Sonsuz Güneşin Koruyucuları: Kadim Işığı A
-
Lord Necros
- Başbüyücü
- Posts: 1916
- Joined: Fri Apr 29, 2005 10:00 am
- Location: Necropolis
- Contact:
Horcoel, V"ladhek, Harbormm, Selemor, ayağa kalkmış Dekotta, peşi sıra sürüklediği goblin ve drow, en sonunda yolun sonuna varıp şehirden çıkmışlardı. Dekotta hala kaybıyla başbaşaydı, ama hala-ara sıra çok uzaktan da olsa-Yeminer"i hissedebiliyordu. Bir sinyalin oldukça zayıflayıp sık sık kesilmesi gibiydi bu.
Bir anda Hastlisch görünür hale geldi ve Yılmax dizini tutarak hoplamaya başladı. Sonra üç böcek de grubu korkutan ani bir hızla ileri atılıp Hastlisch, Yılmax ve yanlarındaki yarı orkun çevresinde dönmeye başladılar. Elf ile hâlâ biraz geride bekliyordu.
En sonunda gnomdan manyakça bir kahkaha duyuldu ve tuhaf bir şekilde elinden üç kez bir alev sütunu yükseldi.
Bir anda Hastlisch görünür hale geldi ve Yılmax dizini tutarak hoplamaya başladı. Sonra üç böcek de grubu korkutan ani bir hızla ileri atılıp Hastlisch, Yılmax ve yanlarındaki yarı orkun çevresinde dönmeye başladılar. Elf ile hâlâ biraz geride bekliyordu.
En sonunda gnomdan manyakça bir kahkaha duyuldu ve tuhaf bir şekilde elinden üç kez bir alev sütunu yükseldi.
All power demands sacrifice...and pain. The universe rewards those willing to spill their life's blood for the promise of power.
Power demands sacrifice.
Power demands sacrifice.
-
Lord Necros
- Başbüyücü
- Posts: 1916
- Joined: Fri Apr 29, 2005 10:00 am
- Location: Necropolis
- Contact:
Ilyamain yavaş adımlarla adamı takip ederken adamın verdiği rahat nefesi fark etmişti Ilyamain. Köpek, Ilyamain"in komutuyla hırlamayı kesmiş olsa bile hâlâ gurulduyordu. Ilyamain adamı takip ederken bir yandan da içindeki boşluk hissiyle uğraşmaya çalışıyordu. Daha önce Oren"i hissediyordu, ama sadece ona cevap vermiyordu. şimdi ise yoktu, bazen ise sanki çok uzaktaymış gibi geliyordu ona.
Düşüncelere daldığından ne kadar yürüdüğünü bilmiyordu Ilyamain. Ama en sonunda durmuşlardı. Köpek bile sesini kesmişti, ama bedenini Ilyamain"in bacağına yapıştırmıştı. Bulunduğu yerde sürekli devam eden bir inilti sesi vardı. Zaman zaman bu inilti histerik haykırışlara dönüyordu. Ilyamain"in kolunu bırakan genç adam, mahcup bir ton ile konuşmaya başladı.
"Hanımım, boynunuzdaki madalyonu görünce bir Oren rahibesi olduğunuzu anladım. Ka-karım çok hasta. Yalvarırım ona yardım edin. Ben fakir bir adamım. Otacıların tedavi ücretlerini karşılayamıyorum. Lütfen... Lütfen yardım edin." Ilyamain bu kez elinin nazikte tutulduğunu hissetti. Sonra da yumuşak saçlara dokundu. Adam önünde dizlerinin üzerine çökmüş, ona yalvarıyordu. "Siz benim son çaremsiniz." Adamın sesi bir hıçkırıkla kesildi ve ağlamaya başladı.
Düşüncelere daldığından ne kadar yürüdüğünü bilmiyordu Ilyamain. Ama en sonunda durmuşlardı. Köpek bile sesini kesmişti, ama bedenini Ilyamain"in bacağına yapıştırmıştı. Bulunduğu yerde sürekli devam eden bir inilti sesi vardı. Zaman zaman bu inilti histerik haykırışlara dönüyordu. Ilyamain"in kolunu bırakan genç adam, mahcup bir ton ile konuşmaya başladı.
"Hanımım, boynunuzdaki madalyonu görünce bir Oren rahibesi olduğunuzu anladım. Ka-karım çok hasta. Yalvarırım ona yardım edin. Ben fakir bir adamım. Otacıların tedavi ücretlerini karşılayamıyorum. Lütfen... Lütfen yardım edin." Ilyamain bu kez elinin nazikte tutulduğunu hissetti. Sonra da yumuşak saçlara dokundu. Adam önünde dizlerinin üzerine çökmüş, ona yalvarıyordu. "Siz benim son çaremsiniz." Adamın sesi bir hıçkırıkla kesildi ve ağlamaya başladı.
All power demands sacrifice...and pain. The universe rewards those willing to spill their life's blood for the promise of power.
Power demands sacrifice.
Power demands sacrifice.
Salvador kalabalığı yara yara ortalara kadar geldi. O ara bir başkasınında kalabalığın ortasına geldiğini farkk etti. İlk başta bu kişiyi tanımamıştı. Ama daha sonra bunun komutan cervantes olduğunu anlamıştı. Ardından halkın bir kobolt u linç girişiminde bulunduklarını gördü. Bir anda diğer koboltlar geldi aklına. Bu durumu görmedikleri için şanslı hissetti kendini. Hemen kobolt a doğru atılarak onu korumaya yeltendi. Savunmasız birisine böyle zulm edilmesi yanlış bir hareketti. Hem koboltlar artık müttefikleri sayılırdı.
Kobolt un etrafını boşaltmaya çalışarak " Geri çekilin! Geri çekilin! Savunmasız birine saldırmayın!" türünden insanları uyarıyordu...
