by catboy » Sat Aug 09, 2008 9:28 am
7- Solucandil: (Burada Grima’nın acıklı hayatı anlatılmaktadır.)
Rohan'da sıradan bir yaz sabahıydı. Eowyn, erkek kardeşi Eomer ve kuzeni Theodred'in atını tımar ediyordu ahırda. Theodred'in atı Brego oldukça aksiydi o sabah. Onu sakinleştirmeye çalışırken arkasından ona yaklaşanı fark edemedi. Gelen Kral Theoden'in danışmanı Grima'ydı. Oldukça genç biriydi. Babası bir rohanlı olduğu halde nedense hiç rohanlıya benzemiyordu. Saçları kapkaraydı. Yüzü genelde hep ciddiydi. Ama zeki ve sözleri ikna ediciydi. Her zaman Theoden'e her konuda fikirleriyle ona yardım etmeye hazırdı. Eomer de Theodred de ondan hoşlanmazdı. Ama Eowyn, Grima'nın bir zararını görmemişti ve amcası da Grima'yı seviyordu. Bunun yanında kralın yanında çalıştırdığı adama da saygısızlık yapmak da istemiyordu. Her ne kadar sinsice arkasından yaklaşsa da gülümsemeye çalışarak: "Günaydın, Grima! Yardım edebilir miyim?" diye sordu.
Grima nedense sadece Eowyn'in yanında pek rahat olamıyordu. Eowyn ona diğerlerinin aksine oldukça kibar davranıyordu. Grima nazik bir ses tonuyla: "Günaydın hanımefendim! Sizi korkuttuysam kusuruma bakmayın!" dedi. Eowyn gülerek: "Kusur mu? Grima, lütfen rahat ol. Bu kadar ciddi olmana gerek yok en azından amcamın yanında olmadığın sürece." dedi. Grima hafifçe kızarmıştı: "Affedin beni leydim; ama bu benim karakterim böyle. Eğer yanınızda olmamdan rahatsız olduysanız gidebilirim." dedi. Eowyn hafifçe Grima'nın omzuna dokundu: "Yapma, Grima! Özüyorsun beni, hadi birlikte kahvaltı yaparım istersen. Ben daha yapamadım da belki sen de daha yapmamışsındır." dedi. Grima iyice kızararak: "Teklifiniz beni oldukça sevindirir ama ya abiniz o benim sizin yanınızda olmamdan rahatsız oluyor. Hem haklı da..." dedi ama sözlerini bitiremedi çünkü Eomer gelmişti.
Eomer, Eowyn'e bakıp: "Bizi biraz yalnız bırakabilirsin. Özel bir konuda..." dedi. Eowyn abisine sertçe baktı ve çıktı. Grima, Eomer'e döndü: "Lütfen sadece konuşuyorduk. Umarım beni yanlış..." dedi ama sözleri bir tokatla bölündü. Eomer öfkeyle: "Bir daha benim kardeşime yaklaştığını görmeyeyim. Senin ne amacın olduğunu bilmiyorum mu sanıyorsun? Sakın ama sakın kız kardeşime yaklaşma, tamam mı lan?" diye bağırdı. Grima iyice başı yere inerek: "Lütfen efendim ben sadece günaydın demek için..." dedi ama Eomer: "O yılan dilini boşuna açma. Senins insi sözlerini duymak istemiyorum." dedi iyice sesini yükselterek. Grima gözleri yaşlı bir şekilde: "Ama efendim lütfen beni yanlış değerlendiriyorsunuz. Ben de öz be öz bir rohanlıyım." diye kendini savundu. Eomer alay edercesine: "Belli oluyor." dedi ve ahırdan çıktı.
