Kalanlar *Hikaye*

Post a reply

Confirmation code
Enter the code exactly as it appears. All letters are case insensitive.
Smilies
:D :) :( :o 8O :? 8) :lol: :x :P :oops: :cry: :evil: :twisted: :roll: :wink: :!: :?: :idea: :arrow: :| :mrgreen:

BBCode is ON
[img] is ON
[url] is ON
Smilies are ON

Topic review
   

If you wish to attach one or more files enter the details below.

Maximum filesize per attachment: 256 KiB.

Expand view Topic review: Kalanlar *Hikaye*

by Edmond » Sat Mar 29, 2008 6:34 am

Aylar ardarda geçiyor, ve geçen her an, Huor daha da deliriyordu, neredeyse yalnızca Bruan'ı görür, onunla yaşar olmuştu.Ne Alcarondas onu ayıltabiliyordu, ne Tamon, ne de arkasından gelen binlerce gemi.Ve sonunda, insan kıtası göründüğünde, Huor, içinde bir şeylerin değiştiğini hissetti.Bulunduğu odadan dışarı çıktı, Bruan'a hiç dikkat etmemişti, hiçbir şey düşünmüyordu, yeniden toprak görmüştü, kendi toprağıydı o!O topraklarda sevgilisi ölmüştü.O topraklarda birilerini öldürmüştü, o topraklarda idam ediliyordu.O topraklarda.....

Huor geminin en önüne geldi, insan kıtası yaklaşıyordu, Asilerin ve insanlar tarafından henüz öldürülmemiş Sonël'lerin yaşadığı insan kıtası, içinde yalnızca kan bulunan insan kıtası, içinde Bruan'ın da kanının bulunduğu insan kıtası geliyordu.Ve Huor geçen her saniye daha da ayılıyordu.Alcarondas, en önde insan kıtasına bakan eski keşişin hafiften iyileştiğini farketti.Aslında hafiften değil, neredeyse tümüyle iyileşmiş görünüyordu, Alcarondas Huor'un ensesinin dibine kadar gelmişti ama Huor onu farketmemişti.Ardından Alcarondas, Huor'un çenesinin sol yanından akan yaşı farketti, Huor delirmeye başlamasından bu yana ilk kez ağlıyordu, ve ağlamak akıllılara mahsustu.

Karaya yaklaşmışlarken, en arkadaki gemiden bir alarm sesi yükseldi, öyle ki en öndeki gemiler duyamazken, bu alarmı duyan gemi kendisi de alarm çalmıştı, böylece en fazla 20 saniye içinde bütün gemiler duymuşlardu Alarm'ı.Sonra arkaya doğru dönmeye çalıştılarsa da fazla başarılı olamadılar, en önde olması gereken gemiler en arkadaydılar ve okçu gemiler doğrudan düşmanların hedefi altındaydı, ve binlerce geminin arkadan öne, ya da önden arkaya geçmesi, o kadar kısa sürede imkansızdı.

Huor neye uğradıklarını anlayamadan, eline yine ok almıştı.Fakat bu kez çok daha iyiydi okta.En öndeki okçu gemiler dökülmüşlerdi, neredeyse hepsi telef olmuştu.Bomba atan gemiler ne kadar atsalar da, yine çaresizce onlarda dökülmüşlerdi.Amiral gemisi en önlerdeyken, arkadan birincil gemiler önlere geçmiş, düşmana büyük kayıplar verdirmişti, okçu gemilerin arkaya geçebilenleri, hala saldırıyordu, aynısı bombacılar içinde geçerliydi.Fakat 800'e yakın gemi heba olmuştu, onlardan ise 200 tanesi haklanmıştı.Fakat durumu toparlayacak gibi görünüyordu Alcarondas, düzenli olarak komutlar veriyordu her gemiye, zincir yöntemiyle, sağlam haberleşebiliyorlardı.Birincil gemilerin beklenmeyen saldırısı, düşmanlar için kötü olmuştu.Ve birincil gemiler bitmişti.Sonra bombacılara gelmişti sıra, onların da bombaları bittiğinde düşman yenilecek kadar kötü durumdaydı.

Huor eline aldı, nişanı aldı, oku ipe yerleştirip gerdi, ve yanındaki Bruan'ı görmeden ateş etti, ok havalandı, uzunca bir müddet yükseldi, fakat sonra inişe geçti, düşman gemisinde güverteye doğru yaklaştı ve bir Asi, havaya bakmasıyla, gözüne oku yemişti.Ardından Huor ne oldu diyemeden hemen yanındaki Bruan, yanarak uzaklaştı, ve işin ilginç tarafı, ateş gerçekten yanmıştı ve o ateşi Alcarondas da görmüştü.O gerçekten tanrıların hediyesiydi Huor'a, ve Huor onu kaybetmişti.Onu anlamıştı ateş söndüğünde, Huor olduğu yere bayıldı.

by Edmond » Sat Mar 29, 2008 2:30 am

Alcarondas sessizce düşünüyordu.Bu kadar güçlü bir genci delirmeye bırakmak aptallıktı.Onu iyileştirmeliydi.Peki ya nasıl?Bruan ne demişti Huor'a

*Eğer kan dökersen ben giderim!*

Ã?yleyse Huor'a birilerini öldürtmeliydi, ama nasıl!, derken Tamon odaya daldı, elinde Elamon'un gemiye binmeden önce bıraktığı, ona annesinden kalan gül şeklindeki maketi vardı.Tamon'un gözleri doluydu.Alcarondas ise ağlamaya başlamıştı.*Elamon, intikamını Huor alacak!*

Hemen gemilere hazırlık emri verdi, Asilere gidiyordu, Amon'dan Terela'ya, Elf kıtasından, İnsan kıtasına, bütün Asileri yok etmeye, Elamon'un intikamını almaya, Huor'u iyileştirmeye gidecekti.İnsanları kurtarmaya, barışa gidecekti, gidecekti ve öldürecekti, belki son kez olacaktı, belki de son olacaktı, Alcarondas'ın sonu, belki bütün Sonël'lerin sonu olacaktı, belki de yalnızca Asilerin.Ama çok kötü şeyler olacaktı.

Alcarondas emir vermişti, gemiler yapılacaktı, onlarca değil, yüzlerce, belki de binlerce gemi yapılacaktı.

Gemiler muazzam bir hızla yapılıyordu, o aralarda Bruan sürekli olarak Huor'un yanındaydı, fakat mutsuzdu, nasıl oluyordu da bir hayal bile mutsuz olabiliyordu, ayrılığı hissetmişti.Gidecekti Huor, ve öldürecekti.

