by Horcoel_Baator » Sun Oct 29, 2006 11:58 pm
Yanlızlık..
Uzun süredir içinde hissediyordu yanlızlığı..Sanki içinde bir parça da olsa umut kalmamış gibiydi..İlginçti..Korku doluydu içi..Korku ve keder doluydu..Sanki sürekli üşüyormuş gibiydi..Kendisini canlı birisi gibi bile hissedemiyordu..Soğuk bir bedenin içine tıkılmış bir ruhtu o..O bir tutsaktı canlılarla dolu bu dünyada..Tutsaktı..Evet..Cezasını çekmekte olan bir tutsak..Verdiği her yanlış kararın cezasını yaşlanarak çekecek bir tutsak..
Düşünüyorduda..Artık tüm yapabileceği zamanının doluşunu beklemekti...Zamanın kırıp paslatamadığı,düşmanlarının kirli kanıyla kaplı silahını eline aldı..Ve sıkıntıyla onu küçük kulubenin içine fırlattı..Ne de olsa artık ona ihtiyacı yoktu..İhtiyacı olmamalıydı..Olamazdı..Parlak çelikten işlemeli küçük ve güzel kabzalı silah ta onunla aynı fikirde olmalıydı..Artık onunda kendisini savuracak bir sahibe ihitiyacı yoktu..Kılıç dövüldüğü andan itibaren sahibinin elinde savaştan savaşa koşuşturmuş...Tanrıların yönettiği bu dünyada isimsiz pek çok varlığı ebediyete kavuşturmuştu..Artık oda doymuştu artık savaşa ve heyecana..
Sert meşeden yontulmuş sandalyesine yöneldi yerde yatan silaha bakmayı bırakarak...Gıcırdayarak sandalyeye otururken tek elini istemsizce sağ gözüne götürdü..Yaşlı parmaklar buruşmuş yüze dokunurken bir ıslaklık hissetti parmaklarında..
Bu da neydi..
Elini garipseyerek görebileceği bir pozisyona getirerek parmağının ucundaki sıvıyı inceledi..O kadar dikkatli bakmıştı ki sıvının aslında çok basit bir şey olduğu gerçeğini düşünmemişti bile..Zaten hep böyle olmazmıydı..Aslen basit olan şeyleri onun gibi karışık düşünenler hep geç anlamazmıydı..
''Gözyaşı'' diye mırıldandı..
Evet gözyaşı..Parmağının ucundaki sadece bir gözyaşıydı..Seneler boyunca adaletsizlik görmüş olan gözleri ağlıyordu eski savaşçının..Daha fazla tutamıyordu gözler kendilerini..Seneler boyunca onurunun ağlamasına izin vermediği gözleri artık isyandaydı..Ağlamak istiyordu artık onlarda..Yılların yükünü boşaltmak..Rahatlatmak istiyordu..Taşıyıcıları izin versede ağlayacakdı..Vermeselerde..
Neler oldugunu farkeden yaşlı savaşçı kendini hıçkırıklara boğarak başını öne eğdi..Kendi kendine neden diye soracak bir çok sorusu olmasına rağmen sormadı..Düşünecek..Özülecek birçok anısı olsada düşünmedi..Sadece ağladı kadim savaşçı..İzin verdi gözlerinin yas tutmasına..Biliyordu..Bu onların hakkıydı..Atmışyedi yaşındaki bir insan gözleri olarak çok şey görmüşlerdi..Senelerce ona hizmet etmişlerdi bir damla yaş akıtmadan..Ama artık zamanı gelmişti..Artık geçmişteki gibi görkemli,onurlu bir savaşçı değildi..Sadece sıradan yaşlı bir adamdı..Fazlası değil..
Ve her sıradan yaşlı adam gibi artık oda ağlıyabilirdi..
