eleştiri nasıl olmalı?

Post a reply

Confirmation code
Enter the code exactly as it appears. All letters are case insensitive.
Smilies
:D :) :( :o 8O :? 8) :lol: :x :P :oops: :cry: :evil: :twisted: :roll: :wink: :!: :?: :idea: :arrow: :| :mrgreen:

BBCode is ON
[img] is ON
[url] is ON
Smilies are ON

Topic review
   

If you wish to attach one or more files enter the details below.

Maximum filesize per attachment: 256 KiB.

Expand view Topic review: eleştiri nasıl olmalı?

by zulkarneyn » Thu Jan 29, 2004 12:56 am

ketchup wrote:sadece eleştiri yaparken kullanılan üslubun yazara hatalarını gösterirken onu rencide etmeden bunu nasıl yapabiliriz sorusuna cevap vermesini isterim.benim için evet yada hayır demek yeterlidir,çünkü ben eleştirmen olduğumu iddia etmiyorum.senden rica edeceğim tek şey burdaki insanların çoğununda eleştirmen olmadığını bilerek değerli fikirleriini bize öyle anlatman....
Kısır döngüye giriyor olabiliriz ama, insanlara neden beğendiğinizi veya beğenmediğinizi nedenlerini ile açıklarsanız rencide olmazlar (olmamaları gerekir).

İşe önce yazar açısından bakalım, neden yazıyor?

Aslında yazar kisvesindeki bir kişinin beğeni beklediği açıktır. Beğenilmeyebileceğinin ise şöyle böyle farkındadır. Eğer "beğenilmeyebileceğinin" farkında ise, kendini geliştirmek için karşıdakinin "nedenlerine" ihtiyacı vardır. Karşıdaki bir neden sunmazsa, elbette incinebilir, ama bunun gerçekte bir eleştiri olmadığını düşünerek içini ferahlatması lazım.

Bence nedensiz beğeniler de yazı yazan kişi için zararlı. Gelişimini engelleyecek bir süreci başlatabilir. Ayrıca eğer bilinçli bir bireyse, bence kişiyi nedensiz beğeniler yaralamalı. İnsanlar bir amaç için yazarlar, beğeni bu amacın anlaşıldığının ifadesi olmalı yazar için. "Yazdığını çok beğendim" diyen bir kişiye "sana bu ne ifade etti ve neden" cümlesi sorulur da bir cevap alınamazsa, alınan cevaplar bir akıl yürütmeyi içermiyorsa, kişinin üzülmesi gerek, çünkü belki yazdığı şey işlevini yerine getirememiş.

Bu nedenle sizin beğenip beğenmemenizin, karşıdaki sağlıklı bir bireyse, aslında çok bir şey ifade etmemesi gerek, aldığı "eleştiriler" ise daha dikkate değer olmalı.

Sıra size gelince:

Eleştirmen olmadığınızı ifade etmişsiniz, o halde "eleştiri yaparken" eylemini kendiniz için kullanıyorsanız bunun karşıdaki için yanıltıcı olabileceğini söylemem lazım. Karşınızdakini kırmamak için bu konularda çok bilgili olmadığınızı söylemenizde yarar var, "sadece beğenim bu yönde" demeniz yeter. Karşıdaki de anlayışlı bir kişiyse kırılmaz.

"Eleştirmen"lik sırf "eleştiri okulu"ndan (ki böyle bir okul olduğunu zannetmiyorum, yalnızca Bilkent'te yüksek lisans seviyesinde eleştirmen yetiştirme programları mevcut, sırf bu amaca yönelik tek program bu olabilir, zira diğer üniversitelerde eleştiri okutulmasına rağmen yalnızca buna yönelik çalışma var mı bilemiyorum) diploma almak ile olacak bir şey değil. Bir kişiye yazdıkları hakkında elle tutulur bir şeyler söyleyebilmek çok okumak, çok yazmak ile mümkün. Yalnızca edebiyat eserlerini değil, farklı disiplinlerden insana ve edebiyata yönelik çalışmaları da bilmek gerekiyor. Bu türden bir çalışmanın insanı "eleştirmen" yapacağından emin değil aslında, ama önce insanın "okur" kimliğini pekiştirdiğinden eminim. Okumak yalnızca okuyup unutmak olmamalı, okumak yeniden yazmak olmalı bence. Bunu yapabilmek için okuduğunuzu farklı görüşlerle, farklı metinlerle (en azından bir metin olarak kendi benliğinizle) ilintilendirebilmelisiniz. Aynı metnin belli bir zaman geçtikten sonra yeniden okuyunca farklı görüşler çıkartıyorsanız ve yine sizin benliğinize katkıda bulunabiliyor, farklı okumalar sunabiliyorsa, bu hem sizin zamanla deneyim çemberinizi genişlettiğinizin, hem de metnin "verimli" bir metin olduğunun işaretidir diye düşünüyorum.