Aradan yaklaşık bir ay geçti ve Huor ciddi anlamda delirmenin eşiğine geldi.Artık Alcarondas'ı görmüyordu da neredeyse.

Huor kapıdan içeriye sertçe dalan Alcarondas yüzünden uyandı.Etrafa bakındığında önce Alcarondas'ı farkedemese de Alcarondas'ın yere basmasının şiddeti bile onu biraz olsun ayıltmıştı, artık duyabiliyor, anlayabiliyordu.

*Kalk ve bizimle gel, sizin kıtanıza, bütün Asileri öldürmeye gidiyoruz!Böylece Elamon'un intikamını alacağız!*

*Hayır, ben adam öldürmeyeceğim!* dedi ayağa kalkmaya hazırlanarak, güçsüzdü, neredeyse deliydi.Tam ayağa kalkacakken Amiral elini Huor'um omzuna attı, Huor debelendi fakat Alcarondas çok güçlüydü.Huor ise aksine fazlasıyla güçsüzdü.Huor'u tek eliyle durduruyordu.*Geleceksin!* dedi Huor'u küçük bir çocukmuş gibi ensesinden kaldırıp gemilere götürürken, bu kez sadece tek bir amiral gemisi vardı mağarada.Ona binmişlerdi ve mağaranın çıkışına gelmişlerdi.Huor mağaranın çıkışını beyaz değilde sarı olarak gördüğünü farketti.Yaklaştıkça sarılık artıyordu, ve mağaradan çıkış......

Huor mağaradan çıktığında etraftaki ışık gözlerini neredeyse kör etmişti.Ardından gözlerini açtığında neye uğradığını şaşırdı.Ã?ünkü ufukta, en uzakta dahi gemi vardı, sapsarı ve binlerce gemi.Gökyüzü maviliğinden korkmuştu gemiler yüzünden.Ve amiral gemisi ortadaki yerini aldı, aylarca süren o yolculuk başladı, Huor bir önceki yolculuğu hiç hatırlamıyordu, acının şiddeti, Bruan'ın ölmesinin ve Huor'u deliliğe sürüklemesinin şiddeti, onu aylarca uyutmaya kadar itmişti.Ve bu kez Bruan ölüydü, ama yanındaydı, Huor ciddi manada deliriyordu.

by Edmond » Sat Mar 22, 2008 5:48 am

Huor akşam vakti geldiğinde yatağına uzanırken hemen yanında Bruan'ın belirdiğini gördü, o aslında zaten oradaydı ancak yeni dikkat ediyordu.Bir anda belirmemişti.Huor hafifçe doğrularak gülümsedi.Sonra Bruan yavaşça gülümseyerek:

*Bak Huor, beni tanrılar gönderdi demiştim sana, ancak elbette ki bir şartları var.*

Huor meraklanmıştı, tanrılar Huor için bir şeyler yapıyorlardı!

*Huor, bundan sonra kan dökmeyeceksin.*

*Dökmeyeceğim!* diye atıldı Huor, yeter ki Bruan'ı daha fazla görsün.Onun için kendi kanını bile dökerdi.

*Eğer bir daha kan dökmezsen, bundan sonra hep seninle olacağım.*

Huor bir sevinç çığlığı attı.Ã?ylesine mutluydu ki, ölen eşi artık sadece onundu, kimsenin değil, yalnızca onundu.

Ardından birisi göründü kapıda.Alcarondas idi bu.

*Evlat, üzgünüm ancak kendi kendine konuşmana tanık oldum.*

Huor ne diyeceğini bilemiyordu, belki de karşısındaki onu deli zannediyordu!

*Evlat, sanırım ölen sevgilini tanrıların yeniden sana gönderdiğini zannediyorsun?*

*Evet efendim, tanrılar onu bana bağışladılar, o art....*

*Kes sesini ve beni dinle!* diye çıkıştı bir anda Alcarondas, sesi çok çıkmamıştı ama yine de susturmuştu Huor'u.

*Evlat, üzgünüm ancak daha önce de senin gibileriyle karşılaştım.Hatırlıyor musun, ben adam öldüremem dediğini?Hah, işte o sanırım bütün ruhuna girmiş, adam öldürmüş olmanın senin üzerindeki kötü etkilerini atamıyorsun.Maalesef beynin sana böyle bir oyun oynuyor, aslında şu an orada Bruan yok Huor, ve sen adam öldürürsen onu kaybetmezsin, aksine o daha çok güçlenmeye BAşLAR Ã?Ã?NKÃ? DAHA DA DELİRİRSİN!*

Gittikçe güçlenen sesi amiralin, Huor'u korkutmaya yetmişti.Sonra Bruan'ın olması gerektiği yere baktığında yoktu.İçindeki ses Huor'u susturmaya çalışıyordu.Bir yerden tanıyordu Huor bu sesi.Ancak o sese kanmayacaktı.

*Lanet olsun sana amiral, Bruan'ı kaçırdın, senin yüzünden gitti!*

*Söylesene Huor, madem tanrılar yalnızca sana bağışladılar onu, neden ben bağırdığımda gitti?*

Huor düşünemez haldeydi, omzuna dökülen siyah saçlarında bir el olduğunu farketti..Finnälarm diye mırıldandı, eskiden seviyor olduğu kızdı bu.Onun eliydi o el.Kulağına gelen fısıltıları o söylüyordu.*Bruan'ı unut Huor, unut onu!*

Ardından karşısında yeniden Bruan'ı gördü, sarı saçları omzuna dökülüyor ve öylece duruyordu, ancak aslında orada öyle birisi yoktu!Tanrılar Huor'u düşünmemişlerdi.Yalnızca delirmişti Huor, ve en acısı bunu farketmekti!

by Edmond » Tue Mar 18, 2008 6:33 am

Huor gemiye doğru çekilirken yalnızca Bruan'ı düşünebiliyordu, ardından geminin üzerinde bir karaltı görebildi.Omzundan önüne dökülen sarı saçlarıyla Bruan'dı bu.Ã?ekildiği gemi, tümüyle simsiyahtı ve üzerindeki parlayan karaltı, Bruan'dı.Huor çekilmeye yardımcı olmak için, elleriyle ipi tutarak kendisini daha da sert çekti, çok geçmeden siyah gemiye çıkmış ve Alcarondas'ın ona baktığını farketmişti.O önce Bruan'a sarılmak istese de, Bruan ona dur manasında elini kaldırmıştı, Huor yalnızca bakıyordu, Alcarondas ise *Bana bak evlat, söylesene, nereye bakıyorsun.Uyan artık!* Huor bilincini yitirip oraya bayılmıştı.