Ertesi gün gelmişti uzun süren zoraki bir uykunun ardından..Sıradan yaşamındaki bir gün daha başlıyordu..Ayağa kalkarak eski tuniğini düzeltti..Yavaşça iki adım attı ve cüppesini üzerine geçirdi..Küçük kulubesinde yiyecek birşeyi kalmamıştı..Suratını astı..Kasabaya gitmesi gerecekti..Yani bu onun her saat her saniye geçmişini düşünüp ağıtlar yaktığı adeta bir küçük tapınağı olan kulubesinden çıkması,ve insan arasına karışması anlamına geliyordu..Zira o insan arasına karışmak istemiyordu..İnsanların onu bu halde..Aciz görmesini istemiyordu..Yaşlı..Güçsüz ve aciz..En son bir hafta önce çıktıgında taşıyamayacağı kadar ağır yükler abandığından yolun yarısında fenalık geçirmiş,kasabalılar yaşlı savaşçının imdadına yetişmişti..Bu onun için o kadar küçük düşürücüydüki..Bir an korkuyla cüppesinin başlığını kapattı mümkün olduğunca tanınmamak uğruna..İlerledi ve kanepesinin üzerinden bronz anahtarı aldı..Kulubeden çıkıp kapıya tek kilit attıktan sonra duraksadı..Buruşmuş elleri ile altın kesesini çıkarttı ve parasını saydı..''Yetecek'' diye mırıldandı kendi kendisine..Ardından keseyi yerine koydu ve yavaş adımlarla kasabaya ilerledi..
Kasabanın girişine vardıgında sokakta tahta kılıçlarla birbirlerine saldıran çocukları görünce istemsizce cüppesinin altından gülümsedi..Bir yandanda kulak kabartarak çocukların bağrınışlarını dinliyordu..
''Ha.. Seni ikiye böleceğim goblin pisliği...''
İlk çocuk tahta kılıcıyla arkadaşını kovalıyor ve onu köşeye sıkıştırıyordu..
''Tamam tamam teslim oluyorum duuuuuuuuur... Hahahahhahah..şapşaaall''
İkincisi sokağın sonuna geldiğinde kendi kılıcını teslim olurcasına başının üstünde kaldırdıktan sonra arkadaşını gafil avlayarak bir anda tahta kılıcı omzunun üstünden arkadaşının suratına fırlattı..
''Hey bu adil değil..''
Tahtanın suratına çarpış şokuyla sersemleyen ve gardını düşüren çocuk gözlerini açar açmaz tahta kılıcıyla gırtlağını dürten ve pis pis sırıtan arkadaşını gördü..''
''Ben kazandım..''dedi ikinci çocuk böbürlenerek..
''Ama hile yaptın..Bu haksızlık..''
Ã?ocuklar birbirine girmeye başladılar..
Gerisini dinlemeye bile gerek kalmadan katıla katıla gülerek yoluna devam etmeye başladı yaşlı savaşçı..Emekliliği başladıgı andan beri bu kadar eğlenmemişti..Sokaktaki diğer insanlar kendisine şaşkınlıkla bakarken onları umursamadan..Güldü..Katılana kadar güldü..Gülmeye de ağlamaya oldugu kadar hasretti anlaşılan..O kadar çok gülmüştüki suratı kıpkırmızı kesilmişti..Ã?ksürerek durdu..Ve bir an gülümseyerek gökyüzüne baktı gri cüppesinin altından..
Belki basit yaşlı bir adam olmak ta güzel birşey olabilirdi..
Manava doğru ilerledi gülümseyerek..Garipti..Günlük hayat birden bir avuç çocuğun sayesinde bile ilginç bir tat verebiliyordu anlaşılan..Belki senelerce kendisini o kulubeye sokmasaydı..
Nal sesleri..?
Başını arkasına çevirerek merakla bakındı..Bu sesler tanıdıktı..Zırhlı bir binek olmalıydı..Ã?ünkü ses tok ve ağırdı..Tüm karışıklığın içinden üç çift ses kulagını tırmaladı..Ya yılların savaşçısının kulakları sonunda eskimeye başlamıştı..Yada üç ağır zırhlı binek oraya doğru ilerlemekteydi..
Sesler yaklaşıyordu..
Titreyen ayakları ile iki adım geriledi..Sesi farkeden halk sakinleri merakla başlarını pencerelerinden uzatıp sesin sahibini görmeyi umut ederken kızıl zırhlı binekler ve kendileri gibi kırmızı zırhlar giyinmiş üç binek sürücüsü hızla sokaklardan geçerek meydana ilerlemeye başlamıştı..
Yılların savaşçısının gözünü bir anda korku,nefret ve kin bürüdü..Ekmeğini koltugun altına sıkıştırırken yapabildiği kadar büyük bir hızla kaçışarak terkedilmiş bir binaya doğru ilerledi..Kendini kolladıgından ve izlenmediginden emin olduktan sonra içeri girdi ve en yakın pencerenin tahtaları arasından olanları izlemeye başladı..
