ÖSS Tercihi Yapmayı Düşünenler İçin

Post a reply

Confirmation code
Enter the code exactly as it appears. All letters are case insensitive.
Smilies
:D :) :( :o 8O :? 8) :lol: :x :P :oops: :cry: :evil: :twisted: :roll: :wink: :!: :?: :idea: :arrow: :| :mrgreen:

BBCode is ON
[img] is ON
[url] is ON
Smilies are ON

Topic review
   

If you wish to attach one or more files enter the details below.

Maximum filesize per attachment: 256 KiB.

Expand view Topic review: ÖSS Tercihi Yapmayı Düşünenler İçin

by Raistlin » Mon Jul 14, 2008 7:08 pm

Özel okula para yetişmez zaten, ben burslu olarak girin demiştim.

by Firble » Mon Jul 14, 2008 6:00 pm

: ) ) ) Umarım yine eski tartışmalarımızdan biri başlamaz... : ) ) ) Ama ben Raistlin'in tam aksi yönde düşünüyorum... Belki onun yaşadığının tam zıddını yaşadığım içindir. İlkokul ve liseyi özel okulda okudum... Özellikle okuduğum lise zamanın en ünlü özel okullarından birisi idi.. Alman Lisesi.. Robert Kolejden sonra o günlerde en zor girilen özel lise Alman Lisesi idi. Aslında Alman Lisesi tam anlamı ile bir özel lise de değildi. Daha çok misyon okulu olarak anmak daha doğru olur Alman Lisesi'ni... Okul Alman Milli Eğitim Bakanlığına bağlı bir vakfın kurduğu Alman kültürünü Dünya'nın farklı ülkelerinde yaygınlaştırmak için kurulmuş bir okuldu. Benzerlerinden başka bir çok ülkede var. Yine de okul gerekli masrafları karşılamak için bir defa öğrenciyi kaynak olarak gördüğü zaman bu onun kalitesini en azından benim hissettiğim kadarıyla düşürüyor.

İlkokulum ise neredeyse okuldaki her anımızdan para çıkarma derdinde bir okuldu. Ve doğrusu özel okullardan beni nefret ettirdi. Doğrusu ilerde evlenir ve ola ki çocuğum da olursa en azından içime sinen bir devlet okulu olduğuna emin olmadan özel okula kesinlikle vermem. Artan parayla da çocuğumu sevdiği bir şeyi yapabileceği bir kursa ya da benzer bir şeye gönderirim.

Ã?niversitem de tam tersine ailemden ilk defa ayrıldığım, istediğim gibi yaşadığım ve istediğim gibi olabildiğim bir yerdi. Bu nedenle belki çok tarafsız bakamıyorum. Ancak gerek eğitim gerekse eğitim dışı konularda üniversitem bana istediğimi hep verdi.

Demem o ki... Hemen karar vermeyin. Bence kesin vakıf ya da kesin devlet üniversitesi de demeyin. İki tarafa da gidenleri dinleyin eğer görebilirseniz üniversiteleri görün... Böle işte...

by Raistlin » Sat Jul 12, 2008 6:45 pm

Bilgisayar Mühendisiyim. şu anda Yazılım Mühendisi olarak çalışıyorum.

İlk önerim devlet üniversitesi yerine burslu özel üniversite tercih etmenizdir. Aradaki farkı anlat anlat bitmez. Tartışması da kolay kolay bitmez. Ben devlet okulunda, anadolu lisesinde de özel lisede de , fen lisesinde de okudum. Hepsini gördüm, özelden şaşmayın derim. Burslu girmeye çalışın yoksa ailenizin bütün birikimi eriyip yok olabilir (zenginseniz son cümle sizin için geçerli değil :P)

İkincisi çift anadal yapmamanızdır. Ben bir kere başladım, sonra da gurur yapıp bırakamadım. Hiç başlamayın daha iyi. İki diploma alacam diye 10 sene yaşlanmayın, kendi bölümünüzde en iyi olmaya çalışın, ruh sağlığı açısından daha iyi :P.