Huor ayıldığında önünde Bruan'ı gördü, hemen sarıldı, saçlarını ellerinin arasına aldı, akan gözyaşlarını bile silmedi, yalnızca sarıldı.Belki beş dakika, belki elli dakika sonra ayrıldılar.Sonra içeriye Alcarondas girdi, *Aslanım benim, yine yaşıyorsun, yeminler olsun ki tanrılar seni koruyor, beni gemilerim kurtardı, ancak seni tanrılar!*

Huor sonra Alcarondas'ı hiç kafasına bile takmadan yine Bruan'a döndü.Söyleyecek o kadar şeyi vardı ki.Tam ağzını açacakken Bruan'ın dur ikazını gördü.Anlayamıyordu.Sonra Alcarondas'ın üzerine üzerine geldiğini ve Bruan'ı ezmek üzere olduğunu farketti.Fakat Bruan kenara çekilmişti.Alcarondas onu görmemişti!

Huor ne olduğunu anlamıştı, aşkı yüzünden delirmişti, akan gözyaşlarına bir anlam veremedi Alcarondas, anlayamazdı o bunu!

Bruan, Alcarondas çıktıktan sonra, Huor'a dönüp:

*Tanrılar senin istediğini yaptılar, beni yeniden sana gönderdiler, ben şu anda senin gibi etten kemiktenim, ancak beni yalnızca sen görebilirsin!*

Huor bir şey demek istemiyordu, yeniden Bruan'a kavuşmuştu, ve bunu delirerek değil, tanrıların isteğiyle yapmıştı.Ancak tanrılar neden böyle bir şey istemişlerdi?

by Edmond » Sat Mar 15, 2008 11:59 pm

Huor sinirle Alcarondas'a çıkıştı:

*Anlamıyor musun!Ben bir keşişim, savaşmamam gerekiyor!Öldürmemem gerekiyor!*
*Asıl sen anlamıyorsun!Artık keşiş değilsin sen!Kaç kişiyi öldürdün!Al eline oku ve....*

Tam söyleyecekken geminin güvertesine düşen büyük top, gemiyi parçaladı ve Huor ile Alcarondas'ın batmasına sebep oldu, Alcarondas'ın elindeki yay ve ok Huor'un düşerken tutunduğu tahta parçasına denk gelmişti.Alcarondas ise ortalarda görünmüyordu.Huor sinirle eline yay ve oku aldı ancak sadece basit bir tahta parçasının üzerinde duruyordu.Ardından dost gemilerden birisi Huor'un yanına yaklaştı ve onu yukarı çektiler.Huor inanılmaz bir şekilde sinirliydi, sonra yayını çekti ve ilk atışını yaptı düşmanlara, ancak ok inanılmaz bir şekilde uzağa düşmüştü.Huor sinirlendi ve daha dikkatli nişan aldı, ancak yayı fazla gerdiği için ok geminin üzerinden uçup gitmişti.Sonra yayı biraz daha alçalttı ve atışını yaptı, ok muazzam bir hızla ilerideki bir geminin yelkenini delip geçmişti.

Huor artık her seferinde, daha aşağıya, daha sola derken, 3-4 atışta düşmanı tutturuyordu.Savaşın 3. ya da 4. saatine doğru Alcarondas'ın ordusu yenik duruma düşmeye başladı, top atışları yerini tümüyle ok atışlarına bırakmıştı artık.Huor ise inanılmaz bir şekilde ilerlemişti ok kullanımında.

Bir müddet sonra gemiler tarak şeklinde yan yana geçmeye başlamıştı.Huor sebebini anlayamamıştı.Düşman gemisinin yanından geçmek çok aptalcaydı, ancak iki taraf da artık tümüyle tarak geçişi yapıyordu.Huor bunun sebebini sorduğunda, ok atışlarının tümüyle başarılı olabilmesi için, düşmanın yanından geçmek gerektiğini ve nokta atışlarının sağlanması için yapıldığını öğrendi.

Hemen yandan geçmek için yaklaşan bir gemiyi farketti Huor.Kendi tarafındaki kimse ateşli ok atmıyordu ve Huor bunu farketti.Ancak bunun sebebini soracak vakti yoktu.En etkilisi ateşli oktu ve Huor bir ok yakıp düşmana fırlattı...

Ok düşman gemisinin yelkenine isabet aldı ve oradaki tahtalardan birisine saplandı, çok geçmeden gemi alev aldı ve gemi rotasını değiştirerek Huor'un gemisinin üzerine gelmeye başladı.

Gemi çarptığında iki gemi de alev almıştı ve bu sefer Huor'u koruyacak hiçbir gemi yoktu.Huor şansına bir tahta daha bulmuştu fakat bu bir öncekine oranla çok daha küçüktü.Huor üzerine çıkıp eline bir ok daha aldı ve bulunduğu tahtadan ok atarken arkasından bir şeyin saplandığını farketti ve öne doğru düştü.Tam suya dalacakken bir kement onu tutmuştu.Hemen sonra bir gemiye doğru çekiliyordu fakat Huor bilincini yitirmişti......

by Edmond » Sat Mar 01, 2008 12:13 am

Gemiler açıklığa ulaştığında Huor eliyle gözlerini kapattı, bir anda ışığa çıkınca gözleri kamaşmıştı.Ne kadar zamandır orada olduğunu bile bilmiyordu ya!

Alcarondas gemideyken tayfalar tir tir titriyorlardı.Sanki öldürecekti onları Amiral.Gerçi korkulmayacak bir adam da değildi.

Huor ışığa alıştığında neredeyse bir kilometre ilerlemişlerdi.Huor arkasından belkide yüzlerce gemi geldiğini farketti.Yelkenliler, kürekliler, topçu gemiler, birincil gemiler - ki birincil gemiler en önden giden gemilere çarpışarak saldıran gemilerdi.Huor daha sonra çarpışmadan önce bu gemidekilerin atlayarak kurtulduklarını öğrendi.Sağlam ve etkili gemilerdi.

Göz göre göre savaşa gidiyorlardı, hangi ara savaşçı olmuştu, o bir keşişti, kimsenin canına kıyamazdı.Ama artık çok geçti.

Gemiler ilerlerken ileriden bir boru sesi duyuldu.Ã?ncüler bunların düşman olduğunu söyledikten sonra, birincil gemiler öne çıktılar ve topçu gemiler sağa ve sola ayrıldılar.En önde birincil gemiler vardı ki bu gemilerden kurtulması çok zordu.İçleri tamamen patlayıcı doluydu, önleri ise sivri ve enleri neredeyse yoktu bu gemilerin.