Birkaç örgü zırhı giyinmiş kasaba muhafızı atlı birlikleri sararken tanıdık bir hamle tek vuruşta ''Burada ne arıyorsunuz'' diyen ve üstündeki ünvandan muhafızların başı olduğu anlaşılan adamın gırtlagını ikiye biçti..Ã?ıkan ses sertti ve kendinden emindi..Etin yarılışı ve şahdamarını ustaca keserken kanın bir damlasının bile üzerine sıçratmadan bunu yapabilmesinden adamın profesyonelliği belli oluyordu..Bunu yapabilen sadece iki kişi tanıyordu..Duraksadı..Zavallı adam için savaş tanrısına küçük bir dua okurken adamın başlığını çıkartışını izledi yavaşça..Adamın yüzünü görene kadar bekledi..Ve içinden düşündüğü şey olmamasını dua etti..
Anlaşılan duası kabul olmamıştı..Yaşlı adam gözlerini pörtleterek açtı ve bir titreme krizi ile sarsıldı..Yaşlı vücüdu fazlasıyla adrenalin yüklenmişti..
''Bizler Vyonda birliklerindeniz..Buraya sorun çıkartmaya değil..Uzun zamandır bizim istediğimiz bir bilgiye sahip bir adamı bulmaya geldik..Aldığımız bilgiler bizi buraya yöneltti..Dediler ki burada yaşıyormuş..'' dedi miğferini çıkartan adam..
''Ro-Ro..Ronald..''diye mırıldandı yaşlı adam şaşkın muhafızlarla zırhlı birlikleri izlerken..Elleri titremeye devam ediyordu..Ve üşümeye başlamıştı..
''Eski bir savaşçı'' diye devam etti zırhlıların liderleri olduğu anlaşılan adam..Sırıttı..''şimdi oldukça yaşlanmış olmalı..Yetmiş yada atmışlarında..Uzun boylu..Eskiden koyu kahverengi gözleri vardı..şimdi yaşlılıktan göz rengide saçlarıyla ağarmış olabilir..''
Yaşlı adam korkuyla nefes çekti..Kimden bahsettiğini anlaması için süper zeka olması gerekmiyordu..İçi bir an o kadar nefretle dolduki dişleri takırdamaya başladı..Yaşamak için sadece burada saklanması gerektiğini bilmek ona o kadar koyuyorduki..
Eskiden olsaydı dışarı çıkar ve korkmadan onunla yüzleşirdi..Lanetler okudu..Kahırlar etti..Düşünmedi bile..Sakinleşene kadar böyle devam etti..
''Onu hiç yanıma almamalıydım..'' dedi öfkeyle içinden..''Ona hiç bahsetmemeliydim..''
Adam öfkeyle söylenirken zırhlı adam bir an sanki kendisini görürmüşcesine o tarafa dönmüştü..Ama bu mümkün değildi..Mümkün olamazdı..Burada..Bu karanlıkta..Kendisini farketse farketse ancak bir dağ cücesi farkedebilirdi..Kartal gözlü bir dağ cücesi..
Adam başını tekrar ezilmiş görünen kasaba muhafızlarına çevirdi..Muhafızların sayısı elliyi bulmuştu ama hiçbiri saldırmaya cesaret edemiyordu..Her biri önden birinin gitmesini bekliyor birinden cesaret almaya çalışıyordu..Belki ellisi aynı anda saldırsa üçünün canını çıkaracak olmalarına rağmen kimse ölme riskini göze alamıyordu..Hepsinin olmasada çoğunun evde karıları ve çocukları vardı..Ve karşılarındaki adamların bireysel olarak kendilerinden üstün olduklarını farketmeleri de uzun sürmemişti..Hepsinin içinde ''Ya arada beni öldürürse '' korkusu yanıp tutuşuyordu..
Bir tanesi titreyerek konuştu..''Burada eski bir savaşçı ya.. yaşamıyor.. yabancı..Sadece tepenin eteklerinde yaşlı bir bilge va.. var...O ise çok güçsiz..Eski bir savaşçı olma ih..ihtimali bile y.. yok..''
İzlemeyi bırakmış ve karanlıkta dizlerine sarılan yaşlı adam bir anda laflarla kendini aşağılanmış hissetti..
''Hıh..'' dedi miğfersiz adam bu sırada..Pis bir sırıtışla atını arkaya çevirdi..''Oraya baktık..Yoktu..Geldiğimizi nasılsa öğrenmiş olmalı..''Bu sırada gözlerini yine terkedilmiş binaya çevirmişti..Bir an duraksadı..Ve bakışlarını adamlarına yöneltti..
''Gidiyoruz..''
Ardından bir ıslık sesi duyuldu ve atlar gerisin geriye ilerlemeye başladı..
