İki şey.
Masonlar iki şeyi tartışmazlar: Din ve politika. İkisini de tartışmanın herhangi bir anlamı olmadığından bunu yapmamayı tercih etmişlerdir.
şimdi buradan genç, ukala arkadaşlar çıkıp bana ''İyi de biz mason değiliz ki?'' gibi bir soru sorarlarsa, bir yandan kafam allak bullakken, moralim de biraz bozukken sinirlenip onlara ''Büyüklerimizi örnek alalım evladım,'' cümlesini oldukça kaba bir yorumla, züppe bir ses tonuyla söyleyeceğimi garanti ederim.
Teoloji hakkında tartışmalara olumlu bakarım ama konunun dinlere çekilmemesine özen gösterelim.
Arkadaşın ''Ben ateist değilim,'' derken esasında çok da anlamlı bir şey söylemiş. Tanrı'nın varlığının olmadığını ya da olduğunu bile hiç düşünmeye gerek duymamış.
Bu görüşe saygı duyarım, ''Vay be, Tanrıtanımazlığı bile tanımamış bu adam,'' diyebilirim ama merak ediyorum bu arkadaş hiç kendisinin nasıl meydana geldiğini sorgulamış mı? Kendisinin çıktığı anne babasından ta geriye kadar bütün insan ırkını kimin yarattığını düşünmüş mü? Eğer buradan tanrı olmadığına karar vermişse, kendisi ateist sayılmaktadır; ancak bunu bile sorgulamamış olacak ki kendisi hiçbir sınıfa ait sayılmıyor.
Bu durumda arkadaşın kendisini bir ''hiç'' olarak tanımlayabilir miyiz? Sorgulamayan, düşünmeyen, gerek duymayan bir insan felsefenin sıcaklığından yoksun kalacaktır. Felsefe hayatı sorgulamak demektir. Zannedilenin aksine Sokrates'in heykelinin yapıldığı taş gibi soğuk değildir felsefe. Sımsıcaktır, içini ısıtır. Burada söylemek istediğim şey bu.
Yanlış anlaşılmasın, ben burada sorgulamaktan bahsediyorum; ''Allah'a nasıl inanmazsın hülen, kafir?'' diyen zihniyetler gibi yalnızca kültürden ya da anne-babasından gelen dogmaları hiç sorgusuz sualsiz kabul etmiş biri değilim.
Ben zannetmiyorum ki sokakta gördüğüm on kişiden sekizi dokuzu müslümandır. Belki yalnızca biri. O da tanrının varlığını sorgulamış, düşünmüş, kutsal kitabını ıncık cıncık araştırmış biri olacaktır.
Bence gerçek ateist, gerçek müslüman ya da her ne ise o sorgulamıştır. ''Gerçekten var mı?'' demiştir. Karşı çıkmıştır, kimi zaman inkar etmiştir; ancak sonra kendi içinde tutarlı bir yol bulmuştur.
Sorgulamazsan tanrıya inanamazsın. Sorgulamazsan ateist olamazsın.
Sorgulamazsan sadece bir kabuk olursun. Tek sorgulayacağın şey de Tanrı değildir. Sorgulanacak o kadar çok şey vardır ki..
İki şey.
Masonlar iki şeyi tartışmazlar: Din ve politika. İkisini de tartışmanın herhangi bir anlamı olmadığından bunu yapmamayı tercih etmişlerdir.
şimdi buradan genç, ukala arkadaşlar çıkıp bana ''İyi de biz mason değiliz ki?'' gibi bir soru sorarlarsa, bir yandan kafam allak bullakken, moralim de biraz bozukken sinirlenip onlara ''Büyüklerimizi örnek alalım evladım,'' cümlesini oldukça kaba bir yorumla, züppe bir ses tonuyla söyleyeceğimi garanti ederim. 8)
Teoloji hakkında tartışmalara olumlu bakarım ama konunun dinlere çekilmemesine özen gösterelim.
Arkadaşın ''Ben ateist değilim,'' derken esasında çok da anlamlı bir şey söylemiş. Tanrı'nın varlığının olmadığını ya da olduğunu bile hiç düşünmeye gerek duymamış.
Bu görüşe saygı duyarım, ''Vay be, Tanrıtanımazlığı bile tanımamış bu adam,'' diyebilirim ama merak ediyorum bu arkadaş hiç kendisinin nasıl meydana geldiğini sorgulamış mı? Kendisinin çıktığı anne babasından ta geriye kadar bütün insan ırkını kimin yarattığını düşünmüş mü? Eğer buradan tanrı olmadığına karar vermişse, kendisi ateist sayılmaktadır; ancak bunu bile sorgulamamış olacak ki kendisi hiçbir sınıfa ait sayılmıyor.
Bu durumda arkadaşın kendisini bir ''hiç'' olarak tanımlayabilir miyiz? Sorgulamayan, düşünmeyen, gerek duymayan bir insan felsefenin sıcaklığından yoksun kalacaktır. Felsefe hayatı sorgulamak demektir. Zannedilenin aksine Sokrates'in heykelinin yapıldığı taş gibi soğuk değildir felsefe. Sımsıcaktır, içini ısıtır. Burada söylemek istediğim şey bu.
Yanlış anlaşılmasın, ben burada sorgulamaktan bahsediyorum; ''Allah'a nasıl inanmazsın hülen, kafir?'' diyen zihniyetler gibi yalnızca kültürden ya da anne-babasından gelen dogmaları hiç sorgusuz sualsiz kabul etmiş biri değilim.
Ben zannetmiyorum ki sokakta gördüğüm on kişiden sekizi dokuzu müslümandır. Belki yalnızca biri. O da tanrının varlığını sorgulamış, düşünmüş, kutsal kitabını ıncık cıncık araştırmış biri olacaktır.
Bence gerçek ateist, gerçek müslüman ya da her ne ise o sorgulamıştır. ''Gerçekten var mı?'' demiştir. Karşı çıkmıştır, kimi zaman inkar etmiştir; ancak sonra kendi içinde tutarlı bir yol bulmuştur.
Sorgulamazsan tanrıya inanamazsın. Sorgulamazsan ateist olamazsın.
Sorgulamazsan sadece bir kabuk olursun. Tek sorgulayacağın şey de Tanrı değildir. Sorgulanacak o kadar çok şey vardır ki..