Topçu gemiler sağa ve sola ayrılmış ve düşmanlarına yanlarını dönüktüler.Birincil gemilerin biraz arkasından ise -500 metre kadar- Alcarondas ve diğer savaşçı gemiler geliyorlardı.Bu gemilerde, ip, zincir ve özellikle ok ve yay etkiliydi.Sonël olmalarına rağmen savaşlarda ateşli ok kullanıyorlardı, normal savaşlarda neredeyse hiç kullanmazlardı -ki asiler her durumda her şekilde savaşırdılar-.

Birincil gemiler farkı iyice açmışlardı, düşmanların ateşlerine hedef olmaya başlamıştı bile, genel de düşmanların öncül ve güçsüz gemileri en önde olurdu, bu yüzden birincil gemiler fazla işe yaramıyorlardı, tabi düşmanların amiral gemisini en öne çıkarıyordu, ancak kolay kolay düşman amiral gemisini vuramıyorlardı.Birincil gemilerden askerler inmiş teknelerle geri dönerlerken, bir top sandallardan birisini vurmuş içindeki askerleri öldürmüştü ancak topun sahibi olan gemi ilk patlamaya tanık olarak savaşı biraz daha büyük boyutlara taşıdı.

Birincil gemilerden birisi ise çok ince bir hesaba dahil olup inceliğine rağmen topa hedef olup havaya uçarak iki yanındaki birincil gemileri de havaya uçurmuştu.Neyseki ilk patlamadan hemen sonra birincil gemiler biraz daha ayrılmışlardı ancak 8'e yakın gemi helak olmuştu.Fakat ilginç bir şekilde bu gemilerin patlamaları düşmanlara da geçmişti ve yaklaşık 4 kadar düşman gemisini helak etmişti.

Ardından gerçek savaş başladı.Huor eline ok almak istememişti ve biraz olsun Alcarondas'ı sinirlenmişti.Eski keşiş başka şeyler düşünüyordu.

by Edmond » Sat Feb 16, 2008 6:52 am

Amiral sarayın dışından ucu görünmeyen tüneli gösteriyordu.Huor bakındığında bir limanda olduğunu farketti.Limandan hemen sonra geliyordu demekki saray.Tünelin doğal bir yapıt olmadığı muhteşem düzlüğünden belliydi.Ve tam manasıyla silindirik bir yapıya sahipti.Kıvrımlı ve boyutu muazzam tüneldi.Kesinlikle yıkılabilir gibi görünmüyordu.Mükemmel bir yapıdaydı.En ufak bir çıkıntı yoktu.Genişliği 100 metreden aşağı görünmüyordu.Hiçbir şekilde rüzgarı geçirmeyeceği belliydi.

Ardından hafif hasarlı bir gemi göründü, tek hasar yelkeninde gibi görünüyordu geminin.Gemi pek uzakta değildi, zaten gemi göründüğünde limanla arasında pek bir mesafe yoktu.Tünel kıvrımlı olduğu için gemi ansızın ortaya çıkıvermişti.Alcarondas geminin ansızın çıkmasına değil, geminin o halde çıkmasına şaşırmış gibi görünüyordu.

Gemiden aşağıya atlayan tekneci kekeleyerek konuşmaya başladı.Anlattığına göre 16 gemilik filodan bir tek o gemi kurtulmuştu.Huor korkarak Alcarondas'a baktı.*Elamon bu gemideydi değil mi!Elamon şu geminin içinde değil mi!* diye bağırmaya başladı.Alcarondas ise sadece başını öne eğdi.Baskını kimin yaptığını gayet iyi biliyordu.Lanet olası Beren!

Huor kendisini bir olayın içinde buldu bir anda.Herkes hareketlenmişti.Ardından Alcarondas'ın muazzam gemisine bindiğini hatırlıyordu en son.Zaten arkasından gelen yüzlerce gemiyi gördükten sonra bayılmamak elde değildi ki!

by Edmond » Thu Jan 17, 2008 5:21 am

Huor yemeği gördükten sonra bir an kendinden geçti.Ne kadar aç olduğunu bile bilmiyordu.Hemen sofraya atıldı.Alcarondas şaşkın şaşkın, az önceki savaşçıya bakakaldı.Ne kadar acizdi oysa!

Ardından gülümseyerek Huor'un yanına oturdu Alcarondas.Huor kadar hızlı yemek yiyemese de kendisi de baya açtı.Ardından Alcarondas, ilk kez duygusal bir şey hakkında, Bruan hakkında konuşmaya başladı.Uzun boylu yapısı ve savaşçı ruhuyla Alcarondas belki de hayatında ilk kez bu şekilde duygusal bir şeyden bahsedecekti.

*Söylesene Huor, Bruan nasıl bir kızdı.Uğurunda ölmeyi hak ediyor muydu?*
*Uğrunda ölmeyi değil, cehennemde sürünmeyi dahi hak ediyordu.*
*Peki üzülüyor musun?* dedi Alcarondas hafif sesini kısarak.Huor'u incitmek istemiyordu.
*Bu gece bir rüya gördüm, bana üzülme diyordu.Seni seviyorum diyordu bana.Onu çok özlüyorum.* ardından gözlerindeki yaşları sildi hafifçe.
*Özülme, tanrı onu cehennemden koruyacaktır.Seni ölümden koruduğu gibi.Sen güçlüsün Huor, dayanabilirsin.*

Muhabbetleri bittikten sonra herkes doymuştu.Sonra sarayı gezmeye karar verdiler.Saray denizin içine oyulmuş bir mağaranın içine kurulmuştu.Tabanda her zaman nem vardı, bu sayede ne kışın üşüyorlardı, ne yazın yanıyorlardı.

Sonra bir bağırış başladı.Ardından sarayın kapısına vardılar.Ã?mründe böyle bir manzara görmemişti Huor.Birkaç metre sonra deniz başlıyordu ve oyuk o kadar kıvrımlıydı ki en sert rüzgarlar bile o kadar içeri giremezdi.

*Biz şu an nerenin altındayız?*
*İsmini söyleyeceğim fakat anlaman imkansız.şu an da insan kıtasında değiliz.Alon'dayız.*

Huor şaşkın şaşkın bakıyordu.Başka bir kıta mı?

by Edmond » Tue Jan 08, 2008 1:51 am

Huor sakince önüne eğildi.İkisi de susmuştu.Ancak sessizliği Amiral bozdu.



