Sonsuz Güneşin Koruyucuları: Kadim Işığı A

FRPWorld Diyarı ile ilgili aktif RP başlıklarının bulunduğu bölümdür.
Locked
Rhonin
Seçilmiş Savaşçı
Posts: 478
Joined: Mon Dec 27, 2004 10:00 am
Location: Ankara
Contact:

Post by Rhonin »

V'ladhek kaşlarını çatmış iki silah arkadaşına dönmüştü " Burda aptal aptal durup ölmeyi mi bekliyiceksiniz?Hadi kalksanıza ayağa!! " dedi sinirli bir şekilde sonra ilerideki kapıya doğru koşarak tekmeyi yapıştırdı..

Bu kapı açıldığında kapatacak ve böcekler gidene veya en azından kendisini ve arkadaşlarını koruyabilecek bir şey bulana kadar orada kalacaklardı..Tahtalar işlerini görebilirdi..Hem kapının altına koyabilirlerdi hemde yakarak meşale yerine kullanıp böceklerin üzerine atabilirdi..Bu lanet böceklerin ateşten korkacağı kesinlikti..

V'ladhek koşarak vurduğu kapıyı kırdıktan sonra arkadaşları gelene kadar yanındaki kapıyı da kıracaktı belki oradan bir bez parçası veya başka birşey çıkabilirdi kim bilir belki işlerine yarayacak önemli şeyler çıkardı..

V'ladhek bir tekmeyle açmayı umduğu kapıya doğru koştu ve tekmeyi patlattı..

Bir an aklından sevdiği kız geçti..Bu kadar karmaşa ve harekette bu nasıl olmuştu bilmiyordu aklını kurcalayan herşey üstüne doğru gelmeye başlamıştı resmen V'ladhek kapıya vurduktan sonra 2 saniye kadar durdu ve " bunları unutmaktan başka bir seçeneğim yok..Özgünüm sevgilim üzgünüm..Günün birinde senin yanına döneceğim merak etme.." diye fısıldadı..
 Beni mutlu et tatlı kız..<br> Bana sarıl bu gece.<br> Öp beni yağmurun altında.<br> Sev beni sonsuza dek..<br>
WereWolf
Kullanıcı
Kullanıcı
Posts: 83
Joined: Thu Sep 15, 2005 10:00 am
Contact:

Post by WereWolf »

Azazel ,arkasından gelen çarpışma seslerine kulak vermemeye çalıştı , gören sol gözüyle yol ayrımına baktı.Biraz düşündü geldiği yolu hatırlamak için ama aklına hiç birşey gelmedi.En sonunda birini seçmeye karar verdi daha fazla bekleyemezdi burada.
'' Madem ki sağ gözüm göremiyor bu Dragonfly ın bir işareti olmalı'' diye düşündü.Gören gözümün yolunu izlemeliyim..
Bu sadece bir varsayımdı ama hisleri solun doğru taraf olduğu konusunda ısrarcıydı.İşini şansa bırakmaktansa hislerine güvenmek çok daha mantıklıydı.
Hisleri onu şimdiye kadar hiç yüzüstü bırakmamıştı gene doğru karar verdiklerini umdu.

Ve Kurt sol taraftaki yola saptı...[/i]
isim:Azazel
Irk:Wood Elf/Lycanthrope (Natural Werewolf )
Meslek:level.4 Fighter/level 1.Werewolf Lord
Göz Rengi:Yeşil
Boy,Saç Rengi:1,72,Kızıl
Alignment:True Neutral
Sylvos
Seçilmiş Savaşçı
Posts: 1073
Joined: Sun Nov 21, 2004 10:00 am
Location: Darkon
Contact:

Post by Sylvos »

"Sadece bir sokak dolusu böcekten mi? Hiç sanmıyorum. Bunun için daha fazlası gerek!". Vladhek onların bulunduğu taraftaki açık kapıya tekmesi ile kapatırken cüce eliyle-sanki ittirebileceğinden daha fazlasıymış gibi kapıyı itekledi. Ve birkaç sessiz mırıldanma ile birkaç saniye boyunca homurdanmaları sürdürdü..

