Meleran: Kayıp Krallık ***Rp Ekranı***

Farklı sistemler ve dünyalar üzerine hazırlanan aktif oyunlarımızın bulunduğu bölümdür.
Gorath
Kullanıcı
Kullanıcı
Posts: 2057
Joined: Mon Mar 22, 2004 10:00 am
Location: Meleran
Contact:

Post by Gorath »

Salem Mekisa ya baktı ve "İç güdülerime karşı gelemedim." dedi. Elindeki mızrağını daha sıkıca kavrayarak tek ayağını geriye çekti ve vücudunu yan döndürdü. "Denizden olan benimle birlikte misin?" diye sordu Mekisa ya hitaben. "Onları ikimiz alt edebiliriz."

Denizden olan dost belli ki duymamıştı. Mekisa ona peşinde bir musubet olduğunu söylemişti ama o belli ki duymamıştı. Savaşırlarsa lânet olasıca kedi balıkları da bu işe karışabilirlerdi ve bu sefer karşılarındakilere karşı koyamazlardı.

Ama bir şey çok açıktı: Denizden olan dostun parası yoktu!
Gorath
Kullanıcı
Kullanıcı
Posts: 2057
Joined: Mon Mar 22, 2004 10:00 am
Location: Meleran
Contact:

Post by Gorath »

Ferei genç adamın haline üzülmüştü. Adamın bakışları bir anda donuklaşmıştı. Eh bir düşününce bunun olmasını da beklemeliydi aslında. "Babama gideceksin!" dedi. "Eminim senin becerilerini görmek isteyecektir."

Derin bir iç çekti. Ne diyebilirdi ki. Karşısında ki adam başka bir yerden cebinde sınırlı bir para ile gelmiş olmalıydı ve şimdi de gerçekten bir boşlukta kalmış gibiydi. Derin bir nefes aldı ve duygularını yüzünden yansıtmamaya çabalayarak.

"Pazar yolunu takip et!" dedi. "Üç farklı dört yol pazar ayrımı geçeceksin ve dördüncü ayrımın olduğu yerde onu göreceksin: Ayrı Gayrı Hanı.

Koca bir tabelası var ve Esteria'nın çok hareketli bir noktasıdır orası. Göreceksin, önünde tezgâhlar kurulmaz. Hancı Balbo Amca hanının önüne tezgâh kuranları çok kötü sopalar.

Sen orada en fazla beş gün kalacaksındır. Babam beş güne kadar yolculuktan dönecektir."

Ulrak'ın düşüncelerini tahmin edebiliyordu kız. Handa geçireceği zamanın parasını nasıl ödeyeceğini düşünüyor olmalıydı.

Kız ona baktı ve "Balbo amcama söylersin. Beni Ferei gönderdi dersin ve handa sana ufak bir oda vermesini istediğimi iletirsin. Parayı ona babamın yanında çalışıp kazandıktan sonra ödersin." Göz kırptı. "İyi ve temiz bir handır. Karnını iyi doyur. Ã?ünkü babam seni çok çalıştıracaktır."

Ardından bir şey unutmuş gibi "Ah..." dedi ve hızla tezgâhın altında ki bir kutudan bir kağıt çıkartarak az önce Ulrak'ın ilgisini çeken ve Hu'nun şehirde olmadığını duyduğunda dalgınca düzelttiği mavi kilodu bu kağıda sarmaya başladı.

"Bu yanında dursun!" dedi iç çamaşırını Ulrak'a uzatarak. Bunu ona içinden gelerek hediye ediyordu ama adama bunu söylerse onun kabul etmeyeceğini düşünüyordu. "Ahhh..." dedi yapmacık bir tavırla. "Bunu bir hediye olarak düşünme! Bu sana gittiğin yerlerde benim ismimle birlikte bir anahtar görevi görecektir. İsmimi Balbo Amcaya söylediğinde ve bunu gösterdiğinde sana odayı seve seve verecektir. Tabiî ki akşam benimle de konuşacaktır pazar toplandığında ama akşama kadar sana kalıcak yer sağlar. Onun sende kalması iyi olur."

