Yılların Gölgesi..

Baştan aşağı kendi özgün hikayelerinizi yazmak için…
Post Reply
Horcoel_Baator
Seçilmiş Savaşçı
Posts: 673
Joined: Fri Oct 22, 2004 10:00 am
Location: Boş boş gezindigi Ankara sokaklarından..
Contact:

Yılların Gölgesi..

Post by Horcoel_Baator »

Yanlızlık..

Uzun süredir içinde hissediyordu yanlızlığı..Sanki içinde bir parça da olsa umut kalmamış gibiydi..İlginçti..Korku doluydu içi..Korku ve keder doluydu..Sanki sürekli üşüyormuş gibiydi..Kendisini canlı birisi gibi bile hissedemiyordu..Soğuk bir bedenin içine tıkılmış bir ruhtu o..O bir tutsaktı canlılarla dolu bu dünyada..Tutsaktı..Evet..Cezasını çekmekte olan bir tutsak..Verdiği her yanlış kararın cezasını yaşlanarak çekecek bir tutsak..

Düşünüyorduda..Artık tüm yapabileceği zamanının doluşunu beklemekti...Zamanın kırıp paslatamadığı,düşmanlarının kirli kanıyla kaplı silahını eline aldı..Ve sıkıntıyla onu küçük kulubenin içine fırlattı..Ne de olsa artık ona ihtiyacı yoktu..İhtiyacı olmamalıydı..Olamazdı..Parlak çelikten işlemeli küçük ve güzel kabzalı silah ta onunla aynı fikirde olmalıydı..Artık onunda kendisini savuracak bir sahibe ihitiyacı yoktu..Kılıç dövüldüğü andan itibaren sahibinin elinde savaştan savaşa koşuşturmuş...Tanrıların yönettiği bu dünyada isimsiz pek çok varlığı ebediyete kavuşturmuştu..Artık oda doymuştu artık savaşa ve heyecana..

Sert meşeden yontulmuş sandalyesine yöneldi yerde yatan silaha bakmayı bırakarak...Gıcırdayarak sandalyeye otururken tek elini istemsizce sağ gözüne götürdü..Yaşlı parmaklar buruşmuş yüze dokunurken bir ıslaklık hissetti parmaklarında..

Bu da neydi..

Elini garipseyerek görebileceği bir pozisyona getirerek parmağının ucundaki sıvıyı inceledi..O kadar dikkatli bakmıştı ki sıvının aslında çok basit bir şey olduğu gerçeğini düşünmemişti bile..Zaten hep böyle olmazmıydı..Aslen basit olan şeyleri onun gibi karışık düşünenler hep geç anlamazmıydı..

''Gözyaşı'' diye mırıldandı..

Evet gözyaşı..Parmağının ucundaki sadece bir gözyaşıydı..Seneler boyunca adaletsizlik görmüş olan gözleri ağlıyordu eski savaşçının..Daha fazla tutamıyordu gözler kendilerini..Seneler boyunca onurunun ağlamasına izin vermediği gözleri artık isyandaydı..Ağlamak istiyordu artık onlarda..Yılların yükünü boşaltmak..Rahatlatmak istiyordu..Taşıyıcıları izin versede ağlayacakdı..Vermeselerde..

Neler oldugunu farkeden yaşlı savaşçı kendini hıçkırıklara boğarak başını öne eğdi..Kendi kendine neden diye soracak bir çok sorusu olmasına rağmen sormadı..Düşünecek..Özülecek birçok anısı olsada düşünmedi..Sadece ağladı kadim savaşçı..İzin verdi gözlerinin yas tutmasına..Biliyordu..Bu onların hakkıydı..Atmışyedi yaşındaki bir insan gözleri olarak çok şey görmüşlerdi..Senelerce ona hizmet etmişlerdi bir damla yaş akıtmadan..Ama artık zamanı gelmişti..Artık geçmişteki gibi görkemli,onurlu bir savaşçı değildi..Sadece sıradan yaşlı bir adamdı..Fazlası değil..

Ve her sıradan yaşlı adam gibi artık oda ağlıyabilirdi..