Kobolt un etrafını boşaltmaya çalışarak " Geri çekilin! Geri çekilin! Savunmasız birine saldırmayın!" türünden insanları uyarıyordu...
Uçurumdan kurtulmanın tek yolu ona bakmak, derinliğini ölçmek ve kendini o boşluğa bırakmaktır.
İlyamain kızmıştı. Demek otacıların tedavi ücretlerini karşılayamıyordu! Demek otacılar böylesine hasta birinden para istiyorlardı bir de! Bu durumu en kısa sürede yüksek mercilere dile getirmeye kararlıydı! Otacılar böylesine bir savaş durumunda ne hastalardan ne de yaralılardan para almamalıydılar!
"Beni ona götür!" dedi adamın saçlarından elini çekerek. "O nerede? Derhal beni ona götür!"
"Beni ona götür!" dedi adamın saçlarından elini çekerek. "O nerede? Derhal beni ona götür!"
Hayatın anlamsız oyunlarında anlamlı bir kapı açmak için sadece gözlerini kapat ve... hisset...
Hisset yaşamak için olan savaşını, böylece elde edersin o sonsuz anlamı...
Hisset yaşamak için olan savaşını, böylece elde edersin o sonsuz anlamı...
-
Lord Necros
- Başbüyücü
- Posts: 1916
- Joined: Fri Apr 29, 2005 10:00 am
- Location: Necropolis
- Contact:
Gözyaşları hiçbir şeyi değiştirmedi.
Bir şekilde artık Oren gitmişti, ama sanki gitmemişti. Sanki sürekli devam eden bir sinyalin artık çok uzaktan ve kesik kesik gelmesi gibiydi. Bir anlığına hissedebiliyordu Oren"i, ama sonra tekrar ortadan kayboluyordu.
Ã?evresindeki hiçbir şeyin farkında değildi Cervantes, tıpkı Salvador dışında kimsenin onun farkında olmaması gibi.
Salvador ise koboldun çevreside dönüyor ve insanlara bağırarak onları uzaklaştırmaya ve koboldu korumaya çalışıyordu. Diğer koboldların bunu görmemiş olması gerçekten de büyük bir şanstı.
Yalnız yine de Salvador kodoldu herkesten koruyamıyordu. Ama en sonunda bağırışları meyvesini verdi ve en azından birisi-koboldu korumaya çalıştığı için aynı öfkeyle-cevap verdi.
"Bu küçük piç erzağımızı çalıyordu!"
Bir şekilde artık Oren gitmişti, ama sanki gitmemişti. Sanki sürekli devam eden bir sinyalin artık çok uzaktan ve kesik kesik gelmesi gibiydi. Bir anlığına hissedebiliyordu Oren"i, ama sonra tekrar ortadan kayboluyordu.
Ã?evresindeki hiçbir şeyin farkında değildi Cervantes, tıpkı Salvador dışında kimsenin onun farkında olmaması gibi.
Salvador ise koboldun çevreside dönüyor ve insanlara bağırarak onları uzaklaştırmaya ve koboldu korumaya çalışıyordu. Diğer koboldların bunu görmemiş olması gerçekten de büyük bir şanstı.
Yalnız yine de Salvador kodoldu herkesten koruyamıyordu. Ama en sonunda bağırışları meyvesini verdi ve en azından birisi-koboldu korumaya çalıştığı için aynı öfkeyle-cevap verdi.
"Bu küçük piç erzağımızı çalıyordu!"
All power demands sacrifice...and pain. The universe rewards those willing to spill their life's blood for the promise of power.
Power demands sacrifice.
Power demands sacrifice.
-
Lord Necros
- Başbüyücü
- Posts: 1916
- Joined: Fri Apr 29, 2005 10:00 am
- Location: Necropolis
- Contact:
"Teşekkür ederim. Teşekkür ederim Hanımım, teşekkür ederim."
Genç adam yaklaşık bir dakika kadar türlü türlü teşekkürler geveledikten sonra Ilyamain"i tutup götürmeye başladı. Gittikleri yeri Ilyamain göremese de, Koruyucu hâlâ yanındaydı. Biraz sonra duyduğu iniltilerin ve histerik çığlıkların kaynağı olan kadının yanına varmıştı. Sesin geldiği yöne bakılırsa kadın tam önündeydi.
"İ-işte burada Hanımım. Yalvarırım onu kurtarın. Otacılar çok vakti kalmadığını söylemişlerdi."
Genç adam yaklaşık bir dakika kadar türlü türlü teşekkürler geveledikten sonra Ilyamain"i tutup götürmeye başladı. Gittikleri yeri Ilyamain göremese de, Koruyucu hâlâ yanındaydı. Biraz sonra duyduğu iniltilerin ve histerik çığlıkların kaynağı olan kadının yanına varmıştı. Sesin geldiği yöne bakılırsa kadın tam önündeydi.
"İ-işte burada Hanımım. Yalvarırım onu kurtarın. Otacılar çok vakti kalmadığını söylemişlerdi."
All power demands sacrifice...and pain. The universe rewards those willing to spill their life's blood for the promise of power.
Power demands sacrifice.
Power demands sacrifice.
Azazel geride yere çömelmiş parçalanmış gözünü ovuşturmaktaydı ilerde ise birşeyler olmaktaydı tam oraya yönelecekken şehirden gelen bir grup, sağ kalan gözüne ilişti.
Düşündüğü kadarıyla bunlar kara elf in bahsettiği dostlarıydı.
Kara elfin olduğu yöne doğru döndü.Orda olan bitene anlam vermeye çalıştı,bir sorun vardı kara elf olduğu yerde sekiyor,böcekler hareketlenmiş ve gnom ise çılgınca kahkahalar atıyordu.Sırtından kılıcını çekti ve defansif bir pozisyonda tuttu;
'' Heeeey!! Dostlarınız geri döndü !! Ve doğanın gazabı adına orda neler oluyor?!?! ''
Düşündüğü kadarıyla bunlar kara elf in bahsettiği dostlarıydı.
