Evrim Teorisi

Post a reply

Confirmation code
Enter the code exactly as it appears. All letters are case insensitive.
Smilies
:D :) :( :o 8O :? 8) :lol: :x :P :oops: :cry: :evil: :twisted: :roll: :wink: :!: :?: :idea: :arrow: :| :mrgreen:

BBCode is ON
[img] is ON
[url] is ON
Smilies are ON

Topic review
   

If you wish to attach one or more files enter the details below.

Maximum filesize per attachment: 256 KiB.

Expand view Topic review: Evrim Teorisi

by Lord_Feanor » Sun Jan 03, 2010 7:58 am

catboy wrote: Evrim teorisinin teori olarak kalmasının en büyük nedeni bir sürü yanıt veremediği sorularla dolu olmasıdır. Ã?oğu ateist insan (bu tanımı alay etmek için demiyorum, sözlük anlamı "hiç bir inancı olmayan" diye geçer) Darwin'i öncüleri olarak görürler, ama bilmedikleri şey Darwin'in inançlı bir insan olmasıdır. Hatta bu teorisini önce ortaya atmak istememiştir, çünkü çoğu keşfettiği şey kendi inandıkları çelişmektedir. Ama işte hırs insana neler yaptırıyor, başka bir insanın da aynı konuda araştırma yaptığını öğrenince hemen teorisini sunmaya karar veriyor.
açıkçası herhangi bir ateistin darwin veya başka bir insanı kendine öncü olarak gördüğünü sanmıyorum. ateistler için bir genelleme yapmak gerekirse bu düşünen ve sorgulayan tipte kişiler olmaları üzerinden olabilir, bu tip insanlar da zaten toplumun çoğunluğu tarafından doğru kabul edilen şeyleri açıkça reddettikleri için manevi destek alma adına birilerini kendilerine öncü, lider vs edinmezler..

bu arada darwin in başlangıçta inançlı biri olduğu iyi bilinen birşeydir. ancak sahip olduğu bilim aşkı ve sorgulama yeteneği kendisini başlangıçta gelmeyi ummadığı bir noktaya getirmişti. daha sonradan açıkça ateist olduğuna dair pek bir bilgi yoksa da inançlarında bir değişiklik olduğu süphesiz. araştırmasına devam edip tezini sunmasını da hırsla açıklamak çok büyük bir gaflettir, öyle bir durumda sırf inançlarının sarsılmasına engel olmak için çalışmayı bıraksa bu durum ancak korkaklık veya zayıflıkla açıklanacak bir davranış olurdu. kendisiyle aynı zamanda evrim araştırmaları yapan birine dair bir bilgim yok ama zaten bu işlere darwin den önce girmiş olan lamarck gibileri varken bu konuda heyecan yapmasını gerektirecek bir neden bulmak zor..

by WizardOfQuarks » Fri Dec 25, 2009 7:29 am

Lord_Feanor wrote:alenthas ateistlerin sürekli tanrının olmadığını kanıtlamaya çalıştığını söylemiş. aklı başında hiçbir ateistin tanrının olmadığını kanıtlamaya çalışmaz; zaten herhangi birşeyin yokluğu kanıtlanamaz. ateist olduğunu söyleyip tanrının olmadığını kanıtlamaya(!) çalışanlar olsa olsa ilgi çekmeye çalışan özentilerdir. tanrıya neden inanmadığını sorsanız cevap veremez.
Herhangi bir şeyin yokluğu kanıtlanamaz derken çok geniş bir genelleme yapmışsın. Bazı şeylerin yokluğu gayet de güzel bir şekilde kanıtlanabilir. Ama varlığını kanıtlayamadığın bir şeyin yokluğunu kanıtlayamazsın. Hepsi birer olasılık fonksiyonu o kadar.

by Lord_Feanor » Fri Dec 25, 2009 5:55 am

evrimle ilgili birikimine sataşmadım yanlış anlama. ama yanlış ifade etmişsin, ben de aceleden toparlamadan yazmışım. evrimde ileri-geri olayı yoktur derken kastettiğim ayrımların ilkellik ve gelişmişlik üzerine yapılmasıydı. atalarımız daha kıllıydı mesela :D eğer doğada yaşamaya başlayıp giysilerden vazgeçsek yine kıllanacak, alet kullanımından mahrum kalıp daha güçlü bir kas yapısı geliştirecektik. ileri-geri evrim benim bildiğim kadarıyla bu şekilde olabilir.

