istemediğim halde karamsarlığımın boyutu gittikçe büyüyo
Hayatıma Dilemekten ve inanmaktan başka çaresi olmayan küçük bi çocuğun elinde tuttuğu gökkuşağı renkli bir yap boz kutusun da başladım"onun o güzel kahkahalarını her an duyup sadece bunlara gülümseyerek eğlendirdim kendimi..o ağladığındaysa minik gözlerinden düşen damlalar boğdu beni"küçük bir yap boz kutusunda ne yapılabilir demeyin hayatım iki yönlü düşüncelerle doluydu;bir yandan bütün zamanımı o kutudan tekrar ve tekrar çıkmaya çalışarak harcıyordum diğer yandansa çıktığımda olacakları düşünerek "evet düşünerek..düşünmeliydim de ne de olsa her denemem de birkaç göz yaşı kristalimi kaybederek yeniden bu kutunu içinde uyanmamış mıydım,üstelik de rüyanın en güzel kısmında, gözlerimde ki ışıltı yerini küçük parıltılara bırakırken"hep aynı sesi duyardım tüm acımasızlığıyla bana onların kaybolan kristallerin bıraktığı ölü izler olduğunu söylerdi"
Her gece rüyaların, rüyalarımın kapısına olan uzaklığımı anlatırken de "karanlık yanında özgür ışığı taşımaz" dediğini duyardım ..ama azimliydim bir gün bitmeyen bir rüya elbette olacaktı ve o gün karanlık yanında ışığı getirecekti..
İşte buna karar verdiğim gün o küçük yap boz parçalarını bir araya getirmeye başladım bir hayat kuracaktım ve o geldiğinde bunu gösterip "pes değil" diyecektim aynı o güzel mavi ışığın, bana rüyaların kapısını açacağı ve elinde tuttuğu kayıp kristallerimi bana geri vereceği günü beklediğim gibi ona bunu söyleyeceğim günü bekliyordum "pes değil!""gerçi bana söyleyeceklerini daha şimdiden duyar gibiydim " zamanın başından beri duyduğum ve maalesef duymaya devam edeceğim en hayalperest söz"ve en iş yaramazı" diyecekti "ama umurumda değildi" ne de olsa benim sözüm kalbimden akardı..ben buna inanırdım ve çok söylenen şeyleri tekrarlamak bana sadece yalnız olmadığımı kanıtlardı"
Azmim küçük çocuğun sesi odada yankılanmayı bıraktığı güne kadar sürdü hatta ondan sonrada sesi duymayı ümit ederek bi süre devam etti..kısa bir süre
Sonunda bir araya getirdiğim parçalarda yerlerinden çıkmaya başladı"işte zaman geçiyordu ve zamanın tahribatına uğramayan tek şey bendim"tekrar o gülüşü hatta ağlayışı duymak için neler vermezdim ama bu hiçbir zaman olmadı tıpkı mavi ışığın kendini bana hiç göstermediği gibi o küçük çocukta asla bir daha küçük olmadı"
[color=darkblue]istemediğim halde karamsarlığımın boyutu gittikçe büyüyo :( [/color]
Hayatıma Dilemekten ve inanmaktan başka çaresi olmayan küçük bi çocuğun elinde tuttuğu gökkuşağı renkli bir yap boz kutusun da başladım"onun o güzel kahkahalarını her an duyup sadece bunlara gülümseyerek eğlendirdim kendimi..o ağladığındaysa minik gözlerinden düşen damlalar boğdu beni"küçük bir yap boz kutusunda ne yapılabilir demeyin hayatım iki yönlü düşüncelerle doluydu;bir yandan bütün zamanımı o kutudan tekrar ve tekrar çıkmaya çalışarak harcıyordum diğer yandansa çıktığımda olacakları düşünerek "evet düşünerek..düşünmeliydim de ne de olsa her denemem de birkaç göz yaşı kristalimi kaybederek yeniden bu kutunu içinde uyanmamış mıydım,üstelik de rüyanın en güzel kısmında, gözlerimde ki ışıltı yerini küçük parıltılara bırakırken"hep aynı sesi duyardım tüm acımasızlığıyla bana onların kaybolan kristallerin bıraktığı ölü izler olduğunu söylerdi"
Her gece rüyaların, rüyalarımın kapısına olan uzaklığımı anlatırken de "karanlık yanında özgür ışığı taşımaz" dediğini duyardım ..ama azimliydim bir gün bitmeyen bir rüya elbette olacaktı ve o gün karanlık yanında ışığı getirecekti..
İşte buna karar verdiğim gün o küçük yap boz parçalarını bir araya getirmeye başladım bir hayat kuracaktım ve o geldiğinde bunu gösterip "pes değil" diyecektim aynı o güzel mavi ışığın, bana rüyaların kapısını açacağı ve elinde tuttuğu kayıp kristallerimi bana geri vereceği günü beklediğim gibi ona bunu söyleyeceğim günü bekliyordum "pes değil!""gerçi bana söyleyeceklerini daha şimdiden duyar gibiydim " zamanın başından beri duyduğum ve maalesef duymaya devam edeceğim en hayalperest söz"ve en iş yaramazı" diyecekti "ama umurumda değildi" ne de olsa benim sözüm kalbimden akardı..ben buna inanırdım ve çok söylenen şeyleri tekrarlamak bana sadece yalnız olmadığımı kanıtlardı"
Azmim küçük çocuğun sesi odada yankılanmayı bıraktığı güne kadar sürdü hatta ondan sonrada sesi duymayı ümit ederek bi süre devam etti..kısa bir süre
Sonunda bir araya getirdiğim parçalarda yerlerinden çıkmaya başladı"işte zaman geçiyordu ve zamanın tahribatına uğramayan tek şey bendim"tekrar o gülüşü hatta ağlayışı duymak için neler vermezdim ama bu hiçbir zaman olmadı tıpkı mavi ışığın kendini bana hiç göstermediği gibi o küçük çocukta asla bir daha küçük olmadı"