"Eleştiri"nin öyle kolay yapılacak bir iş olmadığını vurguluyorum. Ancak imkansız da değil ve derin okumanın gereği. Pek çok farklı metnin okuması ile birlikte edebiyat üzerine yazıları da okursanız, en azından belli bir görüş sahibi olabilirsiniz. Bir şeyi neden beğendiğinizi araştırmayı düşündünüz mü? Ya da neden beğenmediğinizi?

Böylesi bir eylem hem size doğrudan benliğiniz hakkında fikir verecektir, hem de yaşadığınız dünya hakkında. Kendinize eleştirmen demiyorsanız da kısmen belli kuramlara, görüşlere, edebiyat bilgisine, dilbilgisine dayalı, diğer beşeri bilimlere, hatta ve hatta doğa bilimlerine dayalı görüşlerinizi nedenleri ile beraber yazara sunarsanız, belki bu şekilde yararlı olabilirsiniz.

Tabii karşıdaki de incinmez o zaman.

by ketchup » Wed Jan 28, 2004 10:41 pm

sevgili zulkarneyn,verdiğin cevaplardan senin edebi kavramlar hakkında ve edebi konular hakkında bilginin derin olduğunu anlayabiliyorum.bunları bizimle palaştığın için teşekkür ediyorum.
eleştiri iyi ya da kötü diyerek olmaz,bunu bizde biliyoruz,sadece eleştiri yaparken kullanılan üslubun yazara hatalarını gösterirken onu rencide etmeden bunu nasıl yapabiliriz sorusuna cevap vermesini isterim.benim için evet yada hayır demek yeterlidir,çünkü ben eleştirmen olduğumu iddia etmiyorum.senden rica edeceğim tek şey burdaki insanların çoğununda eleştirmen olmadığını bilerek değerli fikirleriini bize öyle anlatman....

by zulkarneyn » Wed Jan 28, 2004 9:07 pm

Sayın Estebin,
Acaba sizce de oydaşma bugünü ve burayı ilgilendiren, genelleme yapılmasına fırsat veren, gelişimi teşvike değil, kısıtlamaya yönelik bir konu olmaz mı? Yani edebiyat açısından bugün bu tür kurumlar oluşturulmasından yana mısınız?
Yukarıda, Gandalf'a sorduğum soruları iyi okuduğunuzdan emin misiniz?

şimdi aşağıdaki sorularıma gelelim:
İyi / Kötü eleştiri gibi tanımları olmayan, herkese göre değişebilecek belirsiz açıklamalar yerine, en azından hangi fikre dayandığı belirli olan görüş bildirimlerini teşvik etmeniz; oydaşma sağlama endişesi varsa bir çalışma grubu kurup sitenizde eleştiri normlarını belirlemeniz gerekmez mi? Bu bağlamda "iyi olmuş," "kötü olmuş" gibi yalnızca neden gereği duymadan belirtilen beğeni ifadelerinden de uzaklaşmaya zorunlu kalacağınızı düşünüyorum.
Bunları iyi okudunuz mu?

Savunduğum tüm görüşleri temelinden yanlış anladığınızı düşünüyorum:

1 - Temel savım "iyi/kötü" gibi temel zıtlıklar üzerine kurulu ifadelerin "eleştiri" olmadığıdır.

2 - Söz konusu olan "edebiyatı nasıl eleştireceğiz" sorusudur. "Bir insanı nasıl eleştireceğiz" üstüne görüş bildirmiyoruz, ayrıca şu an içinde buldunuğumuz tartışma alanı edebiyat ile ilgili, hatırlatırım.

3- Gandalf'a yanıt (belki soru) iletimde "oydaşma"nın ulaşılamaz bir "ideal" olduğunu, ancak "tahakküm" amaçlı olabileceğini, söyledim.

4- Edebiyat eleştirisinin içerisinde hakaret amaçlı bir şey olamayacağını, eleştirilerin hedefine göre (kişi değil eser) eleştirinin verimli olacağını düşünüyorum.

5 - "Verimli eleştiri" nedir? Tanımımı sunayım; gerçi verimli eleştiriyi de daha önce yazdım: Sonraki okumalarınzda bir metnin başka derinlikleri olduğunu gösteren bir eleştiri "verimli bir eleştiri" olacaktır. Güzel/çirkin gibi ifadeler, bir metnin estetiği hakkında görüş bildirse de eleştiri değildir ve yetersizdir, çünkü "Neden" sorusuna bir cevap sunmamaktadır. şimdi diyelim ki, bir kişi "Sizce Kara Elf Üçlemesi nasıl bir kitap?" diye sordu. Peşine de on tane görüş bildirildi "İyi" ve "kötü" şeklinde. Sizce verimli bir eleştiri olmuş mu?

6- Tekrar ediyorum: Edebiyat eleştirinin nasıl olacağı konusunda sorulan bir soruya cevaben, uygulamada neler olduğu konusunda bilgi vermek üzere yazdım. Ketchup'ın belki sıkıntısını çektiği konu olan, "edebi bir eser nasıl eleştirilir," üzerine yazdım, eleştirinin araçlarının neler olması gerektiği yönündeki görüşlerimi belirttim. Bu tartışma alanlarında yukarıda örneğini verdiğim türden (iyi /kötü) dışında bir örnek mevcut değil. Eğer bu yönden örnekler varsa beni mahçup etmenizi diliyorum.