Ertesi gün gelmişti uzun süren zoraki bir uykunun ardından..Sıradan yaşamındaki bir gün daha başlıyordu..Ayağa kalkarak eski tuniğini düzeltti..Yavaşça iki adım attı ve cüppesini üzerine geçirdi..Küçük kulubesinde yiyecek birşeyi kalmamıştı..Suratını astı..Kasabaya gitmesi gerecekti..Yani bu onun her saat her saniye geçmişini düşünüp ağıtlar yaktığı adeta bir küçük tapınağı olan kulubesinden çıkması,ve insan arasına karışması anlamına geliyordu..Zira o insan arasına karışmak istemiyordu..İnsanların onu bu halde..Aciz görmesini istemiyordu..Yaşlı..Güçsüz ve aciz..En son bir hafta önce çıktıgında taşıyamayacağı kadar ağır yükler abandığından yolun yarısında fenalık geçirmiş,kasabalılar yaşlı savaşçının imdadına yetişmişti..Bu onun için o kadar küçük düşürücüydüki..Bir an korkuyla cüppesinin başlığını kapattı mümkün olduğunca tanınmamak uğruna..İlerledi ve kanepesinin üzerinden bronz anahtarı aldı..Kulubeden çıkıp kapıya tek kilit attıktan sonra duraksadı..Buruşmuş elleri ile altın kesesini çıkarttı ve parasını saydı..''Yetecek'' diye mırıldandı kendi kendisine..Ardından keseyi yerine koydu ve yavaş adımlarla kasabaya ilerledi..

Kasabanın girişine vardıgında sokakta tahta kılıçlarla birbirlerine saldıran çocukları görünce istemsizce cüppesinin altından gülümsedi..Bir yandanda kulak kabartarak çocukların bağrınışlarını dinliyordu..

''Ha.. Seni ikiye böleceğim goblin pisliği...''
İlk çocuk tahta kılıcıyla arkadaşını kovalıyor ve onu köşeye sıkıştırıyordu..

''Tamam tamam teslim oluyorum duuuuuuuuur... Hahahahhahah..şapşaaall''

İkincisi sokağın sonuna geldiğinde kendi kılıcını teslim olurcasına başının üstünde kaldırdıktan sonra arkadaşını gafil avlayarak bir anda tahta kılıcı omzunun üstünden arkadaşının suratına fırlattı..

''Hey bu adil değil..''

Tahtanın suratına çarpış şokuyla sersemleyen ve gardını düşüren çocuk gözlerini açar açmaz tahta kılıcıyla gırtlağını dürten ve pis pis sırıtan arkadaşını gördü..''

''Ben kazandım..''dedi ikinci çocuk böbürlenerek..

''Ama hile yaptın..Bu haksızlık..''

Ã?ocuklar birbirine girmeye başladılar..

Gerisini dinlemeye bile gerek kalmadan katıla katıla gülerek yoluna devam etmeye başladı yaşlı savaşçı..Emekliliği başladıgı andan beri bu kadar eğlenmemişti..Sokaktaki diğer insanlar kendisine şaşkınlıkla bakarken onları umursamadan..Güldü..Katılana kadar güldü..Gülmeye de ağlamaya oldugu kadar hasretti anlaşılan..O kadar çok gülmüştüki suratı kıpkırmızı kesilmişti..Ã?ksürerek durdu..Ve bir an gülümseyerek gökyüzüne baktı gri cüppesinin altından..

Belki basit yaşlı bir adam olmak ta güzel birşey olabilirdi..

Manava doğru ilerledi gülümseyerek..Garipti..Günlük hayat birden bir avuç çocuğun sayesinde bile ilginç bir tat verebiliyordu anlaşılan..Belki senelerce kendisini o kulubeye sokmasaydı..

Nal sesleri..?

Başını arkasına çevirerek merakla bakındı..Bu sesler tanıdıktı..Zırhlı bir binek olmalıydı..Ã?ünkü ses tok ve ağırdı..Tüm karışıklığın içinden üç çift ses kulagını tırmaladı..Ya yılların savaşçısının kulakları sonunda eskimeye başlamıştı..Yada üç ağır zırhlı binek oraya doğru ilerlemekteydi..

Sesler yaklaşıyordu..

Titreyen ayakları ile iki adım geriledi..Sesi farkeden halk sakinleri merakla başlarını pencerelerinden uzatıp sesin sahibini görmeyi umut ederken kızıl zırhlı binekler ve kendileri gibi kırmızı zırhlar giyinmiş üç binek sürücüsü hızla sokaklardan geçerek meydana ilerlemeye başlamıştı..

