
"Nasıl biri acaba kahin? Bana çocukken anlattıkları gibi ak sakalları dizlerine kadar uzanmış bir derviş görünümünde mi? Ayrıca o kadar kudretli biri bulunmak istemezse onu nasıl bulabiliriz?"
"Maceraya çıkmayalı o kadar uzun zaman oldu ki çantamı bile hazırlamayı unutmuşum. Yarım saat sonra buluşalım, birer at alıp yola çıkarız hemen."
devrimk wrote:"Nasıl biri acaba kahin? Bana çocukken anlattıkları gibi ak sakalları dizlerine kadar uzanmış bir derviş görünümünde mi? Ayrıca o kadar kudretli biri bulunmak istemezse onu nasıl bulabiliriz?"
Azur güler. "Hayır Kahin bir dişidir. Çok yaşlı olmasına rağmen fiziksel görüntüsünün o kadar yaşlı olacağını zannetmiyorum; bildim bileli aynı kaldı. Bulunmak istemezse bulunmaz ama siz ona yaklaştığınızda, o neden geldiğinizi anlayacaktır. Ve tahmin ediyorum ki, -aslında yüzde yüz emin değilim ama- inanıyorum ki size yardım edecek; psionic kardeşlik örgütünün bir yüksek üyesi olduğunu unutmadıysa yardım etmeli!"
James sesinde biraz kızgınlık ile konuşmaya başladı.
Suçlunun bir psişik oluğunu nereden anlamışlar? Sanki bir psicrystal bulmuşlar gibi duydum. Doğru ise elimizde iki farklı yöne giden bilgi var.
Sesi biraz daha sakinleşmişti şimdi.
Ya o bir psişiğin psycristal'i değil ki bu bizi doğrudan masum çıkartır, ya da psişiğin psycrstal'i ve bu durumda sahibinin kişiliğinin basit bir kopyası olmalı. Sözde psycristal'i elde eder isek araştırmalarımız da daha kolaylaşacaktır.
Göz alıcı tepenin yerinde artık binalar yükseliyor. Büyük, ulu; ama büyüleyici mi? Sislerin ardından ışığı daha net görürdüm, şimdi, kalabalığın içinde, koca bir boşluktayım.
Eskisi ka
Xan Azur'un cevabını dinledikten sonra yola çıkmak için hazırlandı. Gitmek için buluştuklarında elinde büyük bir kılıçla geldi.
"Yolverin psişik güçlerinle savaşmayı sevdiğini biliyorum ama en azından yolda birileriyle karşılaşırsak sıradan bir savaşçı gibi gözükmen iyi olur."
"İşler ciddiye binerse bu kılıçla etkisiz kalırım ama." diye homurdandı adam. Kılıcın kemerini omzunun üzerinden çaprazlama geçirip kılıcını sırtına yerleştirdi.
"Arkadaşlar psionik avına çıkmış bir sürü manyakla karşılaşabiliriz, bunlarla savaşmak yerine basitçe kandırmamız daha iyi olur. Konuşmayı bana bırakın büyük ihtimal kazasız belasız halledebilirim. James senden ricam Psikristalini görülmeyecek bir şekilde kullanman. Soran olursa biz de psionik hırsızları arayan bir grubuz. Ayrıca size yardımcı olacak ufak bir numaram da var."
Herbirine ayrı ayrı konsentre oldu.
Darkgnome wrote:James sesinde biraz kızgınlık ile konuşmaya başladı.
Suçlunun bir psişik oluğunu nereden anlamışlar? Sanki bir psicrystal bulmuşlar gibi duydum. Doğru ise elimizde iki farklı yöne giden bilgi var.
Sesi biraz daha sakinleşmişti şimdi.
Ya o bir psişiğin psycristal'i değil ki bu bizi doğrudan masum çıkartır, ya da psişiğin psycrstal'i ve bu durumda sahibinin kişiliğinin basit bir kopyası olmalı. Sözde psycristal'i elde eder isek araştırmalarımız da daha kolaylaşacaktır.
Azur:
Azur kaşlarını kaldırır, tereddütlü bir yüz ifadesiyle, "psicrystal buldukları duyumunu nerden aldın? Kralın yardımcılarının bir taş bulduğuna dair bazı dedikodular var evet, ama bu doğru da olsa saraya gidip taş mı arayacağız? Hem o taş psicrystal olamaz, hiçbir psionic psicrystal'ini geride bırakmaz, bunu o Theodor olacak alçak bile bilir; o taş olsa olsa basit bir güç taşıdır." http://www.d20srd.org/srd/psionic/items/powerStones.htm
Tam bu sırada odanın tepesindeki havalandırma kanallarından minyon tipli bir kız kendini içeriye sarkıtarak yanınıza atlar. (hiçbiriniz farketmedi orada saklandığını)
Daha kız inerken ona dönen Azur kızgınlıkla, “Leia, yine neler karıştırıyorsun! Özel bir toplantıya gizlice girmek de ne demek!” diye bağırır.