7- Ne demiştim "iyi ve kötü" ifadeleri, yalnıza görüş bildirmek, arkasında bu düşünceye neden ve nasıl varıldığını gösterir bir ifade yok. Eğer Gandalf'ın önerdiği üzere "oydaşma" olacaksa, ilk başta kaybedilecek şey, bir eleştirinin ve aynı zamanda edebi olma iddiasındaki bir eserin öznelliğini yok eder. Herkese uyulması gereken normlar sunar.

8- Bu normlar "iyi"nin ve "kötü"nün tanımını içerecektir. Bunlar "oydaşım" hakkı olan kişilerce belirlenecek, ister istemez bu ifadelerden uzaklaşılacak.

9- Açıkçası "ahlaki" yönden eleştiri olmayacağını (bu düşünceler "edebiyatın" hala "edep"le ilgili olduğunu düşünen kişilere mahsus; ben edebiyatın bundan fazla bir şey olduğunu) düşünüyorum. Nitelikli eleştiri kişinin "ahlak"ına değil, yazdığının dil açısından sanatına, eserdeki politik duruşuna, belki yazdığı eserde kurduğu "ahlak" yapısına gelecektir, bu "ahlak"ın da kişinin kendi ahlak yapısını temsil etmesi gerekmez. Bu noktada zaten hakaretamiz ifadelerin kullanılması mümkün değil, neden hala "eleştiride ahlak"a takılıp duruyorsunuz? Daha "eleştiri" yöntemi (yöntemin ahlak içermediğini belirterek) konusunda bir görüş bildirmiş değilsiniz.

10- "Edebiyat eleştirisi nasıl olur?" sorusuna gereken yanıt, yöntemin içerisinden gelir. "Edebiyat eleştirisi ahlaklı olur," gibi bir yanıt aslında eleştiri yöntemini değil, belli bir ahlak görüşünü başkalarına nüfuz ettirmeye yöneliktir. Gerçi şimdiye kadar kimseden o ahlak görüşünün ne olduğunu da duyabilmiş değilim, duysam da edebiyat üzerinde ve eleştiri üzerinde bağlayıcılığının olmadığını, hala burasının sözde amacının "edebiyat eleştirisi" alanı olmak olduğunu, "insani değer eleştirisi" yapmak olmadığını belirtirim.

11- Edebiyat eleştirisi normlarının olmasından yana değilim, olan normlar varsa da bunlar özneldir. Başkalarının oyunu, görüşünü gerektirecek bir şey olmadığını düşünüyorum. "Eleştiri" tanımı dahilinde yapılırsa ("beğeni bildirmek" dışında) olursa, edebiyatla dille ilgili olursa, mümkün mertebe "ahlak"tan uzak durursa zaten "hakaret" olmayacaktır. Hakaret olacağı görüşünü savunanlar varsa, önce biraz rahatlamalarını, yazdıkları eserler, ya da kendi eleştirilerine yergi gelirse, önce bunlara sunulan nedenleri ciddi olarak okumalarını, gelen eleştirilerin dil kullanımına yönelik, edebiyat bilgisi içeren, belli bir araştırmanın sonucunu gösterir, hatta belki kendi yazdıkları hakkında farklı okumalar getiren bir eleştiriyse, gelen eleştirilere uymalarını değil, dikkate almalarını salık veririm..

12- Savunduğum şey bu tartışma alanında "edebiyat eleştirisinin" niteliğine yakışır, hepimizi zenginleştirecek tartışmalar yapılması. Bu nedenle bu tartışma alanında belli ilkelerin olmasından yanayım. Ama "eleştirinin normlaşmasından" yana değilim. Aradaki ince çizgiyi göreceğinizi umarım.

13- Bunların sonucunda, buranın yöneticilerinden ve kullanıcılarından talebim, bir konu hakkında görüş bildirenlerin, önce bu işi belli sıfatlarla sınırlamamaları, nedenlerini bildirmeye, sundukları nedenlerin "öğretilmiş değerler" mi olduğunu "akıl yürütmeye" mi dayandığını belirtmeye, yani öncesinde öz eleştiri yapmaya teşvik edilmelerini sağlamalarıdır.

Görüşleriniz için teşekkür ederim.

by Asuthay » Wed Jan 28, 2004 4:20 am

Belyer birçok arkadaşımın söylediği şey doğru bu topicte fakat bence en önemlisi de samimi olmak , yani kafanda kurtların dolaşmaması.İnsan eleştirmek için eleştirmemeli , hakkaten içinden gelerek yapmalı bu tenkit eylemini

by pyros » Wed Jan 28, 2004 1:00 am

az ve öz konuşmak güzeldir diye düşündüm

ketçap saol beendiğin için
ama diğer arkadaşlar da detaylı detaylı anlatmışlar fikirlerini