Kara elfin olduğu yöne doğru döndü.Orda olan bitene anlam vermeye çalıştı,bir sorun vardı kara elf olduğu yerde sekiyor,böcekler hareketlenmiş ve gnom ise çılgınca kahkahalar atıyordu.Sırtından kılıcını çekti ve defansif bir pozisyonda tuttu;
'' Heeeey!! Dostlarınız geri döndü !! Ve doğanın gazabı adına orda neler oluyor?!?! ''
isim:Azazel
Irk:Wood Elf/Lycanthrope (Natural Werewolf )
Meslek:level.4 Fighter/level 1.Werewolf Lord
Göz Rengi:Yeşil
Boy,Saç Rengi:1,72,Kızıl
Alignment:True Neutral
Irk:Wood Elf/Lycanthrope (Natural Werewolf )
Meslek:level.4 Fighter/level 1.Werewolf Lord
Göz Rengi:Yeşil
Boy,Saç Rengi:1,72,Kızıl
Alignment:True Neutral
Dekotta, yeni adı ile Elemsar hüsran içerisindeydi. Bir anlık bir şokla dizleri üzerine çökmüş ve sinirlerini kontrol etmekte zorlanmıştı. Bir an onu sonsuza kadar kaybettiğini, bir daha asla bulamayacağını düşünmüştü. Birkaç saniye sonra aklı selim bir şekilde düşünebilmeye başlamış, kafası daha ilginç meselelere kaymıştı ama mizacına hala hüzün hakimdi.
Lord Yeminer artık eskisi gibi hemen oracıkta değildi, çok uzaklarda gibiydi. Uzun bir üsre olmasa dahi aralarında oluşmuş olan kuvvetli bağ onlarıo bir arada tutuyordu.
İşte o esnada Dekotta aslında inancının kendi farkındalığından bile öteye olduğunu hissetti. Daha önce de tanrısını kaybetmişti karanlık rahip ama tepkisi kesinlikle bunun gibi değildi. Özüntü, hayal kırıklığı.. evet bunları yaşamıştı ama hiçbir zaman bunun gibi bir kayıp, eksik hissi yaşamamıştı.
"Seni buldum Lordum, bir daha bıraklmaya niyetim yok" dedi içerisinden Dekotta kendisini toparlamış ve gurubun geri kalanlarını takip ederken. Bu esnada çevresinde olanlara da olabildiğince göz gezdiriyordu. Büyücü sersemlemiş, hatta birisi büyü ağının dengesizliğinden bahsetmişti.
Anlaşıldığı kadarı ile bu sorun sadece onun sorunu değil, tüm diyarın sorunu idi ve birlikte çözmeleri gerekiyordu. "Keşke yapabileceklerim sınırlı olmasa" diye düşündü Dekotta ama hemen sonra kendisine hatırlattı. "Yapacaklarım asla sınırlanmadı, onları sınırlayan benim... Elimden gelenin en iyisini yapacağım" dedi içten içe. Hala Lord Yeminer oralarda biryerlerde idi. Bu değersiz kulunun varlığından mutlaka haberdardı ve mutlaka o da kendisi gibi bu durum için bir çözüm aruyordu. Rahibin sınırlı görüşünün çok ötesinde ama onun istekleri ile aynı doğrultuda.
Elemsar ayağa kalkarken Selemor'un dikkatle kendisine bakmakta olduğunu fark etti. Bu hareketine anlam verememiş olsa gerekti.
"Anlayamadım... sanki .. sanki..." dedi Elemsar ama devamını getiremedi. Sesi neredeyse kaybolacak tarzda " Yine kafam bana oyunlar oynuyor " dedi ve ayağa kalkıp gurubu takibe devam etti.
İleride birleri ya da birşeyler vardı. Bunlara dikket etse iyi olurdu.
Lord Yeminer artık eskisi gibi hemen oracıkta değildi, çok uzaklarda gibiydi. Uzun bir üsre olmasa dahi aralarında oluşmuş olan kuvvetli bağ onlarıo bir arada tutuyordu.
İşte o esnada Dekotta aslında inancının kendi farkındalığından bile öteye olduğunu hissetti. Daha önce de tanrısını kaybetmişti karanlık rahip ama tepkisi kesinlikle bunun gibi değildi. Özüntü, hayal kırıklığı.. evet bunları yaşamıştı ama hiçbir zaman bunun gibi bir kayıp, eksik hissi yaşamamıştı.
"Seni buldum Lordum, bir daha bıraklmaya niyetim yok" dedi içerisinden Dekotta kendisini toparlamış ve gurubun geri kalanlarını takip ederken. Bu esnada çevresinde olanlara da olabildiğince göz gezdiriyordu. Büyücü sersemlemiş, hatta birisi büyü ağının dengesizliğinden bahsetmişti.
Anlaşıldığı kadarı ile bu sorun sadece onun sorunu değil, tüm diyarın sorunu idi ve birlikte çözmeleri gerekiyordu. "Keşke yapabileceklerim sınırlı olmasa" diye düşündü Dekotta ama hemen sonra kendisine hatırlattı. "Yapacaklarım asla sınırlanmadı, onları sınırlayan benim... Elimden gelenin en iyisini yapacağım" dedi içten içe. Hala Lord Yeminer oralarda biryerlerde idi. Bu değersiz kulunun varlığından mutlaka haberdardı ve mutlaka o da kendisi gibi bu durum için bir çözüm aruyordu. Rahibin sınırlı görüşünün çok ötesinde ama onun istekleri ile aynı doğrultuda.
Elemsar ayağa kalkarken Selemor'un dikkatle kendisine bakmakta olduğunu fark etti. Bu hareketine anlam verememiş olsa gerekti.