Grima konağın boş koridorlarında yürürken kafası karışıktı. On aanlatılan hep bir rohanlı olduğuydu ama neden hiç bir rohanlı gibi değildi görünüşü. Eowyn birden karşısına çıkınca ne yapacağını bilemedi. Kadın yavaşça adamın yanağına baktı: "Bunu abim mi yaptı?" Grima başını eğerek: "Hayır leydim! Abinizle alakası yok." dedi. Eowyn: "Gel hadi benle. Odamda oraya pansuman yapayım." dedi ve onun elindne tuttuğu gibi götürmeye başladı. Grima: "Hayır efendim. Bu uygunsuz olur lütfen." diye ısrar etti. Ama çoktan odanın kapısına gelmişlerdi. Eowyn gülümseyerek: "Grima, bana zarar vermeyeceğini biliyorum." dedi. Sonra elini Grimanın kalbinin olduğu yere koydu: "Sen iyi niyetli birisin. Bunu biliyorum ben, sen diğerlerini düşünme.” dedi.
Eowyn yavaşça yaranın üstüne ilaç sürdü. Grima tedirgindi. Her an kapı açılacak diye korkuyordu ve oldu da. Gelen abisiydi. Eomer kapıya vurarak: "Eowyn orda mısın?" diye sordu. Eowyn yavaşça: "Evet, abi. Ne oldu?" diye sordu. Eomer: "Kral, Grima'yı çağırttırdı ama onu hiç bir yerde bulamıyoruz. Belki sen biliyorsundur." diye açıkladı. Grima endişeli gözlerle Eowyn’e baktı. Eowyn ne diyeceği bilemedi. Eomer sabırsızca: "Odada başka biri mi var yoksa? İçeri geliyorum." dedi; ama kapı kilitliydi. Eomer: "Kapı neden kilitli?" diye sordu. Eowyn de bilmiyordu çünkü o da kilitlememişti.
“Eowyn korku dolu gözlerle Grima'ya döndü. Grima yutkulanarak: "Eowyn Hamım yanlış anlamayın ama kapıyı ben kilitledim." diye açıkladı. Eowyn şaşırarak: "Neden ki?" diye sordu. Grima anahtarı uzatarak: "Abiniz birden içeri girerse olayı yanlış anlayabilir." dedi. Eowyn anahtarı alırken yüzüne bir gülümseme yayıldı. O sırada Eomer kapıya omuz atma aşamasına geçmişti: "Eowyn bir sorun mu var?" diye bağırmaya devam ediyordu.
“Eowyn kapıyı açtığında Grima'yı dolabına saklamıştı. Eomer, Eowyn'e kuşku dolu gözlerle süzdü: "Anlaşılan yalnızlık sana yaramamış, kardeşim. Kendi kendine konuşman beni endişelendirmeye başladı." dedi ve: "Grima'yı görürsen kraldan önce bana bir uğrasın." dedi ve gitti.
Grima on beş dakika sonra Eomer'in karşısındaydı. Eomer, Grima'yı görünce arkadan iki adam da onu yakaladı. Grima yalvaran gözlerle: "Efendim bir kusurumu mu gördünüz?" diye sordu. Eomer bir Grima'nın çenesine bir yumruk indirdi: "Kusurmuş bir de, seni casus!" Grima acıyla: "Hayır efendim. Ben casus değilim. Ben rohanlı bir insanım sizin gibi." diye haykırdı. Theodred odaya girdi o sırada. Gülerek: "Rohanlıymış demez mi bir de?" dedi. Grima hevesle Rohan Prensine döndü: "Efendim bir yanlış anlama var. Lütfen beni bir dinleyin!" Theodred: "Senin gibi piçleri ülkemde istemiyorum! Yanlış anlama yok. Her şey çok açık!" dedi. Grima ağlayarak: "Ama ben de bir rohanlıyım." dedi. Eomer: "Sen bir rohanlı olamazsın, pislik. Bu bize hakaret olurdu zaten." dedi alay ederek. Sonra adamlarına: "şuna iyi bir ders verin sonra gönderin ve sakın olaki krala bu olaydan bahsetmemesini sağlayın!" dedi. Grima son kez yalvardı: "Ben sadece yaşamak istiyorum, kendi yurdumda."
“Eomer ile Theodred yalnız kaldıklarında Eomer düşünceli bir şekilde: "Umarım bu konuda haklısındır." dedi. Theored: "Solucandil hususunda mı? Babamın bir ayağını yıkamadığı kalmıştı. Bence o adam hiç güvenilir değil. Onu topraklarımızda yaşamasına izin vermemeliyiz." dedi ciddi bir tonda. Eomer başka bir şey demeden odadan çıktı.
