by catboy » Mon Nov 12, 2007 4:51 am
Bölüm 17 "Kadim Dost"
Askerlerin çığlıkları koridorda yankılanıyordu. Burak ve Kenan müdürenin odasından çıktılar. Kenan:
"Bu askerlere ne oluyor böyle?", diye haykırdı.
Askerlerden biri Kenan Bey'n ayaklarına kapandı: "Lütfen beni koruyun!"
"Kimden?"
"şeytan'dan. Beni ele geçirmesin."
Burak sırtında taşıdığı pompalı tüfeğini çıkardı. Mermilerini yerleştirdi. Sonra hedefini aramaya başladı:
"şeytanın kafasını patlatalım o zaman."
******************************************************************************************************
Efe:"Bu çığlıklarda neyin nesi?", diye sordu.
Gökçe: "Askerler bize doğru geliyorlar.", diye bağırdı.
Askerin biri: "İşte oradalar. şeytan'ın adamları. İblisler.", diye haykırdı.
Bütün askerler silahlarını Efelere doğrulttular. Gizem:
"Bir şeyler yapın!", diye bağırdı.
******************************************************************************************************
"Sana indir o silahı, dedim.", dedi Ã?ağla.
"Rehberimiz de gelmiş. Hoşgelmiş.", dedi Pelad sırıtarak.
"Hesabını benimle kapat."
"Ã?yle olsun."
Pelad'ın tabancasından çıkan kurşun Ã?ağla'ya doğru yöneldi. Ama kel adam Ã?ağla'nın önüne geçti: "Hayır!"
Ã?ağla, kel adamı yere yığılmadan yakaladı: "Bunu neden yaptın, Zeynel?"
"Bırak şimdi bunu. Kardeşimin sana ihtiyacı var. Yardım et ona."
"Sana yardım getirmeye gidiyorum."
Ã?ağla ayağa kalktı: "Pelad, bunu ödeyeceksin."
Ama Pelad gitmişti.
******************************************************************************************************
"Ne zamandan beri bu güçlerinin farkındasın?", diye sordu Yeşim.
"Doğduğumdan beri. Sen de öyle.", dedi Egemen.
"Nasıl?"
"Sadece bildiğimizi hatırlamamız ve aslımızı inkar etmememiz gerekiyor. Ben uzun süre inkar ettim."
"Ben böyle gücümü en baştan bilseydim kim bilir kaç tane insanın hayatını kurtarabilirdim."
Egemen silah sesiyle irkildi. Yeşim:" Artık okuldan çıkmalıyız.", dedi.
"Hayır. Yardımınıza ihtiyacım var.", dedi bir ses.
Yeşim duraksadı: "Sen de duydun mu?"
"Neyi? Silah sesini mi?", diye sordu Egemen.
Ses tekrar konuştu: "Sadece beni sen duyabilirsin, Yeşim."
"Peki sen kimsin?", diye haykırdı Yeşim.
"Yeşim iyi misin?", diye sordu Egemen.
"Hayır. Galiba çıldırıyorum.", dedi Yeşim.
******************************************************************************************************
Burçin, Gizem ve Gökçe'nin kadim dostuydu. Yanında Demet, Ã?ağla'nın sıra arkadaşı vardı. Burçin telefonuyla birisine ulaşmaya çalışıyordu. Okulun dışındalardı ve durağa doğru yürüyorlardı. Demet'e:
"Efe'ye ulaşmaya çalışıyorum. Gökçelerle beraber olması gerekiyordu. Çoktan okuldan çıkmıştır herhalde. Ama nerde?"
O sırada bir tabanca sesi duydu. Demet: "Silah sesleri.", dedi heyecanla.
"Burdan uzaklaşsak iyi olacak galiba.", dedi Burçin.
******************************************************************************************************
Halil, Volkan'ın yeteneğine hayran kalmıştı: "Vay be askerlerin hepsi çıldırdı."