galiba senin dediğin kabaca geriye gidip tek hücreli akrabalarımıza dönüşmemiz. evet bu mümkün değil.

bu arada adaptasyon ve evrim arasındaki çizgiyi bazı durumlarda gözden kaçırmamamız gerekir..

by catboy » Fri Dec 25, 2009 5:25 am

bilmiyorum Lord Feanor, ben baştada belirttim ben biyoloji bölümünde okuyorum ve evrim teorisini biz bir dönem ders olarak gördük. sen araştırmış olabilirsin ama ben bu konuyu bir ders olarak gördüm üniversitede. evrim daima ileri doğru gider, asla geriye gitmez. evrim teorisi bunu söyler, sen ayrı düşünüyor olabilirsin ama ben teorinin dediklerini belirttim sadece.

by Lord_Feanor » Fri Dec 25, 2009 5:10 am

ben bu siteden sorumlu biri değilim her konuyu her başlıkta tartışabilirim, bu başlıkta evrimin tartışılması gibi.. (laf yerine gitti mi bilmiyorum :D)

bazılarınızın dikkat çektiği konulara açıklık getirmeye çalışacağım;

dinler de dünyadaki diğer herşey gibi tartışılabilir. bu konuda dindar geçinen bazılarının(müslüman, hıristiyan, musevi farketmez) tehlikeye girdiğini düşündükleri tanrılarını korumak adına ne kadar dinsiz bulurlarsa saldırmalarının hatırlanması gerekir öncelikle. sonra çıkıp inanca saygıdan, hoşgörüden bahsedilmesinin tek sonucu ironi yaratmak olacaktır. burada dinini kendi halinde yaşayan gerçek anlamda hoşgörülü olan samimi azınlığı ayrı tutuyorum.

possessed beyaz eşya fiyaskosundan bahsetmiş. evet tunceli de sonuç istedikleri gibi olmadı. ama akp nin oylarını kimlerden aldığını düşünürsen demek istediğimi anlarsın. bu adamlar aydınlardan oy alamıyor, istanbul un "istanbul" olan yerlerinden oy alamıyor, trakya dan, ege den, akdeniz den oy alamıyor, karadeniz de bile kaybetmeye başladı. güneydoğu zaten ayrı bir olay. sadece iç ve doğu anadolu da potansiyeli var. peki bu bölgelerdeki(özellikle doğu) seçmen portresi nasıl? çoğu eğitimsiz, fakir, kafayı sahip olduğunu düşündüğü tek şey olan namusa takmış insanlar. genel olarak hayattan beklentisi de bu çapta olan, her gidenin de kolayca kandırabildiği bir kitle. istanbul da da durum belli; alınan %40-45 lik oyun en az %70 i normalde çok az gördüğümüz, işsiz istanbul un çok dıştaki kenar mahallelerinde oturan kesimden geliyor. bu insanlar için markana alabilmek büyük mesele, bu yüzden makarna veren biri onlar için hizmet yapmış oluyor.

şu var ki evrim asla şu an olduğundan daha iyi kanıtlanmış olmayacak. bir teorinin kanun olabilmesi için tekrar edilebilen deneylerle kanıtlanmış olması gerekir ki evrimde bu mümkün değil. ama ara form isterseniz binlerce var ve hergün yenileri bulunuyor. benim için bu kadarı yeterli.

alenthas ateistlerin sürekli tanrının olmadığını kanıtlamaya çalıştığını söylemiş. aklı başında hiçbir ateistin tanrının olmadığını kanıtlamaya çalışmaz; zaten herhangi birşeyin yokluğu kanıtlanamaz. ateist olduğunu söyleyip tanrının olmadığını kanıtlamaya(!) çalışanlar olsa olsa ilgi çekmeye çalışan özentilerdir. tanrıya neden inanmadığını sorsanız cevap veremez.

son olarak catboy un söylediklerinden birini düzeltmek istiyorum; evrimsel süreçte ileri veya geri kavramları yoktur. şartlar neyi gerektiriyorsa canlılar o yönde evrimleşir. mükemmelliğin sırrı ortama en iyi şekilde uyum sağlamaktadır.

by WizardOfQuarks » Thu Dec 24, 2009 11:21 pm

Catboy çok güzel açıklamış. Evrim gerçek bir şey ve çok yanlış biliniyor. Sözde dindar kişilerin bu konudaki hassaslıklarını gereksiz buluyorum ve anlayamıyorum. Dinle alakası bile yok...