Yanlızlık..
Uzun süredir içinde hissediyordu yanlızlığı..Sanki içinde bir parça da olsa umut kalmamış gibiydi..İlginçti..Korku doluydu içi..Korku ve keder doluydu..Sanki sürekli üşüyormuş gibiydi..Kendisini canlı birisi gibi bile hissedemiyordu..Soğuk bir bedenin içine tıkılmış bir ruhtu o..O bir tutsaktı canlılarla dolu bu dünyada..Tutsaktı..Evet..Cezasını çekmekte olan bir tutsak..Verdiği her yanlış kararın cezasını yaşlanarak çekecek bir tutsak..
Düşünüyorduda..Artık tüm yapabileceği zamanının doluşunu beklemekti...Zamanın kırıp paslatamadığı,düşmanlarının kirli kanıyla kaplı silahını eline aldı..Ve sıkıntıyla onu küçük kulubenin içine fırlattı..Ne de olsa artık ona ihtiyacı yoktu..İhtiyacı olmamalıydı..Olamazdı..Parlak çelikten işlemeli küçük ve güzel kabzalı silah ta onunla aynı fikirde olmalıydı..Artık onunda kendisini savuracak bir sahibe ihitiyacı yoktu..Kılıç dövüldüğü andan itibaren sahibinin elinde savaştan savaşa koşuşturmuş...Tanrıların yönettiği bu dünyada isimsiz pek çok varlığı ebediyete kavuşturmuştu..Artık oda doymuştu artık savaşa ve heyecana..
Sert meşeden yontulmuş sandalyesine yöneldi yerde yatan silaha bakmayı bırakarak...Gıcırdayarak sandalyeye otururken tek elini istemsizce sağ gözüne götürdü..Yaşlı parmaklar buruşmuş yüze dokunurken bir ıslaklık hissetti parmaklarında..
Bu da neydi..
Elini garipseyerek görebileceği bir pozisyona getirerek parmağının ucundaki sıvıyı inceledi..O kadar dikkatli bakmıştı ki sıvının aslında çok basit bir şey olduğu gerçeğini düşünmemişti bile..Zaten hep böyle olmazmıydı..Aslen basit olan şeyleri onun gibi karışık düşünenler hep geç anlamazmıydı..
''Gözyaşı'' diye mırıldandı..
Evet gözyaşı..Parmağının ucundaki sadece bir gözyaşıydı..Seneler boyunca adaletsizlik görmüş olan gözleri ağlıyordu eski savaşçının..Daha fazla tutamıyordu gözler kendilerini..Seneler boyunca onurunun ağlamasına izin vermediği gözleri artık isyandaydı..Ağlamak istiyordu artık onlarda..Yılların yükünü boşaltmak..Rahatlatmak istiyordu..Taşıyıcıları izin versede ağlayacakdı..Vermeselerde..
Neler oldugunu farkeden yaşlı savaşçı kendini hıçkırıklara boğarak başını öne eğdi..Kendi kendine neden diye soracak bir çok sorusu olmasına rağmen sormadı..Düşünecek..Özülecek birçok anısı olsada düşünmedi..Sadece ağladı kadim savaşçı..İzin verdi gözlerinin yas tutmasına..Biliyordu..Bu onların hakkıydı..Atmışyedi yaşındaki bir insan gözleri olarak çok şey görmüşlerdi..Senelerce ona hizmet etmişlerdi bir damla yaş akıtmadan..Ama artık zamanı gelmişti..Artık geçmişteki gibi görkemli,onurlu bir savaşçı değildi..Sadece sıradan yaşlı bir adamdı..Fazlası değil..
Ve her sıradan yaşlı adam gibi artık oda ağlıyabilirdi..