*Daha önce kimseyi öldürmüş müydün?*

*Evet.*

*Kimi, ya da bir Sonël miydi?*

*Ben Sonël'lerle ilk kez bu savaşta tanıştım.Gerçi daha önceden Elamon'u tanıyordum ama o henüz küçük bir kız.İlk kez bir yetişkinle tanıştım.*

*Peki öldürdüğün kişi kimdi?Niye öldürdün?*

*Kasabamızın Lord'uydu.Aslında yasak işlere bulaşıyordu.Ben de bunu ortaya çıkardım.Sonra tanıdığım bir tüccara git bunu güvendiğin ve yetkili birisine ver dedim.Sonra Lord'la kavga ettik.Beni öldürmek istedi ki Bruan'la burada tanıştık.* Bu esnada gözleri dolmuştu.

*Evlat, kiminle nerede tanıştığın beni alakadar etmez, sen savaşı anlat.Senin gibi bir savaşçı böyle şeylere nasıl olur da takılır ha?*

*O sırada ben de ona düello teklif ettim, kasaba kurallarına göre, ben kazansam da idam edilirdim, fakat kazanmam imkansızdı çünkü elime belki de ilk kez kılıç alıyordum.* bu sırada Alcarondas tecrübesinden beklemeyecek bir hayrete düşmüştü.Huor devam etti:

*Fakat 1 metre 90 santim boyundaydı ve fazlasıyla iriydi Lord.Ayrıca bütün Lord'lar kılıç eğitimlerinden geçerler.Ve bu Lord daha öncesinde çok kez kılıç düellosu yapmıştı.Eğer ki solak olmasaydım belki de asla yenemezdim.*

*Nasıl yani, sen hayatında ilk kez eline kılıç alıp bir Lord'u mu yendin?*

*Sanırım.Fakat daha sonra olduğum yere bayıldım ve uyandığımda başımda cellat olarak manastırımdaki başkeşişi gördüm.Sanırım onun da işine çomak sokmuştum.Ve beni öldürmek için can atıyordu.*

*Bu ne biçim manastır?Sen ne biçim yerden gelmişsin!*

*Tam beni idam etmek üzereyken bana Tanrıya selam söyle dedi.Sinirlenmiştim.Fakat tam o sırada

bir vızıltıyla kralın adamları yardıma yetişti.Bir ok cellata saplanmıştı ama ölmemişti.Elindeki baltayı aldım, havaya kaldırdım.Ardından Tanrının sana selamı var diye bağırarak kafasını gövdesinden ayırdım.*

*Vay be, karşımda bir çocuk değil kahraman duruyor.Ben askerlikte geçirdiğim 400 yılıma rağmen böyle bir kahraman görmedim.Ne dersin, seni filomun en yetkili askeri yapayım mı?*



Huor bir anda bocaladı.Ne diyordu bu adam, askeriyede 400 yıl geçirmek demek ne demekti?



*Siz kaç yaşındasınız?*

*480 civarında.*

*Aslında olabilir, zaten keşişliğim kalmadı sanırım.Onlarca kişiyi öldürdüm ve yüzlerce kişinin ölümüne tanık oldum.Peki kervan arkadaşlarım ne olacak?*

*Sen merak etme, onlara görebildiğin en rahat yaşamı veririm.*

*Ah, kusura bakmayın, sormayı unuttum, burası neresi?*

*Benim mağaramdaki benim sarayım evlat!*

*Peki diğer arkadaşlarım neredeler?*

*Elamon bir gemiyle birlikte keşif seferine çıktı.Tamon ise çalışıyor, diğerleri ise, (bu esnada biraz sinirlenmişti) her zamanki gibi tıkınıyor!*

*Sanırım onların yanına gitme vaktim geldi.Biraz acıktım.*

*Off, siz insanlar.Kalk hadi, miskin herif!Tüm bildiğiniz yemek ve uyumak!*



Gülümseyerek yataktan kalkan Huor, hala yorgun olduğunu farketti.Yemek salonuna gidene kadar gücünü düşünmüştü, ki saray o kadar büyüktü ki düşünmek için bolca zamanı olmuştu.



Yemek salonuna vardığında Loren koşarak üzerine atladı Huor'un ve boynuna sarıldı.Sonra ayrıldı ve elini uzattı.



*Tebrikler kardeşim, gerçekten süperdin orada.Tek başına onlarca kişiyi hakladın.*

*Sağol kardeşim* dedi Huor elini sıkarak Loren'in.



Huor daha sonra diğerlerine baktı, hepsi tebrik ediyordu.Sonra oturdu ve sofradaki her şeyi süpürmeye başladı.Ancak sofra bile fazlasıyla uzundu.

by Edmond » Tue Jan 08, 2008 1:21 am

Huor tekrar yataktan kalktı.Alcarondas yanına kadar gelmişti.Güven veren bir gülümsemesi vardı.30-40 yaşlarında görünüyordu.Ancak Huor öyle olmadığına emindi, çünkü Elamon kesinlikle yaşı gibi görünmüyordu.Ã?yleyse bu Sonël 100 yaşında diye düşündü Huor.

*Evlat, duyduğum kadarıyla tek başına onlarca Asiyi haklamışsın?*
*Evet efendim.*
*Kaldır bakayım kollarını, kaslı görünüyorsun, savaşçı mısın?*
*Hayır efendim, bir keşişim.*
*Dindar birisisin yani?*
*Evet efendim.*
*Ã?yleyse senin kimseyi öldürmemen lazımdı.Hangi tanrıya inanırsan inan, hiçbir keşiş böyle bir şey yapamaz?*
*Efendim, ben de istemezdim, ama maalesef öldürmek zorunda kaldım.*
*Anlaşıldı, zaten gücün tamamının kendine ait olduğu kesin.*
*Nasıl yani?*
*Yani bir Sonël'i öldürdükten sonra sana hiçbir iyi büyü işlemez.Bunu bildiğini zannediyordum!*

Huor sessizce baktı.Demek Tamon bu yüzden yardım etmemişti.Oysa Huor Tamon'un yardım ettiğini düşündüğü için cesaretle savaşıp, bu gücün Tamon'a ait olduğunu düşünmüştü.Demek kendisi gerçekten güçlüydü!

by Edmond » Sun Jan 06, 2008 5:34 am

Etraf sisler içerisindeydi.Havanın karanlığına bakılırsa gece yarısıydı.Ancak hava gündüz gibi sıcaktı.İleriden bembeyaz bir gelin yaklaşıyordu.Tek ışık o gelinden geliyordu sanki ve gelin yaklaştıkça hava daha da ısınıyordu.Huor gelenin Bruan olduğunu farketti.Gülümsüyordu, beyazlar giymiş lale gibiydi sanki.Huor zamanın geçmesini istemiyordu sanki ve zaman geçtikçe Huor terler içinde kalıyordu.Kendisi öldürmüştü Bruan'ı.Sonra ellerine baktı ve ellerinin kanlı olduğunu farketti.Daha sonra istediğinin aksine, Bruan bir anda yanında beliriverdi.

