by esen » Wed Jan 25, 2006 8:54 pm
Iron John'un cevap vermesini beklerken bakışlarını kürkler içerisindeki iri yapılı adama çevirdi. " Merak etme Iron güvendeyiz artık! Hem biraz daha yaklaş, burası daha sıcak acıkmadın mı? Burda tam ağzına layık kızarmış et var." Iron John'un sözlerini dinliyordu ama hiç tepki göstermedi. Biraz önce tekmelediği köpeğin onun yanından geçerek John'un elini yaladığını gördüğünde öfkenin onu esir aldığını farketti. Neye kızdığını bilmiyordu ama bu görüntü onun sinirini bozuyordu.
-" Sen ne halt ettiğini sanıyorsun John! Hiç tanımadığın bir adama güvenip beni yalnız bıraktın. Senin için ne kadar çok endişelendim kafasız? " Abisi John'a haksızlık ettiğini biliyordu, bunu bilmesi ise onu daha da çok öfkelendiriyordu.
-" Yeter! Biraz sakinleş ve şuraya otur, yoksa ben oturtmak zorunda kalacağım..." şimdiye kadar hiç konuşmayan yabancının sözleri onu biraz ürkütmüştü. John bile korkmuş gözüküyordu, istemeden de olsa sessiz kalmayı denedi...
- Ne bekliyoruz Gümüşdiş Bir an önce saldıralım.
- Sakin ol Gripençe biraz daha bekleyeceğiz, mutlaka dışarı çıkacaklar. Yaşlı Tom sonsuza kadar evinde kalmayacaktır. Üstelik kapanlarına bakmaya mecbur. Fırsatını bulduğumuzda o iki çocuğu ona götüreceğiz. Ve unutmayın ikisinede hiç bir şey olmamalı. Duydunuz mu beni?
Gümüşdiş Kurtların ona verdiği sözden pek emin değildi , buldukları ilk fırsatta o iki çocuğu parçalayıp yemenin planlarını şimdiden yaptıklarına emindi. Özellikle uzun süren kıştan ötürü avlayacak hayvan bulamıyorlardı sürü içinde bile gerginlik vardı. Kendini kaybeden genç kurtlar köylere girip insanları parçalamaya başlamıştı. Gümüşdiş bu işin onlar'n yan'na kalmayacağını söylese de kurt sürüleri artık kendi başına hareket ediyordu.
- Gümüşdiş bu gelen Hızlıayak! Neden burdasın Hızlıayak?
-Bazı aksilikler oldu Gümüşdiş, küçük olan çocuğu elimizden kaçırdık avcı onu bizden önce aldı.
-Ne !Sizi aptallar neden izin verdiniz?
-Yapabileceıimiz bir şey yoktu, üstelik biliyorsun bizi duyuyor.
Bu mazeretini bana anlatmaş İkinci kezdir elinden kaçırıyordu bu çocuğu ilkinde onu koruyan abisi vardı ve kardeşini korumak için iyi dövüşmüştü. Gümüşdiş kolay kolay pes etmezdi ve bu sefer çocuğu koruyan avcıda olsa çocuğu alacaktı.
- İşte yaşlı Tom evinden çıkıyor, Hazırlanın ! evin etrafna dağılın ve saldırın...
Kurtlar kulübenin dört bir tarafından saldırıyordu, evin içinden gelen sesleri bu f?rt?nada kimseler duymazdı. Gümü?di? evin içine girdiğinde gördüğü manzara miğde bulandıracak kadar iğrençti. Evin içi tamamen mahvolmuştu, parçalanmış eşyalar etrafa saçılmıştı. Havadaki kan kokusu sıcak ve iştah kabartıyor olsada Gümüşdiş. yerde yatan iki coçuğu omuzlarına alarak kulübeden dışarı çıktı. Kurtlar'ın parçalamaya devam ettikleri kadından geriye pek bir şey kalmamıştı...
Geriye bir tek o küçük oğlan kalmıştı, onu almak ise şimdiki kadar kolay olmayacaktı ve bunu bilen Gümüşdiş şimdiden ne yapması gerektiğini düşünüyordu.
Karnı çok açtı ve yabancının ona uzattığı kızarmış eti geri çevirmeden yemeye koyuldu. Etten kopardığı her parçada biraz daha yemek için acele ediyordu.
- Sakin ol ufaklık elinden almayacağım ve burada sana yetecek kadar et var. Iron yabancıya cevap vermeden daha yavaş hareketlerle yemeye devam etti . John'un da keyfi yerine gelmişti karşısında oturan adama bir şeyler anlatmaya devam etti...
