"Lanetli Anılar... Sonsuza kadar..." üzerine

Post a reply

Confirmation code
Enter the code exactly as it appears. All letters are case insensitive.
Smilies
:D :) :( :o 8O :? 8) :lol: :x :P :oops: :cry: :evil: :twisted: :roll: :wink: :!: :?: :idea: :arrow: :| :mrgreen:

BBCode is ON
[img] is ON
[url] is ON
Smilies are ON

Topic review
   

If you wish to attach one or more files enter the details below.

Maximum filesize per attachment: 256 KiB.

Expand view Topic review: "Lanetli Anılar... Sonsuza kadar..." üzerine

by Raistlin » Sun Apr 11, 2004 10:09 pm

Giovanni'ler bir insanın kanını içtikleri zaman, kurban korkunç bir şekilde acı çekiyor ve can çekişerek ölüyor. Giovannilerin ısırıkları ölümlülere iki katı zarar veriyor ve kanlarının 10'da birini emseler bile kurban ölecek kadar zarar almış oluyor. Ayrıca normalde vampirler kan emdikleri kişinin yarasını emerek bir enzim akıtırlar ve bu enzim yaranın hemen kapanarak yaranın iyileşmesine yol açar. Bu özellik ne yazıkki Giovannilerde yok bu yüzden Giovanniler ölülerden kan içmek ya da sentetik kanla beslenmekte bir problem görmüyorlar ne de olsa ısırdıkları herkes genelde ölüyor.

Giovannilerin Necromanci ile uğraşmalarının "nedenlerinden" biri de bu kadar çok ölüme alışık olmaları. Açıkçası Giovannilerin 3 ana öğretisinden birinin Necromansi olması bir neden ya da bir rastlantı değil lanetlerinin bir sonucu diyebiliriz.

by Hükümlü » Sun Apr 11, 2004 9:31 pm

ben tamamen yok oldular sanıyordum. neyse yani lanet onlara geçiyor.
peki bu ölüm lanetinden kastın ne? yani bunların ölü diriltmeyle uğraşması ile bi alakası var mı?

by Raistlin » Sun Apr 11, 2004 9:21 pm

Evet doğru
Cappadocius isimli 5. jenerayon bir vampir (Capadokyalıların ismini aldığı kişi) Augustus Giovanni isimli adamı Erciyes'te vampir yapıyor. Fakat Cappadocius Tanrı olmak isteyen bir deli. Augustus bir fırsatını yakalayıp zayıf bir anında Cappadocius'u öldürüyor. Kapadokyalılar devam ediyorlar fakat pek ortalıkta görünmüyorlar genelde. Giovanniler 900 yıl boyunca İtalya'da mafya olarak en güçlü vampir klanlarından biri oluyorlar.

Lanetlerinin 4. jenerasyon Lamia denilen bir Kapadokya prensesinden geldiği düşünülüyor ki Lamia da Caine tarafından lanet edilen 13'ten biriydi. Bu arada Kapadokyalılar her prenseslerine Lamia diyolar bu noktadan sonra...

Haklısın Giovanniler demem hata oldu ama Kapadokyalılar pek ortada gözükmüyorlar ve Giovanniler de aynı klanın bir devamı gibi ve çok daha güçlüler. Yoksa bir sürü ufak dallanma var vampir klanlarında, ben en genellerini saymak istemiştim.

by Hükümlü » Fri Apr 09, 2004 8:35 pm

SAğol abi...peki giovanniler'le ilgili bilgim doğru mu? yani onlar mıydı capodocianları yok eden* peki o zama onların laneti mi onlara geçti?

by Raistlin » Fri Apr 09, 2004 3:44 am

Book of Nod ve Malkavian Clanbook'ta açıkça belirtilmiş. Caine Lillith'den bir sır öğrenmiş. Ã?yle bir sır ki bunu duyan kişi sonsuza kadar delirirmiş.

