Yol Arkadaşları - Yorum ve Sohbet

Post a reply

Confirmation code
Enter the code exactly as it appears. All letters are case insensitive.
Smilies
:D :) :( :o 8O :? 8) :lol: :x :P :oops: :cry: :evil: :twisted: :roll: :wink: :!: :?: :idea: :arrow: :| :mrgreen:

BBCode is ON
[img] is ON
[url] is ON
Smilies are ON

Topic review
   

If you wish to attach one or more files enter the details below.

Maximum filesize per attachment: 256 KiB.

Expand view Topic review: Yol Arkadaşları - Yorum ve Sohbet

by Edmond » Sat Apr 04, 2009 1:01 am

Aslında bu tür kavramları hikayelerine en güzel yerleştiren kişilerden biri hiç kuşkusuz Stephen King. Kesinlikle adamın kitabını okurken, TV izlermiş gibi bir anda ortaya çıkan şeylerden korkabiliyorsunuz.

Hiç unutmam bir kitabında lavabodan bir el çıkıyordu ve adamı yakalamaya çalışıyordu.Ã?düm kopmuştu.İnanıyorum karakterin de ödü kopmuştur.

Code: Select all

Hikayenin ilerilerinde el gittikçe uzuyordu, adam eli asit dökerek göndermeye çalışıyordu falan, of ne hikayeydi.

by Firble » Sat Apr 04, 2009 12:45 am

İyi de sorun tam da burada patlak veriyor. Mesela unutulmuş diyarların bir süre sonra bana hiç de öyle fantastik gelmediğini fark ettim. Özellikle şu yol aralarında çıkan egzotik yaratıklar bir süre sonra benim için ormanda yolculuk yapan bir adamın önüne çıkan aslan yahut leopardan bile daha ilginç geliyor. Hatta biraz kedi köpek gibi. Ã?ıkıyorlar, karakterlere bir dövüş pratiği yapma fırsatı veriyorlar ve kayboluyorlar.

Neyse bu tartışma bitmez... Ancak işte fantastik kitap raflarının neredeyse dörtte üçünü işgal eden bir akımdan bahsediyoruz. "Neyse ki" en azından benim açımdan neyse ki bu oran gözlediğim kadarı ile hem Türkiyede hem de burda ABDde azalıyor. Mesela klasik öteden beri yer etmiş bir fantastik diyarda geçmeyen ancak epeyce ünlenmiş fantastik öykülerin sayısı giderek artıyor en azından benim gözleyebildiğim kadarı ile...

Bu arada FR ( işte biz unutulmuş diyarları böyle kısaltırdık zamanında ) konusunda önerebileceğim en güzel kitaplar Ellein Cunnighamındı. Eh bir bayanın elinden çıkınca biraz daha farklı oluyor tabii kitaplar... Illyranınkiler gibi...

Ancak unutulmuş diyarlarda yazmaya karar vermiş bir yazarın sanırım çok cesur olması ve hikayesini farklı hale getirecek bir öge koyması şart hikayeye...

by Edmond » Fri Apr 03, 2009 3:04 pm

Firble wrote:Unutulmuş Diyarlar, bir zamanlar orada geçen tüm kitapları tek tek alıp okudum. 2004 ya da 2005ten önce çıkmış bütün unutulmuş diyar kitaplarını ( Türkçe çıkmış olanları tabii ) istisnasız okudum sanırım. Sonra bıraktım.

Ancak bu diyarın bana tuhaf gelen yanı, aslında sanırım onun kadar çok okumadığım başka diyarlarda da var aynısı... Benim içinde yaşadığım Dünyaya göre tuhaf, sihirli sıradışı pek çok şeyi sıradan anlatıyordu. Açıkçası kitap bana fantastik bir Dünya ile ilgili hayal kuruyorsa o hayal kurma duygusunu bir yerden hissettirmesini istemek gibi bir saplantım var... Sonuçta Unutulmuş diyarlar bu kadar satan bir seri olduğuna göre ( gerçi epey bir süre ben de alıcısıydım ) sanırım çoğu insanda olmayan bir saplantı bu... Ama işte bende var..
Hocam çok haklısın. Ã?oğu Fantastik Yazar'ın sorunu aslında fantastik şeyleri basitmiş gibi anlatmak.Adamların görüşlerine göre "Ya o Dünya'da bu var, niye garip olsun ki?" Zaten bu yüzden en sevdiğim yazar David Eddings. Özellikle Elenium ve Tamuli serilerinde bizi o Dünya'ya sokmaya başarıyordu. Tamuli Serisinde de aslında bahsettiğin olay var fakat zaten Elenium'un devamı olduğu için, okuyanlar her türlü fantastik olaya zamanla alışmış oluyor.