Yılların savaşçısının gözünü bir anda korku,nefret ve kin bürüdü..Ekmeğini koltugun altına sıkıştırırken yapabildiği kadar büyük bir hızla kaçışarak terkedilmiş bir binaya doğru ilerledi..Kendini kolladıgından ve izlenmediginden emin olduktan sonra içeri girdi ve en yakın pencerenin tahtaları arasından olanları izlemeye başladı..

Birkaç örgü zırhı giyinmiş kasaba muhafızı atlı birlikleri sararken tanıdık bir hamle tek vuruşta ''Burada ne arıyorsunuz'' diyen ve üstündeki ünvandan muhafızların başı olduğu anlaşılan adamın gırtlagını ikiye biçti..Ã?ıkan ses sertti ve kendinden emindi..Etin yarılışı ve şahdamarını ustaca keserken kanın bir damlasının bile üzerine sıçratmadan bunu yapabilmesinden adamın profesyonelliği belli oluyordu..Bunu yapabilen sadece iki kişi tanıyordu..Duraksadı..Zavallı adam için savaş tanrısına küçük bir dua okurken adamın başlığını çıkartışını izledi yavaşça..Adamın yüzünü görene kadar bekledi..Ve içinden düşündüğü şey olmamasını dua etti..

Anlaşılan duası kabul olmamıştı..Yaşlı adam gözlerini pörtleterek açtı ve bir titreme krizi ile sarsıldı..Yaşlı vücüdu fazlasıyla adrenalin yüklenmişti..

''Bizler Vyonda birliklerindeniz..Buraya sorun çıkartmaya değil..Uzun zamandır bizim istediğimiz bir bilgiye sahip bir adamı bulmaya geldik..Aldığımız bilgiler bizi buraya yöneltti..Dediler ki burada yaşıyormuş..'' dedi miğferini çıkartan adam..

''Ro-Ro..Ronald..''diye mırıldandı yaşlı adam şaşkın muhafızlarla zırhlı birlikleri izlerken..Elleri titremeye devam ediyordu..Ve üşümeye başlamıştı..

''Eski bir savaşçı'' diye devam etti zırhlıların liderleri olduğu anlaşılan adam..Sırıttı..''şimdi oldukça yaşlanmış olmalı..Yetmiş yada atmışlarında..Uzun boylu..Eskiden koyu kahverengi gözleri vardı..şimdi yaşlılıktan göz rengide saçlarıyla ağarmış olabilir..''

Yaşlı adam korkuyla nefes çekti..Kimden bahsettiğini anlaması için süper zeka olması gerekmiyordu..İçi bir an o kadar nefretle dolduki dişleri takırdamaya başladı..Yaşamak için sadece burada saklanması gerektiğini bilmek ona o kadar koyuyorduki..

Eskiden olsaydı dışarı çıkar ve korkmadan onunla yüzleşirdi..Lanetler okudu..Kahırlar etti..Düşünmedi bile..Sakinleşene kadar böyle devam etti..

''Onu hiç yanıma almamalıydım..'' dedi öfkeyle içinden..''Ona hiç bahsetmemeliydim..''

Adam öfkeyle söylenirken zırhlı adam bir an sanki kendisini görürmüşcesine o tarafa dönmüştü..Ama bu mümkün değildi..Mümkün olamazdı..Burada..Bu karanlıkta..Kendisini farketse farketse ancak bir dağ cücesi farkedebilirdi..Kartal gözlü bir dağ cücesi..

Adam başını tekrar ezilmiş görünen kasaba muhafızlarına çevirdi..Muhafızların sayısı elliyi bulmuştu ama hiçbiri saldırmaya cesaret edemiyordu..Her biri önden birinin gitmesini bekliyor birinden cesaret almaya çalışıyordu..Belki ellisi aynı anda saldırsa üçünün canını çıkaracak olmalarına rağmen kimse ölme riskini göze alamıyordu..Hepsinin olmasada çoğunun evde karıları ve çocukları vardı..Ve karşılarındaki adamların bireysel olarak kendilerinden üstün olduklarını farketmeleri de uzun sürmemişti..Hepsinin içinde ''Ya arada beni öldürürse '' korkusu yanıp tutuşuyordu..