Malkav... 4. jenerasyon bir vampir Cain'in ilk çocuklarından güzel Irad'a eş olmuş. Ama aslında Irad Malkav'ı bilgeliğinden yararlanmak için kullanıyormuş. 3. jenerasyon 4. jenerasyonu öldürdüğü sırada Malkav'da onlarla birlikteymiş. Caine tam Malkav 3. jenerasyondan birinin kanını emerken ona bir gerçeği göstermiş.

Malkav yaşlara boğulmuş ve günlerce ağlamış. Kadınlar gibi saçlarını yolmuş. Malkavian ismi de onun adından geliyor ve her klan Caine tarafından lanetlenmiştir. Malkav'a Malkavianlar bilgeliği nedeniyle Tanrı diyorlar...

by Hükümlü » Thu Apr 08, 2004 10:59 pm

Ben sadece malkavian'ın laneti olmadığını sanıyodum. yani onlara sınırsız bilgi veriliyor ve onlarda bu yükü kaldıramıyolar...birde giovanniler capodocian(nası yazılıyosa) onları dark ages'da yok edip yeri,ne gelmiyolar mı* yani bir lanetleri nasıl olur?

by Raistlin » Wed Apr 07, 2004 1:29 am

"The Beast" aslında her vampirin gerçek ruhu ve onun içindeki canavardır. Bir vampiri ölümsüz yapan onun hırsı, arzusudur ve bu da vampirin içindeki ruhtur (tabii bildiğimiz anlamdaki ruh demek yanlış olur)

13 Vampir klanı arasında bu "ruh"a en yakın olanlar gangrellerdir. Her vampir bir avcıdır ama her Gangrel doğuştan en korkunç avcılardır.

"The Beast"e yaklaşmanın anlamı kendi benliğini yitirip içindeki canavarın ortaya çıkam durumudur ki buna da "frenzy" denir. Frenzy'nin bir kaç farklı çeşidi vardır ama kafanızı daha fazla karıştırmak istemiyorum.

********************************

Kaine... cennetin ilk katili... kardeşinin canını alan Kaine Tanrı tarafından cennetten sürüldü. İşlediği korkunç günahtan dolayı sonsuza dek yanlız yaşamaya mahkum edildi.

Kaine korkuyla gururu parçalanmış bir şekilde dünyada dolaşırken Tevrat'a göre Adem'in ilk karısı, Adem gibi topraktan yaratılmış olan ve Adem'in eşiti olan tek kadın Lillith, Kaine'i buldu. şafağın meleği Lucifer'in eşi gecelerin koruyucusu Lillith, Kaine'e sevgi gösterdi ve ona oğlu gibi baktı. Onu geceleri soğuktan korudu onun korkusunu yenmesini sağladı ve ona yenilmez bir guru verdi. Lillith Kaine'e dünyanın güçlerini öğretti:

Yıldırımın hızını (Celerity)
Toprağın gücünü (Potence)
Taşın sertliğini (Fortitude)
Avcılardan saklanmayı (Obfuscate)
İtaat ettirmeyi (Dominate)
Saygı gösterilmeyi (Presence)
şekil değiştirmeyi(Protean)
Hayvanlara hükmetmeyi(Animalism)
Görülmeyeni görmeyi(Auspex)

ve Kaine bu güçlere sahip olduğunda 3 Melek ona geldiler.
Tanrıdan haber getirdi ilk melek Kaine'e sordu:

"Kaine, Adem'in oğlu, Havva'nın oğlu, suçun çok büyük ama Tanrının affediciliği de çok büyük. İşlediğin büyük suç için af dile ki Tanrı seni günahlarından arındırsın."

Kainin gururu çok büyüktü:
"Yukarıdakinin rızasıyla değil, kendiminkiyle gurur içinde yaşarım"

Kaine 3 meleği (Micheal, Raphael, Uriel) de geri çevirdi ve 3 kez lanetlendi. Ateşin laneti, güneşin laneti ve ölümün lanetiyle.