"Ne zaman şu uçan tekmelerini kesiceksin? Evde kırılmadık eşya kalmadı..." dedi ciddi bir tavurla yakınarak Harbomm, kırılan dolaba doğru yürüyüp-dolabın içinde işe yarar ne var ne yok gözetlemeye koyulurken...
-I grow tired of shouting battle cries when fighting this mage. Boo will finish his eyeballs once and for all, so he does not rise again! Evil, meet my sword! SWORD, MEET EVİL!!
Gorath
Kullanıcı
Kullanıcı
Posts: 2057
Joined: Mon Mar 22, 2004 10:00 am
Location: Meleran
Contact:

Post by Gorath »

İlyamain Cervantes'in konuşmasını beklemeye devam ederken Zehiran yerinden fırladı ve evin içinde bir koşuşturmaca duyuldu. Ardından da evin dışına uzayan bir koşuşturmaca...

Kurtarıcı başını kaldırmış bu koşuşturmacaya bakıyordu ama İlyamain dinlemekten başka bir şey yapamıyordu. Eli yanında ki kara köpeğin başında gezinen İlyamain "Zehiran neler oluyor?" diye sordu.

Zehiran geriye döndüğünde ilyamain sustu ve Zehiran ya da Cervantes'in konuşmasını bekledi.

Kendisini yorgun hissetmeye başlamıştı. O sırada Dioraveni'nin hiç sesi çıkmadığını fark etti. Büyük ihtimal kız onca koşuşturmaca sırasında uyuya kalmıştı...
Yener
Kullanıcı
Kullanıcı
Posts: 1742
Joined: Wed Jan 12, 2005 10:00 am
Location: İstanbul
Contact:

Post by Yener »

Bu yaratıklar birer avcıydı ve karşılarına ne çıkarsa onu avlamaya çalışırlardı.Nakh bu yaratıkalar tarafından farkedilirse onların gözünde potansiyel bir av olarak görüleceğinden emindi.


Nakh bir anda yapılabileceken akıllıca şeyin bu yaratıklar onu farketmeden saldırıya geçmek olduğunu düşünmüştü.


Nakh yaratıkların yanına uzanan mesafenin sıçrayarak daha rahat ve hızlı aşılabileceğini tahminetti,bu hareket hemde Nakh'a süpriz bir saldırı yapabilme fırsatı verebilirdi.


Nakh şimdi vücudunun bütün ağırlığını sağ bacağına verdi ve sağ bacağını bir yay gibi geriye eydi.Vücudunun ağırlığından destek alırken ileri sıçramak içinde sol ayağı ile kendini ileri doğru itti ve sonrada vücudunun bütün ağırlığıyla yay gibi gerilmiş sağ ayağını olabildiğince ileri atttı.


Nakh yaratıkların tam ortasına atılmıştı,zıplamadan aldığı kuvvet ile daha yere inmeden sol yumruğunu balyoz gibi sağ taraftaki ettercap ın böceğimsi başının tepesine indirdi.


Nakh sol ayağı ile sol tarafında duran diyer ettercap'ın kıllı gövdesinin ortasına tüm gücüyle bir tekme indirdi.


_____________________________________________________________________

RP dışı not: Jump check DM tarafından atılmıştır. Jump denemesi başarılıdır.
[b:bc27a75495]Ignorance is not bliss, merely uninformed misery.[/b:bc27a75495]
Eldarin_
Kullanıcı
Kullanıcı
Posts: 2636
Joined: Wed Dec 20, 2006 10:00 am
Location: Yolcu
Contact:

Post by Eldarin_ »

Cervantes bir anda Zehiran ın başını önüne eğdiğini görmüştü. Yaşlı bayanın tüm vücudu kasılırken söyledikleri adeta birer güç sözcüğü gibi etki gösteriyor, evi sarsıyor, yerinden oynatıyordu.