Bir tanesi titreyerek konuştu..''Burada eski bir savaşçı ya.. yaşamıyor.. yabancı..Sadece tepenin eteklerinde yaşlı bir bilge va.. var...O ise çok güçsiz..Eski bir savaşçı olma ih..ihtimali bile y.. yok..''

İzlemeyi bırakmış ve karanlıkta dizlerine sarılan yaşlı adam bir anda laflarla kendini aşağılanmış hissetti..

''Hıh..'' dedi miğfersiz adam bu sırada..Pis bir sırıtışla atını arkaya çevirdi..''Oraya baktık..Yoktu..Geldiğimizi nasılsa öğrenmiş olmalı..''Bu sırada gözlerini yine terkedilmiş binaya çevirmişti..Bir an duraksadı..Ve bakışlarını adamlarına yöneltti..

''Gidiyoruz..''

Ardından bir ıslık sesi duyuldu ve atlar gerisin geriye ilerlemeye başladı..
''No matter what I do, no matter how hard I try,
the ones I love will always be the ones who pay..''
Rhonin
Seçilmiş Savaşçı
Posts: 478
Joined: Mon Dec 27, 2004 10:00 am
Location: Ankara
Contact:

Post by Rhonin »

Çok güzel olmuş devam ettirmek isterdim ama ne yazsam hikayenin güzel gidişini bozar diye düşündüğümden bir şey ekleyemiyorum ve orjinal haliyle bakaraktan seni tebrik ediyorum :)
 Beni mutlu et tatlı kız..<br> Bana sarıl bu gece.<br> Öp beni yağmurun altında.<br> Sev beni sonsuza dek..<br>
Horcoel_Baator
Seçilmiş Savaşçı
Posts: 673
Joined: Fri Oct 22, 2004 10:00 am
Location: Boş boş gezindigi Ankara sokaklarından..
Contact:

Post by Horcoel_Baator »

İki gün..

Ronald ın kasabadan gidişinin ardından iki gün geçmişti..İki gün diye düşündü yaşlı savaşçı asasıyla karlı patikadan ilerlemeye devam ederken..Ã?ksürdü ve yavaşladı..Yaşlı vücudu yoruluyordu..Daha önceleri 10 saatte çıkabileceği bu tepeye şimdiki haliyle anca iki günde varabilmişti..

Eğildi ve asasının ucuyle bir kayanın üzerindeki karları silkeledi..Cüppesinin alt kısmını katlayarak altına yerleştirdi sonra yavaşça üzerine oturdu..Soluklanıyordu..Ağzından çıkan sıcak havanın soğuk dağ eteklerinde buğulanıp gözle görünür coşkulu bir buhar yumağı halinde gidişini seyretti..Yaşlılıktan grileşmiş kahverengi gözleri baygınlaşmıştı..

''Arkana bak Ronald.. İşte böyle evlat..Silahını dik tut..Omuz hizasından yukarıya..Kılıcının keskin ucu aşağıya doğru dursun..Bu seni bel hizasından gelecek ani saldırılara karşı koruyacak ve sana karşı saldırı yapma imkanı sağlayacaktır..''

Yaşlı adamın zihninde eskinin hatıraları uçuşmaya başlamıştı baygın ve eskimiş gözlerinin arkasında..Ortayaşlı tanıdık bir adam genç bir çocuğa tahta bir kılıçla savunma pozisyonlarını gösteriyor,Onunla şakalaşarak savaşıyordu..Geçmişten gelen bu görüntü o kadar net ve berrak tı ki..Sanki gerçek gibiydi..Dalmıştı..Tahta kılıçla adamın üstüne yürüyen çocuğa odaklandı..Mavi gözlerinde öğrenme hırsı ve istek vardı..Tahtadan bile olsa kılıçla yaptığı bilek haraketleri yaşına göre kusursuzdu...

''Harikasın evlat..''

''Harikasın evlat..''..

Bu sözcükleri sadece zihninde hatırlıyor olmasına rağmen ağzında da şekillendirmişti..Etrafına bakındı kendine gelircesine..Hüzünle ayağa kalktı..Daha ilerlemesi gereken çok yolu olacaktı..
''No matter what I do, no matter how hard I try,
the ones I love will always be the ones who pay..''
Horcoel_Baator
Seçilmiş Savaşçı
Posts: 673
Joined: Fri Oct 22, 2004 10:00 am
Location: Boş boş gezindigi Ankara sokaklarından..
Contact:

Post by Horcoel_Baator »

''Iıımmphh..''Söylendi..''Hııınngggg...''

