Bir zamanlar Warcraft tarihi hakkında detaylı bir araştırma yapmıştım. Sanırım soruları cevaplayabilirim.
Arthas Menethil, Lordaeron'un federasyon tarzında oluşan krallığının hükümdarı Terenas Menethil'in tek varisiydi. Orgrim Doomhammer'ın komutasında orklar Lordaeron'a saldırdıklarında ve Lordaeron İttifakı'nın Anduin Lothar komutasında ona karşılık vererek orkları tekrar Azeroth'a sürdüğü günlerde Arthas daha on yaşında bile değildi.
İkinci Büyük Savaş nihayet bitip orklar toplama kamplarında toplandıkları zaman, Lordaeron İttifakı da çatırdamaya başladı. Quel'Thalas elfleri ittifakın artık gereksiz olduğunu düşünerek ittifakı terk ederken, Gilneas ve Stromgarde da ittifakı terk ettiklerini açıkladılar.
İnsanların arasındaki gereksiz çatışmaları bitirerek onları birleştiren Lordaeron İttifakı çökmeye başlamıştı.
Ama Kral Terenas'ın yanında hâlâ birileri vardı. Lord Uther the Lightbringer'ın komutasındaki Order of the Silver Hand paladinleri onun yanındaydı. Dalaran büyücüleri Kral Terenas'ın arkasında olduklarını açıklamışlardı. Amiral Proudmoore, Lordearon İttifakı'nı koruyacağına ant içmişti. Khaz Modan cüceleri vatanlarını kurtaran insanların iyiliklerini unutmamışlar ve Lordaeron'a kanlarının son damlası da dökülene kadar arkalarında olduklarını bildirmişlerdi. Stormwind'in insanları ise zaten hep yanlarındaydı.
İttifak içindeki bağların kuvvetlenmesi için Terenas ve Uther, Veliaht Prens Arthas Menethil'in Order of the Silver Hand'a alınmasını kararlaştırdılar. Paladinler Uther'ın bu kararına karşı çıkarak onu politikayı kutsal yeminlerine karıştırmakla suçladılar ve Arthas'ın kişiliğinin tarikat felsefesine uymadığını belirttiler, ama Uther Arthas'da bulunan bu muazzam hırsın-güç hırsı değil, sadece hedeflerine ulaşmak için pek çok şeyi yapmaktan çekinmemesini sağlayan bir hırs-aslında Arthas'ın genç yaşından kaynaklandığını ve büyüdükçe olgunlaşacağını iddia etti ve Arthas'ın koyu vatanseverliğini savundu.
Arthas gerçekten de bir vatanseverdi ve halkı için her şeyi yapmaya hazırdı. Zul'aman'da orman trolllerine karşı verilen mücadelede Arthas'ın gösterdiği üstün başarılar, onun hasımlarının tezlerini çürüterek suslamarına neden oldu.
Thrall, Orgrim Doomhammer ve Grom Hellscream'in toplama kamplarını boşaltmalarının ve Durnholde Kalesi'ni yerle bir etmelerinin ardından Lordaeron İttifakı'nda kalanlar toplanarak karşı saldırı yapma kararı aldılar, ama bu saldırı beklendiği gibi yeni Horde üzerine değil, eski kaçaklardan olan Blackrock Klanı'na gerçekleşti.
Orklar ortadan kayboldukları için gevşeyen İttifak, Dalaran'ın ısrarları sonucunda Arthas ile Amiral Proudmoore'un kızı Jaine Proudmoore'u, kuzeydeki veba salgını araştırmaya gönderdiler.
Olanlar bundan sonra oldu. Warcraft III: Reign of Chaos'ta da anlatıldığı gibi veba aslında Scourge'nin bir oyunu çıktı. Arthas en sonunda vebanın yayılmasını önlemek için Stratholme halkının çoğunu katletmek zorunda kaldı.
İşte uğruna her şeyi feda etmeye razı olduğu halkını öldürmesi, Arthas'ın akıl sağlığına en büyük darbeyi vurdu.
Daha Northrend'e çıkmadan Arthas çoktan delirmişti bile. Northrend'de ele geçirdiği Frostmourne sayesinde Lich King onun ruhunu bedeninden ayırarak kılıcın içine hapsetti. Ruhunu kaybeden Arthas, bir yaşayan ölüye dönüştü ve Death Knight halini aldı. Lich King'ten gelen fısıltılar yüzünden de Arthas akıl sağlığının kalanını kaybetti.
Arthas'ın akıl sağlığını kaybetmesi, iradesini de tamamen kaybetmesine neden oldu ve ruhunu kaybetmesi, vicdanını kaybetmesine yol açtı. Bu yüzden Lich King'in emirlerini herhangi bir sorun çıkmadan yerine getirdi. Uther'ı öldürüşü, elf soykırımı, Dalaran'ın yıkılışı...
Kısacası arkadaşlar, Arthas aslında vatanı için bir şeyler yapmaya çalışırken aklını yitiren ve kontrolü dışında olan güçler tarafından oradan oraya sürüklenen bir adamdır. Pek çoğunun hayran olduğu Illidan Stormrage gibi bir hain değildir. Arthas, Icecrown Glacier'e ulaştığında Lich King Arthas üzerindeki bütün hakimiyetini kaybetmiştir. Arthas'ın Frozen Throne'a tırmanırken duyduğu sesler ve hissettiği vicdan azabının sebebi de budur.