Nereye kadar bilimi karşısına alacak bu insanlar merak ediyorum.

by Firble » Thu Dec 24, 2009 5:11 pm

İlginç bir konu başlığı olmuş. Elimden geldiğince takip edeceğim.

Catboy daha iyi bilir ama ben evrimin bakterilerin üzerinde gözlenebildiğini okumuştum zamanında. Bakteriler çok hızlı üredikleri için onların zamanla ilaçlara dirençli yeni nesiller üretebildiği sanırım gözlenebiliyordu.

Yine böceklerin de evrimleşmesi daha sınırlı düzeyde de olsa gözlenebiliyordu sanırım.

Bir de yine bildiğim kadarı ile Evrim Teorisi ile Yaşamın Nasıl Başladığını sorgulayan teoriler birbirinden farklı. Sanıyorum Darwin yaşamın en başta nasıl başladığı ile ilgili bir teori üretmemişti. Yalnızca bir defa başladıktan sonra yaşamın nasıl yeni türler ürettiği üzerineydi teorisi. Teoriyi oluşturan ilk fikirlerini de sanırım beş kusur yıl süren bir bilimsel yolculuk sırasında oluşturmuştu. Özellikle Güney Amerikada Gallapagos Adalarında, farklı adalarda birbirinden farklı kuş türlerinin olması sanırım bu fikirlerin oluşmasında rol oynamıştı.

Bugün sanırım Genetik biliminin bulguları da Evrim Teorisini destekliyordu. Yine Catboy benden daha iyi bilebilir.

by catboy » Thu Dec 24, 2009 7:25 am

First of All (!)... :D

Evrim teorisi ile dini kitapların karşı karşıya getirilmesi gayet normal geliyor. Bunun nedeni de propaganda gayesi taşıyan kişilerin bilimin her şeyi açıklaması korkusundan kaynaklı bu tarz teorilere çöp atmasıdır: Evrim teorisinin hiç bir yerinde maymun ve insan bir arada ortak bir cümlede bile geçmezler ki insanla alakalı Darwin bir şey de belirtmemiştir. Ã?ünkü kendisi de bir hristiyan olduğundan insanların bu tür konulara önyargılı yaklaşacağı ailesinden dolayı biliyordu ve bu tür konulara özen göstermişti.

Evrimi yanlış biliyoruz. Onu yanlış değerlendiriyoruz. Evrim, bir süreçtir. Ama sonu mutlu olaylar ele alınır evrimde. Bu ne demektir? Evrimde önkoşul, evrim geçirildiğinde blunduğun ortama daha iyi adapte olmuş olacaksın, farklı bir türe dönüşeceksin. Bulunduğun sistematik basamağında ileri gideceksin. (şuben ya da sınıfın daha ileri bir konuma yükselecek.) En önemlisi de dünyada ilk defa görülen yeni bir türe dönüşeceksin.

Ortak yanılgılar örneklerle:

- Bir kedinin beş ayağı çıktıysa o evrim geçirmemiştir. Genetik bir bozukluğu vardır ve hala kedi olarak adı geçer.

- Bir ayının bulunduğun ortamda daha iyi kamuflaj sağlamak için kürkünün rengi değişiyorsa ve kendisinden sonra gelen nesiller de buna uyum sağlıyorsa o ayı evrim geçirmemiştir. Adaptasyon geçirmiştir ve hala ayıdır ama yeni bir ayı türü meydana gelmiştir. (Alttür)

- Evrim hiç bir zaman geriye gitmez. Daima ileri gider, çünkü evrimin amacı o türün dünyada daha iyi bir konuma yükselmesidir. Bir kuş türünün bulunduğu ortamda avcılar tarafından yumurtaları kapış kapış gidiyor ve kuşlar da nesillerini devam ettirmek için plesanta geliştirirse (dişi memelilerin yavrularını doğurana kadar sakladığı bölge, yumurtanın evrimg eçirmiş hali) artık o kui değildir. Memeliler şubesine transfer olmuştur ve yeni bir türe dönüşmüştür.

