by Greyspirit » Mon May 18, 2009 4:48 am
Kara şekilli, pençelere sahip, bu insansı yaratıklar, barbarı görür görmez saldırıya geçmişlerdi.
Haldhor ellerinde tuttuğu baltasını, hortum gibi etrafında çeviriyordu; baltaya çarpma telihsizliğine düşenler, ikiye ayrılıyor ya da derin yaralar alıyordu.
"Xenas!" diye haykırdı barbar, dövüşürken. "Bunu ödeteceğim!"
Yaratıklar ölmeye, barbar hiddetlenmeye devam etti.
"Yeni bir düşman edindin Xenas!" Diye haykırdı Haldhor, savaş bitmişti.
Barbar tüm kuleyi aradı ama kızıl büyücünün tek bir izine rastlamadı.
"Kuzeye gitmeliyim. Kabilem..." Dedi kendş kendine. Fakat öönce Rweros köpeğini ziyaret etmeliydi.
Geldiği yolu geri dönerken kar yağmaya başlamıştı. Rüzgarın tanıdık uğultusunu dinledi yürürken.
Hana tekrar girdiğinde hiç ummadığı iğrenç bir manzarayla karşılaştı. Tüm müşteriler ve hancı kılıçtan geçirilmişçesine, kan evan içinde inliyor, ölüyordu. Haldhor bunun bir tesadüf olamayacağını getirdi aklına. Cesetlerin ve yaralıların yanında yürüdü, ta ki hancının iniltili henüz ölmemiş sesini duyana dek...
"Innh..."
"Neler oldu dostum? Rweros mu yaptı bunu?"
Hancı onu gördüğünde afalladı ama korkmadı. "Hayır...Birkaç adam içeri girdi. Dev gibi kara savaşçılar..."
"Kara savaşçılar mı?"
"Yüzlerini görmedim. Kimse görmedi... Kara zırhları vardı, merhametsiz...Ahh!"
"iyileşeceksin cömert dostum. Rweros'a ne oldu? Onu görmüyorum."
"Onlarla birlikte gitti..."
"Demek öyle."
Hancı ölmüştü. Barbar, ona baktı; tüm bu ölüm ve yıkıma sebep olanlar ödeyecekti. Onuru üzerine yemin etti.
Kara şekilli, pençelere sahip, bu insansı yaratıklar, barbarı görür görmez saldırıya geçmişlerdi.
Haldhor ellerinde tuttuğu baltasını, hortum gibi etrafında çeviriyordu; baltaya çarpma telihsizliğine düşenler, ikiye ayrılıyor ya da derin yaralar alıyordu.
"Xenas!" diye haykırdı barbar, dövüşürken. "Bunu ödeteceğim!"
Yaratıklar ölmeye, barbar hiddetlenmeye devam etti.
"Yeni bir düşman edindin Xenas!" Diye haykırdı Haldhor, savaş bitmişti.
Barbar tüm kuleyi aradı ama kızıl büyücünün tek bir izine rastlamadı.
"Kuzeye gitmeliyim. Kabilem..." Dedi kendş kendine. Fakat öönce Rweros köpeğini ziyaret etmeliydi.
Geldiği yolu geri dönerken kar yağmaya başlamıştı. Rüzgarın tanıdık uğultusunu dinledi yürürken.
Hana tekrar girdiğinde hiç ummadığı iğrenç bir manzarayla karşılaştı. Tüm müşteriler ve hancı kılıçtan geçirilmişçesine, kan evan içinde inliyor, ölüyordu. Haldhor bunun bir tesadüf olamayacağını getirdi aklına. Cesetlerin ve yaralıların yanında yürüdü, ta ki hancının iniltili henüz ölmemiş sesini duyana dek...
"Innh..."
"Neler oldu dostum? Rweros mu yaptı bunu?"
Hancı onu gördüğünde afalladı ama korkmadı. "Hayır...Birkaç adam içeri girdi. Dev gibi kara savaşçılar..."
"Kara savaşçılar mı?"
"Yüzlerini görmedim. Kimse görmedi... Kara zırhları vardı, merhametsiz...Ahh!"
"iyileşeceksin cömert dostum. Rweros'a ne oldu? Onu görmüyorum."
"Onlarla birlikte gitti..."
"Demek öyle."
Hancı ölmüştü. Barbar, ona baktı; tüm bu ölüm ve yıkıma sebep olanlar ödeyecekti. Onuru üzerine yemin etti.