bence hepsi takdire şayan şeyler yazmışlar

kaldırıp da çöpe atma yani

by Estebin » Wed Jan 28, 2004 12:19 am

Site okuyucularının talebi doğrusunda hizmet verdiğine göre, sitede yazılan yazıların nasıl eleştireceği konusundaki "ketchup"ın sorusu da cevap beklemektedir.
En başta sorulan "Biz bir insan olarak nasıl eleştirilerde bulunmalıyız?" idi. Bu sitenin içinde belli eleştiri standartları olsun, hatta bunu forum kurallarına koyalım, uymayanı da of yapalım şeklinde bir yaklaşımın bu noktada yapıcı olmayacağına inanıyorum.
"Site okuyucularının talebi doğrusunda hizmet veriyor." demek site birileri bir şeyi istiyor diye tüm herkesi böyle yapmaya zorluyor demek değildir hatırlatırım. Kimse ikna olmadığı bir konuda bir şeyi yapmak zorunda bırakılamaz.
Kaldı ki bu sitedeki tüm herkes senin (mükemmel senin) gibi soğuk olsaydı sanırım buraya daha seyrek uğrar olurdum.
Sitenizde her beklentiye uygun yaklaşımı sunamadığınızı düşünüyorum. Benim beklentilerim tatmin olmuş değil. Kendi görüşlerimi de akılcı buluyorum. Tabii takdir okuyucunun.
Eğer böyle bir beklentin varsa en fazla eleştirinin yapıldığı yer neresi, diyelim ki Kitapgah, oraya gidersin ve bahsettiğin nesnel eleştirilerini yaparsın, insanlara örnek olursun. Senin yaptığın türde eleştirinin pratikteki uygulaması mantıklı ise zaten insanlar o tür eleştiriler yapmaya doğru kayarlar.
Her şey yöneticilerden beklenmez, yöneticiler "şu konuda bir yönetmelik çıkardık, artık herkes bu standartlara uyacak." demeyeceğine göre senin bu konudaki beklentini insanları öylesinin mantıklı olduğuna ikna ederek gidermen lazım. Site zamanla gelişerek değişti ve hala da gelişim yönündeki değişimleri kabul ediyor, bu gelişim sürecinde ise ben hiçbir zaman zorlama yönteminin izlendiğini hatırlamıyorum.
Dediğim gibi bu konuda örnek kullanıcı ol ve herkes de bir kitap konusundaki eleştirini merakla bekliyor mu görelim.
Ben senin senden önceki kullanıcının (senin gözündeki) "değersiz" eleştirisine atıfta bulunmadan düzgün bir eleştiri yazacağına nedense(!) görmeden inanamayacağım.
Bunu yapmazsan da hiçbir yerde aradığın şekilde bir ortama kavuşamayacağını üzülerek söyleyim. Madem bu konuda ideallerin var, idealler savunulmak ve yüceltilmek içindir. Ortaya atıp herkes buna uysun demek için değil. İkna ile empoze etme arasındaki ince çizginin doğru olmayan tarafındasın gibi geldi bana.

Benim görüşümü sorarsan buraya geliş amaçlarım arasında "dostlarımla, değer verdiğim 'insanlarla'" buluşma da var. Onların beğenilerini belirttikleri mesajları görünce senin dediğin gibi üzülmüyorum. Eğer saf, nesnel ve tam bu konudaki uzmanların görüşlerini arıyorsan eminim bu türde yazılar yazan gazete, dergi, mecmua vs bulabilirsin. İnsanlar burada samimi bir sohbet havasını sürdürmek istiyorsa niye onlara "şöyle diyeceksin, böyle yapacaksın!" tarzında yaklaşım sergilensin ki? Biraz da mesajını okuduğun "insanlara" eleştiri makinesi olarak bakma, eminim çok daha rahat edersin. Kaldı ki beğenilerini belirten kullanıcıların yanı sıra güzel eleştiriler yapan insanlar da var.

Gene de şunu kabul etmemiz gerekir ki yapıcı, düzgün, hoşumuza giden (ayy ne kadar öznel, pis sözcükler kullanıyorum. :) ) eleştirileri site içindeki "standart" öyle olduğu için değil, öyle yapmayı mantıklı bulduğumuz için ve hoşumuza gittiği için yapmalıyız. Burdaki başlıkta bir karar alıp sonra da diğer tüm insanlara "şurdaki başlığa git de eleştiri nasıl yapılıyormuş git öğren!" demek -bu lafı kimseye yöneltmiyorum- bence kibirlilikten farklı bir şey değil.
Her güzel, iyi, kötü kelimesini kullanana "pis" demek de bence nesnel değil. İnsanların kullandıkları lafları onların seviyelerine yönelik ithamlarda bulunmak için "seçmek" de bence bir kişinin seviyesini belirler ve eğitim kitaplardan alınmaz. Kibar bir üslubun hakaret (ah gene öznel bir ahlak terimi kullandım. :) ) içerebileceğini herkesin anlayacağını anla. Bu sitedeki bir iki kişiden duyduğun bir şeyi tüm sitenin kabülü ve hatası olarak genelleme yapman da ayrıca dikkat çekici.
Bu bağlamda "iyi olmuş," "kötü olmuş" gibi yalnızca neden gereği duymadan belirtilen beğeni ifadelerinden de uzaklaşmaya zorunlu kalacağınızı düşünüyorum.
şu kural ve insanları kısıtlama, zorunlu bırakma anlayışını en kısa sürede bırakmanı tavsiye edeceğim. Bunu hakaret olarak algılama düşüncemi söylüyorum, çok yapmacıksın.

