Merhaba MG,
Hikaye serini ben de okumaya başladım, zamanım yettiği müddetçe okumaya da devam edeceğim.
şu aralar vampir hikayeleri dört bir yanımızı sardı, şatolarından gençlik çağlarına, liselere indiler... Eh takip etmekten başka yapacak bir şeyimiz yok. Bakalım bu yeni akımın sonu nereye varacak.
Bu arada Ann Rice Meleklerin edebiyat dünyasının yeni vampirleri olacağını öngörmüş. Söyleşi ile ilgili bir yazıyı aşağıya link olarak koyayım, siz de okuyun. Özellikle yeni çıkan Alacakaranlık serisi ile birlikte bu güne kadar erkek çocuklarının ilgi alanlarına hitap eden vampirlerin nasıl olup da yeni yetme Amerikan kızlarına ilgi çekici geldiğin de çok güzel analiz etmiş. (Hoş analizi bütün kızlar için geçerli.)
http://www.guardian.co.uk/books/2009/oc ... -anne-rice
Neyse konuyu dağıtmayayım.
Bir iki yerde anlatım bozukluğu var, önce onlara bir dikkatini çekeyim. Hazır yeni başlamışken düzeltelim.
"Bilinçsizce ve büyük bir dehşet ve korkuyla sağa sola koşmaya başladım. Nereye koşsam korkutucu ağaçlar, nereye koşsam karanlık..."
Burada aynı cümlede iki tane "ve" var. Yanlış doğru demiyorum ama benim kulağımı çok tırmaladı.
"Gözlerimi açtığımda yaprakların arasından süzülen güneşin bedenimi yaktığını hissettim. Bedenimin her yerinde müthiş bir ağrı ve acı vardı sanki. Zorlukla yattığım yerden doğruldum. Dün geceden anımsadıklarımın haricinde bir şeyler gelmemişti aklıma. Başımın içinde mütiş bir ağırlık vardı sanki. Boynumun üstünde durmakta zorluk çekiyor gibiydi."
İşte Firble ustaya acele yazılmış hissi veren paragraf bu olsa gerek. "Bedenimin her yerinde müthiş bir ağrı ve acı vardı sanki" 'den iki cümle sonra "Başımın içinde müthiş bir ağırlık vardı sanki" cümlesi ve hemen akabinde gelen bir "gibiydi".
Bu sanki ve gibiler edebiyatın olmazsa olmazıdır, yemeğin tuzu gibi, doğru miktarda kullanıldığında anlatmak istediğiniz duyguya veya olaya zenginlik ve derinlik katar. Ama çok kullanıldığında da okurda bezginlik yaratır.
"Her şey de bir şey gibiymiş sanki!" diye alaya alır okur.
Benim de çok sık yaptığım bir hata, bu yüzden oturup yazdığım bir paragrafı baştan okuyorum "sanki ve gibilerin" dozu kaçmış mı diye...
Son olarak bir şeye daha dikkat çekmek istiyorum. Yine benim üşengeçliğimden eksik kaldığım bir nokta, ve maalesef pek çok yazarın da amatör seviyede kalmasına neden olan bir eksiklik.
Bir hikaye, hele hele roman yazmadan önce yeterince araştırma yapmıyoruz. Tamam anlattığımız şey bir kurgudan ibaret olabilir ama hikayemizin geçtiği ortam şu anda içinde yaşadığımız dünya ise bunu okuyucuya hissettirmek zorundayız.
Daha öykünün başı, belki de yazarın bilinçli seçimi olduğu için bu hikayede ortam hakkında ne yazıkki yeterince bilgilendirilmiyoruz. Hastane anonim, orman anonim, doktor da sanki sadece kendisine verilen repliği söylemek için orada.
Gerekçe "Yazarın başından çok kötü hastane tecrübeleri geçtiği için o ortamı anlatmaktan kaçınıyor" bile olsa bu okuyucuda yarattığı yavan hisse engel değil. Kısa hikayelerde ortamı hissettirmekten kaçınma lüksümüz var, hikaye kısa ve okuyucunun ilgisini yakalamışken dağılmasına izin veremeyiz. Ancak bu hikaye 45 bölümlük bir roman olacaksa o zaman ormana ve hastaneye de biraz zaman ve yer ayırabiliriz.
Doktorun ne ilaç yazdığını -isimleriyle- bilmiyoruz. Antibiyotik'den bahsedilmiyor, ki böyle bir durumda şart. Ayrıca kuduz aşısı olması gerek. Kuduz aşısı ne yazık ki bir kere olunup biten bir şey değil, ilkini olduktan sonra 3., 7., 14. ve 28. günlerde 4 kere daha olmak gerekiyor. Doktorun kendisi de vampir olsa bile hastanelerde yönetmelikler var, öyle kocaman bir parça ısırıkla eli kolu sallayarak gidemezsiniz.
Belki de babası tüm bunları doktorla konuşmuştur. Neyse, bunlar önemli değil, benim dikkat çekmek istediğim konu, eskiden Türk filmlerindeki doktorlarla dalga geçerdik, “bol bol yatıp istirahat etsin” den daha tıbbi bir cümle kuramadıkları için. Yönetmenler bir günde film çektiklerinden böyle şeyleri zaman harcamaya değer bulmazlardı... Biz de aynı hataya düşmeyelim.
Edebi yönümüz ne kadar kuvvetli olursa olsun, hikayemizin geçtiği ortamı, hele ki gerçek dünyada var olan bir ortam ise, araştırmakla görevliyiz.