“Grima sabaha kadar odasından çıkmadı. Aynaya baktıkça ağlamasını sürdürdü. Bir rohanlıydı ama insanlar görünüşü sebebiyle kendisini yanlış yargılıyorlardı. Ama Eowyn Hanım öyle değildi. O ona güveniyordu ve onu anlıyordu. Evet, artık anlıyordu neden Eowyn'in yanında bu kadar tedirgin olduğunu. Ã?ünkü onu seviyordu. Sabah ilk iş kralla konuşup Rohandan ayrılacağını söyleyecekti ama Eowyn’e olan aşkı yüzünden savaşmaya karar verdi. Artık eski Grima yoktu!
“Eowyn odasından çıkarken birden yerde bir demet çiçek gördü. Ã?içekler oldukça güzel kokuyorlardı. Birden karşısına Grima çıkınca korktu: "Bu her sabah artık rutin bir iş oldu, Grima! Beni korkutmanızdan bahsediyorum. Peki bu çiçeği getireni gördünüz mü?" diye sordu. Grima samimi bir sesle: "Gördüm efendim." dedi. Eowyn:" Kimmiş peki? Anlaşılan bana aşık biri var bu konakta. Söyle hadi Grima çatlatma beni." dedi. Ama birden Grima heyecanlandı ve bir şey diyemedi. Bir süre sonra: "Özür dilerim leydim. Size iyi günler." dedi.
“Grima Kral'ın odasına giderken diğerlerinin gelen bir misafirden bahsettiklerini duymuştu. Kral biriyle konuşuyordu. Yaşlı bir ihtiyardı gelen. Elindeki asasına tutunmuştu ve zor ayakta duruyor gibiydi. Hizmetkarlardan biri bir tabure getirdi ve yaşlı adam memnuniyetle oturdu. Grima yavaşça girdi: "Kralım günaydın!" dedi. Theoden: "Gel evlat, ben de seni misafirimle tanıştırmak istiyordum. Isengard'dan Yüce Arif Saruman!" diye misafirini tanıttı. Grima yerlere kadar eğildi: "Sizinle tanışmak bir onur efendim." dedi. Saruman bakmadan: "İyi düşünmüşsin, Theoden. Ben de bir tane bunun gibi bir soytarı almayı düşünüyordum. Belki seninkini ödünç kullanmama izin verirsin." dedi alay ederek.
Grima utançtan kızarmıştı. Theoden hafif sert bir sesle Saruman'a: "Grima çok zeki ve akıllı biridir. Ve o benim baş danışmanım. Ona olan güvenim tam. O da artık benim bir oğlum sayılır." dedi. Grima başını kaldırmadan: "Teşekkür ederim efendim." dedi ve: "İsterseniz sizi yalnız bırakayım. Ben dışarıda beklerim." diye devam etti. Theoden: "Hayır, Grima. Senin de burada kalmanı isterim. Bu bir emir değil bir istek. İstemiyorsan bu iki ihtiyarın sıkıcı sohbetini dinlemek zorunda değilsin." dedi gülümseyerek. Saruman sessizce bekliyordu sadece. Grima Saruman'a bakamadığını fark etti. Onun gözlerinde değişik bir ışıltı görüyor gibiydi ve bundan çok rahatsız olmuştu.
Grima: "Ben o zaman çıkayım." dedi aceleyle. Dışarıda Eowyn'i gördü ama tam ona selam diyecekti ki Eomer yanına geldi: "Saruman niye gelmiş? Ã?ğrenebildin mi?" diye sordu. Grima kekeleyerek: "Onları yalnız bıraktım. İki saygıdeğer kişiliğin yanında fazlalık olmak istemedim." dedi. Eomer yumruğunu sıkarak: "Salak! Bir işe yaradığın yok ki zaten...!" dedi. Grima başını yumruğun her an gelme telaşıyla: "Ama... ama anladığım kadarıyla Saruman Efendi, Theoden'e biri hakkında bir uyarı vermeye gelmiş." dedi. Eomer düşünceli bir sesle: "Kim acaba?" dedi.