Her sistemin düzenli işleyişinin temelinde insan vardır ve insan faktörü iyi olduğu sürece sistem iyi işler. İnsan faktörü bozuksa en detaylı düşünülmüş sistem bile çökmeye mahkumdur.
İnsan faktörü kurallardan daha -çok çok daha- önemlidir. Bilmem bunu daha da açık anlatmanın yolu var mıdır?
Vaktiyle neden seçildiği, acaba bugün İngilizce bir adkullanılmasını zorunlu kılar mı?
Kılar. Bir site canı sıkıldıkça isim değiştiremez. Bunun neden olduğunu açıklayım istersen bir zahmet haber ver.

Senin alttan alta soktuğun laflara ben "dobra" karşılık verdiğim için eminim ki benim söylediklerimin ana fikrini bir yana bırakıp üslubumu eleştireceksin. N'apalım dünya?! :wink: Ben var ya ben çok seviyesizim! değil mi? :)

by ketchup » Tue Jan 27, 2004 10:31 pm

zulkarneyn arkadaşımıza öncelikle bu konuda ki fikirlerini bizlerle paylaştığı için teşeşkkür ediyorum.ama benim açtığım başlık eleştiri nasıl olmalı iken yazılan şeyler bu konudan çıkıp sitenin adının niye ingilizce olduğuna veya tolkien tartışmasına...vb.gibi,benim sorumun dışına çıkmış ve ben sadece pyrosun cevabından tatmin olabildim.
eleştirinin hakaretten ayrıldığı nokta üslupta,
yerini bulmasını sağlayacak nokta ise nesnellikte gizlidir
işte benim sorumun cevabını pyros çok güzel bir şekilde vermiş,benim sormak istediğim şey buydu,niye bu kadar uzun uzun yazıldığını anlayamadım,doğru cümle 5 kelimeden oluşursa bunu anlayabilecek bir yetenekteyiz.

by pyros » Tue Jan 27, 2004 8:03 pm

eleştirinin hakaretten ayrıldığı nokta üslupta,
yerini bulmasını sağlayacak nokta ise nesnellikte gizlidir
kanımca

Ek: Edebiyat Eleştirisinin Gereği

by zulkarneyn » Tue Jan 27, 2004 8:00 am

Bu yukarıda eklemeyi unuttuğum bir konudur:

Site okuyucularının talebi doğrusunda hizmet verdiğine göre, sitede yazılan yazıların nasıl eleştireceği konusundaki "ketchup"ın sorusu da cevap beklemektedir. İyi / Kötü eleştiri gibi tanımları olmayan, herkese göre değişebilecek belirsiz açıklamalar yerine, en azından hangi fikre dayandığı belirli olan görüş bildirimlerini teşvik etmeniz; oydaşma sağlama endişesi varsa bir çalışma grubu kurup sitenizde eleştiri normlarını belirlemeniz gerekmez mi? Bu bağlamda "iyi olmuş," "kötü olmuş" gibi yalnızca neden gereği duymadan belirtilen beğeni ifadelerinden de uzaklaşmaya zorunlu kalacağınızı düşünüyorum.

by zulkarneyn » Tue Jan 27, 2004 7:54 am

Merhabalar Gandalf,
1: Eleştiri sözcüğü üzerine bu kadar kafa yorduğunuz için belirtmek istedim. Diyarımızda her eğitimden, her kültürden, toplumun her tabakasından, her yaş grubundan, her ilden, her statüden vb vb vb kullanıcımız var. Bu nedenle tüm kullanıcılarımızın eleştiri, inceleme ya da makale değil, konu hakkında fikir ve görüşlerini belirttiklerini düşünüyorum ve bu görüşlere -olumlu ya da olumsuz- değer veriyorum. Bu fikir bildirimine eleştiri ya da başka bir isim verebilirsiniz.
Yukarıda bu fikir bildirimine neden eleştiri denemeyeceğini anlatmaya çalıştım. Sizce açık olmayan bir noktası varsa tekrar açıklamayı deneyebilirim.

Kullanıcı görüşlerine açık olması güzel tabii, ama umarım fikir üretime yönelik görüş bildirimini teşvik edici tutumlar sergilersiniz. Zira -kendi hesabıma konuşayım- diyelim ki birisi bir kitap hakkında "bu kitap kötü, sakın alıp okuma," dedi, bunun nedenlerini beklerim. "Kişiler kötü tasarlanmış" denirse, bu ifadeyi sunan kişinin 'kişiler nasıl tasarlanmalı' konusundaki düşüncelerini alırım. Bu görüşlerin doğruluğunu tartmak için, daha önce okuduğum kitaplarla kıyaslamasını isterim. Daha da güzeli üzerinde anlaşılmış bir terimce ile karşıdaki ile iletişim kurup, daha nesnel görüşler edinebilmektir. Aslında yalnızca "kişiler kötü tasarlanmış" diye bir kitabı hakkında görüş bildirip kestirip atanın yorumları ile ilgilenmem bile. Alırım kitabı okurum, daha sağlıklı bir bildirim sağlar bana.