"Anlayamadım... sanki .. sanki..." dedi Elemsar ama devamını getiremedi. Sesi neredeyse kaybolacak tarzda " Yine kafam bana oyunlar oynuyor " dedi ve ayağa kalkıp gurubu takibe devam etti.
İleride birleri ya da birşeyler vardı. Bunlara dikket etse iyi olurdu.
-
Black_Rider
- Kullanıcı

- Posts: 230
- Joined: Tue Aug 17, 2004 10:00 am
- Location: İst
- Contact:
Selemor Elemsarın haline bir anlam verememişti.Belki karnı ağrıyordur aman neyse dedi kendi kendine.
Gruptaki yarım elf ''Büyü ağının gitmesi şu anda karşılaşabilecegimiz en küçük sorun..Özellikle arkamızda bir ordu varken..'' dedi.Selemor bakışlarını yarım elfe çevirdi.Yarım elf uzun süren sessizliğini bozmuştu.Grupta birlikte yolculuktayken hiç konuştuğunu duymamıştı.Büyücü yarım elfe hak vermişti.Bu tehlikeyi goze almaları lazımdı yoksa büyük bir orduyla savaşmak zorunda kalabilirlerdi ve hiçbirinin bu savaştan sağ çıkma olanağı yoktu.
"Hehe.. Belanızı buldunuz sonunda ha?!" dedi neşeli bir şekilde cüce.Cüce gözlerini Selemorun yüzünde gezdirdi.Pek keyifli bir hali vardi.Selemor cüceye "Efendi cüce eğer büyü geri teperse sakalından daha fazla yerinin yanacağına emin olabilirsin dedi hafif bir tebessümle.
Yarım elf ''Oradalar..Yılmax orada..'' diye seslendi gruba doğru.Selemor'a bu isim tanıdık gelmişti.Selemor kirli sakallarını sıvazlamaya başladı.Efendi Eldarinin hana geldiğinde yanında iki büyücü daha vardı.Evet birisinin adı aynen bu isme uyuyordu.Yılmaxın kırmızı cuppeyı gıyeyen bir drow olduğunu hatırladı.
''Ã?nce diğerlerini bulmalıyız çocuklar..Herkez toparlanmadan böcek kardeşlerimize yük olmayı düşünmüyorum..Eldarin ve Gnomu göremedim..Sadece Yılmax var..Tanrım..Acele..Hadi..Ã?abucak yanına varalım..'' dedi yarım elf.Selemor afallayıp kalmıştı.Efendi Eldarindemi burdaydı?Yo bu kadar tesadüf ona fazlaydı.Grup Yılmaxa dogru ılerlerken büyücü yarım elfe seslendi"Efendi Eldarin ve Yılmaxı tanıyormusunuz? büyücü bu soruyu merak içinde sormuştu.
Gruptaki yarım elf ''Büyü ağının gitmesi şu anda karşılaşabilecegimiz en küçük sorun..Özellikle arkamızda bir ordu varken..'' dedi.Selemor bakışlarını yarım elfe çevirdi.Yarım elf uzun süren sessizliğini bozmuştu.Grupta birlikte yolculuktayken hiç konuştuğunu duymamıştı.Büyücü yarım elfe hak vermişti.Bu tehlikeyi goze almaları lazımdı yoksa büyük bir orduyla savaşmak zorunda kalabilirlerdi ve hiçbirinin bu savaştan sağ çıkma olanağı yoktu.
"Hehe.. Belanızı buldunuz sonunda ha?!" dedi neşeli bir şekilde cüce.Cüce gözlerini Selemorun yüzünde gezdirdi.Pek keyifli bir hali vardi.Selemor cüceye "Efendi cüce eğer büyü geri teperse sakalından daha fazla yerinin yanacağına emin olabilirsin dedi hafif bir tebessümle.
Yarım elf ''Oradalar..Yılmax orada..'' diye seslendi gruba doğru.Selemor'a bu isim tanıdık gelmişti.Selemor kirli sakallarını sıvazlamaya başladı.Efendi Eldarinin hana geldiğinde yanında iki büyücü daha vardı.Evet birisinin adı aynen bu isme uyuyordu.Yılmaxın kırmızı cuppeyı gıyeyen bir drow olduğunu hatırladı.
''Ã?nce diğerlerini bulmalıyız çocuklar..Herkez toparlanmadan böcek kardeşlerimize yük olmayı düşünmüyorum..Eldarin ve Gnomu göremedim..Sadece Yılmax var..Tanrım..Acele..Hadi..Ã?abucak yanına varalım..'' dedi yarım elf.Selemor afallayıp kalmıştı.Efendi Eldarindemi burdaydı?Yo bu kadar tesadüf ona fazlaydı.Grup Yılmaxa dogru ılerlerken büyücü yarım elfe seslendi"Efendi Eldarin ve Yılmaxı tanıyormusunuz? büyücü bu soruyu merak içinde sormuştu.
Herkes aya benzer.Karanlık bir tarafı vardır ve bunu hiç kimseye göstermez... Enter the Ghost Lake The waters whisper of something brooding no way out of here) Son of Dark --------------- Isim:Denikron Githalas Irk:Human Sinif:Wi
İlyamain mantıklı düşünemediğini fark etti. Düşünceleri sürekli ruhunun derinliklerinde kayboluyor, önündeki hanımın inlemeleri bile bunu aşıp geçemiyordu. Ama... Ama ilyamain kendisini zorlayarak da olsa toparlanmalıydı.
"Görüyorsun ki körüm!" dedi İlyamain adamın olduğunu düşündüğü tarafa dönerek. "şimdi gereksiz konuşmalara girmenin ve ağlayıp yas tutmanın zamanı değil, söyle bana... Karının nesi var? Tam olarak ne oldu? Otacılar ne dediler? Eğer otacılar çok vakti kalmadığını söyledilerse o zaman bir de teşhis koymaya çalışmayız. Bu iyi olur... Acele et..."
