by Quel-Shin » Tue Apr 27, 2004 4:18 pm
Quel-Shin kafasında rüyanın ayrıntılarını hatırlamaya çalıştı MSAK'ın ölümü net bir şekilde hafızasındaydı ancak o daha çok da kendisinin izlemesi gereken yolu gösteren son bölümleri hatırlamaya çalışıyordu. Taşlardan bahsediyordu. Galiba element taşları. Quel-Shin sonra çok eskilerde duyduğu bilgece sözü hatırladı. Diyarlardaki her kavramın her varlığın MASK'ın gücü de buna dahil olmalıydı ve sonra Quel o ayrıntıyı net bir şekilde hatırladı. Element taşlarından bahsediyordu. Dört element taşı bunları zamanında duymuştu. Sadece tanrıların yaratabildiği elementlerin en saf hallerinde ortaya çıkmasını sağlayan taşlar. Ve sonra MASK'ın o efsanevi tapınağını hatırladı. Varlığının bile tartışmalı olduğu tapınak oradaki dev sunak olmadan taşlar işe yaramazdı, o alet gölge tanrısının gücünün yeniden ortaya çıkmasını ve bu gücün Quel-Shin'e aktarılmasını sağlayacaktı. QuelShin'in tanrılık için gerekli varlığa da dönüşmesini sağlayacaktı üstelik. MASK bu yok oluşa gerçekten hazırlıklıymış diye düşündü o anda. Sonra taşları nerede bulunduğunu düşündü her bir taş diğerinin yerini gösterecek ve en sonunda da Quel-Shin'i yaratıldıkları yeri MASK'ın en büyük tapınağının yerini göstereceklerdi. Seremoninin nasıl olacağını hatırlamıyordu ama bu sonra düşünülmesi gereken bir ayrıntıydı. şimdi ilk taşı nasıl bulacağını düşünmeli idi.
"Efendim bir ziyaretçi size şu paketi getirdi." Quel-Shinin dikkati Kara toprak ın çalışanının sözleri ile dağıldı. "Tamam çekilebilirsin." dedi Quel-Shin ve bırakılmış paketi eline aldı. Dikdörtgen bir taş gibi idi. Aman tanrım dedi içinden, yırtarcasına paketi açtı. İçinde üzerinde su elementinin işareti olan bir taş vardı arkasında ise MASK'ın sembolü kazılı idi Quel şaşkınlık içinde taşa bakakaldı.
Kara Toprak hanının kapısının önünde başlığını indirmiş kara elf hana bakıyordu lordunun ona verdiği son görevi yapmıştı. Hayatının ilk dönemlerinde Lloth'un gazabını yaşamış olan bu kara elf MASK'a derin bir hayranlık duyuyordu MASK'ın yok oluşu onu mahvetmişti ve sonra o rüya .. Onu uyarmış ve o efsanevi tapınak madde düzleminden ayrılırken kaçmayı başarmıştı ve sonra hafızasına kazınan o görevi kavradı. Tanrısının son isteği... Elf içeri lordunun varisine yardım etmenin başka bir yolunun olup olmadığını düşünerek baktı, yoktu diğer taşlar onun yanında olamazdı element taşları bir arada tutulmazdı asla ve ayrıca efsanevi tapınak dışında güvenli başka bir MASK tapınağı olmadığından diğer taşlar diğer tapınakların yakınlarına gömülmüştü. Evet Quel-Shin'in işi zor olacaktı. Yükselişini inançla bekleyeceğim diye fısıldadı elf ve arkasını dönerek hırsızların son umudu olan varlıktan uzaklaşmaya başladı.