*Seni seviyorum.Ve beni öldürmedin sen, dünyanın zulmunden kurtardın.Seni çok seviyorum*

**********************************

Huor uyandığında kendisini bir saray odasının içinde buldu.Terler içerisinde kalmıştı.Sonra aceleyle eline baktığında ellerinin kanlar içinde olduğunda farketti.İlerideki kapı -ki bayağı ilerideydi- hızlı bir şekilde açıldı.Ve Huor korkarak yataktan sıçradı.İçeriye, iriyarı ve cüsseli bir adam girdi.Huor'un uzaktan farkettiği kadarıyla bu adam bir Sonël olamazdı.Ã?ünkü gördüğü hiçbir Sonël 165 cm'yi geçmiyordu ve de kaslı değildiler.Ancak bu adam çok büyük bir ihtimalle 180 cm vardı.Gerçi kaslı değildi ama güçlü ve asil görünüyordu.Adam yaklaştıkça Huor gelenin Amiral Alcarondas olduğunu farketti.Gülümseyerek geliyordu.Huor tekrar yatağa düştü.Ama bu kez uyanıktı.Ardından Alcarondas bağırdı: *MİSKİN, KALK YATAKTAN, SENİN GİBİ DEV BİR SAVAşÃƒ?I UYUR MUYMUş?*

by Edmond » Thu Dec 20, 2007 9:41 pm

Huor arkasını döndüğünde, karaya çıkarma yapan Alcarondas'ı gördü.Normalde gördüğü Sonël'ler kısa olsa da Alcarondas oldukça heybetliydi.Gemiden atıyla dörtnala inerken kılıcını önüne doğrultmuştu.Huor'un ilk farkettiği şey, kılıcın mavi olmasıydı.Hayatında ilk kez mavi bir kılıç görüyordu.Sonra kasabanın kurtulacağını farkederek savaşı bıraktı.Gözleri yaşlı bir şekilde Bruan'a doğru ilerlemeye başladı.İlerlerken ayakları titriyor hafif hafif eğiliyordu.Bruan'ın yanına vardığında yerde sürünür gibiydi Huor.

Bruan yerde hala can çekişiyordu.Kargı tam kalbine saplanmıştı.Yaşaması imkansız görünüyordu.Bruan titreyerek Huor'a seslendi.*Be...n...i..... öl..dü.......r, kurt....ulu...yoorum artık bu dü...nyada...n*

Huor ilk önce gözyaşlarını sildi.Ardından Bruan'ın göğsünde duran kargıyı çıkardı.Son olarak kendi kargısını sımsıkı sıkarak Bruan'ın göğsüne tekrar tekrar sapladı.Bruan öldükten sonra ağlayarak başına yumuldu kızın.*HAYIR* diye bağırmaya başladı.Lanetler okuyor küfürler ediyordu.Sonra Bruan'a sapladığı kargıyı alıp Bruan'ı öldüren Sonël'in yanına gitti.O orada ölmüştü.Hiçbir şey yapmadı, ancak bu acıya daha fazla dayanamayıp olduğu yerde bayıldı.

by Edmond » Sun Dec 16, 2007 5:44 am

İlk Beren'in orduları kasabaya ulaştı.Huor'un aklına bir şey geldi.Bunlar kasabaya giremezlerdi ki!Girebilecekleri tek yeri, kendi alevli okları kapatmıştı.Bir anda içine bir cesaret geldi.Korkusu azalmıştı.Ancak bu duygu henüz Bruan'da yoktu.Titriyordu kızcağız, bembeyaz olmuştu.Bir katliam neyse de, bir savaş!Kaldıramazdı bu yükü.

Ardından naralar batıdan güneye doğru dönmeye başladı.Huor biliyordu, kasabaya giremezlerdi.Ama ne yapabileceklerini de bilmiyordu.Ne diye güneye inmişlerdi ki?

Bir müddet sonra naralar alevlerin oradan gelmeye başladı.Dumandan ardını göremiyorlardı alevin.Zaten alev onlara baya bir uzaktı.Kasabanın bir ucundaydılar çünkü.Fakat, ilk çığlıklar pek gecikmedi.Elamon lanetler okuyarak:

*Olamaz, adamlar ateşe dayanıklılık için türlü türlü büyüler yapmışlar.Fakat babamgil ateş büyüleri yapamazlar.Yani bize yardıma gelemeyecek gibi görünüyorlar.* bu lafın ardından, Huor titreyerek:

*Lanet olsun hepsine!*

Bir müddet sonra katliamcılar yeterince yaklaşmışlardı ve onları görüyorlardı.Sonra 16 atlı Elf üzerlerine doğru gelmeye başlamıştı.Ama onlar yetişemeden kervandaki önce herkes birer yay, bir sürü ok ve birer kılıç almıştı ellerine.Fakat yayları değil kılıçları tutuyorlardı o esnada.Elf'ler ellerinde mızraklarla gruba doğru dalarken, atlılardan en öndekinin ayağı takıldı esrarengiz bir biçimde (!) ve zincirleme bir kaza oluştu orada yaklaşık 8 tane atlı yıkılmıştı oraya ve durumları da ağır görüyordu.Ancak hâlâ 8 atlı üzerlerine doğru geliyordu ve atlılardan birisi diğerlinden önde, tam mızrağını Bruan'a uzatmışken Huor kılıcını savurarak Elf'in mızrağını kesti ve Elf kızı ıskaladı.Ardından atlı duramadan Loren tarafından kafası biçildi.

Fakat arkadan bir atlı daha geliyordu, ilk elfin atına atlayan Huor, üzerinde doğru dörtnala gitmeye başladı.Ancak atlının kargısı daha uzundu.Tam mızrağını Huor'a doğrultmuşken, Huor hafif eğilerek kurtuldu ve yanından geçmekte olan atlının göğsüne kılıcını soktu.Sonra onun da kargısını aldı.Diğer atlılar teker teker gelmiyorlardı.6 tane atlı dörtnala geliyorlardı üzerlerine doğru.Huor en sağdakinin de sağından onlara doğru gidiyordu.Zaten solak olması sayesinde adamların ters tarafına geliyordu.Bu sayede adamların sağından giderek hem kargılarından kurtulup, hem de sol elinde tuttuğu kılıçla onları biçebiliyordu.Bu şekilde 3 tanesini biçti.Elf'lerin hepsi Huor'u kovalıyordu.Büyücü o esnada hafiften ağlıyordu.Huor Tamon'un ağladığını görmeden, Tamon'dan medet umuyordu.Ancak hiç hesaba katmadığı bir sebepten dolayı hiç bir şekilde yardım alamıyordu.