Bu genel tavsiyelerden sonra öncelikle mühendis olunmaz mühendis doğulur.
Abuk subuk şeylere ya ilginiz vardır ya da yoktur. Anneniz babanız size mühendis ol, doktor ol diyor diye bu bölümleri tercih etmeyin. İlginiz varsa zaten bu genç yaşlardan manifest oluyor :P

Herkese iyi şanslar ve başarılar :)

by Artemis Entreri » Sat Jul 12, 2008 6:12 pm

www.kontrol.itu.edu.tr

İlk tavsiyem eğer İstanbul'da değilseniz, İstanbul'a gelin. Okumak değil, İstanbulda okumak insana çok şey katıyor. İnsanlar, ortamlar, fırsatlar, herşey çok farklı. Ben hayatım boyunca Odtü havacılık ve uzayda okumak istemişken (bu benim için çok büyük bir hayaldi.) ve sınav sonrası puanlar açıklanınca o bölüme çok rahatlıkla girebiliyorken, bir hocamın tavsiyesini dinleyerek buraya geldim. Yani İTÃ? Kontrol Mühendisliği.

Aklınıza ilk gelen soruları cevaplandırayım, hayır kontrol mühendisliği 2 senelik değil, ve yine hayır birşeyleri kontrol ettiğimiz de yok. Bölümle ilgili sevmediğim ( o da sadece başlarda ) tek şey belki de ismiydi. Kontrol! O ne yahu. Gidip inşaatı mı kontrol edecez? Ne yazık ki işimiz çok daha zor. Ve yaşasın, işimiz çok çok daha zevkli.

Bir kontrol mühendisinin yapacağı iş, aslında insanların üzerlerinde kontrol sahibi olmadığı sistemleri tasarlamak, yaratmak, programlamak, gerekirse de bakımını yapmaktır. Herhangi bir üretim yapan firmayı düşünün. Ã?retim bandının bir ucundan kum girip diğer ucundan cam çıkar, çikolata girer gofret çıkar, metal girer, araba çıkar. Abartıyorum biraz tabi ama bu işler böyledir. Tutup da insanlar bu işleme karışmaz. Tabii ki teknisyen doğru çalışıp çalışmadığını kontrol eder, ama asıl iş o sistemi tasarlayan kontrol mühendisindedir.

Robotlar, kontrol mühendisliğinin bir alt dalı. Onlar da insanların etkisine gerek duymadan işlevlerini yerine getiriyorlar. Ve robotdan kastım sadece çizgi izleyen futbol oynayan robotlar da değil. Tıpta kullanılan robot kollarından tutun, satranç oynayanına, dans edenine, uçanı kaçanı ordan oraya birşeyler götüreni vs. vs.

Kontrol mühendisliğinin Dünya da karışamayacağı çok az yer var. Bir şekilde her işe maydonoz olabilecek kapasitedeler. Tıpta, savunma sanayisinde, endüstride, üretimde, eğitimde, hatta borsa da, siyasette.

www.otokon.itu.edu.tr

Birde bu forumu inceleyin. Çok büyük bir çoğunluğunu kontrol mühendislerinin oluşturduğu, aktif olarak çalışan, eğitimler veren, güzel organizasyonlar düzenleyen, itünün bir öğrenci dayanışma kulübü. Eğer bu tarz işlere ilginiz varsa duymuşsunuzdur, bu sene İstanbulda İTÃ?RO( İstanbul Teknik Ã?niversitesi Robot Olimpiyatları ) yu düzenledik. Binlerce insan gelerek robotları yarıştırdılar, seminerlere katıldılar, atölyelerde çalıştılar, sergileri gezdiler vs. vs. Bir kontrol mühendisi olarak bu tarz organizasyonların düzenlenmesine de katkıda bulunabilirsiniz.

www.ituro.org

Benden bu kadar, kendi bölümümü tanıtmış bulunuyorum.

by Edmond » Sat Jul 12, 2008 7:35 am

Babamın arkadaşları bilgisayar mühendisi.Ne yalan söyleyeyim, imreniyorum hayatlarına.Neşeliler, eğlenceliler, eğleniyorlar.3 yıl sonra bugün belki de ben bunları harıl harıl düşünüyor olacağım, ama kafamda belli.Baba mesleği :)

by Possessed » Sat Jul 12, 2008 7:29 am

Ben Doğu Akdeniz Ã?niversitesi'nde 3.sınıf mimarlık öğrencisiyim.

