Max Payne

Post a reply

Confirmation code
Enter the code exactly as it appears. All letters are case insensitive.
Smilies
:D :) :( :o 8O :? 8) :lol: :x :P :oops: :cry: :evil: :twisted: :roll: :wink: :!: :?: :idea: :arrow: :| :mrgreen:

BBCode is ON
[img] is ON
[url] is ON
Smilies are ON

Topic review
   

If you wish to attach one or more files enter the details below.

Maximum filesize per attachment: 256 KiB.

Expand view Topic review: Max Payne

by catboy » Tue Apr 07, 2009 1:31 am

Zaten oyunda öyle buz gibi suya BB tarafından atıldığı bir sahne yoktu, BB ile bir otoparkta silahlı çatışmaya giriyorduk oyunda :)

by Edmond » Tue Apr 07, 2009 1:24 am

Code: Select all

Bu konuda haklı olabilirsiniz, gerçekten Max Payne'in aksiyon adamı olduğunu yalnızca Desert Eagle (hiç şaşmaz, oyunda da hep bu silahla gezdim sniper bile farken) 'den anlayabiliyorum.Bir de sonlara doğru denizden deli gibi çıktıktan sonra elindeki silahtan.Onun dışında pek aksiyon yoktu.

Ama zaten ben Max Payne'in o denizden kurtulurkenki sahnesinde:

"Not yet Max, not yet..."

Dediğinde kadın, coşmuş gibiydim.

Bir de nedense benim sevdiğim adamlar hep buz gibi sudan sağ salim kurtulan tipler.Edmond Dantes gibi, Max Payne gibi.Belki de soğuk suya dayanamamamdandır :D 

by catboy » Mon Apr 06, 2009 9:02 pm

aksiyon açısından bence de bayık bir filmdi, bekleneni pek vermiyor ama konuyu işleyişi güzeldi bence, ama işte aksiyon anlayışı kişiden kişiye göre değişebiliyor. benim aksiyon diye bahsettiğim şey aegron ve starfell'in de sanıyorum düşündüğü şeyle aynı silahlı, dövüşlü, kovalamacalı filan işte onlar vasatın biraz üzerindeydi, hele ki bazıları sadece max payne hatrına konsun gibi duruyordu o yavaşlama sahneleri işte.

by Starfell » Mon Apr 06, 2009 8:37 pm

Hayatımda gördüğüm en bayık aksiyon filmlerinden biriydi Max Payne !!

by Aegron Linwelin » Mon Apr 06, 2009 6:19 am

Legolasın okla indirdiği kesilmiş olan sahne süperdi. Birte gimli ile kafaları çektiklerindeki muhhabbetleri on numaraydı. Legolas kafayı buluyordu ilk defa sueprdi ya çok güldüm.

by catboy » Mon Apr 06, 2009 6:11 am

Aslında Saruman ve Grima'nın öldürülmesi kitabın son bölümlerinde yer alıyordu, ama üçüncü filmin başına koymuşlardı. Yalnız orada Grima'nın öldürülme sebebi Saruman'ın Gandalf'a düşman hakkında tam da bilgi vermeye başlamasıyla alakalıydı, Saruman'ı Grima'nın gazabından kurtarma amaçlı Legolas o oku atmıştı. Diğerinde elçi denilen adam pek de iyi konuşmamıştı, hem Frodo'nun ölümüyle hem de Aragorn'un kral olmasıyla alay etmişti. Aragorn onu orada öldürerek diğer kişilerin aklını çelmesini engellemek istedi, Gimli bile inanmıştı Frodo'nun ölümüne.

Zaten bunlar asıl kitaba göre daha mantıklı gelen sahneler, filmde pek fazla o duyguyu yansıtamamışlar sanki öldürmekten zevk alır gibi bir halleri vardı gerçekten de o sahnelerde.

Bu arada konu dağılmasın, Max Payne bullet-time moduna geçiyor, sinirlenmeye başladı galiba! :D

by Possessed » Mon Apr 06, 2009 5:59 am

Konusu ve karakterleri hazır bir öykü bulunmaz bir altın madenidir, ondan kitaplar ve oyunlar sinemaya uyarlanır. Hazır potansiyeli olması da kekin üstüne çikolata sosu dökmek oluyor tabii. Ama sadece izleyici potansiyeli olma ihtimali var diye bir uyarlama film çekilmez. Bence oyunların filmi çekilmesi çok akıl karı değil, oyundan çok bağımsız bir film çıkıyor çünkü karşımıza. Oyun aksiyon üzerine odaklanırken film bir şeyler anlatmak zorunda. Verdikleri tatlar çok farklı yani.