Kaine iyonlarca yıl dünyada yalnız başına sefalet içinde yaşadı. Sonunda yalnızlıktan usanmışken insanlığın kurduğu ilk şehire rastladı.

İlk şehir (First City Enoch)
Kaine'in güçlerini gören Havva'nın üçüncü oğlu Set'in oğulları, onu kral yaptılar. Kaine yıllarca hüküm sürdükten sonra yalnızlıktan usandı ve yasak olmasına rağmen kendine 3 oğul yarattı (Enoch, Zillah, Irad) bunlar ikinci jenerasyon olarak anildilar. Bir süre sonra 2. jenerasyon da kendi oğullarını istedi ve 13 tane oğul yarattılar bunlar da 3. jenerasyon oldular. Vampirler ve insanlar bir arada yaşadılar. Ama insanların vampirlere köle olmaktan başka seçenekleri yoktu.

Seneler sonra büyük sel oldu ve bütün insanları ve güçsüz vampirleri dünyadan süpürdü. (Nuh peygamber'in hikayesi)

Fakat 2. ve 3. jenerasyon hayatta kaldı ve İkinci şehir'i kurdular (Second City). Kaine bu selin Tanrının bir cezası olduğunu söyleyip kendini bir dağa kapattı. Bu dağa gelenler ya Kaine'i bulamadılar ya da geri çevrildiler. Güç için birbiriyle rekabet eden 3. jenerasyon 2. jenerasyonu (Kaine'in ilk oğullarını) öldürdüler. Kaine öfke içerisinde torunlarını (3. jenerasyon) lanetledi.

Malkavianlari delilikle
Nosferatulari çirkinlikle
Brujah'ları öfkeyle
Toreadorları güzelliğe zayıflıkla
Ventrueleri sınırlanmış kanla
Tremereleri zorunlu sadakatle
Assamiteleri kardeş katliyle
Ravnosları düzenbazlıkla
Giovannileri ölümle
Seth'in çocuklarını ışıkla
Lasombralari karanlikla
Tzimischeleri bölgesellikle
Gangrelleri canavara dönüşmekle

lanetledi...

Yani Gangreller "The Beast"e yaklaştıkça hayvan özellikleri ve görünümleri kazanıyorlar. Daha güçleniyor olabilirler ama daha az özgür oluyorlar görünüşleri insandan uzaklaştığı için. Ayrıca çok yaşlı elderların artık konuşma yeteneğini bile yitirdiği ve efsanelere konu olan korkunç yaratıklara dönüştükleri biliniyor.

Kısacası Gangrel güç kazanıyor ama karşılığında feda ettiği şey görünüşü, statüsü ve insansal özellikleri...

acaba niye çekiniyor

by Just_wiN » Wed Apr 07, 2004 12:02 am

the beasta daha yakın olmak daha iyi değil mi daha güçlü daha yenilmez bir de niye the beast daha cok yaklaşmaktan çekiniyor diye soracaktım şimdiden tşkkr ederim :vamp

by sowtim » Wed Mar 24, 2004 2:36 am

Burada Heaven değil(cennet), Haven kelimesini kullanmıştım. Türkçe karşılığı olmadığını zannediyordum fakat biraz sözlük karıştırınca "Sığınak" anlamına geldiğini farkettim. Tam olarak vampirleri nitelemeyen bir kelime olsa da Haven'ı sığınak ile değiştireceğim. Bu noktayı hatırlatman çok iyi oldu.
Eee... ... şey... :oops: :oops: pardon yanlış okumuşum... :roll:

by Raistlin » Tue Mar 23, 2004 11:10 pm

sowtim wrote: * Yalnızlıktan korkuyor muydum? Hayır... asıl korktuğum yalnız kalmanın beni ilerde korkutabilme İhtimaliydi... (? Bu cümlede tam olarak ne demek istediğini anlamadım!)
Zaten hemen anlaşılmaması için bu şekilde yazmıştım :mrgreen:
Aslında burada bir felsefenin ipuçlarını vermeye çalışıyorum.