"Evet ama Efelere doğru yöneldiler.", dedi Volkan.
"Onlara yardım etmeliyiz."
İkinci katta kimsenin göremeyeceği bir yere saklanmışlardı. Volkan: "Peki nasıl?", diye sordu.
******************************************************************************************************
Askerlerin hepsi çılgın gibi davranıyorlardı. Efeler korkudan donmuş gibiydiler. O sırada komutanları askerlerinin yanına geldi. Elinde pompalı tüfek vardı: "Sakin olun.", dedi askerlere.
"Ama efendim iblisler ne olacak?"
"Ne iblisi evladım? Burada iblis de yok şeytan da. Günahın mı var korkuyorsun?"
******************************************************************************************************
Halil şaşkındı: "Yok oldular."
"Kim?", diye sordu Volkan.
"Efeler. Birden sanki hiç orda değillermiş gibi."
"Saçmalama öyle şey mi olur?"
Ama sonra şu zamana kadar başlarına gelen olaylar aklına gelince: "Olabilir de.", dedi Volkan.
******************************************************************************************************
Hulusi, Efe, Gökçe ve Gizem kendilerini sınıflarında buldular. Efe:
"Buraya ne ara geldik?", diye sordu.
Hulusi gururla:"Ben yaptım.", dedi.
******************************************************************************************************
Meltem, Gürhan'ın elinden tuttu:
"Ã?abuk ol. şimdi tam zamanı. Kaçabilirsin."
Gürhan: "Peki sen?", diye sordu.
"Ben idare edebilirim."
"Ya yakalanırsam ..."
"Madem bahsedilenler doğru. O zaman güçlerini kullan."
"Doğru!"
"Hadi sana iyi sanşlar."
Kenan Bey odaya geri döndüğünde Gürhan yoktu.
"Nereye gitti?", diye bağırdı. Meltem'e.
"Uçtu.", dedi Meltem gayet rahat bir şekilde.
17. Bölümün Sonu
Bölüm 17 "Kadim Dost"
Askerlerin çığlıkları koridorda yankılanıyordu. Burak ve Kenan müdürenin odasından çıktılar. Kenan:
"Bu askerlere ne oluyor böyle?", diye haykırdı.
Askerlerden biri Kenan Bey'n ayaklarına kapandı: "Lütfen beni koruyun!"
"Kimden?"
"şeytan'dan. Beni ele geçirmesin."
Burak sırtında taşıdığı pompalı tüfeğini çıkardı. Mermilerini yerleştirdi. Sonra hedefini aramaya başladı:
"şeytanın kafasını patlatalım o zaman."
******************************************************************************************************
Efe:"Bu çığlıklarda neyin nesi?", diye sordu.
Gökçe: "Askerler bize doğru geliyorlar.", diye bağırdı.
Askerin biri: "İşte oradalar. şeytan'ın adamları. İblisler.", diye haykırdı.
Bütün askerler silahlarını Efelere doğrulttular. Gizem:
"Bir şeyler yapın!", diye bağırdı.
******************************************************************************************************
"Sana indir o silahı, dedim.", dedi Ã?ağla.
"Rehberimiz de gelmiş. Hoşgelmiş.", dedi Pelad sırıtarak.
"Hesabını benimle kapat."
"Ã?yle olsun."
Pelad'ın tabancasından çıkan kurşun Ã?ağla'ya doğru yöneldi. Ama kel adam Ã?ağla'nın önüne geçti: "Hayır!"
Ã?ağla, kel adamı yere yığılmadan yakaladı: "Bunu neden yaptın, Zeynel?"
"Bırak şimdi bunu. Kardeşimin sana ihtiyacı var. Yardım et ona."
"Sana yardım getirmeye gidiyorum."
Ã?ağla ayağa kalktı: "Pelad, bunu ödeyeceksin."
Ama Pelad gitmişti.