Ferei gülümsedi ve "Gitmeden önce son bir şey daha bilmem gerekli!" dedi sırıtarak. "Bana ismini söylemedin!"
Lord Necros
Başbüyücü
Posts: 1916
Joined: Fri Apr 29, 2005 10:00 am
Location: Necropolis
Contact:

Post by Lord Necros »

Al işte. Aferin salak! Ã?ık şimdi işin içinden! Ama sakın benden yardım bekleme!

"B-ben bilmiyorum. İzninizle."

Trias bir kez daha o kalabalıkta zar zor duyulabilecek bir fısıltıyla konuşmuştu. Gerçekten de kadının nesi olduğunu bilmiyordu. Böyle bir soru da onu korkutmuştu.

Ya kadın şimdi kollarında ölürse? Onu bu hale getirenin sen olduğunu söylerse pazarcı? Seni o zaman kim kurtaracak ha?

Trias telaşla kadının koluna asıldı ve pazarcıyı geçip ilerlemeye çalıştı.
All power demands sacrifice...and pain. The universe rewards those willing to spill their life's blood for the promise of power.

Power demands sacrifice.
Darkgnome
Kullanıcı
Kullanıcı
Posts: 3918
Joined: Sat Jan 31, 2004 10:00 am
Location: Ankara
Contact:

Post by Darkgnome »

*Hancı Balbo, Ayrı gayrı hanı*

İstemsiz olarak bir kaç kere aklından tekrar etti ve bu sırada bozulmuş moralini yüzünün ardında gizlemeye çalıştı. Ancak 5 gün sözü onu biraz umutlandırmıştı. Uzun kelimesinin haftalar sürebilecek bir gezi dahi olabileceğini düşünmüştü. Bu da yüzüne geçirdiği maskenin daha gerçekçi olmasını sağlayacaktı.

Fereinin ona kendi ismini vermesini söylemesiyle morali daha da düzeldi. Başıyla bir kere selam vererek,

"Teşekkür ederim."

Tam ayrılacağı sırada Ferei ona mavi kilodu paketleyerek verdi. Bu hancının ona inanması için gerekebileceği için!

Bir hancıya mavi kilot uzatan bir demirci. Kara mizah denilen şey gibiydi adeta. İleride belki de çok gülünecek bir anı olabilirdi ama o anı yaşamak aslında korkunç olacaktı. Belkide son yol olarak bunu kullanmalıydı.

Ferei ona çok yardım etmişti ve sadece bir teşekkür edebilmişti sadece. Ancak başka ne yapabilirdiki.

"Teşekkür ederim Ferei."

Tam içinde beliren yeni umut dalgalarıyla tezgahın önünden ayrılacaktıki, Ferei adını sordu. Tekrar tezgaha döndü ve Ferei'ye elini uzattı. Yeni tanışan iki kişinin samimiyetinden daha samimi bir yüzle

"Ulrak. şey, birde en azından baban yolculuktan gelmeden babanın çalışmalarını ve çalıştığı yeri görebilir miyim?"
Göz alıcı tepenin yerinde artık binalar yükseliyor. Büyük, ulu; ama büyüleyici mi? Sislerin ardından ışığı daha net görürdüm, şimdi, kalabalığın içinde, koca bir boşluktayım.
Eskisi ka
User avatar
lord_ariakan
Kullanıcı
Kullanıcı
Posts: 31
Joined: Sun Dec 25, 2005 10:00 am
Location: ankara
Contact:

Post by lord_ariakan »

Winarf kendini toparladı ve güçlükle ayağa kalktı.Barbar tüm kemiklerini kırmıştı sanki.Büyücü üstündeki tozları silkeledi ve zorlukla derin birkaç nefes alıp verdi.Başı acı içinde zonkluyordu.Sanki başını içinde bir cüce ordusu yürüyordu.Winarf yeniden doğruldu ve kendisini toparlamaya çalıştı.

İrade ve kontrol büyü sanatıyla uğraşanlar için en büyük iki temel kavramdı.Kendisine hakim olması gerektiğinin farkındaydı.Üstünden kalkan barbara baktı sonra da etreflarını sarmaya başlayan şehir muhafızlarına ve o zaman anladı.Barbar başına büyük bir bela açmıştı ve anlaşılan muhafızlar da onun peşindeydi.

Yine bir sınav mı?..

yine bir zorluk.İşleri hiç mi düzgün gitmeyecekti?

şu an bunları düşünmek için doğru bir zaman değildi anlaşılan.Winarf bu zorlukla da başa çıkabileceğine inanıyordu.İlk önce iradesini toplaması gerekiyordu.


