BÃ?LÃ?M 16: FİRBLE'IN DÃ?NÃ?şÃƒ?
Bir yol bulmalıydım. Acılar ruhumu parçalara bölerken böylece duramazdım. Kendime karşı duyduğum bu intikamı yok etmeliydim. Firble"ı geri getirmeliydim...
Düşüncelerimle boğuştum günlerce. Lord Azalin bana ne demişti? Orenin elinden Firble"ın ruhunu kurtar. Ruh onun ellerinde miydi? Baltam ruhu çektikten sonra Unholy tarafından ruhun serbest bırakıldığını düşünmüştüm. Ruh serbest değil miydi? Ruh zaten hiç mi serbest kalmamıştı?
Acılar, beni savurdular... Ruhumu kavurdular. Her gece yaşadım, her gece diyara gelişimden gidişime kadar olanları yaşadım. Majenta ve dostları ile barda tanışmamı ve onlarla bir ifrite karşı savaşmamı hatırladım. O zaman ifrit düşmanımdı şimdi ise dostum...
Kendime karşı duyduğum nefreti biliyorum artık. İlerinin en düz giden yol olduğunu biliyorum....
Her geceydi savrulmam. Acılar içinde olmam. Firble her gece kulağıma seslenmişti. O beni almıştı çadıra. Bir kenderi öldürdüğümde sinirimi denetlememi o sağlamıştı. Bana doğru olanı gösterebilmiş miydi? Hayır! Ama bana gerçek dostluğun ne olduğunu göstermişti. Ben ise cehennemde yıllar geçirdim. Yıllar. Unholynin peşinden girdim o azap dolu dünyaya ve orada yıllarca acı çektim. Ruhumu erittim ve yeniden dövdüm. Ruhumdaki her acıyı kendi kalkanım olarak kullanmak için yeniden bütünleştirdim. Yenilmez gibiydim orada. İçeriye girdiğimde savaşıyordum ama onurla. İçeriye girdiğimde savaşıyordum ama dostlarımın anısıyla. Ben o zaman geçmişin ve geleceğin cücesiydim. Halkımın gurur kaynağıydım. Sonra oren geldi içime kaosu saldı. Benim erittiğim ve yeniden dövdüğüm acılarımı bana karşı kullandı. Benim çektiğim acıları dindireceğini söyledi. Benimle konuştu. Benim ruhuma kaosu aşıladı. Aslında her zaman ruhumda bir parça Kaos vardı. Bunu itiraf etmek zorundayım. Ben ortalığı karıştırmayı seven bir cüceyim. Ben bir zamanlar kraldım. Halkını terk eden bir kral... Onlar geçmişte kaldılar. şimdi sadece bir cüceyim. Oren geldi ve beni Kaos cücesi yaptı. Onu takip ettim ve eskiden dostlarımla birlikte hiç çekinmeden savaştığım İfritlerle şimdi ben dost oldum. Aslında dış görünüşüm dışında bende bir ifrit olmuştum. Ölümü ellerinde tuttuğunu sanan bir ifrit...
Bir dağın yamacındayım karlar dağı kaplamış ve ben bata çıka ilerliyorum. Bir an için bakışlarımı kaldırıyorum ve aşağıdaki şehre bakıyorum. Kaosun tapınağı takılıyor gözüme. Bana huzur veren yerlerden birisi. "Lordum!" diyorum ama onu zaten hissetmiyorum artık ruhumda. Gitti artık o. Neresi olduğu belli olmayan diyarlara gitti artık o... "Bir yanım her zaman sizinle." diyorum. Bunu biliyor ve hissediyorum. "Siz beni yapıcaklarımdam dolayı asla affetmeyecek olsanız da ben her zaman yanınızda olacağım." diyorum. Sonra kaldırıp elimdeki flüde bakıyorum. Firble"ın flüdü. Bunu saklamalıyım. Gittiğim yerde zamanın kendisine ait bir flüd beni riske atabilir.
Firble"ın ruhumu nerde..? Bunu kimse benden iyi bilemez. Onun ruhu şu anda benim ruhumun hapsedilmiş olduğu yerde! Cehennemde...
Onu öldürdüğüm o anda Firble"ın ruhu ile kendi ruhumu da hapsettim. Lordum beni cehennemden getirdiğinde ona Firble"ın bana defalarca belirttiği gibi bir minnet ile bağlandım. Minnetimi ise onun istediğini yapıp Firble"ı öldürerek ödedim. şimdi hiçbir minnetle lorduma bağlı değilim ama ruhumun bir parçasının hâla ona ait olduğunu hissediyorum.
Cehennemin girişini fazla aramama gerek yok. Artık orayı biliyorum. Dağa, karlara bata çıka tırmanıyorum ve en sonunda istediğim o noktaya ulaşıyorum. Burası olduğunu biliyorum. Lordumun kapıyı nasıl açtığını bildiğim gibi kapının burada açıldığını da biliyorum. Kapının açılması için büyük bir güç dağılımı yapmam gerektiğini de biliyorum.