- Evrim geçirmiş bir türün bir kısmı yok ben evrim geçirmeyeyim, mutlu mesutum bu halimle diyemez. Yani bir kuş türü, memeli şubesine geçtiyse artık o türün nesilleri sadece memeli olarak dünyaya gelir. Hem eski hali hem evrim geçirmiş hali bir arada bulunmaz. (Bu yüzden zaten evrim teorisinin kendisi dahil insanlar maymundan gelmiş diyemez, çünkü öyle olsaydı maymunlar olamazdı artık. Maymun ve insan aynı anda bulunamazdı.)

- Bulunduğu ortama adapte olamayacak bir şekilde gelişme gösterebilir bir tür, bu evr,m değildir. Ã?ünkü evrimde muhakkak mükemmelliyete ulaşma azmi vardır. Zaten o bozuk türler arada çabucak kayboluverirler.

Adaptasyon, Evrim ve genetik tabanlı bozukluklar bunların tamamını evrim çatısı altında değerlendirirseniz yanlış, bir yere varılamayan tartışmalar söz konusu olur. Beli bükük insanları ayağa kaldırırsınız... (Yok ağacın meyvasına ulaşamıyormuş da beli düzelmiş ve dik durmaya başlamış insan, böyle düşünce gücüyle olsaydı evrim şu anda herkesin telekinesis, uçma gibi sıradışı yetenekleri olurdu.)

Ben hala işin bilimsel taraflarıyla ilgileniyorum. Siyaset ve dinden uzak duruyorum. (Dini yönden de olaylara bakıyorum ama bunu kendime saklıyorum. Ã?ünkü din kişiye özeldir) Ben laik olarak geçinmeyi seviyorum bu yüzden inançlara saygı duymakla beraber karşımdaki bana derdini anlatırken belli bir dinin kullandığı kalıplaşmış sözlerini gündeme getirmesin. Ã?ünkü herkes o dine inanmak zorunda değil, inanmayan da inanana sen neden öyle inanıyorsun diye sorgulama hakkına sahip değil...

by Efla » Thu Dec 24, 2009 3:49 am

Bilimsel bakış açısına göre evrim bir teoridir. Kuantum da öyle. Bir şeyin kanun merebesine yükselmesi pek kolay değil bilimde. Mühendislikte aktif olarak kullanılan kuramlar teoriler var. Sanırım bilim adamlarının ön yargıdan tamamen uzak görüşünü temsil ediyor. Bir şeyin doğru olmama ihtimali varsa bir şeykilde o teori olarak kalır yine.

Ama zaten gerçek ve kurgu ile teori ve kanun arasındaki ayrım apayrı şeyler. Teoriler zaten bilimsel gerçekler üzerinde oluşturulur.

Sanırım bizim yaygın olarak yaptığımız bir hata iki şeyi yan yana koymak ve birinin yanlış olduğunu ispatlayınca diğerini otomatik olarak doğru kabul etmek. Bilimsel gerçekler gözlem ve deneyle ortaya koyuluyor. Bir teoriyi asılsız bıraktığımızda onun aksini idda eden teoriyi doğru kabul etmek de çok saçma bence.

Ayrıca kounun uzmanı değilim ama evrim teorisi kavramının Darwin üzerinde bu kadar simgeleştirilmesine karşıyım. Hani bilim teknik dergisinin kapak yapmakta o kadar kaçınmasını kınadım ama iş öyle bir noktaya geldi ki Darwin'i gelmiş geçmiş en büyük bilim insanı olarak ilan edecekler. Newton, Einstein, Galileo ne bileyim sürüyle bilim adamı var ama hiçbirinin doğum gününün bilim dergilerinde kutlanmaması mesele olmuyor. Bilimin kişiler ve inançlar üzerinde yapılmasına karşıyım.

Haa bu tamamen kişisel görüşümdür ama zaten Evrim teorisinin inan.la çelişen hiçbir yanı yok. Yani eğer bir tanrıya inanıyorsa insan ilk hücrenin o kimyasal çorba içerisinde oluşmasının ilahi bir yanı olduğuna inanabilir pekala. Sadece bilim bunun olasılığı olduğunu gösteriyor. Birdenbire peydah olmasına gerek yok. Zaten bence işin mükkemmelliği de burada.

Bir de başlığın gidişatına dikkat edelim arkadaşlar. Normalde siyasi tartışmaya yol açabilecek başlıklarla ilgili yönetim olarak fikirlerimizi biliyorsunuz. Ama bunu yapınca özelikle ardarda denk gelince yanlış anlaşılmaktan korktuğumuzdan bir miktar hoş görmeye çalışıyoruz.