Quel-Shin taşı elinde çevirdi. Dört taştan biri elinde idi. Bir an diğerlerinin de mucizevi olarak eline geleceğini hayal etti ama sonra hayır dedi işimi şansa bırakamam bir taş şu anda elimde. Odasındaki dolapları karıştırıp bir harita buldu ve taşı elinde tutup konsantre oldu. O anda birden aklında beliriveren sözleri söyledi ve bir anda kafasında canlanıverdi. Onkasaba diye fısıldadı. Bu ironikti. Diyarlardaki tüm kaosu başlatan yer. Ancak her ne kadar araştırması gereken alan küçülmüş olsa da yine de tüm on kasabayı araştırması imkansızdı. O nedenle daha fazla ayrıntı gerekliydi tekrar konsantre oldu, aklında bir görüntü belirdi. Gözünü açtı hayır bu olamazdı. Ama öyleydi binanın görüntüsünü net bir şekilde hatırlıyordu. Burası onkasabanın komuta karargahı idi. Quel-Shin zor olacağını düşündü. Özellikle de onkasabada savaşın yeniden gündemde gibi gözüktüğü bu günlerde ama bunu yapmalı idi. Sonra Quel-Shin hançerin güçlerini düşündü vampirliğini ve seçilmişlik güçlerini, dövmenin henüz ona ne sağladığını bilmiyordu. Acaba o birdenbire aklıma gelen görüntülerde payı var mı diye düşündü ama bunu araştırmak için uygun zaman değildi. On kasabaya hareket etmek için hazırlanmalı idi.
Kadın küresindeki o tatmin edici sahneyi izledi. Gönderdiği kiralık katilin elfin yüreğine sokulan hançeri . İçinden en güçlü MASK rahibi öldü diye düşündü. Gerçi rahiplik güçleri kalmadığı için zorlu bir rakip olmadığını biliyordu ama yine de bu......... güzel bir duıygu idi. Üstelik de olası bir tehditi kaldırması açısından da güzeldi de. İnandığın tanrının müridi öldürdü seni işte diye düşündü kadın ve gülümsedi, katilin kadın tarafından loncadan kaçırılmış olması ve büyü ile kontrol altına alınması önemli değildi, sonuçta o bir hırsızdı ve MASK başrahibini öldürmüştü. Evet diye düşündü şimdi sıra Quel-Shin de o aptal hanında kaldığı sürece ona bir şey yapamam ama eninde sonunda oradan çıkacak buna eminim ve yeniden hanı gözlemlemeye devam etti.
Quel-Shin üç günlük yoğun hazırlıkların sonunda hazırlıklarını tamamlamıştı. Yanına kimseyi almayacaktı, bu sadece ona ait bir yolculuktu. Hanı çocuklarından en fazla güvendiği Niatra'ya bırakacaktı. Hançeri beline taktı ve konsantre olup birkaç gündür avatar olarak kullandığı buçukluğa yoğunlaştı. Sonra boyu ufalmış buçukluk vücuduna baktı dövme hala yerindeydi. Ve sonra o uzun yola doğru adımlarını attı, muazzam bir güç ile kesin bir yok oluş arasında uzayıp giden o gizemli yola.
Kadın MASK'ın seçilmişin(ona göre bundan fazlası değildi) yola çıkışını izledi işte sonunda yıllardır izlediği hedef kendisine vaad edilenin cazibesine kapılmıştı. Kadın bunun eninde sonunda olacağını biliyordu ve şimdi binlerce yıl önce başladığı işi bitirmek için o da yola koyulacaktı. Quel-Shin'in çevresindeki ilk korunma çemberini yok etmek gerekli tüm hazırlıklar yapılmıştı geriye tek bir şey kalmıştı ve onu da elde etmek için Quel-Shini izlemeliydi.