Elimi baltama götürüyorum ve üzerinde takılı olan ziyneti kuvvetli bir çekişle çıkarıyorum. Bu ziynet çok kudretli. Bu ziynet cehennemin kapısını açacak kadar değerli. Etrafıma bakıyorum ve devasa ağacı görüyorum. Üzeri karlarla kaplı. Unholy"nin bana vermiş olduğu ziyneti ağacın önüne götürerek yerdeki ufak bir kayanın üzerine koyuyorum. Burası daha önce beni buraya getiren kapının lordum tarafından açılmış olduğu nokta. Her şey buna bağlı. Her şey bu kumara bağlı.
Ziynete son bir kes bakıyorum ve elimdeki baltayı kaldırıyorum. Bu kapıyı açacak olan gücü açığa vurabilir. Kapı açılabilir yada dışarıya yayılacak olan güç beni öldürebilir. Ben bir kralım ve bundan daha büyük risklere de girdim. Halkımı yeni yaşam alanına götürürken ölüme bir çok kez yaklaştım ama asla yılmadım. Buda beni yıldıramaz.
Baltam hızla iniyor...
Ziynet büyük bir vakumla kırılırken geriye kaçıyorum ve önümde havanın tek bir noktaya doğru çekildiğini görüyorum. Rüzgârında bu noktaya doğru çekildiğini görüyorum ve o noktadaki tüm karların erimeye başladığını fark ediyorum. Suratımda tatmin olmuş bir ifade ile geriye çekiliyorum. Boyutsal kapı serbest kalan büyük güçten etkilenerek açılıyor. Yer sallanmaya başlıyor ve dağdan büyük bir ses geliyor. Bir yerlerden çığ düşüyor olmalı, aldırmıyorum.
Kapı açılıyor ve ben kızıl renkli boyut kapısına bakıyorum. On yılımı geçirdiğim ve bir daha asla geriye dönmek istemediğim bu cehennem boyutunun yeniden önümde belirmesi içimde bir nefret uyandırıyor. Yer yeniden sallanırken bir an tereddüt ediyorum ve dağın üzerime doğru bir çığı salmasını fark ediyorum. Kapıdan girmezsem çığın üzerime boşalacağını anlıyorum. Ama bu artık umurumda değil. Birkaç adım atıyorum ve kapıdan içeriye giriyorum. Ã?ığ arkamdan boşalıyor ve ben suratıma vuran ölümcül alevleri hissediyorum. Artık geriye dönüş kapısının da kapalı olduğunu anlıyorum ve kulağımda yankılanan ölümle dolu çığlıklarla baş etmeye çabalıyorum. Istırap içinde cehennem kuyularında yanan ruhlara bakıyorum ve "işte yeniden buradayım!" diyorum.
İlerliyorum saatlerce. Burayı biliyorum ve burası da beni biliyor. Beni izleyen gözler olduğunu biliyorum. Ama bana hiçbirisinin saldırmadığını da biliyorum. İşte o zaman önceki gelişimde burada yaşadıklarımın ne kadar yalanlarla dolu olduğunu anlıyorum. Lordumun isterse beni burada öldürebilecek olduğunu da biliyorum. O beni öldürmek istemiyordu, bana gerçekte nereye ait olduğumu göstermek istiyordu. Artık bunu da biliyorum... Ben savaşa aidim.
Bu sefer baltam ellerimde savaşa hazır değil. Kimsenin bana saldırmayacağını biliyorum. Beni tanıyorlar. Cehennem lordları ile olan dostluğumu biliyorlar ve benden korkuyorlar. Onları önceki gelişimde teker teker üstüme salan lordumdu. Benim için bir eğitimdi bu ama şimdi ben onlardan birisiyim...
İlerliyorum. Korkusuzca, duygusuzca...
Bir alev sunağının yanından geçiyorum ve ilerlemeye devam ediyorum. İlerlemek ve bu yaratıklar tarafından saldırıya uğramamak. Burası son gelişimden beridir hiç değişmemiş...
Bir an sonra karşımda bir figür beliriyor ve bana "Geriye geldin!" diyor.
"Geriye geldim!" diyorum. "Seninle görüşmem gerekli." Bu cehennem lordlarından birisi ona ismi ile hitap etmemden hoşlanmıyor. Bende o ismi azıma almaktan hoşlanmıyorum zaten.
Boynuzları ve ateşten toynakları ile karşımda şekil alıyor. Devasa bedenin yanında bir gnome gibi kalıyorum. Ona bakıyorum ve "Beni esir ruhların kuyusuna götür!" diyorum.