Bir zamanlar Warcraft tarihi hakkında detaylı bir araştırma yapmıştım. Sanırım soruları cevaplayabilirim. :)
Arthas Menethil, Lordaeron'un federasyon tarzında oluşan krallığının hükümdarı Terenas Menethil'in tek varisiydi. Orgrim Doomhammer'ın komutasında orklar Lordaeron'a saldırdıklarında ve Lordaeron İttifakı'nın Anduin Lothar komutasında ona karşılık vererek orkları tekrar Azeroth'a sürdüğü günlerde Arthas daha on yaşında bile değildi.
İkinci Büyük Savaş nihayet bitip orklar toplama kamplarında toplandıkları zaman, Lordaeron İttifakı da çatırdamaya başladı. Quel'Thalas elfleri ittifakın artık gereksiz olduğunu düşünerek ittifakı terk ederken, Gilneas ve Stromgarde da ittifakı terk ettiklerini açıkladılar.
İnsanların arasındaki gereksiz çatışmaları bitirerek onları birleştiren Lordaeron İttifakı çökmeye başlamıştı.
Ama Kral Terenas'ın yanında hâlâ birileri vardı. Lord Uther the Lightbringer'ın komutasındaki Order of the Silver Hand paladinleri onun yanındaydı. Dalaran büyücüleri Kral Terenas'ın arkasında olduklarını açıklamışlardı. Amiral Proudmoore, Lordearon İttifakı'nı koruyacağına ant içmişti. Khaz Modan cüceleri vatanlarını kurtaran insanların iyiliklerini unutmamışlar ve Lordaeron'a kanlarının son damlası da dökülene kadar arkalarında olduklarını bildirmişlerdi. Stormwind'in insanları ise zaten hep yanlarındaydı.
İttifak içindeki bağların kuvvetlenmesi için Terenas ve Uther, Veliaht Prens Arthas Menethil'in Order of the Silver Hand'a alınmasını kararlaştırdılar. Paladinler Uther'ın bu kararına karşı çıkarak onu politikayı kutsal yeminlerine karıştırmakla suçladılar ve Arthas'ın kişiliğinin tarikat felsefesine uymadığını belirttiler, ama Uther Arthas'da bulunan bu muazzam hırsın-güç hırsı değil, sadece hedeflerine ulaşmak için pek çok şeyi yapmaktan çekinmemesini sağlayan bir hırs-aslında Arthas'ın genç yaşından kaynaklandığını ve büyüdükçe olgunlaşacağını iddia etti ve Arthas'ın koyu vatanseverliğini savundu.
Arthas gerçekten de bir vatanseverdi ve halkı için her şeyi yapmaya hazırdı. Zul'aman'da orman trolllerine karşı verilen mücadelede Arthas'ın gösterdiği üstün başarılar, onun hasımlarının tezlerini çürüterek suslamarına neden oldu.
Thrall, Orgrim Doomhammer ve Grom Hellscream'in toplama kamplarını boşaltmalarının ve Durnholde Kalesi'ni yerle bir etmelerinin ardından Lordaeron İttifakı'nda kalanlar toplanarak karşı saldırı yapma kararı aldılar, ama bu saldırı beklendiği gibi yeni Horde üzerine değil, eski kaçaklardan olan Blackrock Klanı'na gerçekleşti.
Orklar ortadan kayboldukları için gevşeyen İttifak, Dalaran'ın ısrarları sonucunda Arthas ile Amiral Proudmoore'un kızı Jaine Proudmoore'u, kuzeydeki veba salgını araştırmaya gönderdiler.
Olanlar bundan sonra oldu. Warcraft III: Reign of Chaos'ta da anlatıldığı gibi veba aslında Scourge'nin bir oyunu çıktı. Arthas en sonunda vebanın yayılmasını önlemek için Stratholme halkının çoğunu katletmek zorunda kaldı.
İşte uğruna her şeyi feda etmeye razı olduğu halkını öldürmesi, Arthas'ın akıl sağlığına en büyük darbeyi vurdu.
Daha Northrend'e çıkmadan Arthas çoktan delirmişti bile. Northrend'de ele geçirdiği Frostmourne sayesinde Lich King onun ruhunu bedeninden ayırarak kılıcın içine hapsetti. Ruhunu kaybeden Arthas, bir yaşayan ölüye dönüştü ve Death Knight halini aldı. Lich King'ten gelen fısıltılar yüzünden de Arthas akıl sağlığının kalanını kaybetti.
Arthas'ın akıl sağlığını kaybetmesi, iradesini de tamamen kaybetmesine neden oldu ve ruhunu kaybetmesi, vicdanını kaybetmesine yol açtı. Bu yüzden Lich King'in emirlerini herhangi bir sorun çıkmadan yerine getirdi. Uther'ı öldürüşü, elf soykırımı, Dalaran'ın yıkılışı...
Kısacası arkadaşlar, Arthas aslında vatanı için bir şeyler yapmaya çalışırken aklını yitiren ve kontrolü dışında olan güçler tarafından oradan oraya sürüklenen bir adamdır. Pek çoğunun hayran olduğu Illidan Stormrage gibi bir hain değildir. Arthas, Icecrown Glacier'e ulaştığında Lich King Arthas üzerindeki bütün hakimiyetini kaybetmiştir. Arthas'ın Frozen Throne'a tırmanırken duyduğu sesler ve hissettiği vicdan azabının sebebi de budur.