Cervantes bunun üzerine hemen kılıcına davrandı,
"Kutlu Oren adına..." dedi dişlerinin arasından. Paladin Bloodseeker ı tek bir hamlede hızla çekmişti ve tavana doğru belli bir açıyla tutmaktaydı.
"Deprem oluyor!" dedi tekrar, bu esnada Zehiran'ın sözleri devam ediyordu. Cervantes'in yüzü kaskatı kesilmiş, ev temellerinden sarsılırken bir yandan etrafa karşı tetikte beklerken diğer yandan ayakta dengesini sağlamaya çalışıyordu.

Cervantes ayakta birkaç dengesiz adım attı, sonra sarsıntının hafiflediğini farketti. Bu sırada Zehiran 'ın sözleri kesilirken, etraftaki gürültü de dinginleşmişti. Son birkaç kelimeyle son veren Zehiran bir süre daha bekledi, ardından ayağa kalktı. Cervantes'e baktı.

Yine bunun sonrasında İlyamin'in birşeyler mırıldanmakta olduğunu duydu. Bu evde meşum birşeylerin döndüğü kesindi ya Cervantes'n henüz bunları anlayacak fırsatı olmamıştı. Zehiran'a karşı pek güven beslemiyordu, yine de bu konuda İlyamin'e güveniyordu.
Cervantes ayaklarını yerde iyice sabitledi, etrafta devrilmiş komidinleri, tek bir anlığına yere düşmüş tabakları çanakları izledi. Sinirleri gerilmişti, içinde bulunduğu depresif ruh hali onu hala ayakta tutuyordu, kılıcı hala havadaydı.

Sonra Zehiran'ın tekrar kapıdan içeri girdiğini gördü. Dimdik onun önüne geçti. Bu esnada kendisine en son nerede kaldıklarını sormuştu.

"Madam Zehiran. Bu evden hemen çıkmalıyız! Can güvenliğimiz tehlikede.İlyamin, Dioravenni!..."

Cervantes dik bir şekilde Zehiran'a doğru yürümekteydi. Dev vücudu tahta zeminde attığı her adımla yerden gıcırtılar çıkartıyordu.
Bununla beraber paladin kılıcını tekrar kınına sokmuştu. Yaşlı bayanın üzerine üzerine yürümeye devam etti.
Bu kullanıcı siteden ayrılan fakat forum düzeni açısından mesajlarının durması gereken kullanıcılar için ayrılmıÅ?tır. Kullanıcı kesinlikle yoktur. Sorumluluk ve yükümlülü
Gorath
Kullanıcı
Kullanıcı
Posts: 2057
Joined: Mon Mar 22, 2004 10:00 am
Location: Meleran
Contact:

Post by Gorath »

"Madam Zehiran. Bu evden hemen çıkmalıyız! Can güvenliğimiz tehlikede.İlyamin, Dioravenni!..."

Kör olduğumdan beridir güvenecek gerçek bir insan bulamamıştım. Her zaman yanlızdım. Kurtarıcı ya da Albentuna dışında tamamen yanlız. Ama... Ama o gün bir fark vardı. Kör halimle bile izleyebileceğim birisinin varlığı... orada karşımda duran o kimse...

Sadece... izledim...


İlyamain yanında ki Kurtarıcıya baktı ve "Lord Cervantes'i izlememe yardımcı ol oğlum." dedi.

Kapkara köpek neredeyse anında yere koymuş olduğu başını kaldırdı ve koltuktan yere atladı.

Ayağa kalkan İlyamain "Haklısınız Lord Cervantes!" dedi. "Konuşmamızı açık havada, evin dışında da sürdürebiliriz. Sizi izliyorum."

Elinin yanında onu yönlendiren Kurtarıcı sayesinde Cervantes'i izlemeye başladı.
Eldarin_
Kullanıcı
Kullanıcı
Posts: 2636
Joined: Wed Dec 20, 2006 10:00 am
Location: Yolcu
Contact:

Post by Eldarin_ »

Cervantes İlyamin'in ayağa kalkarak peşinden geldiğini gördü, diğer yandan keskin bir şekilde Dioravenni'ye baktı.