Bana kaşlarını çatarak bakıyor. Bu isteyim ona ilginç gelmiş olacak. Kararsız. Buda benim içimi rahatlatıyor tabi. Demek ki lord Orenin varlığı burada da tam anlamı ile hissedilmiyor.
"Ben burada Lord Orenin Başrahibi Burock adı ile bulunuyorum!" diyorum. "Beni derhal esir ruhların kuyusuna götür."
Bu sözler üzerine son bir kez tereddüt ediyor ama en sonunda onu takip etmemi istiyor. Takip ediyorum ve sadece birkaç adım sonrasında garip bir şekilde esir ruhların kuyusunun önünde durduğumu fark ediyorum. Ama buna alışkınım. Burada yolculukların boyut yaşayanları tarafından düşünceler ile yapıldığını biliyorum. Ben ise burada istediğim yere ulaşmak için onlara muhtacım...
Kuyunun içine bakıyorum ve alevlerin içinde acı çekmekte olan ruhu görüyorum. Orada süzülmekte olan bir çok ruhun arasında çığlıklar atan Gnome"un ruhunu görüyorum ve bir kez daha kendim ile savaşmak durumunda kalıyorum. Surat ifademi denetlemek için çok büyük çaba sarf ediyorum. Neyse ki cehennem lordu bu tereddüdümü fark etmiyor.
Elim ile Gnome"un acı çeken ruhunu gösteriyorum ve "O diyorum!" benimle geliyor.
Cehennem lordu bir kez daha kaşlarını çatıyor ve bana bakıyor. "O ruh Oren tarafından kesin emirle hapsedildi!" diyor. "Kendisi istemeden oradan çıkaramayız."
Sırıtıyorum. Onlar bu sırıtışı tanırlar. "Bunu Lord Oren bizzat istedi." diyorum. "şimdi onu oradan çıkart."
Cehennem lordu bana nefretle bakıyor ama bir an sonra ruhu serbest bırakacak sözleri söylüyor. Ben ile ruha beni takip etmesini emrediyorum. Acılar içinde ki ruh beni istemeden de olsa takip ediyor. Firble"a onu kurtarmak için burada olduğumu söylemek istiyorum ama bunu söylersem planımın tehlikeye gireceğini biliyorum.
Cehennem lorduna dönüyorum ve "Geldiğim yol kapandı!" diyorum. "Bana dış dünyanın yaşayanlarının seyahat etmesini sağlayan bir çıkış göster."
Lord bir an için tereddüt ediyor ama sonunda yine kendisini takip etmemi istiyor ve bende onu izliyorum. Yine birkaç adımda gitmek istediğimiz bir yere varıyoruz. Bir alev çukurunun önünde duruyoruz. Firble"ın acı çeken ruhu benimle birlikte. Onun ruhunun bana bağlandığını hissediyorum. Sanki ikimiz bir ruh gibiyiz.
"Kapıyı açacak gücün var mı?" diye soruyor bana cehennem lordu. İşte şimdi her şeyin boşa olduğunu hissediyorum. Buradan çıkmak için yapabileceğim en büyük şeyin ne olduğunu bilmiyorum. Ama bu bilmezlik uzun sürmüyor. Elimde duran baltamı kaldırıyorum. Onu cehennemde edinmiştim. Bir çok güçle donatılmış. Hayatımda değer verdiğim belki de tek şey. Hayatıma anlam katan tek varlığım. Ã?ukura yaklaşıyorum ve son bir kez baltama bakıyorum. Gözlerimden bir damla yaş geliyor. Baltamdan ayrılmak acı olacak ama bu benim dostumun ruhunu ve kendi kimi kurtarmak için son şansım. Baltayı çukura atıyorum. Balta hızla taklalar atarak düşerken dudaklarımdan sadece bir kelime çıkıyor:
"Elveda!"
Cehennem lordu bu kelimeleri duymakta gecikmiyor. Gözlerimdeki yaş ise onun şüphelerini doğruluyor. Hızla ileriye atılıyor ama ben bir anda önünden kayboluyorum ve dışa açılan bir kapıdan düşüyorum.
Kendimi şehirde bir ara sokakta buluyorum. Hanımın kapısının yanındaki ara sokakta. şimdi hanımı kurduğum bu yerin beni neden bu kadar çok çektiğini anlıyorum. Burası cehenneme açılan bir diğer boyut kapısı.
Yer sarsılıyor. Tüm şehir bir depremle sarsılıyor. Ayaklarımın altında bir hareketlenme var. Bakışlarımı kaldırıyorum ve dağdan çığ düşmekte olduğunu görüyorum. Ã?ığın şehre bir zararı olmayacak ama bu çığ bana zamanı anlatmaya yetiyor. Ben sadece birkaç saniye buradan yok oldum. şimdi ise Firble"ın ruhu ile yeniden buradayım.
CÖCE GORATH'IN HAYATI
Who is online
Users browsing this forum: No registered users and 1 guest
