by raini » Tue May 20, 2003 9:24 pm
Öncelikle şunu söylemek istiyorum.. Ben bu hikaye konusunda sadece aktarıcıyım.. Bunu kimin neden yazdığını bilmiyorum... Sadece bir gün uyandığımda yatağımda bulduğum bir belge idi üzerinde de bunu insanlara ilet önemli yazıyordu.. Neden beni seçtiği konusunda bir fikrim yok ORTEK hakkında da bundan önce pek bilgim yoktu... Dediğim gibi ben sadece aktarıcıyım... Ve umarım doğru bir şey yapıyorum... Hikayeyi... elimden geldiğince parçalara ayırarak anlatacağım.....
evet şimdi hikayenin başına dönelim... Başlamadan önce şunu söyleyeyim tanrılarla ilgili bölümler daha çok efsanelere dayandığından daha belirsizdir.. Yeryüzünde geçen bölümler ise en azından yaşamış kişilerce kulaktan kulağa aktarılmıştır... Bu da tabii ki o bölümleri daha ayrıntılı aktarma olanağı sağladı bana... Evet aşağıda ilk bölümü iletiyorum bu bölüm efsanenin ilk paçasıdır neresi ne kadar doğru bilmiyorum sadece aktarıyorum... Sanırım tanrıların gittikçe bizden uzaklaştığı bugünün dünyasında bunun doğruluğunu da keşfetmemiz zor olacak....
bilmiyorum tanrıların çok büyük güçler verdiği rahipler gördüm... Yine de bana sanki güçlerinin çok azını bu dünya için harcıyor.. ve bizi daha az önemsiyorlar gibi geliyor. Umarım yanılıyorumdur.
Tarkonus Tanrıların yaşadığı söylenen düzlemdir... Efsanevi düzlem... orta düzlemler denen düzlemlerin tamamı bu düzlem tanrılarınca yönetilmektedir... Tabii evrende bundan güçlü yaratıkların yaşadığı alt ve üst düzlemler vardır ama bunların hiçbiri ile bilinen bir yolla bağlantı kurulamadığından (arada sırada rastgele açılan kapıdan bir aktarım olur ama bu beş elf ömründe belki bir defa gerçekleşecek kadar seyrektir..) burası bilinen evrenin yönetildiği yerdir... Buraya çok az yaratık kabul edilir... Ve edilenlerin hepsi diğer yerlede Tanrı olarak anılır.... Özellikle de orta düzlemlerin en geniş ve en güzeli olan bizimkinde yani yeryüzünde... Yeryüzü tanrıları bile cezbedecek kadar güzeldir... Üstelik tarkonusun birçoğu bilinmeyen ama hepsinin nefes kestiği söylenen tüm nimetlerine rağmen.... (Evet tartonus belki orta düzlemlerin içinde en büyük konakların en güzel ormanların olduğu yerdir.. ama o kadar kusursuzdur ki tanrılar orda o ulaştıkları büyük gücün tadına varamazlar... Ve güzellikler.... Yeryüzünün güzelliği onun çeşitliliğindedir.. Onlarca canlı , yerşekli , iklim biçmi, hepsi herşeyin birilerinin en kusursuz olarak herşeyi sabitlediği tatonustan ve herşeyin çok daha durgun olduğu orta düzlemlerden farklıdır.) Ama orada bulunmanın bedeli ölme riskidir.. Bir tanrı tanrılığın verdiği tüm güçlere rağmen yeryüzünde ölebilir.. Bu da arasıra herşeyi göze alıp arasıra oraya gelmelerine rağmen kalıcı olarak orada kalmalarını engeller... tartonustada onları öldürmek imakansızdır... Güçleri azaltılır ama asla başka bir düzleme geçirilmeden tam olarak yok edilemezler... Aslında başka bir neden de vardır..... Tanrıların hepsi hırslıdır.. Kimi bunu gizlemez kimi ise kendi korumasına verelen olgulara adanmış görünür hatta buna kendisini de inandırır... Ama hepsinin içinde bir yerlere gizlenmiş bir hırs vardır... Ve bir yandan yeryüzünde güçlerini arttırmaya çalışırken (çünkü onlara inananlar arttıkça güçleri artar...) Bir yandan tartonusun ve diğer düzlemlerin kaderinin belirlendiği 100ler meclisi konsey ve 3lere girmeye çabalarlar... Ve sonra da tüm bu kurumların başkanı olan tanrıların