by irikedi » Wed Feb 01, 2006 1:12 am
İlyada'yı okuduktan sonra Akilleus'a bakışım değişti.Daha erdemli,tanrılara saygısı çok daha fazla.Yeri geldiğinde ise şımarık,küçük bir çocuktan farksız.
Code: Select all
Sonra tanrı-benzeri Akhilleus tek başına uğultulu denizin kıyısında oturup ağladı.Ellerini kaldırıp annesi gümüş ayaklı Thetis'e yalvardı:"Göklerde gürleyen Zeus yaşamımın ne kadar kısa olacağını bilip, bana onur kazanma şansını vermeliydi.Ama her yerde sözü geçen Agamemnon Briseis'i alıp onurumu kırdı"
.................................................................
"şimdi lütfen bana yardım et, tanrılar kurulunun başı Zeus'a git.Benim için Trolayılara yardım etmesini, Yunanlıları öldürmelerini iste ondan. Ancak o zaman Agamemnon, Atreus'un gösterişli oğlu, Yunanlıların en iyisinden onur ödülünü esirgediğinde ne kadar kör olduğunu anlayabilir."
Akhilleus'un İlyada'da anlatılmayan maceralarıda var (Akhilleus hayranlarına okumamaları yavsiye edilir

)
Code: Select all
Akhilleus'un truva savaşında öleceği biliniyordu.Bu yüzden Akhilleus eş-dost ricası üzerine, aile arkadaşlarının evinde kadın kılığında yaşadı.Odysseus kıvrak zekasıyla Akhilleus'un ortaya çıkmasını sağladı ve onu savaşa katılmaya ikna etti (Bu hikayeyi bulamadığım için hatırladığım kadarıyla yazdım).
Diğer taraftan Akhilleus'la Patraklos'un münasebetlerini sanırım biliyorsunuz.Bilmeyenlerde araştırabilirler.Gerçi o işin farklı bir yönü.Kimsenin cinsel hayatı kimseyi ilgilendirmez.Kahramanlık başka özel yaşam başka.Nede olsa Akhilleus, Büyük İskender'in çoğu yönüyle örnek aldığı büyük bir karakter :P
Hektor çoğu zaman sağlam bir karakter.İlayada'yı okuyunca hektor'a bakışımda değişti.
Code: Select all
Akhilleus yaklaştı. Peleus'un tanrı-benzeri oğlu babasının kül rengi mızrağı sağ omuzundayken ve tunç zırhı güçlü güneşin altında parıldarken, ürkütücü bir görünüşe sahipti. Korku Hektor'un yüreğini sardı ve kaçtı.Ayağı tez Akhilleus hemen peşine düştü.Dağlardaki en hızlı kuş olan atmacanın, titreyen bir güvercinin üstüne süzülmesi ve korkunç çığlıklarla onu izlemesi gibi Akhilleus da Hektor'u kovaladı.
.................................................................................
Troya'nın surlarını üç kez dolaştılar; Olympos Dağı'nın ölümsüz tanrıları da onları seyrediyorlardı. Av köpeğinin karacayı ininden çıkartıp ormanlarda, çayırlarda peşine düşmesi, karacanın birsüre çalılarda saklanıp, kokusunu alan köpeğin onu bulana kadar koşturması gibi, ayağı tez Akhilleus da insan kesen Hektor'u izledi.
Hektor ne zaman Skaia kapısının yanına gelip surun üstündeki Troyalıların Akhilleus'a ok atmalarını sağlamak istese, Akhilleus içeriden koşuyor, onu ovaya doğru sürüyordu.Apollon, gücünü arttırıp Hektor'a son kez yardım etti ve bacaklarına güç verip, ayağı tez Akhilleus'un onu yakalamasını engelledi.
Bu sırada Akhileus Yunanlılara Hektor'u öldürmemeleri için işaret veriyordu. Peleus'un tanrı-benzeri oğlu bu onuru kendisi kazanmak istiyordu.