Yalnız kalmaktan korkan insanlar yalnızlığı yeterince tatmayanlardır. Ya da daha açık bir şekilde sürekli yalnız kalmamak için uğraşırlar çünkü birinin dayanağına ve gücüne muhtaç ya da bağımlı olmuşlardır, ya da başka birisinin varlığını arzularlar. Oysa kendi kendine bir işi yapabileceğine emin olan ve kendi kendine güvenen bir birey daha güçlüdür, çünkü başkasına ihtiyacı yoktur. Bu fikrin doğru olduğunu savunmuyorum arkadaşlar burada felsefi bir tartışma çıkarma amacında değilim yani :D. Ama Vlad böyle düşünüyor.

Yine de tekrar düşündüm de bu konuyu tartışmak eğlenceli olabilir ne dersiniz? :mrgreen:

by Raistlin » Tue Mar 23, 2004 10:47 pm

sowtim wrote: * Güneş doğduğunda burası benim Haven'ım olacaktı. (özel bir anlamda mı kullandın bilmiyorum ama "büyük harfle yazmışsın çünkü- İngilizce bilmeyenler için Cennet de diyebilirdin.)
Burada Heaven değil(cennet), Haven kelimesini kullanmıştım. Türkçe karşılığı olmadığını zannediyordum fakat biraz sözlük karıştırınca "Sığınak" anlamına geldiğini farkettim. Tam olarak vampirleri nitelemeyen bir kelime olsa da Haven'ı sığınak ile değiştireceğim. Bu noktayı hatırlatman çok iyi oldu.
sowtim wrote: *Yeni patronumun kendini egosuyla yüzerek övmesini sabırla dinledim. İşimin bir parçası da düşüncelerimi her zaman kendime saklamamdı. Düşüncelerimle yalnız olmalıydım. (Bu cümle hoşuma gitti)
Hmm bunu egosuyla körleşip diye değiştirmeyi düşünüyorum aslında...
sowtim wrote:
*Hafifçe gülümsedi. Başka birisi ona şeker derdi bana göre ise biberdi (benzetme güzel olmuş)
Hahahahaaaa evet Deniz'i oynatan arkadaşım ve DM de bunu okuyunca çok eğlenmişler. Nereden aklıma geldi ben bile bilmiyorum :mrgreen:
sowtim wrote: *Yansıtmak istediğin karanlık ve karamsar ortamı gerçekten iyi hissettiriyorsun.
Karanlık ve karamsar ortam mı? Daha başlamadım bile :mrgreen: :lol:

by Raistlin » Tue Mar 23, 2004 9:48 pm

Aeron wrote:sowtim, bir cümle öncesinden okursan hatayı göreceksin.
Raistlin wrote: Hayvansı doğama ise yalnız kalabilmek için yaklaşmayı reddetmiştim. Yalnızlıktan korkuyor muydum? Hayır... asıl korktuğum yalnız kalmanın beni ilerde korkutabilme İhtimaliydi...
"Hayvansı doğama yaklaşmayı reddetmek" sayesinde nasıl yalnız kalınabilir. Ben burayı tam tersi, "yalnız kalmamak" diye görüyorum.