Fakat sitede sahip olduğumuz çok az sayıda kurallardan birine saygı göstereceğinizi umuyorum. İşin bilimsel yönünün tartışılmasında hiçbir sakınca yok. Ama iş hükümetlere partilere görüşlere ve dinlere geldiğinde kimin görüşünün ne lduğunun önemi yok bunu sitede tartışmıyoruz.

Eğer herhangi bir şekilde inançsal ya da siyasi bir tartışma oluşmaya başlarsa başlık kitlenir arkadaşlar. Gösterdiğiniz hassasiyet için şimdiden teşekkür ediyoruz.

by blindguardian » Thu Dec 24, 2009 12:56 am

evrim felan bunlar konustukça uzayan konular , ama bu ülke nereye gidiyor dersek , basbakanın ebesini göreceğiz, halkça oraya gidiyoruz. avrupa birliği denilen topluluğun öncü ülkeleri , zamanında memleketimizi işgal eden ülkeler. Ata'mız olsa bizim toprağımıza zamanında göz dikenlere ( şuanda pek farklı değil) yalakalık yapan liderlerimiz olacak beyinleri evrimleşmemiş adamların suratlarına tükürürdü. Siz daha Kubilay üsteğmenin başını kesen adamın torununu barındırıyosunuz başbakan yardımcısı olarak derdi. Siz allah allah diyerek allahın yarattığı insanları , alevi diye yakan ve bırakın yansın köpekler diyen adamların öğrencilerisiniz ne yüzle bu memlekette duruyorsunuz diyerek birdaha suratlarına tükürürdü. Bizim nereye gittiğimiz gayet belli.

by Alenthas » Wed Dec 23, 2009 11:26 pm

İnançlı birisi olarak bu herifler benim için bir utanç kaynağıdır. Darwin teorisini araştırıp etmişliğim yok ama evrim diye bir şeyin olduğunu herkes biliyor zaten. Gerici dincilerin akıllarının alamadığı şey ise bunun tanrısızlık demek olduğu. Tabii bunda ateistlerin de biraz suçu yok değil, sonuçta ateistler de bu teoriyi kullanarak tanrının olmadığını ispatlama uğraşı içerisindeler. Fakat şunu anlamıyor iki taraf da, bir canlı çeşitli yollarla evrim geçirebilir, ama bu zincirin en başındaki, o tek hücreli canlılar nereden geldi? Birden öyle varolmadılar ya!

Gök taşı ile indilerse o gök taşına nasıl çıktı? Uzaylılar getirdiyse uzaylılar nereden geldi?

gibi.

by devrimk » Wed Dec 23, 2009 8:28 am

Ã?ncelikle merak etmeyin bir yere gitmez.

İkinci olarak Evrim bir teori değil gerçektir, "Teori" içinde bir çok kanunu barındırır. Kanun olamamış bir varsayım değildir.
Sadece maymundan ürediniz dediğiniz zaman tepki topluyor. Ã?rnekleri değiştirince anlayacaksınız:
Domuz gribini düşünün nasıl insana bulaşmaya başladı? Evrim geçirerek.
Her yıl böcek öldürücü ilaçlar yenilenir, sebep? Ã?ünki böcekler evrim geçirip güçlenirler.

Olayın dini boyutuna gelince, bunu tartışmak faydasız.

Ölkemizde televizyonlara bilim adamından çok cinci, falcı, kuantum enerjicisi, kozmik güççüsü çıkması yıllardır giderek büyüyen bir sorun.

Re: Bu ülke nereye gidiyor!!?

by Possessed » Wed Dec 23, 2009 7:07 am

Lord_Feanor wrote:bilimsel bir(hadi "gerçeği" demeyelim, kırılanlar olur) olguyu
En başta bu iğnelemen olmadı. Eleştirdiğin kişilerin yaptığını yapmışsın. Tek mutlak gerçek yoktur. Zaten Darwin'in teorisi de teoriden öteye geçemedi. Bu dediğini çıkarırsak dediklerine katılıyorum. Bu teoriyi yargılayıp taraflı bize sunmak çok yanlış. Hele ki Türkiye'de (ki dünyada da böyle sanırım) medyanın taraflı haber sunmasına sinir oluyorum. Sen olayları objektif sun, bizim aklımız var çok şükür, yargılamasını kendimiz yaparız. Zaten bir balık Darwin'i ne batırabilir ne de kurtarabilir. Tek bulguyla bu teoriyi ispatlayamayacağımız gibi tek bulguyla da çürütemeyiz.