Barbara baktı oldukça güçlü ve kudretli birine benziyordu.Belki de kader aradığı yoldaşı karşısına çıkarmıştı.Ama Winarf bulucağı yoldaşın ona yardım edeceğini düşünüyordu.şimdiyse karşısındaki adam zor durumdaydı.Acaba ona yardım etmelimiydi?

Ama sonra anladı.Bunu onun için yapmıyordu.Bunu kendisi için yapmalıydı.Yoksa muhafızlar suçsuz yere onu da yakalayabilirlerdi.Ayrıca karşısındakine yardım etmezse ondan nasıl yardım isteyebilirdi ki?

Gözleri hırsla ve kararlılıkla parladı.Tek bir büyüsü vardı ama hiç değilse ona zaman kazandırabilecek olan bir büyü...Enerjisinin çoğunu büyüsüne harcaması gerekliydi.Muhafızlar iyice yaklaşmıştı.Ama Winarf kendisine hakim olmak konusunda acı bir ders almıştı.Bunun için hiç istifini bozmadan büyüsüne yoğunlaşmaya devam etti.


Büyücü artık ne muhafızların tehtidini ne de pazarın o rahatsız edici gürültüsünü hissediyordu.Meleranda serbest dolaşan büyü enerjilerine hakim olmakta ve onları istedikleri şekle sokmaktı büyü sanatı.

Winarf konsantrasyonunun en üst seviyesine çıkmıştı artık.Etrafında gezinen sağa sola gide n renk renk büyü enerjilerinin farkına vardı.Büyüsü için gerekli olan enerjiyi gözleriyle taradı.Üstüne doğru gelen güçlü enerji toplarını savurdu.Fakat bu uğraş bile onun enerjisini tüketmeye başlamıştı.

Winarf sonunda büyük bir kırmızı enerji topunu gördü ve enerjiyi eline alarak çekiştirmeye çalıştı.Düşünceleriyle yuvarlak enerjiye şekil vermeye başladı ve onu iradesiyle biçimleştirdi.Yuvarlak,kırmızı enerji kütlesini bir ip haline getirmişti.Fakat bu kendi gücünü de azaltmıştı.


Zorlula nefes almaya devam etti ve pes etmemesi gerektiğini söyledi kendine.Bu onun anıydı.Bunu kendisi için yapmalıydı.Winarf'ın zihni önünde beliren muhafızın farkına vardı.MUHAFIZ BARBARA NEFRETLE BAKIYORDU.Winarf zihnindeki düşüncelerde arındı ve kırmızı enerji ipini önündeki muhafızın zihnine doğru yönlendirdi.Winarf ipin diğer ucunuda bir diğer muhafıza yönlendirdi.Kırmızı enerji ipi iki muhafızın arasında asılı kaldı ve zihinlerine ulaştı.

Muhafızlar dikkatlerini şimdi barbardan ayırmışlardı.

Ya da Winarf'a mı öyle geliyordu.Büyücü bitap düşmüştü.Ama hala muhafızlara yakalanma ihtimali vardı.Dayanmalıydı...Kendisi için...güç için
şerefim onurumdur,onurumsa yaşamım...
Gorath
Kullanıcı
Kullanıcı
Posts: 2057
Joined: Mon Mar 22, 2004 10:00 am
Location: Meleran
Contact:

Post by Gorath »

İpin bir ucu başlangıç...

şimdi kızıl bir ip şeklini almış büyü enerjisinin bir ucu Winarf'ın düşünceleri ve iradesi ile birlikte ellerinin arasından ayrıldı ve dalgalanan enerji sokağın ilersinde tek başına barbarın önüne çıkan muhafıza ulaşarak muhafızın zihnine bağlandı.

İpin iki ucu arasında kalan serbest nokta şimdi barbara doğru geriliyordu. Muhafızda ki nefretin hedefi belliydi. Ama muhafızın nefreti yavaş yavaş ipin diğer ucuna doğru dönmeye başladı. İpin diğer ucunda ise Winarf vardı.

İpin diğer ucu bitiş...

Winarf'ın elinde ki ip hızla sokağın diğer ucuna doğru savruldu ve Barbarın geldiği yoldan koşarak gelmekte olan muhafızlardan en yakın olanın zihnine dokundu.