tanrısının ünvanını almaya... Bu ancak 100ler meclisinin gözü önünde bir dövüşle mümkündür... Tüm kararlar ve yeni tanrı olabilecek kişileri önerme hakkı (yeni tanrilar 100ler meclisinde seçilir ve ancak o zaman düzleme girme hakları olur... tanrı olmadan ve bir tanrı tarafından 3lerin onayı alınmadan düzleme girmeye çalışmak ise sonsuz işkence ile cezalandırlır...)ve düzlemin kapıları bu kişinin elindedir.... İşte hikaye başladığında düzlem bir süredir byosos tarafından yönetiliyordur... Bir süre önce ne zaman bu göreve geldiği hatırlanmayan inonos yenip bu göreve gelmişti... Ama o ve seçilen üçler yetkilerini kötüye kullandılar... Geleneksel 100lere girme sınavlarından hile ile kendilerini destekleyen tanrıları geçirdiler...Uzun süre onlara karşı çıkan elinde yetki bulunan tek tanrı kmalis idi kmalis para tanrısı idi... konseyin üyesi idi... En sonunda Byosos kendisine kutsal dövüşü önerenleri bile reddetmeye başlayınca durumdan huzursuz tüm tanrılar birleştiler... grulos önderliğinde 100lere karşı savaştılar... Savaş kısa sürdü... 100lerin hepsi güçlü idi ama diğer tanrılar birleşince (ki içlerinde haksızlığa uğrayıp 100lere kabul edilmeyenler de vardı...) Güçleri karşı konulmaz oluyordu... Böylece byosos devrildi... 100lerin bir bölümü diğer düzlemlerde güçleri emilmiş şekilde ölüme terkedildi... Byosos ise tarkonusta sonsuz hapise çarptırıldı... grulos geçici bir konsey kurdu herşeyi düzene koyacak başkan seçilene kadar.... Bu konseyde bulunan tek eski üye kmalisti.... Bunu eski başkana karşı çıkmasına borçlu idi... Ama hem eski konseyde olduğu için byosos karşıtları ( grulos sadece farklı düşünüyordu) hem de yeni oluşumda olduğu için grulos yanlıları ona düşmandılar... Ve sonra beklenen o büyük dövüş geldi... Büyük başkanı belirleyecek dövüş... Aslında ayrıntıları çok az biliyoruz inonos ve dmopris berabere kaldı... Dmoplis byosos yanlısı idi ama onun dövüşe katılmasına kimse karşı çıkamamıştı... Evet uzun bir dövüş olduğu söyleniyor... Ve sonra da her yıl tekrarlandığı... bir süre sonra dmopris kesin olarak kazanacaktı... Ama eşitliğin bir türlü bozulmadığı o günlerde oratak yönetim kurulduğu söylenir..... Tabiii kmalis için ölümcül bir durumdu.. Bir süre sonra ortak yönetimin iki kanadının da onayı ile yargılandı.. Karar onun evinin dışına çıkmasını yasaklıyordu... tartanusta hiçbir tanrı ile konuşmayacaktı... (cezanın ayrıntılarını bilemiyoruz tartanusta hareket ve tanrıların günlük yaşamı konusunda çok az bilgimiz var... tanrılar bile kavramamızın zor olduğunu bildiğinden bunu bize açıklamazlar) Ve kmalis karar aldı tam olarak ne zaman bilmiyoruz... Ama bu kararı aldı... Yeryüzüne yerleşecekti... Bir efsane başlamak üzere idi....
ORTEK Kayıtları 7536. Belge
Evet hikaye böyle başlamış anlaşılan ORTEK belgelerinde bile bu kadar az bilgi olması bunların açıklanmasının zorluğunu gösteriyor sanırım üstelik bir kısmı biz basit ölümlülerin anlayacağı hale getirilmiş.. Hikayenin kalanına daha sonra yine Ortek kayıtlarının içinde bulunmuş olan bir rahibin günlüğünden yararlanarak devam edeceğim... Çok üst seviyede olmasa da belli yetenekleri nedeni ile bizzat urolos un çırağı olduğu anlaşılıyor.... Urolos'un bir paladin'i eğitme karaını neden aldığını pek amlayamıyoruz günlükte bu konuyu aydınlatmıyor (kabul edilişinden epey sonra tutulmaya başlanmıs..) ama ilerleyen günlerdeki olaylar hakkında epey bir bilgi içeriyor....