Aslında tesadüflere inanmam, her şeyin bir olma nedenine inanırım. Mimarlığa biraz ilgim vardı ama Ã?SS sonrası öyle bir şey başıma geldi ki DAÃ? mimarlığı seçiverdim. Maalesef KORKUNÃ? pişmanım. Eğer bana şu bölümü biri doğru düzgün anlatsaydı seçmezdim belki de. "Mimarlık nedir?" sorusunun yanıtı veriliyor; ama nelerle karşılaşacaklarımız hakkında kimse konuşmuyor. Hocalar dahil herkes "bir yere gir yeter" diyor. Bu saçma mantığın kurbanıyım. Benim gibi Ã?SS'ye bile pek çalışmayıp gerekli önemi verememiş biriyseniz kesinlikle tavsiye etmiyorum. Bölüm "ödev" yapmaktan ibaret. HİÃ?BİR şEY öğretmiyorlar, sadece ödev veriyorlar. Lisede daha az ödev verilirdi, düşünün artık. 3.sınıfa geldim, konut yapımı hakkında en ufak bir fikrim yok. Bir şey olunca "git araştır" deniyor. Bazı deli hocalar var, zevk için sınıfta bırakıyor. Artık bıktım, ödev de yapmıyorum (zaten hepsini yapamazdım), gereksiz çünkü. Boş boş işler, derste işe yarayan bir cümle duymadım daha. Sırf kırtasiyeye gidip malzemelere bol bol paralar harcayalım diye ödev veriyorlar. Bizim bir teorimize göre okul çevresindeki kırtasiyecilerle hocalar anlaşmalı. Ne kadar pahalı malzeme kullanırsan onu beğeniyorlar. Mimar olacağız değil mi; ama gel gör ki tasarım dersi yalan, boş geçiyor. Projelerini hocalar kendi zevklerine göre değerlendiriyorlar. Bu saçmalıkların üzerine bir de dersler çok ağır. Bütün dersler en az 3 saat aralıksız. Yani bir gün hariç bütün hafta derslerle dolu. Sabah okula gidip akşam dönüyoruz. Eve gelince ne öğrendik diye birbirimize bakıyoruz. Sadece ödev vermesini biliyor hocalar.

Kıbrıs ise başka bir saçmalık, yazık yani o kadar şehit vermişiz, bu ülke diyemeyeceğim kara parçası için mi?! "Rumlar daha iyi yaşıyor" deyip adam bütün gün evinde uyuyor. "Türkiye bizi neden kurtardı" diyen var. Sokaklar bomboş, hiçbir şey yok, elektrikler kesilip duruyor. Sadece iki mevsim var, yaz ve sonbahar. Sürekli sıcaktan cayır cayır yanıyor. Daha anlatırım da burası yeri değil. Kıbrıs'ı düşünen varsa sorsun bana, detaylı konuşalım.

Daha yazarım da, sorularınız varsa yazayım. Kıbrıs ve mimarlık birleşince korkunç sonuçlar doğuruyor. Başka okullarda eğitim daha iyi olabilir, ben kendi adıma konuşuyorum. Eğer sıcak seviyorsanız, çok çalışabilirseniz, kesme biçme beceriniz varsa buyrun. Ben de ordayım, konuşuruz, görüşürüz. Aslında bana da FRPci arkadaş olur, gelin siz gelin :D

by yeminer » Fri Jul 11, 2008 9:05 pm

Bilgisayar mühendisi olacaksanız araştırma yapmayı çok iyi bilmeniz gerekir. Ã?niversitede öğrendikleriniz sizin için kesinlikle yeterli olmayacaktır. İyi ingilizce bilmeniz, rahat okuyabilmeniz ve bilgisayar başında günler geçirmeye alışık olmanız gerekir.