Bir anda karşıki sokaktan çıkan tek muhafızın bakışları barbar ile Winarf'ın arasından, ipin yönü doğrultusunda geçti ve karşıda ki hedefte bütünleşti.

İki barbar birbirlerine ölesiye bir nefretle baktılar ve "Seni kahrolası!" diye bağırdı sokağın bir ucunda ki tek muhafız.

Bir anda diğer muhafızlarda durdular ve şimdi aralarında sinirden titreyen ve sokağın karşısında ki tek muhafıza bakan muhafıza baktılar.

Khutai göremezdi! O bir büyücü değildi ama anlamıştı. Ã?arptığı adam elleri ile bir dizi hareket yapmıştı ve sonrasında aralarında garip bir akım olmuştu. Sanki aralarından onun göremediği bir şey geçmişti. Ayrıca kendi içinde ki nefretin de azaldığını hissetmişti.

Winarf ise yorulduğunu hissetti. Büyüsünün başarısını görerek sırıtmadan edemiyordu. Çok memnun kalmıştı. Büyüsü, Nefret Sapması adı verilen büyü çok başarılıydı.

Derken sokağın karşısında barbarın önünü kesen o tek muhafız ikisinin arasından koşarak geçti ve diğer muhafızların arasından bir muhafıza doğru kılıcını çekerek saldırdı.
Yener
Kullanıcı
Kullanıcı
Posts: 1742
Joined: Wed Jan 12, 2005 10:00 am
Location: İstanbul
Contact:

Post by Yener »

Grog'un kafası bir anda karışı verdi,bu adam çocuğun babası olmadığını ifade eden şekilde "hayır" demişti fakat sakin bir köşeye geçip konuşmalarını istiyordu.Babası değilse kimdi bu adam ve neden sanki Grog'un yardım etme sözü varmış gibi ve evet, yardıma ihtiyacımız var demişti.


Grog şimdi bakışlarını çocuktan adama çevirdi ve adama olabildiğince sakin bir şekilde biraz daha yaklaştı.


"Grog Savaşşarkısı sana bir yardım borçlu değil adam ve sana bir yardım sözüde vermedi!"


Hayır....hayır Grog diyerleri gibi olamazdı derhal sakinleşmeye çalıştı.


"Ã?ocuğun babası değilsen peki neyinnesisin? annesi yoksa sana kısa bir süreliğine onunla meşgul olmanımı söledi?"


Grog birden adamın çocuğun nesi olduğunun ne önemi var beni ilgilendirmez diye aklından geçirdi ama adam yardıma ihtiyacı olduğunu sölemişti,böyle bir durumda adamı yanlız bırakmak hiç içinden gelmiyordu.


"Ben burayı hiç tanımıyorum gözlerinle sakin biyer aramaya başla ve bulduğun zaman bana söyle ve oraya gidip konuşalım".


[/i]"Bebekle ilgilenmemin herhangi özel bir nedenide yok". Grog bakışlarını bebeye çevirdi.
"Bende babası değilim bu çocuğun!!!"


Grog birilerinin ona neden sormasından hep nefret etmişti belkide zihnindeki herşeyi ifade etmeyi pek sevmediğindendi bu.Yine öyle olmuştu Grog çocuğa acıdığını bu yüzden ilgilendiğini söylemek istememişti.


Grog adama yürümesi için işater etti.


"Haydi gözlerin sakin biyer aramaya başlasın!"[/u]
[b:bc27a75495]Ignorance is not bliss, merely uninformed misery.[/b:bc27a75495]
User avatar
khutai
Kullanıcı
Kullanıcı
Posts: 83
Joined: Sun Jan 01, 2006 10:00 am
Location: Barbar Bozkırları(Meleran)
Contact:

Post by khutai »

Khutai çarpışmadan sonra etrafını saran muhafızları sayarken az önce çarptığı adamın elleriyle garip şeyler yaptığını gördüğünde onun bir büyücü olduğunu anlamıştı.Tabiatı gereği büyüden ve büyücülerden nefret ederdi bu yüzden gayri ihtiyari ondan biraz uzaklaşarak her an saldırmak için hazırlanıyordu.Belki bu sırık büyüsünü ona yapacaktı. Khutai sağ tarafında asılı olan tek taraflı baltasını çıkartarak ayaklarını yere gömercesine basıp hafif bir şekilde saldırı pozisyonu almıştı.Her ne olursa olsun büyücülere güvenilmeyeceğini öğretmişti yaşadıkları.Bir an bekledi ve gözleriyle arkasındaki 5 muhafız ile önlerini kesen o it herifi kolluyordu.O an her kim ani bir hareket yapsaydı Khutai Tanrısı Horn"a bir köle daha yolluyacaktı.Dişlerini sıkmış bekledi Khutai.