Aegron, ben kitapları okumadan "Yüzüklerin Efendisi" serisini izledim ve beğenmedim. Konusu ve bazı karakterleri iyiydi; ama konuyu işleyiş berbattı. Sanırım karakterlerin ve konunun iyi olmasını Tolkein'e borçluyuz; ee, geriye ne kaldı? şimdi hakkını vermeliyim, o zamana kadar izlediğim en iyi görsel efektlere sahip bir filmdi, karakter tasarımları falan da muhteşemdi. Eğer fantastik dünya gerçek olsaydı her şey aynen öyle görünürdü, o konuda müthişti film. Ama konunun işlenişi hakkında iyi konuşamayacağım.

Kesilmiş sahneleri ben de izledim, arkadaşta vardı dvdleri. Bazı önemli sahnelerin kesilmiş olması şaşırttı beni. Ama asıl şaşırtan iyi karakterlerin bazı yerlerde sapıtıp zorbalık eğiliminde olmalarıydı. Sanırım o sahnelerinin asıl kesilme nedeni buydu. Ã?rneğin, Legolas'ın Grima'yı öldürmesi, Aragorn'un da Mouth of Sauron'un kafasını kesmesi gibi. O sahnelerde kötü karakterler herhangi bir saldırı hareketi içinde değillerdi. MoS gayet iyi konuşuyordu yani, Aragorn duygularına yenilip şerefsizce saldırdı silahsız adama. Grima da bizimkilere yardım etti Saruman konusunda, gene de Legolas öldürmekte tereddüt etmedi. Grima asıl ilk göründüğü sahnede öldürülmeyi hak ediyordu, orada öldürmedilerse hiçbir zaman öldürmesinler.

by Aegron Linwelin » Sun Apr 05, 2009 1:29 pm

Possesed sana yüzüklerin efendisi konusunda katılıyorum. Ama şöyle bir durum var. Ben önce filmini izledim sonra kitabını okudum ve kitap filme on basardı.

Birde hazır değinmişken yüzüklerin efendisinde çekilipte filme konulmayan sahneleri internetten izlemiştim. Abartısız en güzel sahneleri koymamışlar diyebilirim...

by Edmond » Sun Apr 05, 2009 5:53 am

catboy wrote:Oyunun fanlarından fazladan para kazanmak için bu filmler yapılır zaten, bu bilinen bir gerçek. Oyunculardan Mona Sax karakterini oynayan kişi dışında hiç biri daha oyunu önceden duymamış bile, ne olursa olsun bu oyunundna yapılma bir film ve o ölçüt de yer almalı çünkü öncelikle bu film oyun fanları için yapılıyor ve bir zamanlar benim öyküm için yapılan yorumun aynısı bu film için de geçerli daha film bilerek ilk oyunun kurgusunu bile bitirmeden yarıda kesiliyor. Ben filmin harder versiyon denilen dvsini aldım, heyecanla da izledim. Severek de izledim, ama bir şey ya siyatır ya beyazdır anlayışıyla eleştiri yapılmaz. Ben filmi hem iyi yönleriyle hem de kötü yönleriyle ele aldım her zamanki gibi.

Yüzüklerin Efendisi, Max Payne anlayışıyla çekilmediği için sadece kitabın fanlarının rahatsız olduğu noktalar dışında her şeyiyle mükemmel bir üçlemedir zaten, bu yüzden iki filmi bir arada tutmak da tamamen yanlış olur.