O esnada Huor bir atlıyı kovalarken tam solundan bir atlı dalıyordu Huor'a, Huor soluna döndüğünde, Elf'in kafasında bir ok gördü ve arkasına baktığında Loren'in elindeki yayı farketti.

Son 2 atlı Huor'u yan yana kovalıyorlardı.Huor elindeki uzun kargıyı arkasına doğrulttu, ancak hala hız farkı 0 olduğu için onlara vuramıyordu.Hafif atını sağa çevirdi ve sol elinde tuttuğu kargıyı arkalarındakine çevirebildi.şimdi Huor sol elindeki kargıyı rahat bir şekilde koltuklayabilerek sağ tarafındakileri öldürebilirdi.Gittikçe yaklaşıyorlardı.Sonra Huor atını yarım tur çevirerek sağdaki atlıya dalarak onun göğsüne sapladı kargıyı.Son atlı da ya kaçacaktı ya da Huor'a saldırıp ölecekti.Fakat Huor'un hesabında bir eksik vardı.Atlı kervana doğru dörtnala ilerliyordu.Huor arkasını dönüp atlıyı kovalamaya başladı.Farkı çok büyük ihtimalle kapatacaktı.En önde Loren vardı, bu yüzden asla ilerleyemezdi atlı.Fakat atlı Loren'in solundan geçerek elindeki kargıyı Bruan'ın göğsüne sapladı.Huor bir çığlık attı o esnada.Arkadan yetiştiği atlıya elindeki kargıyı fırlattı uzaktan ve göğsüne girdi kargı atlının.Ve diğer tarafından çıkan kargıyı gitti ve aldı.Bu onun ömrü boyunca kullanacağı silahı olacaktı.

Diğer Elf'ler yağmalıyorlardı hala köyü.Fakat o esnada ileriden gelen gemilerden sesler duyulmaya başlandı.Yine küçük kız sözü aldı:

*İşte bu!Amiral Alcarondas gemileriyle yardıma geliyor!*

by Edmond » Fri Dec 14, 2007 6:12 am

Huor grubunda bir kişi daha fazla ilerlerken düşünüyordu.Acaba artık bir keşiş miydi?Eline kılıç alan, yay alıp adam öldürmek isteyen keşiş olur muydu?İçinden bunları düşünmenin zamanı değil diye geçirdi.

Gözleri kız ile Tamon arasında gidip geliyordu.İkisi de birbirinden acayiptiler.En sonunda patlamak üzereyken, dayanamayıp sordu Tamon'a.

*Nasıl oluyor da, senin dua etmenle bütün müsibetlerden kurtuluyoruz?* Tamon gülümseyerek karşılık verdi gence.

*Tanrıya şükürler olsun.*
*Sadece şükrederek nereye kadar?*
*Eğer tanrıya güvenirsen sonsuza kadar!*
*Peki dünyada tanrıya güvenen binlerce insan...(ki bu sırada aklına elfler geldi).... ya da varlık var.Hepsinin neden istediği olmuyor?*

Ancak Tamon cevap vermeden, yalnızca gülümseyerek baktı gence.Genç diğerlerine baktıklarında hiç Tamon'la ilgilenmiyorlarmış gibi görünüyorlardı.

*Onlara ne yaptın?*
*Basit bir büyü.*
*Nasıl?*
*Çok basit.Onlar benimle ilgili hiçbir şeyden şüphe etmezler.*
*Peki neden bu büyüyü bana yapmadın?*
*Ã?ünkü sen beni öldürme ihtiyacı duymadın hiçbir zaman.*

Huor hiçbir şeyden anlamayarak Elamon'a baktı.Ne kadar zarifti.Yanına gitti gülümseyerek.

*Söyle bakalım Elamon, senin ailende bu katliamı yapanlar arasında mı?*
*Hayır, babam Cuthalion, o katliama karşı olanların başında.*
*Peki sen küçük yaşına rağmen burada ne yap....Bir dakika, sen 19 yaşındaydın değil mi?*
*Evet.* dedi gülümseyerek Elamon.

*Peki söyler misin Elamon, neden sizin Elf'ler, bizim insanlarımıza karşı bu kadar vahşiler?*
*Siz insanlar hep meraklı mısınızdır?Peki öyleyse, söyleyeyim.Sizin insanlarınız, bizim elferimizin kasabalarını yağmaladılar.Amaçları cadı olmamız -ki zaten değiliz- değildi.Amaçları hazinelemizdi.Ancak neden yaptınız diye soranlara cadı diye karşılık verdiler.*
*Peki buradaki insanların suçu ne?*
*Gel benimle!*

Elamon keşişin elinden tuttu ve evlerden herhangi birisine soktu.Küllerin arasından içeri girdiklerinde içerinin altınlarla kaplı olduğunu farketti Huor.

*Bunların hepsi sizin mi?*
*Evet!*

Ardından Huor, insanlığından utanarak başını öne eğdi.

*Peki neden bizi öldürmediniz?Elinize 2 fırsat geçmişti!*
*Tamon sizi kurtardı.Biz sizi de öldürecektik!*
*Peki Tamon neden diğerlerini değil de sadece bizi kurtardı?*
*Ã?ünkü siz masumsunuz!*

Huor hafif hafif anladığını hissediyordu.Bu kadın dua ederek kendilerini korumuştu.Yani asıl koruyan tanrıydı, ancak vesile olan Tamon'du.Peki ya büyü meselesi?

*Ya nasıl diğerlerine büyü yaptı?*
*O büyü tanrının dünyadaki ölümlülere bahşettikleri yeteneklerden birisi.Yani aslında herkes yapabilir ancak birkaç koşulla.*
*Peki koşullar nedir?*
*Bunu Tamon'a sorsan daha iyi olur.*

Yolculuk deniz kenarında tatlı bir kasabada son buldu.Ayrıca Huor'un gördüğü en büyük kasabalaydı bu.İçeri girdiler yavaş yavaş.Kasabanın güneyinden girmişleri ve dümdüz kuzeye ilerlemişlerdi.Huor hayatında ilk kez deniz görüyordu.Ve en ileride bir sürü gemi.Her yerde ışıklar vardı.Muazzamdı.