"Dioravenni! Buradan çıkıyoruz!"
şimdi Cervantes Zehiran'ın yanıbaşındaydı;

"Buyrun madam, sorularıma ve söyleyeceklerime dışarıda cevap verebilirsiniz. "

Bir taraftan ikinci bir sarsıntıya karşı tetikte bekliyordu. Madam Zehiran'ın dışarıya doğru yol almasını işaret edercesine sağ elini Madam Zehiran'ın omzuna hafifçe koyup kaldırdı. Diğer taraftan Dioravenni'ye tek bir bakış atmıştı. Madamın dışarı doğru hareketlendiğini gördükten hemen sonra Dioravenni'yi de tutup bu evden çıkaracaktı. Sarsıntının verdiği korku onda büyük bir etki bırakmış olmalıydı, öyle ki Dioravenni yerinden bile kıpırdayamıyordu.
Bu kullanıcı siteden ayrılan fakat forum düzeni açısından mesajlarının durması gereken kullanıcılar için ayrılmıÅ?tır. Kullanıcı kesinlikle yoktur. Sorumluluk ve yükümlülü
Yılmax
Başbüyücü
Posts: 686
Joined: Tue Apr 05, 2005 10:00 am
Location: İstanbul
Contact:

Post by Yılmax »

Necros_Spellweaver wrote:Sislerin arkasındaki çarpışma sesleri kesilmişti. Görünüşe göre goblinler birbirlerini öldürmüşlerdi. Böceklerin kanat çırpış sesleri hala duyuluyordu. Sonra zırıldanan bir ses kulaklara çalındı. Hastlisch bunun ne anlama geldiğini anlayamasa da Yılmax biliyordu.

"Lanet yer altı böceği! Dara derili solucan!"

Görünüşe göre goblin, bunları yapanın Yılmax olduğunu düşünüyordu. Seslerin tek bir kişiden çıkıyor olması ise, ikisinin de sadece bir goblinin sağ kaldığını anlamaları için yeterliydi. Böcekler ise herhalde başıboş ortada geziniyorlardı.

Schön ise bu sırada pençelerini Hastlisch"in kel kafasına geçirmişti ve onu sıkı sıkı kavramıştı. Hiç de bırakmaya niyetli gibi gözükmüyordu. Görünüşe göre bıraktığı zaman Hastlisch"in sapıtıyor olması, onu ihtiyatlı olmaya itmişti.

Bu sırada kendi kan gölünün ortasına yatan Gümüşyüz, can çekişmeye devam ediyordu. (Gümüşyüz --> -1 HP)
" Yeraltı böceği mi? Ölmek üzere olan bir köle için pek de ihtiyatlı konuştuğun söylenemez. Köleler ne zamandır efendilerini tehdit etmeye başladı. usstan orn elgg dos rothe. alu doeb lu' treemma uns'aa" goblin artık sınırları aşmaya başlamıştı. Eskiden olsa sinirlerine hakim olamayarak dengesiz hareketler yapabilirdi ancak artık eskisi kadar ihtiyatsız davranmıyordu. Yerüstü onu çok değiştirmişti.
"Evet cüppeli büyücü. Buradan sonrası içinde bir planın mevcut mu yoksa birlikte bir karara mı varacağız?"

Cüppeli büyücü sözünü kahramanlığa ve başarıya hitaben olarak söylese de aslında Hastlisch gibi konuşma konusunda kötü birinden bir aşağılama gibi de algılanılabilirdi.


Gnom'a dönerek "Elbette bir planım var bu kendini bilmez goblini gebertmeyi planlıyorum. Sanırım iki tanesinden kurtulduk belki de boştaki binekleri ona karşı kullanabiliriz. Goblinlere yaptığımızın aynısını yapacağız"

Konuşmasını tamamlar tamamlamaz ağzının kenarında hafif bir gülümsemeyle büyüsüne konsantre oldu...