Açıkçası yaşlı adamın söylenmesi oldukça normaldi..Zira dağın tepesinde tam düşmek üzereyken son anda bir kayaya tutunmuştu..Kendi kendisine bir yandan lanetler okurken kendini çaresizce yukarıya çekmeye çalısıyordu..

''Hnnggggaaaaaaaaaaa...''

Deniyordu..Deniyordu..Ama çok zordu..Eskiden olsa bir çırpıda belkide yapabilirdi bunu..Ancak şimdi yaşlılıkla yıpranmış kaslarını tamamen zorlamak zorunda kalacaktı..

''Hnng..''

Yapabilirsin diyordu yaşlı adam kendi kendisine..Yapmak zorundasın..Yap hadi artık şunu..Kaldır kendini..Kaldır..Eğer gidemezsen herşey için çok geç olacak..Kendi yarattığın canavarı durdurmak için..

''HnngggghhaaaaaaaaaaaaaAAAAAAAAAAAAAAAAAAA''

Evet..Oluyordu..Yaşlı adam kendini zorlayarak yukarıya çekmeye başladı..Sırtındaki çantasıyla beraber..Asası zaten yukarıda kalmıstı..

''R..Ronald..Seni lanet veled..''dedi yukarıya kendini çektikten sonra..Nefes nefeseydi..Sırtını arkasındaki mağaranın girişine dayadı..Ve nefes alışı yavaşlayana kadar dinlenmeye karar verdi..

Dinlenmesi bittikten sonra tekrar ayağa kalktı..Yan taraftaki mağaraya doğru yavaş adımlarla ilerlemeye başladı..Biliyorduki gideceği yere ulaşabilmesi için bu mağarayı geçmesi gerekiyordu..Ve son geçtiğinde..(Ki bu yaklaşık yirmibeş yıl önceydi)..Burada oldukça büyük bir troll ile karşılaşmıştı..Onu öldürüp yaktığını hatırlasa bile buranın hala güvende olduğuna emin değildi..Birkaç adım sonra tam girişteydi..Başını uzattı..Ve sağ elini titreyerek de olsa yaşına göre büyük bir ustalıkla cüppesinin altındaki uzunkılıca götürdü..Cüppenin altında ısınmış kabzayı saran soğuk parmaklar bir an ani sıcaklıkla ferahladı..Eskisi gibi olmasa da yaşına göre oldukça rahat bir şekilde kınından çektiği uzunkılıcını kendisini koruyacak şekilde önde tutarken sol eline de asasını almıştı..Asasından destek alırken kılıcı ile kendisini korumaya çalışıyordu..İlerledi bu şekilde..Yavaş ve temkinli bir şekilde karanlıga doğru yürürken bir saniye sol elindeki asasını mağaranın yan tarafına yasladı ve sol elini sırtına götürerek bir meşale çıkarttı..Ardından eskimiş bir çakmaktaşı..Taşla beraber meşaleyi duvara sürterek meşalenin alev almasını seyretti..Meşale etrafına yeterince ışık saçtığını görünce memnunca gülümsedi..

Kılıcını bir an yere bıraktı ve sırtından bir ip çıkartarak meşalenin sapını asasının ucuna bağladı..Böylece asa hem ışık kaynagı , hemde dayanağı olacaktı..Bağı kontrol ettikten ve çözülmeyeceğinden emin olduktan sonra sağ eliyle tekrar kılıcına dayandı..

Kılıcını kaldırıp tam sağ eline almış tı ki yukarıdan garip bir homurtu işitti..

''Hmmmmmph..''

''Sssen..Bayatlamışsın..''

Yaşlı adam başını yukarıya kaldırdı ve yukarda hayatında gördüğü en iri troll ile yüz yüze geldi..Yutkunarak ayaga kalktı ve kılıcı omuz hizasına kaldırdı..Ve geriye çekilmeye başladı..

Troll ise onun yerine daha çok kılıca bakıyor gibiydi..Karanlıgın ardından parıldayan kızıl gözler kılıca odaklandı..Ve gittikçe katılaşan yüz hatları kılıcın ona birşeyleri hatırlattıgını belirtiyordu sanki..