-Hadi ne bekliyorsunuz köpekler?Saldırında kafanızı bostan gibi yarayım!-

Khutai içinden bunları geçiriyordu ki bir an sonra büyücü gözlerini açmış ve garip hareketlerini bitirmişti.Bu esnada Khutai büyünün yapılmış olduğunu anladı ve kendisindeki değişiklikleri görmek istercesine vücuduna bakındı.içindeki nefretin azaldığını hissettiği anda büyücü ile arasından bir şeylerin geçtiğine yemin edebilirdi ve tam kendisine büyü yapıldığına karar verip baltasını havaya kaldıracaktı ki önlerindeki muhafızın arkalarında etraflarını sarmaya çalışan muhafızlardan birine bağardığını duyunca şaşkın bir sevinçle yanılmış olduğunu anladı ve hızla büyücü ile arasını biarz daha açarak muhafıza döndü.

"Seni kahrolası!""

Muhafızın haykırışından sonra kısa ve şaşkın bakışlar arasında üzerlerine fırlayarak hızla arkalarındaki muhafızlardan en yakın olanına saldırışını şaşkınca ve takdir dolu bir bakışla izledi.

"Ohhh hooo hooo lanet sırık iyi ki biri seni yolun ortasına dikmiş."

Khutai kahkaha ile olanları izlerken büyücüye döndü ve onun bitkin halini gördüğündeyse içinde bulunduğu durumun ciddiyetini anlayarak kısa sürede toparlandı ve kısa bir bakış attıktan sonra kaçış yolunda muhafız olmadığını gördü ve büyücünün koluna yapışarak çekelemeye başladı.

"Hadi dostum hala sırık gibi durma öle !Koşabilir misin ?Ölmek istemiyorsan bir an önce kaçmalıyız!"
Horn ölüleri say!!!!!
Gorath
Kullanıcı
Kullanıcı
Posts: 2057
Joined: Mon Mar 22, 2004 10:00 am
Location: Meleran
Contact:

Post by Gorath »

Pazarcıyı geçip ilerlerken Trias bir anda yere düşen kadının ağırlığı ile durmak zorunda kaldı.

O sırada pazarın içerisinde yürümekte olan Zaur kalabalığı arıyor, tarıyor ama hiçbir şey göremiyordu. Kimse yoktu. Ama bakışları yanlış yerdeydi! Bakışları pazardaki kalabalıkta geziniyor ve tezgalar arasında ki her noktayı tarıyordu.

İri pazarcı yanından geçip giden Trias'ın taşıdığı hasta kadının düştüğünü görünce yanlarına koştu ve yerde yatan kadının üzerine doğru eğilerek "Onun nesi var?" diye sordu bir kez daha. Kadının alnını elinin tersi ile kontrol ediyordu.

Zaur bir an tezgâhın arkasına baktı ama orada yere eğilmiş bir şeylerle uğraşan iri yarı bir pazarcı dışında bir şey görmedi. Zaten bunun üzerine durup düşünecek kadar da zamanı yoktu. Hızla ilerlemeye devam etti. Kalabalığı itiyor, kakıyor ve kendisine bağıran müşteriler arasında yol açıyordu.

Kadın düştüğü yerden bakışlarını pazar içerisinde ki kalabalıkta gezdirdi ve o anda gözleri kocaman açıldı. şimdi hastalığına ek olarak bir de korku eklenmişti. "Beni takip mi ediyor?" diye sordu korku içerisinde gördüğü adamın kalabalıkta yol açarak ilerlemesine bakarak.

Adam bir sokağı dönerek gözden kaybolurken kadın hızla elini cebine soktu ve cebindeki paketi çıkartarak Trias'a uzattı. "Bunu al!" dedi. "Lütfen acele et ve paketi yanında götür. Onu ne kimseye göster, ne de kimseye ver! Benim dışımda kimseye!"