Iron John'un cevap vermesini beklerken bakışlarını kürkler içerisindeki iri yapılı adama çevirdi. " Merak etme Iron güvendeyiz artık! Hem biraz daha yaklaş, burası daha sıcak acıkmadın mı? Burda tam ağzına layık kızarmış et var." Iron John'un sözlerini dinliyordu ama hiç tepki göstermedi. Biraz önce tekmelediği köpeğin onun yanından geçerek John'un elini yaladığını gördüğünde öfkenin onu esir aldığını farketti. Neye kızdığını bilmiyordu ama bu görüntü onun sinirini bozuyordu.
-" Sen ne halt ettiğini sanıyorsun John! Hiç tanımadığın bir adama güvenip beni yalnız bıraktın. Senin için ne kadar çok endişelendim kafasız? " Abisi John'a haksızlık ettiğini biliyordu, bunu bilmesi ise onu daha da çok öfkelendiriyordu.
-" Yeter! Biraz sakinleş ve şuraya otur, yoksa ben oturtmak zorunda kalacağım..." şimdiye kadar hiç konuşmayan yabancının sözleri onu biraz ürkütmüştü. John bile korkmuş gözüküyordu, istemeden de olsa sessiz kalmayı denedi...
- Ne bekliyoruz Gümüşdiş Bir an önce saldıralım.
- Sakin ol Gripençe biraz daha bekleyeceğiz, mutlaka dışarı çıkacaklar. Yaşlı Tom sonsuza kadar evinde kalmayacaktır. Üstelik kapanlarına bakmaya mecbur. Fırsatını bulduğumuzda o iki çocuğu ona götüreceğiz. Ve unutmayın ikisinede hiç bir şey olmamalı. Duydunuz mu beni?
Gümüşdiş Kurtların ona verdiği sözden pek emin değildi , buldukları ilk fırsatta o iki çocuğu parçalayıp yemenin planlarını şimdiden yaptıklarına emindi. Özellikle uzun süren kıştan ötürü avlayacak hayvan bulamıyorlardı sürü içinde bile gerginlik vardı. Kendini kaybeden genç kurtlar köylere girip insanları parçalamaya başlamıştı. Gümüşdiş bu işin onlar'n yan'na kalmayacağını söylese de kurt sürüleri artık kendi başına hareket ediyordu.
- Gümüşdiş bu gelen Hızlıayak! Neden burdasın Hızlıayak?
-Bazı aksilikler oldu Gümüşdiş, küçük olan çocuğu elimizden kaçırdık avcı onu bizden önce aldı.
-Ne !Sizi aptallar neden izin verdiniz?
-Yapabileceıimiz bir şey yoktu, üstelik biliyorsun bizi duyuyor.
Bu mazeretini bana anlatmaş İkinci kezdir elinden kaçırıyordu bu çocuğu ilkinde onu koruyan abisi vardı ve kardeşini korumak için iyi dövüşmüştü. Gümüşdiş kolay kolay pes etmezdi ve bu sefer çocuğu koruyan avcıda olsa çocuğu alacaktı.
- İşte yaşlı Tom evinden çıkıyor, Hazırlanın ! evin etrafna dağılın ve saldırın...
Kurtlar kulübenin dört bir tarafından saldırıyordu, evin içinden gelen sesleri bu f?rt?nada kimseler duymazdı. Gümü?di? evin içine girdiğinde gördüğü manzara miğde bulandıracak kadar iğrençti. Evin içi tamamen mahvolmuştu, parçalanmış eşyalar etrafa saçılmıştı. Havadaki kan kokusu sıcak ve iştah kabartıyor olsada Gümüşdiş. yerde yatan iki coçuğu omuzlarına alarak kulübeden dışarı çıktı. Kurtlar'ın parçalamaya devam ettikleri kadından geriye pek bir şey kalmamıştı...
Geriye bir tek o küçük oğlan kalmıştı, onu almak ise şimdiki kadar kolay olmayacaktı ve bunu bilen Gümüşdiş şimdiden ne yapması gerektiğini düşünüyordu.
Karnı çok açtı ve yabancının ona uzattığı kızarmış eti geri çevirmeden yemeye koyuldu. Etten kopardığı her parçada biraz daha yemek için acele ediyordu.
- Sakin ol ufaklık elinden almayacağım ve burada sana yetecek kadar et var. Iron yabancıya cevap vermeden daha yavaş hareketlerle yemeye devam etti . John'un da keyfi yerine gelmişti karşısında oturan adama bir şeyler anlatmaya devam etti...