Fakat bir anda kasabanın doğu ve batı tarafından ortalığı inleten naralar yükselmeye başladı.Ancak iki tarafta birbirinin tersi gibi görünüyordu.Ve bir anda havaya alevli oklar yükselmeye başladı.Hava aydınlık bir hal almıştı.Küçük kız sözü aldı.

*Lanet olsun.Elf'ler arasında savaş çıkacak!Babam doğu taraftan geliyor.Bütün Gri Elf'leri toplamış gibi!Beren ve lanet isyancıları ise batıdan geliyor.Ã?ABUK GÃ?NEYE!KAÃ?IN!*

Ancak kimse kıpırdayamıyordu.Ã?ünkü yükselen alevli oklar, şehrin güneyini ve karadan olan tek girişini kapatmıştı.Cayır cayır yanıyordu.Elf'ler arasındaki muazzam savaş, bu kasabayı kana bulayacak gibi görünüyordu.

by Edmond » Sat Dec 08, 2007 10:21 pm

Saatler geçmek bilmiyordu.Herkeste bir hüzün vardı.İki günde 2 katliama tanık olmuşlardı.Huor ise katliamlardan bambaşka bir şeyi düşünüyordu.Tamor'u.Bu kadın kimdi, neyin nesiydi?Huor şimdiye kadar ne zaman kadında bir ilginçlik sezse, aynı ilginçliği doğada da seziyordu.

Yaklaşık 3. saatin sonuna geldiklerinde, dışarısı iyice durulmuş, güneş açmıştı.Dışarı çıktıklarında katliamın sonucunu gördüler.Her yer kan içerisindeydi.Yerdeki çoğu kişinin kafası yoktu.Ya da çoğu kafanın gövdesi yoktu.

Bruan gözyaşları içerisinde dizlerinin üzerine çöktü, başı öne eğik bir şekilde ağlamaya başladı.Hıçkırıklara boğulmuştu.Hayatında ilk kez bu kadar ölü görüyordu.Yüzlerce ceset ki çoğu da çocuk.

Sonra kasabanın öteki tarafından ağlama sesleri duyuldu.Ancak ağlama sesleri bir çocuğa ait gibiydi.Vardıklarında 7-8 yaşlarında küçük bir kız çocuğunun, başı öne eğik bir şekilde hüngür hüngür ağladığını farkettiler.Huor öne çıkarak kıza adını sordu.Kız kafasını kaldırdı korkarak.Ardından birkaç şeye dikkat ettiler.Ã?ncelikle kızın kulakları biraz daha sivri görünüyordu.Gözleri ise keskindi.Konuşmuyordu.Küçük yaşına rağmen, oldukça ağırbaşlı görünüyordu.Sonra Huor kızın cevap vermeyeceğini anlayınca, başına eğildi kızın, hafifçe saçını okşamaya başladı.Siyah saçlı, kara gözlü güzel bir çocuktu.

Sonra Loren elindeki hançerini cebine koyarak küçük kıza dikkatle baktı.Kızda aynı şekilde Loren'e baktı.Loren sonra *Adın ne?* diye yeniden sordu.Küçük kız çocuğu hafifçe gülümseyerek, *Elamon* dedi.Kendisiyle konuşmayan kız çocuğunun, Loren'e gülümsemesine şaşıran Huor ayağa kalkıp dik dik Loren'e baktı.Loren'in de gülümsediğini farketti.Sonra yaşlı Royrat'a baktı.Havaya bakıp bakıp duruyordu.Huor'a göre, adam da yağmur meselesini düşünüyordu.Ancak adam hâlâ savaş istiyordu.Bunu bir tek karısı biliyordu.Youre ve Sorte ise etrafı gözetlemekteydiler.Keşiş ilginç bir gün geçiriyordu.Loren kızla konuşmaya başladı bu esnada.

*Söyle bakalım, neler oldu burada?*
*Bilmiyorum, ilk kez böyle bir olay oluyor bu kasabada.*
*Peki senin ailen de orada mıydı?* dedi katliam bölgesini göstererek.Küçük kız yalnızca gülümsemekle yetindi.
*Pekala Elamon, söyle bakalım, ne yapmayı düşünüyorsun şimdi?*
*Kalacak yerim yok.*
*Bizimle gelmek ister misin?*
*Evet.* Elamon hala gülümsüyordu.Artık 8 kişiydiler.
*Peki sen kaç yaşındasın Elamon?*
*19.* dedi küçük kız.Loren hiçbir şey anlayamamıştı.
*Nasıl 19?* hala şaşkındı Loren.Ardından küçük kız 19 yaşında birisine yakışır bir hareketle elini beline dayadı.
*Basbayağı 19.*
*Peki neden bu kadar küçüksün sen?*
*Ã?ünkü ben bir Elf'im.*

Aralarında Tamon hariç herkes bir şey anlamadan bakıyordu küçüğe.Tamon ise fazla şaşırmamıştı.Huor nedense Tamon'a bakma isteği duydu ve beklediği gibi sonuç aldı.kadın yine tersti herkese.Herkes şaşırıyordu ancak o gülümsüyordu.Loren yine muhabbete devam etti.

*Peki Elf nedir?* ancak sözü kızdan önce Tamon aldı ve cevabı o verdi.

*Ormanlarda yaşayan gizli bir ırk.İnsanlar gibi değillerdir ölümsüzlerdir.Narin ve güzel bir ırk olmasına rağmen, biraz çelimsizdirler.Bilinen kadarıyla, ağaçlarla konuşabilirler.* ardından Huor soru sordu bu kez.

*Peki senin burada ne işin var?*
*Akrabalarımı durdurmaya geldim.*
*Bu katliamları yapanlar Elf'ler mi?*
*Evet, ancak suçlu olanlar sizlersiniz!*
*Nasıl yani?* fakat yine sözü Tamon aldı.

*İnsanlar yüzyıllardır gördükleri her Elf'i büyücü diye öldürdüler.*
*Fakat hani Elf'ler ölümsüzdü?*
*Dışarıdan müdahele edilmedikçe ölümsüzler.* Sonra Huor, küçük kıza dönerek

*Peki nasıl büyücüsünüz siz?*
*Büyücü değiliz ki, yalnızca ölümsüzüz.*

Huor şaşkın şaşkın bakınıyordu.Daha değişik şeyler görecek miyim acaba diye düşünmekten kendini alamıyordu.

Top