Zorlukla ayağa kalkmaya çalıştı. Adamın gitmiş olduğu yönden bakışlarını ayıramıyordu. Üzerinde ki onu kaldırmaya çalışan pazarcıyı iterek "Ben... ben kendim pazardan çıkabilirim!" dedi. "Ama bunun güvende olması çok önemli, lütfen bunu al ve git!"
Gorath
Kullanıcı
Kullanıcı
Posts: 2057
Joined: Mon Mar 22, 2004 10:00 am
Location: Meleran
Contact:

Post by Gorath »

Ferei gülümsedi ve ardından gülümsemesi bir kahkaha ile yer değiştirdi. "Babam istemediği sürece kimse onun atolyesini göremez!" dedi kahkaha yeniden gülümsemeye dönüşürken. "Ama ben istemediğim sürece babam bile kendi atolyesini göremez." Sonra düşünceli bir şekilde ekledi. "Özellikle de yemek öğünlerinden birini aksattığında diğer öğün saatinde ya da evde bir yerleri dağınık bıraktığında..."

Sonra aklına bir şey gelmiş gibi Ulrak'a baktı. "Ahhh Ulrak!" dedi. "Bilmelisin ki babam sık sık yolculuklara çıkar. Oraya buraya gidip durur. Bu gezilerinin bir kısmı iş için olduğu gibi bir kısmıda..." Burada suratını buruşturdu. "... en sevdiği içkisini alabilmek için olur. O içkiyi alabilmek için taaa Aequen'e kadar gittiği bile olur..."

Derin bir iç çekerek başını iki yana doğru salladı. "Ben sana atolyeyi göstermek için bu beş gün içerisinde bir ara uğrarım!" dedi. "Sen handa keyfine bak ve sana dediğim gibi söyle Balbo Amcaya sana bolca yemek versin! Babamın yanında çalışacaksan buna gerçekten ihtiyacın olacak ve..." Ellerini beline dayadı. "...az yemek yiyen kişilerin ağır işlere koşulmasından hiç hoşlanmam."

Yeniden gülümsedi Ulrak'a bakarak...
Darkgnome
Kullanıcı
Kullanıcı
Posts: 3918
Joined: Sat Jan 31, 2004 10:00 am
Location: Ankara
Contact:

Post by Darkgnome »

*Ağır iş ha!*

Babasının yanında çalışırken de ağır işte çalışırdı, ağır iş onun için yeni bir şey değildi, ama babasının yanından ayrılma sebebi daha yeni şeyler görmek bunları öğrenmek ve ona bir çırak yada çocuk değil ona bir öğrenci ve belkide bir usta olarak bakabilecek birinin olmasıydı. Hu Mierarn ona bu gözle bakabilecekmiydi?

"O zaman senin gelmeni sabırsızlıkla bekleyeceğim."

Bir elinde çuvalı yanında sallanırken, Ferei'nin ona gösterdiği pazar yolunda ilerlemeye başladı. Bazen bir tezgahta gördüğü ilginç bir nesneye bakarak, bazen parasının yetmeyeceğini bilse de ilgisini çeken eşyaların fiyatlarını sorarak en azından pazar alanına girmenin en çekici yönünü yani değişik eşyaları görme fırsatını kullanarak ilerledi. Zaten acelesi yoktu, daha önünde 5 günü vardı.
Göz alıcı tepenin yerinde artık binalar yükseliyor. Büyük, ulu; ama büyüleyici mi? Sislerin ardından ışığı daha net görürdüm, şimdi, kalabalığın içinde, koca bir boşluktayım.
Eskisi ka
User avatar
lord_ariakan
Kullanıcı
Kullanıcı
Posts: 31
Joined: Sun Dec 25, 2005 10:00 am
Location: ankara
Contact:

Post by lord_ariakan »

İrade"Hırs"Konsantrasyon"ve zafer.Winarf büyüsünün başarısını görüp gülümsedi.Bedeni büyü enerjileriyle savaşmaktan bitap düşmüştü.Vücudundaki enerjinin büyük bir bölümünü harcamıştı büyüsü için.


Büyücü kukuletasını tekrara başına geçirdi ve kollarını cüppesinin içinde birleştirdi.Evet bedeni yorgun düşmüştü ama ruhu..