Quel-Shin onkasaba sınırlarına girdiğinde pek çok şeyin değiştiğini gördü. Kasaba halkı yıllar önce yaşadıkları tehditi unutmuş gibiydi ve şimdi yakınlaşan tehditten de habersiz gibiydiler. Quel-Shin kasabaların en büyüğüne geldiğinde bu havanın değiştiğini farketti görünürde yine normal yaşam devam ediyordu ama orda depolanan silahlar öbür tarafta bir adamın yüzündeki gerginlik bir hazırlığı ele veriyordu. Quel-Shin kasabanın karargahının yakınlarında durdu ve seçilmişliğinin verdiği duyma gücünü kullandı. Bir anda kafasının içi onlarca sesle doldu bir atın kişnemesi kadının fısıltısı çocuğun ağlaması onlarca ses kafasının içini doldurdu çıldıracak gibi idi. Sadece bir saniye sonra hançeri eline aldı diğer tüm sesler kafasında uzaklaştı ve kasabanın merkezindeki karargahtaki sesleri dinlemeye başladı. Duyuyordu hazırlıklardan bahsediyorlardı savunma hazırlıkları... Quel-Shin gülümsedi bu kadarının olacağını zaten biliyordu sesleri tanımaya çalıştı birisi ilk savunmanın ünlü kumandanının oğlu olan kişi olmalı idi diğer seslerin hemen hepsi yabancı idi biri hariç Quel-Shin emin olmak için dikkatini topladı yanılmıyordu bu ses ona aitti Malovan'ın seçilmişi. Quel-Shin onun burada olduğuna inanamıyordu. MASK'ı hırsızların tanrısını öldüren adam karargahtaydı. Bir an kasabayı terketmeyi düşündü ama bunu yapamazdı Malovan'ın seçilmişi Quel-Shin'in kaynağını bilmediği tehdit bitene kadar burada kalabilirdi bir ay belki de bir yıl ya da daha fazla Quel-Shin'in o kadar zamanı yoktu o nedenle durdu ve Corax'a yoğunlaşıp onu dinledi.
Kadın onkasaba karargahına baktı Quel-Shin'in onu tanıması çok zordu kendisini öyle iyi gizlemişti ki yıllarca MASK'ın ve hırsızlığın inişini hazırlayan olaylarda parmağı olduğunun Quel-Shin'in aklına gelmesi bile çok zordu. Quel-Shin'in oralarda olduğunu biliyordu ama onun olduğu tarafa bakmayacaktı en ufak bir şüphenin doğurabileceği sonuçları biliyordu. Yanındaki aklına yıkadığı adama baktı. Evet adam işe yarayabilirdi. Quel-Shin'in hedefinin karargah olduğu belli oluyordu. Kadın içeride kimin olduğunu söylentilerden duymuştu. Hızla kendine kasabada kalabileceği bir yer aramaya başladı
Quel-Shin kafasında rüyanın ayrıntılarını hatırlamaya çalıştı MSAK'ın ölümü net bir şekilde hafızasındaydı ancak o daha çok da kendisinin izlemesi gereken yolu gösteren son bölümleri hatırlamaya çalışıyordu. Taşlardan bahsediyordu. Galiba element taşları. Quel-Shin sonra çok eskilerde duyduğu bilgece sözü hatırladı. Diyarlardaki her kavramın her varlığın MASK'ın gücü de buna dahil olmalıydı ve sonra Quel o ayrıntıyı net bir şekilde hatırladı. Element taşlarından bahsediyordu. Dört element taşı bunları zamanında duymuştu. Sadece tanrıların yaratabildiği elementlerin en saf hallerinde ortaya çıkmasını sağlayan taşlar. Ve sonra MASK'ın o efsanevi tapınağını hatırladı. Varlığının bile tartışmalı olduğu tapınak oradaki dev sunak olmadan taşlar işe yaramazdı, o alet gölge tanrısının gücünün yeniden ortaya çıkmasını ve bu gücün Quel-Shin'e aktarılmasını sağlayacaktı. QuelShin'in tanrılık için gerekli varlığa da dönüşmesini sağlayacaktı üstelik. MASK bu yok oluşa gerçekten hazırlıklıymış diye düşündü o anda. Sonra taşları nerede bulunduğunu düşündü her bir taş diğerinin yerini gösterecek ve en sonunda da Quel-Shin'i yaratıldıkları yeri MASK'ın en büyük tapınağının yerini göstereceklerdi. Seremoninin nasıl olacağını hatırlamıyordu ama bu sonra düşünülmesi gereken bir ayrıntıydı. şimdi ilk taşı nasıl bulacağını düşünmeli idi.