Herkes filmi beğenmemiş diye aman izlemeyeyim mi dedim ben çoğu kişi gibi, bilerek gittim uzatılmış versiyonunu aldım, bunlar da benim kendi yorumlarım. Oyuna bağlılık da evet metro sahnesi ve payne ailesinin öldürülmesi dışında tamamen ayrı bir formatı takip ediyor. Bu yüzden de 3 puan verdim.
Aesir binasından, Rag Na Rock'a, rıhtımdan (gerçi incelemende yazmıştın) Owen'ın bulunduğu binaya, Dövmecinin bulunduğu sokaktan (karşıdaki teller bile aynı, ya da Tatto yazısı), Lupino'nun öldürüldüğü yere (Gerçi öldüren bizdik ama olsun) kadar mekanlar çok hoş.Kaldı ki hatırlarsan biz oyunda gördüğümüz açık olan bütün kapılara girip herkesi öldürüyorduk.Bir filme bunu yansıtmaları mümkün değil.Bence acımasızlığın burada türüyor.Oyunda bize bir senaryo yaşatmaları pek mümkün değil, ama Max Payne'in başarısı zaten BUNU yapmasından çıkıyor. Ayrıca film zerre kadar bayık değildi. Aslında ben çoğu kişinin aksine Max Payne'i bir aksiyon filmi olarak izlemediğim için belki de böyle düşünüyorum. Ã?oğu kişi bilir. Monte Kristo'nun filmi vardı, adamlar filmi hiç güzel yapamamışlardı, kitapla alakası yoktu, ama film kitap kadar sevilmişti, çünkü anlamsız ve saçma aksiyon sahneleri vardı, bu yüzden filmden nefret etmiştim, çünkü Edmond Dantes bir savaşçı değildi. Anlamsız sahne koymuşlardı, Max Payne de bunu yapmamışlar, bu yüzden çok sevdim.

Max Payne bir intikam hikayesi, bir karakterin hikayesi, bir aksiyon hikayesi değil.Ayrıca karakterleri aynen filme yansıtmaları da imkansız.

Bu arada Mafya konusunda katılıyorum sana :D Fakat hatırlarsan mafya bir zamandan sonra giriyordu hikayeye.Dolayısıyla ikinci filme bırakmış olmaları muhtemel.

Ama ben ikinci oyunu da katmalarını isterdim.Mona Sax ile birlikte oldukları sahneleri vs. ama asıl istediğim şey :

"No Fear, Vlad is here!"

Aegron sana gelince abi, niyeyse ben senin filmdeki kurşunların bittiği yerde kafanı çevirdiğini düşünüyorum :D

by catboy » Sun Apr 05, 2009 5:34 am

Oyunun fanlarından fazladan para kazanmak için bu filmler yapılır zaten, bu bilinen bir gerçek. Oyunculardan Mona Sax karakterini oynayan kişi dışında hiç biri daha oyunu önceden duymamış bile, ne olursa olsun bu oyunundna yapılma bir film ve o ölçüt de yer almalı çünkü öncelikle bu film oyun fanları için yapılıyor ve bir zamanlar benim öyküm için yapılan yorumun aynısı bu film için de geçerli daha film bilerek ilk oyunun kurgusunu bile bitirmeden yarıda kesiliyor. Ben filmin harder versiyon denilen dvsini aldım, heyecanla da izledim. Severek de izledim, ama bir şey ya siyatır ya beyazdır anlayışıyla eleştiri yapılmaz. Ben filmi hem iyi yönleriyle hem de kötü yönleriyle ele aldım her zamanki gibi.

Yüzüklerin Efendisi, Max Payne anlayışıyla çekilmediği için sadece kitabın fanlarının rahatsız olduğu noktalar dışında her şeyiyle mükemmel bir üçlemedir zaten, bu yüzden iki filmi bir arada tutmak da tamamen yanlış olur.

Herkes filmi beğenmemiş diye aman izlemeyeyim mi dedim ben çoğu kişi gibi, bilerek gittim uzatılmış versiyonunu aldım, bunlar da benim kendi yorumlarım. Oyuna bağlılık da evet metro sahnesi ve payne ailesinin öldürülmesi dışında tamamen ayrı bir formatı takip ediyor. Bu yüzden de 3 puan verdim.

by Possessed » Sun Apr 05, 2009 5:24 am

Filmi izlemeden yorum yapmak istemiyorum ama çoğunluğun kabul ettiği şey değişmez gerçek olmak zorunda değildir...

Ne yazık ki filmi kaçırdım, benim bulunduğum yere bir ara geldi gitti. Ne zaman geldi ne zaman gitti hiç anlamadım >.< Bir yerlerden bulup izlemek istiyorum.

Ben filmin iyi olduğuna inanıyorum. İnsanların (özellikle oyuncuların) filmi beğenmemesinin nedeni filmi oyuna göre değerlendirmeleridir (tabii ki başka nedenden de beğenmeyebilirsin). Yapılan en büyük yanlıştır bu, "Yüzüklerin Efendisi" filmlerini de kitabı okumuş çoğu kişi pek beğenemedi.