******************************************************************************************************
"Ne zamandan beri bu güçlerinin farkındasın?", diye sordu Yeşim.
"Doğduğumdan beri. Sen de öyle.", dedi Egemen.
"Nasıl?"
"Sadece bildiğimizi hatırlamamız ve aslımızı inkar etmememiz gerekiyor. Ben uzun süre inkar ettim."
"Ben böyle gücümü en baştan bilseydim kim bilir kaç tane insanın hayatını kurtarabilirdim."
Egemen silah sesiyle irkildi. Yeşim:" Artık okuldan çıkmalıyız.", dedi.
"Hayır. Yardımınıza ihtiyacım var.", dedi bir ses.
Yeşim duraksadı: "Sen de duydun mu?"
"Neyi? Silah sesini mi?", diye sordu Egemen.
Ses tekrar konuştu: "Sadece beni sen duyabilirsin, Yeşim."
"Peki sen kimsin?", diye haykırdı Yeşim.
"Yeşim iyi misin?", diye sordu Egemen.
"Hayır. Galiba çıldırıyorum.", dedi Yeşim.
******************************************************************************************************
Burçin, Gizem ve Gökçe'nin kadim dostuydu. Yanında Demet, Ã?ağla'nın sıra arkadaşı vardı. Burçin telefonuyla birisine ulaşmaya çalışıyordu. Okulun dışındalardı ve durağa doğru yürüyorlardı. Demet'e:
"Efe'ye ulaşmaya çalışıyorum. Gökçelerle beraber olması gerekiyordu. Çoktan okuldan çıkmıştır herhalde. Ama nerde?"
O sırada bir tabanca sesi duydu. Demet: "Silah sesleri.", dedi heyecanla.
"Burdan uzaklaşsak iyi olacak galiba.", dedi Burçin.
******************************************************************************************************
Halil, Volkan'ın yeteneğine hayran kalmıştı: "Vay be askerlerin hepsi çıldırdı."
"Evet ama Efelere doğru yöneldiler.", dedi Volkan.
"Onlara yardım etmeliyiz."
İkinci katta kimsenin göremeyeceği bir yere saklanmışlardı. Volkan: "Peki nasıl?", diye sordu.
******************************************************************************************************
Askerlerin hepsi çılgın gibi davranıyorlardı. Efeler korkudan donmuş gibiydiler. O sırada komutanları askerlerinin yanına geldi. Elinde pompalı tüfek vardı: "Sakin olun.", dedi askerlere.
"Ama efendim iblisler ne olacak?"
"Ne iblisi evladım? Burada iblis de yok şeytan da. Günahın mı var korkuyorsun?"
******************************************************************************************************
Halil şaşkındı: "Yok oldular."
"Kim?", diye sordu Volkan.
"Efeler. Birden sanki hiç orda değillermiş gibi."
"Saçmalama öyle şey mi olur?"
Ama sonra şu zamana kadar başlarına gelen olaylar aklına gelince: "Olabilir de.", dedi Volkan.
******************************************************************************************************
Hulusi, Efe, Gökçe ve Gizem kendilerini sınıflarında buldular. Efe:
"Buraya ne ara geldik?", diye sordu.
Hulusi gururla:"Ben yaptım.", dedi.
******************************************************************************************************
Meltem, Gürhan'ın elinden tuttu:
"Ã?abuk ol. şimdi tam zamanı. Kaçabilirsin."
Gürhan: "Peki sen?", diye sordu.
"Ben idare edebilirim."
"Ya yakalanırsam ..."
"Madem bahsedilenler doğru. O zaman güçlerini kullan."
"Doğru!"
"Hadi sana iyi sanşlar."
Kenan Bey odaya geri döndüğünde Gürhan yoktu.
"Nereye gitti?", diye bağırdı. Meltem'e.
"Uçtu.", dedi Meltem gayet rahat bir şekilde.
17. Bölümün Sonu