Ardından kadına döndü ve el yordamı ile, yoklaya yoklaya eğilerek "Duyabiliyor musun güzelim?" dedi. Kadının saçlarına dokunup onları okşamaya başladı ve bir yandan da "Benimle konuşabiliyor musun?" diye sorusunu genişletti.
"Görüyorsun ki körüm!" dedi İlyamain adamın olduğunu düşündüğü tarafa dönerek. "şimdi gereksiz konuşmalara girmenin ve ağlayıp yas tutmanın zamanı değil, söyle bana... Karının nesi var? Tam olarak ne oldu? Otacılar ne dediler? Eğer otacılar çok vakti kalmadığını söyledilerse o zaman bir de teşhis koymaya çalışmayız. Bu iyi olur... Acele et..."
Ardından kadına döndü ve el yordamı ile, yoklaya yoklaya eğilerek "Duyabiliyor musun güzelim?" dedi. Kadının saçlarına dokunup onları okşamaya başladı ve bir yandan da "Benimle konuşabiliyor musun?" diye sorusunu genişletti.
Hayatın anlamsız oyunlarında anlamlı bir kapı açmak için sadece gözlerini kapat ve... hisset...
Hisset yaşamak için olan savaşını, böylece elde edersin o sonsuz anlamı...
Hisset yaşamak için olan savaşını, böylece elde edersin o sonsuz anlamı...
Hastlisch kurt lordunun sesiyle kendine geldi ve onun gösterdiği yöne baktı. Aslında lanetin başka bir şey için kullanıldığı aklına geldi. Tehlike olsa şu ana kadar ya uzaklaşmış yada saldırmış olmalıydı. Artık sakinleşmişti. Hemen ileride yan yana yatan baygın goblin ve gümüşyüz'ün olduğu tarafa doğru gitmeye başladı ve bir taraftanda diğerleriyle tek düze ses tonuyla konuşmaya başladı.
"Hoş geldiniz. Siz gittikten sonra Eldarin adından benim tanıdığım ama beni hatırlamayan beyaz cüppeli büyücü Eldarin buradan gaz bulutu olup ayrıldı. Beni hatırlamaması normal zaten benim hafızam oldukça güçlüdür ve herkesin benim kadar güçlü bir hafızası olmasını beklemek yanlış olacaktır!"
Kurt adam ve Yarı orkun yanından geçerken bakmadan eliyle şöyle bir gösterdi.
"Bunlarda bize daha sonra katılan ve şehirden gelen kişiler. İkiside oldukça çok belaya bulaşmış ve bizim iyileştirme gücümüz olmadığından bu şekilde sizi beklemek zorununda kaldılar. Aranızda iyileştirebilecek birileri varsa onlara yardım edebilir."
Sonunda Gümüşyüz ve baygın goblinin yanına geldi. Goblinin hala baygın olduğu ama elerinin bağlı olmadığı aklına geldi. Goblini çevirip ellerini ve ayaklarını çuvalından çıkarttığı ipi ile bağlarken başı ile böceklerin olduğu tarafı işaret etti ve
"Siz yokken Albert, Pastör ve Newton'a binmiş 3 yaylı goblin bize saldırdı."
Sonrasında ise gümüş yüzü göstererk
"Gümüş yüz adındaki şövalye saldırıda öldü. Onun için yapabileceğimiz bir şey yoktu. Ancak ölmeden önce Oren adına cezalandırılacaklarını söylemişti ve sanırım cezalandırıldırıldılarda"
Son cümlesini ederken ileride, arkasında goblinlerin duruduğu çalılıkları gösterdi.
"Ancak şu anda ellerini bağladığım sadece baygın. Ondan bilgi alabileceğimiz düşündük. Albert, Newton ve Pastör'de şu anda benim yandaşlarım..."
Gelip omzuna konan Schön pençelerini gereğinden fazla sıkıpta Hastlisch'in canını acıttığında bir şeyi daha eklemesi gerektiğini düşündü
"... ve aslan yürekli Schön'ün komutası altındalar."
Schön kabarmış göğsü ve baş tüyleri ile mağrur bir bakış attı Yeni gelenlere. Bağlama işi bittiğinde Hastlisch patlama sonrası ağrımaya başlayan belini doğrulturken biraz zorlandı. Ancak yinede bu patlamalara alışkın bir bünyesi vardı. Bu kadar büyük olmasa da, ayda en az bir kere.
"Görüyorumki sizinde yanınızda bazı kurtulanlar var."
Kara tenli elf'in durumunu gördüğünde onun bir kurtulan oluğunu anladı. Ancak diğerleri bu yıkımdan kurtulan adamlara benzemiyordu. Üstünde kusmuğa benzer lekeler olan zırhlı iri adam ise kendisini zaten savunabilecek birine benziyordu. Bir uzun gitmiş başka bir uzun gelmişti. Ancak bu uzun diğer uzunun aksine beyaz tonu yerine kara tonu daha çok seviyor gibiydi.
Aralarına bir kara tenli daha katılmıştı. Aslında bu kasabada bir karaelfin barındırılması ona pekte bir acaip gelmişti ama çok garipsemedi. Bu diyarda karaelflerin ne kadar fazla olduğunu zaten biliyordu. Sırf yer üstüne çıkanlar bile o kadar fazlaydıki aşağıdaki kara elflerin yerleşim yerinin bir goblin kolonisini andırdığını bile düşündüğü olmuştu.
En azından güvenilirliğine Eladrinin'de inandığı bir karaelfleri vardı diğer kara elfin yapabileceği gizli şeyleri normal bir insandan daha fazla anlayabilirdi.
Birden aklına Nameftler geldi.