Sitenizde her beklentiye uygun yaklaşımı sunamadığınızı düşünüyorum. Benim beklentilerim tatmin olmuş değil. Kendi görüşlerimi de akılcı buluyorum. Tabii takdir okuyucunun.
2: Tolkien'in alegoriye yaklaşımı oldukça belirgindir ve pek çok Tolkien tarihçisinin de savunduğu gibi YE Dünya savaşını değil, olsa olsa İngilizlerin Britanya'ya çıkışını konu alıyor olarak değerlendirilebilir. Bir İngiliz mitolojisi "kurma" amacıyla yola çıkmış olan Tolkien'in temel aldığı noktalar, İskandinav mitolojisi, Germen mitolojisi, Kalevala destanı gibi yapıtlardı. Ki hikayenin başlangıcında Hobbit'in yazılma amacı yalnızca oğluna anlatılan bir masaldan ibaretti. Elbette bulunduğu dönemin koşullarından etkilenmesi ve bunlar eserine yansıtması son derece doğal. Ancak buna bağlı olarak Tolkien sonrası Fantastik Edebiyat - kurgu yazarlarına bakış açımızı buun üzerinden kurmamız gerektiğini düşünüyorum.
İngilizlerin (İngilizlerden kimi kastediyorsunuz bunu da tam anlamadım açıkçası; Keltler, Piktler, Angle'lar, Sakson'lar, Jüt'ler, Norman'lar, Briton'lar, hangisi? Bu arada pek tarih sırası ile olmadı, idare edin.) Britanya'ya çıkışını konu aldığı görüşlerinizi neye dayandırıyorsunuz? Bu konuda inceleyebileceğim bir kaynak adı verirseniz sevinirim.

Tolkien sonrası düşlem yazınını "neyin" üzerine kuracağımızı tam anlamadım? Tarihsel bakış açısına göre mi? Alegori üzerine mi? Neden Tolkien sonrası yazarları Tolkien'e uyguladığımız bakış açısından esirgiyoruz; yahut neden Tolkien sonrası tüm yazarları aynı başlığa sıkıştırıyoruz?

"Fantastik edebiyat-kurgu" terimini açabilir misiniz? İlk defa rast geliyorum.
Hakaret ve eleştiri ayrımı ise yazılı hale getirmeye gerek duyulmayan etik - moral ortak anlamlandırmalara ve göstergelere (semiolojik asnlamda elbette) dayanıyor.
Bence bunları yazılı hale getirebiliriz. Tahminim şu ki bahsettiğiniz "ortak etiğin" ise "milli kültür" ya da tercih ettiğim kullanım ile "ortak ahlak" ve diğer tüm "ortak değerler" gibi aslında var olmadığını, yani büyük ölçekte kurumların kendi yapılarını korumak için türettiği, aslında içi dolu olmayan kavramlar oldukları düşüncesindeyim.

Acaba sizce eleştiriden bahsederken, özellikle de edebiyat eleştirisinden bahsederken, "ahlak" veya diğer kültürden kültüre değişecek, hatta aynı şehir içinde bir sokaktan diğerine, bir haneden diğerine değişecek, benzeri öznel yaklaşımlarla açıklanması doğru mu? Sizce "ahlaksal eleştiri" veya eleştirinin ahlaka göre sıralanması (hakaret olan/olmayan) ne derece edebiyatın olgularını açıklamakta yeterli olacak. Acaba eleştirinin niteliğini ölçmekte kullandığı terimce, dil unsurları ve nesnellik kaygısını inccelemeye, "hakaret olup olmamadan" öncelik versek nasıl olur? Bu noktada Küçük İskender, Jean Genet, Kosinski, Bukowski, Henry Miller, DH Lawrence, Tezer Özlü gibi çok uzayan bir listedeki yazarları nasıl inceleyeceğiz? Edebiyatın kendisi içerisinde "ahlak" gibi oldukça değişken, çoğu zaman da hedef sayılan bir konuyu "eleştirinin niteliğini" ölçerken nasıl kullanacağız? Özellikle de eleştiride toplumsal ilişkileri düzenleyen yasaların "hakaret" kabul ettiği ifadeler yer almıyorsa?
Nesnellik elbette "herkesin bildiği gibi"ye dayandırılamaz. Ancak, burada yalnızca bir oydaşma üzerinden anlam inşaası söz konusu diyebiliriz. Bu kadar ince elemeye ve her sözün ardında bir art anlam aramaya gerek yok sanırım.
Oydaşma nasıl olacak? Ã?rneğin tıbbi deontolijide etik belli kurumlar (üniversiteler, yasalar, tabipler derneği gibi) tarafından belirlenir. Benzeri kurumların edebiyat üzerinde baskısının oluşu edebiyatı daraltır ve daha sonra buna aykırı akımlar oluşur (ve sonra gelen akım da kendi normlarını oluşturur) düşüncesindeyim. Acaba sizce de oydaşma bugünü ve burayı ilgilendiren, genelleme yapılmasına fırsat veren, gelişimi teşvike değil, kısıtlamaya yönelik bir konu olmaz mı? Yani edebiyat açısından bugün bu tür kurumlar oluşturulmasından yana mısınız? Kendisi de edebiyatın konusu içerisine giren eleştiri de kurumlaştırmadan yana mıdır? Yoksa yalnızca "kötü" eleştiri (bu konuda yukarıdaki tanımıma bakabilirsiniz) mi kurumsallaşmayı teşvik eder?