İlyada'yı okuduktan sonra Akilleus'a bakışım değişti.Daha erdemli,tanrılara saygısı çok daha fazla.Yeri geldiğinde ise şımarık,küçük bir çocuktan farksız.
[code]Sonra tanrı-benzeri Akhilleus tek başına uğultulu denizin kıyısında oturup ağladı.Ellerini kaldırıp annesi gümüş ayaklı Thetis'e yalvardı:"Göklerde gürleyen Zeus yaşamımın ne kadar kısa olacağını bilip, bana onur kazanma şansını vermeliydi.Ama her yerde sözü geçen Agamemnon Briseis'i alıp onurumu kırdı"
.................................................................
"şimdi lütfen bana yardım et, tanrılar kurulunun başı Zeus'a git.Benim için Trolayılara yardım etmesini, Yunanlıları öldürmelerini iste ondan. Ancak o zaman Agamemnon, Atreus'un gösterişli oğlu, Yunanlıların en iyisinden onur ödülünü esirgediğinde ne kadar kör olduğunu anlayabilir."[/code]
Akhilleus'un İlyada'da anlatılmayan maceralarıda var (Akhilleus hayranlarına okumamaları yavsiye edilir :P )
[code]Akhilleus'un truva savaşında öleceği biliniyordu.Bu yüzden Akhilleus eş-dost ricası üzerine, aile arkadaşlarının evinde kadın kılığında yaşadı.Odysseus kıvrak zekasıyla Akhilleus'un ortaya çıkmasını sağladı ve onu savaşa katılmaya ikna etti (Bu hikayeyi bulamadığım için hatırladığım kadarıyla yazdım).
Diğer taraftan Akhilleus'la Patraklos'un münasebetlerini sanırım biliyorsunuz.Bilmeyenlerde araştırabilirler.Gerçi o işin farklı bir yönü.Kimsenin cinsel hayatı kimseyi ilgilendirmez.Kahramanlık başka özel yaşam başka.Nede olsa Akhilleus, Büyük İskender'in çoğu yönüyle örnek aldığı büyük bir karakter :P [/code]
Hektor çoğu zaman sağlam bir karakter.İlayada'yı okuyunca hektor'a bakışımda değişti.
[code]Akhilleus yaklaştı. Peleus'un tanrı-benzeri oğlu babasının kül rengi mızrağı sağ omuzundayken ve tunç zırhı güçlü güneşin altında parıldarken, ürkütücü bir görünüşe sahipti. Korku Hektor'un yüreğini sardı ve kaçtı.Ayağı tez Akhilleus hemen peşine düştü.Dağlardaki en hızlı kuş olan atmacanın, titreyen bir güvercinin üstüne süzülmesi ve korkunç çığlıklarla onu izlemesi gibi Akhilleus da Hektor'u kovaladı.
.................................................................................
Troya'nın surlarını üç kez dolaştılar; Olympos Dağı'nın ölümsüz tanrıları da onları seyrediyorlardı. Av köpeğinin karacayı ininden çıkartıp ormanlarda, çayırlarda peşine düşmesi, karacanın birsüre çalılarda saklanıp, kokusunu alan köpeğin onu bulana kadar koşturması gibi, ayağı tez Akhilleus da insan kesen Hektor'u izledi.
Hektor ne zaman Skaia kapısının yanına gelip surun üstündeki Troyalıların Akhilleus'a ok atmalarını sağlamak istese, Akhilleus içeriden koşuyor, onu ovaya doğru sürüyordu.Apollon, gücünü arttırıp Hektor'a son kez yardım etti ve bacaklarına güç verip, ayağı tez Akhilleus'un onu yakalamasını engelledi.
Bu sırada Akhileus Yunanlılara Hektor'u öldürmemeleri için işaret veriyordu. Peleus'un tanrı-benzeri oğlu bu onuru kendisi kazanmak istiyordu.[/code]