Öncelikle şunu söylemek istiyorum.. Ben bu hikaye konusunda sadece aktarıcıyım.. Bunu kimin neden yazdığını bilmiyorum... Sadece bir gün uyandığımda yatağımda bulduğum bir belge idi üzerinde de bunu insanlara ilet önemli yazıyordu.. Neden beni seçtiği konusunda bir fikrim yok ORTEK hakkında da bundan önce pek bilgim yoktu... Dediğim gibi ben sadece aktarıcıyım... Ve umarım doğru bir şey yapıyorum... Hikayeyi... elimden geldiğince parçalara ayırarak anlatacağım.....
evet şimdi hikayenin başına dönelim... Başlamadan önce şunu söyleyeyim tanrılarla ilgili bölümler daha çok efsanelere dayandığından daha belirsizdir.. Yeryüzünde geçen bölümler ise en azından yaşamış kişilerce kulaktan kulağa aktarılmıştır... Bu da tabii ki o bölümleri daha ayrıntılı aktarma olanağı sağladı bana... Evet aşağıda ilk bölümü iletiyorum bu bölüm efsanenin ilk paçasıdır neresi ne kadar doğru bilmiyorum sadece aktarıyorum... Sanırım tanrıların gittikçe bizden uzaklaştığı bugünün dünyasında bunun doğruluğunu da keşfetmemiz zor olacak....
bilmiyorum tanrıların çok büyük güçler verdiği rahipler gördüm... Yine de bana sanki güçlerinin çok azını bu dünya için harcıyor.. ve bizi daha az önemsiyorlar gibi geliyor. Umarım yanılıyorumdur.
Tarkonus Tanrıların yaşadığı söylenen düzlemdir... Efsanevi düzlem... orta düzlemler denen düzlemlerin tamamı bu düzlem tanrılarınca yönetilmektedir... Tabii evrende bundan güçlü yaratıkların yaşadığı alt ve üst düzlemler vardır ama bunların hiçbiri ile bilinen bir yolla bağlantı kurulamadığından (arada sırada rastgele açılan kapıdan bir aktarım olur ama bu beş elf ömründe belki bir defa gerçekleşecek kadar seyrektir..) burası bilinen evrenin yönetildiği yerdir... Buraya çok az yaratık kabul edilir... Ve edilenlerin hepsi diğer yerlede Tanrı olarak anılır.... Özellikle de orta düzlemlerin en geniş ve en güzeli olan bizimkinde yani yeryüzünde... Yeryüzü tanrıları bile cezbedecek kadar güzeldir... Üstelik tarkonusun birçoğu bilinmeyen ama hepsinin nefes kestiği söylenen tüm nimetlerine rağmen.... (Evet tartonus belki orta düzlemlerin içinde en büyük konakların en güzel ormanların olduğu yerdir.. ama o kadar kusursuzdur ki tanrılar orda o ulaştıkları büyük gücün tadına varamazlar... Ve güzellikler.... Yeryüzünün güzelliği onun çeşitliliğindedir.. Onlarca canlı , yerşekli , iklim biçmi, hepsi herşeyin birilerinin en kusursuz olarak herşeyi sabitlediği tatonustan ve herşeyin çok daha durgun olduğu orta düzlemlerden farklıdır.) Ama orada bulunmanın bedeli ölme riskidir.. Bir tanrı tanrılığın verdiği tüm güçlere rağmen yeryüzünde ölebilir.. Bu da arasıra herşeyi göze alıp arasıra oraya gelmelerine rağmen kalıcı olarak orada kalmalarını engeller... tartonustada onları öldürmek imakansızdır... Güçleri azaltılır ama asla başka bir düzleme geçirilmeden tam olarak yok edilemezler... Aslında başka bir neden de vardır..... Tanrıların hepsi hırslıdır.. Kimi bunu gizlemez kimi ise kendi korumasına verelen olgulara adanmış görünür hatta buna kendisini de inandırır... Ama hepsinin içinde bir yerlere gizlenmiş bir hırs vardır... Ve bir yandan yeryüzünde güçlerini arttırmaya çalışırken (çünkü onlara inananlar arttıkça güçleri artar...) Bir yandan tartonusun ve diğer düzlemlerin kaderinin belirlendiği 100ler meclisi konsey ve 3lere girmeye çabalarlar... Ve sonra da tüm bu kurumların başkanı olan tanrıların tanrısının ünvanını