Yukardan görülmeyen bir yumruk sıkılma sesi ile ileriye doğru zıplamasına neden oldu yaşlı adamın..Her ne kadar yaşlı olsada canını kaybetme korkusu ve adranalin bazen insanların kısa süreliğine de olsa insanların on onbeş yaş gençmişcesine haraket etmesine neden olmuştu..İki seri sıçrayışla birbuçuk metre ileri gidip troll un karnına kadar varmıştı..Tam o sırada arkasından gelen bir patlama ve ardından gelen dagılan taşların sesi hayatını kıl payı kurtardıgının farkına varmasını sağlamıştı..Kılıcını önündeki karna sokacak şekilde dik bir şekilde sapladı..Kılıç tereyagını keser gibi troll ün karnını kesip derine gömülürken troll acı bir çığlıkla mağarayı titretmişti..Sol pençesiyle kılıcı geriye çekmeye çalışan adama bir fiske vurup onu kendisinden uzaklaştırdıktan sonra kılıcı karnından çekerek aldı ve kılıçla beraber karanlığa karışmaya başladı...

Yaşlı adam savruldugu yerde başı zonklamaya başlamıştı zaten adranalinin vücudundaki etkisinin azalımıyla hissettiği ekstra sızılar onu haraketsiz bırakmaya yetiyordu..

''Inngh..'' dedi başını tutarak..Kılıcı elinden gitmiş olsa da diğer eliyle sımsıkı asasını tutuyordu..

Başı döne döne ayağa kalktı..Asanın ucundaki meşalenin yakıtı sağlamdı..Hala yanıyordu..Asasını iki eline alarak yavaş yavaş kan izlerini takibe başladı..O sırada kendi kendisine de düşünmekteydi..Bu aptal troll neden işimi bitirmedi diye..

Sadece kılıcını alıp gitmişti..Ve kılıc..Kılıca çok dik bakmıştı zaten..

O sırada aklında bir ihtimal dank etti..Korkuyla gözlerini fal taşı gibi açtı..

Troll yirmibeş yıl önce öldürüp yaktıgını sandıgı troll olmasındı sakın..Belki bir parçasını tam yakamamıştı ve..

Evet..Ve eğer durum bu ise..Daha önceden kendisini o derecede yaraladığı için ona..Daha doğrsu o çarpık zihniyle kılıca çok kızmış olmalıydı..

Bu sebepten dolayı kılıcı alıp gitmekle yetinmişti..

şimdi hem trollu hemde kayıp kılıcını bulmak zorundaydı..

Peki diyordu kendi kendisine..

''Buldugumda ne yapabileceğim?''
''No matter what I do, no matter how hard I try,
the ones I love will always be the ones who pay..''
Horcoel_Baator
Seçilmiş Savaşçı
Posts: 673
Joined: Fri Oct 22, 2004 10:00 am
Location: Boş boş gezindigi Ankara sokaklarından..
Contact:

Post by Horcoel_Baator »

''Yaşam bir ironidir..Ã?eşitli kısırdöngüler ve durdurulamayan olaylar döngüsünden ibarettir yaşam..Ã?yle ki bazen engel olman gereken birşeyi önceden biliyor olduğun halde bile kımıldayamaz..Engelleyemezsin..

Ã?ünkü bu kaderin ta kendisidir..''

''Usta Warden...Bana sözünü etttiğiniz bu şey gerçekmi efendim..Yani eski kadim savaşçıların ruhları..Ve şu uzak tepelerdeki tapınak hakkında söyledikleriniz..''

''Evet Ronald..''

''Peki orada sakladıkları şey nedir Usta Warden..Yani..O kadar önemli olan şey nedir..''

''Aslında Ronald..Sana bunları anlatmamam gerekiyor..Ama yine de sen benim diğer öğrencilerimden ayrı olarak oğlum sayılırsın...Benim yanımda büyüdün..Hala da benim yanımda büyüyorsun..Sanırım bunu sana anlatabilirim..''

''O tapınak..Ronald..Yüzyıllar öncesinde kurulmuş kadim bir şovalye tarikatının tapınağıydı..Bu tarikat..Kuruluş amacı diyardaki yolsuzlukları denetlemeye yönelikti..Ve başarlıydılarda..Zaman içersinde gelişen inançları tüm diyara yayılmış ve sayıları gün geçtikçe artmaya başlamışlardı..''