Yani catboy, çok güzel bir inceleme yapmışsın gene; ama değerlendirmendeki tek yanlış "oyuna bağlılık" diye bir ölçüt eklemen. Bir kitabın ya da oyunun filmi yapılırsa kesinlikle aynısı çekilmez. Eğer aynısı çekilirse film hatalı olur. Ticari olarak da yanlıştır. Yani burada oyuna bağımlılık ters orantılı olmalıydı. 3 yerine 7 vermeliydin. Ya da öyle bir ölçüt koymamalıydın.

by Aegron Linwelin » Sun Apr 05, 2009 5:07 am

Alperen abi sen orda nasıl duygulandın ya ben anlamdım pek :D

Ama film kotulencek bir film değil dogrusu cidden hoş ama polis departamnında kitli kapıyı zıplayıp silahla vurşunun ve kapının açılış anı süperdi... :D

by catboy » Sun Apr 05, 2009 4:27 am

filmin devamı oyuncuların bile kendi performanslarını beğenmedikleri için çekilmeyecek, geçen yılın en bayık aksiyon filmi olarak da onaylandı. üzgünüm ama sadece beni kınamanla olay kapanmıyor benden başka kınaman gereken daha çok kişi var.

by Edmond » Sun Apr 05, 2009 3:35 am

Catboy seni şiddetle kınıyorum :D Filmi az evvel izledim ve ömrümde izlediğim en güzel aksiyon filmi kategorisine yerleştirdim.

Ã?ncelikle filmdeki aksiyon sahneleri değil, Max'in duyguları önemli. Max Payne ne kadar aksiyon oyunu diye geçse de özellikle ikinci oyunu oynamış ve bitirmiş olanlar bilirler herhalde, Max Payne duygusal bir oyundur. Zaten benim sevme amacım da hep buydu (bknz Monte Kristo [gene bknz. Gene mi sen?])

Ayrıca yalnızca iki kere yavaşlatma sahnesi kullanmışlar ve ikisi de mükemmeldi kanımca.Ayrıca aksiyon sahnelelerin hiç de az olduğunu söyleyemeyeceğim açıkçası.Aksiyon kurşundan ibaret değildir.

Code: Select all

Özellikle denizde boğulurken ki an en mükemmel andı. Ayrıca Polis Departmanına korkusuzca ve ölümsüz gibi dalıp, onlarca kişinin arasından odaya dalıp, kapıyı kitlemesi bile mükemmeldi.Veya en sonlara doğru adam ölmek üzereyken meleğin gelip (Not yet Max) demesi harikaydı (aynısı denizde de oldu) .

Ama en sonda iyi ağladım, özellikle Max'in 

"I don't know Heaven, but I believe the Angels." Derken karısına baktığı sahnede, çok az filmde rastlanan bir şekilde gözlerim doldu.

by catboy » Tue Mar 31, 2009 3:19 am

89 dakikalık bir süre zarfıyla seyircinin karşısına çıkan Max Payne filmini dün izleme fırsatım oldu hem de uzatılmış halini (o da bir 5 dk ekstradan filmin arasına serpiştirilmiş bir kaç sahne yani öyle pek bir şey yok.). şimdi öncelikle demem şu ki film sadece ilk oyuna dayalı hatta ve hatta ilk oyunu beş parçaya bölersek bunun dört parçası filmi kapsıyor yani ilk oyunun bile sonuna kadar ki kurgusunu bitiremeden gerisi 2. filmde diyerek insanı saf yerine de koyarak filmi bitiveriyorlar. (Filmin credits kısmından sonra bekleyin, 2 dakikalık esktra bir sahne var bu da 2. filmin olacağının garantisi anlamında konulmuş belli ki.)

Ã?ncelikle ben burada oyun ile filmi, oyundaki karakterlerle filmdeki karakterleri ve son olarak filmdeki aksiyon seviyesini karşılaştırarak anlatmak istiyorum düşüncelerimi.

