abicim ne yaptın sen ya

biz bir zamanlar bu başlıkta bir tartışma yapıştık , o yüzden dikkat ettiysen başlık şu anda çölde yaşıyan bir prensin hayatı şeklinde. sen iki kavgalı tarafın yazılarını birbirine karıştırmışsın

anladığım kadarıyla tüm hikayeyi okumaya üşendin...

her neyse iznile biraz mudehale etmek istiyorum:
-selam sana dostum ve müttefiğim uluşehir kralının oğlu Schrak. görüyorum ki babanın sözüne saygı göstere bilecek kadar bile damarlarında asalet kalmamış. kralını hiçe sayıp...
prens söze daldı. zaten gözünde bir ölüden fazlası olmıyan bu elfi daha fazla konuşturmak hakaret duymaktan öteye gitmiyecekti.
- adalı laflarını kendine sakla yıldız kılıç, konuya gelelim. arkamda bu çölün en güçlü ordusu duruyor. eğer askerlerimi iade edersen senle düşman olmaya devam ederim ama ordumu toplar burdan giderim. şayet geri vermessen bu ordu seni yok etmeye hazırdır.
- maden sabır adındaki erdeme de sahip değilsin Schrak , bende sözlerimi senin zihninin kısalığında tutacağım. ordun burada benle aylarça süreçek bir savaş sürdüremez. baba na ulaklar gönderip ihanetini çoktan bildirdim. yakında bir ordu senin küstah kibirini yok edip gerçek dostlar olan karaelflere yardıma gelecek.
pernsin kafasında bir buhu dolanmaya başladı. bu bir bülöfte olabilirdi gerçekte. ama hemen olmasada öyle veya böyle yaptığı bir isyan sayılabilirdi. bir ordu ona karşı gönderilecekti. şu an için iyi bir habere ihtiyaçı ve belki bir mucizenin dokunuşuna ihtiyaçı vardı. iyice sabırsızlanmaya başlamıştı ve bunun 750 askerin hayatına mal olmasını istemiyordu. artık şef karaağaç ın taurenlerden getireceği haber çok daha büyük önem kazanmıştı...
abicim ne yaptın sen ya :D biz bir zamanlar bu başlıkta bir tartışma yapıştık , o yüzden dikkat ettiysen başlık şu anda çölde yaşıyan bir prensin hayatı şeklinde. sen iki kavgalı tarafın yazılarını birbirine karıştırmışsın :D anladığım kadarıyla tüm hikayeyi okumaya üşendin... :wink: her neyse iznile biraz mudehale etmek istiyorum:
-selam sana dostum ve müttefiğim uluşehir kralının oğlu Schrak. görüyorum ki babanın sözüne saygı göstere bilecek kadar bile damarlarında asalet kalmamış. kralını hiçe sayıp...
prens söze daldı. zaten gözünde bir ölüden fazlası olmıyan bu elfi daha fazla konuşturmak hakaret duymaktan öteye gitmiyecekti.
- adalı laflarını kendine sakla yıldız kılıç, konuya gelelim. arkamda bu çölün en güçlü ordusu duruyor. eğer askerlerimi iade edersen senle düşman olmaya devam ederim ama ordumu toplar burdan giderim. şayet geri vermessen bu ordu seni yok etmeye hazırdır.
- maden sabır adındaki erdeme de sahip değilsin Schrak , bende sözlerimi senin zihninin kısalığında tutacağım. ordun burada benle aylarça süreçek bir savaş sürdüremez. baba na ulaklar gönderip ihanetini çoktan bildirdim. yakında bir ordu senin küstah kibirini yok edip gerçek dostlar olan karaelflere yardıma gelecek.
pernsin kafasında bir buhu dolanmaya başladı. bu bir bülöfte olabilirdi gerçekte. ama hemen olmasada öyle veya böyle yaptığı bir isyan sayılabilirdi. bir ordu ona karşı gönderilecekti. şu an için iyi bir habere ihtiyaçı ve belki bir mucizenin dokunuşuna ihtiyaçı vardı. iyice sabırsızlanmaya başlamıştı ve bunun 750 askerin hayatına mal olmasını istemiyordu. artık şef karaağaç ın taurenlerden getireceği haber çok daha büyük önem kazanmıştı...