O sırada Saruman hızla odadan çıktı. Homurdanıyordu: "İşe yaramaz at-terbiyecisi! Uyarımı hafife almak ne demek ben sana gösteririm! Gri hacıymış peh! Hacılığı batsın!" Birden arkasını döndü ve Grima'ya seslendi: "Hey! Sen, soytarı! Yanıma gel!"
Grima sessizce yanına geldi. Saruman onu sessiz bir oda buluncaya kadar takip etmesini sağladı. Sonra: "Sana bir teklifim var. İyi dinle beni. Theoden'in dizindne bir an olsun ayrılmayacaksın ve bana her türlü öğrendiğin bilgiyi anlatacaksın. Ardından gri gezgin diye Theoden'in ayılıp bayıldığı misafiri buralara uğrarsa bana haber vereceksin!" dedi. Grima sert bir sesle: "Beni yanlış anlamayın ama bu düpedüz hainlik olur ve ben ülkeme ihanet etmem!" Saruman gülmeye başladı: "İhanetmiş! Herkesin bir bedeli vardır. Ne kadar istyiorsun? Hayal bile edemeyeceğin kadar zengin olursun. Buralarda da sürünmezsin." Grima: "Asla! Lütfen gitmek istiyorum." dedi ama bir şekilde kıpırdayamadığını fark etti. Sanki beyni eziliyor gibiydi. Saruman birden: "Demek para da pulda gözün yok ama herkesin bu dünyada arzuladığı bir şey vardır." dedi sesi yumuşayarak. Grima acı içinde: Yalvarırım beni serbest bırakın!" dedi.
Saruman, Grima'nın gözlerinde aradığı yanıtı buldu: "Demek öyle! O zamna daha açık konuşayım eğer teklifimi kabul etmezsen sevdiğin kişiye korkunç bir lanet büyüsü yaparım ve sen de vicdan azabı duyarsın." diye tehdit etti. Grima birden korkarak: "Beni zaten burada seven yok ki." diye savundu kendini. Saruman: "Ã?yle belki ama senin gönlünde sevdiğin biri var. Onu seni sevmesini sağlayabilirim hem de sonsuz sadakatiyle hep seni sevecek." dedi ikna edici bir sesle.
Birden Grima, Eowyn ile olan düğününü hayal etti. Eomer ve Theodred ile at sürdüğü ve onların onu takdir ettiğini, Kral'ın onu oğlu gibi sevdiğini, Sonra bir rohanlu gibi görünen oğulları ve kızları olduğunu, saygı duyulan ve sevilen biri olduğunu gördü. Barış, sevgi ve kardeşliğin bir arada olduğu bir ülke olacaktı Rohan! Ondan iyi bir lider olamazdı. Zekiydi, akıllıydı ve ileri görüşlü biriydi. Theoden ölünce en sevdiği oğlu olan yani kendisi kral olurdu ama Eomer ve Theodred de buna itiraz etmez hatta onlar bunu kabul etmesi için zorlardı. Grima mutlulukla: "Kabul ediyorum. Ama bir şartım var." dedi.
Aslında o hayaline kaptırmıştı ve karşısındakinin Theodred olduğunu sanmıştı bir an için. Ama karşısında yaşlı biri vardı. Saruman gülümseyerek: "Seni dinliyorum, soytarı." dedi. Grima kendine gelerek: "O zaman hiç bir şekilde Eowyn'e zarar gelmemesini sağlayacaksın." dedi. Saruman: "Demek Kralın hizmetçi yeğenine aşıksın. Tamam soytarı şartını kabul ediyorum. Her gece odana bir karga uğrayacak ve ona istediğim bilgileri aktaracaksın. O da bana bilgileri getirecek. şimdi defol!" dedi ve Grima odasıan varana kadar kimseyle konuşmadı. odasına varınca uzun bir müddet ağladı. Sonunda kendine geldi ve aynaya baktı: "Barış ve huzuru Rohan'a ben getireceğim ve herkes bana söylediği kötü sözler için pişman olacaklar." dedi kendine güvenerek.