Filmin konusu şu şekilde gelişmektedir. Aesir şirketi terörizme karşı geliştirilen askerlerin morallerini artıran bir ilaç geliştirmiştir, ancak bu ilacın bir süre sonra bağımlılık etkisi ortaya çıkması bir yana deneklerin neredeyse hepsinin delirmesine yol açmıştır. Sadece Albay Lupino (!) ilacın etkisini gösterebilmiştir, kendine güveni gelmiş ve güçlü, iradeli aynı zamanda kaslarına önem veren bir eleman olmuştur. (Bu arada Jack Lupino'yu Prison break dizisinden Sucre rolüne de oynayan Amaury Nolasco oynamaktadır.)

Tabi ki bu olaylardan sonra ilacın geliştirilmesi yasaklanmıştır, ancak Aesir el altından ilacı sürmeye devam etmektedir, gençler arasında uyuşturucu olarak yaygınlaşan bu ilacın Aesir şirketinin en değerli çalışanlarından biri olan Michelle Payne üretilmesine şiddetle karşı çıkarak şirketi dava edeceğini haber etmiştir.

Max Payne ise Babası Bill Payne'in izinden giderek polis olmuş bir aile babasıdır, Michelle Payne'in eşi olan abimiz bir gün eve gittiğinde mutfakta kahvesini pişirirken yukarıdan gelen gürültülere anlam veremeyip merdivenlere yönelir ve evdeki yabancıları hırzı ve keş olduklarını fark etmesiyle silahına davranır ve adamları aştıktan sonra odasında karısı ve üç aylık bebeğinin cesedini bulur. Evdeki adamlardan biri kaçmayı başarır, o adam karısının ölümünden de sorumludur. Max Payne, faili meçhul cinayetleri araştıran birimde çalışmaya başlar ve içen kapanık bir eleman oluverir.

Metroda yakaladığı keşlerden aldığı bilgiden sonra yolu muhbirlerinden biri olan Trevor'un barına düşer, orada Rus mafyasına kiralık katil oalrak hizmet eden Mona Sax, uyuşturucu bağımlısı kız kardeşi Natasha Sax ve son olarak Jack Lapino ile tanışır.

Natasha ve Max'in eski ortağı Alex'in öldürülmesinden sonra Mona Sax ve Max Payne kader yoldaşı olurlar ve Jack Lupino'nun bu uyuşturucuyu yayarak satanist emelllerine ulaşmasını engellemeye çalışacaklardır ve bu süre zarfında Aesir firmasında güvenlik şefi olarak çalışan ve Max'in babasının dostu olan BB ile iç işleri amiri zenci komiser Jill (bu adamın oyunda yaşlı ve beyaz olarak yer aldığını hatırlatayım da) Max'in davranışlarından şüphelenirler.

Bu daha filmin giriş metni olduğundan spoiler kısmına gerek duymadım, zaten karısının katili ve ihanet gibi şaşırtan faktörlere de yer vermedim. Mafya tamamen kurgudan çıkartılmış, sadece uyuşturucu, çeteler, satanist eylemler ve kötü emeli olan şirketler yer alıyor filmde.

Oyundaki mekanlardan sadece Max Payne'in evi, metro, Aesir'in mühürlenmiş tesisleri ve liman bölgesi yer almakta.

Max Payne'i Max Payne yapan yavaşlatılmış sahnelerden de sadece filmde iki kez yer verilmiş, onlar da çok eğreti konsun diye konulmuş gibi duruyor.

Not çizelgeme bakacak olursak:
Kurgu: 7/10
Atmosfer: 8/10
Karakterler: 7/10
Oyuna bağlılık: 3/10
Aksiyon: 5/10

Genel Not: 65/100

+ Kurgu oyundan bile daha işlenmiş çoğu yerde (ama mafya ilişkileri çıkartılmamalıydı!)
+ Max Payne'in karısı ve bebeğine olan özlemine bayağı bir yer verilmesi
+ Mona Sax karakteri filme bayağı bir yakışmış
+ Uyuşturucunun yan etkilerinin güzelce yansıtılmış olması
+ Bazen iyi şeylere ulaşmak için kötü şeyler yapman gerekebilir! fikrini güzel işlemiş olması
- İlk oyunun senaryosu bilerek bitirilmemiş, 2. film olması adına kesmişler
- Mafyanın yer almaması
- Eğreti duran aksiyon sahneleri
- Bazı karakterlerin görünüşünün oyundan tamamen farklı durması (gerçi karakteristik yapıları oyundakine benzese de)

Top