(Charm Monster Target boştaki spider eater'lardan soldaki)

--------------------------------------------------------------------------------------------
Son bentler de yıkılıyor,
Sonu geliyor, lanet kalkıyor.
100 yıldır süren bilinçsizlik yerini aydınlanmaya, hatırlamaya bırakıyor.
Bir drow geri geliyor.
İyi ya da kötü
Bunu zaman gösterecek.
Ölümlü gözlerden gizlenenler bir bir açığa çıkıyor
Ama sadece bir drow'un aklında...
-------------------------------------------------------------------------------------------------

Kainatta mutlak iyilik ya da mutlak kötülük diye birşey yoktur.
Yalnızca güç vardır.
Güce sahip olan herşeye hükmeder.
Ta ki karşısına daha güçlü birisi dikilene dek...

Yilmax Z'yl Arnen
Red Robe Mage
[/b]
Darkgnome
Kullanıcı
Kullanıcı
Posts: 3918
Joined: Sat Jan 31, 2004 10:00 am
Location: Ankara
Contact:

Post by Darkgnome »

Drow oldukça sinirli olduğu belli bir şekilde içinde yine Hastlisch'in endişelenmesine yol açan köle kelimesiyle birlikte sözler sarf etmişti. Ardından yeraltı ortak dilini ticarette işe yaradığından bilmesine rağmen ona yüzey ortak lisanı ile elflerin dili kadar benzeyen karaelf lisanında ettiği sözleri ise anlamamıştı. Ancak söylerken ne kadar sinirli olduğu düşünülürse pekte iyi şeyler söylememiş olsa gerekti.
Gnom'a dönerek "Elbette bir planım var bu kendini bilmez goblini gebertmeyi planlıyorum. Sanırım iki tanesinden kurtulduk belki de boştaki binekleri ona karşı kullanabiliriz. Goblinlere yaptığımızın aynısını yapacağız"
"Peki ama hang..."
Konuşmasını tamamlar tamamlamaz ağzının kenarında hafif bir gülümsemeyle büyüsüne konsantre oldu...
Ã?ıldırmış karaelf kendi başına hareket etmeye başlamıştı. Bir az önceki gibi planını ayrıntılı anlatmasını bekliyordu ama bu sefer sadece sinirine yenik düşmüş, delicesine öldürmekten bahsediyordu. Gnom'un aklında ise öldürmekten daha öncelikli bir amaç vardı.

10 kasabada halkına ne olduğunu öğrenmek için bu goblini kullanmak istiyordu ve ayrıca gobilinlerin bindikleri yaratıklara zarar gelmesin de istiyordu. 'Ejder kanadı'nın kaybından sonra bir araca ihtiyacı vardı ve bu yaratıklar onun çok işine yarayacaktı. Tüm bunların üstünde, 'ejder kanadı' gittiğine göre şimdi daha da iyisini yapmalıydı ve bu karşısındaki yaratıklar onun aradığı bilgiyi ona sağlayacak kadar güzel yaratıklardı. Onları incelemeyi gerçektende çok istiyordu.

Hastlisch dumanların içindeki sesleri dinlemeye başladı. Goblinin yakınındaki yaratığın onun hedefi olduğu gibi düşüncesi vardı. Ã?ünkü goblini öldürmek istiyorsa en yakınındaki bineği etkilemeyi isteyeceğini düşünüyordu. O zaman gobline en uzak olanını da kendine alacaktı.

Aslında geçen sefer yaptığından çokta farklı bir büyü değildi. Ama insansı dışı yaratıkların beynine ve ruhuna seslenmek asıl zor kısmıydı. Bunun için ilk olarak ruh ve zihnin izini bulmalıydı ve ilk olarak bir arama rününü ayaklarıyla yere kollarıyla ise tepeye çizmeye başladı. Zihin ve ruhu bulana kadar bu rünü devam ettirmesi gerekiyordu.

Sesinde sürekli olarak meydana gelen iniş ve çıkışları sürekli olarak kontrol etmeye çalışsa da zihnin büyünün sözlerine olan konsantrasyonu arayış ilerledikçe daha da güçleşiyordu. Ve sonunda ileride o bağı buldu. Yaratığın ruhu ve zihninin olduğu bağ. şimdi tekrar ilk yaptığı büyüyü yapmaya başlamıştı. ancak bu sefer direkt olarak zihne ve ruha doğru yapılan çok daha zor bir büyüydü. Ancak büyünün yapılması durumunda çok daha etkili olacağı kesindi.