7- Solucandil: (Burada Grima’nın acıklı hayatı anlatılmaktadır.)
Rohan'da sıradan bir yaz sabahıydı. Eowyn, erkek kardeşi Eomer ve kuzeni Theodred'in atını tımar ediyordu ahırda. Theodred'in atı Brego oldukça aksiydi o sabah. Onu sakinleştirmeye çalışırken arkasından ona yaklaşanı fark edemedi. Gelen Kral Theoden'in danışmanı Grima'ydı. Oldukça genç biriydi. Babası bir rohanlı olduğu halde nedense hiç rohanlıya benzemiyordu. Saçları kapkaraydı. Yüzü genelde hep ciddiydi. Ama zeki ve sözleri ikna ediciydi. Her zaman Theoden'e her konuda fikirleriyle ona yardım etmeye hazırdı. Eomer de Theodred de ondan hoşlanmazdı. Ama Eowyn, Grima'nın bir zararını görmemişti ve amcası da Grima'yı seviyordu. Bunun yanında kralın yanında çalıştırdığı adama da saygısızlık yapmak da istemiyordu. Her ne kadar sinsice arkasından yaklaşsa da gülümsemeye çalışarak: "Günaydın, Grima! Yardım edebilir miyim?" diye sordu.
Grima nedense sadece Eowyn'in yanında pek rahat olamıyordu. Eowyn ona diğerlerinin aksine oldukça kibar davranıyordu. Grima nazik bir ses tonuyla: "Günaydın hanımefendim! Sizi korkuttuysam kusuruma bakmayın!" dedi. Eowyn gülerek: "Kusur mu? Grima, lütfen rahat ol. Bu kadar ciddi olmana gerek yok en azından amcamın yanında olmadığın sürece." dedi. Grima hafifçe kızarmıştı: "Affedin beni leydim; ama bu benim karakterim böyle. Eğer yanınızda olmamdan rahatsız olduysanız gidebilirim." dedi. Eowyn hafifçe Grima'nın omzuna dokundu: "Yapma, Grima! Özüyorsun beni, hadi birlikte kahvaltı yaparım istersen. Ben daha yapamadım da belki sen de daha yapmamışsındır." dedi. Grima iyice kızararak: "Teklifiniz beni oldukça sevindirir ama ya abiniz o benim sizin yanınızda olmamdan rahatsız oluyor. Hem haklı da..." dedi ama sözlerini bitiremedi çünkü Eomer gelmişti.
Eomer, Eowyn'e bakıp: "Bizi biraz yalnız bırakabilirsin. Özel bir konuda..." dedi. Eowyn abisine sertçe baktı ve çıktı. Grima, Eomer'e döndü: "Lütfen sadece konuşuyorduk. Umarım beni yanlış..." dedi ama sözleri bir tokatla bölündü. Eomer öfkeyle: "Bir daha benim kardeşime yaklaştığını görmeyeyim. Senin ne amacın olduğunu bilmiyorum mu sanıyorsun? Sakın ama sakın kız kardeşime yaklaşma, tamam mı lan?" diye bağırdı. Grima iyice başı yere inerek: "Lütfen efendim ben sadece günaydın demek için..." dedi ama Eomer: "O yılan dilini boşuna açma. Senins insi sözlerini duymak istemiyorum." dedi iyice sesini yükselterek. Grima gözleri yaşlı bir şekilde: "Ama efendim lütfen beni yanlış değerlendiriyorsunuz. Ben de öz be öz bir rohanlıyım." diye kendini savundu. Eomer alay edercesine: "Belli oluyor." dedi ve ahırdan çıktı.
