by Walter » Wed Feb 10, 2010 12:29 pm
Aldığı ters cevaplar Tumar'ın canını sıkmıştı hem de çok sıkmıştı ama umursamadı, Gri gözlerinde bir ateş tutuştu. "Cengaverliği ile övünmek mi ? Eğer benim övündüğümü düşünüyorsan, bunu Osgiliath altında yatan, halkıma söyle ben kendimle övünmem, Eolin, ben halkımla övünürüm, uygar insanların son kalesiyle..."
Bunları dedikten sonra hışımla dışarı çıktı, diğerlerinden uzağa doğru yürüdü, yürüdü en sonunda durduğunda, kayalıkların oradaydı. Diz çöktü, miğferini çıkardı, yumruğunu sıkarak yere üç dört kez vurdu.
"Anlamıyorlar, hem de hiç..." diye fısıldadı.
Kendini geriye çekerek, arkasına yaslandı, "Umarım Boromir başarır, umarım Gondor'un oğlu başarır..."
Derin derin iç çekti, mızıkasını çıkardı, eskiden bunu seven birileri vardı, arkadaşları, dostları, onların çoğu o tarafta kalmıştı, sonra düşmanları onların kafalarını atmıştı onlara doğru, ölen her yüz, şimdi gözünün önünden gitmiyordu,
"Ne yapacağım ?"
Bu düşünce onu kemirip durmuştu, Osgilath harabelerinde saklanıyorlardı, titriyordu hem soğuktan hem korkudan nehrin karşı tarafını yeni geçmişlerdi ve şimdi önünde çocukluk arkadaşı Demrond'un kafası vardı. bozulmuş sakatlanmış ama yine de oydu. Tirtir titriyordu İlerde çok değil nehrin karşı tarafında "o"'nun çığlığı duyuluyordu, Faramir Nazgul diyordu ona Beregold ise kara İblis, Boromir ise hiç bir şey demiyordu sadece onlara bakıyordu.
"Kurtulduk, ve onlar artık buraya geçemeyecek," dedi sert bir sesle
Ve o sesten sonra korkusu birden geçti Tumar'ın ve komutanındaki o sert ifadeyi gördü, o unutulmaz kararlılığı ama bunlar, cesaret nutukları atıyorlardı,
"Cesaretin savaşmak olduğunu sanıyorlar, cesaret o değil sevdiklerini öldürme kararını kendin verip, onun cesetlerinin parçalarını kendin izleyip, bunu yapanın çığlığını duyup hala ayakta kalabilmektircesaret." dedi kendi kendine ama onlar bilemezlerdi hiç biri anlayamazdı.
Mızıkasını çalmaya başladı acı dolu bir parçaydı çalan içini yakıyordu, ama yine de çalıyordu geçmişi unutamazdı yoksa gelecekten her zman korkardı.
Aldığı ters cevaplar Tumar'ın canını sıkmıştı hem de çok sıkmıştı ama umursamadı, Gri gözlerinde bir ateş tutuştu. "Cengaverliği ile övünmek mi ? Eğer benim övündüğümü düşünüyorsan, bunu Osgiliath altında yatan, halkıma söyle ben kendimle övünmem, Eolin, ben halkımla övünürüm, uygar insanların son kalesiyle..."
Bunları dedikten sonra hışımla dışarı çıktı, diğerlerinden uzağa doğru yürüdü, yürüdü en sonunda durduğunda, kayalıkların oradaydı. Diz çöktü, miğferini çıkardı, yumruğunu sıkarak yere üç dört kez vurdu.
"Anlamıyorlar, hem de hiç..." diye fısıldadı.
Kendini geriye çekerek, arkasına yaslandı, "Umarım Boromir başarır, umarım Gondor'un oğlu başarır..."
Derin derin iç çekti, mızıkasını çıkardı, eskiden bunu seven birileri vardı, arkadaşları, dostları, onların çoğu o tarafta kalmıştı, sonra düşmanları onların kafalarını atmıştı onlara doğru, ölen her yüz, şimdi gözünün önünden gitmiyordu,
"Ne yapacağım ?"
Bu düşünce onu kemirip durmuştu, Osgilath harabelerinde saklanıyorlardı, titriyordu hem soğuktan hem korkudan nehrin karşı tarafını yeni geçmişlerdi ve şimdi önünde çocukluk arkadaşı Demrond'un kafası vardı. bozulmuş sakatlanmış ama yine de oydu. Tirtir titriyordu İlerde çok değil nehrin karşı tarafında "o"'nun çığlığı duyuluyordu, Faramir Nazgul diyordu ona Beregold ise kara İblis, Boromir ise hiç bir şey demiyordu sadece onlara bakıyordu.
"Kurtulduk, ve onlar artık buraya geçemeyecek," dedi sert bir sesle
Ve o sesten sonra korkusu birden geçti Tumar'ın ve komutanındaki o sert ifadeyi gördü, o unutulmaz kararlılığı ama bunlar, cesaret nutukları atıyorlardı,
"Cesaretin savaşmak olduğunu sanıyorlar, cesaret o değil sevdiklerini öldürme kararını kendin verip, onun cesetlerinin parçalarını kendin izleyip, bunu yapanın çığlığını duyup hala ayakta kalabilmektircesaret." dedi kendi kendine ama onlar bilemezlerdi hiç biri anlayamazdı.
Mızıkasını çalmaya başladı acı dolu bir parçaydı çalan içini yakıyordu, ama yine de çalıyordu geçmişi unutamazdı yoksa gelecekten her zman korkardı.