"Dünyasını kaybedenler, yeni bir Dünya kurmak zorundadırlar."

by Firble » Fri Apr 03, 2009 7:45 am

Unutulmuş Diyarlar, bir zamanlar orada geçen tüm kitapları tek tek alıp okudum. 2004 ya da 2005ten önce çıkmış bütün unutulmuş diyar kitaplarını ( Türkçe çıkmış olanları tabii ) istisnasız okudum sanırım. Sonra bıraktım.

Ancak bu diyarın bana tuhaf gelen yanı, aslında sanırım onun kadar çok okumadığım başka diyarlarda da var aynısı... Benim içinde yaşadığım Dünyaya göre tuhaf, sihirli sıradışı pek çok şeyi sıradan anlatıyordu. Açıkçası kitap bana fantastik bir Dünya ile ilgili hayal kuruyorsa o hayal kurma duygusunu bir yerden hissettirmesini istemek gibi bir saplantım var... Sonuçta Unutulmuş diyarlar bu kadar satan bir seri olduğuna göre ( gerçi epey bir süre ben de alıcısıydım ) sanırım çoğu insanda olmayan bir saplantı bu... Ama işte bende var..

by catboy » Fri Apr 03, 2009 6:11 am

Bu bölüm açıklama niteliğinde bir bölüm olmuş, yine de hemen bazı şeyleri açık etmek yerine bir kaç bölüm merak da bırakabilirdin. Yine de keyifle okuduğum hem tasvir ve diyalog açısından gayet okunabilir ve zevkli bir bölümdü. Bu bölümü okuduktan sonra devamını artık dört gözle bekler oldum haberin olsun :)

by Edmond » Sun Mar 29, 2009 8:00 pm

Ã?ncelikle özürlerimi sunuyorum Illyra, bu kadar geç okuduğum için. Pek bir mazeretim olduğunu da söyleyememekten utanç duyuyorum.En nihayetinde okuyabildiğim için sorun yoktur herhâlde :D

Hikaye çok hızlı başlamış.Karakterleri tanıyamadım.Kuzgun ismine mi hayranlığın yoksa hayvana mı? Her zaman Kuzgun olarak görüyoruz seni? Acaba günlük hayatta sana Kuzgun mu diyorlar?Zaten senin Kuzgun'a olan hayranlığını bildiğimiz için o ismi herhâlde başkahramana vermişsindir.Bu da LOTR'daki Frodo ile Sam'in Aragorn'u bulması gibi oldu sanki???

Savaşa gelince ben garipsemedim açıkçası :D Zeki olan birisi için pek olağandışı bir durum olmadığını düşünüyorum.Sonuçta karakterlerimizin ne derece zeki ve olağandışı karakterler olduğunu biliyoruz.

Ama hikayede hız konusunda gerçekten anlamsız derecede hızlı bir yer var ki, en başta silahları ve zırhları alma kısmı. Bu karakterler nasıl oldu da hemencecik silah ve zırh almayı kabullendi anlayamadım.

Hikaye çok güzel ilerliyor :) Gerçekten nasıl bitti anlayamadım.

by Aegron Linwelin » Sun Mar 29, 2009 9:25 am

Tabi biz her türlü okuruz ama Ilyranın nasıl yazmak istediği önemli başta...

by catboy » Sun Mar 29, 2009 6:14 am

Illyra yazısını roman olarak değil de öykü halinde yazmak istediğini belirtmiş, bu yüzden o konuda baskı kuramıcam ben yine de olayların hızlı bir biçimde ilerlemesinden karakterleri yavaşça tanıyarak okumayı ben de isterim, ama ıllyra nasıl öyküsünü şekillendirmek isterse istesin ben zevkle okurum yazısını. Devamını bekliyoruz efenim :D

by Aegron Linwelin » Sun Mar 29, 2009 6:11 am

Ilyra aslında öykü nü uzun uzun gün fün anlatmak bende isterim diyorsun... Madem istiyorsun anlat ya.... Ben sıkılmadan okuyabilirim :D

by Illyra » Sun Mar 29, 2009 6:09 am

yorumlarınız ve eleştrileriniz için teşekkür ederim. eğer bir tüyo istiyorsanız ; ilerideki bölümlerde iki çiftçi çocuğunun nasıl birer profosyonel olarak savaştıklarını, ve böyle apar topar görevi nasıl kabul ettiklerini açıklayacağım. bu sefer okunmasının daha kolay olması için kısa bir bölüm olarak yolladım, gerisi bende hala yazılı ama sanırım biden koymak pek iyi olmakyacaktır.