Ertesi gün gelmişti uzun süren zoraki bir uykunun ardından..Sıradan yaşamındaki bir gün daha başlıyordu..Ayağa kalkarak eski tuniğini düzeltti..Yavaşça iki adım attı ve cüppesini üzerine geçirdi..Küçük kulubesinde yiyecek birşeyi kalmamıştı..Suratını astı..Kasabaya gitmesi gerecekti..Yani bu onun her saat her saniye geçmişini düşünüp ağıtlar yaktığı adeta bir küçük tapınağı olan kulubesinden çıkması,ve insan arasına karışması anlamına geliyordu..Zira o insan arasına karışmak istemiyordu..İnsanların onu bu halde..Aciz görmesini istemiyordu..Yaşlı..Güçsüz ve aciz..En son bir hafta önce çıktıgında taşıyamayacağı kadar ağır yükler abandığından yolun yarısında fenalık geçirmiş,kasabalılar yaşlı savaşçının imdadına yetişmişti..Bu onun için o kadar küçük düşürücüydüki..Bir an korkuyla cüppesinin başlığını kapattı mümkün olduğunca tanınmamak uğruna..İlerledi ve kanepesinin üzerinden bronz anahtarı aldı..Kulubeden çıkıp kapıya tek kilit attıktan sonra duraksadı..Buruşmuş elleri ile altın kesesini çıkarttı ve parasını saydı..''Yetecek'' diye mırıldandı kendi kendisine..Ardından keseyi yerine koydu ve yavaş adımlarla kasabaya ilerledi..
Kasabanın girişine vardıgında sokakta tahta kılıçlarla birbirlerine saldıran çocukları görünce istemsizce cüppesinin altından gülümsedi..Bir yandanda kulak kabartarak çocukların bağrınışlarını dinliyordu..
''Ha.. Seni ikiye böleceğim goblin pisliği...''
İlk çocuk tahta kılıcıyla arkadaşını kovalıyor ve onu köşeye sıkıştırıyordu..
''Tamam tamam teslim oluyorum duuuuuuuuur... Hahahahhahah..şapşaaall''
İkincisi sokağın sonuna geldiğinde kendi kılıcını teslim olurcasına başının üstünde kaldırdıktan sonra arkadaşını gafil avlayarak bir anda tahta kılıcı omzunun üstünden arkadaşının suratına fırlattı..
''Hey bu adil değil..''
Tahtanın suratına çarpış şokuyla sersemleyen ve gardını düşüren çocuk gözlerini açar açmaz tahta kılıcıyla gırtlağını dürten ve pis pis sırıtan arkadaşını gördü..''
''Ben kazandım..''dedi ikinci çocuk böbürlenerek..
''Ama hile yaptın..Bu haksızlık..''
Ã?ocuklar birbirine girmeye başladılar..
Gerisini dinlemeye bile gerek kalmadan katıla katıla gülerek yoluna devam etmeye başladı yaşlı savaşçı..Emekliliği başladıgı andan beri bu kadar eğlenmemişti..Sokaktaki diğer insanlar kendisine şaşkınlıkla bakarken onları umursamadan..Güldü..Katılana kadar güldü..Gülmeye de ağlamaya oldugu kadar hasretti anlaşılan..O kadar çok gülmüştüki suratı kıpkırmızı kesilmişti..Ã?ksürerek durdu..Ve bir an gülümseyerek gökyüzüne baktı gri cüppesinin altından..
Belki basit yaşlı bir adam olmak ta güzel birşey olabilirdi..
Manava doğru ilerledi gülümseyerek..Garipti..Günlük hayat birden bir avuç çocuğun sayesinde bile ilginç bir tat verebiliyordu anlaşılan..Belki senelerce kendisini o kulubeye sokmasaydı..
Nal sesleri..?
Başını arkasına çevirerek merakla bakındı..Bu sesler tanıdıktı..Zırhlı bir binek olmalıydı..Ã?ünkü ses tok ve ağırdı..Tüm karışıklığın içinden üç çift ses kulagını tırmaladı..Ya yılların savaşçısının kulakları sonunda eskimeye başlamıştı..Yada üç ağır zırhlı binek oraya doğru ilerlemekteydi..
Sesler yaklaşıyordu..
Titreyen ayakları ile iki adım geriledi..Sesi farkeden halk sakinleri merakla başlarını pencerelerinden uzatıp sesin sahibini görmeyi umut ederken kızıl zırhlı binekler ve kendileri gibi kırmızı zırhlar giyinmiş üç binek sürücüsü hızla sokaklardan geçerek meydana ilerlemeye başlamıştı..
Yılların savaşçısının gözünü bir anda korku,nefret ve kin bürüdü..Ekmeğini koltugun altına sıkıştırırken yapabildiği kadar büyük bir hızla kaçışarak terkedilmiş bir binaya doğru ilerledi..Kendini kolladıgından ve izlenmediginden emin olduktan sonra içeri girdi ve en yakın pencerenin tahtaları arasından olanları izlemeye başladı..