Dahası, ince eleyip sık dokumak eleştirinin ve dilbilimsel incelemenin, belki temelde "anlamanın" gereği değil midir? "Göstergesel göstergebilimden" bahsettiğinize göre bu bilimin göstergelerin oyunundan, anlamın sabitlenemeyeceğinden, belirsizlikten ve çok anlamlılıktan bahsettiğini bilirsiniz. İnce eleyip sık dokumanın özellikle edebi incelemeye, eleştiriye yön kazandıran temellerini Derrida'dan alan yapı-bozuculuğun bir parçası olduğunu bilirsiniz. Söylemlerin altında çoğu zaman gizli "üst anlatı" öğelerinin yattığını ve bunların kurumların devamı için yerleştirilmiş tuzaklar olabileceğini bilirsiniz.
Flintfireforge, Frpworld'ün seçilme sebebini oldukça iyi açıklamış. Dilerseniz bunun hakkında da fikirlerimi buraya yazarım.
Bana yeterli gelmemişti kendisinin görüşleri, sizinkileri de beklerim. Vaktiyle neden seçildiği, acaba bugün İngilizce bir adkullanılmasını zorunlu kılar mı? Türkçe bir ad daha iyi olmaz mı? Gül her adla aynı kokmaz mı?

***
Zevkli gelişeceğini düşündüğüm bu sohbet ve geleceğini ümit ettiğim cevaplarınız için şimdiden teşekkür ederim.

Diyar adları ve Eleştiri

by zulkarneyn » Tue Jan 27, 2004 7:18 am

Sevgili Flint,
flintfireforge wrote:Eleştiri de önemli olan iyi ve kötü yanları vurgulamaktır. Bir konuyu eleştirirken bu iyi olmuş ama burası da kötü diyebiliriz. Eleştiri de önemli olan ise yapıcı olmaktır yıkıcı olmak değil.
İyi ve kötü nedir? İyi ve kötüyü belirleyen nedir? Bunların kıstasları nedir? Bunları açıklamanızda fayda var. Yazımı iyi okuduysanız bunların tanımlarını verdiğimi göreceksiniz. Eleştiri konusunda belirttiğiniz bu üç tümcenin üçünü de beylik görüşlerin yinelenmesi olarak değerlendiriyorum.
Frpworld olmasının diğer nedeni ise buranın bir internet sitesi değil de bir diyar olarak nitelendirilmesidir.
Neden burayı o zaman kendi üretiminiz bir diyar gibi ele almadınız, bu diyara İngilizce bir ad verdiniz. Buraya Peçi, Suçoğ, Ã?rge (artık keyfinize kalmış, benim kurduğum adların farkı içlerinde Türkçe harflerin kullanılmas ses uyumunu gözetmesi) gibi bir ad vermediniz ve adı İngilizce oldu.

Artık rol yapma oyunları ile ilgili terminolojinin pek çok öğesi oyuncun el kitabı tarafından yerleştiğine göre:
RYOD da denmesi mümkün değil mi? Rol Yapma Oyunları Dünyası; ya da

FRYOD: Fantastik Rol Yapma Oyunları Dünyası denmesi.

Sizce bu tarzdan bir değişim siteninizin işlevi ve kendini tanımlayışı açısından daha yararlı olmaz mı?

by gandalfoftheday » Tue Jan 27, 2004 12:08 am

Diyarımız forumlarında yapılan bu tartışmaları beğeniyle takip ediyorum. Hepinize teşekkürler değerli diyar dostları.

Yalnızca iki küçük hatırlatma yapmak istiyorum. Lütfen bu konuyla ilgili bir eleştiri olarak değerlendirilmesin. Diyarımız, sizini düşleriniz ve düşüncelerinizle şekillenmekte ve gelişmektedir.

1: Eleştiri sözcüğü üzerine bu kadar kafa yorduğunuz için belirtmek istedim. Diyarımızda her eğitimden, her kültürden, toplumun her tabakasından, her yaş grubundan, her ilden, her statüden vb vb vb kullanıcımız var. Bu nedenle tüm kullanıcılarımızın eleştiri, inceleme ya da makale değil, konu hakkında fikir ve görüşlerini belirttiklerini düşünüyorum ve bu görüşlere -olumlu ya da olumsuz- değer veriyorum. Bu fikir bildirimine eleştiri ya da başka bir isim verebilirsiniz.