Bunun dışında karanlık tablona çok katılmıyorum. Türkiye ekonomik olarak o kadar zayıf değil. Ayrıca özel sektörün başarıları da Türkiye'nin başarısıdır, devlet ayrı bir şirket değil, hepimizin oluşturduğu bir topluluk. Fakir halka yapılan yardımlar da çok sonuç veremedi. En başarılı bulduğum bir karikatür vardı bunun üstüne. Beyaz eşya yardımlarını konu alıyordu, sanırım Penguen'in kapağındaydı. Başbakan yardım yapılan bir eve girmiş, kadına "Umarım rezistansınız kireçlenir" diye beddua ediyordu :D Gerçekten çok sağlam çizmiş çizen arkadaş.

İsviçre olayı da kendi ayıplarıdır. Avrupa'yı gördük, şu faşizmden kurtulamadılar gitti. Adamların özüne işlemiş, çeşitlilik her zaman battı adamlara. Gerçi madalyonun öbür yüzüne de bakmak lazım, müslüman dünyası ne kadar hoşgörülü? Hele Türkiye sizce gerçekten dini özgürlük ülkesi mi? Hiç de değil açıkçası, İsviçre'den kalır yanımız yok. Ama hiç bunu sesli dile getirmiyoruz. Bir kilise inşa etmeye çalışın bakalım, neler olacak.

Politikaya teğet geçiyoruz yalnız Lord_Feanor, bu başlık biraz tartışma görürse kilitlenebilir :D

Of yazdım yazdım sildim. Darwin hakkında tartışmayı çok sevmiyorum açıkçası. İnsanlar kafalarındaki kalıplardan kurtulmalı. Darwin teorisinin dinle pozitif bilimi kafa kafaya getirmesini anlayamıyorum hala. Zaten burada ana konu Darwin değil, Darwin tartışılacaksa sanırım başka bir başlık açılmalı.

by catboy » Wed Dec 23, 2009 5:25 am

Biyoloji bölümü öğrencisi olarak bunlar aslında benim alanım. Evrim teorisi, endosimbiyoz kuramı biz bunları bir dönem ayrı ders olarak gördük zaten. Hatta bu dönem de sitoloji dersinin vizesinde bir soru vardı: Mitokondri, bakteri ve kloroplastların ortak özellikleri nelerdir? diye, aklıma geldi birden tabi ki de endosimbiyoz kuramıyla ilgiliydi yanıtı.

Prokaryot hücreden, ökaryot hücreye geçiş kısmı gerçekten de gizemlerle doludur. Bogus'un da belirttiği gibi her şey mitokondri diye bilinen organelin hücrenin içine yerleşmesiyle başlar ve böylece daha kompleks organizmalar ortaya çıkar.

Evrim teorisinin teori olarak kalmasının en büyük nedeni bir sürü yanıt veremediği sorularla dolu olmasıdır. Ã?oğu ateist insan (bu tanımı alay etmek için demiyorum, sözlük anlamı "hiç bir inancı olmayan" diye geçer) Darwin'i öncüleri olarak görürler, ama bilmedikleri şey Darwin'in inançlı bir insan olmasıdır. Hatta bu teorisini önce ortaya atmak istememiştir, çünkü çoğu keşfettiği şey kendi inandıkları çelişmektedir. Ama işte hırs insana neler yaptırıyor, başka bir insanın da aynı konuda araştırma yaptığını öğrenince hemen teorisini sunmaya karar veriyor.

Benim hayatım mikroskoplarla, omurgalısından omurgasızına kadar hayvanlar ile tohumu olsun olmasın bitki ve fungus alemi arasında sürünmüş bir biyoloji öğrencisi olarak darwin teorisi hakkında her türlü tartışmaya açığım. Ama bu tartışmanın hiç bir şekilde ne herhangi bir dinin öğretilerine ne de herhangi bir siyasetçinin sözlerine bağlı olmayacağı şartıyla. şu din şöyle demiş, şu siyasetçi şöyle demiş olursa siyasi ve dini tartışmaya yönelir olay ve ben sadece bilimsel bir tartışma olmasından yanayım...

by Bogus » Wed Dec 23, 2009 5:10 am

Bir zamanlar bunların dünya düz diyen versiyonları vardı...