Bilgisayar Mühendisleri hem serbest, hem de bir firmada çalışma şekliyle iş bulmkta fazla zorlanmazlar ama hayatınız boyunca stok yönetim yazılımı yazmak istemiyorsanız fark yaratmak için çalışın, düşünün, öğrenin.

Bilgisayar mühendisleri bu dünyanın büyücüleridir, bu işte iyi olmak istiyorsanız sadece zeki olmak yetmeyecektir, Raistlin gibi bu işe aşkla bağlanıp çılgınlar gibi çalışmalısınız. İşte o zaman "vaaaay be!" denilen adamlardan olabilirsiniz.

Ruh sağlığınız açısından yamaç paraşütü, bungee jumping, rafting vs vs.. aktivitelere katılmayı ben de öneririm.

Mühendislik tercihi yapacak ta fikir edinmek isteyenkler için kendi mesleğim dışında önerebileceğim ikinci bir meslek "Mekatronik Mühendisliği" başka bir adla robot mühendisliği, kesinlikle öneririm. Bu mühendisler elektronik, elektrik, vs bilumum mühendisliklerin robotlar için gerekli bilgileri öğrenmiş halidir. Ama bu konuda bilgim bizzat okumak değil de arkadaşlarım aracılığı iledir, ayrıca incelemenizi öneririm.

by WizardOfQuarks » Fri Jul 11, 2008 6:51 am

Ã?SS'ye ilk girdiğim yıl başkalarının gazına gelip puanım çok daha güzel bölümlere yetecekken İngilizce işletmeye girdim. İki yıl okuduktan sonra bana göre olmadığını anlayıp fizik bölümüne geçtim. Tabii bunda fiziğe olan büyük ilgimin de etkisi oldu. Tercihimi yaparken tek amacım parçacık fizikçisi olmaktı. Ama fizik hakkında bildiğim şeylerin en fazla %10 gibi bir kısmını okulda öğrendim. Geri kalan her şeyi kendim araştırıp, çalışarak öğrendim. Her neyse...

Özellikle belirtmek istiyorum ki benimle birlikte 2002'de fiziğe giren ve dört yılda mezun olan kişi sayısı aşağı yukarı on kadardı (birinci ve ikinci öğretim toplam). Bölüme giren kişilerin bir kısmı yapamadıkları için ilk iki yıl içinde bırakıyor zaten. Geriye kalanların büyük kısmı ise hâlâ okumakta. Türkiye'de en kolay girilen ama en zor çıkılan bölüm sanırım fizik bölümü. Uzmanların tavsiyesine göre okurken aynı zamanda psikolojik yardım almak lazımmış ama bunun pek bir işe yaramadığını söyleyebilirim.

Demek istediğim şu ki eğer fizikle ilgili delice hayalleriniz yoksa kesinlikle uzak durun. Sırf boşta kalmayıp bir yerlere girmek için fizik seçenlerden olmayın.

by Efla » Fri Jul 11, 2008 6:43 am

Ã?nal Hoca bizim bölümde sevdiğiiz bir hocadır aynı zamanda :D

by catboy » Fri Jul 11, 2008 5:53 am

Ã?SYM Başkanı Prof. Dr. Ã?nal Yarımağan, Ã?ğrenci Seçme Sınavı (Ã?SS) ve Yabancı Dil Sınavı'nın (YDS) sonuçlarının 12 Temmuz Cumartesi günü açıklanacağını bildirdi.