zaman konusuna gelince firble, aslında ince ayrıntılarla yazmayı çok seviyorum, bana kalsa günden güne yolculuklarını zevkle anlatabilirm ama bu bazen okurken insanlara sıkıntı verebiliyor. hem o kadar uzun yazmaya kalkışsam, hikaye değil roman olabilir :roll: ama zaman konusuda bundan sonra daha dikkatli davranacağım.

bu arada catboy o kelime hatalarını yapan word ün ta kendisi. bundan sonra otomatik düzeltmelere dikkat ederim. kuzgun a gelince, onun nasıl böyle tuhaf birisi olduğu hikayenin ilerisinde mevcut.

okuyan herkese çok teşekkür ederim...

by Aegron Linwelin » Sun Mar 29, 2009 6:07 am

Evet ikinci bölümünü de okudum ve cidden hoş olmuş ama belirtmek istediğim birkaç şey olcak tabi ki de....

Ã?ncelikle Kuzgun karakteri kafamda şu anlık sinsi biri gibi oluştu ama böyle karakterleri her zaman sevmişimdir öykün içinde her yere çekmen mümkün oalbilir bu karakteri. Neyse Kuzgun hakkında ufak bir ayrıntı daha son konusma ile alakalı... Hiç konuşmayan biri olarak Kuzgunun sonda büyücü kadına karşı direk silahlarımızı bırakabiliriz zarar vermek gibi bir niyetimiz yok demesini garipsedim doğrusu. Onun yerine büyücüyü biraz daha tasvir felan etsen çok hoş dururdu. Kurguya gelince öykün konu itibarıyla merak uyandırıcı sürükleyici oalrak devam ediyor. Diğer bölümlerinide merakla bekliyorum. şu anda favorim Kuzgun... (Zaten üç kişiler)

by catboy » Sun Mar 29, 2009 5:58 am

İlk yazdığın bölümden sonra bu bölüm kısacık gelmiş olsa da Kuzgun karakterini tanımamız açısından tatminkar bir bölüm olmuş. Kuzgun'un amacı hakkında herhangi bir tahminim yok, ama sinsi ve sırları olan birine benziyor. Yalnız bir konuda uyarı yapayım, özellikle son diyalogda daha kadın bir şey demeden Kuzgun nefes almadan sıralamış, hemen silahlarımızı size verebiliriz filan ne bileyim bana o karakterin kişiliğine uygunsuz geldi. Bu kadar sessiz ve pek konuşkan olmayan birisinin ardı ardına bu kadar cümle sıralaması ve hemen baştan her şeyi kabul eden bir edayla konuşması bana biraz garip geldi.

Onun dışında olaylar ilginç ilerliyor, kurgun merak uyandırıcı. Karakter diyalogları hoş ve tasvirlerde bu bölümde daha bir tatminkardı.

by Aegron Linwelin » Sat Mar 28, 2009 4:01 am

Evet koysan iyi olur artık :D

by catboy » Fri Mar 27, 2009 9:39 pm

eh illyra devamını ne zaman koyacaksın siteye? beklemedeyiz :)

by Firble » Fri Mar 27, 2009 7:04 am

Illyra, öncelikle değişik bir konu seçmişsin ve onu güzel işliyorsun. Ã?rneğin karakterlerin yol arkadaşlarını kendileri bulması çok güzel. Hikayenin akışı da çok güzel.

Ancak gözüme batan bir sorun var ki. Hakikaten gözüme gözüme batıyor. Gerçi bu sorunu birçok fantastik tarzda hikayede, hatta profesyonel ve pek çok kişinin okuduğu yazarda da görüyorum, yani muhtemelen çoğu kişi için bu o kadar sorun değildir muhtemelen...

Ancak hikaye benim için çok hızlı akıyor. Ben ne zaman ne olduğunu şaşırdım. Tapınağa geldiler ikna oldular yola çıktılar, yol aldılar birisini daha ikna ettiler.

Bu olayların her birini daha kafamda şekillendiremeden bir sonraki olaya geçiyor hikaye... Açıkçası biraz sanki bir filmi hızla ileriye sarıyormuş izlenimi uyandırdı hikayenin bu şekli...

Ancak dediğim gibi bu benim bakış açımla olan bir eleştiri.. Ben biraz iflah olmaz bir eleştiriciyimdir. Gerek mesleki ( gerçi daha orası belli olmadı) gerekse normal yaşamda, birçok insanın bana haddin değil diyeceği kişilerin eserlerinde bile bana ters gelen yan varsa genelde çekinmeden eleştiririm.

Bu nedenle ailemden küçükken azar da işitmiştim birkaç defa, yani biraz da çocukluk huyu... Ama huy bu işte gitmiyor. : ) ) )

Top