Grima konağın boş koridorlarında yürürken kafası karışıktı. On aanlatılan hep bir rohanlı olduğuydu ama neden hiç bir rohanlı gibi değildi görünüşü. Eowyn birden karşısına çıkınca ne yapacağını bilemedi. Kadın yavaşça adamın yanağına baktı: "Bunu abim mi yaptı?" Grima başını eğerek: "Hayır leydim! Abinizle alakası yok." dedi. Eowyn: "Gel hadi benle. Odamda oraya pansuman yapayım." dedi ve onun elindne tuttuğu gibi götürmeye başladı. Grima: "Hayır efendim. Bu uygunsuz olur lütfen." diye ısrar etti. Ama çoktan odanın kapısına gelmişlerdi. Eowyn gülümseyerek: "Grima, bana zarar vermeyeceğini biliyorum." dedi. Sonra elini Grimanın kalbinin olduğu yere koydu: "Sen iyi niyetli birisin. Bunu biliyorum ben, sen diğerlerini düşünme.” dedi.
Eowyn yavaşça yaranın üstüne ilaç sürdü. Grima tedirgindi. Her an kapı açılacak diye korkuyordu ve oldu da. Gelen abisiydi. Eomer kapıya vurarak: "Eowyn orda mısın?" diye sordu. Eowyn yavaşça: "Evet, abi. Ne oldu?" diye sordu. Eomer: "Kral, Grima'yı çağırttırdı ama onu hiç bir yerde bulamıyoruz. Belki sen biliyorsundur." diye açıkladı. Grima endişeli gözlerle Eowyn’e baktı. Eowyn ne diyeceği bilemedi. Eomer sabırsızca: "Odada başka biri mi var yoksa? İçeri geliyorum." dedi; ama kapı kilitliydi. Eomer: "Kapı neden kilitli?" diye sordu. Eowyn de bilmiyordu çünkü o da kilitlememişti.
“Eowyn korku dolu gözlerle Grima'ya döndü. Grima yutkulanarak: "Eowyn Hamım yanlış anlamayın ama kapıyı ben kilitledim." diye açıkladı. Eowyn şaşırarak: "Neden ki?" diye sordu. Grima anahtarı uzatarak: "Abiniz birden içeri girerse olayı yanlış anlayabilir." dedi. Eowyn anahtarı alırken yüzüne bir gülümseme yayıldı. O sırada Eomer kapıya omuz atma aşamasına geçmişti: "Eowyn bir sorun mu var?" diye bağırmaya devam ediyordu.
“Eowyn kapıyı açtığında Grima'yı dolabına saklamıştı. Eomer, Eowyn'e kuşku dolu gözlerle süzdü: "Anlaşılan yalnızlık sana yaramamış, kardeşim. Kendi kendine konuşman beni endişelendirmeye başladı." dedi ve: "Grima'yı görürsen kraldan önce bana bir uğrasın." dedi ve gitti.
Grima on beş dakika sonra Eomer'in karşısındaydı. Eomer, Grima'yı görünce arkadan iki adam da onu yakaladı. Grima yalvaran gözlerle: "Efendim bir kusurumu mu gördünüz?" diye sordu. Eomer bir Grima'nın çenesine bir yumruk indirdi: "Kusurmuş bir de, seni casus!" Grima acıyla: "Hayır efendim. Ben casus değilim. Ben rohanlı bir insanım sizin gibi." diye haykırdı. Theodred odaya girdi o sırada. Gülerek: "Rohanlıymış demez mi bir de?" dedi. Grima hevesle Rohan Prensine döndü: "Efendim bir yanlış anlama var. Lütfen beni bir dinleyin!" Theodred: "Senin gibi piçleri ülkemde istemiyorum! Yanlış anlama yok. Her şey çok açık!" dedi. Grima ağlayarak: "Ama ben de bir rohanlıyım." dedi. Eomer: "Sen bir rohanlı olamazsın, pislik. Bu bize hakaret olurdu zaten." dedi alay ederek. Sonra adamlarına: "şuna iyi bir ders verin sonra gönderin ve sakın olaki krala bu olaydan bahsetmemesini sağlayın!" dedi. Grima son kez yalvardı: "Ben sadece yaşamak istiyorum, kendi yurdumda."
“Eomer ile Theodred yalnız kaldıklarında Eomer düşünceli bir şekilde: "Umarım bu konuda haklısındır." dedi. Theored: "Solucandil hususunda mı? Babamın bir ayağını yıkamadığı kalmıştı. Bence o adam hiç güvenilir değil. Onu topraklarımızda yaşamasına izin vermemeliyiz." dedi ciddi bir tonda. Eomer başka bir şey demeden odadan çıktı.