"Dikkatli olun bu yakınlarda bir ölüm büyücüsü yada ölüm rahibi olduğu duyumunu aldım. Kaos lejyonunun ardından buradaki cesetler Yeminer inananları ve ona yönelimli büyücüler için hazine değeri taşıyordu. Yada daha kötüsü bu ordu içinde ölü kaldırıcılar var."
Etrafında hisettiği büyünün huzursuz dalgalanışları onunda aslında kafasını kurcalıyordu, sanki çuvalındaki siyah toz ve binanın patlaması yetmiyormuş gibi. Ama şu anda bunları araştıracak durumda değildi. Buradan bir an önce gitmek en büyük arzusuydu.
"Sizler neler buldunuz? Bütün bir şehir o kadar çabuk düşmüş olmaz."
*Yada bu ordunun elinde çok sayıda büyücü ve rahip hatta belki de çok daha büyük bir güç var!*
Diye aklından geçirdi ama düşüncelerini şimdilik kendine sakladı.
"Hoş geldiniz. Siz gittikten sonra Eldarin adından benim tanıdığım ama beni hatırlamayan beyaz cüppeli büyücü Eldarin buradan gaz bulutu olup ayrıldı. Beni hatırlamaması normal zaten benim hafızam oldukça güçlüdür ve herkesin benim kadar güçlü bir hafızası olmasını beklemek yanlış olacaktır!"
Kurt adam ve Yarı orkun yanından geçerken bakmadan eliyle şöyle bir gösterdi.
"Bunlarda bize daha sonra katılan ve şehirden gelen kişiler. İkiside oldukça çok belaya bulaşmış ve bizim iyileştirme gücümüz olmadığından bu şekilde sizi beklemek zorununda kaldılar. Aranızda iyileştirebilecek birileri varsa onlara yardım edebilir."
Sonunda Gümüşyüz ve baygın goblinin yanına geldi. Goblinin hala baygın olduğu ama elerinin bağlı olmadığı aklına geldi. Goblini çevirip ellerini ve ayaklarını çuvalından çıkarttığı ipi ile bağlarken başı ile böceklerin olduğu tarafı işaret etti ve
"Siz yokken Albert, Pastör ve Newton'a binmiş 3 yaylı goblin bize saldırdı."
Sonrasında ise gümüş yüzü göstererk
"Gümüş yüz adındaki şövalye saldırıda öldü. Onun için yapabileceğimiz bir şey yoktu. Ancak ölmeden önce Oren adına cezalandırılacaklarını söylemişti ve sanırım cezalandırıldırıldılarda"
Son cümlesini ederken ileride, arkasında goblinlerin duruduğu çalılıkları gösterdi.
"Ancak şu anda ellerini bağladığım sadece baygın. Ondan bilgi alabileceğimiz düşündük. Albert, Newton ve Pastör'de şu anda benim yandaşlarım..."
Gelip omzuna konan Schön pençelerini gereğinden fazla sıkıpta Hastlisch'in canını acıttığında bir şeyi daha eklemesi gerektiğini düşündü
"... ve aslan yürekli Schön'ün komutası altındalar."
Schön kabarmış göğsü ve baş tüyleri ile mağrur bir bakış attı Yeni gelenlere. Bağlama işi bittiğinde Hastlisch patlama sonrası ağrımaya başlayan belini doğrulturken biraz zorlandı. Ancak yinede bu patlamalara alışkın bir bünyesi vardı. Bu kadar büyük olmasa da, ayda en az bir kere.
"Görüyorumki sizinde yanınızda bazı kurtulanlar var."
Kara tenli elf'in durumunu gördüğünde onun bir kurtulan oluğunu anladı. Ancak diğerleri bu yıkımdan kurtulan adamlara benzemiyordu. Üstünde kusmuğa benzer lekeler olan zırhlı iri adam ise kendisini zaten savunabilecek birine benziyordu. Bir uzun gitmiş başka bir uzun gelmişti. Ancak bu uzun diğer uzunun aksine beyaz tonu yerine kara tonu daha çok seviyor gibiydi.
Aralarına bir kara tenli daha katılmıştı. Aslında bu kasabada bir karaelfin barındırılması ona pekte bir acaip gelmişti ama çok garipsemedi. Bu diyarda karaelflerin ne kadar fazla olduğunu zaten biliyordu. Sırf yer üstüne çıkanlar bile o kadar fazlaydıki aşağıdaki kara elflerin yerleşim yerinin bir goblin kolonisini andırdığını bile düşündüğü olmuştu.
En azından güvenilirliğine Eladrinin'de inandığı bir karaelfleri vardı diğer kara elfin yapabileceği gizli şeyleri normal bir insandan daha fazla anlayabilirdi.
Birden aklına Nameftler geldi.
"Dikkatli olun bu yakınlarda bir ölüm büyücüsü yada ölüm rahibi olduğu duyumunu aldım. Kaos lejyonunun ardından buradaki cesetler Yeminer inananları ve ona yönelimli büyücüler için hazine değeri taşıyordu. Yada daha kötüsü bu ordu içinde ölü kaldırıcılar var."
Etrafında hisettiği büyünün huzursuz dalgalanışları onunda aslında kafasını kurcalıyordu, sanki çuvalındaki siyah toz ve binanın patlaması yetmiyormuş gibi. Ama şu anda bunları araştıracak durumda değildi. Buradan bir an önce gitmek en büyük arzusuydu.
"Sizler neler buldunuz? Bütün bir şehir o kadar çabuk düşmüş olmaz."
*Yada bu ordunun elinde çok sayıda büyücü ve rahip hatta belki de çok daha büyük bir güç var!*
Diye aklından geçirdi ama düşüncelerini şimdilik kendine sakladı.
Göz alıcı tepenin yerinde artık binalar yükseliyor. Büyük, ulu; ama büyüleyici mi? Sislerin ardından ışığı daha net görürdüm, şimdi, kalabalığın içinde, koca bir boşluktayım.
