by Alenthas » Tue Feb 10, 2009 12:04 pm
Bölüm I
I. Kısım
“Aileye katılmak istiyormuşsunuz?” dedi gömleğinin kollarını dirseklerine kadar çekmiş, umursamaz bir tavırla göbeğini çıkartarak duvara yaslanmış, kollarını iç içe geçirmiş adam.
“Evet-” sesim heyecandan kurumuş ve kısık çıkmıştı. Boğazımı temizleyip devam ettim “Evet efendim. Ben, Antonio ve Küçük John.”
“Antonio? Louie Gagliano’nun oğlu Antonio?”
“E-evet.”
“İyi adamdı, severdim. Pekâlâ, yarın öğlen vakti Carlos’un Barı’nda olun.”
Kafamı hızlıca sallayıp uzaklaştım.
Ertesi sabah yatağımdan fırlayarak uyanmıştım. Saat daha 9.00 olmasına rağmen panik içersindeydim. En iyi kıyafetimi giyecektim. Kareli kazak, bej renginde bir yelek ve kahverengi pantolon… “Tom, kahvaltı bitiyor! Ã?abuk ol!”. Hızlı adımlarla merdivenden aşağı inip mutfağa yöneldim. Ailem çoktan kahvaltı masasına oturmuş, çıkartılanların yarısını bitirmişti bile. Babamın çatık kaşlarını umursamayıp birkaç lokmayı çabucak ağzıma tıkıştırarak aceleyle kalktım.
“Nereye gidiyorsun?” dedi babam, ağzındakini bitirmediği için sesi biraz kalın çıkmıştı. Cevabını beklerken ağzındaki son lokmaları yutkunacak zamanı bulmuştu. Esmer, uzun boylu ve sıska bir adamdı, evin içinde genellikle atletle gezerdi. Tamirciydi, o yüzden biraz kas yapmıştı.
“Bizimkilerle dışarı çıkacağız.”
“Aylaklık yapmaktan sıkılmadın mı? Ne zaman bir iş bulmayı planlıyorsun? Sonsuza kadar bizimle kalamazsın. Bak ablana, zengin bir herifle evlendi ve şimdi hayatını yaşıyor. Senin gibi beş parasız bir herifi hangi karı evine alır ha?”
“Zaten bir iş görüşmesine gidiyorduk…”
“Ne işiymiş bu?”
“Geç kalıyorum, sonra anlatırım.” Kapının oradaki portmantoya gidip beremi kendimi beğenmiş bir tavırla geçirdikten sonra kapının yanında duran çekmecelerin üzerindeki aynaya bakıp şapkamı tamamen yerine oturttum ve son bir düzenleme yaptıktan sonra koşarak evi terk ettim.
[b][size=150]Bölüm I[/size][/b]
[b]I. Kısım[/b]
“Aileye katılmak istiyormuşsunuz?” dedi gömleğinin kollarını dirseklerine kadar çekmiş, umursamaz bir tavırla göbeğini çıkartarak duvara yaslanmış, kollarını iç içe geçirmiş adam.
“Evet-” sesim heyecandan kurumuş ve kısık çıkmıştı. Boğazımı temizleyip devam ettim “Evet efendim. Ben, Antonio ve Küçük John.”
“Antonio? Louie Gagliano’nun oğlu Antonio?”
“E-evet.”
“İyi adamdı, severdim. Pekâlâ, yarın öğlen vakti Carlos’un Barı’nda olun.”
Kafamı hızlıca sallayıp uzaklaştım.
Ertesi sabah yatağımdan fırlayarak uyanmıştım. Saat daha 9.00 olmasına rağmen panik içersindeydim. En iyi kıyafetimi giyecektim. Kareli kazak, bej renginde bir yelek ve kahverengi pantolon… “Tom, kahvaltı bitiyor! Ã?abuk ol!”. Hızlı adımlarla merdivenden aşağı inip mutfağa yöneldim. Ailem çoktan kahvaltı masasına oturmuş, çıkartılanların yarısını bitirmişti bile. Babamın çatık kaşlarını umursamayıp birkaç lokmayı çabucak ağzıma tıkıştırarak aceleyle kalktım.
“Nereye gidiyorsun?” dedi babam, ağzındakini bitirmediği için sesi biraz kalın çıkmıştı. Cevabını beklerken ağzındaki son lokmaları yutkunacak zamanı bulmuştu. Esmer, uzun boylu ve sıska bir adamdı, evin içinde genellikle atletle gezerdi. Tamirciydi, o yüzden biraz kas yapmıştı.
“Bizimkilerle dışarı çıkacağız.”
“Aylaklık yapmaktan sıkılmadın mı? Ne zaman bir iş bulmayı planlıyorsun? Sonsuza kadar bizimle kalamazsın. Bak ablana, zengin bir herifle evlendi ve şimdi hayatını yaşıyor. Senin gibi beş parasız bir herifi hangi karı evine alır ha?”
“Zaten bir iş görüşmesine gidiyorduk…”
“Ne işiymiş bu?”
“Geç kalıyorum, sonra anlatırım.” Kapının oradaki portmantoya gidip beremi kendimi beğenmiş bir tavırla geçirdikten sonra kapının yanında duran çekmecelerin üzerindeki aynaya bakıp şapkamı tamamen yerine oturttum ve son bir düzenleme yaptıktan sonra koşarak evi terk ettim.