Kızın kısa kızıl saçı, egzotik dövmeleri ve isyankar bakışları vardı. Hüzünlü gibi duran yüzünde, ancak dikkatli bir gözün farkedebileceği gibi dudaklarının kenarı muzip bir şekilde yukarı kıvrılmıştı. şımarıktı.
Leia:
“Baba izin verin bu görevde ben de yer alayım!”
(Azur’un bir kızı olduğunu daha önce hiç duymamıştınız)
Azur:
“Olmaz! Senin şımarıklıklarınla uğraşacak vaktimiz yok. Bu görev senin yeteneklerini aşar. Ben sana gizlice şehir dışına çıkıp, sığınağımızda beklemeni söylememiş miydim!”
Leia:
“Baba şu bahsettiğiniz taşı saraydan kolaylıkla alabilirim, izin ver...”
Azur:
“Neee!! Delinin zoruna bak! Adını hırsıza mı çıkaracaksın! Bu düzenbaz özentilerinden bıktım artık; ben senin babanım ve söylediğimi yapacaksın! Derhal git şimdi!”
Genç kız bozulmuş bir halde koşarak odadan çıkar. Sanki gözleri yaşarmış gibiydi. Azur size dönerek, “bu tatsız ailevi duruma şahit olduğunuz için üzgünüm. Zamane gençlerine söz geçirmek mümkün değil! Görevinizde başarılar diliyorum arkadaşlar, şimdi toplantıya geri dönmek zorundayım” diyerek odadan çıkar.
Xan Leia'nın arkasından yetişmeye çalışır. (Yetişemezse gizlenme ihtimaline karşı Read Thoughts gücüyle öfke ve kızgınlık duyan birini aramaya çalışacak.) http://www.d20srd.org/srd/psionic/power ... oughts.htm
"Hanımım bir saniye bekleyin lütfen. Cesur planınız gerçekten hoşuma gitti aslında biz konuyla ilgili başka bir göreve çıkmak üzereyiz. Belki sonrasında sizin isteğinizle bizim görevimiz çakışır aramıza katılmaya ne dersiniz?"
.
Xan;
Leia'nın peşinden gittiğinde yeraltı koridorlarında az bir zamanda ona yetiştin. Kızcağız herhalde biraz ağlamış, yavaş yavaş yürüyordu.
Xan Diplomasi(4):23 başarılı
Yaptığın teklife çok şaşırmış gibidir ama sevinçten gülümsemektedir aynı zamanda. "Nasıl yani babama karşı mı geleceksiniz; demin söylediklerini duymadınız mı?" diye sorar
"Babanızın haklı olduğu bir çok nokta var. Ã?te yandan babaların her zaman bilhassa kız çocuklarının üzerine fazlaca düştüğü bilinir."
Gülümsedi.
"Sizin yetenekleriniz topluluğumuzdaki hiç kimsede yok. Bunu kullanmamak gerçekten yazık olur. Sonuç olarak olay sonuçlandığı zaman suçu üstüme almaya hazırım çünkü sizinle beraber başarıya ulaşacağımızı biliyorum. 2-3 saat sonra buluşmak üzere sözleştik sizde bize hemen ayrıldıktan sonra gizlice katılırsanız hiç bir sorun çıkmaz."
Eliyle kızın yanağındaki göz yaşını sildi.
"Unutmayın hayatta hiç bir şey sizi üzmeye değmez."
Uzaklaşırken ekledi.
"Atınızı almayı unutmayın zamana karşı yarışıyoruz."
Last edited by devrimk on Fri Jul 31, 2009 7:14 am, edited 1 time in total.
Göz alıcı tepenin yerinde artık binalar yükseliyor. Büyük, ulu; ama büyüleyici mi? Sislerin ardından ışığı daha net görürdüm, şimdi, kalabalığın içinde, koca bir boşluktayım.
Eskisi ka
Zihninde tanıdığı bir ses yankılandı aynı anda.
"Biraz bilgi toplamaya çalışıyorum tahminimden uzun sürebilir. Becerebilirsem yanımıza destek kuvvette alacağım."
Kafasında yankılanan sesi pek tanıyamasa da kim olduğunu sanki bir şekilde biliyordu. Az önce giden Xan, kimseye bir şey söylemediğine göre bir şeyler karıştırıyor olsa gerekti.
E o zaman ne bekliyoruz. Biz Xan ile yolculuk öncesi buluşuruz. Söyleyeceğiniz bir şey var ise ileitrim ben...Zaten hazırlıklarımız da biraz zaman alacak. O zamana kadar nerede olacağımızı da biliyorsunuz.
Göz alıcı tepenin yerinde artık binalar yükseliyor. Büyük, ulu; ama büyüleyici mi? Sislerin ardından ışığı daha net görürdüm, şimdi, kalabalığın içinde, koca bir boşluktayım.
Eskisi ka