Tanrı'nın göktaşları

Post a reply

Confirmation code
Enter the code exactly as it appears. All letters are case insensitive.
Smilies
:D :) :( :o 8O :? 8) :lol: :x :P :oops: :cry: :evil: :twisted: :roll: :wink: :!: :?: :idea: :arrow: :| :mrgreen:

BBCode is ON
[img] is ON
[url] is ON
Smilies are ON

Topic review
   

If you wish to attach one or more files enter the details below.

Maximum filesize per attachment: 256 KiB.

Expand view Topic review: Tanrı'nın göktaşları

Tanrı'nın göktaşları

by Daeya » Fri Nov 26, 2004 2:21 am

Ã?nceki gece kutsal katında sıkkındı Tanrı...
Dev aynasının karşısında oturmuş elindeki taşlarla oynuyordu.
Yine böyle sıkıntılı bir anında yarattığı insanoğlu, başlı başına bir sıkıntı vesilesi haline gelmişti.
Kulları aşağıda yoksul, yalnız ve mutsuzdu.
Acı çekiyor, kan döküyor, eziyor, öldürüyorlardı. Sevgiden ziyade nefret kusuyor, sevaba değil günaha sarılıyorlardı.
şeytan, zulmün bayrağını dikmişti yerküreye...
"Bıktım" diye mırıldandı Kainatın Efendisi, "...yoruldum asırlardır aynı filmi görmekten! Bilseniz kaç nesilde böyle kaç savaş, kaç yangın izledim ben".
Kederle avucunda çevirdiği taşları, yerküreye doğru attı.
Taşlar, karanlıkta alevli ışıklar saçarak süzüldü aşağı...


Aşağıda umutla pencerelere üşüştü biçare Ademoğulları...
Kainatın ışıkla dansı başlamıştı.
Bu ışıltılı "yıldız yağmuru"na türlü çeşit manalar verdiler.
Toprağa yan yana uzanıp gözlerini gökyüzüne diktiler ve kayan her yıldız için ayrı dilek tuttular:

"Sevdiğime kavuşayım" dedi biri, "Yoksulluktan kurulayım" diye yalvardı öteki"
Gökyüzünün "taş yağmuru"nu, yeryüzü "dilek yağmuru" ile yanıtladı sanki:
"Acı çekmeyeyim". "Yalnız kalmayayım", "Mutsuz olmayayım".

Acı acı güldü Tanrı yukarıda"
"Ah kullarım" dedi, "Buradan ne kadar da zavallı görünüyorsunuz.
Göktaşları, gözyaşlarını dindirir mi sanıyorsunuz.
Bu mu onca asırda yaratabildiğiniz uygarlık?
Yağanın taş olduğunu biliyor, ama hala o taşlardan medet umuyorsunuz. Derdinizin devasını onlarda arıyorsunuz.
Oysa attığım taşlardan duvarlar ören sizsiniz. Birbirinin önüne setler çeken siz"
Alçakgönüllülük istedim sizlerden; gönülsüz davrandınız, geriye kala kala sadece alçaklık kaldı".
"Ah zavallı ümmetim" diye dertlendi Tanrı,
"Yıldızlara baktığınız kadar, birbirinize baksanız çok daha mutlu olacaksınız.
Benimle konuştuğunuz kadar birbirlerinizle konuşsanız, hiç de böyle yalnız kalmayacaksınız.
Gökyüzünde arayıp durduğunuz çareyi kendinizde, birbirinizde bulacaksınız".


Sonra efkarla dev aynasına çevirdi yüzünü"Yalnızlığını savmak için onunla dertleşmeye başladı:
"Onca kalabalıkta kendilerini yalnız sanıyorlar. Asıl ebedi yalnızlığa mahkum olan benim, bilmiyorlar" diye iç geçirdi.
Aynada kendini süzdü uzun uzadıya"
Sonra aşağıya baktı.
Yeryüzünde çaresiz gözbebeklerinden uçsuz bucaksız bir Samanyolu vardı.
Milyonlarca çift göz, yalnızlığından kurtulmak için umutla kendisine çevrilmiş bakıyordu.
Aniden aynasını çevirip dünyaya tuttu.
Milyonlarca ışıltılı gözbebeği yansıdı göğün yüzünden"
İnsanlar, gökkubbenin aynasında kendi gözbebeklerinin ışığını görüp, takım yıldızı sandılar.
"Tanrım, bu ne mucizevi güzellik, keşke biz de yıldızlar gibi ışıldayabilsek" diyerek hayran hayran dilek tutup duaya daldılar.
Bulutlandı Tanrı"nın yüzü"


Tuvalindeki resme kızan bir ressam gibi; çevirdi aynasını geri"
Söndü gökkubbenin ışıkları"
Sabah oldu.


Can Dündar..

Top