Hristiyanlık dini ne zaman ki bilim ve politikadan elini ayağını çekti, bir anlamda dünyevi işleri bıraktı, o zaman Batı dünyası ilerlemeye başladı. Ortaçağ'da "iktidar" ruhban sınıfının ve soyluların kıyasıya rekabet ettiği bir şeydi, bilim ve sanat ise hep klisenin gölgesindeydi. şimdi Müslümanlık'da maalesef bu günleri yaşıyor. Türkiye'de Müslümanlığın bu trendine 80 yıl sonra tekrar ayak uydurmuş görünüyor.

Dinlere inanmıyorum ve dinlerin ulvi bir kaynağının olup olmadığı konusunda -peygamber olmadığıma göre- ahkam da kesemem. Ancak emin olduğum bir şey var ise, o da ne yazık ki bugün yeryüzünde insan yorumundan nasibini almamış bir dinin olmadığıdır.

Bu yüzden de dinin öğretileri bilimsel ispatlarla çürütülebilir.

Bkz. http://www.teknolojide.com/haber/yeni-tur.aspx

Darwin'in teorisi doğru veya yanlış demek haddime düşmez, ancak en çok dayak yediği noktanın "Ara tür" veya bir başka deyişle "kayıp halka" olduğunu biliyorum. Ve elbette Darwin'in teorisi de en nihayetinde teori olduğu için çürütülebilir.

Bkz. http://en.wikipedia.org/wiki/Transitional_fossil

Belki de Darwin'in teorisi yanlış veya eksiktir. Bence bunun hiç bir önemi yok. Önemli olan bilimin araştırma alanlarına karşı artık 21.yy'da dinin savunma pozisyonuna geçmemesi gerektiğidir. Ã?ünkü; "bu işin doğrusu bu ve başka türlü değil, o yüzden daha fazla kurcalama" mantığı ile insanlık aydınlanamaz, ilerleyemez.

Bu arada bu kelebekçiğin de bir kayıp halkası, ara türü bulunamadı... Ancak kelebeğin başkalaşım geçirdiği aşikar.

Daha fazla düşünüp daha fazla araştırmalıyız. Yeni teoriler üretmeliyiz.

Lord Feanor'un dediği gibi, bu iş bıyık altından pis pis sırıtmakla olmuyor.

Darwin'in teorisi ispatlansa camileri kliseleri boşaltıp inananlara kusura bakmayın biz yanılmışız diyip dinleri lağvetmeyeceklerine göre bu kadar hassas olmanın mantığı da yok.

Ve son olarak benim aklımı kurcalayan hep Mitokondri olmuştur. Kendisine ait DNA'sı, RNA'sı ve ribozomu vardır. -bir bakıma hücre içinde hücredir- Doğada kendi başına yaşayamaz ve hücre içinde kendi başına bölünüp çoğalır. Ã?karyot hücrelerinin içinde yaşarlar ve hücre çekirdeğini iplemezler. Hücrenin enerji ihtiyacına göre çoğalırlar ve hücrenin ihtiyaç duyduğu enerjiyi üretirler. Endosimbiyoz kuramına göre içine girdikleri ökaryot hücrelerle simbiyotik bir ilişki içindedirler. Prökaryot (bakteri gibi daha basit organizmalarda) hücrelerde ise yoktur.

Yani bakteriler ile daha gelişmiş bitki, hayvan insan vb. gibi organizmaların arasındaki en büyük farktır. Gelişmiş organizmaların hücrelerinin enerji ihtiyacını sağlar.

Peki doğada kendi başına yaşayamayan Mitokondri organeli... Sen nereden geldin bu ökaryot hücrenin içine? Nasıl geldin?

Okuma parçası: http://www.bibilgi.com/%C3%B6karyot

İnsan ister istemez dünyanın milyonlarca yıl önce bir şekilde gübrelendiğini düşünüyor. Mitokondriler geldi ve prökaryot hücreleri başkalaşıma uğratarak ökaryot hücrelerin, kompleks canlıların ihtiyaç duyduğu tipte hücrelerin oluşmasını sağladı.

Gerisini hayal gücünüze bırakıyorum. Belki bir gök taşı ile geldiler, belki uzaylılar getirdi, belki de Allah baba gönderdi.

Her şekilde olmuş olabilir ama kesin bir şey var ki, gevrek gevrek gülerek bunu asla anlayamayız.

Top