Birkaç örgü zırhı giyinmiş kasaba muhafızı atlı birlikleri sararken tanıdık bir hamle tek vuruşta ''Burada ne arıyorsunuz'' diyen ve üstündeki ünvandan muhafızların başı olduğu anlaşılan adamın gırtlagını ikiye biçti..Ã?ıkan ses sertti ve kendinden emindi..Etin yarılışı ve şahdamarını ustaca keserken kanın bir damlasının bile üzerine sıçratmadan bunu yapabilmesinden adamın profesyonelliği belli oluyordu..Bunu yapabilen sadece iki kişi tanıyordu..Duraksadı..Zavallı adam için savaş tanrısına küçük bir dua okurken adamın başlığını çıkartışını izledi yavaşça..Adamın yüzünü görene kadar bekledi..Ve içinden düşündüğü şey olmamasını dua etti..
Anlaşılan duası kabul olmamıştı..Yaşlı adam gözlerini pörtleterek açtı ve bir titreme krizi ile sarsıldı..Yaşlı vücüdu fazlasıyla adrenalin yüklenmişti..
''Bizler Vyonda birliklerindeniz..Buraya sorun çıkartmaya değil..Uzun zamandır bizim istediğimiz bir bilgiye sahip bir adamı bulmaya geldik..Aldığımız bilgiler bizi buraya yöneltti..Dediler ki burada yaşıyormuş..'' dedi miğferini çıkartan adam..
''Ro-Ro..Ronald..''diye mırıldandı yaşlı adam şaşkın muhafızlarla zırhlı birlikleri izlerken..Elleri titremeye devam ediyordu..Ve üşümeye başlamıştı..
''Eski bir savaşçı'' diye devam etti zırhlıların liderleri olduğu anlaşılan adam..Sırıttı..''şimdi oldukça yaşlanmış olmalı..Yetmiş yada atmışlarında..Uzun boylu..Eskiden koyu kahverengi gözleri vardı..şimdi yaşlılıktan göz rengide saçlarıyla ağarmış olabilir..''
Yaşlı adam korkuyla nefes çekti..Kimden bahsettiğini anlaması için süper zeka olması gerekmiyordu..İçi bir an o kadar nefretle dolduki dişleri takırdamaya başladı..Yaşamak için sadece burada saklanması gerektiğini bilmek ona o kadar koyuyorduki..
Eskiden olsaydı dışarı çıkar ve korkmadan onunla yüzleşirdi..Lanetler okudu..Kahırlar etti..Düşünmedi bile..Sakinleşene kadar böyle devam etti..
''Onu hiç yanıma almamalıydım..'' dedi öfkeyle içinden..''Ona hiç bahsetmemeliydim..''
Adam öfkeyle söylenirken zırhlı adam bir an sanki kendisini görürmüşcesine o tarafa dönmüştü..Ama bu mümkün değildi..Mümkün olamazdı..Burada..Bu karanlıkta..Kendisini farketse farketse ancak bir dağ cücesi farkedebilirdi..Kartal gözlü bir dağ cücesi..
Adam başını tekrar ezilmiş görünen kasaba muhafızlarına çevirdi..Muhafızların sayısı elliyi bulmuştu ama hiçbiri saldırmaya cesaret edemiyordu..Her biri önden birinin gitmesini bekliyor birinden cesaret almaya çalışıyordu..Belki ellisi aynı anda saldırsa üçünün canını çıkaracak olmalarına rağmen kimse ölme riskini göze alamıyordu..Hepsinin olmasada çoğunun evde karıları ve çocukları vardı..Ve karşılarındaki adamların bireysel olarak kendilerinden üstün olduklarını farketmeleri de uzun sürmemişti..Hepsinin içinde ''Ya arada beni öldürürse '' korkusu yanıp tutuşuyordu..
Bir tanesi titreyerek konuştu..''Burada eski bir savaşçı ya.. yaşamıyor.. yabancı..Sadece tepenin eteklerinde yaşlı bir bilge va.. var...O ise çok güçsiz..Eski bir savaşçı olma ih..ihtimali bile y.. yok..''
İzlemeyi bırakmış ve karanlıkta dizlerine sarılan yaşlı adam bir anda laflarla kendini aşağılanmış hissetti..
''Hıh..'' dedi miğfersiz adam bu sırada..Pis bir sırıtışla atını arkaya çevirdi..''Oraya baktık..Yoktu..Geldiğimizi nasılsa öğrenmiş olmalı..''Bu sırada gözlerini yine terkedilmiş binaya çevirmişti..Bir an duraksadı..Ve bakışlarını adamlarına yöneltti..
''Gidiyoruz..''
Ardından bir ıslık sesi duyuldu ve atlar gerisin geriye ilerlemeye başladı..