Sonraki cümle bana göre hikayedeki en güzel ifadelerden biri. Yalnızlık, bir noktadan sonra geri dönülemez bir seçim. Ya bu seçiminden pişman olursan?
Hmm, sanırım tam olarak neden bahsettiğimi anlatamamışım. Gangrellerin "Animalism" isimli özellikleri sayesinde vahşi doğayı, hayvanları kontrol edip yönetme güçleri vardır fakat ben bu özelliği taşımıyorum. Sanırım o kısmı biraz daha iyi açıklamam gerekiyor, teşekkür ederim Aeron :D

by sowtim » Mon Mar 15, 2004 6:08 am

sowtim wrote:Bu konuda haklı olabilirsin; ancak bu konuda (onun yazım hatalarını düzeltmem konusunda) yazar Raistlin'in ne diyeceğini merak ediyorum. Eğer o isterse bu tür eleştirilerimi devam ettiririm, istemezse devam etmem.
Raistlin wrote:Hikayeyi beğenmene sevindim. Hatalarımı belirttiğin için de teşekkür ederim. Elimden geldiğince hata yapmamaya çalışıyorum ama ilham geldi mi gözüm ne yazdığımı pek görmüyor ne yazıkki
...

by fingolfin » Mon Mar 15, 2004 5:32 am

fingolfin wrote:sowtim anlatım bozuklukları ve yazım yanlışları bence de önemli konular. Kimi zaman yazarın gözünden de kaçabiliyorlar. Benim söylemek istediğim burda liste şeklinde vermene gerek yok, özel mesaj veya mail yoluyla iletebilirsin Raistlin'e. Bence buradaki eleştiriler daha çok içeriğe yönelik olmalı..
...

by sowtim » Sat Mar 13, 2004 10:27 pm

Eleştirilere devam...

*Mezarımdan çıktım ve bekçiyi bulup 5 senenin susuzluğunu giderdim cesedini kendiminkinin yerine koyup kapağını kapatıp toprakla örttüm. ("...giderdim" den sonra bir nokta ile cümlenin bitmesi gerekiyor. Ayrıca burada "kapağını kapatıp" dediğin şey herhalde tabut. Bu sözcüğü kullansan iyi olur. Son bir şey daha, 5 yıl toprak altında kaldıktan sonra tabut hala kapağı kapatılacak kadar düzgün olur mu?)

*Sabbath'a hizmet eden ve Camarilla düzenine ve Prens'e karşı gelen grub ait vampirlerle tanıştım. (bir tane "ve"yi kaldır, "ait"i neden kullandığını anlayamadım.)

*Gangrel'lerin içindeki asıl gücü bu "the Beast" denilen canavarın(,) bu ruhun verdiğini ve asıl gücü orada keşfedebileceğimi söylediler.

*Yeni patronumun kendini egosuyla yüzerek övmesini sabırla dinledim. İşimin bir parçası da düşüncelerimi her zaman kendime saklamamdı. Düşüncelerimle yalnız olmalıydım. (Bu cümle hoşuma gitti)

*Yer altında bodrum katındaki küf kokan odalardan birini gecesi 30 milyona kiraladım ve odaya hiç bir şey koymadan tekrra kapattım. (tekrra=tekrar)

* Güneş doğduğunda burası benim Haven'ım olacaktı. (özel bir anlamda mı kullandın bilmiyorum ama "büyük harfle yazmışsın çünkü- İngilizce bilmeyenler için Cennet de diyebilirdin.)

* Sarsılmaz hafızama her sokağı kazıdım ve zihnimde adeta bir harita çıkardım(.) acil bir durumda Otel'den nasıl kaçacağımın planlarını kafamda kurmuştum bile.

*Metal dedektörü bölümünde botumdaki rambo bıçağı ötmedi. Bu bir tuzak mıydı yoksa güvenlik farketmemiş miydi (miydi"den sonra "bilmiyorum?" cümlenin gidişhatına daha çok yakışır)

* Elbiselerden pek anlamazdım ama bu elbise "benim bile" hoşuam gitmişti. (hoşuam= hoşuma)

*Hafifçe gülümsedi. Başka birisi ona şeker derdi bana göre ise biberdi (benzetme güzel olmuş)

*Yansıtmak istediğin karanlık ve karamsar ortamı gerçekten iyi hissettiriyorsun.

Devam Edecek"

Top