''Nice nesillerce karanlığa sapan zalim tiranları çökerttier..Ve tarikatın lideri olan Leonard Treasgard altıyüzyıl boyunca tarikatı kusursuzca yönetmişti..''

''Altı yüz yıl mı dediniz Usta Warden..Peki bu nasıl mümkün olabilir..''

''Tapınağın en önemli gizemi de buydu zaten genç öğrencim..şovalyeler değeri yüksek olan savaşçılarının ömrünü uzatacak bir iksirle ödüllendirirdi..Ancak bu ödüle ulaşmak çok zordu..Ã?yle ki Büyüküstat Treasgardın bu iksiri ondan fazla içtiği söylenilir..Ve böyle bir ödüle ondan fazla layık olabilmek için Üstat Treasgardın ne yaptığını kimse bilmiyor..''

''Vay canına Usta Warden..Bu gerçekten harika bir hikayeydi..şimdi izin verirseniz yatabilirmiyim..''

''Elbette Ronald..İzin senin..''

''Teşekkürler..Belki annemle babamı bu gece rüyamda görebilirim..İyi geceler efendim..''

''İyi geceler Ronald..''

---------------------------------------------------------------------------------------------------------

Yaşlı adam asasına tutuna tutuna içeriye doğru ilerledi..Kılıcı almaya çalışmanın ne büyük bir aptallık olabileceğini düşünürken bir yandan da kılıcına ulaşamadığı taktirde tüm bu yolculuğun boşuna yapılmış olacağı gerçeği kafasına dank ediyordu..Ã?ünkü kılıcı kapının anahtarı olacaktı..Son anahtarı..Ve anahtarı olmayan kapıyı açmak olanaksızdı..

Ne kadar yazıktı ki Ronald ve adamları kılıcın anahtar oldugu hakkında hiçbir fikri yoktu..Tabi eğer burada kendisi de can verirse bu bilginin kendisine de bir faydası olmayacaktı..

Durdu..Sesler geliyordu..Derinden..Troll un homurdanışları..

Mağaradan yankılanan ürkütücü homurtular ve garip hıçkırığımsı sesler yaşlı adamı biraz ürpertsede ilerleyişini yavaşlatmadı..Devasa ayak izlerini takip etti tozlu mağara zemininde..O ilerledikçe sanki sesler de ilerliyor ve kendisine yaklaşıyordu..

''Grrr...Hıraaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaarrghh..Can yakan ışık..Tut onu bizden uzağa..''

Bu sanırım Troll un yanına vardığının anlamına geliyordu..Asasını öne tuttu ve biraz ötede duran Troll un devasa vücudunu karanlıkta gözler önüne serdi..

Bir an dönya Troll ile kendi çevresinde dönecek gibi oldu yaşlı adam için..Tüm etrafını bir saniye için görebilecek gibiydi..Her saniye onun için çok önemliydi ve şimdi zaman onun için sanki duraksamış gibiydi..

Elini arkaya..Ã?antasına attı..Ve olası yaraları sarmak için yanında getirdiği bir şişe alkolü dikkatle avcuyla yoklayıp buldu ve tuttuğu gibi şişeyi Trollün üzerine fırlattı..

''Crashhh..''

Camın parçalanma sesleri ve hafif bir kıkırdama ile Troll gülerek mağarayı sesi ve cüssesi ile sarsmaya başadı..Beyinsiz Troll üzerine atılan şişenin asıl amacını farketmemiş gibiydi..Eh..En azından bu iyiydi..İşin kolay kısmı bitsede şimdi sırada zor kısmı bulunmaktaydı..

Asanın ucuyla ona bir kere dokunması gerekiyordu şimdi..Peki troll onu peynir ezmesine döndürmeden bunu nasıl yapacaktı..

Trollun kahkahaları esnasında bir an cesaretlenen yaşlı adam yapabildiği tüm hızıyla ileriye doğru atıldı..Ucunda meşale takılı asasını iki eli arasında bir iki kere çevirdiketn sonra ateşten korkan troll ün sinerek saldırgan bir tavırla ona bakındıgını farketti..Troll sağ ayağını arkaya doğru kaldırdı ağırca..Saldırının tekme oldugunu anlayan yaşlı adam kendisini sağ tarafına doğru fırlatarak tekmeden kurtuldu ve meşaleyi yaratıgın dizine değdirdi..