Büyüsü bittiğinde gnom yaratığın zihnine sadece goblini bayıltmasını isteyecekti. Eğer onu dinlerse drowun da bunu yapmasını isteyecekti. Eğer yapabilirse!
Göz alıcı tepenin yerinde artık binalar yükseliyor. Büyük, ulu; ama büyüleyici mi? Sislerin ardından ışığı daha net görürdüm, şimdi, kalabalığın içinde, koca bir boşluktayım.
Eskisi ka
Slach
Gölge Ustası
Posts: 759
Joined: Sat Nov 13, 2004 10:00 am
Location: Eskişehir
Contact:

Post by Slach »

Slach gölgelerin ay ışığındaki korkunç yanımalarını gördükten sonra gözlerine lanet etti. Havadaki tek bir çığlık sesi de bu korkusunu arttırmıştı. Kısa bir süre sonra gölgelerin hızına asla yetişemeyeceğini anladı. Onkasabaya saldırıya gelenlerin ajanları olarak düşünmüştü ama bu gölgelerin ork ajanı olduğunu sanmak hayalcilik olurdu. Kendine itiraf etmesinin zor olduğu bir şey olmuştu. Korkuyordu... Ne olduğunu bilmemek ork olduğunu bilmekten daha korkutucuydu.

Ã?orak arazide hızla atlarını sürüyorlardı. Beyaz toprak üzerindeki yatan bir gölge dalgalanarak ayağa kalktı. Slach hala deli gibi etrafa bakınıyordu ve gölgenin önlerinde oluştuğunu fark edememişti. Atının şaha kalkmasıyla kendine gelen Slach atından böyle bir hareket beklemediği için atının eğerini ellinden kaçırdı. Ayakları sayesinde atnın üzerinde kaldı ve atın eğerini çok sağlam bir şekilde kavradı.

Birkaç garip söz havada bir şarkı sözleri gibi yankılandı. Rüzgarın uğultusu ve atların kişnemelerinden hiç birşey anlaşılmıyordu ama bu büyüydü. Bunu kendi içinde söylerken bile dehşete düşmüştü.

Kılıcını çekmek istemişti fakat geriye doğru bir şeyin onu güçlü bir kuvvetle çektiğini fark etti. Aklına gelen en son şey büyünün etkisi olduğuydu. Gözleri daha fazla bu yüke dayanamayarak önce bulanıklaştı daha sonra ise tamamen kapandı.

Gözlerini bir kaç defa kırparak açtı. Bulanıklık yavaş yavaş netleşti. Ay hala eski halindeydi. Kafasını çevirmeye çalıştı. Harekete geçtiğinde başnıda büyük bir zonkalama olduğunu fark etti. Zaten vücuda şu anlık onun emirlerini gerçekleştiremiyordu. Yol arkdaşları da onun gibi yere uzanmıştı. Ne oldu diye geirdi içinden. Dua... bunu yapan duasıydı.

Etrafa biraz olsun bakına bildi. Kale ve ev.. Eve ulaşmak için biraz olsun ayağa kalkmaya çalıştı ama sadece birkaç adım emekleyebildi. Güvende olduğunu göremek vücudunun gaslarını gevşetmişti.
Oyunların kralını bozan hep benim, gırgırı şamatayı seven hep benim, bilin bakalım ben kimim?
Lord Necros
Başbüyücü
Posts: 1916
Joined: Fri Apr 29, 2005 10:00 am
Location: Necropolis
Contact:

Post by Lord Necros »

Zehiran ile Cervantes"in gözleri buluştuğunda Cervantes bir an için Zehiran"ın gözlerinde bir meydan okuma gördü. Ama sonra bu ifade kayboldu. Yaşlı kadın omuz silkti. Sonra şefkatli bakışlarla Dioraveni"nin yanına gitti. Onu hafifçe sarstı.