almaya... Bu ancak 100ler meclisinin gözü önünde bir dövüşle mümkündür... Tüm kararlar ve yeni tanrı olabilecek kişileri önerme hakkı (yeni tanrilar 100ler meclisinde seçilir ve ancak o zaman düzleme girme hakları olur... tanrı olmadan ve bir tanrı tarafından 3lerin onayı alınmadan düzleme girmeye çalışmak ise sonsuz işkence ile cezalandırlır...)ve düzlemin kapıları bu kişinin elindedir.... İşte hikaye başladığında düzlem bir süredir byosos tarafından yönetiliyordur... Bir süre önce ne zaman bu göreve geldiği hatırlanmayan inonos yenip bu göreve gelmişti... Ama o ve seçilen üçler yetkilerini kötüye kullandılar... Geleneksel 100lere girme sınavlarından hile ile kendilerini destekleyen tanrıları geçirdiler...Uzun süre onlara karşı çıkan elinde yetki bulunan tek tanrı kmalis idi kmalis para tanrısı idi... konseyin üyesi idi... En sonunda Byosos kendisine kutsal dövüşü önerenleri bile reddetmeye başlayınca durumdan huzursuz tüm tanrılar birleştiler... grulos önderliğinde 100lere karşı savaştılar... Savaş kısa sürdü... 100lerin hepsi güçlü idi ama diğer tanrılar birleşince (ki içlerinde haksızlığa uğrayıp 100lere kabul edilmeyenler de vardı...) Güçleri karşı konulmaz oluyordu... Böylece byosos devrildi... 100lerin bir bölümü diğer düzlemlerde güçleri emilmiş şekilde ölüme terkedildi... Byosos ise tarkonusta sonsuz hapise çarptırıldı... grulos geçici bir konsey kurdu herşeyi düzene koyacak başkan seçilene kadar.... Bu konseyde bulunan tek eski üye kmalisti.... Bunu eski başkana karşı çıkmasına borçlu idi... Ama hem eski konseyde olduğu için byosos karşıtları ( grulos sadece farklı düşünüyordu) hem de yeni oluşumda olduğu için grulos yanlıları ona düşmandılar... Ve sonra beklenen o büyük dövüş geldi... Büyük başkanı belirleyecek dövüş... Aslında ayrıntıları çok az biliyoruz inonos ve dmopris berabere kaldı... Dmoplis byosos yanlısı idi ama onun dövüşe katılmasına kimse karşı çıkamamıştı... Evet uzun bir dövüş olduğu söyleniyor... Ve sonra da her yıl tekrarlandığı... bir süre sonra dmopris kesin olarak kazanacaktı... Ama eşitliğin bir türlü bozulmadığı o günlerde oratak yönetim kurulduğu söylenir..... Tabiii kmalis için ölümcül bir durumdu.. Bir süre sonra ortak yönetimin iki kanadının da onayı ile yargılandı.. Karar onun evinin dışına çıkmasını yasaklıyordu... tartanusta hiçbir tanrı ile konuşmayacaktı... (cezanın ayrıntılarını bilemiyoruz tartanusta hareket ve tanrıların günlük yaşamı konusunda çok az bilgimiz var... tanrılar bile kavramamızın zor olduğunu bildiğinden bunu bize açıklamazlar) Ve kmalis karar aldı tam olarak ne zaman bilmiyoruz... Ama bu kararı aldı... Yeryüzüne yerleşecekti... Bir efsane başlamak üzere idi....
ORTEK Kayıtları 7536. Belge
Evet hikaye böyle başlamış anlaşılan ORTEK belgelerinde bile bu kadar az bilgi olması bunların açıklanmasının zorluğunu gösteriyor sanırım üstelik bir kısmı biz basit ölümlülerin anlayacağı hale getirilmiş.. Hikayenin kalanına daha sonra yine Ortek kayıtlarının içinde bulunmuş olan bir rahibin günlüğünden yararlanarak devam edeceğim... Çok üst seviyede olmasa da belli yetenekleri nedeni ile bizzat urolos un çırağı olduğu anlaşılıyor.... Urolos'un bir paladin'i eğitme karaını neden aldığını pek amlayamıyoruz günlükte bu konuyu aydınlatmıyor (kabul edilişinden epey sonra tutulmaya başlanmıs..) ama ilerleyen günlerdeki olaylar hakkında epey bir bilgi içeriyor....