Ã?SYM Başkanı Prof. Dr. Ã?nal Yarımağan, 15 Haziran'da yapılan Ã?SS ile 22 Haziran'da yapılan YDS'nin değerlendirilmesi ve ortaöğretim kurumlarından alınan diploma notlarından adayların Ortaöğretim Başarı Puanlarının (OBP) hesaplanması çalışmalarının tamamlandığını bildirdi. Yarımağan, sınav sonuçlarının 12 Temmuz Cumartesi günü saat 10:00 da Yükseköğretim Kurulu Toplantı Salonu'nda basına açıklanacağını duyurdu.

Yarımağan'ın verdiği bilgiye göre, adaylar sonuçları 12 Temmuz Cumartesi günü saat 10:30'dan itibaren http://oss.osym.gov.tr ve http://oss2008.osym.gov.tr internet adreslerinden öğrenebilecek.

by catboy » Fri Jul 11, 2008 5:43 am

Cumartesi günü açıklanıyor puanlar. Beni bir heyecan bastı anlatamam.

by Firble » Tue Jul 08, 2008 4:32 pm

Dün öğleden saatlerinde makine mühendisliği bölümünden mezun oldum. Bölüme oldukça delice görünen bir hareketle yatay geçiş yaparak geçmiştim. İktisat bölümünden.

Ã?ncelikle makine mühendisliği genellikle mekanik ,hem katıların hem de sıvı ve gazların ki, ve ısı alanında uzmanlaşılan bir bölüm. Ancak sağda solda optik, malzeme, ses gibi başka uzmanlaşma alanları da olabiliyor. Ancak fizik kimya biyoloji derslerindeki gibi deneyler yapılarak bu konuda yeni bilgiler keşfedilmiyor. Bunun yerine bu bilgileri değişik makinelerin tasarlanmasında ya da üretilmesinde işe yarar hale getirmek için yöntemler geliştiriliyor. Deneyler de bu yöntemlerin ne kadar işe yaradığı üzerine oluyor.

Mühendisliğin bazı kişileri deli eden bir sistematiği vardır. Uğraşılan sorun olabildiğince basit hale getirilir. Kullanılan fizik yasaları da olabildiğince basitleştirir. Ve tüm sorunlar adım adım ve üstelik sadece çözülmesi gereken sorun dışında hiçbir şey kafaya takılmadan çözülür. O nedenle karmaşık kurumların başına geçen mühendisler bazen üzerine yoğunlaştıkları sorunları çözerken başka bir problemi ihmal etme hatasına düşebiliyorlar.

Genellikle birbirinden bağımsız pek çok sorunla karşılaştığımızda mühendisler olarak bocalar ve farklı sorunları birleştirip tek bir sorun haline getirmeye çalışırız. Bunu yapamazsak o zaman onca sorunu aynı anda çözebilmek için bir parça kendimizi aşmamız gerekir. : ) ) )

Elbette bu yeteneği üniversite içinde katıldığımız farklı aktivitlerle de bir parça da olsun kazanmış olabiliriz. Bu açıdan Darkgnome'un önerilerine sonuna kadar katılıyorum. Bungee jumping dışında paraşütle de atlayabilirsiniz öneririm, katılanlar zevkli diyor. : ) ) )

by Darktimes » Tue Jul 08, 2008 4:08 pm

Darkgnome bu huyuna hayranım, sıkılmadan, üşenmeden saatlerce yazabiliyorsun.Gerçi bende saatlerce okuyabiliyorum ama olsun konuşmak ayrı bir meziyettir.Darkgnome'nin yanında Efla nın dwaxer'inki de hoş.Ama tahmin edersiniz ki takdir Darkgnome'in hakkı şimdilik(diyelim de büyük konuşma olmasın).