2: Tolkien'in alegoriye yaklaşımı oldukça belirgindir ve pek çok Tolkien tarihçisinin de savunduğu gibi YE Dünya savaşını değil, olsa olsa İngilizlerin Britanya'ya çıkışını konu alıyor olarak değerlendirilebilir. Bir İngiliz mitolojisi "kurma" amacıyla yola çıkmış olan Tolkien'in temel aldığı noktalar, İskandinav mitolojisi, Germen mitolojisi, Kalevala destanı gibi yapıtlardı. Ki hikayenin başlangıcında Hobbit'in yazılma amacı yalnızca oğluna anlatılan bir masaldan ibaretti. Elbette bulunduğu dönemin koşullarından etkilenmesi ve bunlar eserine yansıtması son derece doğal. Ancak buna bağlı olarak Tolkien sonrası Fantastik Edebiyat - kurgu yazarlarına bakış açımızı buun üzerinden kurmamız gerektiğini düşünüyorum.

Hakaret ve eleştiri ayrımı ise yazılı hale getirmeye gerek duyulmayan etik - moral ortak anlamlandırmalara ve göstergelere (semiolojik asnlamda elbette) dayanıyor. Nesnellik elbette "herkesin bildiği gibi"ye dayandırılamaz. Ancak, burada yalnızca bir oydaşma üzerinden anlam inşaası söz konusu diyebiliriz. Bu kadar ince elemeye ve her sözün ardında bir art anlam aramaya gerek yok sanırım.

Flintfireforge, Frpworld'ün seçilme sebebini oldukça iyi açıklamış. Dilerseniz bunun hakkında da fikirlerimi buraya yazarım.

Görüşmek üzere sevgili diyar dostları.
Başka bir dünya var, farklılıkların kardeşliğinde...

by flintfireforge » Mon Jan 26, 2004 11:51 pm

Eleştiri de önemli olan iyi ve kötü yanları vurgulamaktır. Bir konuyu eleştirirken bu iyi olmuş ama burası da kötü diyebiliriz. Eleştiri de önemli olan ise yapıcı olmaktır yıkıcı olmak değil.

Ayrıca sitemizin adının frpworld olmasının nedeni ise, sitemizin ilk kurulduğu yıllar frp'nin çok yaygın değildi ve frp hep İngilizce kökenliydi. Ölkemizde frp ile ilgilenenler yalnızca yabancı kaynaklara ulaşabiliyorlardı. Bu nedenle ve frp dünyası sözcüğünün diyarımızı tamamen kapsamaması nedeniyle bu isimde karar kıldık. Frpworld olmasının diğer nedeni ise buranın bir internet sitesi değil de bir diyar olarak nitelendirilmesidir.

Re: eleştiri nasıl olmalı?

by fingolfin » Mon Jan 26, 2004 8:12 pm

zulkarneyn wrote: *

Özetle, "hakaret" zaten "eleştiri" değildir. Tam tersi de doğrudur "eleştiri" "hakaret" hiç değildir. Nitelikli eleştirinin biçemi, söylemi içinde buna yer yoktur. Eğer "eleştiriyi" yerilmek olarak ele alırsanız, bunu bir "hakaret" kabul etmeniz doğal olacaktır. Bu şekilde, eğer gerçekten edebiyat ve dile yönelik bir eleştiriyse bu, eleştiriyi yapanın emeğini de çöpe attığınızı belirtmem gerek. Bu bağlamda öykü yazanlar eleştiri konusunda rahat olmalı, hatta mümkün olduğunca çok sayıda nitelikli "eleştiri" almak için, "yazımın şu noktasında bu dil öğelerini kullandım; başka neler yapılabilir; yazımın çatısına uyumlu mu bu?" diye önce kendileri özeleştiri yaptıktan sonra, bu konuda güvenebilecekleri herkese soru yağdırmalı . . .

diyerek ve her şeye "bence" ekleyerek yazıma son veriyorum.

şimdilik bu kadar, görüşlerinizi bekliyorum.


Belki bazı arkadaşlar uzun yazıyı okumaya üşenir diye özet kısmını alıntı yaptım.. :) Ã?şenmeden yaptığın bu detaylı ve yerinde açıklama için teşekkürler.
Nesnel bir örnek vermek gerekirse ilk ve ortaöğretim hayatımız boyunca kompozisyon yazdık. Ve bu yazılan kompozisyonlar genelde sınıfta okunurdu, benim türkçe öğretmenlerim genelde kompozisyon bittikten sonra sınıfan eleştiri alırdı. Eleştiri alırken de önce kompozisyonun beğendiğimiz yanlarını belirtmemizi tembihler, daha sonra da bizi 'yapıcı' eleştiriler yapmaya teşvik ederlerdi. Somut bir örnek oldu umarım.

Edebiyat Kuramları ve Eleştiri

by zulkarneyn » Mon Jan 26, 2004 4:57 pm

EK: Konuyla ilgilenenlere Berna Moran'ın, [u]Edebiyat Kuramları ve Eleştiri[/u] isimli kitabını öneririm:

Top