“Grima sabaha kadar odasından çıkmadı. Aynaya baktıkça ağlamasını sürdürdü. Bir rohanlıydı ama insanlar görünüşü sebebiyle kendisini yanlış yargılıyorlardı. Ama Eowyn Hanım öyle değildi. O ona güveniyordu ve onu anlıyordu. Evet, artık anlıyordu neden Eowyn'in yanında bu kadar tedirgin olduğunu. Ã?ünkü onu seviyordu. Sabah ilk iş kralla konuşup Rohandan ayrılacağını söyleyecekti ama Eowyn’e olan aşkı yüzünden savaşmaya karar verdi. Artık eski Grima yoktu!
“Eowyn odasından çıkarken birden yerde bir demet çiçek gördü. Ã?içekler oldukça güzel kokuyorlardı. Birden karşısına Grima çıkınca korktu: "Bu her sabah artık rutin bir iş oldu, Grima! Beni korkutmanızdan bahsediyorum. Peki bu çiçeği getireni gördünüz mü?" diye sordu. Grima samimi bir sesle: "Gördüm efendim." dedi. Eowyn:" Kimmiş peki? Anlaşılan bana aşık biri var bu konakta. Söyle hadi Grima çatlatma beni." dedi. Ama birden Grima heyecanlandı ve bir şey diyemedi. Bir süre sonra: "Özür dilerim leydim. Size iyi günler." dedi.
“Grima Kral'ın odasına giderken diğerlerinin gelen bir misafirden bahsettiklerini duymuştu. Kral biriyle konuşuyordu. Yaşlı bir ihtiyardı gelen. Elindeki asasına tutunmuştu ve zor ayakta duruyor gibiydi. Hizmetkarlardan biri bir tabure getirdi ve yaşlı adam memnuniyetle oturdu. Grima yavaşça girdi: "Kralım günaydın!" dedi. Theoden: "Gel evlat, ben de seni misafirimle tanıştırmak istiyordum. Isengard'dan Yüce Arif Saruman!" diye misafirini tanıttı. Grima yerlere kadar eğildi: "Sizinle tanışmak bir onur efendim." dedi. Saruman bakmadan: "İyi düşünmüşsin, Theoden. Ben de bir tane bunun gibi bir soytarı almayı düşünüyordum. Belki seninkini ödünç kullanmama izin verirsin." dedi alay ederek.
Grima utançtan kızarmıştı. Theoden hafif sert bir sesle Saruman'a: "Grima çok zeki ve akıllı biridir. Ve o benim baş danışmanım. Ona olan güvenim tam. O da artık benim bir oğlum sayılır." dedi. Grima başını kaldırmadan: "Teşekkür ederim efendim." dedi ve: "İsterseniz sizi yalnız bırakayım. Ben dışarıda beklerim." diye devam etti. Theoden: "Hayır, Grima. Senin de burada kalmanı isterim. Bu bir emir değil bir istek. İstemiyorsan bu iki ihtiyarın sıkıcı sohbetini dinlemek zorunda değilsin." dedi gülümseyerek. Saruman sessizce bekliyordu sadece. Grima Saruman'a bakamadığını fark etti. Onun gözlerinde değişik bir ışıltı görüyor gibiydi ve bundan çok rahatsız olmuştu.
Grima: "Ben o zaman çıkayım." dedi aceleyle. Dışarıda Eowyn'i gördü ama tam ona selam diyecekti ki Eomer yanına geldi: "Saruman niye gelmiş? Ã?ğrenebildin mi?" diye sordu. Grima kekeleyerek: "Onları yalnız bıraktım. İki saygıdeğer kişiliğin yanında fazlalık olmak istemedim." dedi. Eomer yumruğunu sıkarak: "Salak! Bir işe yaradığın yok ki zaten...!" dedi. Grima başını yumruğun her an gelme telaşıyla: "Ama... ama anladığım kadarıyla Saruman Efendi, Theoden'e biri hakkında bir uyarı vermeye gelmiş." dedi. Eomer düşünceli bir sesle: "Kim acaba?" dedi.