Eskisi ka
Eskisi ka
"Elimizde yeterince büyücü var, önemli değil di mi? Hehhee..
Ben yardım edebilirim fakat şu an için değil. şu böcüklere gelince. Çok işimize yarayabilirler..
Ölü şövalye için yapacak birşeyimiz yok, ruhunun huzuru bulması için dua etmekten başka..
Senden daha önce o büyücü ile karşılaştım gınom. Bize bir şey yapamayacak kadar korkak. Heh.
Sanırım buradan bir an önce ayrılmak en iyi yol. Orklarla işimiz bittikten sonra umarım sağ kalırsak bunları anlatacak fazlasıyla vaktimizin olacağından şüphe etmeyin. Vakit şu an bizim için yeterince kıymetli ve bunu burada maceralarımızı anlatmak için geçiremeyeceğimiz kadar çok..
şehir tamamen düşmüş, 10 kasaba halkının_ıı yani kalanların bize ihtiyacı var. Gitmek için uygun bir zaman olmalı?"
Sonra aklına Vilthas' ın 10 kasaba yolu üzerinde büyü yolu ile yarattığı at aklına geldi.
"Belki şu büyüleriniz.. Bize çabuk gitmemizde yardımcı olabilir mi?"
Ben yardım edebilirim fakat şu an için değil. şu böcüklere gelince. Çok işimize yarayabilirler..
Ölü şövalye için yapacak birşeyimiz yok, ruhunun huzuru bulması için dua etmekten başka..
Senden daha önce o büyücü ile karşılaştım gınom. Bize bir şey yapamayacak kadar korkak. Heh.
Sanırım buradan bir an önce ayrılmak en iyi yol. Orklarla işimiz bittikten sonra umarım sağ kalırsak bunları anlatacak fazlasıyla vaktimizin olacağından şüphe etmeyin. Vakit şu an bizim için yeterince kıymetli ve bunu burada maceralarımızı anlatmak için geçiremeyeceğimiz kadar çok..
şehir tamamen düşmüş, 10 kasaba halkının_ıı yani kalanların bize ihtiyacı var. Gitmek için uygun bir zaman olmalı?"
Sonra aklına Vilthas' ın 10 kasaba yolu üzerinde büyü yolu ile yarattığı at aklına geldi.
"Belki şu büyüleriniz.. Bize çabuk gitmemizde yardımcı olabilir mi?"
-I grow tired of shouting battle cries when fighting this mage. Boo will finish his eyeballs once and for all, so he does not rise again! Evil, meet my sword! SWORD, MEET EVİL!!
"Aaaargh vith hargluk, kaas d' Lloth usstan orn elgg dos..." Sözler ağzından istemsizce çıkmış olmasına rağmen gnom'a olan kızgınlığı geçmemişti. Ama gnom'un da etrafa çılgınca hareketlerle saldırdığını görünce hatasını anlamıştı başbüyücü. Bu gnom da Eldarin gibi çabuk panikleyen bir büyücüydü. Artık söyleyeceği sözlere daha dikkat etmesi gerektiğini anlıyordu ama, büyü yapmanın büyük tehlikeler yaratabileceği bu durumda ne yapması beklenebilirdi ki? Menzoberranzandaki kıtlık günlerinde bile büyüleri işe yarardı. O kahrolasıca rahibelerin büyüleri Lloth onlara cevap vermediği zamanlar işe yaramaz birer paçavraya dönmüşlerdi ama şimdi büyüsü yoktu ve kendini gereksiz bir eşya gibi hissediyordu. İstemsizce eli cüppesinin gizli ceplerinden birindeki Kadim Taş'a gitti. Elleriyle nazikçe dokunarak içerisindeki gücü hissetmeye çalıştı. Hala gücünün yerinde olduğunu hissedince bu durumun bu bölgeye has olmasını ve geçici olmasını diledi. Büyüleri olmadan nasıl sağ kalırdı.GM wrote:Yılmax aniden bacağına çarpan sert bir şeyin acısını hissetti. Bacağında oldukça ağrılı bir sızlama oluşurken Yılmax kendini tutamayarak bacağını kavradı ve hoplamaya başladı ve aynı anda Hastlisch aniden görünür hale geldi. Gerçekten de delirmişe benziyordu. Evcil hayvanlarını çağırdığında üç böcek de yıldırım gibi Yılmax, Nakh ve Hastlisch"in yanına gelip etraflarında turlamaya başlamışlardı. Schön de gökte benzeri bir şekilde turluyordu.
Hastlisch şehre dönüp tetiği çektiğinde üç kere ard arda bir alev huzmesi silahın ucundan fışkırdı ve şehre doğru yöneldi. Yine de fazla ileri gidemedi.
"Ã?ncelikle sağ dönmenize sevindim Harbormm, ama Finrod nerede? Onu göremiyorum ve (gülümseyerek) Sanırım çırak dostumuzu bulmuşsunuz."Harbormm wrote:"Elimizde yeterince büyücü var, önemli değil di mi? Hehhee..
Ben yardım edebilirim fakat şu an için değil. şu böcüklere gelince. Çok işimize yarayabilirler..
Ölü şövalye için yapacak birşeyimiz yok, ruhunun huzuru bulması için dua etmekten başka..
Senden daha önce o büyücü ile karşılaştım gınom. Bize bir şey yapamayacak kadar korkak. Heh.
Sanırım buradan bir an önce ayrılmak en iyi yol. Orklarla işimiz bittikten sonra umarım sağ kalırsak bunları anlatacak fazlasıyla vaktimizin olacağından şüphe etmeyin. Vakit şu an bizim için yeterince kıymetli ve bunu burada maceralarımızı anlatmak için geçiremeyeceğimiz kadar çok..
şehir tamamen düşmüş, 10 kasaba halkının_ıı yani kalanların bize ihtiyacı var. Gitmek için uygun bir zaman olmalı?"