"Efendim bir ziyaretçi size şu paketi getirdi." Quel-Shinin dikkati Kara toprak ın çalışanının sözleri ile dağıldı. "Tamam çekilebilirsin." dedi Quel-Shin ve bırakılmış paketi eline aldı. Dikdörtgen bir taş gibi idi. Aman tanrım dedi içinden, yırtarcasına paketi açtı. İçinde üzerinde su elementinin işareti olan bir taş vardı arkasında ise MASK'ın sembolü kazılı idi Quel şaşkınlık içinde taşa bakakaldı.
Kara Toprak hanının kapısının önünde başlığını indirmiş kara elf hana bakıyordu lordunun ona verdiği son görevi yapmıştı. Hayatının ilk dönemlerinde Lloth'un gazabını yaşamış olan bu kara elf MASK'a derin bir hayranlık duyuyordu MASK'ın yok oluşu onu mahvetmişti ve sonra o rüya .. Onu uyarmış ve o efsanevi tapınak madde düzleminden ayrılırken kaçmayı başarmıştı ve sonra hafızasına kazınan o görevi kavradı. Tanrısının son isteği... Elf içeri lordunun varisine yardım etmenin başka bir yolunun olup olmadığını düşünerek baktı, yoktu diğer taşlar onun yanında olamazdı element taşları bir arada tutulmazdı asla ve ayrıca efsanevi tapınak dışında güvenli başka bir MASK tapınağı olmadığından diğer taşlar diğer tapınakların yakınlarına gömülmüştü. Evet Quel-Shin'in işi zor olacaktı. Yükselişini inançla bekleyeceğim diye fısıldadı elf ve arkasını dönerek hırsızların son umudu olan varlıktan uzaklaşmaya başladı.
Quel-Shin taşı elinde çevirdi. Dört taştan biri elinde idi. Bir an diğerlerinin de mucizevi olarak eline geleceğini hayal etti ama sonra hayır dedi işimi şansa bırakamam bir taş şu anda elimde. Odasındaki dolapları karıştırıp bir harita buldu ve taşı elinde tutup konsantre oldu. O anda birden aklında beliriveren sözleri söyledi ve bir anda kafasında canlanıverdi. Onkasaba diye fısıldadı. Bu ironikti. Diyarlardaki tüm kaosu başlatan yer. Ancak her ne kadar araştırması gereken alan küçülmüş olsa da yine de tüm on kasabayı araştırması imkansızdı. O nedenle daha fazla ayrıntı gerekliydi tekrar konsantre oldu, aklında bir görüntü belirdi. Gözünü açtı hayır bu olamazdı. Ama öyleydi binanın görüntüsünü net bir şekilde hatırlıyordu. Burası onkasabanın komuta karargahı idi. Quel-Shin zor olacağını düşündü. Özellikle de onkasabada savaşın yeniden gündemde gibi gözüktüğü bu günlerde ama bunu yapmalı idi. Sonra Quel-Shin hançerin güçlerini düşündü vampirliğini ve seçilmişlik güçlerini, dövmenin henüz ona ne sağladığını bilmiyordu. Acaba o birdenbire aklıma gelen görüntülerde payı var mı diye düşündü ama bunu araştırmak için uygun zaman değildi. On kasabaya hareket etmek için hazırlanmalı idi.
Kadın küresindeki o tatmin edici sahneyi izledi. Gönderdiği kiralık katilin elfin yüreğine sokulan hançeri . İçinden en güçlü MASK rahibi öldü diye düşündü. Gerçi rahiplik güçleri kalmadığı için zorlu bir rakip olmadığını biliyordu ama yine de bu......... güzel bir duıygu idi. Üstelik de olası bir tehditi kaldırması açısından da güzeldi de. İnandığın tanrının müridi öldürdü seni işte diye düşündü kadın ve gülümsedi, katilin kadın tarafından loncadan kaçırılmış olması ve büyü ile kontrol altına alınması önemli değildi, sonuçta o bir hırsızdı ve MASK başrahibini öldürmüştü. Evet diye düşündü şimdi sıra Quel-Shin de o aptal hanında kaldığı sürece ona bir şey yapamam ama eninde sonunda oradan çıkacak buna eminim ve yeniden hanı gözlemlemeye devam etti.