Vallahi çok hoş bir uygulama oldu.Sadece ne yapmamız gerektiği değilde böyle meslek edinmeye çalıştığınız bölümü pozitif ve negatiflerinizle de ele almanızı istiyorum ben kendi adıma.Yani hiç olmadı bir kaç cümle ile şöyle bir ders olması çok gereksiz cidden bunalıyorsunuz.Ya da bilgisayar mühendisi için çok basit bir ders niye çizgi atıyoruz.Bunlar örnekti.Sizlerden gerçeklerini bekliyoruz

by Darkgnome » Tue Jul 08, 2008 3:01 pm

Arkadaşlar, mezun olduğum bölüm Metalurji ve Malzeme Mühendisliği. mezuniyetimin üstünden 4 sene geçti. Yani bir üniversite okuması kadar daha zaman. Orta karar bir öğrenciydim derse girmektense FRp ile sabahladığım zamanlar oldu, FRP oynamak isteyipte mecburen oynadığım zamanlarda.

Ã?niversitede okurken şunu bilin. Artık kendinizden kendiniz sorumlusunuz. Ã?ğretmenleriniz sizi yanlarına çağırıp "Neden derslerin kötü demez" yada diğerlerinden çok daha başarılı bir grafik çizmiyorsanız "Afferim al ödül" yada "Seni ayrı bir gruba alalım" demez. Ders saatlerinz lise gibi değildir. Bazen akşam 6'da bazen sabah 9'da dersiniz olur, geri kalanında olmayabilir. Bazı günleriniz tamemen boş olacak. Kesinlikle lise kadar sıkıcı bir sistemde olmayacaksınız.

Rahatlığın karşılığında da sizden bir sorumluluk sahibi bireyin davranışları beklenecek. Size mdev verilip yarın getirilmeyecek ama önemli olduğu söylenen yada düşündüğünüz konulara bakmazsanız sınavlarda zorluk çekeceksiniz. Eğer lise gibi hareket ederseniz hayatınızda gördüğünüz en düşük notları görürsünüz ve bu sizin aklınızı başınıza geitrir. Hayatınızın tercihini seçtiğiniz bölümünüz yanında o bölümde ağırlık verdiğiniz dersleriniz de belirleyecek. Bazı dersler o kadar alakasız olacak ki, ileride ikisinin birlikte karşınıza çıkmayacağını zaten anlayacaksınız.

Bu işin bilimini yapmak için temel dersler önemli. Size öğretilen matematik, fizik düzeyi sizin geleceğiniz için gerekli olacak. Diğerleri ise mezun olduğunuzda bulunacağınız meslek alanları ile ilgili.

Stajlarınız gelecek. Yaz tatillerinde aileniz denize giderken siz fabrikaya gideceksiniz. O fabrikaya iyi bakın. Stajdan sakın kaçmayın ve o hayatın nasıl olduğunu anlamaya çalışın. Bu sisin ilerisi için tercihinizi belirleuyecek. Ã?niversite hayatınız bopyunca aklınızda hangi işi yapmak istediğinizi kafanızda defalarca kere değiştireceksiniz. Maden mühendisliğine girmiş biri, makineci olmak istediğini anlarsa ileride de geçiş hakkı olacak. Ancak gıda mühendisi için bu olasılık daha zor. Bunu ileride anlatacağım.

Ã?niversitede hayatınızın en güzel ve bazen de en bunalımlı zamanlarını geçireceksiniz. Hayat sizin. Aileniz sizin bölümü tanıyamayacak sizartık onların anlamadığı şeyleri yapıyorsunuz. odanıza kapanıp ders çalışacaksınız onlar söuylemeden bir süre sonra. Bunu başkası dediği için değil o dersten geçebilmek için yapacaksınız. Ama bazıları için biraz arkadaşlarla çalışıp geri kalanında gezecek, arkadaşlara ziyarete gidecek, aklınızdan geçen uç şeyleri yapacak ve FRP oynayacaksınız.

Ã?niversteye geçtiğinde insanlar bambaşka biri olduklarını düşünürler. Farklı olamaya çalışırlar. Sizde 2. sınıfta fark edeceksiniz ki 1. sınıfa yeni başlamış yeni yetmeleri anlamanın en kolay yolu bu. 3. sınıfta (seviyede) artık biri yenimi eskimi yürüyüşünden, konuşmasından, giyinişinden dahi anlayacaksınız. Siz öyle olmayın. Nasılsanız öyle gidin, nasıl davranmanız gerektiğiniz düşünüyorsanız öyle davranın.