Drow'a dönerek "vel'uss ph' dos damned abbil? vel'bol ph' dos xunin ghil? usstan xuat khaless dos!!!!" Başka bir drow daha peşime birilerini daha mı takmışlar. Lanet olsun...
Harbormm wrote:"Belki şu büyüleriniz.. Bize çabuk gitmemizde yardımcı olabilir mi?"
"Gitmek ama nereye gitmek Harbormm? Nereye gitmemizi planladığını bir açıklasan daha iyi olurdu. Hem büyülerimi kullanmayı pek planlamadığımı itiraf etmeliyim. Bu çok fazla tehlike yaratır..."
Kainatta mutlak iyilik ya da mutlak kötülük diye birşey yoktur.
Yalnızca güç vardır.
Güce sahip olan herşeye hükmeder.
Ta ki karşısına daha güçlü birisi dikilene dek...
Yilmax Z'yl Arnen
Red Robe Mage
İnsan labirentte, içgüdülerini ince, keskin bir uç gibi bilemelidir, neredeyse bir hançerin, bir kılıcın ağzı kadar keskin, çünkü içgüdüler de hayatta kalmak için kullanılan silahlardır ve sık
Nakh,Yılmax'ı sakinleştirmek için tuttuğu kolunu bıraktı ve önce arkasındaki kurt adama sonrada yeni gelen kişilere baktı.Yeni gelenlerin arasındada yılmaxla aynı ten renginde olan biri vardı,muhtemelen aynı ırktandılar.Birde cüce vardı adam üzerindeki zırhlarla metal bir gülleden farksızdı,kim bilir bunların içerisinde nekadar hantaldı,bu zayıflığı bir an dile getirmek istemişti fakat daha cüceye selam bile vermemişti aslında buna tenezzül bile etmedi.Cüceler orkları ezeli düşmanlarından kabul ederlerdi tabi ork kanı taşıyan yarım orklarıda.Cüceye selam verirse karşılık alamayacağını biliyordu.
Keşiş sadece konuşulanları dinledi.Cüceyi,bilmiş tavırlar sergileyen gnomu ve yılmax'ı.
Nakh yavaş yavaş yeniden yere oturdu.Bu adamların konuşması biraz daha devam edecek gibiydi,bu kasvetli günün ardından kendini biraz iyi edebilecek güce yeniden kavuşabilecekti.Adamların hiç biri tedavi yöntemlerini bilmiyor gibiydi,iyileştirebilselerdi kendi gücünüde kullanmasına gerek kalmayacaktı bu gerçektende çok iyi olurdu.
Yarım ork her durumda bu kişilerin yanında yer alması gerektiğini biliyordu,şu anda en önemli şey hayatta kalmaktı,hayyatta kalamazsa tekniğini geliştiremeyecek ve manasıtırınıda kuramayacaktı.
Keşiş sadece konuşulanları dinledi.Cüceyi,bilmiş tavırlar sergileyen gnomu ve yılmax'ı.
Keşiş, iradesine sahip olamayan biri olsaydı kahkahalarının bütün ormanda yankılanacağını düşündü.Fazla gelişmiş üç böceyi bir kuşun komutasına vermek.Gnom ve hayvanı nekadar garip bir ikiliydi böyle,büyük bir aşk olmalıydı bu.Hastlisch wrote:ve aslan yürekli Schön'ün komutası altındalar
Umarım yol boyunca tek kelimesini bile anlamadığım bu dilde konuşmazlar.Yılmax wrote: Aaaargh vith hargluk, kaas d' Lloth usstan orn elgg dos,vel'uss ph' dos damned abbil? vel'bol ph' dos xunin ghil? usstan xuat khaless dos
Nakh yavaş yavaş yeniden yere oturdu.Bu adamların konuşması biraz daha devam edecek gibiydi,bu kasvetli günün ardından kendini biraz iyi edebilecek güce yeniden kavuşabilecekti.Adamların hiç biri tedavi yöntemlerini bilmiyor gibiydi,iyileştirebilselerdi kendi gücünüde kullanmasına gerek kalmayacaktı bu gerçektende çok iyi olurdu.
Yarım ork her durumda bu kişilerin yanında yer alması gerektiğini biliyordu,şu anda en önemli şey hayatta kalmaktı,hayyatta kalamazsa tekniğini geliştiremeyecek ve manasıtırınıda kuramayacaktı.
[b:bc27a75495]Ignorance is not bliss, merely uninformed misery.[/b:bc27a75495]
-
Lord Necros
- Başbüyücü
- Posts: 1916
- Joined: Fri Apr 29, 2005 10:00 am
- Location: Necropolis
- Contact:
Yılmax"ın tepkisi üzerine Barra Qu'elaeruk bir adım geriye çekildi, sonra da gözlerini kısarak drowa baktı. Huzursuz görünüyordu. Sonra rahatlayıp bakışlarını gevşetti ve sıcak bir şekilde Yılmax"a cevap verdi.
"Vedui', dalharuk d'lil Olath Ilhar. Ol zhah bwael ulu kyorl jalbyr du'ased dalhar d' Lloth. Usstan assure dos, gaer zhah nau ssrig'luin ulu eszak bauth uns'aa abbil."
Ardından drow sessizliğe gömüldü ve diğerlerini izlemeye devam etti.
"Vedui', dalharuk d'lil Olath Ilhar. Ol zhah bwael ulu kyorl jalbyr du'ased dalhar d' Lloth. Usstan assure dos, gaer zhah nau ssrig'luin ulu eszak bauth uns'aa abbil."
Ardından drow sessizliğe gömüldü ve diğerlerini izlemeye devam etti.
All power demands sacrifice...and pain. The universe rewards those willing to spill their life's blood for the promise of power.
Power demands sacrifice.
Power demands sacrifice.
Who is online
Users browsing this forum: No registered users and 1 guest