O sırada Saruman hızla odadan çıktı. Homurdanıyordu: "İşe yaramaz at-terbiyecisi! Uyarımı hafife almak ne demek ben sana gösteririm! Gri hacıymış peh! Hacılığı batsın!" Birden arkasını döndü ve Grima'ya seslendi: "Hey! Sen, soytarı! Yanıma gel!"
Grima sessizce yanına geldi. Saruman onu sessiz bir oda buluncaya kadar takip etmesini sağladı. Sonra: "Sana bir teklifim var. İyi dinle beni. Theoden'in dizindne bir an olsun ayrılmayacaksın ve bana her türlü öğrendiğin bilgiyi anlatacaksın. Ardından gri gezgin diye Theoden'in ayılıp bayıldığı misafiri buralara uğrarsa bana haber vereceksin!" dedi. Grima sert bir sesle: "Beni yanlış anlamayın ama bu düpedüz hainlik olur ve ben ülkeme ihanet etmem!" Saruman gülmeye başladı: "İhanetmiş! Herkesin bir bedeli vardır. Ne kadar istyiorsun? Hayal bile edemeyeceğin kadar zengin olursun. Buralarda da sürünmezsin." Grima: "Asla! Lütfen gitmek istiyorum." dedi ama bir şekilde kıpırdayamadığını fark etti. Sanki beyni eziliyor gibiydi. Saruman birden: "Demek para da pulda gözün yok ama herkesin bu dünyada arzuladığı bir şey vardır." dedi sesi yumuşayarak. Grima acı içinde: Yalvarırım beni serbest bırakın!" dedi.
Saruman, Grima'nın gözlerinde aradığı yanıtı buldu: "Demek öyle! O zamna daha açık konuşayım eğer teklifimi kabul etmezsen sevdiğin kişiye korkunç bir lanet büyüsü yaparım ve sen de vicdan azabı duyarsın." diye tehdit etti. Grima birden korkarak: "Beni zaten burada seven yok ki." diye savundu kendini. Saruman: "Ã?yle belki ama senin gönlünde sevdiğin biri var. Onu seni sevmesini sağlayabilirim hem de sonsuz sadakatiyle hep seni sevecek." dedi ikna edici bir sesle.
Birden Grima, Eowyn ile olan düğününü hayal etti. Eomer ve Theodred ile at sürdüğü ve onların onu takdir ettiğini, Kral'ın onu oğlu gibi sevdiğini, Sonra bir rohanlu gibi görünen oğulları ve kızları olduğunu, saygı duyulan ve sevilen biri olduğunu gördü. Barış, sevgi ve kardeşliğin bir arada olduğu bir ülke olacaktı Rohan! Ondan iyi bir lider olamazdı. Zekiydi, akıllıydı ve ileri görüşlü biriydi. Theoden ölünce en sevdiği oğlu olan yani kendisi kral olurdu ama Eomer ve Theodred de buna itiraz etmez hatta onlar bunu kabul etmesi için zorlardı. Grima mutlulukla: "Kabul ediyorum. Ama bir şartım var." dedi.
Aslında o hayaline kaptırmıştı ve karşısındakinin Theodred olduğunu sanmıştı bir an için. Ama karşısında yaşlı biri vardı. Saruman gülümseyerek: "Seni dinliyorum, soytarı." dedi. Grima kendine gelerek: "O zaman hiç bir şekilde Eowyn'e zarar gelmemesini sağlayacaksın." dedi. Saruman: "Demek Kralın hizmetçi yeğenine aşıksın. Tamam soytarı şartını kabul ediyorum. Her gece odana bir karga uğrayacak ve ona istediğim bilgileri aktaracaksın. O da bana bilgileri getirecek. şimdi defol!" dedi ve Grima odasıan varana kadar kimseyle konuşmadı. odasına varınca uzun bir müddet ağladı. Sonunda kendine geldi ve aynaya baktı: "Barış ve huzuru Rohan'a ben getireceğim ve herkes bana söylediği kötü sözler için pişman olacaklar." dedi kendine güvenerek.