Bir an havayı kesen bir ıslık sesi duyudu ve bu sesle beraber tüm mağara aydınlanır bir hale geldi..Troll ise çığlık çığlığaydı..

Yukarıya bakan yaşlı adam alev alev yanan troll ün debelenirken sağdan soldan sıçrattığı kayalardan kaçınmaya çalışıyordu..Sağa sıçradı..Sola sıçradı..Başını yukarıya çevirip sürekli etrafını kolaçan ediyordu..Tam o sırada troll un sağ elinden düşen kılıcı dikkatini çekti..Kılıç havada döne döne aşşağıya düşerken özlemle bakınıyordu eski savaşçı kılıcına..Yana çekildi ve yere saplanan kılıcını eline aldı..Diğer elinde asası Debelenen Trolle dikkatlice yaklaşmaya çalıştı..Evet belki yaşlı ve eskisinden daha yavaştı ama yine de yaşına göre çok üst seviyelerde ilerliyordu..Yukarıdan düşen taşlardan sıyrıldı ve bütün gücüyle yanan trollün bacagına sert bir darbe indirdi..

Darbe yanan eti yararak derin bir kesik açtı..Yara sanki kapanmak için uğraşıyor ve yırtılan kaslar yeniden dikilmeye çalışıyordu..Ancak yaranın içini dolduran alev buna izin vermedi..Vermeyecekti de..

Yaşlı adam inleyerek bir darbe daha geçirdi..Bu seferki yaratığın diğer baldırınaydı..Yaratık acı acı uludu..Yaşlı adam temposunu tutturmuştu..Artık kılıcının ağırlığı önemli değildi ve sanki gençliğindeki gücündeydi..Kendine fazlasıyla güvenerek tam kılıcını kaldırıp keskin bir hamle daha yapmak üzereydi ki acı içersindeki troll ün dizi sırtına çarptı..Oldukça acıtmıştı..Ve bu acı fiziksel acıdan daha fazlasıydı..Ona eski günlerindeki gibi bir savaşçı olmadığını hatırlatmıştı bu aldığı darbe..Gözlerini açtı..Ve tam suratına patlayacak o devasa yumruğu gördü o an..Bir an zaman onun ve troll için yavaşladı ve gözlerini sonuna kadar açarak üzerine gelen yumruğu izledi..Yana atılması gerekiyordu..Ancak vücudu itaat etmiyordu..Hadi diyordu kendisine hadi..

Yaşlı adam kendisini hızla yan tarafa yuvarladı..Ve zaman tekrar normal hızına döndü..Arkasında patlayan yumruk mağara zeminindeki ufak tefek taşları vücuduna fırlatmıştı..Toparlanmaya çalışarak ayağa kalktı..Yerde asasına baktı..Artık anlaşılan asasına ihtiyacı olmayacaktı..Ã?ünkü düşüşte asası kırılmıştı..

İki eliyle kılıcını tutarak kılıcı havaya kaldırdı..Troll yere saplı yumruğunu zeminden kurtarmaya uğraşırken konsantre olmaya başladı..Tehlikeli bir şekilde gözlerini kapattıktan sonra içinde o eskiden bulunan öze ulaşmaya çalıştı..Artık pek bir çaresi kalmamıştı..

''Sesimi Duyun Kutsal Gardiyanlar..Size Sesleniyorum..Ben Kalan Son Canlı Prevran şovalyesi Avorin Warden..Yeminim Ve Sadakatim Adına Beni Duyun Ve Ã?ağrıma Cevap Verin..''

Kılıcını aşağıya indirdi ve Trollü işaret etti..Bu sırada yaşlı adamın kılıcı tamamen parıltılarla kaplanmaya başlamıştı..

''Treasgard ın Mirası adına Kutsal Yolculugumu Engelleyen Bu Yaratığın Acısına Son Verin..'' Bağırdı..Ve kılıçtan bir ışık hüzmesi yükseldi etrafa doğru..Ã?yle ki yaşlı adam bile gözlerini kapamak zorunda kaldı..

''Hyraaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaarrrrrrrrrghhhhhhhhhhhhhhh..''

Yaşlı adamın bayılmadan önce duyduğu son sesti bu..
''No matter what I do, no matter how hard I try,
the ones I love will always be the ones who pay..''
Post Reply

Who is online

Users browsing this forum: No registered users and 0 guests