Ruhu tatmin olmuştu.Yaptığı büyü ve sağladığı güçlü irade kendisine olan güveni arttırmıştı.Büyüsüne olan bağlılığı güçlüydü.Hırsıyla yoğurduğu,iradesiyle sağlamlaştırdığı ve yeteneğiyle tamamladığı büyüsünün etkilerini görmek için muhafızlara döndü.

Daha birkaç dakika önce barbara saldırmak için-ve büyük bir ihtimalle kendisine de-gelen muhafızlar şimdi kılıçlarını çekmiş birbirlerine nefret dolu bakışlar atıyorlardı.Bu olayın tam tersi ise barbar için geçerliydi.Dev savaşçının tüm öfkesi sanki emilip alınmış gibiydi.Gözlerinde sakin bir bakış ruhunda huzur vardı.

Winarf bunun sebebinin de yaptığı büyü olduğunu anlamıştı.Ama büyücü buradan hemen uzaklaşması gerektiğinin de farkındaydı.Büyüyü kendisine ve belki de aradığı yoldaş olabileceğini düşündüğü barbara zaman kazandırmak için yapmıştı.Winarf kukuletasını içinden hırsla parlayan gözlerini barbara dikti.

""Tüm vücudu kaslardan oluşmuş ama eminim ki kas olmayan tek yeri kafasıdır tıpkı şu salak muhafızlar gibi.Zihinleri yönlendirilebilecek kadar zayıf ve büyüye yabancı insanlar.Ama şu anda onun yardımına ihtiyacım var.Benim zekam onunsa gücü var.Birimiz diğerini de kazanana kadar belki de kaderimiz birbirimize bağlı olacak.""

Büyücü derin ve karanlık düşüncelerine geri dalmıştı ki barbarın ona doğru haykırdığını duydu.

"" Hadi dostum hala sırık gibi durma öle!Koşabilir misin?Ölmek istemiyorsan bir an önce kaçmalıyız.""

Winarf barbarın söylediklerini zihninde tartarak bir süre düşündü.""Dostum mu?Sanırım o haklı buradan bir an önce kaçmamız gerekli.En azından şimdilik.""

Büyücü diğer meslektaşları kadar narin olmadığı için kendi kendine şükretti.Winarf doğruldu ve barbara bakarak başını sertçe aşağı yukarı salladı.Onunla beraber gidecekti.Görünüşe bakılırsa başka şansı yoktu.

En azından şimdilik diye söyledi içinden Winarf .şimdilik..
şerefim onurumdur,onurumsa yaşamım...
FrontsideAir
Gölge Ustası
Posts: 1245
Joined: Tue Aug 03, 2004 10:00 am
Location: İstanbul (İzmir)
Contact:

Post by FrontsideAir »

"Özgünüm... Efendim eviniz geçtiğimiz kış şehirde çıkan büyük bir yangında yanan mahalle de kalıyor."

"Yangın mı?"

Gözleri donuklaştı Freor"un. Yolun ortasında dikilmişti ve gelip geçenler sanki çaba harcıyormuş gibi ona çarpıp duruyorlardı. Ama Freor onların farkında değildi. Duyduklarını algılamaya çalışıyordu. En son iri yarı bir adam dikkat bile etmediği bir şey söyleyip onu neredeyse yere yıkınca yolun ortasında dikildiğini fark etti ve kenara çekildi.

"Orada ailenizden yaşayan birileri vardıysa bile şimdi nerede olduklarını bilmiyorum efendim..."

Planladığı muhteşem dönüş bu değildi. O evine döndüğünü, ailesine büyü güçlerini gösterdiğini, deli olmadığını kanıtladığını ve ailesinin onunla gurur duyduğunu hayal etmişti. "Ailem benimle gurur duyacak.." Evet, hep istediği buydu. Tımarhanede ailesi onu neredeyse her gün ziyaret ederken halinden memnun olmalıydı. Ama o memnun değildi. Bu yüzden kaçmış ve İnkar"da büyü güçlerini geliştirmişti. Ve tam şimdi muhteşem dönünü yapacakken hiçbir şeyin planladığı gibi olmadığını görüyordu. İçi sızladı. Ama bir an zihni çocuğun sözlerindeki açığı yakaladı.

"Ölmemiş olabilirler! Onları aramalıyım.."

