by Gorath » Wed Aug 18, 2004 4:47 am
Hanın kapıları büyük bir gürültü ile açıldı ve içeriye bir cüce girdi. Etrafına çatık kaşlarının ardından bakan cüce bir süre kapıda oyalandı ve ardından Gorath"ı tezgâhın ardında görerek suratında büyük bir gülümseme ile ona yöneldi. Gorath ise bunca yıldır görmediği bu cüce karşısında şaşkınlığını gizleyemeden donakalmıştı. Bir gün bu zamanın geleceğini biliyordu ama ne zaman olduğunu bilmiyordu. Ve işte o an gelmişti"
Cüce ile Gorath uzunca süre sarıldılar ve eski günleri konuştular ardından ise yeni gelen cüce Gorath"a cebinden çıkardığı bir mektubu uzattı ve ikisinin oturduğu masanın üzerinde eğilerek bir şeyler mırıldandı.
Gorath kaşlarını çattı ve başını salladı ardından sessizce ayağa kalkarak arkasında duran cüceye baktı ve "Gitme zamanı!" dedi. Cüce elindeki kupadan birasını içti ve kalkarak kralının peşine takıldı. Gorath mektubu henüz okumamıştı ama zaten içinde neler yazdığını çok önceden biliyordu. Bu diyarda geçirdiği eğlenceli günleri unutmayacağına yemin ederek yürüdü ve hanın kapısından çıktı.
Soğuk kış havasını derin derin içine çektikten sonra arkasına döndü ve handaki ruhlara seslendi. "Bu hana ben veya soyumdan birisi gelene kadar iyi bakın!" dedi. Ruhlar son kez Gorath için çığlık attılar ve büyük bir uğultu tüm şehri sardı. Sadece ölür ruhlar hanındaki ruhlar değildi bu uğultuyu yapan. Bu uğultunun kaynağı tüm şehirde bundan önce ölmüş olan ruhlardı. Onlar her yerdeydiler"
Gorath hanının kapıları arkasından kendiliğinden kapanırken ilerledi ve şehirden ayrıldı. O kapıları hiçbir gücün açamayacağını bildiği için huzurluydu.
şehirden çıktıktan sonra yanında diğer cüce ile yürümeye devam etti ve bir süre sonra durarak artık çok uzak olan şehre baktı. O gözler beklide o diyarda son kez kızıl bir ışık yaydılar ve etrafa farklı bir açı ile baktılar. "Elveda Zaman!" dedi gülerek. "Elveda Kaos!" dedi gülmesi yavaşça yükselerek. "Elveda İntikam!" Gülme yüksek bir kahkahaya dönüştü. "Hepinizin önünde saygı ile eğiliyorum lordlarım ve hepinizi sonsuza kadar içimde taşıyacağıma yemin ediyorum." Kahkaha durdu ve kızıl gözlerin ışıkları söndü. "Hâla anlamıyorsunuz değil mi?" dedi üzüntülü bir şekilde. "Ben birinize değil, hepinize aidim." Arkasını döndü ve her zaman için bağlı olduğu üç büyük lordunu düşünerek diyardan ayrıldı. Onları asla unutmayacaktı ve üçünede olan inancını her zaman kalbinde taşıyacaktı"
Hanın kapıları büyük bir gürültü ile açıldı ve içeriye bir cüce girdi. Etrafına çatık kaşlarının ardından bakan cüce bir süre kapıda oyalandı ve ardından Gorath"ı tezgâhın ardında görerek suratında büyük bir gülümseme ile ona yöneldi. Gorath ise bunca yıldır görmediği bu cüce karşısında şaşkınlığını gizleyemeden donakalmıştı. Bir gün bu zamanın geleceğini biliyordu ama ne zaman olduğunu bilmiyordu. Ve işte o an gelmişti"
Cüce ile Gorath uzunca süre sarıldılar ve eski günleri konuştular ardından ise yeni gelen cüce Gorath"a cebinden çıkardığı bir mektubu uzattı ve ikisinin oturduğu masanın üzerinde eğilerek bir şeyler mırıldandı.
Gorath kaşlarını çattı ve başını salladı ardından sessizce ayağa kalkarak arkasında duran cüceye baktı ve "Gitme zamanı!" dedi. Cüce elindeki kupadan birasını içti ve kalkarak kralının peşine takıldı. Gorath mektubu henüz okumamıştı ama zaten içinde neler yazdığını çok önceden biliyordu. Bu diyarda geçirdiği eğlenceli günleri unutmayacağına yemin ederek yürüdü ve hanın kapısından çıktı.
Soğuk kış havasını derin derin içine çektikten sonra arkasına döndü ve handaki ruhlara seslendi. "Bu hana ben veya soyumdan birisi gelene kadar iyi bakın!" dedi. Ruhlar son kez Gorath için çığlık attılar ve büyük bir uğultu tüm şehri sardı. Sadece ölür ruhlar hanındaki ruhlar değildi bu uğultuyu yapan. Bu uğultunun kaynağı tüm şehirde bundan önce ölmüş olan ruhlardı. Onlar her yerdeydiler"
Gorath hanının kapıları arkasından kendiliğinden kapanırken ilerledi ve şehirden ayrıldı. O kapıları hiçbir gücün açamayacağını bildiği için huzurluydu.
şehirden çıktıktan sonra yanında diğer cüce ile yürümeye devam etti ve bir süre sonra durarak artık çok uzak olan şehre baktı. O gözler beklide o diyarda son kez kızıl bir ışık yaydılar ve etrafa farklı bir açı ile baktılar. "Elveda Zaman!" dedi gülerek. "Elveda Kaos!" dedi gülmesi yavaşça yükselerek. "Elveda İntikam!" Gülme yüksek bir kahkahaya dönüştü. "Hepinizin önünde saygı ile eğiliyorum lordlarım ve hepinizi sonsuza kadar içimde taşıyacağıma yemin ediyorum." Kahkaha durdu ve kızıl gözlerin ışıkları söndü. "Hâla anlamıyorsunuz değil mi?" dedi üzüntülü bir şekilde. "Ben birinize değil, hepinize aidim." Arkasını döndü ve her zaman için bağlı olduğu üç büyük lordunu düşünerek diyardan ayrıldı. Onları asla unutmayacaktı ve üçünede olan inancını her zaman kalbinde taşıyacaktı"