"Hadi kızım, gidiyoruz buradan."

Zehiran Dioraveni"yi hafifçe dürtükledi ve elf kızını ayağa kaldırdı. Sonra onun koluna girdi ve birlikte-Cervantes"in dikkatli bakışları altında-evden çıktılar.
All power demands sacrifice...and pain. The universe rewards those willing to spill their life's blood for the promise of power.

Power demands sacrifice.
Lord Necros
Başbüyücü
Posts: 1916
Joined: Fri Apr 29, 2005 10:00 am
Location: Necropolis
Contact:

Post by Lord Necros »

"Denial! Denial, iyi misin?"

Slach, Maximillian"ın yorgun, ama endişeli sesini duydu. Denial"a ait olduğu anlaşılan kesik bir iniltinin ardından solundan sürünme sesleri Slach"a doğru yaklaşıyordu. Biraz sonra Slach sol omzunda onu sallayan bir el hissetti.

"Slach! Slach yalvarırım iyi olduğunu söyle."

Slach asla cevap veremedi. O sırada onları aydınlatan, o kapıdan gelen ışık kararmıştı. Sonra yaşlı bir kadının sesini duydular.

"Gel canım, gel. Oldukça endişelenmiş olmalısın. Korkma, bir şey yok." Bir anlık bir duraksama, sonra ses biraz daha sertleşerek devam etti. "Ah, demek başka misafirlerimiz de var. Özgünüm beyler ama sizi eve davet edemiyorum. Maalesef ki Lord Cervantes"in isteği üzerine evi terk ediyoruz."

Yaşlı kadının sesi oldukça sıkkın bir şekilde çıkıyordu.
All power demands sacrifice...and pain. The universe rewards those willing to spill their life's blood for the promise of power.

Power demands sacrifice.
Lord Necros
Başbüyücü
Posts: 1916
Joined: Fri Apr 29, 2005 10:00 am
Location: Necropolis
Contact:

Post by Lord Necros »

Nakh"ın havada attığı tekme ve yumruk isabet bulmuştu. Yaratıklar daha ne olduğunu bile anlayamamışlardı.

Nakh"ın yumruğu, hedeflediği gibi ettercap"in başını bulmamıştı; ama sert bir şekilde çarptığı yaratığın sağ omzunu iç parçalayan bir çatırtı ile kırmıştı. Ama kesinlikle öbür ettercap"in yediği tekme ile kırılan kaburgalarının verdiği sesle mukayese edilemezdi.

Tekme yiyen ettercap acılar içerisinde üç metre geriye uçup yere düştü ve kıvranmaya başladı. Ã?bürü ise diz çöktü. İnim inim inliyordu.

Ama bunun bedeli daha kötü olmuştu. Tek ayakla yere konan Nakh, dengesini sağlayamadı ve yere düştü.
All power demands sacrifice...and pain. The universe rewards those willing to spill their life's blood for the promise of power.

Power demands sacrifice.
Lord Necros
Başbüyücü
Posts: 1916
Joined: Fri Apr 29, 2005 10:00 am
Location: Necropolis
Contact:

Post by Lord Necros »

Azazel kendisini içgüdülerine bırakarak sola tarafa sapmıştı. Yol boyunca binalar hala alev almamıştı. Arkadan ork böğürtülerini duyabiliyordu Azazel. Yakında değillerdi, ama çok uzakta da değillerdi. Böğürtüler arkasından geldiğine göre iki ihtimal vardı: Ya kurt ölmüştü, yada bu başka bir devriyeydi.

Kıvrılan yol, Azazel"i bir başka yol ayrımına getirdi. Birisi dümdüz devam ediyordu, öbürü ise bulunduğu yolunki gibi bir açıyla önünde devam eden yola bağlanıyordu.
Last edited by Lord Necros on Tue Jan 31, 2006 8:22 am, edited 1 time in total.
All power demands sacrifice...and pain. The universe rewards those willing to spill their life's blood for the promise of power.

Power demands sacrifice.
Locked

Who is online

Users browsing this forum: No registered users and 2 guests