Ã?ocuğa baktı. Gerçekten de üzülmüş görünüyordu. Ã?ocuğun eline bir miktar patates almasına yetecek kadar para verirken "Biraz patates ala bakalım, evinde yeriz. Bu arada senin adın ne, ufaklık?" dedi.

Ailesini bulacaktı..

(RP dışı not: kalın yazılanlar çocuğun konuşması, italikler Freor'un düşünceleri.)

Code: Select all

Kör sabahın beşinde,
Sessiz gölge peşinde;
Her soylunun leşinde,
Hançeri saplı Erober'in.

Geçmişin sayfalarına gömülü kullanıcı..
mefistofeles
Kullanıcı
Kullanıcı
Posts: 481
Joined: Thu May 12, 2005 10:00 am
Contact:

Post by mefistofeles »

İş içinden çıkılmaz bir hal almıştı.Denizde bu tür şeyler hiç olmazdı.Nasıl bir burası diye söylensede diğer salemin olmayan parası işleri içinden çıkılmaz bir hale sokmuştu aslında tek başına bütün pazarcıları meze yapardı ama arkasındaki kedi kadınlar gerçi ateşli olduklarını duymuştu ama balıkları da çok sevdikleri söylenemezdi.Üzerindeki kırmızı cübbenin işe yaramasının zamanı gelmişti.
"Fazlasını ödeyeceğim insan, merak etme sen..."
Kafasındaki her şeyi boşaltmak suyun içi dışında zor olacaktı ama yapmalıydı..Ã?ekik gözlerini kapattı, on saniye içinde vücudunu az da olsa denetim altına alabildi..Gözlerini açtığında büyü enerjilerini görebiliyordu ama çok şaşırdı herşey sanki birbirine girmişti.Bu defa dakkalarca uğraştı sonunda pazarcıların üstünde dolaşan kırmızı enerjiyi farkedebildi.Ã?atal mızrağıyla yukarıdaki büyü enerjisine dokundu, ardından sapladı ve kendine doğru çekmeye başladı önce uzayan enerji dalgası koptu ve mızrağın başında dağınık bir şekilde tutulu kaldı.Mızrağı kendine doğru çeken salem mızrağın ucundaki enerjiye kolayca şekil verdi.Artık ip haline gelen enerji dalgasını Elinde bıçak olan pazarcının kafasına yönlendirdi.Ã?nce sallanan enerji pazarcının kafasına değdiği anda tutundu ve gergin bir hal aldı elinde bıçak olan savaşçının kafasından devam eden enerji dalgası arkadaki pazarcının kafasına doğru yol almaya başladı ve sonunda ulaştı.Konsantrasyonun zirvesinde olan salem artık hiç bir şey duymuyordu.Olanlardan sonra sadece "Güzel..." dedi......
Lord Necros
Başbüyücü
Posts: 1916
Joined: Fri Apr 29, 2005 10:00 am
Location: Necropolis
Contact:

Post by Lord Necros »

Trias titreyen ellerle pakedi aldı. Sonra şaşkın şaşkın kadına baktı.

"A-ama..."

Sus be Trias, sus be! İşte bu işten sıyrılman için fırsat! Al şu lanet pakedi ve yokol!

İyi de onu nerede bulup nasıl geri vereceğim?

Vermene gerek olduğunu kim söyledi?

Trias'ın kaşları kararlılıkla çatıldı. Pakedi hemen cebine tıkıştırdı. Sonra kadının, pazarcının aksi tarafında kalan kulağına eğildi ve fısıldadı.

"Gece yarısı benimle Ayrı Gayrı Han'da buluşun. Buranın biraz kuzeyinde kalıyor. Pakedi oraya getireceğim. İyi şanslar."

Trias bu sözle birlikte hemen kadının yanından ayrılıp geldiği yerden geri döndü. Tezgâhların arasından çıkıp insanların arasına karıştı ve birkaç dakika önce girdiği o ara sokağa girdi. Issız yerlerde dolaşmaktan nefret eder ve korkardı; ama şu anda hıza ihtiyacı vardı ve o kalabalıkta bunu elde edemezdi. Hemen evine gitmeliydi.
All power demands sacrifice...and pain. The universe rewards those willing to spill their life's blood for the promise of power.

Power demands sacrifice.
Locked

Who is online

Users browsing this forum: No registered users and 0 guests