Hayata atılınca üniversiteliler de size çocuk gibi gelmeye başlıyor. İnsan özlüyor o zamanları. Ama liseden sonra sorumluluğunuzu kenidniz almaya başladıkça inanın hayat daha güzel oluyor.

Ã?niversite sonucunda çıktığınızda ise lisedeki kadar olmasa da bir boşlukta olacaksınız. Ã?ünkü artık bileceksiniz ki kimse sizi makine mühendisi, gıda mühendisi, işletmeci olarak çağırmıyor. Binbir çeşit meslek adı var. Yani Ã?niversite sonrasında aldığınız sertifika programları, fazladan eğitimler ve diplomlar, ilk ve sonraki işlerinizin tecrübeleri sizin gittikçe ne olduğunuzu ortaya koymaya başlıyor. Benimle şu anda aynı odada aynı işi yapan bir fizik mühendisi var. Ortak noktamız her ikimizde kaynak teknolojisi üstüne geliştirmişiz kendimizi. O benden daha tecrübeli olduğundan şu anda ben onu takip ediyorum. Oysa kaynak metalurji mühendisinin alanına daha yakın. Demem şu ki yakın bir bölüme geçmiş olsanızda üzülmeyin ileride zaten mesleğinizi kendiniz belirleyeceksiniz.

Ã?neriler:

- Arkeoloj olmak isteyenler iç mimariden geçince bir alanda uzmanlaşabiilyor. Ama bu kadar alakasız bölümleri seçmeyin sene kaybınız olacaktır. Yani mühendis olmak istiyorsanız, ne olmak değil, nasıl yaşamak istediğinizi düşünün önce ve ona göre bir bölüm seçin. İleride zaten yolunuzu bir kaç derece saptırabileceksiniz.

- Ã?niversitede çalışın. Sosyal hayatınızı yaşayın. Elektrik faturalarını siz ödeyin ailniz yanında yaşıyorsanız sorumluluk alın. Stajlara gidin.

- Kız yada erkek arkadaş peşinden koşmayın, arkalarından ağlamyın ama boşta bırakmayın. Çok ilgi isteyen çıkarsa "Sie!" deme hakkınız var. Ama sakın yaşamak istediğiniz bir şeyi de boş vermeyin. Yeri geldimi "bungee jumping" felan yapın.

- Kesinlikle kendinizi üniversite dışında da geliştirin. Bunu çok boş zamanınız olacak. Bilgisayardan anlayın. Yabancı diliniz olsun. BUnlar var ise daha da geliştirin. Mesleğinizin hangi programları gerektirdiğini zaten göreceksiniz bunları boş bırakmayın. İş bulma kurumlşarı ucuza sertifika programları açar bunlara gidin. Ã?niversiteler ucuza kurs açar, bunlara gidin.

- Ã?niversite de geçmek önceliktir. Bunun için çalışın. Ama 4 senlik bölümü, 4 senede bitiremedim diye intihara kalkışmayın. Mezuniyetten sonra her geyikte güleceksiniz "Ben 6 senede bitirdim yatar geçiş yaptım...Ahuhaahahah!" şeklinde.

...

by dwaxer » Tue Jul 08, 2008 8:49 am

.
Henüz sınav tercihini yapmamış olanlara sesleniyorum: Sevdiğiniz mesleği tespit edin (varsa öyle bir şey) ve seçiminizi ona göre yapın! Paraya ya da ailenizin dayatmalarına göre değil.

Sevdiğiniz, seveceğiniz işi bulun.

Ben de zamanında kör göz girdim sınava Gemim Makine mühendisi oldum, halbuki bilgisayar programcısı olmam gerekirdi. Matamatik müh. olsam bile daha iyiydi üstelik puanı o zamanlar Gemiden düşüktü. Tercihlerim arasında asla yapamayacağım Tıp filan da vardı, anneannemin hatırı için. :mrgreen:

.

Top