Quel-Shin üç günlük yoğun hazırlıkların sonunda hazırlıklarını tamamlamıştı. Yanına kimseyi almayacaktı, bu sadece ona ait bir yolculuktu. Hanı çocuklarından en fazla güvendiği Niatra'ya bırakacaktı. Hançeri beline taktı ve konsantre olup birkaç gündür avatar olarak kullandığı buçukluğa yoğunlaştı. Sonra boyu ufalmış buçukluk vücuduna baktı dövme hala yerindeydi. Ve sonra o uzun yola doğru adımlarını attı, muazzam bir güç ile kesin bir yok oluş arasında uzayıp giden o gizemli yola.
Kadın MASK'ın seçilmişin(ona göre bundan fazlası değildi) yola çıkışını izledi işte sonunda yıllardır izlediği hedef kendisine vaad edilenin cazibesine kapılmıştı. Kadın bunun eninde sonunda olacağını biliyordu ve şimdi binlerce yıl önce başladığı işi bitirmek için o da yola koyulacaktı. Quel-Shin'in çevresindeki ilk korunma çemberini yok etmek gerekli tüm hazırlıklar yapılmıştı geriye tek bir şey kalmıştı ve onu da elde etmek için Quel-Shini izlemeliydi.
Quel-Shin onkasaba sınırlarına girdiğinde pek çok şeyin değiştiğini gördü. Kasaba halkı yıllar önce yaşadıkları tehditi unutmuş gibiydi ve şimdi yakınlaşan tehditten de habersiz gibiydiler. Quel-Shin kasabaların en büyüğüne geldiğinde bu havanın değiştiğini farketti görünürde yine normal yaşam devam ediyordu ama orda depolanan silahlar öbür tarafta bir adamın yüzündeki gerginlik bir hazırlığı ele veriyordu. Quel-Shin kasabanın karargahının yakınlarında durdu ve seçilmişliğinin verdiği duyma gücünü kullandı. Bir anda kafasının içi onlarca sesle doldu bir atın kişnemesi kadının fısıltısı çocuğun ağlaması onlarca ses kafasının içini doldurdu çıldıracak gibi idi. Sadece bir saniye sonra hançeri eline aldı diğer tüm sesler kafasında uzaklaştı ve kasabanın merkezindeki karargahtaki sesleri dinlemeye başladı. Duyuyordu hazırlıklardan bahsediyorlardı savunma hazırlıkları... Quel-Shin gülümsedi bu kadarının olacağını zaten biliyordu sesleri tanımaya çalıştı birisi ilk savunmanın ünlü kumandanının oğlu olan kişi olmalı idi diğer seslerin hemen hepsi yabancı idi biri hariç Quel-Shin emin olmak için dikkatini topladı yanılmıyordu bu ses ona aitti Malovan'ın seçilmişi. Quel-Shin onun burada olduğuna inanamıyordu. MASK'ı hırsızların tanrısını öldüren adam karargahtaydı. Bir an kasabayı terketmeyi düşündü ama bunu yapamazdı Malovan'ın seçilmişi Quel-Shin'in kaynağını bilmediği tehdit bitene kadar burada kalabilirdi bir ay belki de bir yıl ya da daha fazla Quel-Shin'in o kadar zamanı yoktu o nedenle durdu ve Corax'a yoğunlaşıp onu dinledi.
Kadın onkasaba karargahına baktı Quel-Shin'in onu tanıması çok zordu kendisini öyle iyi gizlemişti ki yıllarca MASK'ın ve hırsızlığın inişini hazırlayan olaylarda parmağı olduğunun Quel-Shin'in aklına gelmesi bile çok zordu. Quel-Shin'in oralarda olduğunu biliyordu ama onun olduğu tarafa bakmayacaktı en ufak bir şüphenin doğurabileceği sonuçları biliyordu. Yanındaki aklına yıkadığı adama baktı. Evet adam işe yarayabilirdi. Quel-Shin'in hedefinin karargah olduğu belli oluyordu. Kadın içeride kimin olduğunu söylentilerden duymuştu. Hızla kendine kasabada kalabileceği bir yer aramaya başladı